Jump to content
Ulusalcı

İlk Anıtkabir ziyaretim

Recommended Posts

Atatürk daha gençlik yıllarında çağdaş düşüncenin ve ilerlemeciligin savunucusuydu. Her gün kan kaybeden büyük bir imparatorluk hızla çökerken dört bir tarafta verilen savaş elbette onu daha da vatansever, daha da milliyetçi yapacaktı. 

 

Binbir güçlükle Milli Mücadele kazanılmış, sıra cumhuriyeti kurmaya gelmişti. Genç Cumhuriyet, klişe tabirle, büyük bir enkaz devralmisti. Onun için Atatürk dönemi de "asr-ı saadet" dönemi olmayacaktır. Ekonomik sorunlar, sosyal-siyasal kavgalar gırla gitmiştir. Daha doğrusu çağdaşlaşmanın ve milliyetçiliğin savunucuları pek memnunsa da; bazı toplum kesimleri gerek etnik gerek dini gerekse de değişime dirençleri sebebiyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardır. Mesela İslamciligin en büyük ismi M.Akif çekip Mısır'a gitmiştir. 

 

Yeni Cumhuriyet'le yeni bir ideoloji teşekkül ettirilirken de halkın Türk ve Müslüman olduğu varsayımıyla hareket edilmiştir. Türklük; hem Atatürk ve arkadaşlarının başlıca ideolojisidir hem de toplumu yekpare görme arzusunun bir yansımasıdır. İslamcilik ise kurucu kadronun arzu etmediği ancak dinin halkın nazarindaki değerini de bildiklerinden uluslaşma sürecinde bir ortak payda olarak ele alınmıştır. Tabi bir yandan da Türkçeleştirme, ilke ve devrimlerle İslâmî algı ve anlayışı laik bir çizgiye çekme hedefi gudulmustur. Elbette muhatap alınan mezhep de çoğunluğu oluşturan Sünni anlayış olmustur. Ancak altı cizilmelidir ki burada islamcilik/sunnicilik amacı gudulmemis; herkesi Türk gören standart bakış bu defa herkesi Sünni/müslüman saymıştır. Öyle ki o dönem birçok Türk topluluğu Anadolu'ya akın ederken Gagavuz Türkleri hristiyan oldukları için bizzat Atatürk tarafından ülkeye kabul edilmemişlerdir.

 

Görüldüğü üzere buradaki kaygı da tek parça bir halk kitlesi görme arzusundan ileri gelir. Dolayısıyla bu süreçte Kürt ve Alevi kimliklerinin dikkate alınmadığı bir vakadır. Farklı kimliklerin devleti parcalayacagi endişesi, yıkılan Osmanlı'dan bize miras kalmistir!

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 10.11.2018 at 15:16, Ulusalcı yazdı:

Milli duyguları olmayanlar için anlamsızdır ancak böyle şeyler. 

 

O duyguları da bırakmak lazım nasıl dini duyguları bırakmak lazımsa. Çünkü bu du duygular insan merkezli değil, tanrı ya da toplum merkezlidir, birey mutluluğunu ertelerler, bu duygularda insan özne değil nesnedir. Bir de dini duyguları aşıp onları aşamamak denizde yüzüp havuzda boğulmaya benzer. Bir alıntı da yerindedir:

 

"Milliyetçilik bizi yoksullaştırır çünkü onun Siyam ikizi korumacılıktır ve bu iç piyasayı yok ederken uluslararası ticareti sekteye uğratır.''

 

"Milliyetçilik bizi güçsüzleştirir çünkü sürekli düşman bulma, başkalarını küçümseme, kendini üstün görme ihtiyacı, başka uluslarla ortak bir özgürlük ve güvenlik sağlama arayışı için işbirliğini çok daha zorlaştırır.

 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45295222

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, Türk Ateist yazdı:

 

Konuyu ne çarpıtacağım? Tutturmuşsun bir Sünni İslam, üstüne de vermişsin Alevi mezhepçisi tuhaf birinin yazısını "bilinçli bir arkadaş" diyerek, elbette mezhepçisiniz diyeceğim. Seni ve bunca zamandır yazdıklarını da bilince...

 

28 Şubat döneminde iktidarda olanlar kimlerdi? Refah Partisi ve Çiller'in DYP'si, di mi? 28 Şubat neden oldu? Dinci ve irticai girişimler yüzünden, rejim tehlikede diye düşünüldüğü için. Artık açık açık şeriat isteriz, yaşasın Hizbullah falan diyorlardı. E eğitim de iktidarlar tarafından manipüle edildiği için senin dandik okul müdürünün sana din dersine de girip sana namaz kıldırması, din baskısı yapması pek doğal oluyor. Ben din baskısı AKP'yle başladı gibi bir cümle kurdum mu?

Yani sen, Erbakan'ı, Demirel'i, Çiller'i, Özal'ı, ve hatta 80 öncesi iktidarları Kemalistten sayıyorsun, Kemalist derken ülkeyi bugüne dek yönetmiş genel iktidarları kastediyorsun, öyle mi?

Sana kim söyledi onların Kemalist olduğunu? Bunu nereden uydurdun? Benim onları kastederek Atatürkçülük savunduğumu, onları onayladığımı nereden çıkarıyorsun?

 

Ülkede dindarlaşma 1950'lerden de önce başladı. İktidarların hepsi de dinden, dindardan beslendi, hatta dini bizzat besledi. Bütün o süreci burada uzun uzun yazamam, ama biraz okuyan ve gözlem yapabilen biri kolaylıkla görür.

