Jump to content
Getaf

Sevdiğim Laflar...

Recommended Posts

Ateistforumun ilk ve kurucu üyelerinden DEHA nikli üye, 2003 yılında, bilimsel deneycilik düşüncesinin öncülüğünü yapmış olan İngiliz filozof, hukukçu, devlet adamı Francis Bacon'un bir kitabında yer alan bir bölümü, foruma aktarmıştı.

 

Günümüzden tam 398 sene önce kaleme alınmış bu tespitleri herkes mutlaka okumalıdır diye düşündüğümden; DEHA'nın 2003 yılında foruma aktarmış olduğu yazıyı, ben de bu başlığa tekrar aktarıyorum:


Aşağıdaki "Kabile Putları" adlı bölüm, Francis Bacon'un 1620 yılında yazdığı "Novum Organum" adlı kitaptan alınmıştır:

 

(Kaynak: "Galileo'nun Buyruğu", Edmund Blair Bolles, sayfa 101-105)

 


"İnsan anlağı (zekası, zihni, idraki), doğası gereği, dünyada gördüğünden daha çok düzen ve intizam olduğunu varsaymaya yatkındır. Doğada tek ve benzersiz pek çok şey var olduğu halde, o, bu şeyler için, gerçekte var olmayan paraleller, eşler ve akrabalar icat eder..........

 

İnsan anlağı, bir fikri (ister kabul görmüş bir fikri, isterse kendisine hoş gelen bir fikri) bir kere benimseyince, artık başka şeyleri onu destekleyecek ve ona uyacak şekilde seçer. Karşı yönde daha çok sayıda ve ağırlıklı örnekler olsa da, onları ya küçümser, görmezden gelir, ya da bir şekilde ayırarak bir kenara koyar ve reddeder; amaç, böylece, bu büyük ve sakıncalı peşin yargının sayesinde, daha önce vardığı sonuçların itibarını koruyabilmektir.

 

Aşağıdaki fıkradaki adamın yanıtı, bu nedenle, çok yerindedir. Bir tapınakta asılı olan ve bir deniz kazasından kurtulan insanları tanrıya şükrederken gösteren bir resmi, adama gösterip, ona artık tanrının gücünü kabul edip etmediğini sorarlar. O da, "Evet ama dua ettikten sonra boğulanların resmi nerede?" diye sorar.

 

Astroloji, rüyalar, kehanetler, ilahi yargılar ve benzer türden bütün boşinan(hurafe)larda da durum böyledir. Bu tür boş şeylerden hoşlanan insanlar, onların doğru çıktığı olayları unutmazlar, ancak doğru çıkmadıklarında, (ki bu daha sık olur), onları gözardı eder, geçiştirirler. Ancak bu yanlış tutum, çok daha incelikli bir biçimde, Bilime ve Felsefeye de sızar. Bu alanlarda varılan ilk sonuçlar, sonradan ulaşılanlar çok daha iyi ve doğru olsalar da, onların rengini değiştirir ve kendisiyle uyuma zorlar. Bundan başka,
yukarıda sözünü ettiğim hoşlanma ve boş gurur dışında insan zihninin tuhaf ve sürekli olarak yaptığı bir hata da, olumlu şeylerin, onu, olumsuzlamalardan daha çok duygulandırması, heyecanlandırmasıdır; halbuki onun her ikisine karşı da tarafsızlığını koruması gerekir. Gerçekten de, herhangi bir doğru aksiyomun saptanmasında, olumsuz örnek, olumludan daha güçlüdür..........

 

İnsan anlağı, en çok, akla çarpıcı gelen, bir anda ve aynı anda algılanan şeylerle harekete geçer ve hayal gücünü doldurur, sonra da nasıl olduğunu anlamasa da bütün başka şeylerin kendisini çevreleyen o birkaç şeye bir şekilde benzer olduğunu düşünür ve kendisini buna inandırır. Akıl, kesin yasalar ve egemen otorite tarafından zorlanmadıkça, aksiyomları sanki ateşte sınayan, uzak ve çeşitli durumlara gidip gelmelere ayak uyduramaz, uyum sağlayamaz..........

 

İnsan anlağı, huzursuzdur; durup dinlenemez, hep ilerilere doğru atılır, ama boş yere. Bu nedenle de dünyanın bir sonu ya da sınırı olacağını aklımız almaz, hep ötelerde mutlaka bir şeyler olması gerektiğini düşünürüz. Sonsuzun bugüne nasıl aktığını da kavrayamayız. Çünkü, genellikle benimsenen geçmişteki sonsuzluk ile gelecekteki sonsuzluk ayırımı hiçbir şekilde doğru olamaz. Çünkü o zaman bir sonsuzun başka bir sonsuzdan daha büyük olduğu ve sonsuzun gittikçe zayıflayarak sonluluğa yaklaştığı sonucu
çıkar..........

 

Çünkü, doğada keşfedilen en genel ilkelerin, keşfedilmelerinin olumlu olduğunun düşünülmesiyle yetinmek gerekirken ve herhangi bir nedene atfedilmedikleri halde insan anlağı hareketsiz duramadığından, bu keşfin arkasında doğa düzeninden önce gelen bir şeylerin arayışına girer. O zaman da, daha uzakta olan bir şeyler için uğraşırken, daha yakında olan ve el altında olan şeylere, yani son nedene geri döner; bu da evrenin doğasından çok insanın doğasıyla bağlantılıdır ve bu yolla felsefeyi tuhaf biçimde bulandırmıştır..........

 

İnsan anlağı, kupkuru bir ışık değildir; istençten (iradeden) veya dış etkilerden esinlenir; bunu da "kişisel bilim" diyebileceğimiz şey izler. Çünkü bir insan, doğru olmasını istediği şeylere daha çabuk inanır. Bu nedenle de bazı şeyleri kabul etmez:

 

Zor şeyleri; araştırmanın gerektirdiği sabırdan yoksun olduğu için,

Ciddi şeyleri; umudu azalttığı için,

Doğadaki derinlikleri; batıl inançlarından ötürü,

Deneyim ışığını; akıl, ufak ve geçici şeylerle ilgileniyor gibi görünür kuşkusuyla, Gurur ve kendini beğenmişlikten dolayı,

Genelde inanılmayan şeyleri; kamuoyuna saygısı nedeniyle,

 

reddeder.

 

Kısacası, etkenlerin anlağı gölgeleme ve bulandırma yolları sayısızdır, bazen de akılalmazdır..........

 

Ancak, insan anlağına en büyük engel ve saptırma, duyuların sağırlığından, yetersizliğinden ve aldatıcılığından kaynaklanır; şu anlamda ki, duyulara ulaşan şeyler daha önemli olabilecekleri halde, hemen ulaşmayanlardan daha ağırlıklıdır. Bu nedenle, görmenin kesildiği yerde, genellikle zihinsel etkinlik de durur, o ölçüde ki, görünmeyen şeyler üzerinde yapılan gözlemler ya çok azdır, ya da hiç yoktur. Bu yüzden elle tutulabilir cisimlerdeki görünmeyen özün işleyişi, insanların dikkatinden uzak ve saklı kalır. Daha sıradan maddelerin parçalarının pek belirli olmayan şekil değişimleri de, aynı nedenle gözlemlenmez. (gerçekten bunlar çok dar alanlar içinde yapılan yöresel hareketler oldukları halde onlara genellikle değişim denmektedir) Ancak, değinilen bu iki şey araştırılıp aydınlatılmadıkça, sonuç üretilmesi açısından, doğada başarıya ulaşılamaz..........

