Jump to content
akılsızşuursuzatom

Ateistlerin cevap veremediği basit soru

Recommended Posts

11 minutes ago, karamsarhuman said:

ben evrime karşı değilim arkadaşlar,ben diyorumki, evrim bilinçsizce ilerliyorsa, yani evrimleşen bir tür hayal edin, bitki olur, böcek olur farketmez.

 

sorum şu; ebu kafirin belirttiği gibi, evrimde bilinç akıl ve tasarım yok ise, evrim hiçlikten varlık aşamasına  evrilirken, nasıl evrilmiştir?

 

hiçlikten oluşan evrim yani, ilk canlı türüni oluşturan faktörler, sular okyanuslar, toprak, çeirdek, manyetik alanlar, 

 

evrenide canlı bir organızma sınıfına katarsak, evren hiçlikten varlıga dogru evrimi nasıl başlamıştır?

 

sonuçta evrimde akıl ve tasarım yok,akılsız ve tasarımsız bir evren , hiçlikten değil. varlıktan sonra evrimleşirdi.

 

örnegın gözlemlediğimiz bir tür böcek veya bir tür, bitki olsun, gözlem anından itibaren varlık olarak, evrimleştiğini

 görüyoruz, bunun birde hiçlik boyutu var..

o boyut nasıl evrimleşiyor ve varlık yani gözlemlenebilir, hale geliyor.

 

örnegin ilk domates tohumu bir zamanlar sadece algler iken, yosun iken nasıl evrimleşti? ve farklı bir tür oluştu?

 

yani kısaca:

 

1: ilk domates biber, lahana, karpuz, salata, kıvırcık,maydanoz,havuç,çeirdeği olanlar veya olmuyan sebze ve meyvelerin ilk anı nasıl gözlemlendi?

 

sizin anlıyacagınız tabirle, evrim evrenin oluşmasıyla başladı ise , bilinçli bir tasarım oldugu kesindir.

 

yok eğer evrim evrenden öncede var ise, yani hiçliktede evrim oluşuyorsa o zaman siz haklısınız.

 

 

 

Hiçlikten varlık aşaması ne ya? NE yiyip, ne çekip böyle saçma, absürt laflar sayıklıyorsunuz ki?

 

Dünya da bir ilk canlı var. Hatta bu canlı, canlı olma özelliğini en asgari seviyede gösteren, yani sadece kendini kopyalayabilen basit bir molekül de olabilir. Hah, evrim denen mevzu bu ilk canlı ile başlar, bugün yaşayan mevcut olan tüm canlılara kadar sürüp gider. 

 

Evreni canlı organizma sıfatına katamazsın. Evren, üreyip, her nesilde mutasyonlar göstermez. Evren için bir doğal seleksiyon yoktur. 

 

Domates diyorsun ya, zehirli, acı olduğu için süs bitkisi yapmaya çıkan avrupalıların uyguladığı seleksiyonla, bir kaç yüz yılda ortaya çıktı mesela. O saydığın havuç mavuçta, aynı yollardan geçerek geldi, bugün bildiğin şeyler oldu. 

 

Evrim evren ile alakasızdır. Herşeyin evrenin bir parçası olması dışında aralarında bir alaka yoktur. Sizin cahil kafanız, ilkçağda kalmış, evreni şu etrafındaki habitattan ibaret sanan zavallı kafa.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 saat önce, teflon yazdı:

 

Beklediğim cevap geldi. Ha bak şimdi sana anlatayım dozdan kasıt nedir, cevaptan kasıt nedir.

 

Mevzuya halen ayıkmamışsın ki, cevap gecikmiş falan buyurmuşsun bir de. Ben yeni bir cevap vermiyecem ki. İlahi. :) ..Zaten daha önce ilgili başlıkta getirip de gözüne soktuğumuz ve senin gık diyemediğin, yarım ağızla tornistan ettiğin cevabı getirip tekrar kafana vuracam hepsi o. 

 

Mertliğin ve az biraz yüzün olduğuna dair umutlarım vardı, yalan değil. Ama sen aynı katır inadı ve kayış gibi yüzsüzlük üzerinden devam demeyi tercih ettin. Bu da "doz ayarı" kısmı. Neymiş o doz: Kayış gibi yüzsüzlüğün. Bu doz kolay kolay hak edilmez. kıymetini bil.

 

Şimdi buyur daha önceki cevapları. Bunu neden yapıyorum? En sinir bozucu ve en sıkıntılı tarzda dezenformasyona yol açan tipolojiye girmenden ötürü. Millet teistin-yobazın ne olduğunu-ne olmadığını en azından az çok biliyor. Ona göre okuyor. Ama senin gibi ateist geçinen tiplerin bu tarz içerikleri,  sorgulama sürecinde olup da yolu bu tarafa düşenlere en büyük zararı veriyor.

 

Buyur, sana zaten cevabın verildiği ve cahilliğinin yüzüne vurulduğu başlangıç mesajı. Burası ve sonrasını takip eden her rasyonel kişi, mevzunun ne olup olmadığını rahatlıkla anlar.