 

Kemalistler bu ülkede hemen hiçbir zaman iktidara gelememiştir ki. Hatta bunların yazarları, gazetecileri vs daima öldürülmüştür. Bizzat senin o Kemalist falan dediğin iktidarların da desteğiyle hem de. O yüzden biz bugün Tayyip neden değil, sonuçtur diyoruz. 

 

Sen gardrobundan ve oy için cazibe merkezi haline getirilmiş tarikat liderlerinden başkasını gözü görmeyen muhafazakar, sağcı, içi bomboş adamları Kemalist diye yaftalıyor, sonra da onların yaptığı rezillikleri aman da Kemalistler öyle yaptı, böyle etti diye bana kakalamaya kalkıyorsun.

Yemezler. 

 

Atatürk 1938'de ölmüş. Bunu arada bir hatırlarsan iyi olur bence...

Yalnız 28 Şubat'ın üç büyük liderinden birisi olan Çevik Bir, Evren Paşa'nın başyaveri idi. Evren'in cenazesine katılanlardan birisidir aynı zamanda. "Kenan Evren'den çok şey öğrendim." demiştir.

 

Kenan Evren de 28 Şubat için çok iyi oldu demiştir zaten. Bunları da biliyorsundur. Yani 12 Eylül'ü kötüleyip 28 Şubat'ı övmek bir çelişkidir. İkisi aynı darbelerdir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Ulusalcı yazdı:

Yalnız 28 Şubat'ın üç büyük liderinden birisi olan Çevik Bir, Evren Paşa'nın başyaveri idi. Evren'in cenazesine katılanlardan birisidir aynı zamanda. "Kenan Evren'den çok şey öğrendim." demiştir.

 

Kenan Evren de 28 Şubat için çok iyi oldu demiştir zaten. Bunları da biliyorsundur. Yani 12 Eylül'ü kötüleyip 28 Şubat'ı övmek bir çelişkidir. İkisi aynı darbelerdir.

 

İkisi tam olarak aynı şey değildir ama ben 12 Eylül darbesini değil, darbede ve sonrasında yapılanları eleştiriyorum. Darbe zaten şart olmuştu, kaçınılmazdı, bugün Evren'e küfredip cenazesine gidenleri tefe tutanlar o dönem Evren'e en büyük yalakalığı yapıp darbeyi alkışlayanlardı. Darbe anayasasına koşa koşa topluca oy veren benim babamdı sanki. Evet, babam gerçekten de o anayasaya "Hayır" diyen %8'lik minik azınlıktan. Darbe oldu diye onlar da sevinip rahatlamıştı ama anayasa için aynısını düşünmüyorlardı. Küçüktüm ama harıl harıl yaptıkları tartışmaları az çok hatırlarım.

 

Evren ve arkadaşları, komünizm-sol tehlikesine karşı dini panzehir olarak görme salaklığına düştüğü ve öyle veya böyle dinci köpekleri açıktan beslediği için kızıyoruz. Yoksa o korkunç kaosu darbe olmadan bastırabilmek pek mümkün değildi. Darbe öncesi toplum neden o hale geldi, kimler neler yaptı gibi sorular da ayrıca irdelenmeli tabii, ancak sonuçta o darbe kaçınılmaz biçimde oldu. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Kör Saatçi yazdı:

 

O duyguları da bırakmak lazım nasıl dini duyguları bırakmak lazımsa. Çünkü bu du duygular insan merkezli değil, tanrı ya da toplum merkezlidir, birey mutluluğunu ertelerler, bu duygularda insan özne değil nesnedir. Bir de dini duyguları aşıp onları aşamamak denizde yüzüp havuzda boğulmaya benzer. Bir alıntı da yerindedir:
 

"Milliyetçilik bizi yoksullaştırır çünkü onun Siyam ikizi korumacılıktır ve bu iç piyasayı yok ederken uluslararası ticareti sekteye uğratır.''

 

"Milliyetçilik bizi güçsüzleştirir çünkü sürekli düşman bulma, başkalarını küçümseme, kendini üstün görme ihtiyacı, başka uluslarla ortak bir özgürlük ve güvenlik sağlama arayışı için işbirliğini çok daha zorlaştırır.

 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45295222

 

 

 

 

 

"Milliyetçilik bizi güçsüzleştirir çünkü sürekli düşman bulma, başkalarını küçümseme, kendini üstün görme ihtiyacı, başka uluslarla ortak bir özgürlük ve güvenlik sağlama arayışı için işbirliğini çok daha zorlaştırır.

 

"Eğer milliyetçilik bizi yoksullaştırıyor, güçsüzleştiriyor ve ahlaken çökertiyorsa, nasıl yurtsever olduğunu iddia edebilir? İddia ediyorum ki milliyetçiler yurtsever değildir."

 

AB Komisyonu başkan yardımcısı İngiltere'deki AB'den ayrılık yanlılarını da öfkelendirecek bir cümle de ekledi:

 

"Yurtseverlik Avrupalı olmaktır. Avrupalı olmak yurtseverliktir."

--------------------

 

Bunlara katılmamak pek mümkün değil. Bizim milliyetçilik anlayışımız da zaten yurtseverlik şeklinde tanımlanan şeyin direkt kendisidir. En azından benim algım öyle, kendimi öyle tanımlarım. 

 

Milliyetçilik deyince benim aklıma daima ülkücüler vb gelmiştir, Büyüdüğüm evde ülkücü çevreden bahsederken "Milliyetçiler" diye bahsedilir ve onlardan neredeyse nefret edilirdi. Çünkü bunlar milliyetçilik satarken ülkeyi sağa sola peşkeş çeken ilkellerin, aynı zamanda da dinin yanında duran şiddet yanlısı kimselerdi.

