Jump to content
John Ahmet

Deizm ve Ateizm kıyaslaması, benzer savları ve ayrıldığı noktalar

Recommended Posts

Tanrı savım ile ilgili bu yazımın konusu bağlamında büyük bir beklenti içerisinde olabilirsiniz.  Bir yazıda bunu başarmak mümkün olmaz ayrıca sadece benim çabamla bu açıklığa kavuşamaz. Fakat yine bir şeyler yazma gayretindeyim çünkü bilinçaltımın derinliklerinden gelen bir istekle yazıyorum. Umarım bunun nedeni bir gün açıklanır ve bunun nedeni ilkel dürtülerimiz ve ihtiyaçlarımızdan dolayı tanrı kavramının acımızı dindiren bir nitelikte olmasından öte tanrı ile doğrudan bağlantılı olmamızdan dolayıdır.

 

Birbirlerine zıt deist ve ateist düşüncenin hangisinin bir cehalet olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz bu noktada agnostik olarak kalıp bu iki düşünceyi oluşturan en temel noktalara kadar anlatamazsak bu iki düşüncede kendi içerisindeki cahilliğinde diretir.

 

Ateist düşüncenin temel dayanaklarını incelediğimde evrenin sürekli var olan madde ve enerjinin belirli nicelikteki kombinasyonlarından meydana geldiğini bunun dışında bir varoluşu materyalist düşüncenin de katkılarıyla reddettiğini, dolayısıyla bu kombinasyonların tanrı kavramına hiç ihtiyaç duymadan her şeyi açıklayabileceğini savunduğu konusunda umarım yanılmıyorumdur. Yine ateist, evrende kaosun hakim olduğunu hatta her ne oluştuysa bu duruma kaosun yardım ettiğini düşünmektedir. 

 

Deist düşünceyi açıklamadan ve tüm dayanaklarının temel noktalarına değinmeden önce bir deistin tanrıyı ateistin denklemlerinde nereye konumlandırdığını merak ediyor olabilirsiniz.

 

İki düşüncenin en temelinde ayrıldığı nokta bilinç konusundadır. Bir ateist bilincin kaosun yardım etmesiyle evrende oluşan bir yan ürün, bir sos olduğunu düşünürken deist bilinci en başta tutar. 

 

Ateist

enerji -> madde ve enerji ---kaos---> bilinç 

 

Deist

tanrı(bilinç) -> enerji -> madde ve enerji ----farkındalıkla oluşturulan yapısal eğilim----> bilinç

 

Ben

tanrı(bilinç) -> enerji -> madde ve enerji ----farkındalıkla oluşturulan yapısal eğilim----> bilinç kümesi ----farkındalıkla ve/veya zorunlu olarak oluşan eğilim ---> tanrı(bilinç).

 

Bilinç konusunu incelemeye başladığımızda bilincin evrenin kaos ortamında oluşan beklenmedik bir ürün mü yoksa enerjinin ve dolayısıyla maddenin yapısındaki oluşturulmuş bir veya bir çok niteliğinden kaynaklı zorunlu ve beklenen bir yapı mı olduğu konusunu araştırdığımızda artık tanrı kavramına ihtiyaç hissetmek için nedenleriniz oluşmaya başlayabilir. Bence tanrı kanıtlanmayı bekliyorsa kendisini burada arayabiliriz. Bilincin biyoloji sonra kimya ve fizikteki tanımı, açıklaması ve doğası, ateist düşünceye temel olan materyalizme gölge düşürüp tanrı savı için sorular oluşturmaya başlayabilir.

 

Biyolojide önce canlı tanımından başlayıp bilinci indirgeyebileceğimiz yere kadar indirgeyip, sonra bu durumun oluşma koşulları içerisindeki örüntüyü kavrayıp geriye kalan işi kimyaya bırakıp, kimyanın bildiğimiz manadaki canlılığı oluşturan tüm denklemlerin içerisindeki tüm örüntüyü kavramasını sağlayıp son olarak madde ve enerji içerisinde böyle bir örüntünün tekrarlanıp tekrarlanmadığı konusunu fiziğe bırakarak mevcut evrenin evriminde canlıyı oluşturmaya çalışan bir eğilimin yada  yönelimin olup olmadığını net bir şekilde ortaya koymadan bu konuda bilgi sahibi olamayız. Dolayısıyla bu kanıtlanmadan yani evrende canlıyı oluşturan bir eğilim yada yönelimin tespiti yapılmadan ateistlerle tanrı savını pozitif manada konuşmak ve tartışmak pek olası görünmüyor.

