Jump to content
akılsızşuursuzatom

Ateistler kör ve sağır taklidi mi yapar ?

Recommended Posts

- Günümüz ateistleri başta olmak üzere birçok kişi fizikte bulunan bu argümanın gerçek olmadığını, bir yasanın başka bir yasayı beraberinde getirdiğini, dolayısıyla âlemdeki dengenin kurulmasının zor bir şey olmadığını söylemekteler.
- Bunu destekleyecek delilleri yok ama, savundukları şey şu yönde:
"Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." 
- Kainattaki bu hassas dengenin varlığı hakikat değil midir?

Aşık Yolcu tarafından Sa, 20/01/2015 - 01:47 tarihinde gönderildi

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bütün kâinatta harika bir dengenin varlığını inkâr eden kördür. Bunu bilimlerin ince fizik kanunlarını bilmeye de gerek yoktur. Gece-gündüz dengesi, ekoloji dengesi, organ naklinin şahadetiyle, insanların organları arasındaki simetrik formlar gibi gözle görülen öyle dengeler var ki, bütün varlıklarda mükemmel bir adalet ölçüsünün varlığına şahitlik etmektedir.

Bu ateistin de iki gözü, iki kulağının simetrik dengesi, onun bu iddiasının çürüklüğünü gözler önüne sermektedir.

Ateistler, şimdiye kadar bilimin verilerini bahane ederek ve yanlış yorumlar yaparak, pozitivist ve materyalist bir yolda yürümeyi denediler. Şimdi ise, Kur’an’ın söylediklerine hizmet eden bir bilimi karşılarında görünce “aslandan kaçan yaban hayvanları”nın pozisyonuna girmeyi tercih ettiler.

- Bununla beraber, böyle hassas bir argümanın olmadığını iddia eden kimse, bu davasını bilime dayanarak ispat etmesi gerekir.

“Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." ifadesi, bu konuda bir acizliğin ifadesidir. Cehalet ile bu ifade arasında da çok güçlü bir denge vardır. Mevcut olan hakikatler karşısında suspus olan bir kimsenin, olup olmaması bilinmeyen bir tahmine dayanarak, nefes almaya çalışmak ile mevcut bilim verilerinden kaçmak arasında gerçekten güçlü bir uyum vardır.

- Diğer bir ifadeyle, "Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." sözü doğrudur. Anlamı da şudur: Bir gün bu sır daha iyi anlaşılırsa, kainattaki bu hassas dengenin ne kadar gerçek olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

 “Bir şeyi duymak istemeyen kadar sağır kimse yoktur.” derler. Bu ateistlerin kâinatın düzeni ve nizamı ve dolayısıyla bir yaratıcısının varlığını duymak ve bilmek istemeyişleri, tıpkı böyle sağır taklidi yapan kimse gibidir. Bilimin ve varlığın hakikatlarını ters yüz etmede, son derece maharet sahibidirler.

Kâinatta atomdan galaksilere kadar, nizam, denge ve düzen içerisinde olmayan bir tane varlık gösterebilecekler mi? Öyle çok uzağa gitmelerine gerek yok. Kendi vücutlarına baksalar, aradıkları o dengeyi fazlasıyla bulacaklardır.

- Elleri ve ayakları mı dengede değil? Gözleri ve kulakları mı, yoksa akciğerleri ve damrları mı dengesiz?.. Yani gözlerinin birinin inek gözü gibi, diğerinin sinek gözü gibi, kulaklarının birisi fare, diğeri merkep kulağı gibi, ağzındaki dişlerin bir kısmı at, bir kısmı da it dişi gibi, başı da kuş başı gibi olsa idi o zaman dengenin hakikatını anlarlardı.

Kandaki akyuvarların, alyuvarlara oranı ve dengesi biraz değişiverse, kan kanseri olacak, dengenin sağlanması için elinden geleni yapmaya gayret gösterecekti. Teneffüs ettiği havanın dengesi bir an için bozuluverse, oksijen azalıp, karbondioksit yüksek oranda artsa idi, o dengenin değerini bile takdir etmeye vakti kalmazdı.

Koyunun bir ayağı inek ayağı gibi, başı tavuk başı gibi olsa idi, hayvanlardaki son derece hassas dengeyi ve intizamlı yapıyı anlardı.

- Kâinattaki o hassas denge olmasa idi, yerküre 23.5 derece başını eğip, güneşin etrafında saatte 108.000 km. süratle gezebilecek miydi?

