Jump to content
tunahan94

Muhammed yaşamadıysa, hadisler nasıl var ?

Recommended Posts

4 saat önce, muslumanAyse yazdı:

 

Bilgilerinizde bir yanlışlık yok: Birmingham'da bazı  surelerden ayetler var. Bu en azından Kur'an'ın bir kısmının o zaman yazıldığını kesin olarak kanıtlar. Ama Muhammed olmasa da böyle bir şey olabilir aslında.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, teflon yazdı:

Bunu şimdi gördüm.

 

Ölümünden "20 yıl" önce derken?

Nerede yazıyor bu?

Bu konunun lakırdısı da buralarda çokça edildi de, o yüzden sordum..

 

Ha bir de, bu kitabın "orijinali" var mı elimizde? Hani, çok daha eski Arşimet'in eserlerinin bile orijinali mevcut. Bu kitap bir de allah babanın korumasında. O bağlamda sordum.

Kur'ânın bir kitap olarak indirilmediğini orjinal hâlinin bir kelâm (söz) olduğunu şimdiye kadar daha öğrenemedin mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, HATEM said:

Kur'ânın bir kitap olarak indirilmediğini orjinal hâlinin bir kelâm (söz) olduğunu şimdiye kadar daha öğrenemedin mi?

 

Onu zaten biliyoruz da siz dinciler bilmiyor herhalde. Kitap kitap diye sayıklayan sizlersiniz. Arapların kıçlarından uydukları zırvaları, palavraları, masalları insanlığa gökten atılmış kitap gibi pazarlayan sahtekarlarsınız sadece.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 hours ago, HATEM said:

Kur'ânın bir kitap olarak indirilmediğini orjinal hâlinin bir kelâm (söz) olduğunu şimdiye kadar daha öğrenemedin mi?

 

Laf sokmaya çalışmışsın sanırım ama, kitabın içerisinden ayetlere falan girmeden,  sana şöyle ifade edeyim:

 

Hani korunan ve değişmeyen bir şey var ya size göre son peygamberden gelen, o nedir? Somut, elle tutulur, gözle görülür bir bütün hale dönüştürülmüşse eğer, orijinali nerededir..? Bak mesela, çok daha eski eflatun'un eserleri duruyor. Orijinal. 

 

Yoksa biz de biliyoruz, gökten direk kitap halinde inmedikçe, zaten kalanın insan elinde her türlü yalan ve hoşaf olacağını. Onu demeye getiriyoruz zaten ama, senin üzerine bastığın iyi olmuş. Çok teşekkürler.

 

Orijinali dahi olmayan ve tabiatı itibariyle de olamayacak şeyin, korunduğu ve değişmediğini iddiası daha en başından yok(!) yoluna gidiyor böylelikle....

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.02.2019 at 23:04, MaitreyaXayah said:

 

Yokluğun ispatı olmaz ise ispatın yokluğuda yoktur.

Aslı, kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.

Siz evrende kara delik olduğunu biliyorsunuz öyle değil mi ?

Siz bana kara deliği gösterir misiniz? 

Gösteremezsiniz.

Bunu gösteremeyişiniz bunun olmadığının kanıtı mıdır ? Değildir.

Söylediğim şeylerin hiç birinde çelişki bulamamış olmalısınız ki vermiş olduğunuz cevaplar hep kaçar yönde oysa almak istiyene çok güzel cevaplar mevcut konu içerisinde.

Saygılar.

 

Karadeliğin varlığı yokluğu beni alakadar etmiyor. Eğer benim bir inanca inanmam gerekiyorsa ispat isterim. Ben dünyada bir çok yer gezdim, bir çok farklı inançtan insan gördüm onların %99 u senin gibi aileden gelen inançlarını sürdürüyolar. Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm, İslamiyet, Musevilik, Şintoizm hakkında yeterli bilgiye sahibim. Bu saydığım her dinin mensubu arkadaşlarım da var. Bende dini bütün bir ailede yetiştim, 20 li yaşlarımın sonuna kadar orucumu tuttum, namazımı kıldım, kur-an ı okudum.  Ama işte dünyaya açılınca insan dünyanın 5 te 6 sının Müslüman olmadığını ve inançların aileden çocuklara geçtiğini çok iyi anlıyor. İşte bu noktadan sonra içinde azıcık sorgulama yetisi kaldıysa, bir dine bağlı kalmak mümkün olmuyor.

 

Zaten incelediğimizde dinler savaşla, kanla yayılıyor. Türklerin Müslümanlığa geçişi de çok kanlı oldu. Emevi döneminde Kuteybe önderliğinde Talkan ve Curcan katliamlarında Türk katliamı başlamıştır. Sadece Talkan katliamında 100 bin Türk katledilmiş ve 50 binden fazla Türk köle ve cariye olarak pazarlarda satılmıştır. Yaklaşık 24 km lik alana ibret olsun diye Türkler asılmıştır. Kuteybe Allah'a yemin ettim diye Türklerin kadınından değirmende ekmek yaptırıp yemiştir. Böylelikle Türklerin ağır vergilerle, savaşlarla, gayrimüslimlere adalet konusunda yapılan çifte standartlarla İslamiyete geçiş dönemi başlamıştır. Tarih çok acı değil mi? 

 

Amerika'da Hristiyanlıkta özellikle İspanyolllar tarafından yayılmıştır. Bu yapılırken, hem yerlilerin mallarına el konulmuş, hem de katlanılması imkansız işkenceler ve katliamlar yaşanmıştır. Yerlilerin altına ateş yakılmış ama köz gibi bir ateş, çünkü yavaş yavaş acı çekerek ölmeleri istenmiş. Yerlilerin acı içinde kıvranmasından rahatsız olan komutan ateş altında yavaş yavaş yanan yerlilerin dillerini kestirmiş. Hamile kadınların karınları yarılıp bebekleri daha uzağa fırlatma oyunu oynanmış.

 

İşin özü şu ki, dünyanın hiç bir tanrısını, hiç bir dinini istemiyorum. Hepsinin yayılma süreci kan, katliam, işkence ve psikolojik baskıyla dolu. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, teflon yazdı:

Laf sokmaya çalışmışsın sanırım ama, kitabın içerisinden ayetlere falan girmeden,  sana şöyle ifade edeyim:

 

 

Blakis tâmm da yerine oturtmuşum. Verdiğin cevapla gerçekten mes'eleyi şu âna dek idrâk edememiş olduğun gözüküyor.
Şöyle ki; Korunan veyâ indirilen,, bir kitap veyâ mushaf değildir.
Korunan veyâ indirilen bir kelâmdır.
Kelâm diyince yine anlamayacaksın heralde. Allah tarafından indirilen şey, sözlerdir seslerdir.
Bilgisayarda indirilen ses dosyaları ile yazı dosyalarının formatı farklıdır. Orjinali ses dosyası formatında olan bir belge hakkında  bunun orjinal pdf formatı nerde diye sorarsan, gülünç duruma düşersin.

 

2 saat önce, teflon yazdı:

Hani korunan ve değişmeyen bir şey var ya size göre son peygamberden gelen, o nedir? Somut, elle tutulur, gözle görülür bir bütün hale dönüştürülmüşse eğer, orijinali nerededir..? Bak mesela, çok daha eski eflatun'un eserleri duruyor. Orijinal. 


Mâlesef elle tutulmuyor, gözle görülmüyor, koklanmıyor, tadılmıyor. Yine yanlış anlama, İndirilenin orjinali hakkında konuşuyorum. İndirilen şeyin orjinalini soruyorsan O sâdece işitiliyor.
Kur'ân, adı üstünde okunan bir kitaptır. Ama göz ile okunan değil, Ağız dil ve nefes ile okunan anlamında Kur'ândır. Kitaptan okuma anlamıda çok uzak değildir Çünkü Hâfız, Kur'ânı ezberinden seslendirirken, zihnindeki kitaptan okur.

Kur'ân âyetleri ses formatından yazı formatına kısım kısım, ilk olarak vahiy kâtibi sahâbeler tarafından aktarılmıştır.
Bir bütün olarak tek bir mushâfta toplanması, kitâplaştırılması, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin vefâtinden hemen sonra râşid hâlifeler devrinde gerçekleşmiştir.
Şimdi aradığın şeyin ne olduğunu öğrendin. Milâdî 632 senelerindeki mushafı soruyorsun sen. Ve Adam (müslüman ayşe),,  "yüzde 95 olasılıkla, 568 ile 645 yıllarına âit" diyerek  senin gözüne belgeyi sokmuş. Daha neyin peşindesin.

 

Senin anladığın anlamda Orjinal belge araştırmanın hiçbir anlamı yok.
Eğer mevzû hakkındaki fitne fesat vizyonunu genişletmek istiyorsan, Kur'ânın orjinalini  Kırâatte aramayı öğrendikten sonra, en az 10 farklı Kırâat imâmının vâr olduğunu bil. Bu kırâat imâmlarının Kur'ânı değişik nüânslarla okuduğunu da öğrenince bu nüanslara uygun olarak anlamın da değiştiğini görürsün. Size çok malzeme çıkar burdan... Tâbi olduğunuz şeytânlar bu konularda ilhâm vermediler mi size?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, HATEM yazdı:

 

 

Blakis tâmm da yerine oturtmuşum. Verdiğin cevapla gerçekten mes'eleyi şu âna dek idrâk edememiş olduğun gözüküyor.
Şöyle ki; Korunan veyâ indirilen,, bir kitap veyâ mushaf değildir.
Korunan veyâ indirilen bir kelâmdır.
Kelâm diyince yine anlamayacaksın heralde. Allah tarafından indirilen şey, sözlerdir seslerdir.
Bilgisayarda indirilen ses dosyaları ile yazı dosyalarının formatı farklıdır. Orjinali ses dosyası formatında olan bir belge hakkında  bunun orjinal pdf formatı nerde diye sorarsan, gülünç duruma düşersin.

 

 

müslümancıkların bir yerden sonra allah bilmez ben bilirim demeleri kaçınılmaz oluyor :D

 

enam 92

Sana, şehirlerin anası olan Mekke halkını ve çevresindeki bütün insanları korkutmak, Tanrı azâbını onlara haber vermek için bu kutlu ve onlarda bulunan kitapları gerçekleyici kitabı indirdik ve âhirete inananlar, namazlarını dâimâ kılarak bu kitaba da inanırlar.

 

ve hâzâ: ve bu

kitâbun: bir kitap

enzelnâ-hu: onu indirdik

 

başka örnekler de var ya, siz bulursunuz artık.