 

Ateistler çoğu zaman dinlerin ve tanrı inancının bir çeşit morfin olduğunu iddia etmektedir. Bu morfine ihtiyaç duymadan ve tanrı inancını tetikleyen bilinçaltı dürtülerinizden olabildiğince soyutlanıp tanrı savı olmadan bir hayat sürebildiğiniz için sizi tebrik ederim. Tanrıyı bir an için ebeveyniniz gibi hayal edin ve ebeveyninize ihtiyaç duymadan yaşamayı başarmaya başlamanızı ebeveyniniz nasıl değerlendiriyorsa umarım tanrı da sizi böyle bir sevgiyle kuşatır. Fakat unutmamak gerekir ki bilimin ışığında bir gün kendisine ulaşırsanız. Ateizmin cehaletinde ısrar edip kendisini üzmeyin. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 minutes ago, John Ahmet said:

Tanrıyı bir an için ebeveyniniz gibi hayal edin ve ebeveyninize ihtiyaç duymadan yaşamayı başarmaya başlamanızı ebeveyniniz nasıl değerlendiriyorsa umarım tanrı da sizi böyle bir sevgiyle kuşatır. Fakat unutmamak gerekir ki bilimin ışığında bir gün kendisine ulaşırsanız. Ateizmin cehaletinde ısrar edip kendisini üzmeyin. 

 

Özellikler hristiyanlardan bu gibi aptalca ifadeleri çok duyar insanlar, tanrı sizi seviyor falan. Madem bu tanrı o kadar sevgi dolu bu dünyadaki adaletsizlikler, acılar neden var?

 

Çoğunluğu Afrika'da olmak üzere neden bebekler açlıktan ölüyor, neden sakat bebekler doğuyor? İnsanları acı çekerken seyretmek mi sevgi? Sokayım onun sevgisine diyeceğim de kendisi ortalarda yok, sadece tanrı diye zırvalayan geri zekalılar var. Yani şu dünyanın haline bakıp hala tanrı sevgi ile insanları kuşatır demek için insanın tam bir salak olması gerekir. Bu kadar da analitik düşünmekten, mantıktan, neden-sonuç ilişkisi kurmaktan uzak olunmaz ki. Bu tanrı sevgi dolucular dünyadaki onca acı, vahşet ve adaletsizlik ile sevgi dolu tanrı kavramını nasıl bağdaştırıyorlar aklım almıyor. Sevgi dolu bir tanrı böyle bir dünya mı yaratır? Dalga mı geçiyorsunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, sağduyu yazdı:

seviyor falan

 

Sen bunu boş ver şu soruya cevap ver. Nasıl oluyor da sürekli kendisinden daha yoğun maddelere dönüşen bir evrende iki gök cismi güneş ve dünya oluşuyor ve dünyada hangi neden sonuç ilişkileri ile canlılık başlıyor da sen bir şekilde bir bilince sahipsin ve varlığının farkındasın? Bu konu hiç ilgini çekmiyor mu? Bu durum sana bir ateist olarak bir dumur yaşatmıyor mu?

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
26 dakika önce, John Ahmet yazdı:

 

Sen bunu boş ver şu soruya cevap ver. Nasıl oluyor da sürekli kendisinden daha yoğun maddelere dönüşen bir evrende iki gök cismi güneş ve dünya oluşuyor ve dünyada hangi neden sonuç ilişkileri ile canlılık başlıyor da sen bir şekilde bir bilince sahipsin ve varlığının farkındasın? Bu konu hiç ilgini çekmiyor mu? Bu durum sana bir ateist olarak bir dumur yaşatmıyor mu?