 

İnsan anlağı, doğası nedeniyle, soyutlama eğilimindedir ve orada burada uçuşan belirsiz şeylere gerçeklik atfeder..........

 

Dikkatlerimiz formdan çok madde üzerinde, onun düzeni ve düzenindeki değişimler üzerinde, basit eylemler ve devinim yasaları üzerinde toplanmalıdır, eğer devinim yasalarına form demiyorsanız, formlar, insan beyninin yarattığı ürünler demektir."

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nobel ödüllü ekonomist Ronald Harry Coase'ye ait şu söz, istatistiksel verilerin yorumlanması ile ilgili konularda çok kullanılır:

 

Sözün orijinali: "If you torture the data long enough, it will confess"

 

Çevirisi: "Verilere yeterince uzun süre işkence yaparsanız, itiraf edecektir"

 

şöyle bilinir bu söz genelde:

 

"Rakamlara yeterince işkence yaparsanız, size, duymak istediklerinizi söylerler"

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir. (Joseph Stalin) (orijinal ve uzun hali: "I consider it completely unimportant who in the party will vote, or how; but what is extraordinarily important is this- who will count the votes, and how")

 

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi, yasaklanırdı. (Emma Goldman) ("If voting changed anything, they'd make it illegal")

 

Bazıları, bazı şeylerin, bazı yerlerde yayınlanmasını istemez. İşte o şeylere, haber diyoruz. (siyaset bilimi profesörü John Keane)

 

İnsanın doğası gereği, her kimin eline iktidar geçse, hemen o güne kadar yapmadığı şeytanlıkları aklından geçirmeye başlıyor. (John Keane)

 

Basın özgürlüğü, yalnızca, basına sahip olabilenlere aittir. (John Keane)

 

Bazılarının düşündüğü gibi, demokrasinin temelinde özgürlük ve eşitlik olacaksa, buna erişmenin en iyi yolu, yönetimi herkesin sonuna kadar aynı ölçüde paylaşmasıdır. (Aristoteles)

 

Yasaların egemen olmadığı yerde, mantar gibi demagog biter. (Aristoteles)

 

Hukukun bittiği yerde, zorbanın egemenliği başlar. (John Locke)

 

Yasalara saygı duyulan bir devlet için, demokrasi, en kötü yönetim şeklidir. Yasaya saygı duyulmuyorsa, o zaman da, en iyi yönetim şeklidir. (Platon)

 

Kral hükmeder; yönetmez. (Otto von Bismarck)

 

Demokrasi, açıklamayla yönetmektir. (A.J. Balfour)

 

Demokrasi, duymak istediğinizi sandığınız şeyi size söylemelerinin ardından, diktatörlerinizi seçmenizden ibarettir. (Alan Coren)

 

Demokrasi, yalnızca, yönetimde girişilen bir deneydir ve oyları tartmak yerine oyları saymak gibi çok belirgin bir zaafı vardır. (William Ralph Inge)

 

Efendilerin serbestçe seçilmesi, ne efendileri ortadan kaldırır, ne de köleleri. (Herbert Marcuse)

 

Bırakın halk yönettiğini sansın, o zaman yönetebilirsiniz onu. (William Penn)

 

İngilizler kendilerinin özgür olduklarını sanıyorlar, ama yanılıyorlar: Yalnızca parlamento üyelerinin seçimi sırasında özgürler. (Jean-Jacques Rousseau)

 

Bir ülkeyi demokratik diye andığımızda, onu övdüğümüz daima hissedilir. Dolayısıyla, her tür rejimin savunucuları, onun demokrasi olduğunu iddia eder ve belli bir anlama bağlandığı takdirde bu sözcüğü kullanmayı bırakmak zorunda kalabileceklerinden korkarlar. (George Orwell)

 

Demokrasi, öğle yemeğinde ne yiyeceklerine karar vermek için oy kullanan 2 kurtla 1 kuzuya benzer. Özgürlük; oylamaya karşı çıkan, iyi donanmış kuzunun ta kendisidir. (Benjamin Franklin)

 

Demokrasi, birkaç yoz insanın atanmasının yerine, birçok yetersiz insanın seçilmesini getirir. (George Bernard Shaw)

 

Modern demokrasi, sınırları belirlenmemiş bir zorbalık yönetimidir; insan nereye kadar gidebileceğini ancak dosdoğru ilerlerken durdurulduğu zaman anlar. (Norman Mailer)

 

Bazı insanların, totaliter rejimleri, o tür bir yönetimle yaşamak istedikleri için değil, o tür bir yönetimin başında olmak istedikleri için beğendiklerini düşünmeden edemiyorum. (Michael Totten)

 

Halk, devletin, ne istediğini bilmeyen parçasıdır. (G.W.F. Hegel)

 

Çoğunluk da, azınlık kadar büyük yanılgılara düşebilir. (John Dryden)

 

Siyasette, bir şey resmi olarak inkar edilene dek, ona inanmayın. (Otto von Bismarck)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Modern dünyanın dini gidişatı, tamamen, Kudüs'te bir akıl hastanesinin olmamasından kaynaklanıyor. (Henry Ellis)

 

Şimdi genel olarak kabul edilen birçok görüşün gelecekte reddedilmesi; bir zamanlar genel olarak kabul edilen görüşlerin şimdi reddedilmesi kadar kesindir. (John Keane)

 

Mezar taşıma şöyle yazın: İnançsız ve Hain. Yanlışla uzlaşan her kilisenin gözünde inançsız, halkı ezen her hükümetin gözünde hain. (Wendell Phillips)

 

Başkasının dinine saygı duymalıyız, ama yalnızca, eşinin güzel, çocuklarının da akıllı olduğu teorisine saygı duyduğumuz biçimde ve oranda. (H.L. Mencken)

 

İnsan, kötü ile iyinin netlikle ayırt edilebildiği bir dünya ister, çünkü anlamadan yargılamaya yönelik bastırılamaz bir arzusu vardır. Dinler ve ideolojiler, işte bu arzunun üstüne kuruludur. (Milan Kundera)

 

Olağan dini âdetlerin en çok düştüğü hata, sembolle gerçekliği birbirine karıştırmak; yol gösteren parmağa bakıp onu takip etmek yerine huzur almak için onu emmektir. (Alan Watts)

 

Bilginin kısa yolu olduğu iddia edilen iman, sadece aklı yok etmenin kısa yoludur. (Ayn Rand)

 

Umarım hiçbir zaman dindar olacak kadar yaşlanmam. (Ingmar Bergman)

 

İnsanın kedi köpeğinin durumunu iyileştirmeyen dine, fazlaca ilgi duyduğumu söyleyemem. (Abraham Lincoln)

 