 

allah kitap diyor, müslüman hayır kitap değil diyor. müslüman diyor ki, allah kitap dese de, siz aldırmayın ona, o kitap değil başka bir şey.

ulan allah, ne çektin müslümanların elinden be. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, bir_akil_insan yazdı:

 

müslümancıkların bir yerden sonra allah bilmez ben bilirim demeleri kaçınılmaz oluyor :D

 

enam 92

Sana, şehirlerin anası olan Mekke halkını ve çevresindeki bütün insanları korkutmak, Tanrı azâbını onlara haber vermek için bu kutlu ve onlarda bulunan kitapları gerçekleyici kitabı indirdik ve âhirete inananlar, namazlarını dâimâ kılarak bu kitaba da inanırlar.

 

ve hâzâ: ve bu

kitâbun: bir kitap

enzelnâ-hu: onu indirdik

 

başka örnekler de var ya, siz bulursunuz artık.

 

allah kitap diyor, müslüman hayır kitap değil diyor. müslüman diyor ki, allah kitap dese de, siz aldırmayın ona, o kitap değil başka bir şey.

ulan allah, ne çektin müslümanların elinden be. 


Daha dikkatli okuman ve mümkünse anlamaya çalışman lâzım.
Senin i'tirâzına cevap, alıntılamadığın şu cümlede gizliydi:
 

 

2 saat önce, HATEM yazdı:

Kur'ân, adı üstünde okunan bir kitaptır. Ama göz ile okunan değil, Ağız dil ve nefes ile okunan anlamında Kur'ândır. Kitaptan okuma anlamıda çok uzak değildir Çünkü Hâfız, Kur'ânı ezberinden seslendirirken, zihnindeki kitaptan okur.


Burada,, Kur'ân okuyan hâfızın zihnindeki "kitaptan" bahsetmişim.
Âkil olanlar, "Kur'ânda kitap kavramı geçiyor" diye hemen zıplamasınlar diye bu kitap ayıktırmasını yaptım.
Hâfızın vücûd memleketindeki (ülkesindeki) kitabın varlığına ayıktıysan. Hakk'ın kendi varlığında da bir kitap olduğunu bilin.
"Ana kitap onun katındadır"
Bu kadar açıklama yeter, size fazla bile...

tarihinde HATEM tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İncilin, tevratın Allah katında kelamı yok muydu?

Bu gavurlar onu da mı tahrif ettiler demeye getiriyorsunuz?

Bizim ki kelam da onlarınki patates mi?

Bu gavurlar çok meziyetli Allah’a çaktırmadan Allah katına çıkıp oradaki incil ve tevrat kelamlarını tahrif ettiler. Allah’ı da maskara ettiler. Diyorsanız bilelim.

tarihinde Sundance tarafından düzenlendi
Ekleme

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 08.02.2019 at 00:09, bir_akil_insan yazdı:

 

 

 

https://www.theoi.com/Tree.html

 

yüzlerce yunan tanrısının soy ağacı ve aralarında geçen olayları bu siteden okuyabilirsiniz. demek ki yunan tanrıları da gerçektir, gerçek olmasalar kim bunları neden uydursun, değil mi? 

 

Bilgelik masalarla başlamıştır. Yunan tanrıları vardır ama bizim Gigi ruha sahip varlıklar değildir. Hatta Yunan tanrıları insanlarla konuşur. Kahinleri vardır Yunanların.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, HATEM yazdı:


Daha dikkatli okuman ve mümkünse anlamaya çalışman lâzım.
Senin i'tirâzına cevap, alıntılamadığın şu cümlede gizliydi:
 

 


Burada,, Kur'ân okuyan hâfızın zihnindeki "kitaptan" bahsetmişim.
Âkil olanlar, "Kur'ânda kitap kavramı geçiyor" diye hemen zıplamasınlar diye bu kitap ayıktırmasını yaptım.
Hâfızın vücûd memleketindeki (ülkesindeki) kitabın varlığına ayıktıysan. Hakk'ın kendi varlığında da bir kitap olduğunu bilin.
"Ana kitap onun katındadır"
Bu kadar açıklama yeter, size fazla bile...

 

kendi açıklamanızı dikkatli okursanız eğer, müslümanın hangi kaynaktan okuduğunu söylemektesiniz, oysa ki inandığınızı sandığını kitap size indirilenin ne olduğunu söylüyor ve yine sizin iddianız da, benim yazdıklarım da indirilenin ne olduğu üzerine

 

allahınız diyor ki: indirdim o kitabı

siz diyorsunuz ki: indirilen kitap değildir, başka bir şeydir ve müslüman zihnindeki kitabı okur

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 hours ago, HATEM said:

Kur'ânın bir kitap olarak indirilmediğini orjinal hâlinin bir kelâm (söz) olduğunu şimdiye kadar daha öğrenemedin mi?

4 hours ago, HATEM said:


Daha dikkatli okuman ve mümkünse anlamaya çalışman lâzım.
Senin i'tirâzına cevap, alıntılamadığın şu cümlede gizliydi:
 

 


Burada,, Kur'ân okuyan hâfızın zihnindeki "kitaptan" bahsetmişim.
Âkil olanlar, "Kur'ânda kitap kavramı geçiyor" diye hemen zıplamasınlar diye bu kitap ayıktırmasını yaptım.
Hâfızın vücûd memleketindeki (ülkesindeki) kitabın varlığına ayıktıysan. Hakk'ın kendi varlığında da bir kitap olduğunu bilin.
"Ana kitap onun katındadır"
Bu kadar açıklama yeter, size fazla bile...

 

Su kat dedigin mevzuyu biraz daha acar misin? Cunku Muslumanlardan baska hic bir din mensubundan duymuyorum bunu. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kitap Araplara inmiş ama orijinalleri İngiltere de ortaya çıkıyor. Komik bir şey.

 

Kopyaları da Arabistan'da dolaştığına göre bu kitap bir İngiliz projesi. Daha sonra Araplar tarafından geliştirilen bir proje.

 

Arapların isa dan beri İngilizlerle işbirliği yaptıkları bir gerçek. Kültürel etkileşim olmuş.

 

Yada hiç uzatmadan işi kısa keselim , isterse 10 bin yıl önce yazılmış çizilmiş olsun isterse de orijinal metni taşlara kazınmış olsun farketmez. Saçmalık saçmalıktır..

 

Kitap konusuna gelince klasik ağız oyunları ve kivirtma modudur.  Yok o sizin bildiğiniz kitap değil..

 

 

tarihinde Düşünen Hayvan tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 hours ago, HATEM said:

Blakis tâmm da yerine oturtmuşum. Verdiğin cevapla gerçekten mes'eleyi şu âna dek idrâk edememiş olduğun gözüküyor.
Şöyle ki; Korunan veyâ indirilen,, bir kitap veyâ mushaf değildir.
Korunan veyâ indirilen bir kelâmdır.
Kelâm diyince yine anlamayacaksın heralde. Allah tarafından indirilen şey, sözlerdir seslerdir.
Bilgisayarda indirilen ses dosyaları ile yazı dosyalarının formatı farklıdır. Orjinali ses dosyası formatında olan bir belge hakkında  bunun orjinal pdf formatı nerde diye sorarsan, gülünç duruma düşersin.

 

İlla kafanıza vurduracaksınız.

 

Bak en başta ne dedim, "ayetlere falan girmeden" dedim. Mesele başka ve değişmez her durumda. Ama bak @bir_akil_insan vermiş dökümünü sana onların, sana kast ettiğim şeyin. Sen her ne kadar daha en başından kitap bağlamından kaçmaya çalışsan da sonunu bildiğin için, mesele bu işte. Kitap mı kitap; kitabın içinde öyle yazıyor zaten.

 

Böyle garip garabetlere, taklalara falan girmeniz kurtarmaz işi. Paçayı kurtarmak için kitabınızı, kitabınızın içindeki ayetleri bile reddedip, aklınız sıra bypass ediyorsunuz, küfre düşmekten bile çekinmeden bu uğurda. Neymiş, yok efendim korunan mushaf kitap değil, kelammış(!)..Öbür türlü tünelin ucunun .oka çıktığını gördünüz çünkü.

 

Senin idrak edemediğin, ya da salağa yatmak suretiyle idrak etmemeye çalışarak gülünç duruma düştüğün mesele ise şu: Yok kitap değil şu bu diyerek fellik fellik kaçmaya çalıştığın yerde, değişecek olan ne?! İnsanlığa "son" ve güya "korunan" bir mesaj inmedi mi?Bu mesaj ve öğretisi yazılı ve basılı bir ortamda, "kitap" tabir edilen şekilde insanlığa ulaşmadı mı? Yoksa tüm müslümanlık, 1400 sene boyunca ve halen, telepati yoluyla mı alıyor o mesajları ya da algılıyor bu mereti? Koskoca bir kitabı bile tuzla buz ettiniz ya helal olsun harbiden :) ..Velhasılı ortada, basılı bir medya/ortamda ve "bir bütün" halinde bir metin var mı? Var. İster kitap olsun, ister kelam, ister DVD-Blu-ray formatında falan gelsin. Bu kelmaın, mesajın -işte ne haltsa onun- aslı astarı, orijinali nerede? Muhammedin ilk duyduğu ya da aldığı, ona ulaştırılan hali, versiyonu? Bu mesajın dünyalılar için fiziki olarak tezahür eden şekli? İlk kitaplaştırılmış hali?

Kafana girdi mi acaba, kırk farklı şekilde anlattık sana. Eflatun'un yazdığı kitap da özünde zihnindeki söz ve düşünceler, ama aslı zihninde olduğu için orijinali yoktur demiyoruz he mi gülüm?! Ha o metnin bak orijinali de var, eflatun dokunduğu ettiği, beki üzerine hapşurduğu, yemek döktüğü..Anladın mı..:smashfreak:

 

Üstün zekalı(!) zat-i alin için bir de şöyle ifade edeyim: Aslı ses dosyası olan içeriğin, mevcut durumda sadece pdf-yazılı formatı olduğu vakit, biz onun aslını sorma hakkımızı kayıp mı ediyoruz? Nerede bunun orijinali? Ses dosyası, o vakit bana ses dosyasını ver. Ses dosyası olmadığı için orijinali de yok o zaman ve sen hiçbir şekilde bunun orijinali ile birebir olduğunu teyit edemezsin o zaman öyle mi? Özrün kabahatinden beter o zaman. Hayır, bunu bana söyleyecek sivri zekaya(!) şunu derim herhalde: Evladım sen saf mısın! O zaman ne halt etmeye bu pdf dosyası aman da hiç değişmedi, aman da korunuyor diye iddia etmektesin? Bu müslümanlar şimdi salak mı, 1400 seneden beridir bu kitabın tek harfi değişmemiştir, her gördüğünüz birbiri ile, onlar da aslı ile aynıdır diye sayıklıyor?!