 

Tanrı size göre her şeyin başlangıcı ve mükemmel varlık o nasıl oluşmuş?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 minutes ago, John Ahmet said:

 

Sen bunu boş ver şu soruya cevap ver. Nasıl oluyor da sürekli kendisinden daha yoğun maddelere dönüşen bir evrende öyle iki gök cismi oluşuyor ki, güneş ve dünya oluşuyor ve dünyada hangi neden sonuç ilişkileri ile canlılık başlıyor da sen bir şekilde bir bilince sahipsin ve varlığının farkındasın? Bu konu hiç ilgini çekmiyor mu? Bu durum sana bir ateist olarak bir dumur yaşatmıyor mu?

 

En önemli şeyi nasıl boş veriyorsun? Orada bir bebek sakat, doğuyor acı çekiyor, burada bir bebek açlıktan ölüyor, sen gelmiş bunu boş ver diyorsun. Neden boş vereyim? Neden dünyada yaşanan acıları, vahşeti, adaletsizlikleri görmezden gelip senin sevgi dolu tanrı zırvanı kabul edeyim? Sen bana dünyada bu kadar acı, adaletsizlik ve vahşet varken hangi mantıkla sevgi dolu bir tanrı var diyebiliyorsun, bunu anlat. Demek senin umurunda bile değil canlıların acı çekmesi, adaletsizlik, senin için tek önemli olan uyduruk bir tanrı imajını insanlığa sevgi dolu tanrı diye yutturmaya çalışmak. 

 

Bazı şeyleri bilmemen kıçından bir tanrı çıkarmanı gerektirmiyor, bilmiyorsan bırak öyle kalsın. Bilmiyorum o halde uydurmalıyım şeklindeki düşünce tarzı sana göre olabilir ama bazılarına bu uymaz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 dakika önce, sağduyu yazdı:

tanrı zırvanı kabul edeyim

 

Kabul etme tanrının bilim ile nasıl çakışabileceği konusunda bir önermede bulundum. İlk yazımı anlamaya çalışın ve canlılığı oluşturan evrenin buna yönelik bir yönelimi var mı yoksa her şey bir kaza mı? Size kimse tanrıyı kanıtlamaya çalışmıyor. Sizi bir ateist olarak kabul ediyor ve bir çok konuyu açıklığa kavuşturmak için gerekli insanlar olduğunuzu düşünüyorum. Şimdi didişmeyi bırak kendi düşünsel dünyanda tanrıyı neden reddetiğin konusunu sonra konuşalım. Öncelikle canlılığın oluşumunun bir kaza olup olmadığını bir masaya yatıralım.

 

12 dakika önce, illusion_ yazdı:

Tanrı size göre her şeyin başlangıcı ve mükemmel varlık o nasıl oluşmuş?

 

Bu sorudan önce cevaplanması gerekli bir çok soru varken öncelikle tanrının bilimle çelişmeyen ve bu disiplinde açıklanabilen bir olgu olup olmadığını elimizde kalan tüm neden sonuç ilişkileri ile irdeleyip sonra senin sorunu cevaplamaya çalışabiliriz ama öncelikle @sağduyu 'ya yönelttiğim soruları aynen sana da yöneltiyorum.

 

 

Evet son olarak canlılık bir kaza mı yoksa kaza süsü mü verilmiş?

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, John Ahmet said:

 

Kabul etme tanrının bilim ile nasıl çakışabileceği konusunda bir önermede bulundum. İlk yazımı anlamaya çalışın ve canlılığı oluşturan evrenin buna yönelik bir yönelimi var mı yoksa her şey bir kaza mı? Size kimse tanrıyı kanıtlamaya çalışmıyor. Sizi bir ateist olarak kabul ediyor ve bir çok konuyu açıklığa kavuşturmak için gerekli insanlar olduğunuzu düşünüyorum. Şimdi didişmeyi bırak kendi düşünsel dünyanda tanrıyı neden reddetiğin konusunu sonra konuşalım. Öncelikle canlılığın oluşumunun bir kaza olup olmadığını bir masaya yatıralım.nelttiğim soruları aynen sana da yöneltiyorum.

 

Bilim hiç bir zaman tanrı diye bir safsata ile çakışmaz.