Dinin doğurduğu tek iyi şey, müzikti. (George Carlin)

 

Kilise orgları için para bağışlıyorum. Tek ümidim, org müziği sayesinde, cemaatin dikkatinin, ayinin geri kalanından uzaklaşabilmesi. (Andrew Carnegie)

 

İnsan her şeye inanan bir hayvandır ve bir şeye inanmak zorundadır; inanması için yeterli bir gerekçe yoksa, yetersiz bir gerekçeyle yetinir. (Bertrand Russell)

 

Bir şeye inanmak istiyorsanız, ona inanmak için gerekli her şeye inanmanız gerekir. (Ugo Betti)

 

İnanç, "kaybedilmez"; yalnızca hayatımızı inancımıza göre biçimlendirmekten vazgeçeriz, o kadar. (Georges Bernanos)

 

Her din, bir başkası kadar doğrudur. (Robert Burton)

 

Günlük yaşamın bir hapishane olarak görülmediği tek bir din yoktur. (Eugene Ionesco)

 

İnsan ne için dua ediyor olursa olsun, nihayetinde bir mucize için dua ediyordur. Tüm dualar şuna indirgenebilir: Yüce Tanrım, ne olur iki ile iki dört etmesin! (Ivan Turgenyev)

 

Dua ederken sık sık 'acaba var olmayan bir adrese mektup mu gönderiyorum' diye düşünürüm. (C.S. Lewis)

 

Tanrının sırf bana üç vitesli bisiklet verebilmek için dikkatini evrenden uzaklaştırma ihtimali o kadar düşük geliyor ki, dua etmeye kalkışmayı bile düşünemiyorum. (Quentin Crisp)

 

Ölümden sonra yaşamın asıl sorunu, var olup olmadığı değildir; varsa bile, bunun aslında hangi sorunları çözeceğidir. (Ludwig Wittgenstein)

 

Tarih, her durumda, bir çağın, başka bir çağda dikkate değer bulduğu şeylerin kaydıdır. (John Keane)

 

Tarih, yalnızca kahramanların öyküsü değildir. Çoğu zaman, zalimlik, adaletsizlik ve basiretsizliğin öyküsüdür tarih. Bu öyküde canavarlar, kötülükler ve ihanetler vardır. (David C. McCullough)

 

Önüne geleni haksız yere hapse atan bir yönetimde, dürüst bir insanın gerçek yeri de hapishanedir. (Henry David Thoreau)

 

İfade özgürlüğü, yalnızca yasalarla sağlanamaz; herkesin düşüncelerini ceza görmeden dile getirebilmesi için tüm halkta bir hoşgörü ruhu olması gerekir. (Albert Einstein)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İçine kapanık bir filozof olan Sinoplu Diyojen'e sormuşlar: "Bir adamın ne kadar akıllı olduğu nasıl anlaşılır?"

 

Diyojen, "Konuşmasından" demiş...

 

Bir soru daha sormuşlar. "Peki adam hiç konuşmazsa?"

 

Diyojen’in cevabı şöyle olmuş:

 

"O kadar akıllı olanı yok bu dünyada"

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Antik Yunan'ın en savaşçı şehir-devleti, Sparta olarak bilinir.

 

Rivayete göre;

 

Diğer bütün Yunan şehir-devletlerini sindirip hakimiyetine alan Makedonya Kralı II. Philip (Büyük İskender'in babası), artık Spartalıların topraklarına da göz dikmiştir...

 

Spartalılara gözdağı vermek için, elçisi aracılığıyla şöyle bir mesaj yollar:

 

"Derhal kafa tutmaktan vazgeçmenizi ve daha fazla gecikmeden hakimiyetime boyun eğmenizi temenni ve tavsiye ederim. Eğer ordularımı topraklarınıza sokarsam, bütün tarlalarınızı imha edeceğim, bütün şehirlerinizi yakıp yıkacağım ve tüm Spartalıları işkenceden geçirdikten sonra öldüreceğim."

 

Spartalılar, bu tehditkar mesaja tek kelimelik bir cevapla karşılık verirler. Şöyledir Spartalıların mesajı:

 

"Eğer!"

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Büyük İskender'in, kendi generallerinden birisi olan Parmenion'la olan bir diyalogu ilginçtir...

 

Doğu seferine çıkan ve Pers şehirlerini teker teker ele geçiren Büyük İskender, nihayet, Tiros (bugünkü Sur) kentinin kapılarına dayanmış.

 

Gittikçe uzayan Tiros kuşatması sürerken (M.Ö. 332), Pers Hükümdarı III. Darius, barış teklifinde bulunmuş. Fidye(altın) ödemeyi ve Fırat Nehri'nin batısında kalan toprakları İskender'e bırakmayı teklif etmiş.

 

İşte tam bu süreçte; İskender'in generallerinden Parmenion'un, "Ben İskender olsaydım bu teklifi kabul ederdim" dediği, 

 

İskender'in de buna karşılık "Ben de Parmenion olsaydım, teklifi kabul ederdim" şeklinde karşılık verdiği anlatılagelir.

 

(Sonuçta İskender, teklifi boşverip yoluna devam ediyor, Tiros kentini de düşürüyor ve daha sonraki seferleriyle de Pers İmparatorluğu'nu tamamen ortadan kaldırıyor)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şahsen en sevdiğim laflardan biri, Ziya Paşa'nın artık dillere pelesenk olmuş meşhur sözüdür:

 

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

 

(İnsanın aynası, işidir; lafa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi, yaptığı işte görünür)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben dine karşı değilim.
Ben
cinsiyet ayrımına,
ırkçılığa,
homofobiye,
şiddete,
zorbalığa,
kadın düşmanlığına,
köleliğe,
cehalete,
çocuk istismarına,
zulüme,
savaşa
karşıyım.

Hasılı din bana karşı.

 

- Kim demişse, iyi demiş. -

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayata bir anlam verilmeli... Neden derseniz, hiçbir anlamı yok da ondan. (Henry Miller)

 

Benim görelilik kuramım doğru çıkarsa, Almanya benim bir Alman olduğumu savunur, Fransa da bir dünya yurttaşı olduğumu ilan eder. Görelilik kuramım doğru çıkmazsa, Fransa benim bir Alman olduğumu söyler, Almanya da bir Yahudi olduğumu ilan eder. (Albert Einstein)

 

Acımasız bir doğruluğu olan insanlar, acımasızlıktan, dürüstlüğe kıyasla daha fazla zevk alırlar. (Richard J. Needham)

 

Bir düşüncenin değerinin, onu dile getiren kişinin içtenliğiyle en küçük bir ilgisi yoktur. (Oscar Wilde)

 

Bağnazın en kötü yanı, içtenliğidir. (Oscar Wilde)

 

Uğrunda birileri ölüyor diye, bir şeyin ille de gerçek olması gerekmez. (Oscar Wilde)

 

Bana sıkıntı veren onca şey içinde, içimi en çok karartan duygu; -barbarlığına, sarsaklığına, karanlığına, kendisiyle acı acı dalga geçişine duyduğum tiksintiyle-, tabiatın şu kötücül işleyişinin yarattığı duygudur. (John Ruskin)