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69019-evrimci-dinci-kıyaslaması/&do=findComment&comment=1477159

 

Ama yine de bir ek daha getirelim. Bu da illa kafana vurdurucan diyerek yapılan açılım.: 

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69019-evrimci-dinci-kıyaslaması/&do=findComment&comment=1477182

 

ve devamı: 

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69019-evrimci-dinci-kıyaslaması/&do=findComment&comment=1477215

 

Bak bu da termodinamikle ilgili bağlama kısmı:

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69019-evrimci-dinci-kıyaslaması/&do=findComment&comment=1477238

 

Bak bunlar da devamındaki termodinamikle ilgili ek içerikler:

 

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69019-evrimci-dinci-kıyaslaması/&do=findComment&comment=1477243

 

İşte tüm silsile yukarıda. Kendin getirip kendi elinle pişti olduğun linklerden başlayarak hem de. Neymiş: Sen bilimsel literatürde teori ve kanunun ne olup olmadığı konusunda tam bir kara cahilmişsin. Entropi konusunda da daha başlangıç bilgisinden yoksunmuşsun. Açık ve kapalı sistemler. Daha da diretirsen, bu sefer o linklerin içerisinde yazanları tek tek yapıştırıp bir daha vurucam yüzüne ibret olsun diye...

 

Bu devirde ben ateistim diyen, ama aynı zamanda evrim kanun olamamış bir teoridir de diyebilen bir zihniyet, böylesine bir cahillik, ateist bir bünyede ender rastlanır, zor bulunur bir özellik olsa gerek. Aynı zamanda da ayıp.  Adam bir de sen evrim konusunda emin misin diye sormuş utanmadan. Ne yapalım, getirip bütün bir Pubmed'i mi monte edelim sana?

 

Bu zata demişiz ki:
 

 

Ama hiçbir cevap gelememiş nedense(!) Daha hala cevap vermekte geç kaldın diyor.. :) 

 

Ben o cevabı vereli çok oldu hala cevap bekliyorum diyorsu😀

 

Lise munazarasinda kalma bilgilerine karşın sana kısa ve öz ifade edeyim ki  
Kanun sorgulanır ve teori de kanunu sorgular.  
 
Bu açıdan evrim kesin değil bir teoridir ve canlılığı sorgular. Termodinamik bir kanundur çünkü bütün evrendeki hareketler iç enerji aktarımıyla oluşur.  
 
DNA daki bir nukleotidin oluşmasi için enzim gereklidir bu enzimin oluşması için protein ve bu proteinin oluşması için yine enzim gereklidir. Bu kısır döngüyü evrim aciklayamiyor. Bu yüzden evrim teori olarak kalıyor.  
 
Fenomen mi değil mi onu da sen araştır ki bilgin artsın.  

 

Suni şartlarda bir proteinin oluşumu aylar alıyor. Üstelik bir çubukla karistirdigin takdirde tepkime yarilmiyor.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 dakika önce, anibal yazdı:

 

Hiçlikten varlık aşaması ne ya? NE yiyip, ne çekip böyle saçma, absürt laflar sayıklıyorsunuz ki?

 

Dünya da bir ilk canlı var. Hatta bu canlı, canlı olma özelliğini en asgari seviyede gösteren, yani sadece kendini kopyalayabilen basit bir molekül de olabilir. Hah, evrim denen mevzu bu ilk canlı ile başlar, bugün yaşayan mevcut olan tüm canlılara kadar sürüp gider. 

 

Evreni canlı organizma sıfatına katamazsın. Evren, üreyip, her nesilde mutasyonlar göstermez. Evren için bir doğal seleksiyon yoktur. 

 

Domates diyorsun ya, zehirli, acı olduğu için süs bitkisi yapmaya çıkan avrupalıların uyguladığı seleksiyonla, bir kaç yüz yılda ortaya çıktı mesela. O saydığın havuç mavuçta, aynı yollardan geçerek geldi, bugün bildiğin şeyler oldu. 

 

Evrim evren ile alakasızdır. Herşeyin evrenin bir parçası olması dışında aralarında bir alaka yoktur. Sizin cahil kafanız, ilkçağda kalmış, evreni şu etrafındaki habitattan ibaret sanan zavallı kafa.

 

 

 

 

 

😋

 

Herşeyi sıçan tanrısı ganesha yapıyor evreni de o yaptı evrimi de

 

Evrim kimya ile kimya ise termodinamik ile bağlantılı... Termodinamik ise o ilk an ile bağlantılı..

 

Ganesha ya şükürler olsun..iyiki ilk zortlatmayi o yapmış..

tarihinde Düşünen Hayvan tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 minutes ago, Düşünen Hayvan said:

 

 

😋

 

Herşeyi sıçan tanrısı ganesha yapıyor evreni de o yaptı evrimi de

 

Evrim kimya ile kimya ise termodinamik ile bağlantılı... Termodinamik ise o ilk an ile bağlantılı..

 

Ganesha ya şükürler olsun..iyiki ilk zortlatmayi o yapmış..

 

Salak işte, gene götüyle düşünmeye başladı şapşal hayvan.

 

Kimya, termodinamik falan dediğin şeyler, her an heryerde olan şeyler zaten. O an ile alakası ne, o ana özgün sanmak ne, salak.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, anibal yazdı:

 

Salak işte, gene götüyle düşünmeye başladı şapşal hayvan.

 

Kimya, termodinamik falan dediğin şeyler, her an heryerde olan şeyler zaten. O an ile alakası ne, o ana özgün sanmak ne, salak.

 

Ha bak böyle sıçan tanrısı deyince kafan çalışmaya başladı. Evrimin evrenle alakasina az da olsa limon sikabiliyorsun.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
56 dakika önce, Düşünen Hayvan yazdı:

 

Ben o cevabı vereli çok oldu hala cevap bekliyorum diyorsu😀

 

Lise munazarasinda kalma bilgilerine karşın sana kısa ve öz ifade edeyim ki  
Kanun sorgulanır ve teori de kanunu sorgular.  
 
