Jump to content
memjan21

Mucize

Recommended Posts

10 saat önce, anibal yazdı:

 

İşin doğrusu, var ve yokun basit bir tanımı var. Eğer, senin üzerinde bir şeyin herhangi bir etkisi yoksa, o şey yoktur. Olay bundan ibarettir. Basitçe, aslı yok yaylasındaki 1500 koyunun sütünden elde edilen trilyonların yokluk bankasında demetlenmiş, bu bir gerçek. Tamam, gerçek olsun, sen gidip bir kuruşunu alıp harcayamıyorsan, o paranın aslı olsa ka yazar, olmasa kaç yazar. 

 

Yani, mesela tanrı teranesi. Senin veya hiç kimsenin hayatında gerçekte hiç bir etkisi olmayan tanrı, olsa kaç yazar, olmasa kaç yazr? Yok işte, bundan daha mantıklı bir sonuç olabilir mi?

 

Dincilerinde en çok kıçlarını yırttığı husus, "manada tanrının bizim hayatımıza etkisi var da..." diye saçma salak ispatlar yapmaya çıkmalarıdır bu yüzden. 

 

 

Bu konuda hem fikriz. Mana, ümit, sevgi ve merhamet, hiçbirisi bu dünya ya ait şeyler değil, hepsi putcularin dünyasına ait.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 minutes ago, memjan21 said:

Bu konuda hem fikriz. Mana, ümit, sevgi ve merhamet, hiçbirisi bu dünya ya ait şeyler değil, hepsi putcularin dünyasına ait.

 

Pek değil. Zira, hormon falan denen şeylerde var ve sen bunlara mesela merhamet, sevgi, zavek falan demişsin. Mesela, beyninin olayı algılama yöntemine mana demişsin falan. Ha, bunlara soyut diyoruz, bu da yok demenin başka bir şekli zaten.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaşadığımız herşey evrende var olan bir şeyin ürünü ama evren bundan ibaret değil tabiki. Biz henüz olmamış şeyleri mucize olarak niteliyoruz. Örneğin bir filmdeki sahne  gibi bir kasetçalar ile geçmişe gitseydik ona tapanlar bile olurdu. Mucize diyeceklerdi.

 

Bu sürece baktığımızda daha bilmediğimiz görmediğimiz sonsuz sayıda olay , nesne ve duygu var diyebiliriz ama mucize mıdır onu bilmem.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
39 dakika önce, anibal yazdı:

 

Pek değil. Zira, hormon falan denen şeylerde var ve sen bunlara mesela merhamet, sevgi, zavek falan demişsin. Mesela, beyninin olayı algılama yöntemine mana demişsin falan. Ha, bunlara soyut diyoruz, bu da yok demenin başka bir şekli zaten.

İyi de ben somut mu demişim? Hayali bir dünya ya ait demişim. Hayali olunca soyut olmalı. Ben algılama yönetimine mana da falan da demedim. İnsanın bir mana bulama çabası ya da arayışından bahsettim. Kısacası bahsettiğim şeyler dinini Pisagor bağıntıları. Mesela astroloji falan

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 dakika önce, Düşünen Hayvan yazdı:

Yaşadığımız herşey evrende var olan bir şeyin ürünü ama evren bundan ibaret değil tabiki. Biz henüz olmamış şeyleri mucize olarak niteliyoruz. Örneğin bir filmdeki sahne  gibi bir kasetçalar ile geçmişe gitseydik ona tapanlar bile olurdu. Mucize diyeceklerdi.

 

Bu sürece baktığımızda daha bilmediğimiz görmediğimiz sonsuz sayıda olay , nesne ve duygu var diyebiliriz ama mucize mıdır onu bilmem.

Evet haklısınız ama bu bahsettiğiniz şey ölçeklendirme olur yine. Bu benim şahsi fikrimdir.imansiz birisiyim. Ama yaşadığım bu hayat belki yüzyıllar sonra sızın yaptığıniz gibi baskalari tarafından da ölçeklenebilir ama bu benim var olamamla kiyaslanamaz. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
55 minutes ago, memjan21 said:

İyi de ben somut mu demişim? Hayali bir dünya ya ait demişim. Hayali olunca soyut olmalı. Ben algılama yönetimine mana da falan da demedim. İnsanın bir mana bulama çabası ya da arayışından bahsettim. Kısacası bahsettiğim şeyler dinini Pisagor bağıntıları. Mesela astroloji falan

 

Bunu böyle demek yanlış tarif olur. Onlar gerçek bir dünyadaki eylemlerdir, hayali bir dünyanın soyutları falan değil. 