Ancak şimdilerde durum daha karışık. Vatanseverlere ciddi saldırılar var ve bu milliyetçiliğe düşmanlık adı altında yapılıyor. Toptan bir indirgemecelilik, her yer ve şeyde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor. Laik Müslümansan, Müslüman değilsin gibi... Müslüman dediğin beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, kadınsa örtünür vb gibi... Ya da PKK kötüdür, Kürtlere toprak verilmemeli dediğinde ırkçı olman gibi.

 

O yüzden biraz daha düşünmek ve dikkatli olmak lazım. Milliyetçiliği entelektüel zeminde tartışacak zaman da zemin de yok şu anda. Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alarak din-ümmet birliğini empoze etmeye çalışanlara karşı uyanık olmak lazım. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

 

İkisi tam olarak aynı şey değildir ama ben 12 Eylül darbesini değil, darbede ve sonrasında yapılanları eleştiriyorum. Darbe zaten şart olmuştu, kaçınılmazdı, bugün Evren'e küfredip cenazesine gidenleri tefe tutanlar o dönem Evren'e en büyük yalakalığı yapıp darbeyi alkışlayanlardı. Darbe anayasasına koşa koşa topluca oy veren benim babamdı sanki. Evet, babam gerçekten de o anayasaya "Hayır" diyen %8'lik minik azınlıktan. Darbe oldu diye onlar da sevinip rahatlamıştı ama anayasa için aynısını düşünmüyorlardı. Küçüktüm ama harıl harıl yaptıkları tartışmaları az çok hatırlarım.

 

Evren ve arkadaşları, komünizm-sol tehlikesine karşı dini panzehir olarak görme salaklığına düştüğü ve öyle veya böyle dinci köpekleri açıktan beslediği için kızıyoruz. Yoksa o korkunç kaosu darbe olmadan bastırabilmek pek mümkün değildi. Darbe öncesi toplum neden o hale geldi, kimler neler yaptı gibi sorular da ayrıca irdelenmeli tabii, ancak sonuçta o darbe kaçınılmaz biçimde oldu. 

 

Kenan Evren'in üzerine yıkılan birçok suçu aslında Turgut Özal işlemiştir. Sol kesim ikisini aynı gibi göstermeye çalışsa da değiller. Evren açıkça bu adama oy vermeyin, Turgut Sunalp'e verin demiş. Ama Özal maalesef seçimi kazandı. 

 

İmam hatip meselesim mesela Evren bunun da cevabını vermişti. Dediğine göre onun isteğiyle sadece bir tane imam hatip açılmış, o da Tunceli'de.

 

Din derslerini koyan da, imam hatipleri açan da Atatürk'ün ta kendisidir zaten. Suçlayacaksanız onu suçlayın.

 

Herkesin Fethullah'ın kıçını yalamak için sıraya girdiği, sizin Ecevit'in bile Fethullah'ın karşısında el pençe divan durduğu bir dönemde Evren açıkça Fethullah'ı defalarca kez hedef almış. Çok aradım onun hakkında pozitif bir sözü var mı diye ama bulamadım. Sadece iki yerde bahsetmiş ondan. Birisi bir röportajdı ve "Fethullah Hoca ve taraftarları bu ülke için gerçek birer tehlikedir" diyordu. Diğeri ise bir Genç Bakış programında. Fethullah'ın defalarca kez kendisiyle görüşmek için aracı gönderdiğini ama kendisinin ısrarla her seferinde reddettiğini söylüyordu. Adam Fethullah ile görüşmemiş bile hayatında. Ama bugün kalkıp utanmadan Feto'nun kıçını yalamış o kadar lider dururken Evren'i FETÖ'cülükle suçluyorlar. 

 

En azından darbenin arkasında Amerika vardı gibi saçma komplo teorilerine inanmıyorsun sanırım.

 

Zaten 28 Şubat net olarak Amerikan karşıtı bir darbedir. Çünkü Amerika açıkça 28 Şubat Devrimi'nden rahatsızlık duymuş ve düzenlediği operasyona Milenium Challenge yani 1000 yılın meydan okuması ismini vermiştir. Bu Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun 1000 yıllık meydan okumasına bir göndermedir, karşı meydan okumadır. Yani sen 1000 yıl mı diyorsun, bak ben de sana 1000 yıl meydan okuyorum demektir bu.

 

28 Şubat'ı ve 12 Eylül'ü de aynı zihniyetler yaptığı için 12 Eylül'ün Amerikancı bir darbe olduğu iddiası bir yalandır. Yani ben böyle anlıyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

 

"Milliyetçilik bizi güçsüzleştirir çünkü sürekli düşman bulma, başkalarını küçümseme, kendini üstün görme ihtiyacı, başka uluslarla ortak bir özgürlük ve güvenlik sağlama arayışı için işbirliğini çok daha zorlaştırır.

 

"Eğer milliyetçilik bizi yoksullaştırıyor, güçsüzleştiriyor ve ahlaken çökertiyorsa, nasıl yurtsever olduğunu iddia edebilir? İddia ediyorum ki milliyetçiler yurtsever değildir."

 

AB Komisyonu başkan yardımcısı İngiltere'deki AB'den ayrılık yanlılarını da öfkelendirecek bir cümle de ekledi:

 

"Yurtseverlik Avrupalı olmaktır. Avrupalı olmak yurtseverliktir."

