Jump to content
memjan21

Dil

Recommended Posts

Dilin önemi nedir hayatımız da? Örneğin, dil doğru algılanmış olsaydı, felsefeye gerek kalır mıydı? Veyahut bir hayvani neden anlayamıyoruz? Dilini mi yoksa Zihni mı anlayamadığımiz için?

tarihinde memjan21 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, memjan21 yazdı:

Dilin önemi nedir hayatımız da? Örneğin, dil doğru algılanmış olsaydı, felsefeye gerek kalır mıydı? Veyahut bir hayvani neden anlayamıyoruz? Dilini mi yoksa Zihni mı anlayamadığımiz için?

 

Dil, insanların birbirini anlaması için bir iletişim aracıdır. Felsefe ile dil arasındaki bağ çok büyük ancak dil doğru algılansa felsefeye gerek kalır mıydı ne demek? Düşünmeyi ve sorgulamayı mı bırakacağız ya da herkes aynı dili konuşuyor diye her konuda da aynı düşüncede mi olunacak? 

tarihinde Kafkaslı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Dil, insanların birbirini anlaması için bir iletişim aracıdır. Felsefe ile dil arasındaki bağ çok büyük ancak dil doğru algılansa felsefeye gerek kalır mıydı ne demek? Düşünmeyi ve sorgulamayı mı bırakacağız ya da herkes aynı dili konuşuyor diye her konuda da aynı düşüncede mi olunacak? 

Felsefe aklı nasıl kullanmasi gerektigini öğretiyor insana. Bu işi bilime dahi yaptıriyor. Ama bunu birer dillere sahip olduğu için yapıyor. insanlığın tarihine bakin, kaç dille başladı insanoğlunun dil serüveni ve tarihi. Dil insanın kültürüdür ve ayı zamanda her  şeydir. Farklı coğrafyalarda dünya ya dağılmış türleriz.dünya da 7 binden fazla aktif konuşulan dil var.Bir dili hayal etmek, bir kültürü hayal etmektir. Ne ve kim olduğumuzu dilimizle yani kelimelerimizle, anlam veriririz. Mesela bir köpeklerin dilini anlayamayiz, çünkü onlarin dünyasıni bilmiyoruz. Onlarin dilini nasıl bilebiliriz.Onların zihnini görmediğimiz için olabilir mi yoksa? Yanı dil, zihnimizi de doldurdu ya da oluşturdu. Bu da dil evrimi işte, bizi doğadan koparan ilk 'şey' de. Ve şimdi o diller ile felsefe yapıliyor. Doğa kusurludur, insan onun bir örneğidir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, memjan21 yazdı:

Felsefe aklı nasıl kullanmasi gerektigini öğretiyor insana. Bu işi bilime dahi yaptıriyor. Ama bunu birer dillere sahip olduğu için yapıyor. insanlığın tarihine bakin, kaç dille başladı insanoğlunun dil serüveni ve tarihi. Dil insanın kültürüdür ve ayı zamanda her  şeydir. Farklı coğrafyalarda dünya ya dağılmış türleriz.dünya da 7 binden fazla aktif konuşulan dil var.Bir dili hayal etmek, bir kültürü hayal etmektir. Ne ve kim olduğumuzu dilimizle yani kelimelerimizle, anlam veriririz. Mesela bir köpeklerin dilini anlayamayiz, çünkü onlarin dünyasıni bilmiyoruz. Onlarin dilini nasıl bilebiliriz.Onların zihnini görmediğimiz için olabilir mi yoksa? Yanı dil, zihnimizi de doldurdu ya da oluşturdu. Bu da dil evrimi işte, bizi doğadan koparan ilk 'şey' de. Ve şimdi o diller ile felsefe yapıliyor. Doğa kusurludur, insan onun bir örneğidir. 

 

Elbette dil kimliğimizdir. Dünya ile ilişki kurmayı va kavramayı dil sağlar. Düşünceyi adlandırmak yani simgeleştirmek için dile ihtiyacımız vardır. Dil ne kadar gelişirse düşünce de o oranda gelişir yani dilin gelişimi asla felsefeyi bitirmez, çok daha ileri bir noktaya taşır.

Hegel felsefeyi şu şekilde tanımlamıştır: "Var olan her şey üzerine düşünmek, sorgulamak."

 

Dil bir iletişim aracından çok daha fazlası tabii ki, o konuda haklısın. 

 

Doğa kusurlu mudur, işte onu bilemiyorum fakat bana pek öyleymiş gibi gelmiyor, yine de bakış açısına göre değişecektir elbette.

tarihinde Kafkaslı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Düşünen Hayvan yazdı:

Sözcükler nesillere göre o kadar anlam değiştiriyor ki bu yüzden felsefe yapmak zorunda kalıyor insan.

 

Zorunda kalmak da ne demek? Yaratıcı düşünce sistemi, sorgulayıcı bakış açısına sahip olunmadan edinilemez. Mecburiyet yok ortada, tam tersi özgürlük var. 