Bu açıdan evrim kesin değil bir teoridir ve canlılığı sorgular. Termodinamik bir kanundur çünkü bütün evrendeki hareketler iç enerji aktarımıyla oluşur.  
 
DNA daki bir nukleotidin oluşmasi için enzim gereklidir bu enzimin oluşması için protein ve bu proteinin oluşması için yine enzim gereklidir. Bu kısır döngüyü evrim aciklayamiyor. Bu yüzden evrim teori olarak kalıyor.  
 
Fenomen mi değil mi onu da sen araştır ki bilgin artsın.  

 

Suni şartlarda bir proteinin oluşumu aylar alıyor. Üstelik bir çubukla karistirdigin takdirde tepkime yarilmiyor.

 

 

 

Bir protein tesadüfen, kendiliğinden ve doğal süreçlerle oluşamaz mı?

 

https://evrimagaci.org/bir-protein-tesadufen-kendiliginden-ve-dogal-sureclerle-olusamaz-mi-7384

 

Proteinler kendi kendilerine nasıl oluştular? Proteinin oluşma hesapları üzerine...

 

https://evrimagaci.org/abiyogenez-9-proteinler-kendi-kendilerine-nasil-olustular-proteinin-olusma-hesaplari-uzerine-323

 

Bir test tübünde evrim tarafından yaratılan ilk yapay enzim!

 

https://evrimagaci.org/bir-test-tubunde-evrim-tarafindan-yaratilan-ilk-yapay-enzim-953

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.04.2019 at 19:10, bayşapka said:

 

 

İyi güzel olsun da, bildiğimiz tüm tanrılar kişilik bozukluğu olan masal kahramanlarından ibaret. 

 

Arş'ın üstünde, meleklerin taşıdığı tahtında oturan, insanlara yaptıkları sonlu işler için sonsuz ceza/mükafat dağıtan megaloman mesela.

 

E böyle insanlar da var, kara deliklere nebulalalara kadar gitmeye gerek yok. 

 

İnsanların eskiden dünya tasavvurlari da sorunluydu...

 

Düz dünya yada balıkla boğanın üstünde duran dünya vs gibi bir sürü şimdi benimsemedigimiz kabuller...

 

Yani Tanrı tasavvurlari da zamanla değişip daha makul hale gelebilir...

 

Dolayısıyla evrenin bir yerlerinde yine akilsiz şuursuz bilinçsiz amaçsız atomlardan yada bizim hala bilemediğimiz yapıtaşlarından olusmus akıllı şuurlu amaçları olan ve evren üzerinde ve bizim de üzerimizde etkileri olabilen bir varlığın var olmasına engel olan ne dir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 15.04.2019 at 19:34, kirec said:

İnsanların eskiden dünya tasavvurlari da sorunluydu...

 

Düz dünya yada balıkla boğanın üstünde duran dünya vs gibi bir sürü şimdi benimsemedigimiz kabuller...

 

Yani Tanrı tasavvurlari da zamanla değişip daha makul hale gelebilir...

 

Dolayısıyla evrenin bir yerlerinde yine akilsiz şuursuz bilinçsiz amaçsız atomlardan yada bizim hala bilemediğimiz yapıtaşlarından olusmus akıllı şuurlu amaçları olan ve evren üzerinde ve bizim de üzerimizde etkileri olabilen bir varlığın var olmasına engel olan ne dir...

 

 

 

Engel: insanların gaipten emir aldıklarını söyleyip birbirini manipüle etmeye çalışması, başkasının zararından kâr etmeye çalışması, yani böyle insanların yüzde yüzünün yalancı ya da deli olması.

Engel: insanların birbirini kandırmaya çalışması mı, yoksa insanların hayatına karışmayı kendine hobi edinmiş bir süper güç mü, mantıken tabii ki de süper güç. Değil mi? Değil. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.04.2019 at 21:19, teflon yazdı:

Muhtemeldir ki devridaim makinesi ile ilgili yediği tokatlara istinaden haftalar sonra ancak yazabildikleri ilk mesajlarında kuyruk acısından mütevellit bana bulaşan haysiyetsizlere vermediğim cevaplardan kim olduğum gayet iyi anlaşılabilir sanırım.

 

O başlığı iyi oku,  kim tokat yemiş anlarsın. Düşünmeden ve hesap yapmadan okuyorsunuz. Sonuç olarak sınır bilim çalışmaları, kütle çekiminin kullanılabilir bir enerji kaynağına dönüştürülebileceğini daha anlaşılır şekilde tedavüle aldı ve çoğu yerde açıklıyor. Yeni teoriler oluşturuluyor. Sen hâlâ anlamadıysan örnek bir prototipin tüm fiziksel yapısını anlatayım ve yavaş yavaş bu durumu kabul et. Çünkü birden olmuyor, bünyenize ağır geliyor.

 

"KPP Rosh gravity power" yaz ve karşına çıkan ürün ile ilgili tüm detayları oku, anlamazsan ben sana yardımcı olurum.

tarihinde John_Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Iste böyleee,

                      Okadar derine dalmaya gerek yok.

Muhammet diyürki ilk müslüman benim.

Musada diyorki ilk müslüman benim.

iBRAHiMDE diyorki ilk müslüman benim.Tabiki kuranda diyorlar.

Görünüse bakilirsa bu yazilanlar yalan.Ibrahim yahudilerin peygamberi ABRAHAMDI.Bu Abraham YAHUDiiYDi.

Musada Yahudiydi.

Valniz Muhammetti müslüman peygamberler icinde.Bunu bile bilmeyenlerin hersözü iskembeden SALLAMADIR.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, tolonbey yazdı:

Iste böyleee,

                      Okadar derine dalmaya gerek yok.