 

Velhasılı; yeni bir şark kurnazımız daha olmuş, foruma teşrif etmiş de haberimiz yokmuş meğer.:0_80cbc_37a71a73_L:

 

12 hours ago, HATEM said:

Mâlesef elle tutulmuyor, gözle görülmüyor, koklanmıyor, tadılmıyor. Yine yanlış anlama, İndirilenin orjinali hakkında konuşuyorum. İndirilen şeyin orjinalini soruyorsan O sâdece işitiliyor.
Kur'ân, adı üstünde okunan bir kitaptır. Ama göz ile okunan değil, Ağız dil ve nefes ile okunan anlamında Kur'ândır. Kitaptan okuma anlamıda çok uzak değildir Çünkü Hâfız, Kur'ânı ezberinden seslendirirken, zihnindeki kitaptan okur.

Kur'ân âyetleri ses formatından yazı formatına kısım kısım, ilk olarak vahiy kâtibi sahâbeler tarafından aktarılmıştır.
Bir bütün olarak tek bir mushâfta toplanması, kitâplaştırılması, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin vefâtinden hemen sonra râşid hâlifeler devrinde gerçekleşmiştir.
Şimdi aradığın şeyin ne olduğunu öğrendin. Milâdî 632 senelerindeki mushafı soruyorsun sen. Ve Adam (müslüman ayşe),,  "yüzde 95 olasılıkla, 568 ile 645 yıllarına âit" diyerek  senin gözüne belgeyi sokmuş. Daha neyin peşindesin.

 

İşittiği şeyin insanlara ulaşmak ve onlara anlam ifade etmek üzere metinleştirilmiş ilk hali yok mu bunun? =)))..Nihayetinde sözün aslı tanrınınsa, onu kitap haline getirilmesi işlemin işin başında olan da o. Ve kadiri mutlak. Öyle bir koyar ki o metni, işitilenin aynısı olur. Uzak muzak da olmaz, olamaz. Senin bu yazdıklarını da akıllı adam yazmaz.

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/65685-1400-senelik-kuran-nasil-bugun-ki-kuran-ile-ayni-olabilir/&do=findComment&comment=1381672

Bak bakalım ne yazmışız o üç beş sahifelik buluntuya tamah edecek kadar düştüğünüz birmingam kuranı ile ilgili vakti zamanında.

 

Tarih aralığını kaç vermiş: 568-645. Muhammed ne zaman doğdu(sözde tabi)..570 civarı. Bu kitap ne zaman inmeye başladı? 610'mu..O zaman yap bakalım hesabı, o tarih aralığı kesinleştirilip de, 610'dan önceki bir döneme denk gelirse neler oluyor?? Daha hala kalkmış, 3-5 sayfalık bir parçayı yok efendim gözünüze sokmuş gibisinden efelenebiliyorsunuz. Komik. 

 

Aradığımız şeyin ne olduğunu ben de, sen de zaten biliyorduk(sadece sen saf ayağına yatmaktaydın) ve gördük ki öyle birşey yok! Geçmiş olsun. Bundan sonra kuran, elimizdeki kitap değişmemiştir, korunmaktadır falan demeyecek, haddinizi bilecekmişiniz demek ki. Ok? Daha orijinali bile olmayan kitap hakkında atıp tutmayacakmışsınız. Nokta.

 

12 hours ago, HATEM said:

Senin anladığın anlamda Orjinal belge araştırmanın hiçbir anlamı yok.
Eğer mevzû hakkındaki fitne fesat vizyonunu genişletmek istiyorsan, Kur'ânın orjinalini  Kırâatte aramayı öğrendikten sonra, en az 10 farklı Kırâat imâmının vâr olduğunu bil. Bu kırâat imâmlarının Kur'ânı değişik nüânslarla okuduğunu da öğrenince bu nüanslara uygun olarak anlamın da değiştiğini görürsün. Size çok malzeme çıkar burdan... Tâbi olduğunuz şeytânlar bu konularda ilhâm vermediler mi size?

 

Kendi ağzınla itiraf etmişsin işte bak, ne güzel. Neresinden tutsan elinde kalıyor bu meret işte. Bak, başka bir arkadaş da gayet güzel vermiş seceresini. Oku da ağla.

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/62073-ingilterede-bulunan-1370-yillik-kuran/&do=findComment&comment=1349150

 

Bakın @Sundance de gayet güzel röveşatayı basmış yaptığınız ortaya. Akıllı adamın hali başka, o da böyle oluyor işte.

 

Sizinkilerin aslı kelam da, diğerlerininki patates mi? O zaman ne diye "değişti de değişti" diyerekten yenileri de yenileri, en son da kuran gelmiş bu silsilede? Kuranda korunup da diğerlerinde korunmayan ne o zaman? Çaktınız mı köfteyi ;) ..Bunun orijinali kelamsa ve onu esas almamız gerekiyorsa eğer, şimdiye kadar inmiş hiçbir ilahi kitap değişmemiş ve değişemez de. Ama mesele öyle değil, mesele bu değil gördüğümüz ve sizin de hasır altına itelemeye çalıştığınızın aksine. 

 

Nasıl bir son dinse bu, ortalıkta ciyak ciyak "bu kitap değişmedii" diye dolaşan inanırları, ama daha bu kitap değişmedi demek için gerekli referans noktası olan orijinal ve "ilk" versiyonu bile yok..Allah baba burasını atlamış zaar..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, teflon yazdı:

 

İlla kafanıza vurduracaksınız.

 

Bak en başta ne dedim, "ayetlere falan girmeden" dedim. Mesele başka ve değişmez her durumda. Ama bak @bir_akil_insan vermiş dökümünü sana onların, sana kast ettiğim şeyin. Sen her ne kadar daha en başından kitap bağlamından kaçmaya çalışsan da sonunu bildiğin için, mesele bu işte. Kitap mı kitap; kitabın içinde öyle yazıyor zaten.

 

Böyle garip garabetlere, taklalara falan girmeniz kurtarmaz işi. Paçayı kurtarmak için kitabınızı, kitabınızın içindeki ayetleri bile reddedip, aklınız sıra bypass ediyorsunuz, küfre düşmekten bile çekinmeden bu uğurda. Neymiş, yok efendim korunan mushaf kitap değil, kelammış(!)..Öbür türlü tünelin ucunun .oka çıktığını gördünüz çünkü.

 

Senin idrak edemediğin, ya da salağa yatmak suretiyle idrak etmemeye çalışarak gülünç duruma düştüğün mesele ise şu: Yok kitap değil şu bu diyerek fellik fellik kaçmaya çalıştığın yerde, değişecek olan ne?! İnsanlığa "son" ve güya "korunan" bir mesaj inmedi mi?Bu mesaj ve öğretisi yazılı ve basılı bir ortamda, "kitap" tabir edilen şekilde insanlığa ulaşmadı mı? Yoksa tüm müslümanlık, 1400 sene boyunca ve halen, telepati yoluyla mı alıyor o mesajları ya da algılıyor bu mereti? Koskoca bir kitabı bile tuzla buz ettiniz ya helal olsun harbiden :) ..Velhasılı ortada, basılı bir medya/ortamda ve "bir bütün" halinde bir metin var mı? Var. İster kitap olsun, ister kelam, ister DVD-Blu-ray formatında falan gelsin. Bu kelmaın, mesajın -işte ne haltsa onun- aslı astarı, orijinali nerede? Muhammedin ilk duyduğu ya da aldığı, ona ulaştırılan hali, versiyonu? Bu mesajın dünyalılar için fiziki olarak tezahür eden şekli? İlk kitaplaştırılmış hali?

Kafana girdi mi acaba, kırk farklı şekilde anlattık sana. Eflatun'un yazdığı kitap da özünde zihnindeki söz ve düşünceler, ama aslı zihninde olduğu için orijinali yoktur demiyoruz he mi gülüm?! Ha o metnin bak orijinali de var, eflatun dokunduğu ettiği, beki üzerine hapşurduğu, yemek döktüğü..Anladın mı..:smashfreak:

 

Üstün zekalı(!) zat-i alin için bir de şöyle ifade edeyim: Aslı ses dosyası olan içeriğin, mevcut durumda sadece pdf-yazılı formatı olduğu vakit, biz onun aslını sorma hakkımızı kayıp mı ediyoruz? Nerede bunun orijinali? Ses dosyası, o vakit bana ses dosyasını ver. Ses dosyası olmadığı için orijinali de yok o zaman ve sen hiçbir şekilde bunun orijinali ile birebir olduğunu teyit edemezsin o zaman öyle mi? Özrün kabahatinden beter o zaman. Hayır, bunu bana söyleyecek sivri zekaya(!) şunu derim herhalde: Evladım sen saf mısın! O zaman ne halt etmeye bu pdf dosyası aman da hiç değişmedi, aman da korunuyor diye iddia etmektesin? Bu müslümanlar şimdi salak mı, 1400 seneden beridir bu kitabın tek harfi değişmemiştir, her gördüğünüz birbiri ile, onlar da aslı ile aynıdır diye sayıklıyor?!

 

Velhasılı; yeni bir şark kurnazımız daha olmuş, foruma teşrif etmiş de haberimiz yokmuş meğer.:0_80cbc_37a71a73_L:

 

 

İşittiği şeyin insanlara ulaşmak ve onlara anlam ifade etmek üzere metinleştirilmiş ilk hali yok mu bunun? =)))..Nihayetinde sözün aslı tanrınınsa, onu kitap haline getirilmesi işlemin işin başında olan da o. Ve kadiri mutlak. Öyle bir koyar ki o metni, işitilenin aynısı olur. Uzak muzak da olmaz, olamaz. Senin bu yazdıklarını da akıllı adam yazmaz.

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/65685-1400-senelik-kuran-nasil-bugun-ki-kuran-ile-ayni-olabilir/&do=findComment&comment=1381672

Bak bakalım ne yazmışız o üç beş sahifelik buluntuya tamah edecek kadar düştüğünüz birmingam kuranı ile ilgili vakti zamanında.