 

Astroloji ile, sevgiyi, manayı falan karıştıramazsın, alakası yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, anibal yazdı:

 

Bunu böyle demek yanlış tarif olur. Onlar gerçek bir dünyadaki eylemlerdir, hayali bir dünyanın soyutları falan değil. 

 

Astroloji ile, sevgiyi, manayı falan karıştıramazsın, alakası yok.

Hayali bir dünyayin bu dünya da ki en büyük dayanaklaridir? Rasyonel değillerdir, bilimsel ve bilgiselde değildirler. Mesela Sevgi ya da merhamet? İsa ya baksana en yakın örnek. onca köleyi tanrı sizi seviyor diye Kandırmadi mi? Hala daha buna inanılmiyor mu? Ümit gelecek için değil midir? Yani fiyasko.hepsi öbür dünyayi amaçlayan işlerde kullanılinir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 minutes ago, memjan21 said:

Hayali bir dünyayin bu dünya da ki en büyük dayanaklaridir? Rasyonel değillerdir, bilimsel ve bilgiselde değildirler. Mesela Sevgi ya da merhamet? İsa ya baksana en yakın örnek. onca köleyi tanrı sizi seviyor diye Kandırmadi mi? Hala daha buna inanılmiyor mu? Ümit gelecek için değil midir? Yani fiyasko.hepsi öbür dünyayi amaçlayan işlerde kullanılinir.

 

Bilinenin tersine, sevgi ve merhamet, gayet bilimsel şeylerdir. İsa mı, masallarla bilim yapılmaz. 

 

Sevgi, merhamet, akıl falan gibi şeyleri anlaman için, eylem kavramını anlaman gerekiyor. Bir teker düşün, evin önündeki kırmızı arabanın tekeri. Ne yapıyor. Duruyor di mi, yani duruş var orada. İşte bu bir eylemdir. Araba giderken ne olur, o teker döner, dönüş gerçekleşir. İşte bu da diğer eylem. Şimdi sen çıkıp durma ve dönüş diye bir şey yoktur diyebilir misin? Nedir bunlar, bir şeyin hal ve hareketini ifade eden terimler. Sevgi, merhamet dediğin şeyler, insan beyninin, hatta bazen, mesela leopar beyninin hal ve hareketlerini ifade eder. Bunlarda, tıpkı tekerin bir aksa, aksın diferansiyele, onun şanzımana, onun da motora bağlı olması gibi ardında bir sistem barındırır. Bu sistemi işleten, o dönmeye yol açan, birinin gaza basmasıdır malum. İşte, sevgi mesela, bir hormonun gaza basması ile beyin falan falan sisteminin bir hareket yapmasıdır. Sevgi, bu harekettir, onu yapan beyin ve diğer müştemilattır. Onu yaptıran da, bir hormondur. Ha, başak bir hormonda, o sistemi öfkeli olmaya yönlendirir, bu da var tabi. 

 

Bu eylemler, somut eylemlerdir, bunlara soyut demek bile zorlama bir haldir. 

 

Bunun en çok karıştığı şey, mesela akıldır. Bir sürü dangalak gelir, buralarda, "amanda aklını göster o zaman" diye sayıklar. Nedenki acaba?

 

Bu kavramların falan geçmişi uzundur. İnsanlar bakıyor, lan bulutlar orada duruyor, ama durmuyor, baya baya gidiyor. akla orada rüzgar estiği gelmiyor, onu götüren bir şey var kafası çıkıyor. Taş şurada, öyle duruyor, hareket falan edemiyor. Ama kaplumbağa ediyor. Ama ikiside aynı, su, hava, toprak ve ateş var en fazla. Nasıl olurda, bunlardan olan taş duruyorken, kaplumbağa hareket edebilir? Haaa, o zaman görünmeyen, bilinmeyen bir varlık var, adı da can, hadi daha daha ruh... böyle bir abes şeyler sayıklanıyor, cahillikten. Bu kafa da bugüne kadar geliyor. 

 

İnsanların enerjiyi farketmeleri, kaç yılında oldu, bir fikrin var mı? Enerjinin ne iş olduğu, Joule'un keşfi, 1850'ler falan gibi. 