--------------------

 

Bunlara katılmamak pek mümkün değil. Bizim milliyetçilik anlayışımız da zaten yurtseverlik şeklinde tanımlanan şeyin direkt kendisidir. En azından benim algım öyle, kendimi öyle tanımlarım. 

 

Milliyetçilik deyince benim aklıma daima ülkücüler vb gelmiştir, Büyüdüğüm evde ülkücü çevreden bahsederken "Milliyetçiler" diye bahsedilir ve onlardan neredeyse nefret edilirdi. Çünkü bunlar milliyetçilik satarken ülkeyi sağa sola peşkeş çeken ilkellerin, aynı zamanda da dinin yanında duran şiddet yanlısı kimselerdi.

Ancak şimdilerde durum daha karışık. Vatanseverlere ciddi saldırılar var ve bu milliyetçiliğe düşmanlık adı altında yapılıyor. Toptan bir indirgemecelilik, her yer ve şeyde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor. Laik Müslümansan, Müslüman değilsin gibi... Müslüman dediğin beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, kadınsa örtünür vb gibi... Ya da PKK kötüdür, Kürtlere toprak verilmemeli dediğinde ırkçı olman gibi.

 

O yüzden biraz daha düşünmek ve dikkatli olmak lazım. Milliyetçiliği entelektüel zeminde tartışacak zaman da zemin de yok şu anda. Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alarak din-ümmet birliğini empoze etmeye çalışanlara karşı uyanık olmak lazım. 

Ülkücüler olsa olsa Arap milliyetçisi olur. Tanrı kelimesinden bile rahatsızlık duyan, Tanrı Türk'ü korusun yerine Allah Türk'ü korusun diyen adamdan Türk milliyetçisi falan olmaz.

 

Gerçek Türk milliyetçileri Kemalistler ve Atsızcılardır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Ulusalcı yazdı:

Ülkücüler olsa olsa Arap milliyetçisi olur. Tanrı kelimesinden bile rahatsızlık duyan, Tanrı Türk'ü korusun yerine Allah Türk'ü korusun diyen adamdan Türk milliyetçisi falan olmaz.

 

Gerçek Türk milliyetçileri Kemalistler ve Atsızcılardır.

 

Kemalistler yurtseverdir. Milliyetçilik algıları yurtseverlik-vatanseverlik şeklindedir. 

Atsızcılar ise ürkütücü derecede ırkçıdır, onların fikirleri epeyce bir sapkındır. Milliyetçilik ötesidir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 12.11.2018 at 17:51, rootx yazdı:

@copyPaste, k*rt musun de Ataturk'u sevmiyorsun?

 

Valla eskiden Turk Ateist'in bazi dusuncelerini sacma buluyordum ama megerse hepsi dogruymus. Simdi onun sozunden cikmamaya calisiyorum. Kendisi akli basinda, neyin ne oldugunu bilen bir kadindir, unutma.

 

Ulan madem tük islam sentezini savunuyordu da kemalistler din dersini ortaokullardan 1930'da, öğretmen okullarından 1931'de, şehirlerdeki ikokullardan 1933'te, köylerden de 1939 yılında neden kaldırdılar. 

 

Bak, bu kadarcık bir bilgi yetiyor. Kemalistler o kadar türk islamcısıymış ki, o kadar sunni milliyetçisiymiş ki din derslerini kaldırmışlar.... 

 

 

tarihinde administrator tarafından düzenlendi
Yazıdaki bazı kısımlar yazarın isteğiyle silindi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 10.11.2018 at 16:16, Ulusalcı yazdı:

İlk kez atamızın mezarını bir ziyaret edelim dedik onu da güvenlik görevlileri ve polisler boka çevirdi.

 

Hiç ne zaman kapıları açacağız falan diye bilgi vermedikleri gibi yolun kenarlarını kapatıp izdiham yaşanmasına neden oldular. Aç yolun tamamını insanlar rahat rahat yürüsün işte. Ama yok illa kenarları tutacaklar ki yanlardakiler kaynamaya çalışsın ve böylelikle bir kargaşa yaşansın.

 

Yaklaşık 4-5 saat sürdü Anıtkabir bölgesine girmem. Kabrin içine girmem ise 2-3 saati falan buldu. Tam bir rezillikti.

 

Bence bu kesinlikle Akköpek iktidarı tarafından kasıtlı olarak insanları yıldırmak ve Atatürk'ten soğutmak amaçlı yapılmıştı.

 

Ama ben yılmadım ve 7-8 saat ayakta dikilip sonunda kabre ulaşmayı başardım.

 

Yüzbinlerce insanın sırf bir kabri ziyaret etmek uğruna birbirlerini ezmesi, saatlerce ayakta dikilmesi duygulandırdı beni. Milli duyguları olmayanlar için anlamsızdır ancak böyle şeyler. 

 

Geçen sene de berbattı ortam. Polisler barikat kurup insanları yığıyorlar kapılara ve barikata gelene kadar da kadınların ayrı bir kanaldan gireceğini öğrenemiyorsun. Kadınları kadın polis arayacak ya onun için. Bir sürü karmaşa oluyor barikat önlerinde bu yüzden. Halbuki bir kadın bir erkek polis olarak dizilseler o karışıklık olmayacak. illa haremlik selamlık kafasıyla hareket ediyorlar. Ayrıca Atatürk'ü ziyarete yataktan çıkıp gelmiş pijamalı insanları, Anıtkabir sahası içinde yere oturup sigara içen modern kadınları gördükçe insan bu kitlenin naıl bomboş olduğunu anlayabiliyor. Hele o mozolenin orada selfie çekenler tam bir hasta. Ulan sen babanın mezarında selfie çekiyor musun? Saygısız boş bir güruh doluşuyor 10 Kasım'da Anıtkabir'e. Onun için ben özellikle hafta içleri kalabalık yokken gitmeyi tercih ediyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.11.2018 at 13:14, SKULLCRUSHER yazdı:

Ulan madem tük islam sentezini savunuyordu da kemalistler din dersini ortaokullardan 1930'da, öğretmen okullarından 1931'de, şehirlerdeki ikokullardan 1933'te, köylerden de 1939 yılında neden kaldırdılar. 