İşte kâinatta son derece hassas dengeyi kuran ve yöneten bir yaratıcı olmasa idi, canlılar bir anda ortadan kalkacak, güneş orada, ay ve yıldızlar yerinde, yerküre burada olmayacak, âlem bir anda alt-üst olacaktı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Peki hocam bahsi geçen denge 13- 14 milyar yıllık bir süreçten geçerek oluşmuş olamaz mı? Bu durumu dikkate almayıp sürekli gözardı etmek de bir çeşit "körlük ve sağırlık" durumu değilmidir?

 

Daha 1900 lü yılların başında yaşanan herhangi bir olay "gerçekten oldu mu, olmadı mı" diye tarşılıp ispatlanamazken, bizim miniminiminiminiminnacık ömrümüz bu dengenin nasıl oluştuğunu ve kim tarafından oluşturulduğunu görmeye yeterli bir süremidir sizce?

 

Veeee ayrıca bu denge, yeri geliyor zaman zaman saşmalara uğruyor. Yaz ortasında kar yağışı,  çift başlı buzağı, sakat doğan bebekler, aşırı kuraklık veya aşırı yağışlar, açlıktan ölen insanlar ve daha bir çok örnek... 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Kâinattaki o hassas denge

 

Şimdi düşünüyorum madem "hassas" bir denge var, neden depremler oluyor, hortum çıkıyor, kuraklık oluyor, güneş insanı rahatsız ediyor, soğukta yine yaşam zorlaşıyor, hastalıklar var, hayvanlar bile açlıktan ölüyor. 

 

Bunlar nasıl hassas denge? Normal bir denge var dersiniz anlarım da hassas ne yahu? 

 

Bunlar gerçekleri göz ardı ederek laf cambazlığı yapan dinciler işte. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
24 dakika önce, illusion_ yazdı:

 

Şimdi düşünüyorum madem "hassas" bir denge var, neden depremler oluyor, hortum çıkıyor, kuraklık oluyor, güneş insanı rahatsız ediyor, soğukta yine yaşam zorlaşıyor, hastalıklar var, hayvanlar bile açlıktan ölüyor. 

 

Bunlar nasıl hassas denge? Normal bir denge var dersiniz anlarım da hassas ne yahu? 

 

Bunlar gerçekleri göz ardı ederek laf cambazlığı yapan dinciler işte. 

evrene bakın, dünyamızın eksen eğikliğine bakın yaşam çok zorlaşırdı biraz farklı olsaydı .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

evrene bakın, dünyamızın eksen eğikliğine bakın yaşam çok zorlaşırdı biraz farklı olsaydı .

 

Yaşam zaten zor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

yani  Canlılık  olmazdı  belki  onu  demek  istedim.

 

Canlılık olacak kadar denge var gerisi zorlu bir yaşam. Böyle hassas denge mi olur? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayır. Muslimler kör ve sağır taklidi yapar. Kuranlarını okur ama vahşetle dolu olduğunu, sayfalarının arasından kan damladığını görmezler. Kafirleri, münafıkları, müşrikleri öldürmeleri gerektiği yazar, bu ifadeler onlara okunur, ama işitmezler. "Yok yok Kuran'da çok güzel şeyler yazar ebele babala bübele" diye duymamak için bağırarak kulaklarını tıkarlar.  

 

Onlar körler, sağırlardır, onlara gösteremez ve işittiremezsin. Üstelik beyinleri de köleliğe, huriler şaraplar kızarmış etler uğruna yalakalığa şartlanmıştır. Bu nasıl allah, canlıları birbirlerini yemeye mahkum mu etmiş desen düşünmezler, yok yok allah çok merhametli diye sayıklarlar.

 

Gönüllerinden geçene inanmaya çalışan masum kıt akıllılar olmakla kalsalar yine akılları bu kadar eriyor diye geçiştirirsin ama cinayetlere, sömürüye, aldatmaya, kullanmaya, istismara yığınlar halinde alet olmasalar! Yığın yığın topluca kullanılırlar, zombiler gibi, robotlar gibi kitle halinde kullanılırlar. Efendileri güya allah adına öldürmelerini emreder, koştura koştura öldürmeye atılırlar, sinekler gibi kendileri de ölürler.

 

Nefret ve kinle doludurlar, kendileri gibi inanmayanların sonsuza kadar azap çekmesini isterler ve bu azapların kendi hurili şaraplı keyiflerini bir kat daha artıracağı şeklinde iğrenç bir inanca sahiptirler. Bir milyon yıllık azap tamam yeter artık diyecek ahlaktan bile yoksundurlar, sonsuza kadar azapta kıvransınlar biz ise sonsuza kadar zevk edelim diye isterik çığlıklar atarlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, democrossian yazdı:

Hayır. Muslimler kör ve sağır taklidi yapar. Kuranlarını okur ama vahşetle dolu olduğunu, sayfalarının arasından kan damladığını görmezler. Kafirleri, münafıkları, müşrikleri öldürmeleri gerektiği yazar, bu ifadeler onlara okunur, ama işitmezler. "Yok yok Kuran'da çok güzel şeyler yazar ebele babala bübele" diye duymamak için bağırarak kulaklarını tıkarlar.  