 

İşte, o cahil devirlerimizden kalma bir sürü böyle şey, bugün günlük dilimizde yer almaya devma ediyor. Can gibi, sevgi gibi, ümit gibi. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, anibal yazdı:

 

Bilinenin tersine, sevgi ve merhamet, gayet bilimsel şeylerdir. İsa mı, masallarla bilim yapılmaz. 

 

Sevgi, merhamet, akıl falan gibi şeyleri anlaman için, eylem kavramını anlaman gerekiyor. Bir teker düşün, evin önündeki kırmızı arabanın tekeri. Ne yapıyor. Duruyor di mi, yani duruş var orada. İşte bu bir eylemdir. Araba giderken ne olur, o teker döner, dönüş gerçekleşir. İşte bu da diğer eylem. Şimdi sen çıkıp durma ve dönüş diye bir şey yoktur diyebilir misin? Nedir bunlar, bir şeyin hal ve hareketini ifade eden terimler. Sevgi, merhamet dediğin şeyler, insan beyninin, hatta bazen, mesela leopar beyninin hal ve hareketlerini ifade eder. Bunlarda, tıpkı tekerin bir aksa, aksın diferansiyele, onun şanzımana, onun da motora bağlı olması gibi ardında bir sistem barındırır. Bu sistemi işleten, o dönmeye yol açan, birinin gaza basmasıdır malum. İşte, sevgi mesela, bir hormonun gaza basması ile beyin falan falan sisteminin bir hareket yapmasıdır. Sevgi, bu harekettir, onu yapan beyin ve diğer müştemilattır. Onu yaptıran da, bir hormondur. Ha, başak bir hormonda, o sistemi öfkeli olmaya yönlendirir, bu da var tabi. 

 

Bu eylemler, somut eylemlerdir, bunlara soyut demek bile zorlama bir haldir. 

 

Bunun en çok karıştığı şey, mesela akıldır. Bir sürü dangalak gelir, buralarda, "amanda aklını göster o zaman" diye sayıklar. Nedenki acaba?

 

Bu kavramların falan geçmişi uzundur. İnsanlar bakıyor, lan bulutlar orada duruyor, ama durmuyor, baya baya gidiyor. akla orada rüzgar estiği gelmiyor, onu götüren bir şey var kafası çıkıyor. Taş şurada, öyle duruyor, hareket falan edemiyor. Ama kaplumbağa ediyor. Ama ikiside aynı, su, hava, toprak ve ateş var en fazla. Nasıl olurda, bunlardan olan taş duruyorken, kaplumbağa hareket edebilir? Haaa, o zaman görünmeyen, bilinmeyen bir varlık var, adı da can, hadi daha daha ruh... böyle bir abes şeyler sayıklanıyor, cahillikten. Bu kafa da bugüne kadar geliyor. 

 

İnsanların enerjiyi farketmeleri, kaç yılında oldu, bir fikrin var mı? Enerjinin ne iş olduğu, Joule'un keşfi, 1850'ler falan gibi. 

 

İşte, o cahil devirlerimizden kalma bir sürü böyle şey, bugün günlük dilimizde yer almaya devma ediyor. Can gibi, sevgi gibi, ümit gibi. 

İlk insan türleri, gözlerini burada insan olarak açan  ilk canlılarri düşünün. İklimi şartları, dışarıda  yırtıci  hayvanlar  vs vs yaptığı ilk  şey yanına birisini, ya da birilerini seçmek olmuştur büyük ihtimalle. Bunu da yine hayatta kalmak adına yapmıştır. Sevgi bağı ile alakalı Bir şey değil kesinlikle. Bir hayvan sonuçta. dinsel dönemler, tanrısal dönemden daha eskilere dayanır. Sevgi ya da merhamete ihtiyaci olan kişiler genellikle köle ve Fakir halk.sizin o cahil dediğiniz dönemlerimiz yanı. Konu evginin hangi hormonlari tetiklemesi falan değil tıpkı korku gibi. Adaletten bahsetmek istiyorum aslında. Bir tanrı olsaydı şüphesiz ki herkes onun merhametli değil adaletli olmasını isterdi, en azından şimdilerde. Ama bin yıllardır tanrının bizi düşündüğünü ve düşündügu içinde sevdiğini, göz kulak olduğunu falan zannedeede insanlarda bazı duygularin evrimleşmesine sebeb olundu. Adalet en temel Erdemdir kanımca. Ayrıca sevginin bilimsel hiçbir dayanagi yoktur. Bakın şurada da size bunun bilimsel bir deney örneği veriyorum. Yıllarca insanların inandığını bir yalan. Bizim sevgiye falan ihtiyacamiz yok en temelinde. Ben inanamıyorum. Mutlu olmadan da yaşanabilir.