 

Tarih aralığını kaç vermiş: 568-645. Muhammed ne zaman doğdu(sözde tabi)..570 civarı. Bu kitap ne zaman inmeye başladı? 610'mu..O zaman yap bakalım hesabı, o tarih aralığı kesinleştirilip de, 610'dan önceki bir döneme denk gelirse neler oluyor?? Daha hala kalkmış, 3-5 sayfalık bir parçayı yok efendim gözünüze sokmuş gibisinden efelenebiliyorsunuz. Komik. 

 

Aradığımız şeyin ne olduğunu ben de, sen de zaten biliyorduk(sadece sen saf ayağına yatmaktaydın) ve gördük ki öyle birşey yok! Geçmiş olsun. Bundan sonra kuran, elimizdeki kitap değişmemiştir, korunmaktadır falan demeyecek, haddinizi bilecekmişiniz demek ki. Ok? Daha orijinali bile olmayan kitap hakkında atıp tutmayacakmışsınız. Nokta.

 

 

Kendi ağzınla itiraf etmişsin işte bak, ne güzel. Neresinden tutsan elinde kalıyor bu meret işte. Bak, başka bir arkadaş da gayet güzel vermiş seceresini. Oku da ağla.

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/62073-ingilterede-bulunan-1370-yillik-kuran/&do=findComment&comment=1349150

 

Bakın @Sundance de gayet güzel röveşatayı basmış yaptığınız ortaya. Akıllı adamın hali başka, o da böyle oluyor işte.

 

Sizinkilerin aslı kelam da, diğerlerininki patates mi? O zaman ne diye "değişti de değişti" diyerekten yenileri de yenileri, en son da kuran gelmiş bu silsilede? Kuranda korunup da diğerlerinde korunmayan ne o zaman? Çaktınız mı köfteyi ;) ..Bunun orijinali kelamsa ve onu esas almamız gerekiyorsa eğer, şimdiye kadar inmiş hiçbir ilahi kitap değişmemiş ve değişemez de. Ama mesele öyle değil, mesele bu değil gördüğümüz ve sizin de hasır altına itelemeye çalıştığınızın aksine. 

 

Nasıl bir son dinse bu, ortalıkta ciyak ciyak "bu kitap değişmedii" diye dolaşan inanırları, ama daha bu kitap değişmedi demek için gerekli referans noktası olan orijinal ve "ilk" versiyonu bile yok..Allah baba burasını atlamış zaar..


Ayarların bir ânda bozuldu değil mi?

Âdetimdir, satır satır cevap vermek,, Fakat cevap vermek için  karşımda tutarlı (ayakta durabilen, dengeli) şuurlu (evhâmlarla dolu olmayan) sersemlememiş (anlama yeetisini kaybetmiş) birisini isterim. Senin evhâmlarınla mı uğraşalım şimdi?

Senin tâbirinle "salağa yatan" kesinlikle sensin. Çünkü, Salağa yatmazssan salaklığını açıkça kâbul etmiş olacaksın. Yıllardır, bu anlattığım çok basit temel gerçeği bilmeden formatlanmış kafayla İslâma saldırmak gerçekten bir salaklık olsa gerek. Bu salaklığı örtmek için ne kadar taklalar atsan da yazdıklarım yukarda duruyor.

Kur'ândaki kitap kavramı senin zihnindeki kitap algısından çok ötede...

Kıvranıp durmana gerek yok. Hakikat anlattığımız gibidir. Kur'ân, orjinalinde Peygamber Efendimizden (s.a.v.) bize aktarılan sözlerdir. Peygamber Efendimize de yine  Cebrâil âleyhisselâm vâsıtasıyla sözlü olarak aktarılmıştır. Yazlı bir metin, sayfa olarak ya da bütün bir kitap olarak verilmemiştir.

Ne yapalım şimdi, Teflon (plastik) Kur'ândaki kitab kavramından, Kütüphânelerdeki ciltli kitaplar gibi yazılı kitaptan başka birşey anlamıyorsa,
Kur'ânda bize anlatılan,
Hakk'ın katındaki ümmü'l kitâbı,
Her İnsânın bir kitap olmasını,
İnsânın amelleri nin bir Kitâp olmasını,
Her âlemin ve Kâinâtın bir kitap olmasını görmezden mi gelelim.

Bak, senin bile orjinalini aradığın kitabın, benim sana anlattığım orjinalinin de üstünde bir orjinali varmış:
Rabbinin Kitabı’ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın.” (Kehf, 18/27)
Ve biz, düşünüp anlamanız içinonu arâbça bir Kur'ân yaptık. O, katımızda bulunan Ümmü'l-kitâbtadır. Zuhrûf (43/3-4)
 

 

6 saat önce, teflon yazdı:

Bak en başta ne dedim, "ayetlere falan girmeden" dedim. Mesele başka ve değişmez her durumda. Ama bak @bir_akil_insan vermiş dökümünü sana onların, sana kast ettiğim şeyin. Sen her ne kadar daha en başından kitap bağlamından kaçmaya çalışsan da sonunu bildiğin için, mesele bu işte. Kitap mı kitap; kitabın içinde öyle yazıyor zaten.


Kitap bağlamından kaçmaya çalışmıyorum. Cebrâil âleyhisselâm, HAkk'ın katındaki Ümmü'l kitaptaki yazıyı Peygamber Efendimize sözlü olarak aktarmış olduğu gerçeğini ifâde ediyorum. Peygamber Efendimizde bir Ümmî olduğu için yine aynen duyduklarını ashâba sözlü olarak aktarmıştır. İşte Orjinal diye arayıp durduğun şeyin bir yazı olmadığını bir  söz olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.. Bak biz ne Ümmü'l kitâbı ne de ashâbın, Deri, kemik ve yapraklara yazdıklarını es geçiyoruz.
 

 

6 saat önce, teflon yazdı:

Böyle garip garabetlere, taklalara falan girmeniz kurtarmaz işi. Paçayı kurtarmak için kitabınızı, kitabınızın içindeki ayetleri bile reddedip, aklınız sıra bypass ediyorsunuz, küfre düşmekten bile çekinmeden bu uğurda. Neymiş, yok efendim korunan mushaf kitap değil, kelammış(!)..Öbür türlü tünelin ucunun .oka çıktığını gördünüz çünkü.


Nasıl bir ârızâsın sen? Kim kitâbı inkâr etmiş. Kim âyetleri inkâr etmiş? Hangi hükümleri bypass etmişiz? Şanzumanı öyle dağıttın ki ateistliğini unuttun bi ânda Işid mantığına büründün.
Senin Anladığın anlamda mushafın inkâr edildiği yok. Kemiklere derilere Yapraklara kumaşlara yazılan âyetlerin inkâr edildiği de yok. Öncelik ve Orjinalinin ne olduğunu senin kıt mantığına anlatma çabası içindeyiz.
 

 

7 saat önce, teflon yazdı:

Neymiş, yok efendim korunan mushaf kitap değil, kelammış(!)..Öbür türlü tünelin ucunun .oka çıktığını gördünüz çünkü.

 


Evhamlarınla manyak manyak anlamlar çıkartıyorsun.  Bir türlü anlamıyorsun. Mushâf, sayfalardan oluşmuş bir kitaptır.
 

Orjinali bir kelâm olan Kur'ânın Yazı biçimine transkripsiyonu gerekiyordu. Hâfızların cihâdlarda şehîd olmaları çokça vâki olduğundan, Hz. Ebû Bekir tarafından Kur'ân bir mushâf hâlinde toplanmıştı. Hz. Osman bu mushafı çoğalttı. Hem de Levh-i mahfuzdaki asıl orjinali, gözlerinin önüne getirilerek ve sağlaması yapılarak çoğaltıldı. Dolayısıyla bizim, şu ânda elimizde bulunan mushâfın doğruluğu hakkında hiç bir tereddüdümüz yoktur. Zâten ilk baştan beri hâfızların zihninde korunmuş kelâmın, yazıya dönüştürülmesinden sonra lafzen tahrîf edilmesi mümkün değildir.
 

7 saat önce, teflon yazdı:

Senin idrak edemediğin, ya da salağa yatmak suretiyle idrak etmemeye çalışarak gülünç duruma düştüğün mesele ise şu: Yok kitap değil şu bu diyerek fellik fellik kaçmaya çalıştığın yerde, değişecek olan ne?! İnsanlığa "son" ve güya "korunan" bir mesaj inmedi mi?Bu mesaj ve öğretisi yazılı ve basılı bir ortamda, "kitap" tabir edilen şekilde insanlığa ulaşmadı mı? Yoksa tüm müslümanlık, 1400 sene boyunca ve halen, telepati yoluyla mı alıyor o mesajları ya da algılıyor bu mereti? Koskoca bir kitabı bile tuzla buz ettiniz ya helal olsun harbiden :) ..Velhasılı ortada, basılı bir medya/ortamda ve "bir bütün" halinde bir metin var mı? Var. İster kitap olsun, ister kelam, ister DVD-Blu-ray formatında falan gelsin. Bu kelmaın, mesajın -işte ne haltsa onun- aslı astarı, orijinali nerede? Muhammedin ilk duyduğu ya da aldığı, ona ulaştırılan hali, versiyonu? Bu mesajın dünyalılar için fiziki olarak tezahür eden şekli? İlk kitaplaştırılmış hali?

Kafana girdi mi acaba, kırk farklı şekilde anlattık sana. Eflatun'un yazdığı kitap da özünde zihnindeki söz ve düşünceler, ama aslı zihninde olduğu için orijinali yoktur demiyoruz he mi gülüm?! Ha o metnin bak orijinali de var, eflatun dokunduğu ettiği, beki üzerine hapşurduğu, yemek döktüğü..Anladın mı..


