Jump to content
HATEM

FİL SÛRESİ, HRİSTİYAN EBREHE, FİL ASHÂBI, FİL, PUT, MÜŞRÎK MEKKE, KÂBE'NİN KORUNMASI - KORUNMAMASI

Recommended Posts

55 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

arap palavraları yani kısaca ?

 

Yahudi palavraları üzerine kurgulanmış arap palavraları.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Biri hayvanlarıyla kondu yıkımına gidiyor , diğeri hayvanlarıyla counter attack yapiyor. (Fillerin kulağına daha en baştan úfleseymis de yola hiç cikamasalarmis) Nedir bu hayvanların insanlardan ve onun tanrılarından çektiği.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, HATEM yazdı:


Verdiğin cevap senin vicdânını tatmîn ediyorsa Ya'nî, verdiğin cevâbın doğru ve yeterli olduğuna kendin inanıyorsan,, @HATEM diyerek değil,, benim yazdıklarımı alıntılayıp onun altına cevap vermen gerekir. Böylece herkes, verdiğin cevâbın yeterliliğini kendine göre test etme imkânı bulur.
Sen/siz neden böyle yapmıyorsunuz? Sorusunun cevâbını vereyim:
1- Yazdığın cevabı kendinde yeterli görmüyor, inanmıyorsun.
2- "HATEM'i yakında sayfadan attırırız, yazılarını da uçururuz, Gerçeklerin üstünü bu yöntemle örteriz. Gargaralarımıza devâm ederiz" diye düşünüyorsunuz.

Cevap verme stilimi ne yapıcan?

Cevabım oldukça yeterlidir. Senin gibi saçma İslami sitelerden kopyala yapıştır ezber cevaplar vermedim, iyice araştırıp, emin olduktan sonra yazıyorum. 

Gerçeklerin üstünü niye örteyim? Ben salakmıyım? İslamda en ufak gerçeklik görsem senden daha çok inanırım merak etme.

Sen bana şunun cevabını versene.

Kabeyi ilk kim yaptı? 

Adem, İbrahim?

Hangisi?

Masalınızın tutarlı olması için ilk Adem’in yapmış olması gerekiyor, ama Kurana göre bunu İbrahim yapıyor. 

İbrahimden önce Kabe yok muydu? Yoksa niye yoktu?

İbrahimden önce Kabe var mıydı? Varsa niye yok oldu? Allah niye koruyamadı?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, HATEM yazdı:


Sana cevap bile verilmez de, âkil olmaman vesîlesiyle yaptığın i'tirâzlardan bizde yeni ilimler tecellî ediyor.
 


O kadar ilkel bir beyne sâhipsin ki, Ya da nâmertçe tartışmak kanında var. Yaptığın alıntı,, (büyük harf değil) büyük boyutlarla sergilenmeyi hakediyor. Ama sen paragrafın yarısını kopyalıyorsun.

Kâbe'yi inkâr etmenin akılsızlığı ve senin akılsızlığın, sansürlediğin cümlede gizli.

"Çünkü Araplar her seyden önce soylarina önem verirler idi. Bir kabilenin en çok övündügü sey nesebi yani soyuydu."

İYİ BAK

 