Muhammet diyürki ilk müslüman benim.

Musada diyorki ilk müslüman benim.

iBRAHiMDE diyorki ilk müslüman benim.Tabiki kuranda diyorlar.

Görünüse bakilirsa bu yazilanlar yalan.Ibrahim yahudilerin peygamberi ABRAHAMDI.Bu Abraham YAHUDiiYDi.

Musada Yahudiydi.

Valniz Muhammetti müslüman peygamberler icinde.Bunu bile bilmeyenlerin hersözü iskembeden SALLAMADIR.

Hepsi kendi devrinde dine ilk inanandı. O yüzden böyle bir ayrım yapılmış.Yoksa çelişki yok aralarında.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 15.04.2019 at 10:24, Düşünen Hayvan said:

DNA daki bir nukleotidin oluşmasi için enzim gereklidir bu enzimin oluşması için protein ve bu proteinin oluşması için yine enzim gereklidir. Bu kısır döngüyü evrim aciklayamiyor. Bu yüzden evrim teori olarak kalıyor.  
 

Suni şartlarda bir proteinin oluşumu aylar alıyor. Üstelik bir çubukla karistirdigin takdirde tepkime yarilmiyor.

 

Bak bunu da şimdi gördüm. Atlamışım. O gün görsem yemeğini suyunu eksik etmezdim.

 

Bunu diyen adamın acaba RNA dünyasından, onu bırak ribozimden haberi var mı acaba? Kullanıcı adımı "ribozim" olarak değiştirmeyi düşünüyorum hatta zaten. Bunları soran avele, "müracaat kullanıcı adım bi zahmet" diyecem..

 

Suni şartlarda protein oluşumuymuşmuş; kim demiş suni şartlarda oluşuyor diye? Protein ribozomda sentezlenir.

Evrim teoridir, kanun olamamıştır saflığına mı yanasın, arkasındaki daha büyük cahilliğe mi..

Ne teistinde hayır var, ne non-teistinde..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 01.04.2019 at 11:07, anibal yazdı:

 

Elbette, çok kuru fasulye yedin, bol gaz yaptı, şiştin iyice, kabardın böyle di mi, kabarık kabarık.. 

 

Bir ara uğrada, bir şeyler sokup genişletivereyim, kurtulursun.

 

Konudan bağımsız olarak: bunlar ne basit cümleler ve üslup böyle. Konu akışını bozmak dışında bir işe yaradığını görmüyorum anibalcık.

Şurda çok güzel bilimsel yazılar ve onları destekleyen makale linkleri havada uçuşurken senin üslubun ziyadesiyle bayağı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 06.01.2020 at 10:44, teflon yazdı:

Bak bunu da şimdi gördüm. Atlamışım. O gün görsem yemeğini suyunu eksik etmezdim.

 

Bunu diyen adamın acaba RNA dünyasından, onu bırak ribozimden haberi var mı acaba? Kullanıcı adımı "ribozim" olarak değiştirmeyi düşünüyorum hatta zaten. Bunları soran avele, "müracaat kullanıcı adım bi zahmet" diyecem..

 

Suni şartlarda protein oluşumuymuşmuş; kim demiş suni şartlarda oluşuyor diye? Protein ribozomda sentezlenir.

Evrim teoridir, kanun olamamıştır saflığına mı yanasın, arkasındaki daha büyük cahilliğe mi..

Ne teistinde hayır var, ne non-teistinde..

 

Protein sentezi için enzim, enzim sentezlemek için protein gereklidir. İşte canlılığın gizemi bu paradoksta bulunmaktadır. Arkadaş bunu vurgulamış sen bunu her zamanki gibi kıçından anlamış ve yine zırvalamışsın. Terbiyesiz olduğunu biliyordum fakat bu kadarını beklemiyordum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

iste böyleee,

                     

Moderatör: DrGulsever

Ara
 
 
 
Kullanıcı avatarı
Pratisyen Üye
Kullanıcı adı
Rütbe
Pratisyen Üye
Mesajlar
1414
Kayıt
04.08.2010
 

EVRİM TEORİSİ VE İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ

 #2101584  gönderen drfishenk
 15.12.2012 - 02:10:40
 
İslamiyet ve bilim aynı şeyi söylemekte olup, arada yalnız isim farkı vardır.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (Mârifetnâme)

Günümüz bilgileri ışığında yeryüzündeki canlıların öyküsünün yaklaşık 4 milyar yıl önce başladığı, insanın da dahil olduğu primat takımının ise yaklaşık 70 milyon yıllık bir geçmişe sahip olduğu kabul edilir. Peki bu canlılar bir anda bu haliyle varolmuş ve milyonlarca yıldır yaratıldığı gibi mi durmaktadırlar, yoksa bir değişim sözkonusu mudur?

Bu yazımızda Tasavvuf ve Bilimin bu konuya getirdikleri bazı açıklamalara yer vereceğiz.