İlk olarak bir bütün hâlinde yazıya geçirilen mushafı, orjinal olarak kabul etmeyi kafana takmaktan vazgeçmediğin gözüküyor. (ya da salağa yatıyorsun çünkü ilerde bunu kabul ederek soru soruyorsun)
Elbette orjinal kelâm ile Hz. Ebû Bekir zamânında mushâflaştırılan kitap arasında hiçbir tenâkuz, yanlışlık yok. Fakat Arapça dilbilgisi kurallarına göre, mushâftaki yazıların çeşitli kırâat, okunma alternatifleri var. Meselâ Fâtihâ sûresinde, "mâlik-i yevmid dîn" diye okumak mı doğru yoksa "melîk-i yevmid dîn" diye okumak mı doğru? İkisi de mi doğru? Acâba Peygamber Efendimizin okuyuşunda orjinal telaffuzu neydi? İki şekilde okuduğu da olmuş mu? İşte bunlar Kırâat ilminin konusu...
Kur'ânın orjinali ile Ya'ni orjinal kelâm ile yazıya aktarılan Mushâf arasındaki doğal fark ve incelikleri anlatmaya çabalıyorum...
Elimizde bulunan Kur'ân Kitabının doğruluğunda hiçbir tereddüd olmadığını tabi sen yine anlamayacaksın ve
Fizikî olarak tezâhür eden, ilk kitaplaştırılmış hâlini sormaya devâm edeceksen evvelâ bu sorduğun sorunun Kur'ânın orjinali olmadığını, Kur'ânın yazı formatındaki ilk orjinalini sorduğunu bileceksin. Kıvrana kıvrana bu soruya kadar geldin ve tekrâr niye soruyorsun anlamadım. Yukarda sana verilen cevapta "râşid halîfeler" zamânında bu Kur'ânın mushaflaştırıldığını yazmıştık. E gözüne de Tâmm Hz. Ebû Bekir zamânına denk gelen Belgeyi sokmuşlar daha ne yapsınlar. Müslümânlar için esâs olan yazı değil sözdür diyoruz. Yok ben Yazıyı esâs alacağım Bana orjinal yazı getirin demenin dangalaklığını anlattığımı düşünüyorum.
 

 

8 saat önce, teflon yazdı:

Üstün zekalı(!) zat-i alin için bir de şöyle ifade edeyim: Aslı ses dosyası olan içeriğin, mevcut durumda sadece pdf-yazılı formatı olduğu vakit, biz onun aslını sorma hakkımızı kayıp mı ediyoruz? Nerede bunun orijinali? Ses dosyası, o vakit bana ses dosyasını ver. Ses dosyası olmadığı için orijinali de yok o zaman ve sen hiçbir şekilde bunun orijinali ile birebir olduğunu teyit edemezsin o zaman öyle mi? Özrün kabahatinden beter o zaman. Hayır, bunu bana söyleyecek sivri zekaya(!) şunu derim herhalde: Evladım sen saf mısın! O zaman ne halt etmeye bu pdf dosyası aman da hiç değişmedi, aman da korunuyor diye iddia etmektesin? Bu müslümanlar şimdi salak mı, 1400 seneden beridir bu kitabın tek harfi değişmemiştir, her gördüğünüz birbiri ile, onlar da aslı ile aynıdır diye sayıklıyor?!

 

Velhasılı; yeni bir şark kurnazımız daha olmuş, foruma teşrif etmiş de haberimiz yokmuş meğer.


Kur'ânın Orjinali yazı formatında değildir ama, Hz. Ebûbekir zamânında yazı formatıyla mushaflaştırılan Kur'ânın, günümüze ulaşıncaya kadar tek bir harfi dahî değişmemiştir. Kur'ânın dil yapısı gereği, yazı formatında tek harfi bile değişmemiştir. Fakat Mushâftaki ba'zı kelîmelerin değişik şekillerde okunma seçeneği vardır. Bunun ilmini Büyük Kırâat imâmları tesbît etmiştir. Aynen mezhep imâmları mevzûunda olduğu gibi, Kırâatte de Bir Kırâat imâmının takipçileriyiz.
Evet senin anladığın şekilde pdf dosyası hiç değişmedi ve Kur'ân Hz. Osman'ın ilk çoğalttığı ândaki hâliyle yazı formatında da korunuyor.
Bizim yazdıklarımızda ya da Müslümânların korunmuşluk iddiâsında bir çelişki yok,  eksikliklerin sebebiyle mes'eleyi tâmm ihâta ve idrak edemediğin için sen çelişki görüyorsun.
 

 

8 saat önce, teflon yazdı:

İşittiği şeyin insanlara ulaşmak ve onlara anlam ifade etmek üzere metinleştirilmiş ilk hali yok mu bunun? =)))..Nihayetinde sözün aslı tanrınınsa, onu kitap haline getirilmesi işlemin işin başında olan da o. Ve kadiri mutlak. Öyle bir koyar ki o metni, işitilenin aynısı olur. Uzak muzak da olmaz, olamaz. Senin bu yazdıklarını da akıllı adam yazmaz.


Valla sana laf anlatıcam diye başım döndü.
Var,, Sahâbe zamânında parça parça yazılmış, Hz. Ebûbekir zamânında da hem yazılanlar toplanmış hem de ezberdeki sûreler yazıya geçirilmiş.
Arapça dil yapısını bilmediğin için,  yukarda anlatıldığı gibi mâlik yerine melik demenin mümkün olmayacağı gibi tıpkı  aynıyla bir yazıya çevirme mümkin değildir.
Allah (c.c.), İsti'dâdlar (kâbiliyetler) dâhilinde kullarına vahyeder, muhatab olur. Mutlak sınırsız bilgisiyle vahyedip muhatab olmaz.
 

 

8 saat önce, teflon yazdı:

Tarih aralığını kaç vermiş: 568-645. Muhammed ne zaman doğdu(sözde tabi)..570 civarı. Bu kitap ne zaman inmeye başladı? 610'mu..O zaman yap bakalım hesabı, o tarih aralığı kesinleştirilip de, 610'dan önceki bir döneme denk gelirse neler oluyor?? Daha hala kalkmış, 3-5 sayfalık bir parçayı yok efendim gözünüze sokmuş gibisinden efelenebiliyorsunuz. Komik. 


Senin Ateistlikten kaynaklanan Rûh hâlindeki bozukluk, mâlesef mantığına da aksetmiş.

Birmingham Üniversitesi özel koleksiyonlar bölümü başkanı Susan Worrall; kitaptan geriye kalmış bölümlerin, "Yapılan tahliller, parşömenin yüzde 95 olasılıkla, 568 ile 645 yılları arasındaki dönemden kalmış olduğunu gösteriyor" Demiş.

Sana yüzde 95 oranında bir târih aralığı veriyor, sen böyle her bilimsel veriyi manyakça mı yorumluyorsun.

 

8 saat önce, teflon yazdı:

Aradığımız şeyin ne olduğunu ben de, sen de zaten biliyorduk(sadece sen saf ayağına yatmaktaydın) ve gördük ki öyle birşey yok! Geçmiş olsun. Bundan sonra kuran, elimizdeki kitap değişmemiştir, korunmaktadır falan demeyecek, haddinizi bilecekmişiniz demek ki. Ok? Daha orijinali bile olmayan kitap hakkında atıp tutmayacakmışsınız. Nokta.


Elimizdeki kitap değişmemiştir.
Korunmaktadır.
Orjinali kelâm olan kitabımızı,  İndiği günden beri aynı şekilde dinliyoruz.
Kırâatte mümkün ve câiz olan farklılıklar tesbît edilmiştir. Bu farklılıklar birbirini nakzetmeyen anlam zenginlikleri vermektedir. Çelişki vermez.
 

 

9 saat önce, teflon yazdı:

Kendi ağzınla itiraf etmişsin işte bak, ne güzel. Neresinden tutsan elinde kalıyor bu meret işte. Bak, başka bir arkadaş da gayet güzel vermiş seceresini. Oku da ağla.

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/62073-ingilterede-bulunan-1370-yillik-kuran/&do=findComment&comment=1349150


Bence sen  sayfada ateistim diye yazı yazanlara tek tek telefon aç, de ki; "Arkadaşlar Biz yıllardır bu kitaba, bu kitabın orjinalinin bir söz olduğunu idrâk edemeyecek kadar bir dangalaklıkla saldırmışız. Bu bilgisizliğimiz bizi küçük düşürüyor, neye saldırdığımızı bile bilmediğimizi gösteriyor. Gülünç duruma düşüyoruz. Yine saldırın ama bu sefer yazıya değil, kelâma odaklanalım lütfen..."
 

 

9 saat önce, teflon yazdı:

Sizinkilerin aslı kelam da, diğerlerininki patates mi? O zaman ne diye "değişti de değişti" diyerekten yenileri de yenileri, en son da kuran gelmiş bu silsilede? Kuranda korunup da diğerlerinde korunmayan ne o zaman? Çaktınız mı köfteyi ;) ..Bunun orijinali kelamsa ve onu esas almamız gerekiyorsa eğer, şimdiye kadar inmiş hiçbir ilahi kitap değişmemiş ve değişemez de. Ama mesele öyle değil, mesele bu değil gördüğümüz ve sizin de hasır altına itelemeye çalıştığınızın aksine. 

 

Nasıl bir son dinse bu, ortalıkta ciyak ciyak "bu kitap değişmedii" diye dolaşan inanırları, ama daha bu kitap değişmedi demek için gerekli referans noktası olan orijinal ve "ilk" versiyonu bile yok..Allah baba burasını atlamış zaar..


Bizim kitabımız, Lafzen korunmuş bir kitap Şu ânda yeryüzünde bir bütün olarak korunmuş başka bir kitap yok.
Hz. Mûsâ'ya İndirilen tabletleri bulabilirsen, orada da ilâhî orjinal yazıları görebilirsin. Ama o tabletler tablet olarak koruma dahîlinde değil.
Hz. Îsâ'daki velâyet kemâlâtı sebebiyle, Hazretin zâten varlığı bir kitap, Hazret-i Îsâ'dan nakledilen sözler ve fiiller, naklin doğruluğu nisbetinde âyet sayılır... Fakat Hz. Îsâ da vefât etmiştir. Korunan, Hz. Îsânın bedeni değildir.
Allah'ın kelâmı (anlamı) İnsân-ı Kâmiller vâsıtasıyla korunur.
Kelâmın sûreti de Hâfızlar vâsıtasıyla korunuyor.
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, HATEM said:

Bizim kitabımız, Lafzen korunmuş bir kitap Şu ânda yeryüzünde bir bütün olarak korunmuş başka bir kitap yok.