 

Tanrıyı neden reddettiğim gayet açık değil mi? Yok da onun için, olması da mantıken imkansız, sadece tanrı var diye ortalarda gezinen senin gibi bir takım kerameti kendinden menkul insanlar var.

 

Tek başına olan bir varlık nasıl evren ve canlı yaratacak? Hangi bilgiyle?

 

Canlılık nasıl oluşmuşsa oluşmuş, nasıl oluştuğunu bilmiyorum diye kıçımdan bir tanrı mı uydurmam gerekiyor? Senin yaptığın şey bu işte. Bilmediğin zaman uyduruyorsun, işin kötüsü uydurduğun şeyi bir de gerçek sanıyorsun.

 

Sen bana ortada açlıktan ölen bebekler varken hangi mantıkla sevgi dolu bir tanrı var diyebiliyorsun, önce bunu açıkla.

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, sağduyu yazdı:

Bilim hiç bir zaman tanrı diye bir safsata ile çakışmaz.

 

Tanrıyı neden reddettiğim gayet açık değil mi? Yok da onun için, olması da mantıken imkansız, sadece tanrı var diye ortalarda gezinen senin gibi bir takım kerameti kendinden menkul insanlar var.

 

Tek başına olan bir varlık nasıl evren ve canlı yaratacak? Hangi bilgiyle?

 

Canlılık nasıl oluşmuşsa oluşmuş, nasıl oluştuğunu bilmiyorum diye kıçımdan bir tanrı mı uydurmam gerekiyor? Senin yaptığın şey bu işte. Bilmediğin zaman uyduruyorsun, işin kötüsü uydurduğun şeyi bir de gerçek sanıyorsun.

 

Sen bana ortada açlıktan ölen bebekler varken hangi mantıkla sevgi dolu bir tanrı var diyebiliyorsun, önce bunu açıkla.

 

Neye inandığının daha doğru olabileceği yada hangisi daha mantıklı gibi bir sorunsal değil gerçekte ne olduğunu sorgulamak çok daha başka bir şeydir.

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 minutes ago, John Ahmet said:

 

Konu neye inandığının daha doğru olabileceği yada hangisi daha mantıklı gibi bir sorunsal değil gerçekte ne olduğunu sorgulamak çok daha başka bir şeydir.

 

Madem öyle, ne diye bir uyduruk, hayal ürünü bir varlığı gerçek diye pazarlama gayretindesin?

 

Gerçek, tanrı diye bir varlığın olmadığıdır.

 

Tanrının sadece insanların zihinlerinde olan hayali bir karakter olduğunun farkında mısın? Gerçekte yok öyle bir şey.

tarihinde sağduyu tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 hours ago, John Ahmet said:

Sen bunu boş ver şu soruya cevap ver. Nasıl oluyor da sürekli kendisinden daha yoğun maddelere dönüşen bir evrende iki gök cismi güneş ve dünya oluşuyor ve dünyada hangi neden sonuç ilişkileri ile canlılık başlıyor da sen bir şekilde bir bilince sahipsin ve varlığının farkındasın? Bu konu hiç ilgini çekmiyor mu? Bu durum sana bir ateist olarak bir dumur yaşatmıyor mu?

 

Sürekli daha yoğun maddelere dönüşen evrende güneş ve dünya oluşuyor derken..?

Canlılığın neden sonuç ilişkileri dediğin şey üzerine tonla araştırma, yayın ve kitap var ortalıkta..

Son olarak, neden dumur yaşatması gerekiyor? Hangi durumda dumur yaşatmazdı?

 

Dediğim gibi, dumur dediğimiz şey, temelde avcılık-toplayıcılık ve sosyalleşme için evrimleşmiş beynimizin sınırlı algı ve kavrayışına dair olabilir. 

Belki bu kadarını kavrayabildiğimize bile şükretmeliyiz..

Biz kiim; atom altı parçacıklar, milyarlarca yıllık süreçler ve sonsuz evren kim..

 

Zihnimizi her türlü çalıştıralım ama, "benim kafa basmadı, o zaman tanrı" yöntemi olmasın bu rica ederim.