 

Evrenin merkezi keşfedildiğinde, bir sürü insan, kendilerinin merkez olmadığını anlayıp üzülecek. (Bernard Bailey)

 

Aşka, hırsa, tutkuya, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır. (Emil Michel Cioran)

 

İnsanlar cahil doğarlar; aptal değil. Eğitim, onları aptallaştırır. (Bertrand Russell)

 

Eğitim, insanın, okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır. (Albert Einstein)

 

Hiçbir zaman, okulumun, eğitimimi engellemesine izin vermedim. (Mark Twain)

 

Gerçek dost, sizi başarılarınıza rağmen seven kişidir. (Arnold Bennett)

 

Rakamlar yalan söylemez; insanlar rakamlarla yalan söyler. (Mark Twain)

 

Yanıtları öğrendik, hem de tüm yanıtları... Bilmediğimiz; soru'nun ne olduğu. (Archibald MacLeish)

 

Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir. (Albert Einstein)

 

Tüm insanlık içinde herhangi bir deliliği olmayan tek bir kişi bulunabileceğini sanmıyorum. Aradaki tek fark, derece farkıdır. Bir kabak görüp de onu karısı sanan adama deli denmesinin sebebi, böyle bir şeyin, çok az insanın başına gelmesidir. (Erasmus)

 

İnsanın hangi yönü baskı altındaysa, o yönü, kimliğidir. (Amin Maalouf)

 

Farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun sebebi, açıkça gitgide daha az farklı hale gelmemizdir. (Amin Maalouf)

 

Doğa'nın ilkeleri yoktur. Doğa, iyi ile kötü arasında hiçbir ayrım yapmaz. (Anatole France)

 

Bütün fikirler radikalden çıkar. Radikal o fikirleri eskittikten sonra, muhafazakar benimser onları. (Mark Twain)

 

Ne zaman çok büyük erdemlerden söz edilse, kuşkulu bir durum var demektir. (Bertolt Brecht)

 

Felsefeyle alay etmek, felsefe yapmanın daniskasıdır. (Blaise Pascal)

 

İdealist, bir gülün bir lahanadan daha güzel koktuğunu fark edince, gülün çorbasının da lahana çorbasından daha lezzetli olacağı sonucuna varan kişidir. (H.L. Mencken)

 

İdealist asla uslanmaz. Cennet'inden kovulsa, Cehennem'i kendisi için ideal bir yere dönüştürür. (Friedrich Wilhelm Nietzsche)

 

İdealizm, insanın sorundan uzaklığıyla doğru orantılı olarak artar. (John Galsworthy)

 

Öyle görünüyor ki; uğrunda mücadele ettikleri şeyleri, ideallerini yok eden bir biçimde elde etmek, idealistlerin yazgısı. (Bertrand Russell)

 

Birçok insan, kendi görüş sahasının sınırlarını, dünyanın sınırları olarak kabul eder. (Arthur Schopenhauer)

 

Slogan, cahilin ideolojisidir. (Cemil Meriç)

 

Kimse, kimsenin gizli erdemleri hakkında dedikodu yapmaz. (Bertrand Russell)

 

Dedikodunun kötücül olması için, yanlış olması gerekmez. Ağızdan ağıza dolaşmaması gereken pek çok doğru da vardır. (Frank Clark)

 

Hayatında bir kez yürekten gülmüş, kahkahayı patlatmış biri, kesinlikle tümden kötü biri olamaz. (Thomas Carlyle)

 

İnsan, gülüşünden anlaşılır. Hiç tanımadığınız birinin gülüşünden hoşlandıysanız, rahatlıkla onun iyi bir insan olduğunu söyleyebilirsiniz. (Fyodor Dostoyevski)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tüm akıl hastalıklarının temelinde, meşru acıları yaşamayı reddetmek yatar. (analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung)

 

Gerçekten ciddi bir tek felsefî sorun vardır; o da intihardır. Hayatın yaşamaya değer olup olmadığına karar vermek, felsefenin temel sorusunu yanıtlamak demektir. (Albert Camus)

 

Hiç kimse, intihar etmek için iyi bir sebepten yoksun değildir. (Cesare Pavese)

 

Sadece, canım istediği zaman ölmek elimde olduğu için yaşıyorum. İntihar etme olasılığı bulunmasaydı, kendimi çoktan öldürmüştüm. (Emil Michel Cioran)

 

İntihar düşüncesi, büyük bir avuntu. O düşüncenin yardımıyla, insan, pek çok kötü geceyi atlatmıştır. (Friedrich Nietzsche)

 

Ahlak ilkelerini bile bile çiğneyen, yalnızca kendi çıkarını gözeten, halk avcısı, fırsat düşkünü bir basın, eninde sonunda, kendisi kadar alçak bir halk yaratır. (Joseph Pulitzer)

 

Ey âşıklar! O tehlikeli ilk günlerde çok dikkatli olun! Kahvaltıyı bir kez yatağa getirdiniz mi, sevgisizlik ve ihanetle suçlanmak istemiyorsanız, sonsuza dek getirmek zorunda kalırsınız. (Milan Kundera)

 

Birçok insan düşündüğünü sanır; aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir. (William James)

 

İnsanları iyi ve kötü diye ayırmak saçma. İnsanlar ya çekicidirler ya da itici. (Oscar Wilde)

 

Birinci sınıf bir zekayı test etmenin yolu, akılda aynı anda iki zıt fikri barındırdığı sırada işlevselliğini sürdürüp sürdürmediğine bakmaktır. (F. Scott Fitzgerald)

 

Kuantum fiziği, kafanızı karıştırmadıysa, onu tam olarak anlamamışsınız demektir. (Niels Bohr)

 

Doktorların, yalnızca eşleri tarafından bilinen ve halktan gizlenen büyük sırrı, çoğu şeyin kendi kendine iyileştiğidir. Aslında birçok şey, ertesi sabaha daha iyi durumdadır. (Lewis Thomas)

 

Bugüne kadar bir hekimin, başka bir hekimin yazdığı reçeteye, bir şeyler çıkarmadan ya da eklemeden onay verdiği görülmüş şey mi? (Michel de Montaigne)

 

Dünyanın en iyi hekimleri, veterinerlerdir. Hastalarına 'neyin var' diye sormaları imkansızdır, hastalarının neyi olduğunu kendi başlarına anlamak zorundadırlar. (Will Rogers)

 

Muayenehanesindeki bitkileri ölmüş bir doktora asla gitmeyin. (Erma Bombeck)

 

İyi hekim, hastalığı tedavi eder; büyük hekim ise hastalığı olan hastayı. (William Osler)

 

Hekimler, hastalığına isim verdikleri bir hasta için, çok şey yaptıklarını düşünürler. (Immanuel Kant)

 

Çocuklarımızın ömrünün ilk 12 ayını, onlara yürümeyi ve konuşmayı öğreterek; sonraki 12 yılını ise yerlerine oturup seslerini kesmelerini söyleyerek harcıyoruz. (Phyllis Diller)

 

Öğretmen, kendisini yavaş yavaş gereksiz kılan kişidir. (Thomas Carruthers)