 

Tabii tabii, öyledir! Olay tarafsız şekilde bakınca genel olarak tamamen siyasi, özelde ise sidik yarıştırmaktan başka bir şey değil. Amaç put bizim kitabı korumuş, ötekileri korumamış diyerek taraftar toplamak, kendi kampını kuvvetlendirirken karşı kampı zayıflatmak, böylece pastadan daha büyük pay kapmaya çalışmak. Din denen şey insan yönetmekte, insanı yönlendirmede şimdiye kadar keşfedilen en etkili araçların başında geliyor. Özel olarak ise put bizim kitabı korumuş, onlarınkini korumamış söylemi sürü içindeki elemanlar için ek bir övünç, gurur kaynağı, kendilerini özel hissetme durumu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, HATEM yazdı:

Orjinali bir kelâm olan Kur'ânın Yazı biçimine transkripsiyonu gerekiyordu. Hâfızların cihâdlarda şehîd olmaları çokça vâki olduğundan, Hz. Ebû Bekir tarafından Kur'ân bir mushâf hâlinde toplanmıştı. Hz. Osman bu mushafı çoğalttı. Hem de Levh-i mahfuzdaki asıl orjinali, gözlerinin önüne getirilerek ve sağlaması yapılarak çoğaltıldı. Dolayısıyla bizim, şu ânda elimizde bulunan mushâfın doğruluğu hakkında hiç bir tereddüdümüz yoktur. Zâten ilk baştan beri hâfızların zihninde korunmuş kelâmın, yazıya dönüştürülmesinden sonra lafzen tahrîf edilmesi mümkün değildir.

 

...


Kur'ânın Orjinali yazı formatında değildir ama, Hz. Ebûbekir zamânında yazı formatıyla mushaflaştırılan Kur'ânın, günümüze ulaşıncaya kadar tek bir harfi dahî değişmemiştir. Kur'ânın dil yapısı gereği, yazı formatında tek harfi bile değişmemiştir. Fakat Mushâftaki ba'zı kelîmelerin değişik şekillerde okunma seçeneği vardır. Bunun ilmini Büyük Kırâat imâmları tesbît etmiştir. Aynen mezhep imâmları mevzûunda olduğu gibi, Kırâatte de Bir Kırâat imâmının takipçileriyiz.
Evet senin anladığın şekilde pdf dosyası hiç değişmedi ve Kur'ân Hz. Osman'ın ilk çoğalttığı ândaki hâliyle yazı formatında da korunuyor.
Bizim yazdıklarımızda ya da Müslümânların korunmuşluk iddiâsında bir çelişki yok,  eksikliklerin sebebiyle mes'eleyi tâmm ihâta ve idrak edemediğin için sen çelişki görüyorsun.

...


Valla sana laf anlatıcam diye başım döndü.
Var,, Sahâbe zamânında parça parça yazılmış, Hz. Ebûbekir zamânında da hem yazılanlar toplanmış hem de ezberdeki sûreler yazıya geçirilmiş.
Arapça dil yapısını bilmediğin için,  yukarda anlatıldığı gibi mâlik yerine melik demenin mümkün olmayacağı gibi tıpkı  aynıyla bir yazıya çevirme mümkin değildir.
Allah (c.c.), İsti'dâdlar (kâbiliyetler) dâhilinde kullarına vahyeder, muhatab olur. Mutlak sınırsız bilgisiyle vahyedip muhatab olmaz.

...

 

Elimizdeki kitap değişmemiştir.
Korunmaktadır.
Orjinali kelâm olan kitabımızı,  İndiği günden beri aynı şekilde dinliyoruz.
Kırâatte mümkün ve câiz olan farklılıklar tesbît edilmiştir. Bu farklılıklar birbirini nakzetmeyen anlam zenginlikleri vermektedir. Çelişki vermez.
 

 

 

gülünç olan şu ki:

- kuran ebubekirden sonra da yine yeniden toparlanmış. en az 3 kere

- şu andaki kuran, osmanın toparladığı deniyor

- osman diğer bütün mushafları ve kaynakları yaktırmış ki farklılık olmasın

- siz diyorsunuz ki, kuran ta en başından beri değişmeden gelmiştir :D

 

şimdi:

- kuran en başından beri değişmeden geldiyse, neden en az 3 kere yeniden toparlandı?

- kuranın bütün toparlanmaları aynı şeyi ürettiyse, osman neden kendininki dışındakileri yaktırdı?

 

ola ki bir yanıt yazmaya kalkarsınız, siyah ile belirttiğim kısma biraz dikkat edin

:D

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.02.2019 at 04:27, HATEM said:

 


 

Quote

 

Ayarların bir ânda bozuldu değil mi?

Âdetimdir, satır satır cevap vermek,, Fakat cevap vermek için  karşımda tutarlı (ayakta durabilen, dengeli) şuurlu (evhâmlarla dolu olmayan) sersemlememiş (anlama yeetisini kaybetmiş) birisini isterim. Senin evhâmlarınla mı uğraşalım şimdi?
Senin tâbirinle "salağa yatan" kesinlikle sensin. Çünkü, Salağa yatmazssan salaklığını açıkça kâbul etmiş olacaksın. Yıllardır, bu anlattığım çok basit temel gerçeği bilmeden formatlanmış kafayla İslâma saldırmak gerçekten bir salaklık olsa gerek. Bu salaklığı örtmek için ne kadar taklalar atsan da yazdıklarım yukarda duruyor.
Kur'ândaki kitap kavramı senin zihnindeki kitap algısından çok ötede...
Kıvranıp durmana gerek yok. Hakikat anlattığımız gibidir. Kur'ân, orjinalinde Peygamber Efendimizden (s.a.v.) bize aktarılan sözlerdir. Peygamber Efendimize de yine  Cebrâil âleyhisselâm vâsıtasıyla sözlü olarak aktarılmıştır. Yazlı bir metin, sayfa olarak ya da bütün bir kitap olarak verilmemiştir.

 

Yangına körükle gitmeyeyim diyecem ve kusura bakma ama, uzun zamandır senin gibi kıvrananını; kıvırmak için kıvrım kıvrım kıvrananını görmemiştim. Ayrıca ne ayarı, ne bozulması..=) .. Kendi kendine verdiğin boş hükümleri geç. Salak lafını etmeye devam ediyorsun ya, işte onun kim olduğunu görmek açısından yazıyorum. Yoksa gerekli cevap da verilmiş sana zaten. 

 

Şimdi hala daha yok aktarılan sözdür, yok şudur budur, yazılı bir metin ya da sayfa olarak, kitap olarak verilmemiştir dediğin yerde, en son nereye geldiğini görmek çok manidar, ironik ve de trajikomik olacak. Kaldı ki bu kitap peygambere basılı olarak inmiştir, yok yukarıdan kitap sayfaları yağmıştır diyen oldu mu hiçbir yerde, göstersene? Başından beri benim ne kast ettiğime dair kendin karar verip, kendince birşeyler uydurup, onların üzerine kendinen geçip duruyorsun sadece. Aklın sıra tabi. Merak etme, biz zaten biliyoruz bu kuranın direk kitap olarak inmediği için hangi arızalı yollardan geçerek bir bütün haline geldiğini, türlü-hangi cenderelerden geçtiğini, hoşafı çıktığını, bu iş tabiatı gereği kusurlu insanlara emanet edildiği için, hiçbir şekilde güvenilmez ve "şaibeli" olduğunu..Deri, kemik ve yapraklara arap saçı gibi dağıldığını..Bakkala versen böyle yapmaz bu işi, değil tanrı.

 

Quote

Ne yapalım şimdi, Teflon (plastik) Kur'ândaki kitab kavramından, Kütüphânelerdeki ciltli kitaplar gibi yazılı kitaptan başka birşey anlamıyorsa,
Kur'ânda bize anlatılan,
Hakk'ın katındaki ümmü'l kitâbı,
Her İnsânın bir kitap olmasını,
İnsânın amelleri nin bir Kitâp olmasını,
Her âlemin ve Kâinâtın bir kitap olmasını görmezden mi gelelim.

Bak, senin bile orjinalini aradığın kitabın, benim sana anlattığım orjinalinin de üstünde bir orjinali varmış:
Rabbinin Kitabı’ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın.” (Kehf, 18/27)
Ve biz, düşünüp anlamanız içinonu arâbça bir Kur'ân yaptık. O, katımızda bulunan Ümmü'l-kitâbtadır. Zuhrûf (43/3-4)

Kitap bağlamından kaçmaya çalışmıyorum. Cebrâil âleyhisselâm, HAkk'ın katındaki Ümmü'l kitaptaki yazıyı Peygamber Efendimize sözlü olarak aktarmış olduğu gerçeğini ifâde ediyorum. Peygamber Efendimizde bir Ümmî olduğu için yine aynen duyduklarını ashâba sözlü olarak aktarmıştır. İşte Orjinal diye arayıp durduğun şeyin bir yazı olmadığını bir  söz olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.. Bak biz ne Ümmü'l kitâbı ne de ashâbın, Deri, kemik ve yapraklara yazdıklarını es geçiyoruz

 

Bir insanın yazdığı kitabın orijinali de kitabın kendisi değil, yazarın kafasındakidir bu mantıkla. Wittgenstein'in dediği gibi, söze de mükemmel geçmesi mümkün değildir. Ama o insan bu tanrı, ve bize her bir kitabın orijinali sorulduğu vakit; "adam sen de, onun orijinali yazarın kafasındakidir" diyelim o zaman. Bu kadar boş muhabbet işte seninkisi.

 

Bir sürü geyik çevirmeye devam edilmiş burada. Yok basılı kitaptan başka bir şey anlamıyorsa..yok orijinalinin de orijinali...Bunlar pek tabii kitap bağlamından kaçmaya, uzaklaşmaya çalıştığın yerler..Deyip deyip üfürdükten sonra, en son geldiğin noktaya bakacaz nihayetinde 😃

 

Quote

 

Nasıl bir ârızâsın sen? Kim kitâbı inkâr etmiş. Kim âyetleri inkâr etmiş? Hangi hükümleri bypass etmişiz? Şanzumanı öyle dağıttın ki ateistliğini unuttun bi ânda Işid mantığına büründün.
Senin Anladığın anlamda mushafın inkâr edildiği yok. Kemiklere derilere Yapraklara kumaşlara yazılan âyetlerin inkâr edildiği de yok. Öncelik ve Orjinalinin ne olduğunu senin kıt mantığına anlatma çabası içindeyiz.

 

 

Ayetlerde kitap olduğu geçiyor mu, evet. Bildiğimiz şekilde bir kitaba da refere ediyor mu, evet. Yok aslı o değil bu değil diyerek etrafından dolanmaya çalışmanın, kaçınılmaz olandan kaçmaya çalışmanın bir anlamı var mı? Hayır. Zaten sen de sadede gelmişsin gördüğün üzere. Neymiş o: Yapraklara kumaşlara yazılan, daha sonra kitap haline getirilen formata dayanak teşkil eden. Biz orijinali derken tanrı katını değil, insan katındakinden bahsediyoruz zaten. Aferim burası tamam.
 