Konuya girmeden önce, günümüzde tartışıldığı şekliyle evrim konusundaki bir yanlış anlamayı belirleyelim. Bir çok yerde olduğu gibi Türkiyede de nedendir bilinmez Darwine atfedilen evrim teorisi aslında Darwinin söylediklerinden farklıdır. Örneğin Darwin hiçbir zaman insan maymundan gelmiştir dememiştir. İnsan ve maymunun tarih sürecindeki gelişimlerine bakılınca, milyonlarca yıl öncesinde yaşamış olan ortak bir atadan geldikleri teorisini ileri sürmüştür. Buna göre, aradan geçen milyonlarca yıllık süreçte bu ortak atanın bazı üyelerinin genlerinde tamamen şansa bağlı olarak bazı değişiklikler ortaya çıkmış ve onları diğerlerinden farklı kılmıştır. Zamanla bu değişikliklere yenileri eklenmiş, ortam şartları nedeniyle ortaya çıkan doğal ayıklanma sürecinin de eklenmesi ile bu değişiklikler bugün bildiğimiz primatların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İnsan kromozom haritasında yapılan bilimsel incelemeler, 2 numaralı insan kromozomunun aslında iki kromozomun uç uca eklenmesinden meydana gelmiş büyük bir kromozom olduğu gerçeğini gün ışığına çıkarmıştır.
Öyle veya böyle, bugün artık insanların kafasında sorgulanan ve ne derece doğru olduğu anlaşılmaya çalışılan bir evrim olgusu sözkonusu.

Evrim teorisine karşı olanların ileri sürdükleri savlardan biri, maymunların 24 çift farklı kromozom taşıdıkları, insanlarda ise bu rakamın 23 çift yani 46 olduğudur. Eğer ortak atadan geliniyorsa her iki türün de aynı sayıda kromozom taşıması gerekirdi. Aslında bu mantık son derece doğrudur. Ancak insanın maymundan bir eksik kromozom taşıdığı önkabulü doğru değildir. Çünkü insan kromozom haritasında yapılan bilimsel incelemeler, 2 numaralı insan kromozomunun aslında iki kromozomun uç uca eklenmesinden meydana gelmiş büyük bir kromozom olduğu gerçeğini gün ışığına çıkarmıştır.

Yine evrim karşıtı savlardan bir diğeri, canlıların çevre şartlarının değişimine uymak amacıyla değişimlerinin kısa sürede ortaya çıkamayacağı şeklindedir. Oysa bu sav da gerçeği ifade etmekten uzaktır.

Geçtiğimiz 2008 yılının büyük bölümünü geçirdiğim ABDde, bulunduğum üniversitelerde kendi çalışma konum dışında görüşme fırsatı bulduğum diğer disiplinlerdeki bilim insanlarından evrim konusunu gün ışığına çıkaran bazı gelişmeleri de izleme fırsatım oldu. Örneğin, 1988 yılında Michigan State Üniversitesi araştırmacılarından Richard Lenskinin, E.coli bakterileri üzerinde başlattığı çalışma bu yönde önemli bulgular içeriyor. Lenski ve arkadaşları, araştırmalarında bakterilerin besi ortamındaki glikoz miktarını çok azaltarak zaman içerisinde bu yeni çevre şartına adapte olup olmayacaklarını belirlemek istemişler. Bakteriler faaliyetlerini sürdürebilmek ve çoğalmak için glikoza gereksinim duyarlar ve uzun yıllar devam eden bu deneyde, yaklaşık 35 bin nesil sonra bakterilerden bir kısmının ortama adapte olmak üzere değiştikleri ortaya çıkmış. Deneyin başında dondurularak buzluklarda bekletilen klonları ile karşılaştırıldıklarında, değişim yaşayan bakterilerin iki kat daha hızlı çoğaldıkları ve ayrıca hücrelerinin iki kat daha büyük hale geldiği belgelenmiştir. Bulgulardan ilginç olan bir diğeri ise değişimin çok yavaş ve uzun zaman içerisinde olmak yerine zaman zaman kümeler halinde ortaya çıkması olmuştur. Yani, değişimin sanki dalgalar halinde geldiği; uzun bir süre hiçbir değişim olmadığı ancak kısa sürede önemli değişiklerin olduğu, bunu yine değişimsiz geçen uzun bir sürenin takip ettiği gözlemlenmiştir. Bir diğer değişle Lenskinin bulguları Darwinin doğal seleksiyon teorisini doğrulamıştır. Bakteriler, çevre şartlarına uymak üzere değişim yaşamışlardır.

Bernhard Palsson başkanlığında bir diğer araştırma grubu ise E.coli bakterisini glikoz yerine sabun yapımında kullanılan gliserolle beslemeye başlamış; normalde gliserolden çok az faydalanabilen E.colinin kontrollü laboratuar şartları altında sadece 44 gün sonra (660 E.coli nesli demektir) gliserolden çok iyi yararlanabilir hale geldiklerini görmüşlerdir. Yine bakteriler çevre şartlarına uyum gösterecek yapısal değişikliği kazanmışlar ve ilk halleri ile karşılaştırdıklarında iki kat daha hızlı büyüyen yeni bakteriler ortaya çıkmıştır.

Bunun gibi örneklerin sayısını artırmak mümkün. Bakterilerin antibiyotiklere karşı nasıl dayanıklı hale geldiklerini çoğumuz duymuşuzdur. Örneğin günümüzde her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan verem hastalığı etmeni başlangıçta özel antibiyotiklerle öldürülebilmiş fakat aradan geçen sürede bu bakteriler kullanılan ilaçlara karşı dayanıklı hale gelmişlerdir. Bu sebeple, verem tedavisinde karşılaşılan antibiyotik direnci halen en önemli sorundur.