 

Onlar körler, sağırlardır, onlara gösteremez ve işittiremezsin. Üstelik beyinleri de köleliğe, huriler şaraplar kızarmış etler uğruna yalakalığa şartlanmıştır. Bu nasıl allah, canlıları birbirlerini yemeye mahkum mu etmiş desen düşünmezler, yok yok allah çok merhametli diye sayıklarlar.

 

Gönüllerinden geçene inanmaya çalışan masum kıt akıllılar olmakla kalsalar yine akılları bu kadar eriyor diye geçiştirirsin ama cinayetlere, sömürüye, aldatmaya, kullanmaya, istismara yığınlar halinde alet olmasalar! Yığın yığın topluca kullanılırlar, zombiler gibi, robotlar gibi kitle halinde kullanılırlar. Efendileri güya allah adına öldürmelerini emreder, koştura koştura öldürmeye atılırlar, sinekler gibi kendileri de ölürler.

 

Nefret ve kinle doludurlar, kendileri gibi inanmayanların sonsuza kadar azap çekmesini isterler ve bu azapların kendi hurili şaraplı keyiflerini bir kat daha artıracağı şeklinde iğrenç bir inanca sahiptirler. Bir milyon yıllık azap tamam yeter artık diyecek ahlaktan bile yoksundurlar, sonsuza kadar azapta kıvransınlar biz ise sonsuza kadar zevk edelim diye isterik çığlıklar atarlar.

Müslümlerin öve öve bitiremedikleri hassas denge işte budur. Hemi de öyle bilimsel araştırmaya da gerek yok, her an içindeyiz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

- Günümüz ateistleri başta olmak üzere birçok kişi fizikte bulunan bu argümanın gerçek olmadığını, bir yasanın başka bir yasayı beraberinde getirdiğini, dolayısıyla âlemdeki dengenin kurulmasının zor bir şey olmadığını söylemekteler.
- Bunu destekleyecek delilleri yok ama, savundukları şey şu yönde:
"Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." 
- Kainattaki bu hassas dengenin varlığı hakikat değil midir?

Aşık Yolcu tarafından Sa, 20/01/2015 - 01:47 tarihinde gönderildi

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bütün kâinatta harika bir dengenin varlığını inkâr eden kördür. Bunu bilimlerin ince fizik kanunlarını bilmeye de gerek yoktur. Gece-gündüz dengesi, ekoloji dengesi, organ naklinin şahadetiyle, insanların organları arasındaki simetrik formlar gibi gözle görülen öyle dengeler var ki, bütün varlıklarda mükemmel bir adalet ölçüsünün varlığına şahitlik etmektedir.

Bu ateistin de iki gözü, iki kulağının simetrik dengesi, onun bu iddiasının çürüklüğünü gözler önüne sermektedir.

Ateistler, şimdiye kadar bilimin verilerini bahane ederek ve yanlış yorumlar yaparak, pozitivist ve materyalist bir yolda yürümeyi denediler. Şimdi ise, Kur’an’ın söylediklerine hizmet eden bir bilimi karşılarında görünce “aslandan kaçan yaban hayvanları”nın pozisyonuna girmeyi tercih ettiler.

- Bununla beraber, böyle hassas bir argümanın olmadığını iddia eden kimse, bu davasını bilime dayanarak ispat etmesi gerekir.

“Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." ifadesi, bu konuda bir acizliğin ifadesidir. Cehalet ile bu ifade arasında da çok güçlü bir denge vardır. Mevcut olan hakikatler karşısında suspus olan bir kimsenin, olup olmaması bilinmeyen bir tahmine dayanarak, nefes almaya çalışmak ile mevcut bilim verilerinden kaçmak arasında gerçekten güçlü bir uyum vardır.

- Diğer bir ifadeyle, "Bir gün yaratılış sırrı çözüldüğünde anlayacaksınız." sözü doğrudur. Anlamı da şudur: Bir gün bu sır daha iyi anlaşılırsa, kainattaki bu hassas dengenin ne kadar gerçek olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

 “Bir şeyi duymak istemeyen kadar sağır kimse yoktur.” derler. Bu ateistlerin kâinatın düzeni ve nizamı ve dolayısıyla bir yaratıcısının varlığını duymak ve bilmek istemeyişleri, tıpkı böyle sağır taklidi yapan kimse gibidir. Bilimin ve varlığın hakikatlarını ters yüz etmede, son derece maharet sahibidirler.