 

En gelişmiş halklar, daima, denizlere en çok açılanlardır. Denizin denizciden talep ettiği kudret, denizciyi kısa sürede erkek yapar ve değişik sahiller, değişik kalabalıklar, onun aklını, yuvasındaki pek çok saçmalıktan uzaklaştırır. (Ralph Waldo Emerson)

 

Kedimle oynarken, onun beni eğlendirmesinden çok, ben onu eğlendiriyorum belki de. Soytarılıklarımızla birbirimizi eğlendirip duruyoruz işte. (Michel de Montaigne)

 

Kafese kapatılmış kuşların şarkı söylediklerini sanırız, oysa onlar aslında ağlıyorlardır. (John Webster)

 

Bir gün köydeki bahçemde toprağı çapalarken omzuma bir anlığına bir serçe kondu. Omzuma takılacak hiçbir apoletin beni o andaki kadar seçkin kılamayacağını hissettim. (Henry David Thoreau)

 

Hayvanlar çok iyi dostlardır; ne bir soru sorarlar, ne de bir eleştiride bulunurlar. (George Eliot)

 

Hayvanat bahçesi, yalnızca hayal kırıklığına uğratır insanı. Hayvanat bahçesinin kamusal amacı, ziyaretçilere hayvanlara bakma imkanı sunmaktır. Oysa hiçbir hayvanat bahçesinde bir yabancı, bir hayvanın bakışıyla karşılaşamaz. Olsa olsa, hayvanın bakışı şöyle bir yanıp söner, geçip gider. Hayvanlar yanlara bakarlar. Körcesine ötelere bakarlar. (John Berger)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 23.12.2018 at 13:47, Getaf yazdı:

Bizim ünlülerden hayat dersleri!

Her sene bir sene daha geçiyor

Tarkan

 

 

 

 

Bizim ünlülerden beyne zarar laflar:

 


Benim kitleyicim türkü söylememi istiyor... (Ceylan)

 

Estetik haramsa bütün hastaneleri kapatsınlar… (Petek Dinçöz)

 

Kel miyim, topal mıyım gidip de yasak bir ilişki yaşayayım… (Didem Taslan)

 

Azra Akın bozuk olan Türkçesini değiştirmek için dikizyon dersleri almaya başladı... (spiker Sonay Dikkaya)

 

Kocamı çok seviyorum, onu bir ay görmesem özlüyorum... (Arzum Onan)

 

Ayy ne hoş, bugün hem erkekler hem kadınlar çoğunlukta... (Esra Özmen) (seyircilere bakarak)

 

Tuğba Özay’ı alkışlayan gruba bakıyorum. Büyük bir çoğunluğunu kadın ve erkekler oluşturuyor… (Ece Erken) (Passaparola'da)

 

Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa tek partili koalisyon oluyor… (Nil Karaibrahimgil) (Kendisi Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur!)

 

Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar… (İpek Tuzcuoğlu)

 

Benim o kültürsüz insanlarla işim olmaz, zaten şimdi ultrasyondan çıktım çok mutluyum… (Ceylan)

 

Sayın Bush isterlerse cevap haklarını kullanmak üzere stüdyomuza konuk olarak gelebilir. (Hulki Cevizoğlu)

 

Merhaba Asker!.. (Tansu Çiller) (Belediye Zabıtalarına sesleniyor!)

 

Kürtmen kardeşlerimiz... (Tansu Çiller)

 

Allah'ı size emanet ediyorum!.. (Tansu Çiller)

 

Afrikalı zombiler gibi… (Bülent Arınç)

 

Hayırlı vilayetler… (Ziya Şengül) (İstanbul Valisi ile konuşurken)

 

Zaten her zaman ya onu bana soruyorlar ya da bana onu soruyorlar... (Sibel Turnagöl) (Kerem Alışık'la ilgili sorulan bir soruyu cevaplarken)

 

Siz ben olmuşum, ben siz olmuşsunuz… (Esra Ceyhan) (Huysuz Virjin'e rüyasını anlatıyor)

 

Seyretmedim, görmedim ama gördüğüm kadarıyla söylüyorum gol değildi... (Fatih Terim) (Adanaspor-Galatasaray maçı sonrasındaki toplantıda)

 

Biri beni çağırtıp dört saat bekletse, yarım saat sonra giderdim!.. (Ali Şen)

 

Yiğidi öldürmek lazım, hakkını yememek lazım... (Mustafa Sarıgül)

 

Evet, bugün Perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak... (Pınar Altuğ) (TRT'deki programında)

 

Salak olabilirim ama aptal asla... (Asena)

 

Ben deniz ürünlerini severim. Mesela balık, tavuk yerim... (Gizem Özdilli)

 

Türkiye'de erkek ses sanatçısı çok fazla. Zaten erkekler pek Showgirl'lük yapmıyor... (Ebru Yaşar)

 

Kamyonları seviyoruz. Onlar bizim canımız... (Müslüm Gürses)

 

Bugün çok önemli bir konuğum var ama önce daha önemsiz biri gelecek: Safiye Soyman!.. (Seda Sayan)

 

Beni kötü aletlerine emel etmeye çalışanlar var... (Şenay Akay)

 

Naomi (Campbell)'nin yanında 10 dakika kaldıysam, 80 dakika telefonla konuşmuştur!.. (Çağla Şikel)

 

İstanbul’un 5'te yarısını gezdim... (Cüneyt Arkın)

 

Evet, tüm bölgelerimizden puanları aldık. Sadece dış bölgelerimiz kaldı... (Öykü Serter)

 

Dargınlık margınlık yok, konuşmuyoruz yani... (Çağla Şikel) (Şenol İpek hakkında)

 

Eminem dünyaca ünlü bir grup biliyorsunuz değil mi arkadaşlar!.. (Beyazıt Öztürk)

 

Türkiye'de milyarlarca evli çift var!.. (Ebru Akel)

 

Ben kiralık anne miydim? Çocuklarımı yedi yıl karnımda taşıdım!.. (Tuğba Altıntop) (Eski eşi Rafet El Roman'dan ayrılma sırasında)

 

Birçok arkadaşımın içime girmesine izin verdim, ve ben öyle her arkadaşımı içime alan biri değilimdir… (Deniz Akkaya)

 

Şimdiye kadar beraber olduğum erkek arkadaşlarım beni darmadağın etti… (Gizem Özdilli)

 

Bu tür şeyler gerçek hayatta da, normal hayatta da yanına yaklaşmam artı sevmem… (Tuğba Özay)

 

Ses, bedende en geç yaşlanan organdır… (Nükhet Duru)

 

Atatürk yaşasaydı, magazin gazetecileri onun da bir frikiğini yakalardı… (Nurseli İdiz)

 

Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi olurdu, ancak bu ziyaret tam zamanında yapılmıştır… (Abdullah Gül)

 

Ben 1960'larda çalışma bakanlığı yapmıştım. Yani tam hatırlamıyorum ama 1995'e kadar sürdü bu görevim… (Bülent Ecevit)

 

Ben meme kanserine şahsen karşıyım... (Sinem Güven)

 