 

https://evrimagaci.org/suya-guzel-sozler-soylenince-guzel-desenler-kotu-sozler-soylenince-kotu-desenler-olusur-mu-777

 

tarihinde memjan21 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, anibal yazdı:

İsa mı, masallarla bilim yapılmaz

Masallarla bilim yapılmaz ama bilim masalara karşı yapılmıştir. Bilimin başlatan şey masaldir. İmanla başlıyor hepsi aslında. Eğer iman ediyorsaniz öyle biri iseniz sevgiye umide hatta mucuzelere ihtiyaciniz var demektir

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, memjan21 yazdı:

İlk insan türleri, gözlerini burada insan olarak açan  ilk canlılarri düşünün. İklimi şartları, dışarıda  yırtıci  hayvanlar  vs vs yaptığı ilk  şey yanına birisini, ya da birilerini seçmek olmuştur büyük ihtimalle. Bunu da yine hayatta kalmak adına yapmıştır. Sevgi bağı ile alakalı Bir şey değil kesinlikle. Bir hayvan sonuçta. dinsel dönemler, tanrısal dönemden daha eskilere dayanır. Sevgi ya da merhamete ihtiyaci olan kişiler genellikle köle ve Fakir halk.sizin o cahil dediğiniz dönemlerimiz yanı. Konu evginin hangi hormonlari tetiklemesi falan değil tıpkı korku gibi. Adaletten bahsetmek istiyorum aslında. Bir tanrı olsaydı şüphesiz ki herkes onun merhametli değil adaletli olmasını isterdi, en azından şimdilerde. Ama bin yıllardır tanrının bizi düşündüğünü ve düşündügu içinde sevdiğini, göz kulak olduğunu falan zannedeede insanlarda bazı duygularin evrimleşmesine sebeb olundu. Adalet en temel Erdemdir kanımca. Ayrıca sevginin bilimsel hiçbir dayanagi yoktur. Bakın şurada da size bunun bilimsel bir deney örneği veriyorum. Yıllarca insanların inandığını bir yalan. Bizim sevgiye falan ihtiyacamiz yok en temelinde. Ben inanamıyorum. Mutlu olmadan da yaşanabilir.

 

https://evrimagaci.org/suya-guzel-sozler-soylenince-guzel-desenler-kotu-sozler-soylenince-kotu-desenler-olusur-mu-777

 

 

Bizde de Ömer celakil vardı. Kuran'dan helyum atomunun adını , numarasını ve icad edildiği yılı çıkarmıştı. Ona da sormak lazım başka neler var olmayıp da Kuran'da gördüğü şeyleri söylerse mucize mi atmasyon mu netlesir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Düşünen Hayvan yazdı:

 

Bizde de Ömer celakil vardı. Kuran'dan helyum atomunun adını , numarasını ve icad edildiği yılı çıkarmıştı. Ona da sormak lazım başka neler var olmayıp da Kuran'da gördüğü şeyleri söylerse mucize mi atmasyon mu netlesir..

Kur'an ve İslam baştan ayağa yalanla dolu bir din. Biz de baştan ayağa cahillikle boyalıyiz. Gazalî gibi birisi WC ye hangi ayakla girip çıkılmasıni dahi söylemiş.biz aklı kayyuma devretmişiz beş bin yıldır. Ömer gibi çok adam var. Bunlara hep inanılir çünkü tanrının tarafındanlar. Güçlü ve merhamet dolu ve bonkör olanın tarafı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, priest of nature yazdı:

Mucize olması için doğa kanunlarına aykırı  olması gerekmiyor.

Az rastlanılır olmasıda mucizedir.

Sonuçta doğa kanunlarını deney ve gözlem yolu ile öğreniyoruz.

Sızın dediğiniz şey doğaüstü olaylardir. Mesela 100 katlı bir gökdelenin tepesine çıkıp oradan uçmak mucizedir

tarihinde memjan21 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 minutes ago, memjan21 said:

Masallarla bilim yapılmaz ama bilim masalara karşı yapılmıştir. Bilimin başlatan şey masaldir. İmanla başlıyor hepsi aslında. Eğer iman ediyorsaniz öyle biri iseniz sevgiye umide hatta mucuzelere ihtiyaciniz var demektir

 

Muhakkak, çünkü istemesenizde, bir beyniniz var. Ve o da "lan bu işte bir yamuk var" diyor eninde sonunda.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
19 saat önce, anibal yazdı:

 

Şu gözden kaçıyor. 