Kâinatta atomdan galaksilere kadar, nizam, denge ve düzen içerisinde olmayan bir tane varlık gösterebilecekler mi? Öyle çok uzağa gitmelerine gerek yok. Kendi vücutlarına baksalar, aradıkları o dengeyi fazlasıyla bulacaklardır.

- Elleri ve ayakları mı dengede değil? Gözleri ve kulakları mı, yoksa akciğerleri ve damrları mı dengesiz?.. Yani gözlerinin birinin inek gözü gibi, diğerinin sinek gözü gibi, kulaklarının birisi fare, diğeri merkep kulağı gibi, ağzındaki dişlerin bir kısmı at, bir kısmı da it dişi gibi, başı da kuş başı gibi olsa idi o zaman dengenin hakikatını anlarlardı.

Kandaki akyuvarların, alyuvarlara oranı ve dengesi biraz değişiverse, kan kanseri olacak, dengenin sağlanması için elinden geleni yapmaya gayret gösterecekti. Teneffüs ettiği havanın dengesi bir an için bozuluverse, oksijen azalıp, karbondioksit yüksek oranda artsa idi, o dengenin değerini bile takdir etmeye vakti kalmazdı.

Koyunun bir ayağı inek ayağı gibi, başı tavuk başı gibi olsa idi, hayvanlardaki son derece hassas dengeyi ve intizamlı yapıyı anlardı.

- Kâinattaki o hassas denge olmasa idi, yerküre 23.5 derece başını eğip, güneşin etrafında saatte 108.000 km. süratle gezebilecek miydi?

İşte kâinatta son derece hassas dengeyi kuran ve yöneten bir yaratıcı olmasa idi, canlılar bir anda ortadan kalkacak, güneş orada, ay ve yıldızlar yerinde, yerküre burada olmayacak, âlem bir anda alt-üst olacaktı.

 

Cidden üzücü halen bu leş argümanları sunmanız, keşke felsefe/bilim ile ilgili eserlere baksanız bu konularda, bunlara verilmiş cevaplara baksanız, mesela:

 

alfa-sorgulama.blogspot.com/2014/08/hassas-ayar-arguman.html

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, Kör Saatçi yazdı:

 

Cidden üzücü halen bu leş argümanları sunmanız, keşke felsefe/bilim ile ilgili eserlere baksanız bu konularda, bunlara verilmiş cevaplara baksanız, mesela:

 

alfa-sorgulama.blogspot.com/2014/08/hassas-ayar-arguman.html

kitabı  var  alfanin  okudum  zaten  bunları daha  genişçe 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kur'an İncil'in tahrif olduğunu dolaylıda olsa iddia eder.

samimi bir dindar tanrının kelamını asla değiştirmez,değiştirmeyi aklının ucundan geçirmez..Eğer değiştirirse o hristiyan değil Tanrı düşmanıdır.

Buna rağmen Kur'an' da hristiyanlara belalar,lanetler okunur,hakaretler edilir,sanki suçlu hristiyanlarmış gibi.İncil tahrif olmuşsa,suçlu hristiyanlar değil üç beş sayfalık kitabına sahip çıkmayan Tanrıdır.

Böyle bir Tanrıdan denge ,adalet beklenemez

bu ise evrenin ve hayatın sonu demektir .çünkü (bana göre) kusursuzluk ve denge, evrenin ,hayatın devamlılığını sağlayan herşeydir.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Efendim

Bu ifadeleriniz benim için bir yola çıkış değil, bir sonuç ifade ediyor. 

 

Yani:

Siz "Allah var ve tektir" hipotezini savunuyorsunuz. Ben diyorum ki "Hadi test edelim.". Bunun üzerine bilim diyor ki "Bunun testi olmaz." 

Ben diyorum ki "Haydaaa, o zaman bu Allah'ın varlığını iddia eden kitap nerede? Onu test edelim. Belki bu kitap uydurmadır? "

 

Ve benim yola çıkışımda şöyle bir felsefe bulunuyor. Eğer Allah varsa, ve bu Allah beni yarattıysa, ve bu Allah beni test edecekse, bu Allah bana yalan söylemez. Ve bu Kuran %100 doğru olmak zorunda. Bunun içinden 1 ifade dahi yanlışsa bu kitap yanlıştır. Bakın burada kitaba kıvırma şansı bırakmıyorum. Ya doğrudur, ya yanlışdır. 

 

Bilim Kuran'ın içindeki ifadelerin bazılarının yanlış olduğunu ortaya koyduysa, geriye tek bir hipotez kalıyor, "Kuran'ın tarif ettiği haricinde bir yaratıcı var mı?" Bunu da ancak ve ancak bilim bunu doğruladıktan sonra anlayabiliim. 

Saygılarımla

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×