Onun adı bir balık, onun adı balıkta yüzen bir şey, onun adı Yunus Bülbül geliyor... (Mahmut Tuncer)

 

Tek estetiksiz mankenlerden biriyim ben... (Tuğba Özay)

 

Sıfır puan kazanırsanız toplam puanınıza sıfır puan ekleriz… (Ebru Şallı) ('Pazar Yıldızı' adlı yarışmada)

 

Bütün o elektronik şeyler aslında biraz mekanik kaçıyor… (Gülben Ergen) (SMS, e-card gibi yöntemlerden hoşlanmadığını belirtmek istiyor)

 

Bugünkü gün, çok önemli gün... (Emrah)

 

Son derece ayrılma kararı aldık... (Ebru Gündeş)

 

Süreyya Ayhan sizin cinsiniz bilirsiniz… (Tarık Tarcan) ('En Büyük Yarışma'da kadın yarışmacıya)

 

Makul ağla!.. (Savaş Ay'dan) (A Takımı'nda sinir krizi geçirttiği Niran Ünsal'a)

 

Bu çocuk üçünüzden!.. (Erman Toroğlu) ('Karar Anı' adlı programda, karı-koca ve sevgiliye söylüyor)

 

Suriye'nin PKK'yı Türk turizmine engel olmak için yıllardır bombaladığını biliyoruz... (Gülgün Feyman)

 

Evet sevgili seyirciler, ikinci tura başlamadan önce birinci tura başlıyoruz... (Ece Erken)

 

Müzikte tek eksiğim opera… (Doğuş)

 

İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz... Bu deniz, öküze bile ilham verir… (Serdar Ortaç)

 

Ben, aşkı iki kişinin yaşamasından yanayım!... (Vatan Şaşmaz)

 

Peki karınıza 'Yahu karıcığım ben seni seviyorum, biz niye ayrılıyoruz' adlı soruyu sordunuz mu?.. (Sinan Çetin)

 

Valla kıllarım diken diken oldu... (Özcan Deniz)

 

Mozart dinlemiyorum ama Türkiye'ye gelirse konserine mutlaka giderim... (Emrah)

 

Albümün Fransızca olmasının nedeni, benim şarkıları Fransızca söylemiş olmamdandır... (Candan Erçetin)

 

Teniste en iyi hareketlerden biri, topu fileyi yalayarak atmaktır. Ben de yaptığım işlerde bu atış felsefesini benimsedim... (Hülya Avşar)

 

57. Hükümet 'tekno partiler'in açılmasına yardımcı oldu... (Bülent Ersoy)

 

Kadınlar benim için çok önemli, onlar benim ilhan kaynağım!.. (Gökhan Özen)

 

Ramazan bizim estetik tarihimizdir... (Petek Dinçöz) (sanatçıların ramazan ayında estetik yaptırmalarını yorumlarken)

 

Ben böceklerden çok korkuyorum. Onların boynuzları beni çok etkiliyor... (Yeliz Yeşilmen)

 

Sade sadelikten gelir. O yüzden sadeyi tercih ettim!.. (Ebru Gündeş)

 

Elimde olmayaraktan dilim sürtmüş olabilir!.. (Asena)

 

Yani ben katil değilim ki, katil olsam seve seve gelirdim ama bu sebepten dolayı gelmek olmadı... (Hilal Cebeci)

 

Atatürk ne demiş: Yurtta sulh barışta sulh... (Nihat Doğan)

 

Konuşmayın! Ağzınızı öldürürüm!.. (Serdar Ortaç) (Konserde ses çıkaran hayranlarına)

 

Popstar, popstarlığı yaşayabilen herkes için popstarlıktır... (popstar Abidin)

 

Bence bunları bir kenara unutalım!.. (Yasemin Bozkurt) (Annesiyle dargın olan bir kadına)

 

Tüneli kaçmak için mi kazdınız?.. (Reha Muhtar)

 

Bugün 10 Kasım, Atatürk'ün 64. ölüm yıldönümünü şölenlerle kutluyoruz... (Elifnağme programında)

 

İçinde çok fazla parça var, kalın da bir CD zaten... (Saba Tümer) (konuğu Fatih Erkoç'un 26 parçalık albümü hakkında bu yorumu yaptı)

 

Oğlunuz oğlan mı?.. (Serap Ezgü) (Ezgü, konuğuna soruyor)

 

Ben yellenebiliyorum, ya siz?.. (İbrahim Tatlıses) (stüdyo sıcağından korunmak için elindeki kartonu sallarken) 

 

Bana kurulan komploların haddi var, hesabı yok... (Özcan Deniz)

 

Arka kafamı nereye vurduğumu hatırlamıyorum... (İbrahim Tatlıses)

 

Aman Allah'ım, yakışıklı bir kadın görüyorum... (Yasemin Bozkurt) (Kadının Sesi programında)

 

Ben ona dırdırın kralını yaparım, ama lisanına hakim değilim... (Ahmet Çakar) (Lucescu'ya çatarken)

 

Siz hiç futbol topuyla karşılaştınız mı Tan Bey?.. (Gülgün Feyman)

 

Kim yaparsa yapsın yapmasın... (Süleyman Demirel) (fişleme konusundaki yorumu)

 

Şimdi Abidin İngilizce şarkısını söyleyecek İspanyolca... (Gamze Özçelik)

 

Hüsnü Güreli'nin Sergen'i evine çağırıp işini bitirdiğini ben kendim biliyorum... (Şansal Büyüka)

 

Halk arasında langırt derler... (Melih Gökçek) (masa tenisini tarif ediyor)

 

Büyük bir yerde yaşayayım diye bir klostrofobim yoktur... (Mustafa Sandal)

 

Bu akşam oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray derbisinin sonucu henüz belli değil… (Zeynep Kasımlıoğlu)

 

Bugün çok şey oldu sayın seyirciler… (Can Ataklı) (Ana haberi açış cümlesi)

 

Babayı buldunuz mu? (Reha Muhtar) (Babasıyla buluşturduğu kıza, haber sunduğu günlerde)

 

Bize nasıl kullanıldığını gösterebilir misiniz lütfen? (Gülgün Feyman) (Kadınlar için üretilmiş prezervatifi tutarak, üretici firma yetkilisine)

 

İyi püskürtmüş!.. (Şansal Büyüka) (Hakeme tüküren oyuncu için)


Muhabir: Somali'nin başkenti neresidir?
Nefise Karatay: Bu konuda yorum yapmak istemiyorum!

 

Muhabir: Türkan Hanım, gözlerinizi bağışlamayı düşünür müsünüz?
Türkan Şoray: Bugün mü?

 

(Reha Muhtar telefondaki adama fırça atıyor:)
Reha Muhtar: Bütün bunları nasıl yaptın ha? Cevap ver? 
Telefondaki Adam: Bakın efendim şöyle izah edeyim... 
Reha Muhtar: Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun! Cevap versene?!... 
Telefondaki Adam: ......?

 

Sibel Can: Neden Abazoğlu sizin için farklı biri?
Deniz Akkaya: Benim için çok farklı biri, çünkü arkadan vurmuyor!..