ADNAN'ın iki oğlu olmuştur. Onlar: MAAD ve Âk'tır. MAAD’ın dört oğlu vardır:
NİZAR, Kudâa, Kunus ve İyâd. NİZAR’ın da üç oğlu olmuştur. İsimleri:
MUDAR, Rabia ve Enmâr'dır. MUDAR'ın iki oğlu vardır. Bunlar:
İLYAS ve Aylân'dır. İLYAS’ın üç oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:
MÜDRİKE, Tabîha ve Kamaa'dır. MÜDRİKE’nin iki oğiu olmuştur. Adları:
HUZEYME ve Hüzeyl'dir. HÜZEYME’NİN de dört oğlu olmuştur: Onlar:
KİNANE, Esed, Esede ve Hûn'dur. KİNANE isimli dedesinin dört oğlu vardır:
NADR, Mâlik, Abdi Menâf ve Milkân. NADR'ın iki oğlu olmuştur. İsimleri:
MÂLİK ve Yahlud'tur. MÂLİK’in tek oğlu vardır. O da
FİHR'dir. Bu zâtın dört oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:
GÂLİB, Muhârib, Hâris ve Esed'tir. GÂLİB'in iki oğlu olmuştur. Onlar:
LÜEYY ve Teym'dir. LÜEYY’in dört oğlu bulunmaktadır. Adları:
KA'B, Âmir, Sâme ve Avf'tır. KA'B’ın da üç oğlu dünyaya gelmiştir. Onlar:
MÜRRE, Adiy, Husayn'dır. MÜRRE'nin üç oğlu bulunmaktadır. İsimleri:
KİLÂB, Teym ve Yakaza'dır. KİLÂB’ın da iki oğlu vardır:
KUSAY, Zühre: KUSAY’ın dört oğlu iki kızı vardır. İsimleri:
ABDİ MENÂF, Abdüddâr, Abdüluzzâ, Abdi Kusay. Kızları: Tahmür, Berre'dir. ABDİ MENÂF'ın'dört oğlu dünyaya gelmiştir. Adları:
HÂŞİM, Abdüşşems, Muttalib ve Nevfel'dir. HÂŞİM'in dört oğlu ve beş tane kızı vardır. İsimleri:
ABDÜLMUTTALİB (ŞEYBE), Esed, Ebû Sayfî. Kızları: Şifâ, Hâlide, Zaife, Rukayye ve Hayye'dir. Peygamberimizin dedesi Abdül-Muttalib'in on oğlu ve altı kızı bulunmaktadır. Bu çocukların hepsi bir anneden olmadığı için onları annelerine göre sıralandırmak istiyoruz:
ABDULLAH, Ebû Tâlib, Zübeyr; Ümmü Hakim Beyzâ, Atika, Ervâ, Berre. Bunların anneleri Fâtıma'dır. Abbâs, Dırâr. Bu iki oğlunun annesi Nüteyle'dir. Hamza, Mukavvim, Hacı adlı oğulları ile Safiyye adındaki kızlarının annesi ise Hâle'dir. Hâris adındaki oğlunun annesi Semrâ'dır. Ebû Leheb (Abdüluzza). Bunun annesi Lübni'dir.
Hz. Âmine'nin annesi Berre, onun annesi ise Ümmü Habib'tiba tarafına gelince, Hz. Âmine'nin babası Vehb, onun babası Abdi Menâf, onun babası da Zühre'dir. Hz. Abdullah'ın baba şeceresi açıklanmış bulunmaktadır. Annesi Fâtıma, onun vâlidesi Sahre, onun annesi Tahmür'dür. Her ikisinin soyu KİLAB'da birleşmektedir.



BU İNSÂNLARIN KÂBESİNİN GERÇEKLİĞİNİ SORGULAYAN KİM VARSA HEPSİ RÛH HASTASIDIR.

Sen Dedenin Dedesinin ismini bile bilmezsin.
Adını yaz desem, buraya kendi adını bile yazamazssın.

 

:D yunan mitolojisini okuyorsunuz ve görüyorsunuz ki, en az bu kadar sağlam bir secere sunmaktadırlar. bu da demektir ki: yunan mitolojisi denilen şey aslında gerçektir ve yunan tanrıları da gerçekten vardır.

 

yunan tanrıları varsa, sizin tanrınız uydurmadır ve yoktur. çünkü masala göre tek tanrı sizinkidir; ama anlıyoruz ki, sağlam secere sunulması nedeni ile yunan tanrıları gerçektir. bu durumda sizinki uydurmadır. 

 

bir secere sunulması, anılan isimlerin gerçekliğini göstermez. dayandığınız şey şu idi:  Her seyden önce bir milletin tarihinden habersiz olmasi beklenemez. Böylece Arap’larin da tarih bilgileri kesinlikle güvenilirdir.

 

bu kafa dinlere, masallara, gulyabanilere inanmasın da, kim inansın ? en son bir sıkmabaş bacımız diyordu ya, çiftlikbanka para kaptırma nedeni olarak: bunca insan salak olamaz dedik, güvendik.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.03.2019 at 23:44, HATEM said:

Çok fecî ortalar yapıyorsun fakat kendi kalene doğru,, gol atmaktan da bıktım.
Sorunlarınızla uğraşmaktan Cevaplara bir türlü geçemiyoruz.
 


Buradaki ateistlere sürekli bunu tekrârlıyorum; "Benimle tartışırken ezberlerinizle gelmeyin, ezberlerinizi bozarım. Banttan yayınlarla olmaz, canlı canlı düşünmeniz gerekiyor. Yazdıklarımı anlamıyorsan benimle tartışma, ben senin yazdıklarını anlıyorum ve seninle zevkle tartışıyorum.

Bak son hakkın, dördüncü kez yazmayacağım. Bu üç oluyor.