Quote

.Evhamlarınla manyak manyak anlamlar çıkartıyorsun.  Bir türlü anlamıyorsun. Mushâf, sayfalardan oluşmuş bir kitaptır.

 

Orjinali bir kelâm olan Kur'ânın Yazı biçimine transkripsiyonu gerekiyordu. Hâfızların cihâdlarda şehîd olmaları çokça vâki olduğundan, Hz. Ebû Bekir tarafından Kur'ân bir mushâf hâlinde toplanmıştı. Hz. Osman bu mushafı çoğalttı. Hem de Levh-i mahfuzdaki asıl orjinali, gözlerinin önüne getirilerek ve sağlaması yapılarak çoğaltıldı. Dolayısıyla bizim, şu ânda elimizde bulunan mushâfın doğruluğu hakkında hiç bir tereddüdümüz yoktur. Zâten ilk baştan beri hâfızların zihninde korunmuş kelâmın, yazıya dönüştürülmesinden sonra lafzen tahrîf edilmesi mümkün değildir.

 

Evet, yazı halinde transkripsiyon, sadede geliyoruz yavaş yavaş.."Mushaf halinde toplanmış", evet. Az gayret... Derken, hz. osmanın gözü önüne bu levhi mahfuzdaki asıl orijinali nasıl getirilmiş? Hayır böyle işlem varsa zaten, -nasıl olacaksa- hafızlara falan zaten gerek yok ki, ölüyorlar diye niye hayıflanıyorsun? Bir üfürük, bir de çelişki var burada. Neyse... Meselenin en sonuna tüm karın ağrına rağmen gelebilmişsin en sonunda: Bizim şu anda elimizde olan mushafın doğruluğundan şüphemiz yoktur. Kime, neye göre? Referans noktası nerede? Ben senin izafi şahsi şüpheni sormuyorum ki kardeşim, getirip söylenceleri, masalları dayanak gösteriyorsun bize?! Hafızların zihnindeki "kelam" nasıl oluyor peki? Bunun "aslı" kelam, bunu ilk aktaran peygamber, o da ses dosyası 😃 şeklinde aktarmadı mı bunu neticede? Mesele değişmiyor her durumda. Aslı kelam, onu taşıyan aracı ise kusurlu insan zihni, en son ortaya çıkan şey ise bunlardan müteşekkil mushaf ya da kitap.

 

Hayır bir şeyin sağlaması neden yapılır? Tereddüt ya da şüphe olduğu vakit. E madem hafızların zihnindeki en başından beri sözde korunmuş ve sözde kelam, o vakit tek hafızdan al bitiversin bu iş. Ama işin içinde bahsettiklerinin tabiatına aykırı bir şüphe ve tereddüt var nedense..Yani yazdıkça foya ortaya çıkıyor. Böylesine bir hikayeyi çelişkisiz uydurman mümkün değil tabi, doğaldır.

 

Quote

İlk olarak bir bütün hâlinde yazıya geçirilen mushafı, orjinal olarak kabul etmeyi kafana takmaktan vazgeçmediğin gözüküyor. (ya da salağa yatıyorsun çünkü ilerde bunu kabul ederek soru soruyorsun)
Elbette orjinal kelâm ile Hz. Ebû Bekir zamânında mushâflaştırılan kitap arasında hiçbir tenâkuz, yanlışlık yok. Fakat Arapça dilbilgisi kurallarına göre, mushâftaki yazıların çeşitli kırâat, okunma alternatifleri var. Meselâ Fâtihâ sûresinde, "mâlik-i yevmid dîn" diye okumak mı doğru yoksa "melîk-i yevmid dîn" diye okumak mı doğru? İkisi de mi doğru? Acâba Peygamber Efendimizin okuyuşunda orjinal telaffuzu neydi? İki şekilde okuduğu da olmuş mu? İşte bunlar Kırâat ilminin konusu...
Kur'ânın orjinali ile Ya'ni orjinal kelâm ile yazıya aktarılan Mushâf arasındaki doğal fark ve incelikleri anlatmaya çabalıyorum...
Elimizde bulunan Kur'ân Kitabının doğruluğunda hiçbir tereddüd olmadığını tabi sen yine anlamayacaksın ve
Fizikî olarak tezâhür eden, ilk kitaplaştırılmış hâlini sormaya devâm edeceksen evvelâ bu sorduğun sorunun Kur'ânın orjinali olmadığını, Kur'ânın yazı formatındaki ilk orjinalini sorduğunu bileceksin. Kıvrana kıvrana bu soruya kadar geldin ve tekrâr niye soruyorsun anlamadım. Yukarda sana verilen cevapta "râşid halîfeler" zamânında bu Kur'ânın mushaflaştırıldığını yazmıştık. E gözüne de Tâmm Hz. Ebû Bekir zamânına denk gelen Belgeyi sokmuşlar daha ne yapsınlar. Müslümânlar için esâs olan yazı değil sözdür diyoruz. Yok ben Yazıyı esâs alacağım Bana orjinal yazı getirin demenin dangalaklığını anlattığımı düşünüyorum.

 

Hiçbirşeyden vazgeçtiğim yok. Benim en başından beri kast ettiğim, senin de tüm kıvırmalarına rağmen, en sonunda benim dediğime geldiğin belli işte. Ve kaçınılmaz olarak üfürmeye, sallamaya başladın tabi. Okuma alternatifleri daha kesin değil bunun. Değil ki, bilmem kaç parçaya bölünmüş. Biz zaten en başından beri kuranın yazı formatındaki ilk orijinalini soruyoruz işte be aklıevvel. Kıvrana kıvrana en sonunda buraya gelmişsin.

 

Velhasılı, başından beri benim neyi kast ettiğim ya da etmediğime kendin karar verip, üzerine seksen tane gereksiz yorum yapan sensin. Ebubekir zamanına denk gelen dediğin şeyin 3-5 sayfa olduğunu, tarih aralığının şaibeli, dayanağın mürekkep değil kağıt olduğunu, verilen tarih aralığının muhammedin doğumunun öncesine kadar gittiğini ve bütün bir kuran islam hikayesini hokka altına götrerbileceğini ve bu 3-5 sayfa için bile "exactly" değil, "almost" ibaresinin kullanıldığını, yani birebir benzerlik olmadığını belirttik ya biz de, daha ne kadar görmezden gelecen bunları merak ediyorum? Değişmediii, korunduuu diye naralar attığınız yerde, işin sonunda gelip üç-beş ne idüğü belirsiz sahifeye tamah etmek zorunda kalıyorsunuz işte. Tamamı var mı bunun peki? Gene yok, gene yok. Geçmiş olsun. Müslüman için esas olan yazı değil sözmüş. Oksimorona gel. 

 

Quote

Kur'ânın Orjinali yazı formatında değildir ama, Hz. Ebûbekir zamânında yazı formatıyla mushaflaştırılan Kur'ânın, günümüze ulaşıncaya kadar tek bir harfi dahî değişmemiştir. Kur'ânın dil yapısı gereği, yazı formatında tek harfi bile değişmemiştir. Fakat Mushâftaki ba'zı kelîmelerin değişik şekillerde okunma seçeneği vardır. Bunun ilmini Büyük Kırâat imâmları tesbît etmiştir. Aynen mezhep imâmları mevzûunda olduğu gibi, Kırâatte de Bir Kırâat imâmının takipçileriyiz.
Evet senin anladığın şekilde pdf dosyası hiç değişmedi ve Kur'ân Hz. Osman'ın ilk çoğalttığı ândaki hâliyle yazı formatında da korunuyor.
Bizim yazdıklarımızda ya da Müslümânların korunmuşluk iddiâsında bir çelişki yok,  eksikliklerin sebebiyle mes'eleyi tâmm ihâta ve idrak edemediğin için sen çelişki görüyorsun.

 

Bak seve seve(!) geldin işte sadede..

 

Yazı formatıyla mushaflaştırılan ilk kuran. Nerde bu? Yok. Yazı formatıyla mushaflaştırılan ilk orijinal nüsha yok. O vakit tek harfi değişmemiştir, ya da korunmuştur falan diye atıp tutmak da yok. Haddinize değil çünkü. Eflatunun eselerinin de ilk orijinalleri de elimizde olmasaydı bugün mesela, kalkıp değişip değişmediğini bilemiyoruz diyecektik. Ama senin gibi bir deli ya da senin tabirinle "dangalak", "karrdeşim onun aslı eflatunun kafasındakidir, siz ne sorduğunuzu bilmiyorsunuz" derdi belki, kimbilir..Orijinali tabii ki değişmez deyip, bize kahkahalar attırırdı herhalde.

 

Büyük kıraat imamlarını falan geçeceksin. Daha balığı baştan koktuğunun itirafıdır bu. Kısıtsız ve sonsuz güçteki allah baba bir kelam üretmiş, ama onu insan diline alet ederek şaibeli ve izafi olmasının önüne geçememiş öyle mi? Kıraat imamı dediğin de bir insan neticede, ben bir insanın yorumunu değil, bu işin aslını kesin olarak istiyorum. Daha ondan haberiniz yok ve olamayacak da. Yani yazdıkların özrü kabahatinden beter, boku çişle yıkamak tarzı söylemler.

 

Quote

Valla sana laf anlatıcam diye başım döndü.
Var,, Sahâbe zamânında parça parça yazılmış, Hz. Ebûbekir zamânında da hem yazılanlar toplanmış hem de ezberdeki sûreler yazıya geçirilmiş.
Arapça dil yapısını bilmediğin için,  yukarda anlatıldığı gibi mâlik yerine melik demenin mümkün olmayacağı gibi tıpkı  aynıyla bir yazıya çevirme mümkin değildir.
Allah (c.c.), İsti'dâdlar (kâbiliyetler) dâhilinde kullarına vahyeder, muhatab olur. Mutlak sınırsız bilgisiyle vahyedip muhatab olmaz.

