Jump to content
Nuri Kara

Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

Recommended Posts

3 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Kolu kopan adamın kolu yeniden çıkmasa bile bunu kabüllenebilir. Eğer kanadımız veya başka bir uzuvumuz olsaydı ve kopsaydı bunuda kabüllenmemiz gerekirdi. Kabüllenince şuan nasıl kanadım yok diye üzülmüyorsan oda artık kolu olmadığından üzülmeyebilir.

 

Kesinlik yok ama, ben sadece mümkün diyorum. Yoksa ömür boyu belki acısı azalsada acı çeker, buda mümkün.

 

Kendi acımdan konuşayım o zaman, üstü kapalı bir şekilde. İntiharı düşündüm ben, sebebi artık acı çekmemekti. Hala daha tam toparlayamadım kendimi. Ahirete inandığımdan tolere ediyorum. Acı nedir bilmeden atıp tutmuyorum yani.

 

 

Siz ateistlerin anlamadığı ahiret inancının birçok şeyi tolere edebileceği.

 

Bir acının unutulmasının mümkün olması, tanrının acı faydalı olduğu için kötülüğü yok etmek istememesi sonucunu çıkartmaz yalnız.

 

Sizin şahsi tecrübeleriniz veya bir şeye inanmanın insanların psikolojisi üzerindeki etkisi tanrının varlığına kanıt olamaz.

 

Ateistler olarak ahiret inancının psikolojik olarak insanı rahatlatabileceğini anlamadığımızı da nereden çıkardınız anlıyoruz elbette, bilinmeyen bir konu değil ki bu. Ama bir şeyin psikolojik olarak telkin edici olması o şeyin gerçek olmasını veya gerçek sayılması gerektiğini sağlamıyor.

 

Ben sizin şahsi inancınıza saygı duyarım ama şahsi inancınıza saygı duyuyor olmam şahsi inancınızın doğruluğunu onayladığım manasına gelmiyor.

 

Ayrıca intiharı düşünecek kadar büyük acılar çekip de ahirete inandığınız için intihar fikrini tolere edecek durumda iseniz yanlış forumda yazı yazdığınızı düşünüyorum.

 

Bir an önce psikolojik destek almanızda fayda var.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, Sundance yazdı:

 

Bir acının unutulmasının mümkün olması, tanrının acı faydalı olduğu için kötülüğü yok etmek istememesi sonucunu çıkartmaz yalnız.

 

Sizin şahsi tecrübeleriniz veya bir şeye inanmanın insanların psikolojisi üzerindeki etkisi tanrının varlığına kanıt olamaz.

 

Ateistler olarak ahiret inancının psikolojik olarak insanı rahatlatabileceğini anlamadığımızı da nereden çıkardınız anlıyoruz elbette, bilinmeyen bir konu değil ki bu. Ama bir şeyin psikolojik olarak telkin edici olması o şeyin gerçek olmasını veya gerçek sayılması gerektiğini sağlamıyor.

 

Ben sizin şahsi inancınıza saygı duyarım ama şahsi inancınıza saygı duyuyor olmam şahsi inancınızın doğruluğunu onayladığım manasına gelmiyor.

 

Ayrıca intiharı düşünecek kadar büyük acılar çekip de ahirete inandığınız için intihar fikrini tolere edecek durumda iseniz yanlış forumda yazı yazdığınızı düşünüyorum.

 

Bir an önce psikolojik destek almanızda fayda var.

Madem ahiret inancını anladığını söylüyorsun, 60 yıl acıdan sonra sonsuz mutluluğa kavuşan biri acı çektiklerinden hayıflanır mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Madem ahiret inancını anladığını söylüyorsun, 60 yıl acıdan sonra sonsuz mutluluğa kavuşan biri acı çektiklerinden hayıflanır mı?

Yine döndük dolandık ve aynı yere geldik. 

Sonsuzu tanımla desem aklımız almaz dersin ama Absürt inancında ölünce sonsuz yaşam olduğuna inandığın için hayattaki tüm her şeyi anlamsız-gereksiz-meşru kabul ediyorsun... 

Bu senin absürt inancın her kesi bağlamaz. Uzaylılara inanan biri inancı için Kabul edilemez şeyleri aklamaya çalışsa idi muhtemelen sen de ona karşı aynı şekilde "Absürt inancın bizi bağlamaz. Bu yüzden Yaptığınız Kabul edilemez Davranışları absürt inancın ile aklayamazsın...." derdin. 

 

"Demezdim" diyor isen buyur! 

 

Bu arada önceki mesajıma cevap vermemiş, görmezden gelmişsiniz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Madem ahiret inancını anladığını söylüyorsun, 60 yıl acıdan sonra sonsuz mutluluğa kavuşan biri acı çektiklerinden hayıflanır mı?

 

1- Eğer tanrının insanlara sonsuz mutluluk sağlama gücü var ve bunu istiyor ise o halde 60 yıl acıya ne hacet?

 

 

2- @poiuz 

A- Tanrı kötülükleri yok edemiyor?

B- Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor?

diye sormuş

 

Siz de "B-Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor çünkü acıyı bilmezse seçimleri muallak olur, ot gibi olur öküzün trene baktığı gibi etrafa bakar. Değer bilmez. Keşfedemez."

 

demişsiniz. 

 

Şimdi tanrı insanlar böyle olmasın diye kötülükleri yok etmek istemiyorsa sonsuz mutluluk ne menem bir şey oluyor!? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

 

3- Bir de işin öteki yüzü var.

 

Siz sanki sonsuz mutluluk garantiymiş gibi yorumlamışsınız, ya sonsuz acı olursa?

 

O durumda ne olacak?

 

Tanrının sonsuz acı verdiği insanlar için de, 60 yıl hayattan sonra sonsuz acıya kavuşmalarını normal karşılıyor musunuz?

 

60 yıl acıyı telafi edecek bir sonsuz mutluluk yoksa, yerine sonsuz acı olduğu zaman ne olacak?

 

Madem tanrı kötülükleri insanlar için yok etmek istemiyor o halde bu sonsuz acı ne oluyor?