 

17 hours ago, John Ahmet said:

Evet son olarak canlılık bir kaza mı yoksa kaza süsü mü verilmiş?

 

Çok boyutlu diğer başlığın ve beraberinde ayağı yere basmadığı ayyuka çıkan kısımları güme gidecek ama neyse şimdilik.

 

Kaza tabiri de pek doğru ve oturaklı değil. "Hiç olmaması gerekirken olmuş"a gönderme yapıyor sanki ve gerçekte böyle bir durum yok.

Dinozor ve hesap meselesi var bir de(Unutmamak için yazdım)

 

Soru şu olmalı belki:

 

İki evren düşünün. İkisinde de canlılık ve bilinç ortaya çıkmış. Her şey aynı. Ama arada bir farkla:

 

- Birinci (A evreni) evrende bir amaç doğrultusunda ortaya çıkarılmış. 

- İkinci (B evreni) evrende ise tamamı ile doğal olarak oluşmuş.  Herhangi bir amaç doğrultusunda falan değil.

 

Birinin arkasında bir çeşit özne var, diğerinin yok.

 

Şimdi, bu iki evrenden hangisinin amaçlı-bilinçli-erekli olanı, hangisinin ise öyle olmadığını nasıl ayırt edersiniz? Edebilir misiniz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
19 dakika önce, teflon yazdı:

- Birinci (A evreni) evrende bir amaç doğrultusunda ortaya çıkarılmış. 

- İkinci (B evreni) evrende ise tamamı ile doğal olarak oluşmuş.  Herhangi bir amaç doğrultusunda falan değil.

 

Birinin arkasında bir çeşit özne var, diğerinin yok.

 

Şimdi, bu iki evrenden hangisinin amaçlı-bilinçli-erekli olanı, hangisinin ise öyle olmadığını nasıl ayırt edersiniz? Edebilir misiniz?

 

İşte bu ikisinin kesişim kümesi olan mevcut evrenimizi açıklamak için tanrıyı denkleme ilave etmeden bir açıklama yapmak imkansızdır.

 

Fakat güzel soru tebrik ederim.

 

19 dakika önce, teflon yazdı:

şükretmeliyiz..

 

Şükretmeyi bilen bir anlayışının olduğuna sevindim. Şimdilik bu kadarlık şuur ve benliğimizle yazabildiklerimiz bu kadar elbette. Daha açıklayıcı ve bilimsel kesinlik oluşturan bilimsel anlayışımızla birlikte şiirsel ve yüksek sanatsal kabilietlerimiz de olsaydı kimse tanrıdan şüphe duymazdı.

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 minutes ago, John Ahmet said:

İşte bu ikisinin kesişim kümesi olan mevcut evrenimizi açıklamak için tanrıyı denkleme ilave etmeden bir açıklama yapmak imkansızdır.

 

İşte o zaman seninkisi duruma vazife uydurmak oluyor. Yani bir çeşit "ad-hoc hipotez". Hakkaniyetli bir hipotez değil yani.

Meseleyi ters yüz ediyorsun.

Mantık dışına çıkan söylem ve eklemelerini hesaba katmıyorum bile. O durumda zaten bir şey açıklamış değil, açıklamamış oluyorsun.

Mantık dışından auta gönderiyorsun. E bizim bütün derdimiz o mantığın sınırları içerisinde kalmak zaten.

 

Varoluş için dışarıdan müdahaleyi gerektirir bir zorunluluk(*) göstermeniz gerekiyor ki, bunu başaran olmadı bugüne kadar. ((*)Bilinmeyen değil, zorunluluk)

Hatta bugün geldiğimiz nokta, zorunluluğun tam tersi yönde olduğunu gösteriyor.

Determinizm-Kaos ve termodinamik.

Ve mantık.

 

Bir şeyi izah ederken mantık sınırları içerisinde kalamıyorsanız eğer, gerisine hiç uğraşmayın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, teflon yazdı:

Varoluş için dışarıdan müdahaleyi gerektirir bir zorunluluk(*) göstermeniz gerekiyor ki, bunu başaran olmadı bugüne kadar. ((*)Bilinmeyen değil, zorunluluk)

Hatta bugün geldiğimiz nokta, zorunluluğun tam tersi yönde olduğunu gösteriyor.