Evrim teorisinin kurucusu Darwinden (1809-1882) yaklaşık bir asır önce Anadoluda yaşamış olan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (1703-1772), canlı yaşamın tâbi olduğu evrimi, Marifetnâme isimli eserinde açık biçimde dile getirmiştir.
Gelelim bu konuya tasavvuf ehlinin bakışına. Evrim teorisinin kurucusu kabul edilen Darwinden (1809-1882) yaklaşık bir asır önce Anadoluda yaşamış olan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (1703-1772), canlı yaşamda bir evrim sözkonusu olduğunu Marifetnâme isimli eserinde şu sözlerle açık biçimde özetlemiştir:

Hak Tealanın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip, dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. Böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur. Bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. Madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır Bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. Çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. Hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. Çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. Mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. Zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. Yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erbaa) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. Belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır

Bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. En önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. Sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. Hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. Oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir. (Marifetname, Bedir Yayınevi, s.57-60)

Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn (mesnûnin). (15/Hicr:26)

Andolsun ki; Biz insanı, hamein mesnûn olan salsalinden (insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) halkettik.

Elleziy ahsene külle şeyin halakahü ve bedee halkal insâni min tıyn. (32/Secde:7)

O herşeyi güzellikle halkedendir ve insanı halketmeye balçıktan (tıynden) başlamıştır.

İz kale rabbüke lil melaiketi inni halikum beşeren min tiyn. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fihi mir ruhiy fekau lehu sacidin. (38/Sad: 71-72)

Rabbin Melâikeye demişti ki: Ben balçıktan (tıynden) bir beşer halkedeceğim. Onu tesviye ettiğim (kıvama erdirip tamamladığımda) ve ona ruhumdan nefheylediğimde derhal ona secdeye kapanın.

Ve iz kale rabbüke lil melaiketi inni cailün fil erdi halifeh, kalu e tecalü fiha mey yüfsidü fiha ve yesfiküd dima (Bakara: 30)

O vakit rabbin melâikeye Ben Arzda muhakkak bir halife kılacağım dediğinde, onlar orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahlûk mu var kılacaksın? dediler.

[Genellikle yaratma diye çevrilen halak kelimesi "form vermek" anlamındadır. Buradaki ceala, "kılmak" manasındadır.]

Mârifetnâmeye ilaveten birçok diğer eserde de, cansızlardan gelişip bitkiye, bitki düzeyinden hayvan düzeyine ve oradan insana doğru işleyen sürece İslâm alimleri tarafından sürekli değinilmiştir.

Holografik Bakış isimli kitabımızda yer verdiğimiz üzere, Modern Bilime göre, evrendeki her şeyin ortaya çıkışı, atomaltı düzeydeki olasılık dalgalarının ancak gözlemci insan bilinci tarafından, belirli özellikler şeklinde kavranmasıyla gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, içinde yaşadığımız bu âlem, atomaltından bakıldığında olasılık dalgaları diye gözlenen, henüz hiçbir şeyin sınırı ve şekli olmadığı o boyutun, tabiri caizse, şuur dediğimiz kodla sistemleşmesi ve çeşitli suretlere bürünmesi şeklinde oluşmaktadır. Tasavvuf terimleriyle ifade edersek; varlık, varoluşu itibariyle, tümüyle özündeki o ilmi kodla belirlenmiş ölçü ve düzene (tertip ve nizama) tabidir ki, âlemlerdeki her zerre, varoluşuyla onun hükmü altındadır! Yaşam, bu sistemin işleyişini oluşturan, evrenin geni diyebileceğimiz o şuursal kod levh-i mahfuz tabiriyle işaret edilen yaşamın orijinal yapısı ile sabittir . Bir başka ifadeyle, evrendeki her oluşum yaratılmadan evvel Allah ilmindeki hüküm ve takdir boyutunda yazılıdır.

Evrim denen değişim, birimlerin varoluş nedenini yani kendilerini gerçekleştirmeleri sürecidir.
Evrimi inkâr etmenin, canlı yaşamında değişim sözkonusu değildir, herşey bir anda bu haliyle varolmuştur ve tüm canlılar milyonlarca yıldır yaratıldığı gibi durmaktadır türünden bir kanaati savunmaktan öteye gidemeyeceği açıktır. Oysa, Tasavvuf ve Modern Bilim verileri ışığında değerlendirdiğimizde görürüz ki, bugün evrim sonucunda kazanılmış özellikler olarak gördüklerimiz, yukarıda değindiğimiz esas üzere, canlıların ezelinde (boyutsal derinliğinde) takdir edilmiş bir gayedir ve evrim denen değişim, birimlerin varoluş nedenini yani kendilerini gerçekleştirmeleri sürecidir. Zira canlıların her zerresinde, kendi varoluşlarını sağlayan yapısal ilim ve potansiyel kudret (bilinç ve enerji) mevcuttur ve evrim, orijinal tasarımın (çok uzun sürelerde) realizasyonu olarak anlaşılmalıdır. Bunun en açık örneklerinden birisi, uygun koşullar altında, değişim için gerekli potansiyeli zaten başlangıçtaki yapısında barındıran bir yumurtanın, sonuçta dünyaya gelecek olan yeni canlıyı oluşturmak üzere çeşitli aşamalar geçirerek kendini gerçekleştirmesidir.

Ancak evrim, Modern Bilim öncesinde ateistlerin dayandırdığı gibi tamamen şansa bağlı olarak gelişen değişiklikler süreci şeklinde olmayıp, atomaltı düzeyde tümü birbiriyle ilintili olan birimlerin, varoluş nedenleri istikametinde ortaya çıkışları esasına dayanmaktadır. Darwinden önce, 1809′da yayınladığı Zoolojik Felsefe isimli kitabında Lamarckın öngörüleri de bu yöndedir. Zira Darwin, evrimin tamamen çevresel koşullardan kaynaklandığını ve doğal seleksiyonla oluştuğunu iddia ederken, Lamarck, değişimin, türlerin tabiatında var olan evrimleşme özelliğinden kaynaklandığını öne sürmüştür.