 

Bak, bu kadarcık bir bilgi yetiyor. Kemalistler o kadar türk islamcısıymış ki, o kadar sunni milliyetçisiymiş ki din derslerini kaldırmışlar.... 

 

Elbette bir tek argüman bile çok şey anlatır ama mesele bu kadar basit değildir. Yoksa senin bir tek argumanina başkası da yine bir tek argümanla cevap verir, nitekim vermiştir de. Argümana argüman konuyu içinden çıkılmaz hale getirir.

Yukarıda, tarihi arka planıyla meseleyi özetlemeye çalıştım. Umarım yararlı olur. Konuya etraflıca bakmak lazımdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 10.11.2018 at 18:58, Türk Ateist yazdı:

 

AKP'yle hiç ilgisi yok. Kendin söylüyorsun yüz binlerce insan vardı diye. Yüz binlerce insan aynı saatte Anıtkabir'in önüne gelince elbette yığılma olacak, elbette içeri girmek saatleri bulacak. Zaten protokol içeride olduğu için en erken 9:30'dan önce kapıları açmıyorlar, doğal olarak yüz binlerce insan her iki yolda da birikiyor ve polisle güvenlik görevlileri düzen sağlamaya çalışıyor. 

 

Geçen sene ben de gittim ve insanların birbirini ezdiğini görmedim. Sıkışıyorlar mutlaka ama herkes o kadar saygılı ve terbiyeli ki, kimse kimseye bir laf etmiyor. Medeniyetin, saygının ve ortak bir değeri kalpten paylaşmanın verdiği güvenin en iyi gözlemlendiği yerdir orası. Ne bir itişme, tartışma, ne de bir saygısızlık olur. Saatler boyu içeri girebilecekleri ânı, saygı ve sabırla beklerler. Bazı uyanıklar önlere geçebilmek için kalabalığı yarmaya ya da yanlardan kaynak yapmaya kalktığında da pek ses etmez, cehaletine verir veya güzelce uyarırlar. Anne babalarının kucak veya omuzlarındaki bebekten 80 yaşındaki amca ve teyzelere, tekerlekli sandalyesiyle gelmiş engelliye kadar her tür insan vardır orada. 

 

Kısacası bu zorluğu yaratan AKP değildir. İşin doğası öyle... Sen ilk kez gittiğin için öyle sanmışsın. Yılda üç dört kere giderim ama ben de 10 Kasım'da ilk  kez geçen sene gitmiştim ve öğrendim ki hep öyle olurmuş.

 

Ne iyi etmişsin gitmekle. Çok sevindim. 

 

 

 

Açıkça zırvalamışsın. Neymiş saygısızlık olmazmış, itişme kakışma olmazmış. Geçen sene insanlar  Anıtkabire hem giremedi hem de girenler  çıkamadı. Millet normal kapılardan çıkamayınca gidip duvarlardan atladılar, ağaçlar fidanlar ezildi. Ne bir düzen vardı ne de saygılı bir topluluk.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 dakika önce, SKULLCRUSHER yazdı:

 

Bu pek zekice bir tutum değil. Türk Ateist'in kendine ait oturmuş bir siyasi düşünce ve tavrı yoktur. Burada savunduğu görüşlerin çoğunluğu etrafında olan güven duyduğu kişilerin görüşlerinden ibaret. Zaten konuyu azıcık derinlemesine tartışmaya çalıştığında savunma geliştiremez ve genel laflarla geçiştirir. İnsan Atatürk'ü seviyor ve sayıyorsa önce oturur bir okur, döneminde neler yapılmış bilir değil mi? Ama kalkıp şu türk islam sentezi iddiasına basit bir cevap bile verememiş. Aslında çok şey bilmeye de gerek yok. Azıcık bilgi de yeter bu türk islam iddiasına cevap vermek için. Nedir o cevap? 

 

Ulan madem tük islam sentezini savunuyordu da kemalistler din dersini ortaokullardan 1930'da, öğretmen okullarından 1931'de, şehirlerdeki ikokullardan 1933'te, köylerden de 1939 yılında neden kaldırdılar. 

 

Bak, bu kadarcık bir bilgi yetiyor. Kemalistler o kadar türk islamcısıymış ki, o kadar sunni milliyetçisiymiş ki din derslerini kaldırmışlar.... 

 

E ayıp yalnız. Kemalistlerin, daha ziyade Atatürk'ün okullardan din derslerini kaldırdığını bin kere yazdım. Tam kaldırmak şeklinde de değildir aslında. Seçmeli yapar. Ama şimdiki gibi girmek istemeyen girmez, isteyen girer değil, girmek isteyen olursa sınıf açılır şeklinde. 

 

Her an her şeyi uzun uzun yazıp açıklayacak değilim. Hangi birini yazayım. Bana saracağına gir kendin yaz madem.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, SKULLCRUSHER yazdı:

 

Açıkça zırvalamışsın. Neymiş saygısızlık olmazmış, itişme kakışma olmazmış. Geçen sene insanlar  Anıtkabire hem giremedi hem de girenler  çıkamadı. Millet normal kapılardan çıkamayınca gidip duvarlardan atladılar, ağaçlar fidanlar ezildi. Ne bir düzen vardı ne de saygılı bir topluluk.