 

Penros'un evrenin başlangıcı ile ilgili termodinamiğin 2. yasasına darbe vuran tezleri bunu başarmış yada başarmaya çok yakın olabilir. Daha yüksek bir şuurla okunması gerekir. Hatta bu tezin küçük bir açıklamasını Fiziğin Gizemi adlı kitapta bulabilirsin. T=0 anı ile ilgili entropi eksenli bir açıklama var orada okursan tabi...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
43 dakika önce, John Ahmet yazdı:

 

Penros'un evrenin başlangıcı ile ilgili termodinamiğin 2. yasasına darbe vuran tezleri bunu başarmış yada başarmaya çok yakın olabilir. Daha yüksek bir şuurla okunması gerekir. Hatta bu tezin küçük bir açıklamasını Fiziğin Gizemi adlı kitapta bulabilirsin. T=0 anı ile ilgili entropi eksenli bir açıklama var orada okursan tabi...

Kaçıyorsun. Önümüze bir şey sunmuyor. Şunu okursanız şöyle böyle diyorsun. Bıçak kemiğe dayanınca yuvarlıyorsun. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
24 minutes ago, John Ahmet said:

Penros'un evrenin başlangıcı ile ilgili termodinamiğin 2. yasasına darbe vuran tezleri bunu başarmış yada başarmaya çok yakın olabilir. Daha yüksek bir şuurla okunması gerekir. Hatta bu tezin küçük bir açıklamasını Fiziğin Gizemi adlı kitapta bulabilirsin. T=0 anı ile ilgili entropi eksenli bir açıklama var orada okursan tabi...

 

Penrose'un aksi yönde çalışmaları da var. Mevzu sadece penrose da değil bu arada. Bu konu şu başlık çerçevesinde tartışılmıştı ve benim şuradaki mesajım var ordan, tam şu an ki mevzuya isabet edecek:

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/66259-ateistler-size-göre-enerji-ve-bilginin-kökeni-nedir/&do=findComment&comment=1396771

 

O başlığın tamamı incelenebilir.

Maxwell'in cini mevzusu da incelenmeli bu arada.

 

Kaldı ki hala yakınlıklardan bahsediyoruz. Zorunluluktan değil.

Kaldı ki bu durumda senin devridaim makinesinin hali de nice oluyor. ;) 

 

Ve sen sence tanrı ya da o her neyse, bütün bir varoluşun gizemini, ancak insanlığın ortaya çıkışından ~250.000 yıl sonra ortaya çıkarabileceği, hatta hala çıkaramadığı bir fenomene; taaa evrensel arası geçiş sürecindeki hesapların arkasına mı koydu? Gelmiş geçmiş bunca jenerasyona ve hatta şimdiki jenerasyona büyük bir haksızlık demektir bu. Meselenin bir de şu benim "yetersizlik argümanı" yönü var. Kapı gibi yerinde bence..Hep sen mi teori üreteceksin? 

 

Termodinamiğin birinci ve en temel yasası orada duruyor. O yıkılmadığı sürece üreteceğin her tür senaryo ve mitolojinin sonundaki şey tanrı olamayacak. Ya da bunun ve beraberinde mantığın da dışına çıkacaksın ki, o zaman da insan mantığı için var olma kabiliyeti, yani bir geçerliliği olmayacak.

 

Hani kaba ve iyimser tabiri ile bile, sıranın tanrıya gelmesine daha çoook var. O da teist/deist kardeşlerimizin güzel hatırı için.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.09.2018 at 23:19, John Ahmet yazdı:

Bu sorudan önce cevaplanması gerekli bir çok soru varken öncelikle tanrının bilimle çelişmeyen ve bu disiplinde açıklanabilen bir olgu olup olmadığını elimizde kalan tüm neden sonuç ilişkileri ile irdeleyip sonra senin sorunu cevaplamaya çalışabiliriz

 

Evrimi bilimle kanıtlamak için gözlenebilir şekilde incelemek gerekir diye düşünüyorum. Örneğin, laboratuvarda yararlı mutasyonları gözlemleyebileceğiz.