 

Öyle değil mi, en azılısından tut da herkes kendine sonsuz mutluluğu yakıştırıyor ama işin bir de sonsuz acı kısmı var. 

 

Madem tanrı kötülüğü karşısında sonsuz mutluluk olduğu için yok etmek istemiyor, bu sonsuz acı da nereden çıkıyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
57 dakika önce, Mantık yazdı:

Yine döndük dolandık ve aynı yere geldik. 

Sonsuzu tanımla desem aklımız almaz dersin ama Absürt inancında ölünce sonsuz yaşam olduğuna inandığın için hayattaki tüm her şeyi anlamsız-gereksiz-meşru kabul ediyorsun... 

Bu senin absürt inancın her kesi bağlamaz. Uzaylılara inanan biri inancı için Kabul edilemez şeyleri aklamaya çalışsa idi muhtemelen sen de ona karşı aynı şekilde "Absürt inancın bizi bağlamaz. Bu yüzden Yaptığınız Kabul edilemez Davranışları absürt inancın ile aklayamazsın...." derdin. 

 

"Demezdim" diyor isen buyur! 

 

Bu arada önceki mesajıma cevap vermemiş, görmezden gelmişsiniz?

Abuzerettat benim tanrım zaten. Savunulcak birşey yok. Ha Allah demişiz ha Abuzerettat isim farketmez konuştuğum tanrı bir yaratıcı, bitti gitti. İslam üzerinden konuşmuyorum, koca kitabı iki sayfada anlatamam. Bu yüzden cevap vermedim.

 

Ben ikisini aynı kabül ediyorum, eğer ahiret inancım olmasaydı sizin yanınızda yer alırdım. Bu ikisi ayrılmaz bir bütün. Eğer sen diyorsan ben ahiret inancını kaale almadan tartışırım, konuşmaya gerek yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
28 dakika önce, Sundance yazdı:

 

1- Eğer tanrının insanlara sonsuz mutluluk sağlama gücü var ve bunu istiyor ise o halde 60 yıl acıya ne hacet?

 

 

2- @poiuz 

A- Tanrı kötülükleri yok edemiyor?

B- Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor?

diye sormuş

 

Siz de "B-Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor çünkü acıyı bilmezse seçimleri muallak olur, ot gibi olur öküzün trene baktığı gibi etrafa bakar. Değer bilmez. Keşfedemez."

 

demişsiniz. 

 

Şimdi tanrı insanlar böyle olmasın diye kötülükleri yok etmek istemiyorsa sonsuz mutluluk ne menem bir şey oluyor!? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

 

3- Bir de işin öteki yüzü var.

 

Siz sanki sonsuz mutluluk garantiymiş gibi yorumlamışsınız, ya sonsuz acı olursa?

 

O durumda ne olacak?

 

Tanrının sonsuz acı verdiği insanlar için de, 60 yıl hayattan sonra sonsuz acıya kavuşmalarını normal karşılıyor musunuz?

 

60 yıl acıyı telafi edecek bir sonsuz mutluluk yoksa, yerine sonsuz acı olduğu zaman ne olacak?

 

Madem tanrı kötülükleri insanlar için yok etmek istemiyor o halde bu sonsuz acı ne oluyor?

 

Öyle değil mi, en azılısından tut da herkes kendine sonsuz mutluluğu yakıştırıyor ama işin bir de sonsuz acı kısmı var. 

 

Madem tanrı kötülüğü karşısında sonsuz mutluluk olduğu için yok etmek istemiyor, bu sonsuz acı da nereden çıkıyor?

Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur. Sonsuz mutluluk gayet mantıklı. Aynı mutluluğu yüz kere tatmak iyidir.

 

Sonsuz acı hakkında birşey diyemem ama sonsuza kadar cayır cayır yakma işi saçmalık, safsata.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Abuzerettat benim tanrım zaten. Savunulcak birşey yok. Ha Allah demişiz ha Abuzerettat isim farketmez konuştuğum tanrı bir yaratıcı, bitti gitti. İslam üzerinden konuşmuyorum, koca kitabı iki sayfada anlatamam. Bu yüzden cevap vermedim.

Yani sen "Allah denen tanrı insan uydurması Ve Her şeyin Yaratıcısı El-Abuzeretta ya hakarettir" lafından ALLAH ve EL-Abuzeretta Aynı tanrı, sadece isim farkı vardır sonucunu çıkarıp senin de El-Abuzeretta ya inandığını söylüyorsun!!! 

 

Islam üzerinden konuşmuyorum deyip İslam Tanrısının ismini sayıklıyor ve Allah isimli İslam tanrısı vaatleri ile ahiret inancın olduğunu savunuyorsun.

 

Önceki mesajımda Demişim ki:

Bu savunma bile aslında tanrının

1: Ya ifade özürlü olduğunu ve kendi nedenlerinin sonuçlarını bile bilmeyen bir ifade özürlü olduğunu 

 

Ya da

 

2: Tanrının aldatıcılığı nedeni ile vahşete neden olmasından dolayı Kötü olduğunu

 

Kabul etmektir.

 

3 saat önce, Nuri Kara yazdı:

 

Size kendi sözleriniz ile Kendi içinizde bile sürekli çeliştiğinizi Göstermeye çalışıyorum. Sonrasında kaale alıp tartışabiliriz. 

Aksi takdirde siz "ama ben öyle anlıyorum" misali duracaksın. 

Ben ise aslında bu ifadenin tanrının ifade özürlü kötü bir tanrı olduğu demek olduğunu gözünüzün önüne getirip duracam ve siz de onu görmezden geleceksiniz kısır döngüye göreceğiz. 

Umarim anlatabilmişimdir

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur. Sonsuz mutluluk gayet mantıklı. Aynı mutluluğu yüz kere tatmak iyidir.

 

Sonsuz acı hakkında birşey diyemem ama sonsuza kadar cayır cayır yakma işi saçmalık, safsata.