 

Arzu Yanardağ: Uzun boyunlu bir hayvan?..
Ece Erken: Gergedan?.. (Pazar Yıldızı adlı programdan)

 

Sunucu: Hilal Hanım takip mesafesi nedir?
Hilal Cebeci: Takip mesafesi, mesela ben şu anda 40 km hızla gidiyorum ya, önümdeki araçla aramdaki mesafe de 40 kilometre olmalıdır.
Sunucu: Ama Hilal Hanım, bu durumda İstanbul-Ankara yolunda sadece 13 araç olabilir!

 

Hülya Avşar: Askerde cinsellik ihtiyacınızı nasıl gideriyordunuz?
Özcan Deniz: Senin resimlerinle hallediyorduk!..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Danimarkalı fizikçi Niels Bohr, 1922'de Nobel Ödülü'nü aldıktan kısa bir süre sonra, bir grup gazeteciyi, taşradaki evine davet eder. Duvarda bir at nalı asılı olduğunu gören davetlilerden biri, iğneleyici bir şekilde,

 

"Onca insan bir yana, siz bir at nalının uğur getirdiğine inanıyor olabilir misiniz?" diye sorar.

 

Niels Bohr, şöyle cevap verir:

 

"Elbette inanmam ama anladığım kadarıyla inansan da inanmasan da uğur getiriyormuş!"

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Televizyonu çok eğitici buluyorum. Ne zaman birisi televizyonu açsa, yandaki odaya gidip kitap okurum. (Groucho Marx)

 

Çocuklara bayılırım, özellikle de ağladıkları zaman. Çünkü o zaman birisi alıp götürüyor onları. (Nancy Mitford)

 

Geçen ay, bir reenkarnasyon toplantısına tam 5000 dolar harcadım. Ne de olsa, bir defa dünyaya geliyoruz! (Randy Shakes)

 

Psikoloğa giden insanların akıllarından zoru olduğuna inanıyorum! (Jane Ace)

 

"Olumlu Düşünmenin Gücü" adlı kitaptan alacaktım ama sonra "Ne faydası olur ki?" diyerek vazgeçtim. (Ronnie Shakes)

 

Gece boyunca, bir kadın, otel odamın kapısını yumruklayıp durdu. Sonunda dayanamayıp, çıkması için kapıyı açmak zorunda kaldım. (komedyen Henny Youngman)

 

41 yıldır aynı kadına aşığım... Karımın bundan haberi olsa, beni gebertir. (komedyen Henny Youngman)

 

Sende, 4 yaşındaki bir oğlan çocuğunun beyni var. Ve eminim ki, kendisi, bu beyinden kurtulmaktan memnundur. (Groucho Marx)

 

İşte bunlar benim prensiplerim... Bunlar hoşunuza gitmediyse, başka prensiplerim de var. (Groucho Marx)

 

Bir insanın dürüst olup olmadığını anlamanın tek bir yolu vardır: Kendisine sormak... "Evet" derse, sahtekar olduğunu anlayın. (Groucho Marx)

 

Uygarlığın gelişme kaydetmediğini söyleyemezsiniz. Ne de olsa, her savaşta insanları öldürmenin yeni bir yöntemini buluyorlar! (Will Rogers)

 

Gençken, başımdan geçen geçmeyen her şeyi hatırlardım, ama artık yaşlanıyorum ve yakında sadece geçmeyenleri hatırlayacağım. (Mark Twain)

 

Evde patron benim, karım sadece kararları verir. (Woody Allen)

 

Beynim mi? En sevdiğim ikinci organım... (Woody Allen)

 

Neden sen de herkes gibi aykırı olmak zorundasın sanki? (James Thurber)

 

Kişisel olarak, seks hakkında bir şey bilmiyorum, çünkü kendimi bildim bileli evliyim. (Zsa Zsa Gabor)

 

Anlayışlı ve nazik bir erkek istiyorum. Bir milyonerden bu kadarını istemek çok mu? (Zsa Zsa Gabor)

 

İstatistiklere göre, her 4 kişiden(Amerikalıdan) birinde bir çeşit akıl hastalığı var. En yakın 3 arkadaşınızı düşünün. Onlarda bir şey yoksa, malûm kişi sizsiniz. (Rita Mae Brown)

 

Demokrasi demek; herkes büyüyünce Başkan olabilir, büyümeyen de Başkan Yardımcısı olabilir demektir. (Johnny Carson)

 

Dünyadaki haber miktarının her gün tamı tamına gazeteye sığacak kadar olması ne acayip. (Jerry Seinfeld)

 

Doktorum bana önce iyi haberi verdi: Bundan sonra benim ismimle anılacak bir hastalığım olmuştu. (Steve Martin)

 

Yaşadığınıza kimsenin aldırış etmediğini düşünüyorsanız, araba taksitlerinizden birkaçını atlamayı deneyin. (Earl Wilson)

 

Bir deliyle benim aramda bir tek fark var: Ben deli değilim! (Salvador Dali)

 

Delilikten muzdarip değilim; her ânının tadını çıkarıyorum. (Edgar Allan Poe)

 

Deli olmanın, delinin kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği bir zevki var. (John Dryden)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Neden meme uçlarımız yokmuş gibi davranıyoruz? (Sir Ley Leonold)

 

Diyetin ikinci günü hep ilkinden kolaydır. Ne de olsa, ikinci güne geldiğinizde bitirmiş olursunuz. (Jackie Gleason)

 

Hiçbir diyet, vücudunuzu yağdan tam olarak arındıramaz çünkü beyin tamamen yağdan oluşur. Beyin olmadan da güzel görünebilirsiniz tabii ama, o zaman yapabileceğiniz tek iş, devlet memurluğu olur. (George Bernard Shaw)

 

Karınızın doğum gününü hatırlamanın en iyi yolu, onu bir defa unutmaktır. (E. Joseph Cossman)

 

Atlıkarıncaya binmiş bir çocuğun neden her dönüşte anne babasına el salladığını ve anne babanın da ona neden her defasında karşılık verdiğini anlamadıkça, insan tabiatını anlamamışsın demektir. (Bill Tammeus)

 

Her şey insanın elindedir. Onun için sık sık elinizi yıkayın. (Stanislaw Lec)

 

İntihar etmek ile şehit olmak arasındaki tek fark, medyada tuttukları yerdir. (Chuck Palahniuk)

 

Para karşılığı seks ile bedava seks arasındaki en büyük fark; para karşılığı seksin genelde daha ucuza mal olmasıdır. (Brendan Behan)

 

Seks ile ölüm arasındaki fark, ölümü tek başına yapabilmeniz ve kimsenin de sizinle dalga geçememesidir. (Woody Allen)

 

Terk edilen birisine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz. Çünkü zaten tek sorun; hayatın devam ediyor olmasıdır. (Paul Auster)

 

Kiminle evlendiğiniz önemli değildir. Nasılsa, ertesi sabah, bambaşka biriyle evlendiğinizi keşfedersiniz. (Samuel Rogers)

 

Çocukların gücünün nelere yettiğini görmek istiyorsanız, onlara bir şeyler vermekten vazgeçin bakalım. (Norman Douglas)