 

Evrimi savunan kişilerde bir şey fark ettim, olasılık yüksekliği üzerine çok konuşuluyor evrimde ve doğal seçilimde. Örneğin insan atasının otların üzerinden görebilmek için iki ayak üzerinde yürümeye başladığının mantıklı olduğunun ileri sürülmesi gibi. Bu bilim olarak adlandırılıyor. Bence bu felsefe yapmak gibi. Oysa ki tasarım mantığı üzerinden de olasılık yürütülebilir. Laboratuvarda ışığa duyarlı bir hücre oluşturma ihtimali üzerinde durularak bir gözün evrimle oluşup oluşmayacağı olasılık dahilinde hesaplanabilir belki.

 

Bunların üzerinde neden bu kadar durulması gerektiğini anlamak için evrimin veya yaratılışın ne kadar hassas dengede olduğunu fark etmek gerekiyor. Bunun için iki gözünüzü elinizle kapatıp evin odalarını gezip bir tur atmanızı isterim. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.09.2018 at 21:06, John Ahmet said:

Tanrı savım ile ilgili bu yazımın konusu bağlamında büyük bir beklenti içerisinde olabilirsiniz.  Bir yazıda bunu başarmak mümkün olmaz ayrıca sadece benim çabamla bu açıklığa kavuşamaz. Fakat yine bir şeyler yazma gayretindeyim çünkü bilinçaltımın derinliklerinden gelen bir istekle yazıyorum. Umarım bunun nedeni bir gün açıklanır ve bunun nedeni ilkel dürtülerimiz ve ihtiyaçlarımızdan dolayı tanrı kavramının acımızı dindiren bir nitelikte olmasından öte tanrı ile doğrudan bağlantılı olmamızdan dolayıdır.

 

Birbirlerine zıt deist ve ateist düşüncenin hangisinin bir cehalet olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz bu noktada agnostik olarak kalıp bu iki düşünceyi oluşturan en temel noktalara kadar anlatamazsak bu iki düşüncede kendi içerisindeki cahilliğinde diretir.

 

Ateist düşüncenin temel dayanaklarını incelediğimde evrenin sürekli var olan madde ve enerjinin belirli nicelikteki kombinasyonlarından meydana geldiğini bunun dışında bir varoluşu materyalist düşüncenin de katkılarıyla reddettiğini, dolayısıyla bu kombinasyonların tanrı kavramına hiç ihtiyaç duymadan her şeyi açıklayabileceğini savunduğu konusunda umarım yanılmıyorumdur. Yine ateist, evrende kaosun hakim olduğunu hatta her ne oluştuysa bu duruma kaosun yardım ettiğini düşünmektedir. 

 

Deist düşünceyi açıklamadan ve tüm dayanaklarının temel noktalarına değinmeden önce bir deistin tanrıyı ateistin denklemlerinde nereye konumlandırdığını merak ediyor olabilirsiniz.

 

İki düşüncenin en temelinde ayrıldığı nokta bilinç konusundadır. Bir ateist bilincin kaosun yardım etmesiyle evrende oluşan bir yan ürün, bir sos olduğunu düşünürken deist bilinci en başta tutar. 

 

Ateist

enerji -> madde ve enerji ---kaos---> bilinç 

 

Deist

tanrı(bilinç) -> enerji -> madde ve enerji ----farkındalıkla oluşturulan yapısal eğilim----> bilinç

 

Ben

tanrı(bilinç) -> enerji -> madde ve enerji ----farkındalıkla oluşturulan yapısal eğilim----> bilinç kümesi ----farkındalıkla ve/veya zorunlu olarak oluşan eğilim ---> tanrı(bilinç).