 

Hayır efendim, kimse kimseyi itip kakmadı, kimse kimseye bir şey yapmadı. Millet çıkamadığı için saatlerce beklemek istemedi ve duvarlardan falan atladı. Burada hata, düzeni doğru düzgün sağlayamayanların. Ne polisin ne de güvenliğin insanlara özel bir eziyeti vs oldu. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mezhepçi Alevilere göre kendilerinden olmayan herkes Sünnici oluyor zaten. Beni de öyle zanneden salak Aleviler oluyor. Halbuki ben Alevi düşmanı da değilim. Alevi sevicisi değilim sadece o kadar.

 

Atatürk'ün de Alevilere bir sempatisi yoktu. Hatta Sünniliğe düşman olduğu kadar Aleviliğe de düşman olduğunu tahmin ediyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

 

Hayır efendim, kimse kimseyi itip kakmadı, kimse kimseye bir şey yapmadı. Millet çıkamadığı için saatlerce beklemek istemedi ve duvarlardan falan atladı. Burada hata, düzeni doğru düzgün sağlayamayanların. Ne polisin ne de güvenliğin insanlara özel bir eziyeti vs oldu. 

 

 

Birbirine birşey yapmadı ne demek ki, kafa göz dalacak halleri yok elbette, bununla neyin savunmasını yapıyorsun ki? Baştan aşağı bir sürü saygısızlık yapıldı. Önceki iletimde yazdım zaten. Düzeni doğru sağlayamanlar varmış ama eziyet yokmuş ha. Düzen dediğin de giriş ve çıkış kapılarını belirleyip insanları yönlendirmek sadece. En basitinden, aptallığa maruz kalmak bir eziyettir be.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, paestum yazdı:

Atatürk İlah değildir diyen kadın tutuklandı.

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811111036094473-anma-toreninde-ataturke-hakaret-eden-kisi-tutuklandi/

 

Atatürk ilah değildir demek hakaret midir?

 


Kadın tören sırasında dalıp  "Atatürk ilah değildir, Allah'ın kanunları var. Atatürk Batı'nın kanunlarını getirdi" 

diye bağırmaya başlarsa onu alıp tutuklamaları pek anormal olmaz. Kadın bilerek gittim diyor, töreni sabote etmek istediğini kendisi belirtiyor. Suçu bu.

 

Atatürk'e değil, Atatürk'ün hatırasına hakaretten tutuklamışlar. Hapse atmazlar merak etme...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, SKULLCRUSHER yazdı:

 

 

Birbirine birşey yapmadı ne demek ki, kafa göz dalacak halleri yok elbette, bununla neyin savunmasını yapıyorsun ki? Baştan aşağı bir sürü saygısızlık yapıldı. Önceki iletimde yazdım zaten. Düzeni doğru sağlayamanlar varmış ama eziyet yokmuş ha. Düzen dediğin de giriş ve çıkış kapılarını belirleyip insanları yönlendirmek sadece. En basitinden, aptallığa maruz kalmak bir eziyettir be.

 

Orada bu düzensizliğe neden olan şeyin, AKP'nin, Anıtkabir'e gidenleri yıldırmak, gidilmesine bu yolla engel olmak vs vs gibi amaç gütmesi olmadığını anlatmaya çalıştım. Arkadaş hepsini AKP bilerek yapıyor, bizi yıldırmak için falan demişti.

Okursan anlarsın.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
38 dakika önce, SKULLCRUSHER yazdı:

 

Bu pek zekice bir tutum değil. Türk Ateist'in kendine ait oturmuş bir siyasi düşünce ve tavrı yoktur. Burada savunduğu görüşlerin çoğunluğu etrafında olan güven duyduğu kişilerin görüşlerinden ibaret. Zaten konuyu azıcık derinlemesine tartışmaya çalıştığında savunma geliştiremez ve genel laflarla geçiştirir. İnsan Atatürk'ü seviyor ve sayıyorsa önce oturur bir okur, döneminde neler yapılmış bilir değil mi? Ama kalkıp şu türk islam sentezi iddiasına basit bir cevap bile verememiş. Aslında çok şey bilmeye de gerek yok. Azıcık bilgi de yeter bu türk islam iddiasına cevap vermek için. Nedir o cevap? 

 

Ulan madem tük islam sentezini savunuyordu da kemalistler din dersini ortaokullardan 1930'da, öğretmen okullarından 1931'de, şehirlerdeki ikokullardan 1933'te, köylerden de 1939 yılında neden kaldırdılar. 

 

Bak, bu kadarcık bir bilgi yetiyor. Kemalistler o kadar türk islamcısıymış ki, o kadar sunni milliyetçisiymiş ki din derslerini kaldırmışlar.... 

 

Hocam bu "Evrim varsa şimdiki maymunlar neden insan olmuyor" gibi olmuş. Kemalizm islam-sekülerlik skalasında bir denge tutturmaya çalıştılar. Orijinini de yazdım Fransız Milliyetçiliği.