Ben hristiyânların tevâtürle elde ettikleri haberleri yalanlayacak kadar akılsız değilim.
İncîllerde anlatılan bütün hâdiselerin genel anlamda doğruluğuna inanıyorum. (İncîllerden gâvur-hristiyânların çıkarttıkları yorumların çoğu saçma sapandır, tartışmalıdır, tartışırım)
Çarmıh öncesi sorgulama, eziyet, çarmıh, Çarmıh sonrası oyuk mezardan "gayb" olma... Bunların hepsi doğrudur.
Daha nasıl anlatayım önceki iki sefer de bunu anlatmıştım.
Askerlerin Çarmıh öncesinde Hz. îsâ'yı tutuklamaya geldiklerinde, "göğe yükseltilmesi" iddiâsının ise uydurma olduğunu söylüyorum.
Detaylı anlattığım zamân anlamadığın için daha fazla detâya girmeyeyim. Fakat şunu bir daha söyleyeyim. Hristiyânların Çarmıh sonrası yükselme inancı tevâtür olduğu için inanıyorum.
Birkısım müslümânların bir iddiâsı olarak,, Hz. Îsâ'nın Sorgu ve Çarmıh öncesi göğe yükselmesi, tevâtür olmadığı için, ahad hadis bile olmadığı için tâmm bir uydurma olduğu için kabûl etmiyorum,  inanmıyorum.
Sana burda, Göğe yükselme vesîlesiyle,  tevâtürün ()mütevâtir bilginin)  önemini anlatmaya çalışıyorum.
 

 


Peygamberliğin ilk yıllarında en başlarda inmiş bir sûreden bahsediyoruz.
Peygamberliğin altıncı yılında hz. Ömer Müslümân oldu.
Altı yılda toplam 40 müslümân îmân etti.
Ey akılcı kişi, müslümânların en zayıf olduğu yıllarda, Fil sûresinde anlatılanlarda en ufak bir yanlış olsa, Peygambere 40 kişi değil 4 kişi bile inanmazdı.
 

 


Sana daha önce işâret ettim. Bizim hadîs ilmimiz eşsizdir. Târih ilmiyle uğraşanların verdiği bilgilerden çok daha sıhatli ve detaylı bilgilere sâhibiz.

Akılcı olma, akıllı ol.
 

Kâfirlerde ateistlerde akıl olmaz.
Akıl, kalpte olan bir nûrdur. Doğru ile yanlışı ayırır, İbret alır, geleceği düşünür.
Sizde ve bizde müşterek olan akıl değil zekâdır. Bu, Dünyevî işleri görmeye yarar.

Kalpte bir nûr olan, ve sâdece mü'minlerde bulunan ve insânların birbirlerine göre üstünlüğünü belirleyen en önemli ölçüt olan akıl (ışık),, mahşer gününde, kiminin ayak ucunda bir nokta kadar kimininde güneş kadar olacak.
Gerçek bir ışık olan bu akıl bile, Allah yolunda bir müddet sonra yol kesici olur.
Cebrâil âleyhisselâm, En yüce aklın somutlaşmış şeklidir. En yüce akıl bile, Mi'râcta Peygamberimize eşlik edememiş, ancak Sidreyi müntehâya kadar refâkat edebilmiş.

İnsânların ihtilâflarının kaynağı hep akıldır.
Duyu organlarında (hissetme, işitme, görme, tad alma, koklama) ihtilâf olmaz ittifâk vardır her zamân. Fakat bu verileri işleyen ve farklı tecrübelere sâhip olan akıllar çoğunlukla ihtilâf ederler.


 

 

Öncelikle: hristiyan olmuşsun galiba, tebrik ederim. Ama benim gözümde hepsi aynı saçmalık. 

 

Şahsi saldırıların, pasif agresifliğin, bir dediğini ikincide değiştirmen ve diğer muhtelif kişilik bozuklulklarını bir kenara bırakıyorum.

 

Benim "akılcı düşünce"'den kastım şu: (üçüncü tekrardır)

 

Gelin bu rivayetmiş, çok çok doğru harbi sahi müthiş inanılmaz gerçekçi ve imanla hiç bir ilgisi olmayan hadismiş, birbirini kötülemeymiş, binbir gece masallarıymış, böyle debelenmeyi bırakalım, başarılı toplumlar gibi elle tutulur gerçeklere ve geleceğe bakalım. 

 

Yedi yaşında çocuk da masal uydurup gerçek olduğuna başkalarını ikna etmeye çalışır. Onun da ikna yöntemi seninle aynı:

- bana inanmayan aptaldır 

- inanmıyorsun çünkü inanmak istemiyorsun

- senin üstünde inanmama büyüsü var

 

Şimdi bana şunu söyle:

 

"Ben seni öldürmek istemiyorum, beraber barış içinde yaşayalım" demek için bu kadar saçmalığa gerek var mı?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×