 

Kadınlar aynaya baktıklarında, kendilerini, her zaman olduklarından daha kötü görürler. Erkekler aynaya baktıklarında, kendilerini, her zaman olduklarından daha iyi görürler. (Richard Jeni)

 

Bir kadın, dolabından bir elbisesini denediğinde, elbise ona dar geliyorsa, kilo aldığını kabul eder. Bir erkek, dolabından bir elbisesini denediğinde, elbise ona dar geliyorsa, elbisenin çektiğini zanneder. (Rita Rudner)

 

Erkeksiz bir dünya hayal edebiliyor musunuz? Düşünsenize; suç yok ve birçok mutlu şişman kadın var! (Nicole Hollander)

 

Kadınlar şu sıralarda jokeylik, beyzbol hakemliği, atom mühendisliği ve üst düzey yöneticilik yapabiliyorlar. Belki bir gün bakarsınız, paralel park etmeyi de öğrenebilirler! (Bill Vaughan)

 

Erkeklerin yarısı kadar başarılı görünebilmek için kadınların yapması gereken şey, bir işi erkeklerden 2 kat daha iyi yapmaktır. Neyse ki, bu fazla zor bir şey değil. (Charlotte Whitton)

 

Birçok erkek, kadınların memeleri büyüdükçe zekalarının kıtlaştığını düşünür. Bense bunun tam tersini düşünüyorum. Kadınların memeleri büyüdükçe erkeklerin zekası kıtlaşıyor. (Anita Wise)

 

Bir keresinde, Rockefeller başarının sırrını şöyle açıklamıştı: "Sabahları çok erken kalkarsın, gecenin geç saatlerine kadar çalışırsın... Sonra bir gün birden petrol bulursun!" (Joey Adams)

 

Kuzey İrlanda halkına ateist olduğumu söylediğimde, seyirciler arasından bir kadın ayağa kalkıp, "Peki ama inanmadığınız o Tanrı, Katoliklerin mi yoksa Protestanların mı Tanrısı?" dedi. (Quentin Crisp)

 

Modern fenomenler içinde en korkunç, en uğursuz, en hastalıklı, en felâketimsi; kötü ruhlardan ilham aldığı en net ve kesin olan; en ani ve korkunç biçimde göklerin hiddetiyle gölgelenen; delilik ve ahlaki karmaşaya en yakın olan; şeytanlık ve çaresizliği en canlı biçimiyle barındıranı, bir restoranda yemek yerken gürültülü müzik dinleme âdetidir. (G. K. Chesterton)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayat hakkında bildiğim her şeyi, iki kelimeyle özetleyebilirim: Devam ediyor. (Robert Frost)

 

Ağzını kapalı tutup aptal görünmek, ağzını açıp tüm şüpheleri ortadan kaldırmaktan iyidir. (Mark Twain)

 

Hayatımda hiçbir zaman, benimle aynı fikirde olan birinden bir şey öğrenmedim. (Dudley Malone)

 

Bir teoriye göre, herhangi birisi, evrenin tam olarak ne işe yaradığını ve neden var olduğunu keşfederse, evren anında yok olacak ve yerini daha da tuhaf ve açıklanamaz bir şey alacaktır. Başka bir teoriye göre ise, bu çoktan olmuştur. (Douglas Adams)

 

Hayat, bir dişçiye gitmeye benzer. Her an, daha kötüsünün henüz yaşanmadığına inanırsınız, oysa zaten yaşanmış bitmiştir. (Otto von Bismarck)

 

Hayat, ne kadar çabuk sona ereceğini fark etmemizle başlar. (Marcelene Cox)

 

Şu kısa hayatımızda ne yapacağımızı bilemezken, sonsuza dek sürecek bir başka hayat ister dururuz. (Anatole France)

 

Her şey tehlikelidir, sevgili dostum. Yoksa hayat yaşanmaya değer olmazdı. (Oscar Wilde)

 

Hiç düşmemiş ya da sendelememiş insanlardan hoşlanmam. Böylelerinin erdemi, anlamsız ve değersizdir. Hayat, güzelliğini göstermemiştir onlara. (Boris Pasternak)

 

Bir insan yaşamının bir bölümünde yanlış yaparken, diğer bir bölümünde doğru davranamaz. Yaşam bir bütündür. (Gandhi)

 

Ne mutlu, hayattan hiçbir şey beklemeyene! Hiç hayal kırıklığına uğramayacak... (Alexander Pope)

 

Hiç kimse, öleceği güne kadar, cesaretinden emin olamaz. (Jean Anouilh)

 

Bir kişinin karakterini test etmek istiyorsan, ona güç (iktidar) ver. (Abraham Lincoln)

 

Tek bir genç yoktur ki, bir gün öleceğine inansın. (William Hazlitt)

 

Hayatta en zor şeylerden biri, yanıldığını kabul etmektir. Ama yanıldığını kabul etmek kadar her şeyi kolaylaştıran bir şey de yoktur. (Benjamin Disraeli)

 

Sevdikleri işi yapan insanlar, hayatları boyunca bir gün bile çalışmış sayılmazlar. (Konfüçyüs)

 

Başkalarının hatalarından ders almalısın. Hepsini kendin yapacak kadar uzun yaşayamazsın. (Sam Levenson)

 

Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok. (Jean-Paul Sartre)

 

Dertleri atlatmak için elimde bir formül olsa, onu kimseye vermezdim. Versem, kimseye iyilik yapmış olmazdım. Dert, kendisiyle başa çıkılacak kapasiteyi de yaratır. Dertlere kucak açın demiyorum elbet. Onlara düşman muamelesi yapmak kadar kötü olurdu bu. Sadece, derdi bir dost gibi karşılayın, diyorum. Karşınıza çok defa çıkacağı için, aranız iyi olursa, sizin yararınıza. (Oliver Wendell Holmes)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dönüp hayvanlarla yaşayabilirim sanki; öyle uysal, öyle bağımsızlar ki;
Durup onlara uzun uzun bakıyorum.
Koşullarını ne dert ediyorlar, ne şikayet;
Karanlıkta gözü açık uzanıp günahlarına ağlamıyorlar;
Tanrıya olan görevlerini tartışarak içimi sıkmıyorlar;
Bir teki tatminsiz değil; bir teki sahiplik çılgınlığıyla aklını yitirmiş değil;
Hiçbiri diz çökmüyor ötekine; ya da binlerce yıl önce yaşamış kendi türüne;
Hiçbiri koca dünyaya saygınlık ya da çalışkanlık taslamıyor.

 

Walt Whitman

 

 

 

Bir çocuğun, bir yetişkine her zaman öğreteceği 3 şey vardır:

 

1. sebepsiz yere mutlu olmak
2. her zaman meşgul olabilecek bir şeyler bulmak
3. elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak

 

Paulo Coelho

 

 

 

İnsanlığın dünya görüşünü etkileyen 5 Yahudi vardır:

 

Musa: "Kanun her şeydir"
İsa: "Sevgi her şeydir"
Marx: "Para her şeydir"
Freud: "Seks her şeydir"
Einstein: "Her şey izafidir"

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...