 

1- Benim sorduğum sorunun cevabı değil yalnız bu, ben tanrının sonsuz mutluluk sağlama gücü var ise acı tattırmasına ne gerek var? diye soruyorum.

 

Sorduğum 1. soru bu. "Sonsuzluk karşısında 60 sene acıdan kim hayıflanır" diyorsunuz. 

 

Sonsuzluk karşısında 60 senenin esamesi okunmaz ise, sonsuzluk karşısında bu 60 sene acının hiç bir etkisi olmuyor ise bu 60 senelik acı niçin gerekli diye soruyorum.

 

"Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur."

 

Sorduğum sorunun cevabı değil.

 

2- Eğer acının varlığı gerekli ise sonsuz mutluluk nasıl oluyor? Sonsuz mutlulukta acı olmayınca insanların öğrenmesi, kavraması, keşfedebilmesi, ot gibi olması problemi yine geçerli olmayacak mı diye soruyorum.

 

Verdiğiniz cevap bu sorunun da cevabı değil.

 

3. soruma cevap vermeyi tercih etmişsiniz ama bu verdiğiniz cevap da tamamen ahiret odaklı, dünyada ne yaşandığının hiç bir önemi yok. İsteyen istediğini yapsın, çalsın çırpsın, yaksın, yıksın, öldürsün, tecavüz etsin... Bir önemi yok. 60 seneden sonra sonsuz mutluluk başlayacak. Sonsuz mutluluk karşısında bunların hiç bir manası kalmıyor. 

 

Öyle mi?

 

Bu verdiğiniz cevap ile İslam'ın alakası yok.

 

Müslüman olmayabilirsiniz, benim inancımda cehennem yok diyebilirsiniz elbette.

 

Dediğim gibi ben inancınıza saygı duyarım neye isterseniz ona inanın ama bu inancınızın doğru olduğu manasına gelmez.

 

Dünyada fantezi ürünü dünya kadar eser var. Elfler, periler, gülyabaniler, cinler, Noel babalar, süpermanler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
56 dakika önce, Mantık yazdı:

Yani sen "Allah denen tanrı insan uydurması Ve Her şeyin Yaratıcısı El-Abuzeretta ya hakarettir" lafından ALLAH ve EL-Abuzeretta Aynı tanrı, sadece isim farkı vardır sonucunu çıkarıp senin de El-Abuzeretta ya inandığını söylüyorsun!!! 

 

Islam üzerinden konuşmuyorum deyip İslam Tanrısının ismini sayıklıyor ve Allah isimli İslam tanrısı vaatleri ile ahiret inancın olduğunu savunuyorsun.

 

Önceki mesajımda Demişim ki:

Bu savunma bile aslında tanrının

1: Ya ifade özürlü olduğunu ve kendi nedenlerinin sonuçlarını bile bilmeyen bir ifade özürlü olduğunu 

 

Ya da

 

2: Tanrının aldatıcılığı nedeni ile vahşete neden olmasından dolayı Kötü olduğunu

 

Kabul etmektir.

 

 

Size kendi sözleriniz ile Kendi içinizde bile sürekli çeliştiğinizi Göstermeye çalışıyorum. Sonrasında kaale alıp tartışabiliriz. 

Aksi takdirde siz "ama ben öyle anlıyorum" misali duracaksın. 

Ben ise aslında bu ifadenin tanrının ifade özürlü kötü bir tanrı olduğu demek olduğunu gözünüzün önüne getirip duracam ve siz de onu görmezden geleceksiniz kısır döngüye göreceğiz. 

Umarim anlatabilmişimdir

İsmine mi takıldın yani, benim bildiğim insanlar yaratıcıyı Allah diyede adlandırıyorlar.

 

Hangi tanrıyı önüme getirip duracan? Konuşacaksan yarattıkları yani ben öyle inandığım için yaptıkları üzerinden konuş, başkalarının veya kendinin anlamlar yüklediği tanrı üzerinden değil.

 

34 dakika önce, Sundance yazdı:

 

1- Benim sorduğum sorunun cevabı değil yalnız bu, ben tanrının sonsuz mutluluk sağlama gücü var ise acı tattırmasına ne gerek var? diye soruyorum.

 

Sorduğum 1. soru bu. "Sonsuzluk karşısında 60 sene acıdan kim hayıflanır" diyorsunuz. 

 

Sonsuzluk karşısında 60 senenin esamesi okunmaz ise, sonsuzluk karşısında bu 60 sene acının hiç bir etkisi olmuyor ise bu 60 senelik acı niçin gerekli diye soruyorum.

 

"Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur."

 

Sorduğum sorunun cevabı değil.

 

2- Eğer acının varlığı gerekli ise sonsuz mutluluk nasıl oluyor? Sonsuz mutlulukta acı olmayınca insanların öğrenmesi, kavraması, keşfedebilmesi, ot gibi olması problemi yine geçerli olmayacak mı diye soruyorum.

 

Verdiğiniz cevap bu sorunun da cevabı değil.

 

3. soruma cevap vermeyi tercih etmişsiniz ama bu verdiğiniz cevap da tamamen ahiret odaklı, dünyada ne yaşandığının hiç bir önemi yok. İsteyen istediğini yapsın, çalsın çırpsın, yaksın, yıksın, öldürsün, tecavüz etsin... Bir önemi yok. 60 seneden sonra sonsuz mutluluk başlayacak. Sonsuz mutluluk karşısında bunların hiç bir manası kalmıyor. 

 

Öyle mi?

 

Bu verdiğiniz cevap ile İslam'ın alakası yok.

 

Müslüman olmayabilirsiniz, benim inancımda cehennem yok diyebilirsiniz elbette.

 

Dediğim gibi ben inancınıza saygı duyarım neye isterseniz ona inanın ama bu inancınızın doğru olduğu manasına gelmez.

 

Dünyada fantezi ürünü dünya kadar eser var. Elfler, periler, gülyabaniler, cinler, Noel babalar, süpermanler.

Bir kere insanın karşısına birşey yüzkerede çıksa insan ilk seçimini uygular, birşeyler değişmediği sürece bu böyle. Amacının öğretmek ve seçim yaptırmak olduğunu söylüyorum, birinci soruya cevabım bu kadar.