Orataokulda din dersini kaldırman ancak cumhuriyeti yönetecek kadroların "o kadar da Sunni" olmamasına sebep olur. Sıradan vatandaşın dıurumu daha farklıdır. Sen şimdi o tarihlerde yaşı tutan herkes ortaokula gidiyordu, her mahallede ortaokul vardı zannediyorsundur. Sen yine bilmezsin şimdi cumhuriyet kurulduğu sırada 4bin küsür köyün %75inde cami yok, millet din nedir bilmiyor. Atatürkün çok iyi bir fırsatı vardı islam belasından kurtulmak için ama yanlış hesap yaptı. İslam katoliklik gibi kabuğuna çekilecek zannetti.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
26 dakika önce, Ulusalcı yazdı:

Mezhepçi Alevilere göre kendilerinden olmayan herkes Sünnici oluyor zaten. Beni de öyle zanneden salak Aleviler oluyor. Halbuki ben Alevi düşmanı da değilim. Alevi sevicisi değilim sadece o kadar.

 

Atatürk'ün de Alevilere bir sempatisi yoktu. Hatta Sünniliğe düşman olduğu kadar Aleviliğe de düşman olduğunu tahmin ediyorum.

 

Lan enik bugünkü Arapçılık pervasızlığından yine yakınıyorsun o halde. Al işte senin istedğini oldu bak, benim gibi mezhepçilere inat "regüle edilmiş Sunniliğe" geçti cumhuriyet. O sunniliği şeriata uygun doğru şekilde yorumlayacak kişileri de imam hatip okullarında cumhuriyet kendisi yetiştirdi. Sonuç tam bir felaket. Siz sonuçtan yakınıyorsunuz ama evvelinde buna sebep olan şeylere kayıtsız kalıyorsunuz.

tarihinde copyPaste tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, bilgivehis yazdı:

 

Bu kadar cahıl olduğumu bilmiyordum, sayende öğrendim. Peki bu kadar bildiğin için bir soru sorayım.

Fetonun Türk-İslam sentezi'yle ne işi vardı, bu sentez feto ve tayyip tarafından maddi-manevi neden desteklendi, ülkede hır-gür çıkaranlar neden kaçarak ABD'ye yerleşiyor?

 

İyi işte öğren forum bunun için var zaten, bilgi alışverişi için var.

Sorduğun üç sorunun benim anlattıklarımla ne alakası var anlamadım. Fetonun Türk-islam senteziyle bir alakası yok. Aksine fetocuların en faal olduğu dönem (2003-2014) cumhuriyet ideolojisinin en çok sorgulandığı MHplilerin en çok ayar olduğu dönemdir. Akil adamların gezdiriildiği zamanları hatırlamıyormusun, onlara konferanslarda neye karşı argüman sunduklarını falan. Andımızın kaldırılması, kurum isimlerinde TC ibaresinin kaldırılması falan tam Türk-islam karşıtı faaliyetler. Sen ikisi de islama referans vererek ideoloji kurudğu için ikisini benzer, aynı sanıyorsun. Ülkede hır-gür çıkaran ABDye kaçıyor çünkü Tayyip darbeden beridir batıcılarla uğraşıyor.

 

Tekrar söyleyeyim. Bu ülkedeki siyasi gruplar :

1-) Türk-İslamcılar MHP ve CHP'nin bir kısmı. AKP öncesi ülkeye bunlar hakimdi.

2-) Arap-İslamcılar. Milli görüş çizgisi ve türevleri. Şimdiki AKPnin önemli bir kısmı.

3-) Ilımlı islamcı batıcılar. Feto. 2015'e kadar da bunların borusu ötüyordu. Ayrıca tvde gördüğün operasyonlar seni yanıltmasın bu grup çok güç kaybetmedi hala mevcutlar. Hatta yerel seçimler sonrası AKPnin tekrar bu görüşe yaslanması çok olası. Sadece adını açıkça söylemeyecekler.

4-) Kürtçüler - HDP. Bunlar kendi mıntıkalarında bir de birkaç büyükşehirde etkili.

5-) Fetocu olmayan, islamla alakası olmayan batıcılar. Şimdiki CHPnin büyük kısmı. Ben bu gruptanım. Ortadoğu milletlerinin milliyetçi ve dini fantezileriyle uğraşmak için hayat çok kısa bu ülkeyi ve diğer müslümanları batılılar yönetmeli. Aynen görüşüm bu evet, istersen hain de. Keko gelenekleri içinde heder olmak istemiyorum. Arkadaş bu ülkede hala sokak düğünleri yapılıyor yav.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Ulusalcı yazdı:

Ülkücüler olsa olsa Arap milliyetçisi olur. Tanrı kelimesinden bile rahatsızlık duyan, Tanrı Türk'ü korusun yerine Allah Türk'ü korusun diyen adamdan Türk milliyetçisi falan olmaz.

 

Gerçek Türk milliyetçileri Kemalistler ve Atsızcılardır.

 

Ülkücü - milliyetçi - Kemalist aynı şeydir. Ayrı bir konuda yazdım. Sadece, Kemalizm okumuş aydın kesimi tavlar, ülkücülük ise sokak serserilerini. Farklı sosyal kesimleri etkileyebilmeleri için farklı isimleri var bunların.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Atatürk'ün yapmaya çalıştığı anladığım kadarıyla Ortadoğu bataklığından bağımsız, modern bir İslam mezhebine benzer milli bir din oluşturmaktı. Zaten sonradan yapılan ezanın, hutbenin Türkçeleştirilmesi, Kur'an'ın tercüme edilmesi de buna yönelik. Buna ek olarak Can Dündar'ın şu yazısından anlaşıldığı kadarıyla 1930'lardan sonra din eğitimi okullarda yapılmıyor. Yani oluşturulmak istenen insan profili dini öncelemiyor kesinlikle. Ulusçuluk ve ortak vatanda birlikte yaşama bilinci vatandaşlara empoze edilmeye çalışılıyor. Atatürk'ün yazdığı hemen hiçbir metinde dini değerlere vurgu yok. Milli Mücadele sırasında mecburen bu tür söylemlerde bulunuyor. Bayraktaki ve İstiklal Marşı'ndaki İslami sembollere dokunmamasına rağmen Gençliğe Hitabe, Andımız gibi metinler tamamen laik tandanslı metinler. Türk-İslamcılık ise bence kendini Türk'ten önce Müslüman olarak gören ahaliyi milliyetçiliğe ısındırmak ve milliyetçi bilinç kazandırmak için daha çok ortaya çıkmış bir hareket. Atatürk'ün "Medeni Bilgiler" kitabında geçen şu yazısı dikkat çekici:

 

“Türkler İslam dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Bu dini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de sairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir ümmet siyaseti idi…” 

 

 

Yine Kemalist yönetimin Tarih derslerinde okuttuğu Tarih-II kitabında "Kur'an ve Vahiy" başlığında şu ifadeler geçer: "Muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir ." Tarih anlatısı bile laik bir temele oturtulmuş. Dini bir bilinç yaratma gayesi yok. Ama aynı kitabın mukaddimesinde şu satırlar geçer: "Son yıllara gelinceye kadar '''Türk Tarihi,, memleketimizde en az tetkik edilmiş mevzulardan biri halinde idi. 1000 yıldan fazla süren islamlık - hıristiyanlık davaları­nın doğurduğu husumet duygusile mutaassıp müverrihler bu davalarda asırlarca islamlığın pişdarlığını yapan Türklerin tarihini kan ve ateş maceralarından ibaret göstermeğe savaştılar. Türk ve islam müverrihler de Türklüğü ve Türk medeniyetini islamlık ve islam medeniyeti ile kaynaştırdılar; islamlığa takaddüm eden binlerce yıla ait devreleri unutturma'yı ümmetçilik siyasetinin icabı ve din gayreti vecibesi bildiler." şeklinde Türklüğü İslam medeniyeti ile kaynaştırmaya, bir göstermeye açık bir tepki var.

 

Tek parti döneminde yapılan bazı uygulamalar hakkında Murat Bardakçı'nın şu yazısından aldığım belgeler:

781330027_arapatedrisat.thumb.jpg.83dcafa9b9c14bcc7feb8a9df0d8d67c.jpg

 

Arapça eğitim verenler gözaltına alınıyor. Devlet dışında dini eğitimin önüne geçilmeye  çalışıldığının ve milli din yaratma gayesinin bir başka göstergesi.


1230560266_frk.thumb.jpg.0fa943180a8645485017ceabc990808e.jpg

 

Üfürükçülere ve üçkağıtçılara yönelik tutuklamaları gösteren belge. Bunlar tam yerinde uygulamalar olmuş yalnız. 😂

tarikatayini.thumb.jpg.63f058ab48f8d6d1f753762a42798922.jpg

 

Tarikat ayini, toplu halde ibadetlere bile izin verilmemiş cemaatleşmeye yol açacağından ötürü. Şu an aşırı geliyor ama dönemine göre anlaşılabilir bir uygulama. Tabii bu uygulamalar sırasında muhtemelen Müslim ahalinin yıllarca unutamayacağı travmatik tecrübeleri oldu. Tehlikeli sular.

 

elifba.thumb.jpg.92af669fb286a6d541811bf8c1f050fa.jpg

 

Dikkat ederseniz bu tarihlerde Arapça din öğretimi yasaklanıyor ama okullarda da din eğitimi yok! Viki'den aldığım bilgiye göre;

 

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun din görevlisi eğitimini düzenleyen 4. maddesi medreselerin kapatılmasına karşılık, imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin görülebilmesi için ayrı okullar açılmasını öngörüyordu. Kanunda öngörülen bu okullar, 1924 yılında İmam Hatip Mektepleri adı altında 29 merkezde açıldı. Okullar, 4 yıllık ortaöğrenim seviyesinde idi. Bu okulların müdürleri özel bir din eğitimi görmemişlerdi. Daha çok deneyimli eğitimcilerdi ve amaçları Cumhuriyet'e bağlı, aydın din adamları yetiştirmekti. Ders saatlerinin çoğu bilim ve yabancı dil dersleriydi ve dinle ilgili dersler ikinci plandaydı. 1929 yılında sayıları 2’ye düşen İmam Hatip Mektepleri 1930’da öğrenci yokluğu nedeniyle tamamen kapatılmıştır.

 

1930-1948 yılları arasında din eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde açılan Kur'an kurslarında verilmiştir. Kur'an kurslarının “aydın din adamı” yetiştirmede yetersiz kaldığı bir raporla belirtilince, 1949 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı “imam hatip kurslarında” din hizmeti görevlisi yetiştirme uygulaması başladı.

 

İmam Hatip okulları ise Demokrat Parti döneminde kuruluyor. Yani dikkat ederseniz 1930-1948 arasında devlet Diyanet'in Kur'an kursları dışında din eğitimi bile vermiyor! Uygulanan katı laikliği burada görebilmişsinizdir umarım.

 

Sonuç olarak Atatürkçülük'e Türk-İslamcılık gibi bir benzetme yapmak meczupluğu gerektiriyor.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 12.11.2018 at 12:33, Türk Ateist yazdı:

 

Yok canım, sevmem hiç. Ciddiye alıp konuşmaya değer de bulmam. Bizim sevgili Robespierre çok sevdiği için forumda bir dönem konuşuldu ama genel olarak ciddiye alınan biri değildir.

Robespierre siyasetten anlardı. Niye perinçek i seviyordu hiç anlamadım bu güne kadar?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×