 

Kıvırmaya çalışmaktan başın döndü diyelim şuna. Allah baba da insanların kabiliyetlerine edilgen olmuş. İnsanların kabiliyetleri allahı sınırlamış, o da bu yüzden tam olarak anlaşılmasını sağlayamamış öyle mi..?? Aynıyla yazıya çevirmek mümkün değilmiş. İnsan için değil de, allah için de öyle mi? Allah baba bunca boş işle uğraşacağına, aynıyla yazıya çevrilmesini mümkün hale getireymiş keşke. Ama yok. Sorunca kadiri mutlak ama. Arkadaş sen son kitabı, son yol göstericiyi indirmişsin ama daha insanların eksiklik, kısıt ve kabiliyet sınırlarını dahi ekarte edip aşarak, tam olarak anlaşılmasını becerememişsin..Sınırsız bilgiye falan gerek yok ki bunun için. Sen gerekeni kesin olarak ver yeter. Bunu son mesajda yapmayacan da nerede yapacan? Sorunca "apaçık" kitap ama. Yersen. Fiiliyata gelince bunlar ağızlarını açıp kıraat imamlarının ağızlarına bakıyorlar ama..Mühkemler müteşabihler havada uçuşuyor.

 

Quote

Senin Ateistlikten kaynaklanan Rûh hâlindeki bozukluk, mâlesef mantığına da aksetmiş.
Birmingham Üniversitesi özel koleksiyonlar bölümü başkanı Susan Worrall; kitaptan geriye kalmış bölümlerin, "Yapılan tahliller, parşömenin yüzde 95 olasılıkla, 568 ile 645 yılları arasındaki dönemden kalmış olduğunu gösteriyor" Demiş.
Sana yüzde 95 oranında bir târih aralığı veriyor, sen böyle her bilimsel veriyi manyakça mı yorumluyorsun.

 

Ne demiş: 95. Ne demiş: 568. Ne demiş: Mürekkep değil, parşömenin tarihi. Geçmiş olsun. Ortada %100 kesinlik olmaması bir yana, tarih aralığı ile ilgili büyük bir tehlike de var. Muhammeden öncesine giderse o sayfanın tarihi, tüm bir müslümanlık ve islam tarihi yalan olur demektir. Biz bunu, yani olanı diyoruz. Ok?

 

Quote

Elimizdeki kitap değişmemiştir.
Korunmaktadır.
Orjinali kelâm olan kitabımızı,  İndiği günden beri aynı şekilde dinliyoruz.
Kırâatte mümkün ve câiz olan farklılıklar tesbît edilmiştir. Bu farklılıklar birbirini nakzetmeyen anlam zenginlikleri vermektedir. Çelişki vermez.

 

Bak yine seve seve(!) elimizdeki kitap buyurmuşsun. Sonra da atmaya devam etmişsin. Elinizdeki kitabı koruyorsan, önce "elinizdeki kitabın" orijinalini korursun. O nerede? Yok. :0_80cbc_37a71a73_L:Kafan almadığı ve kafana göre türlü yerlere çektiğin için söylediklerimi, böyle tırnak içine falan alarak vurguluyorum bak. Sonra benim adıma uydurduklarına kendin de inanıyorsun maazallah.

 

Quote

Bence sen  sayfada ateistim diye yazı yazanlara tek tek telefon aç, de ki; "Arkadaşlar Biz yıllardır bu kitaba, bu kitabın orjinalinin bir söz olduğunu idrâk edemeyecek kadar bir dangalaklıkla saldırmışız. Bu bilgisizliğimiz bizi küçük düşürüyor, neye saldırdığımızı bile bilmediğimizi gösteriyor. Gülünç duruma düşüyoruz. Yine saldırın ama bu sefer yazıya değil, kelâma odaklanalım lütfen..."

Bizim kitabımız, Lafzen korunmuş bir kitap Şu ânda yeryüzünde bir bütün olarak korunmuş başka bir kitap yok.
Hz. Mûsâ'ya İndirilen tabletleri bulabilirsen, orada da ilâhî orjinal yazıları görebilirsin. Ama o tabletler tablet olarak koruma dahîlinde değil.
Hz. Îsâ'daki velâyet kemâlâtı sebebiyle, Hazretin zâten varlığı bir kitap, Hazret-i Îsâ'dan nakledilen sözler ve fiiller, naklin doğruluğu nisbetinde âyet sayılır... Fakat Hz. Îsâ da vefât etmiştir. Korunan, Hz. Îsânın bedeni değildir.
Allah'ın kelâmı (anlamı) İnsân-ı Kâmiller vâsıtasıyla korunur.
Kelâmın sûreti de Hâfızlar vâsıtasıyla korunuyor.

 

Yok. Aslında yapılması gereken şu. Sen açıp diyeceksin ki: Ben karşımdakinin yazdıklarından ne kast ettiğine dair kendi adıma yorum yapıp, sonra da o yorumu gerçek zannedip, onun üzerine de paragraflar dolusu yazı üfürüyorum. Ben böyle de gülünç biriyim işte.."  ..Şimdi oldu.

 

Hayır böyle de desteksiz atmak olabilir mi? Lafzen korunmuş. Zaten biz de o "lafzeni" soruyoruz en başından beri be adam da, daha o "lafzın" orijinali yokken ortada, neyin koruması, korunması? O tabletler tablet olarak korumalı değilmiş. Seninkinin farkı ne? Birilerinin onu ezberlemiş olması. Bak bir yazını korumak için yapman gereken tek şey şu: Orijinal nüshayı muhafaza edeceksin. Bu kadar. Böylesine salak ve şüphe götürür yollara girmeyeceksin. Ya da haddini bilip, bizim kitap korunmuştur, değişmemiştir diye atıp tutmayacaksın. 

 

Şimdi son kez soralım, zaten en başından beri sorduğumuz şeyi:

 

Hani korunan ve değişmeyen bir şey var ya size göre son peygamberden gelen.. Somut, elle tutulur, gözle görülür ve okunur bir bütün hale dönüştürülmüşse eğer, "o ilk kitabın, mushafın" orijinali nerededir..? Varsa var deyin  Yoksa susun oturun aşağıya. Korunmuştur, değişmemiştir diye atıp tutmayın. (*) HATEM bak sen yine anlamazsın diye yine tırnak içine falan aldım. 

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 17.02.2019 at 23:03, teflon yazdı:

 

 

Kur'ânın Yazılı bir kitap olmadığını Kur'ânın bir kelâm olduğunu söylediğimde,,
Ateistlerin misyonerlerin şiilerin alevîlerin, Kur'ânın güvenilirliğini sorgulayan bütün iddâları buharlaşmıştır.
 

Ateist kafası nasıl bir kafaysa, ya bu durumu idrâk edemiyorsun
Ya da salağa yatmaktan başka çâren olmadığını görüyorsun.
Ya da biraz idrâk ediyorsun biraz da salağa yatıyorsun.
 

İdrâk edemediğin husûsu biraz daha anlaşılır hâle getirelim de patenaj yapmaktan vazgeç artık, ben de seni takip etmekten yoruldum.
 

Kur'ânın orjinali kelâm olduğu için Kur'ânın Korunması ve Güvenilirliği Hz. Ebûbekrin veyâ Hz. Osman'ın mushafına bağımlı değildir.
Bak bir daha tekrâr edeyim, Yazılı hiçbir mushâfın yazılı hiçbir metnin Kur'ânın güvenilirliğini sorgulamak noktasında bir önemi yoktur.

Hz. Osman zamânına gelinceye kadar, Hz. Osman Mushafları çoğaltmadan önce onbinlerce sahâbe Kur'ânsız mı yaşadı. Ellerde gezdirilen bir mushaf yoktu ama Dillerde Okunan Kur'ân sürekli vardı. Namazlarda mukabelelerde okunuyordu. Çoğunlukla ezberden okunuyordu.

Böyle olunca İlk yazılan mushaf arayışın anlamsızdır. Kur'ânın korunup korunmadığını sorgulaman araştırman adına anlamsızdır. Hz. Ebu Bekr'in mushafı bulunsa ne çıkar bulunmasa ne çıkar. Kur'ân, Yazılı bir Metin olarak inseydi, bir mushaf olarak inseydi bir tablet veyâ kitap olarak inseydi ve Ezberlenmeseydi, senin orjinal mushaf arayışın anlamlı olurdu. Hayâllerini vehîmlerini öldürdüğüm için kusura bakma, geçmiş olsun, mâlesef Kur'ân bir mushaf değil bir kelâmdır.
 

Eğer şu ânda mevcûd Kur'ân üzerinde ittifâk olmasaydı, Kur'ân adında Dünyâda birbirinden farklı kitaplar olsaydı İlk mushafı sorgulaman yine biraz anlamlı olabilirdi.
Bütün Dünyâdaki müslümânlar eldeki Kur'ânın güvenilirliği noktasında müttefik ise bu, Eldeki Kur'ânın bize doğru aktarıldığını gösterir. beş artı beş kaçtır diye sorduğumda herkes on diye cevap verir. Bu cevapta bir ittifak vardır çünkü cevap doğrudur. beş artı beş ne değildir diye sorsam ittifak olmaz. Cevaplar yanlış olmasa bile ittifâk olmaz. Ama Eğer bir ittifâk varsa o şey kesin doğrudur.

Orjinali kelâm (söz) olan bir gerçeklik varsa ortada ilk kayda geçirilen ister deri olsun ister kemik isterse kastettiğin bir mushaf olsun bunların bir önemi yoktur. Bunların yırtılması, yanması kaybolması ve çürümesinin de bir önemi yoktur. Senin bu ilk madde (kitap) arayışının da hiçbir önemi yoktur. Çünkü aradığın şeyin orjinali bir yazı değil bir sestir. Orjinali hâfızalarda kayıtlı olan bir kelâm için tehlike,, hâfızların ölmesidir. Sâhâbenin büyükleri, hâfızların ölmesinden endîşe ederek Kur'ânı Hâfızalardan mushafa transkript ettiler. Çünkü Mushâfların kopyalanma çoğaltılma olanağı vardı.

Ezbere bilgiler ile benimle tartışamazsın. Sana Hz. Ebû Bekrin Topladığı mushafı getirsek, Daha orjinalini getirin,  nerde yapraklarım nerde tuğlalarım nerde kemiklerim diyceksin. Senin zannettiğin gibi Kur'ân yazılı sayfalar şeklinde korunmaya alınsaydı, Hâfızlar tarafından ezberlenmemiş olsaydı, Tevratın ve İncîlin başına gelenler Kur'ân için de geçerli olurdu. Fakat Kur'ân bize aynen ulaştı. Kafana vura vura anlatmaya çalıştığımız şu gerçeği bi anlasan İ'tirâzlarının buharlaştığını göreceksin. Eğer gördüysen salağa yatmak salaklığı örtmez bunu da bilesin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...