 

Gereken herşeyi yani acıyla ilgili kısmı bu dünyada öğretir, öğrendiğimiz için ot gibi olmayız, ikinci sorunun cevabıda bu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Bir kere insanın karşısına birşey yüzkerede çıksa insan ilk seçimini uygular, birşeyler değişmediği sürece bu böyle. Amacının öğretmek ve seçim yaptırmak olduğunu söylüyorum, birinci soruya cevabım bu kadar.

 

Niye insan fikir değiştiremez mi? Sıkılamaz mı? Karakteri değişemez mi?

 

Sonsuzluktan bahsediyorsun yeterince süre geçtikten sonra deneyimlenmesi mümkün her şey deneyimlenecek ve sonsuz bir tekrara girecek.

 

İnsanın bir seçim yapıp sonsuzluk boyunca o yaptığı seçime mahkum olması gibi bir durum mu var?

 

Eğer öyle ise ahirette özgür irade mi yok?

 

Bu arada acı insanın bir şeyler öğrenmesi veya seçim yapması için zorunlu mudur?

 

İnsana öğretmek veya seçim yaptırmak için acı dışında bir alternatif yok mudur?

 

4 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Gereken herşeyi yani acıyla ilgili kısmı bu dünyada öğretir, öğrendiğimiz için ot gibi olmayız, ikinci sorunun cevabıda bu.


Eeee ahirette hiç bir değişiklik olmayacak o zaman. Sonsuza kadar tekrar.

 

Peki madem kötülük hiç bir şey ifade etmiyor madem öyle “dünyada isteyen istediğini yapsın, ensardakiler çocuklara tecavüz etsin farketmez” niye diyemiyorsun?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Bir kere insanın karşısına birşey yüzkerede çıksa insan ilk seçimini uygular, birşeyler değişmediği sürece bu böyle.


Merak ediyorum, ahirette hiç acı olmayacağına göre, hiç depresyon, açlık, rahatsızlık, can sıkıntısı olmadığına göre değişikliği ne gerektirecek?

 

Böyle olduğunda bir insan hoşuna giden bir şeyle karşılaştığında sonsuza kadar içinden çıkamayacağı bir mutluluk anına hapsolmayacak mı?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kötülükleri görüp de engelemeyen bir tanrı iyi biri olamaz. İnsanları seviyor olamaz. 

 

Adamlar gelmişler bir aileye zulüm ediyorlar.

Adamın karısının ırzına giriyorlar... Ne yapacağız? Tabii tanrımızı örnek alıp bakabiliriz.

Sonra 9 yaşındaki kızın ırzına giriyorlar... Devam bakabiliriz. Belki aile bir şeyler öğrenir ve sonra ödüllendirilir diye tanrımız gibi davranmak o kadar yanlış olmaz.

Sonra adamın ailesini öldürüyorlar... Devam seyredebiliriz çünkü sonra ödüllendirebilirler (karının, kızının ırzına girildi diye, öldürüldü diye sevap yazılıyordur herhalde?) 

Sonra ailenin evini yakıyorlar... Olsun elimde her şeyi durdurabilecek imkanım olsa bile ben bakmaya devam edebilirim.

Tanrı da öyle yapıyor, tanrının yaptığı yanlış olamaz!

 

 

BEN TANRIYIM, aslında kızların cinsel organlarını 17-18 yaşında geliştirerek en azından çocukların ırzına geçilmesinin önüne geçebilirdim ama neden yapayım ki? Çocuğun ırzına geçildiyse geçildi. Benim değil çocuğun problemi. Belki sonra cennetlik olur ve ilerde ödüllebdirilir. Belki de cennetlik olmaz ve boku bokuna acı çekmiş olur ama ne yapalım. O kadar olur.

Depremlerden insanlar ölüyor, sakatlanıyor. Aileler savruluyor, yok oluyor. Çocuklar sakat kalıyor veya öksüz kalıyorlar.... Olsun benim imkanım olsa bile ben neden bunları önleyeyim? Hatta canlarını alırken veya sakat bırakırken o kişinin iyi mi kötü mü, cennetlik mi veya cehennemlik mi olduğuna bile bakmıyorum. Bir deprem, 50.000-100.000 kişi ölsün, sakatlansın. Banane.

İnsanlar aç mı kalıyor, bebekler açlıktan mı ölüyor? Babane. 

Açlıktan, yoksulluktan kadınlar vücutlarını mı satıyor? Banane

İnsanlar benim adımı(dinimi) kullanıp çocukların ırzına mı geçiyor, sapık fantazilerini mi yaşıyorlar, erkek-kadın demeden bademliyorlar mı? Banane

Naziler, Yahudileri (kadın, çocuk demeden) gaz odasına mı tıkmışlar, Amerikalılar kızılderilileri mi yok etmişler, japonlara atom bombası mı atılmış? Babane.

 

Zaten onlar yapmasa Nuh tufanında olduğu gibi çoluk çocuk demeden BEN TANRI öldürüyorum.

Kafirleri (bana inanmayanları) de zaten ebediyen yakacağım, bütün yaptıkları iyilikler boşa gidecek. Bunlardan dost edinmeyin, (her nedenle olursa olsun) bana inanmadıkları için her türlü kötülüğü hakediyorlar. Ebediyen yanacakları için bu ceza hiç bir şekilde eğitime öğretime fayda sağlamayacak. Üstüne üstelik yaptıkları iyilikleri de sileceğim çünkü ben tanrı değil miyim..  Ben her şeyi en iyi bilirim ve iyi ve merhametli bir tanrıyım.

 

Neyse fazla uzattım. İyi günler.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, Nuri Kara yazdı:

İsmine mi takıldın yani, benim bildiğim insanlar yaratıcıyı Allah diyede adlandırıyorlar.