 

Biz neden yapılmayız, karbon, oksijen falan filan. Etrafta en çok ne var, mesela demir. Yani, bunlar nerde oluşur da böyle bir sürü olacak kadar ortalıkta olabilir? 

 

Elbette biz bir süpernovanın artığıyız, bu apaçık ortada. 

 

Peki bu süpernovadan kalması gereken ve kalan, fon radyasyonu nerde? Neden kimse bunu düşünmez, gözardı etmeyi tercih eder? 

 

 

 

Bahsettigin bizim sistemi kuran patlama ise eger o 5-6 milyar yil önce bizi terkedip gitti. Bizde onu terkettik.

Biraz daha acarmisin, ne demek istiyorsun. Agzinda geveleme.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, priest of nature yazdı:

Mucize olması için doğa kanunlarına aykırı  olması gerekmiyor.

Az rastlanılır olmasıda mucizedir.

Sonuçta doğa kanunlarını deney ve gözlem yolu ile öğreniyoruz.

Kelime anlami bu degil. Eger olayi övmek manasinda kullanilirsa dert degil. Tanriya göndermeyse siktir et.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
48 minutes ago, deadanddark said:

Bahsettigin bizim sistemi kuran patlama ise eger o 5-6 milyar yil önce bizi terkedip gitti. Bizde onu terkettik.

Biraz daha acarmisin, ne demek istiyorsun. Agzinda geveleme.

 

Biz hiç bir şeyi terketmedik ki. O süpernovadan arta kalanlarız biz. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, anibal yazdı:

 

Biz hiç bir şeyi terketmedik ki. O süpernovadan arta kalanlarız biz. 

Gunes șu anda bir kozmik gaz kuresinin icinde, bir patlamadan geriye kalan.. Bunu biliyoruz. Bilmedigimiz bizi olusturan patlamanin olusturdugu kurenin simdi nerelerde oldugu. Ve bildigimiz o patlamadan ortaya cikan kozmik radyasyonun bizden cok uzaklara gittigi.  O super nova belkide bu galaksiye sonradan dahil oldu. Bunu bilmek ile kozmik arka alan isimasi arasinda kurdugun köprüyü anlamadim kusura bakma.

tarihinde deadanddark tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, deadanddark said:

Gunes șu anda bir kozmik gaz kuresinin icinde. Bunu biliyoruz. Bilmedigimiz bizi olusturan patlamanin olusturdugu kurenin simdi nerelerde oldugu. Ve bildigimiz o patlamadan ortaya cikan kozmik radyasyonun bizden cok uzaklara gittigi.  O super nova belkide bu galaksiye sonradan dahil oldu. Bunu bilmek ile kozmik arka alan isimasi arasinda kurdugun köprüyü anlamadim kusura bakma.

 

O radyasyon bir yere gitmez, tıpkı o kozmik fon radyasyonu denen şey gibi. O süper nova da galaksiye sonradan dahil olmuş olabilir, olsa da bir şey değiştirmez. Biz, ister sonradan dahil olmuş olalım, ister en baştan, bir  süpernovanın kalıntısı içinde var olmuş bir kaç güneş sisteminden biriyiz. Ve o süpernovanın patlamasından kalan fon radyasyonu da burada.

 

Yani, acaba, kozmik fon radyasyonu diye ölçtük diye sevindiğimiz şey, o süpernovadan geride kalan fon radyasyonu olmasın? 

 

Biz şöyle bir şeyin içindeyiz:

 

SN 1054 remnant (Crab Nebula).

 

Bu, yengeç nebulası, bir süpernovadan kalanlar. Bunun içinden ne yana bakarsan, o yandan muhakkak bir fon radyasyonu alıyor olurdun. Tamam, bu gibi kalıntıların çok çeşitli formasyonları var, ama bizimki gibi olabilecek bir durum bu. Bu daha bebek bir nebula, patlayalı bin yıl bile olmadı yıldızı. O yüzden, fon radyasyonu da görünür ışıkta bile hala görünebiliyor. ama 5 milyar yıl sonra, atıyorum, bu soğuyacak, 2.5 kelvinlik bir ışıma görebileceğiz ancak, bizim sistemimizde olduğu gibi.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...