Eğer Tasavvuf öğretisinin günümüz kavramlarıyla dile gelişi olan Modern Bilimde vurgulanan evrensel bütünlük gerçeğinin idrakiyle değerlendirirsek, içsel ve dışsal faktörler ayrımının geçersizliğini ve değişimin, iç ve dış tanımlamaları ile bölünmeyen, evrensel tek bir güçten kaynaklandığını da görürüz. İsterseniz siz bu gerçeği herşey Allahın kudretiyle olmaktadır diye ifade edin, değişmez. Bu gücün kendinden ortaya konan (tecelli eden) özelliklerinin seyri (kavranması) ise, algılamanın kapasitesinden doğan değişik zaman varsayımları beraberinde söz konusu olur.

kulle yevmin huve fi şen (55/Rahman: 29). O her an yeni bir oluştadır.

yahlûku ma yeşa (42/Şura: 49). Dilediğini halkeder.

Tasavvuf öğretisinin günümüz kavramlarıyla dile gelişi olan Modern Bilimde vurgulanan evrensel bütünlük gerçeğinin idrakiyle bakıp herşeyin birbiriyle ilintili oluşunu hesaba katarsak, içsel ve dışsal faktörler ayrımının geçersizliğini ve değişimin, iç ve dış tanımlamaları ile bölünmeyen evrensel tek bir güçten kaynaklandığını görürüz.
Aslında, karakterlerini genetik materyalin kodladığı canlıların dünyaya gelişlerine bakmak bile evrim olayının gerçekliği hakkında yeterli bir gözlemdir. Canlıların zamanla değişimini ki bununla milyonlarca yılı kastediyoruz kabul etmeyenler ile evrimi kabul edenler arasındaki fark, insanların yaşamlarına bebek olarak başladıklarına inanmakla, sperm ve yumurtanın birleşmesiyle oluşan tek hücre olarak başladıklarına inanmak arasındaki farka benzer. Modern bilimden önce, spermin içinde mikroskobik büyüklükte bir insancık olduğuna ve bu küçük insanın ana rahmine girdikten sonra beslenerek değişmeden sadece büyüdüğüne inanılıyordu. Ama bugün, ne spermle ne de yumurta hücresi ile taşınan böyle bir mikro canlının olmadığını biliyoruz. Dahası, eğer bir insanın, bir maymunun, bir farenin, bir tavşanın veya bir kuşun yaşamlarının başlangıcından itibaren gelişimlerine bakarsanız, ilk gelişim dönemlerinde bunları birbirlerinden ayırt etmenin imkânsız olduğunu görürsünüz.

Doğanın işleyişinde değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir. Yaşamda her oluşum belirli bir sürecin neticesidir. Sünnetullah diye bildirilmiş olan işleyiş disiplini bugün nasıl operasyonel ise her anda aynı şekilde işler. Değişim, Sünnetullaha rağmen değil, Sünnetullahın gereği olarak gerçekleşir.

Tasavvuf ehlinin basiretle farkettiği evrim, 19. yüzyıl biliminde bir teori olarak başlamış ve şimdiye dek elde edilen bilimsel veriler öngörülenleri doğrular nitelikte olmuştur. Gelişmelere bakıldığında zaman içerisinde onu inkâr etmenin gittikçe zorlaşacağı açıktır.

İslamiyet ve bilimin aynı şeyi söylemekte olduğu ve arada yalnız isim farkı olduğunu vurgulayan İbrahim Hakkı Hazretleri, aynı eserinde insanın oluşumunu açıkladığı bölümün sonunda, günümüzden iki asır önce, bilim adamlarının, bilimin ve deneylerin meydana çıkardığı gerçekler olan sözlerine itiraz edilmesinin doğru olmadığı uyarısını da şu sözlerle yapmıştır:

Sözkonusu işleri çürütmek için tartışmayı dinin gereği zanneden kimse, dini zayıflatmış, değersizleştirmiş ve dine karşı cinayet işlemiş olur. Zira zikredilen olayların gerçekten olduğunu ölçüm ve hesap kanıtları gösterir. Buna muttali olup doğrulamasını yapabilen ve sebebini, zamanını, miktarını ve süresini bildiren kimseye, bunun dine aykırı olduğu söylenecek olursa, o kişi yakin üzere olduğu sonuçtan şüphe etmez, fakat belki dinden kuşkuya düşerek, akla aykırı din nasıl olur? diye sormağa başlar. Dine yolu yordamıyla eleştiri getirenlerin verdiği zarara göre, dine yanlış biçimde yardımcı olanların verdiği zarar daha çoktur.

Sözümüze, varlık dairesi denen ıslah (evrim) sürecinin, marifet kemaline erip küllî akla kavuşarak tamamlandığına işaret eden Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin, insana kendi gerçeğini gösteren bir beyti ile son verelim:

İki alem senin kabuğundur, sen ancak alemin özüsün,
Seninle haydır eşya; kendini bil, ruh-u azamsın.

Ahmed BAKİ
http://www.tasavvuf.gen.tr/ahmed-baki/m ... ciklamasi/

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 23.03.2020 at 23:11, John_Ahmet said:

 

Protein sentezi için enzim, enzim sentezlemek için protein gereklidir. İşte canlılığın gizemi bu paradoksta bulunmaktadır. Arkadaş bunu vurgulamış sen bunu her zamanki gibi kıçından anlamış ve yine zırvalamışsın. Terbiyesiz olduğunu biliyordum fakat bu kadarını beklemiyordum.