Yanlış biliyorsunuz. Nereleri yanlış bildiğinizin bilgileri son birkaç günlük sizi alıntıladığım mesajlarımda var. (Allah nedir, tanrı nedir, savunduğunuz bilgileri hangi dinden getiriyorsunuz gibi gibi)

 

Hala isime takıldığımı düşünmenizi gerçekçi bulmuyorum. Onca açıklama yapmışım aradaki farkın sadece isim olmadığı ile ilgili detay vermişim ama hala şu cümleyi tekrar önüme getirmeniz amacınızın öğrenmek yada anlamak olmadığı fikrine götürdü beni. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, Sundance yazdı:

 

Niye insan fikir değiştiremez mi? Sıkılamaz mı? Karakteri değişemez mi?

 

Sonsuzluktan bahsediyorsun yeterince süre geçtikten sonra deneyimlenmesi mümkün her şey deneyimlenecek ve sonsuz bir tekrara girecek.

 

İnsanın bir seçim yapıp sonsuzluk boyunca o yaptığı seçime mahkum olması gibi bir durum mu var?

 

Eğer öyle ise ahirette özgür irade mi yok?

 

Bu arada acı insanın bir şeyler öğrenmesi veya seçim yapması için zorunlu mudur?

 

İnsana öğretmek veya seçim yaptırmak için acı dışında bir alternatif yok mudur?

 


Eeee ahirette hiç bir değişiklik olmayacak o zaman. Sonsuza kadar tekrar.

 

Peki madem kötülük hiç bir şey ifade etmiyor madem öyle “dünyada isteyen istediğini yapsın, ensardakiler çocuklara tecavüz etsin farketmez” niye diyemiyorsun?

 

 

İki haftada bir en sevdiğin yemeği yemekten sıkılıyormusun?

 

Bir seçime mahkum olmak filan yok, ben iyi olmaktan sıkılıp kötü biri olmaya karar verdim, bumu yani? Artık sevdiğim insanlara acı çektireceğim, mutlu olmaları sıktı, artık mutlu olmayı istemiyorum sıkıldım. Ahirette özgür irade var, ama herşey oturmuş.

 

Acı bir insanın öğrenmesi için zorunlu değildir, o şeyi öğrenmesi için zorunludur. Hmm, yalnızlığı öğrenmeliyim, yalnız kalmadan.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Nuri Kara yazdı:

İki haftada bir en sevdiğin yemeği yemekten sıkılıyormusun?

 

Evet iki hafta boyunca sabah öğle akşam en sevdiğin yemeği ye, ikinci haftanın sonunda sıkılırsın. Sıkılmazsan o yemeği değiştirmen için her hangi bir dürtü olmaz. Sonsuza kadar aynı yemeği yer durursun. Hani diyordun ya "ot gibi" işte aynen öyle.

 

Kaldı ki süre sınırlı değil, sonsuzluktan bahsediyoruz burada. 2 milyar üssü 7 milyar üssü 17 milyar yıl boyunca her öğün aynı yemeği yemek bile sonsuzluğun yanında solda sıfır. İfadesiz. Eğer en ufak bir sıkıntı olma ihtimali var ise, bu ihtimalin yanındaki çarpan "sonsuzluk" oluyor. Yani en ufak bir sıkıntı bile sonsuz sıkıntı demek.

 

Düşün ki ahirette ilk gördüğün muhteşem bir manzara seni mest ediyor. Hiç sıkılmadan, sonsuza kadar o manzarayı seyredip duruyorsun. Sıkılmıyorsun ki gözünü çevirip de başka ne var diye bakasın. O ilk gördüğün manzaranın mutluluk anında takılıp kalmış, kaskatı kalıveriyorsun sonsuza kadar. Odun gibi. Sıkıntı yok sonuçta. En başta diyordun ya "tanrı kötülüğü yok etmek istemiyor çünkü acı olmazsa insan ot gibi olur" işte ahirette acı olmaması durumu "ot gibi" yani. Madem "ot gibi" olacaktı eninde sonunda, dünyada niye "ot gibi" olmaması için acıyı verdi?

 

1 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Bir seçime mahkum olmak filan yok, ben iyi olmaktan sıkılıp kötü biri olmaya karar verdim, bumu yani? Artık sevdiğim insanlara acı çektireceğim, mutlu olmaları sıktı, artık mutlu olmayı istemiyorum sıkıldım. Ahirette özgür irade var, ama herşey oturmuş.

 

İyilik, kötülük, seçim, özgür irade bunların hepsi birbirine bağlı olan şeyler. İnsanlar yaşadıkları tecrübelere bağlı olarak seçim yapıp, karar veriyor. Eğer ahirette bir bilinç, bir etkileşim, bir tecrübe ve bunlardan oluşan bir deneyim ve değişim söz konusu ise,  bu değişimi sonsuzluğa tabi tutarsan elde edeceğin sonsuz bir değişim olacaktır. Bu şu manaya gelir, hayali ahiretinde değişime izin var ise, olması muhtemel herhangi bir tecrübe gerçekleşecektir. Hem de sonsuz kez, sonsuz tekrar ile. Yok ise, sonsuza kadar donuk, robot olmaya mahkum olmak gibi bir durum ortaya çıkar. 

 

Bu arada sizin öne sürdüğünüz ahirette sadece iyiler mi yer alıyor? Niye "biri iyi olmaktan sıkılıp kötü olmaya karar versin" örneğini verdiniz ki, "cehennem yok, safsata" dediğiniz için ben kötülerin de ahirette olacağı gibi bir izlenim edindim, yanılıyor muyum yoksa?

 

1 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Acı bir insanın öğrenmesi için zorunlu değildir, o şeyi öğrenmesi için zorunludur. Hmm, yalnızlığı öğrenmeliyim, yalnız kalmadan.


Tanrı 2 yaşındaki bir bebeğin kendi babası tarafından tecavüze uğrarken iç organlarının parçalanıp, ölmeyi öğrenmesini mi istiyor o bebeğin sonsuz mutluluğu yaşaması için? Bu bebeğin yaptığı bir seçim filan da yok. Böyle bir acıyı yaşamasının nedir izahı?