 

Bilinç konusunu incelemeye başladığımızda bilincin evrenin kaos ortamında oluşan beklenmedik bir ürün mü yoksa enerjinin ve dolayısıyla maddenin yapısındaki oluşturulmuş bir veya bir çok niteliğinden kaynaklı zorunlu ve beklenen bir yapı mı olduğu konusunu araştırdığımızda artık tanrı kavramına ihtiyaç hissetmek için nedenleriniz oluşmaya başlayabilir. Bence tanrı kanıtlanmayı bekliyorsa kendisini burada arayabiliriz. Bilincin biyoloji sonra kimya ve fizikteki tanımı, açıklaması ve doğası, ateist düşünceye temel olan materyalizme gölge düşürüp tanrı savı için sorular oluşturmaya başlayabilir.

 

Biyolojide önce canlı tanımından başlayıp bilinci indirgeyebileceğimiz yere kadar indirgeyip, sonra bu durumun oluşma koşulları içerisindeki örüntüyü kavrayıp geriye kalan işi kimyaya bırakıp, kimyanın bildiğimiz manadaki canlılığı oluşturan tüm denklemlerin içerisindeki tüm örüntüyü kavramasını sağlayıp son olarak madde ve enerji içerisinde böyle bir örüntünün tekrarlanıp tekrarlanmadığı konusunu fiziğe bırakarak mevcut evrenin evriminde canlıyı oluşturmaya çalışan bir eğilimin yada  yönelimin olup olmadığını net bir şekilde ortaya koymadan bu konuda bilgi sahibi olamayız. Dolayısıyla bu kanıtlanmadan yani evrende canlıyı oluşturan bir eğilim yada yönelimin tespiti yapılmadan ateistlerle tanrı savını pozitif manada konuşmak ve tartışmak pek olası görünmüyor.

 

Ateistler çoğu zaman dinlerin ve tanrı inancının bir çeşit morfin olduğunu iddia etmektedir. Bu morfine ihtiyaç duymadan ve tanrı inancını tetikleyen bilinçaltı dürtülerinizden olabildiğince soyutlanıp tanrı savı olmadan bir hayat sürebildiğiniz için sizi tebrik ederim. Tanrıyı bir an için ebeveyniniz gibi hayal edin ve ebeveyninize ihtiyaç duymadan yaşamayı başarmaya başlamanızı ebeveyniniz nasıl değerlendiriyorsa umarım tanrı da sizi böyle bir sevgiyle kuşatır. Fakat unutmamak gerekir ki bilimin ışığında bir gün kendisine ulaşırsanız. Ateizmin cehaletinde ısrar edip kendisini üzmeyin. 

Makale yazarken yada bir düşünce betimlerken okuyucuyu en çok rahatsız eden şey, yazarın kendi içindeki gizli ve bencil böbürlenmesidir. Yazar bunu fark etmez okuyucu fark eder. 
 
Siz bırakın böbürlenmeyi sadece Tanrı ya inanmayı övmeyi değil kendinizi Tanrı ve veya Tanrının bir parçası olarak görmüşsünüz. Bu kibir ile size ne anlatılabilir? 
 
Öncelikle deizm ve ateizm birbirinin zıttı değildir. Çünkü bunlar sonuç değil fonksiyondur. Arabanın güneye gitmesi ile kuzeye gitmesi zıtlıktır. Ancak yavaş veya hızlı gitmesi zıtlık değildir. 
 
Diğer husus teizm, "diyalektik metaryalizmi" işlettiği de Tanrı öngörüsü, ateizmin var oluşumuzu açıklayacağı her türlü iddaa ya örtüşecektir. Çünkü teizm kümesinin alt kümesi olan ateizm olur. Bu sebeple evrim veya bingbang gibi konular her iki durumda da ortak konular olur. Bu yüzdende her iki durumun süreci aynıdır. 
 
Ayrıca ateizmin bilinci ret ettiğini nerden çıkardınız? Biz bilinçsizmiyiz? 
 
Fen bilimlerinin bilinç tanımı ile maddecilik felsefesine gölge düşürmesi... Kafa mı buluyorsun? Şimdi sana morfin anlatmalı. Din gerçeği görmeye engel değildir. Fakat gerçeği görürken senin kafa bulmanda olduğu gibi gerçekten sapar işte buna biz algı bozukluğu diyoruz. Çünkü hem bilimsel bilgi bilinci tanımlar hemde bu bilgi maddecilik içinde nedensellikten sapmaz. 
 
 
 
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×