 

Canlının olması için protein gerekmez geri zekalı. Canlı olduktan sonra, protein yapmak daha hesaplı olduğu için, canlılar protein üretir. 

 

Daha canlının ne olduğunu, ne olacağını falan bilmeyen bir moronsun. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu konu içerisinde fark ettim ki yine bazı cahiller küfür etmekten,argo konuşmaktan bir adım öne gidemiyor. Adam emek verip o kadar yazı yazıyor ve çok mantıklı yazılar karşısında cevap vermeyip sadece küfürlerle üste çıkmaya çalışıyor. 

Ben bu konuda emek verip mantıklı ve bilimsel açıklamalar yapmaya çalışan bir kaç kişiye teşekkür etmek istiyorum. Bilgi bilgidir bazılarının yazılarını zevkle okudum bazılarından ise iğrendim. 

Adam seviyeli tartışmayı bilmiyor ama lafa gelince bilim bilim.

İnsanlar bilgi edinmek yada bilgilerini aktarmak için buraya geliyor küfür veya argo öğrenmek için değil.

 

tarihinde kabara tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 hours ago, kabara said:

Bu konu içerisinde fark ettim ki yine bazı cahiller küfür etmekten,argo konuşmaktan bir adım öne gidemiyor. Adam emek verip o kadar yazı yazıyor ve çok mantıklı yazılar karşısında cevap vermeyip sadece küfürlerle üste çıkmaya çalışıyor. 

Ben bu konuda emek verip mantıklı ve bilimsel açıklamalar yapmaya çalışan bir kaç kişiye teşekkür etmek istiyorum. Bilgi bilgidir bazılarının yazılarını zevkle okudum bazılarından ise iğrendim. 

Adam seviyeli tartışmayı bilmiyor ama lafa gelince bilim bilim.

İnsanlar bilgi edinmek yada bilgilerini aktarmak için buraya geliyor küfür veya argo öğrenmek için değil.

 

 

allah onları kahretsin!
akılsızlar!
odunlar!
yalancılar!
maymunlar!
domuzlar!
hayvanlar hatta hayvandan da aşağılıklar!
eşekler!
pislikler!
aşağılıklar!
canı çıkacasılar!
köpekler,
alçaklar,
yabani eşekler
merkepler
susamış develer
dilini sarkıtıp soluyan köpekler
geberesiciler
reziller
sapik kişiler
beyinsizler
kof kütükler
alçak zorbalar
soysuzlar
kahrolasılar
yalancılar
kahrolun,elleri kurusun

 

Böyle bir üslubu olan bir arap bedevisini rehber edinip, kutsayıp sonra da insanların üsluplarından yakınmak ikiyüzlülükten başka bir şey değil. Hiç kendi kitabını okuyup ya bu nasıl bir üslup dedin mi? Bir tanrı kendi yarattığı bir varlığı neden durmadan aşağılar, hakaret eder diye düşündün mü?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, kabara yazdı:

Bu konu içerisinde fark ettim ki yine bazı cahiller küfür etmekten,argo konuşmaktan bir adım öne gidemiyor. Adam emek verip o kadar yazı yazıyor ve çok mantıklı yazılar karşısında cevap vermeyip sadece küfürlerle üste çıkmaya çalışıyor. 

Ben bu konuda emek verip mantıklı ve bilimsel açıklamalar yapmaya çalışan bir kaç kişiye teşekkür etmek istiyorum. Bilgi bilgidir bazılarının yazılarını zevkle okudum bazılarından ise iğrendim. 

Adam seviyeli tartışmayı bilmiyor ama lafa gelince bilim bilim.

İnsanlar bilgi edinmek yada bilgilerini aktarmak için buraya geliyor küfür veya argo öğrenmek için değil.

 

Şu cahilin yazdığına bak ondan sonra fikrini söyle... 

 

On 18.04.2020 at 05:59, anibal yazdı:

Canlının olması için protein gerekmez geri zekalı.

 

Bu mendebur daha geri zekalı olabilir mi? Canlının olması için protein gerekmezmiş. Böyle bir cümleyi hangi geri zekalı kurabilir? Kaldı ki bu geri zekalı ben ne yazarsam yazayım aynen böyle ahlaksızca bir üslupla ve bir idiyot misali böyle ağzını bozuyor. Ben kendisinin anlayacağı şekilde yazmaya gayret ettim. Kesinlikle diğer zamanlarda küfür kullanmıyorum, özellikle karşıdaki kişi alenen hakaretler savurmuyorsa...

 

İstiyorum ki agnostik bakışıma uygun zekada yaklaşılıp daha ince yorumlar yapılabilsin.Fakat onlar ne yapıyor benim müslüman olduğumu söyleyip tüm hakaretlerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Tekrar edeyim ben teist ya da müslüman değilim. Ateistlerin konuya güdük bakışını dile getirmek isteyen bir agnostiğim. Post modern bir bilimsel tanrı savının hiç de akıl dışı olmadığını defalarca yazdım. Hatta tanrı denildiğinde ne anladığımı kesinlikle tüm detaylarıyla paylaştıktan sonra üzerine bolca argüman ürettim. Bunu başarıyla yaptım, sindiremeyenler konuyu her zamanki gibi müslüm muhabbetine çevirip katletti. Fakat zeki insanlar anladılar ve daha yazamıyorlar.

 

Üsluba dikkat edilip mümkün olduğu kadar kalender bir yazışma olabildiğinde tüm bunları daha detaylı açıklamaya çalışacağım.

tarihinde John_Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...