 

İnsan ne acı yaşarsa yaşasın, sonuçta sonsuz mutluluk olmuyor mu elde ettiği? Sonsuz mutluluk karşısında da yaşadığı acıların etkisi tamamen kaybolmuyor mu? Eeee madem tanrı eninde sonunda insana sonsuz mutluluğu verecek ve yaşanan acıların hiç bir önemi kalmayacak, o sonsuz mutluluğu vermek için ne diye acıyı öğretiyor? En başta verse ya.

 

"Tanrı benim acıyı öğrenmemi istiyor, bu hayatta acı çekmeliyim, tecavüze uğrayıp, soyulmalı, işkenceden geçmeli, öldürülmeliyim. Böylece bunların ne olduğunu öğreneceğim. (Bunları hiç birini yaşamayan insanlar da ne olduklarını biliyor gerçi ama hadi öğrenmekten kastettiğiniz şeyin insanın başına gelmesi olduğunu kabul edelim) Tanrı bana bunları öğrettikten sonra bana sonsuz mutluluğu verecek, bu mutluluğun sonsuzluğunda ben yaşadığım bu acıların etkisinden kurtulup bunları yaşadığım için hayıflanmayı bırakacağım. Yaşadığım acıların hiç bir etkisi kalmamış bir şekilde sonsuz mutluluğumu yaşayacağım."

 

İyi de madem ben eninde sonunda sonsuz mutluluğu yaşayacaktım, en başta bu tanrı ne diye benim eziyet çekmemi sağladı? 

 

Madem çektiğim eziyetin bir etkisi yok ne diye çektim ben onca eziyeti?

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 03.01.2020 at 20:13, Sundance yazdı:

 

Evet iki hafta boyunca sabah öğle akşam en sevdiğin yemeği ye, ikinci haftanın sonunda sıkılırsın. Sıkılmazsan o yemeği değiştirmen için her hangi bir dürtü olmaz. Sonsuza kadar aynı yemeği yer durursun. Hani diyordun ya "ot gibi" işte aynen öyle.

 

Kaldı ki süre sınırlı değil, sonsuzluktan bahsediyoruz burada. 2 milyar üssü 7 milyar üssü 17 milyar yıl boyunca her öğün aynı yemeği yemek bile sonsuzluğun yanında solda sıfır. İfadesiz. Eğer en ufak bir sıkıntı olma ihtimali var ise, bu ihtimalin yanındaki çarpan "sonsuzluk" oluyor. Yani en ufak bir sıkıntı bile sonsuz sıkıntı demek.

 

Düşün ki ahirette ilk gördüğün muhteşem bir manzara seni mest ediyor. Hiç sıkılmadan, sonsuza kadar o manzarayı seyredip duruyorsun. Sıkılmıyorsun ki gözünü çevirip de başka ne var diye bakasın. O ilk gördüğün manzaranın mutluluk anında takılıp kalmış, kaskatı kalıveriyorsun sonsuza kadar. Odun gibi. Sıkıntı yok sonuçta. En başta diyordun ya "tanrı kötülüğü yok etmek istemiyor çünkü acı olmazsa insan ot gibi olur" işte ahirette acı olmaması durumu "ot gibi" yani. Madem "ot gibi" olacaktı eninde sonunda, dünyada niye "ot gibi" olmaması için acıyı verdi?

 

 

İyilik, kötülük, seçim, özgür irade bunların hepsi birbirine bağlı olan şeyler. İnsanlar yaşadıkları tecrübelere bağlı olarak seçim yapıp, karar veriyor. Eğer ahirette bir bilinç, bir etkileşim, bir tecrübe ve bunlardan oluşan bir deneyim ve değişim söz konusu ise,  bu değişimi sonsuzluğa tabi tutarsan elde edeceğin sonsuz bir değişim olacaktır. Bu şu manaya gelir, hayali ahiretinde değişime izin var ise, olması muhtemel herhangi bir tecrübe gerçekleşecektir. Hem de sonsuz kez, sonsuz tekrar ile. Yok ise, sonsuza kadar donuk, robot olmaya mahkum olmak gibi bir durum ortaya çıkar. 

 

Bu arada sizin öne sürdüğünüz ahirette sadece iyiler mi yer alıyor? Niye "biri iyi olmaktan sıkılıp kötü olmaya karar versin" örneğini verdiniz ki, "cehennem yok, safsata" dediğiniz için ben kötülerin de ahirette olacağı gibi bir izlenim edindim, yanılıyor muyum yoksa?

 


Tanrı 2 yaşındaki bir bebeğin kendi babası tarafından tecavüze uğrarken iç organlarının parçalanıp, ölmeyi öğrenmesini mi istiyor o bebeğin sonsuz mutluluğu yaşaması için? Bu bebeğin yaptığı bir seçim filan da yok. Böyle bir acıyı yaşamasının nedir izahı?

 

İnsan ne acı yaşarsa yaşasın, sonuçta sonsuz mutluluk olmuyor mu elde ettiği? Sonsuz mutluluk karşısında da yaşadığı acıların etkisi tamamen kaybolmuyor mu? Eeee madem tanrı eninde sonunda insana sonsuz mutluluğu verecek ve yaşanan acıların hiç bir önemi kalmayacak, o sonsuz mutluluğu vermek için ne diye acıyı öğretiyor? En başta verse ya.

 

"Tanrı benim acıyı öğrenmemi istiyor, bu hayatta acı çekmeliyim, tecavüze uğrayıp, soyulmalı, işkenceden geçmeli, öldürülmeliyim. Böylece bunların ne olduğunu öğreneceğim. (Bunları hiç birini yaşamayan insanlar da ne olduklarını biliyor gerçi ama hadi öğrenmekten kastettiğiniz şeyin insanın başına gelmesi olduğunu kabul edelim) Tanrı bana bunları öğrettikten sonra bana sonsuz mutluluğu verecek, bu mutluluğun sonsuzluğunda ben yaşadığım bu acıların etkisinden kurtulup bunları yaşadığım için hayıflanmayı bırakacağım. Yaşadığım acıların hiç bir etkisi kalmamış bir şekilde sonsuz mutluluğumu yaşayacağım."

 

İyi de madem ben eninde sonunda sonsuz mutluluğu yaşayacaktım, en başta bu tanrı ne diye benim eziyet çekmemi sağladı? 

 

Madem çektiğim eziyetin bir etkisi yok ne diye çektim ben onca eziyeti?

 

 

 

 

Sen ölmeyi yok olmayı istiyorsan, sonsuzluk sadece bir üzüntü kaynağı olacaksa, boşver. Sıkılırsın sen orada. En iyisi yok olmak.

 

Ben iyilerin kötülerden ayrılacağına inanıyorum, ama bu ayrılık kötüleri yakmaya yollamak değil, en basitinden iki dünyanın biri kötülere biri iyilere. Zaten bu dünyada bile herkes iyi olsaydı herşey muazzam derecede kolaylaşırdı.

 

Sana en başta versin sonsuz mutluluğu, ben böyle iyiyim. Pardon birşey bilmeyenlere sormuyormuş, orada sana anlatırdım şöyle acı böyle acı, ne kadar güzel acı yok burada. Sende vav diyip hemen anlardın.

 

Tartışmaya gerek yok ya, beni anlaman yeterli, bende seni anlasam yeterli. Kimseyi inan inan diye zorlayacak değilim, ben böyle inanıyorum, sende öyle.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
29 dakika önce, Nuri Kara yazdı:

Sen ölmeyi yok olmayı istiyorsan, sonsuzluk sadece bir üzüntü kaynağı olacaksa, boşver. Sıkılırsın sen orada. En iyisi yok olmak.

 

Ben iyilerin kötülerden ayrılacağına inanıyorum, ama bu ayrılık kötüleri yakmaya yollamak değil, en basitinden iki dünyanın biri kötülere biri iyilere. Zaten bu dünyada bile herkes iyi olsaydı herşey muazzam derecede kolaylaşırdı.

 

Sana en başta versin sonsuz mutluluğu, ben böyle iyiyim. Pardon birşey bilmeyenlere sormuyormuş, orada sana anlatırdım şöyle acı böyle acı, ne kadar güzel acı yok burada. Sende vav diyip hemen anlardın.

 

Tartışmaya gerek yok ya, beni anlaman yeterli, bende seni anlasam yeterli. Kimseyi inan inan diye zorlayacak değilim, ben böyle inanıyorum, sende öyle.

Bir insan neden iyi veya kötü olur?

1-Tanrı insanı yanlış programlamıştır.

2-Tanrı insanı doğru programlamıştır.Ama çevre şartlarını değişken yarattığı için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.
3-Tanrının hakimiyeti yoktur.Bazı olaylar tanrının iradesi dışında  olur.(Bu ise tek tanrılı dinlerde şirktir.)

4-İyi tanrılar dışında kötü tanrılar vardır.Birbirlerine gücü yetmediği için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.

Aklıma gelen seçeneklerden bazıları bunlar.

Bu seçeneklerin hiçbirinde insanın suçu yoktur.Yaptıklarından dolayı cezalandırılamaz.
Tanrı veya benzeri varlıklar yoktur irademe hiçbir varlık(doğa madde,enerji vb) müdahele edemez   dersen yaptıklarından sorumlu olursun. :)

Bu seçeneği mantıksız buluyorum.Çünkü insan ezeli ve ebedi değildir.sonradan oluşan bir varlıktır.Kendisini ve çevresini tasarlamamıştır.Çevresine enerji madde bilgi olarak bağımlıdır.

Senin aklına başka seçenekler geliyorsa yaz öğrenelim.

 

 

tarihinde mirasyedi tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 saat önce, Nuri Kara yazdı:

Sen ölmeyi yok olmayı istiyorsan, sonsuzluk sadece bir üzüntü kaynağı olacaksa, boşver. Sıkılırsın sen orada. En iyisi yok olmak.

 

Ben iyilerin kötülerden ayrılacağına inanıyorum, ama bu ayrılık kötüleri yakmaya yollamak değil, en basitinden iki dünyanın biri kötülere biri iyilere. Zaten bu dünyada bile herkes iyi olsaydı herşey muazzam derecede kolaylaşırdı.

 

Sana en başta versin sonsuz mutluluğu, ben böyle iyiyim. Pardon birşey bilmeyenlere sormuyormuş, orada sana anlatırdım şöyle acı böyle acı, ne kadar güzel acı yok burada. Sende vav diyip hemen anlardın.

 

Tartışmaya gerek yok ya, beni anlaman yeterli, bende seni anlasam yeterli. Kimseyi inan inan diye zorlayacak değilim, ben böyle inanıyorum, sende öyle.


Niyetim seni yargılamak veya inancını değiştirmeye zorlamak değil, öne sürdüğün kavramı irdeliyorum.


Yoksa ortada ne ahiret var, ne de insanlar hakkında hüküm veren bir ilahi güç. Olmasının mümkünlüğünü tartışıyoruz.

 

Realite iyilerle kötüleri ayırmak gibi basit bir şey değil. Star Wars evrenindeki gibi karanlık taraf ve aydınlık taraf diye ayrılmıyor gerçekte. İyilik ve kötülüğün birbirine girdiği gri, kaotik bir durum var. Ortada iyilik veya kötülük olmasını yönünde bir irade, bilinç yok.

 

Kötü insanlar için cehennem yok ama herkesin birbirine kötülük yaptığı ayrı bir dünya var diyelim. Bu da bir nevi cehennem olmuyor mu? İyi dünyayı boş ver, kötü dünyada insanlar kötülük yapmaya devam ediyorsa en baştaki kötülüğün sonsuz mutluluk için öğrenilmesi gereken bir şey olması şartı yine bozulmuş oluyor.

 

Ölmeyi, yok olmayı elbette istemiyorum. Canlıların hemen hepsi de istemiyor. Tüm canlılar ölümden kaçacak şekilde hareket ediyor. Bunun sebebi de evrimsel olarak böyle olmak zorunda olmaları. Canlının türünü devam ettirebilmesi için ölümü istememesi, ölümden kaçmaya çalışması doğal bir şey elbette.

 

Ahiret inancı da bu dürtüden doğmuş olamaz mı? Ölümü reddetmek, ölümden sonsuza kadar kaçmaya çalışmak dürtüsü.

 

İnsan fantezi yaratabilen bir canlı sonuçta. Hayal kurmaya varınca süpermenden tut da, elfler, periler, noel baba gibi uydurabildiği sınırsız fantezi var. Bunlar da insana psikolojik olarak mutluluk verebilir. Ahiret de bunlardan farklı değil. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, mirasyedi yazdı:

Bir insan neden iyi veya kötü olur?

1-Tanrı insanı yanlış programlamıştır.

2-Tanrı insanı doğru programlamıştır.Ama çevre şartlarını değişken yarattığı için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.
3-Tanrının hakimiyeti yoktur.Bazı olaylar tanrının iradesi dışında  olur.(Bu ise tek tanrılı dinlerde şirktir.)

4-İyi tanrılar dışında kötü tanrılar vardır.Birbirlerine gücü yetmediği için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.

Aklıma gelen seçeneklerden bazıları bunlar.

Bu seçeneklerin hiçbirinde insanın suçu yoktur.Yaptıklarından dolayı cezalandırılamaz.
Tanrı veya benzeri varlıklar yoktur irademe hiçbir varlık(doğa madde,enerji vb) müdahele edemez   dersen yaptıklarından sorumlu olursun. :)

Bu seçeneği mantıksız buluyorum.Çünkü insan ezeli ve ebedi değildir.sonradan oluşan bir varlıktır.Kendisini ve çevresini tasarlamamıştır.Çevresine enerji madde bilgi olarak bağımlıdır.

Senin aklına başka seçenekler geliyorsa yaz öğrenelim.

 

 

İradesinden isteyerek vazgeçmiştir. 3. seçenekte insanın suçu olurdu.

 

5 saat önce, Sundance yazdı:


Niyetim seni yargılamak veya inancını değiştirmeye zorlamak değil, öne sürdüğün kavramı irdeliyorum.


Yoksa ortada ne ahiret var, ne de insanlar hakkında hüküm veren bir ilahi güç. Olmasının mümkünlüğünü tartışıyoruz.

 

Realite iyilerle kötüleri ayırmak gibi basit bir şey değil. Star Wars evrenindeki gibi karanlık taraf ve aydınlık taraf diye ayrılmıyor gerçekte. İyilik ve kötülüğün birbirine girdiği gri, kaotik bir durum var. Ortada iyilik veya kötülük olmasını yönünde bir irade, bilinç yok.

 

Kötü insanlar için cehennem yok ama herkesin birbirine kötülük yaptığı ayrı bir dünya var diyelim. Bu da bir nevi cehennem olmuyor mu? İyi dünyayı boş ver, kötü dünyada insanlar kötülük yapmaya devam ediyorsa en baştaki kötülüğün sonsuz mutluluk için öğrenilmesi gereken bir şey olması şartı yine bozulmuş oluyor.

 

Ölmeyi, yok olmayı elbette istemiyorum. Canlıların hemen hepsi de istemiyor. Tüm canlılar ölümden kaçacak şekilde hareket ediyor. Bunun sebebi de evrimsel olarak böyle olmak zorunda olmaları. Canlının türünü devam ettirebilmesi için ölümü istememesi, ölümden kaçmaya çalışması doğal bir şey elbette.

 

Ahiret inancı da bu dürtüden doğmuş olamaz mı? Ölümü reddetmek, ölümden sonsuza kadar kaçmaya çalışmak dürtüsü.

 

İnsan fantezi yaratabilen bir canlı sonuçta. Hayal kurmaya varınca süpermenden tut da, elfler, periler, noel baba gibi uydurabildiği sınırsız fantezi var. Bunlar da insana psikolojik olarak mutluluk verebilir. Ahiret de bunlardan farklı değil. 

Realitede grilik yok, siyah beyaz, iyi var kötü var. Çok zor değil yani bencilmi değilmi, grilik yok, ya bencildir, ya değildir. İnsan tutarsız bir varlık değil, bir yerde onun için birşeyi isteyip, başka bir yerde tersini yapamaz. Mümkün değil, insan olmazdı.

 

Cehennem iyi bir yer olsa bile cehenneme çevirenler olabilir. Ancak ahirette ölüm yokken, yokluk yokken nasıl yapabilirlerki? Bence kötüler iyi olmadıklarından pişman olacaklar, bu acı cehennemdir. Bence yani.

 

Dünyada sadece acı olsaydı türünü devam ettirmek için yaşamazdı kimse. İnsanlar mutlu olmak için yaşıyorlar, evrim iyi hoşta bu kadar değil. Akıl böyle işte. Evrim aklı vermeden düşüncekti.

 

Ahiret inancı kesinlikle bu yüzden doğabilirdi. Bende bu yüzden inanıyorum zaten. İhtiyacımı görmezden gelmiyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, Nuri Kara yazdı:

İradesinden isteyerek vazgeçmiştir. 3. seçenekte insanın suçu olurdu.

Tanrı iradesinden  vazgeçerse herşey yok olur.Düzen bozulur.

Düzen bozulmaz dersen düzeni sağlayan şeyi tanrılaştırmış olursun.Buda şirktir.

insanın suçu olamaz.Çünkü insanın iradesi tanrıya bağımlıdır.

İnsanı  tanrı tasarlamıştır.Çevresini tanrı tasarlamıştır.

İnsan program dışına çıkıp hareket edemez.

Eder dersen gene insanı tanrılaştırmış olur.

İnsan sorumlu tutulabilmesi için  kendisi dışında  hiçbirşeye bağımlı olmamalıdır.ezeli ve ebedi olmalıdır.Tasarlanmamış olmalıdır.

Tasarlanmış şeylerde sorumluluk ve suç tasarlayana aittir.

Akıl yürütmende bozukluk var.

 

 

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...