Dil zenginleştikçe bu özgürlük alanı daha da artar. Yabancı bir dilde düşüncelerini ifade ederken nasıl zorlandığına bakarsan, dile hakim olmanın önemini daha iyi anlarsın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

DIL VE KONUSMA

Dilin evrensel olarak kabul edilen bir tanimi yoktur. Bir yazara gore dil, "fikirlerin seslerden olusmus kelimeler araciligi ile belirtilmesidir". Kelimeler birlesip, cumleleri, cumleler birlesip fikirleri, fikirler bir araya gelip, cesitli kavramlari olustururlar.

Diger bir yazara gore ise dil, sosyal gruplarin aralarinda isbirligi yaptigi, keyfi bir takim sesli sembollerden olusmus bir sistemdir.

Ilk tanima gore dille dusunce arasinda yakin bir iliski vardir. Ancak bu iliskinin niteligi kesin olarak anlasilamamistir.

Orta caglarda, dilin bilincte onceden formule edilmis kavramlari, dusunceleri, yargilari ve sorulari belirtmek icin yaratildigina inanilmistir. Cagimizda ise bu gorus ragbetten dusmus, dilin, dusuncelerin bir araci olarak gelistigi inanci yerlesmistir.

Bazi arastiricilara gore dusunceler, sessiz konusmalardir ve insan bilinci kelimeleri konusmadan kullanarak, (sessiz olarak) dusunur. Buna ENDOFONİ (Ic konusma) denir... Yalniz kelimeleri kullanarak dusundugumuz icin "dusunme ve dili" birbirlerinden ayirma olanagi yoktur. Bu goruse gore, kelimeler dusunce mekanizmasinin bir parcasi ve dusunceyi koruyan gardiyanidir.

Diger arastiricilara gore ise dusunceyi sessiz konusma olarak kabul eden gorus, dil ve dusunce arasindaki iliskiyi basite indirgiyor diye elestirilir. Bu goruse gore, diller arasindaki yapisal fark, cesitli toplumlarin dunya hakkindaki dusuncelerinin ve goruslerinin farkli olmasindan sorumludur. Dil, dunya hakkindaki goruslerin algilanmasinda ve belirtilmesinde kullanilan bir arac oldugu icin, degisik dilleri konusan insan toplumlari arasindaki dunya gorusu ile ilgili dusuncelerin de farkli olmasi dogaldir..

Dil ve dusunce arasindaki ilikiyi aciklamaya calisan goruslerin farkliligina ragmen, boyle bir iliskinin varligindan kuskulanan bir gorus yoktur.Dilin dusunceyi derinlemesine etkiledigi her arastirici tarafindan paylasilan bir inanistir. Sagir olarak doganlarin, ustun zekaya sahip bile olsalar, cogu kere geri zekali olarak tanindiklari bir gercektir. Bu durum acikca "Endofazi"nin dil ve konusmayla ne kadar ilgli oldugunu gostermektedir.

 

Bu bilgilerin isiginda dili kendime gore soyle tanimlamak istiyorum:

 

Dil, her turlu insansal dusuncelerin, konusma, yazma ve diger yontemleri kullanarak ic ve dis ortama belirtilmesi ve bu ortamlarda belirtilen dusuncelerin algilanmasi ile ilgili bir aractir.... 

Dille Ilgili Bazi Onemli Ozellikler:

Su dort ozelligi butun insan dilleri paylasir:

1) Yaraticilik; Insanlar dili, yalniz cok sayida kelimeleri ezberleyip, yeri geldikce tekrarlamak icin ogrenmezler. Bu hayvanlarin kullandigi bir yontemdir. Insanlar kelimeleri cesitli sekillerde bir araya getirip yeni gorusler ve kavramlar belirten cumleleri olusturmak icin kullanirlar.

2) Yapisallik; Her dil bir dizi gramer kuralina uyularak konusulur. Insan konusmasi son derece ender olarak bu kurallarin disina cikar.

3) Anlamlilik; Her konusulan sozun bir anlami vardir. Gramer kurallarina gore degisik sekillerde bir araya getirilen kelimeler farkli anlamlarin dogmasina neden olur.

4) Kisiler arasi olma ozelligi; Dilden amac bir insanin digerleri ile karsilikli iliski kurmasidir.

 

Dil ve Konusma Arasindaki Farklar:

Dil ve konusma arasinda bazi onemli farklar vardir. Konusma, larinks, farinks, dil ve bas-boyun yoresindeki bazi kaslarin yargimi ile basarilir. Konusma sadece larinksten kaynak alan dilin kullandigi mekanik yontemlerden biridir. Larinksin ve bas-boyun bolgesindeki diger bazi yapilarin zedelenmesi, konusmayi bozabilir. Ancak insanlar dilin diger mekanik yontemlerini kullanarak, ornegin yazarak ve jestlerle kendilerini belirtmeyi surdururler.

Afazi olarak bilinen hastaliklarda beyindeki konusma ile ilgili merkezlerde bozukluk vardir. Konusma bozukluklarinin cogunda, ayni sekilde serebral kortikal zedelenme soz konusu ise de, en azindan bir bolumu, bas ve boyun bolgesindeki yapilarin disfonksiyuna baglidir. Baska bir deyisle, beyindeki zedelenme, konusma merkezlerini tutmasa bile, bas-boyun yoresindeki kaslarin felcine neden olarak, konusmayi bozabilir.

 

DIL VE KONUSMA 

Fonemler: Insan larinksinin cikarabildigi sesler oldukca genis bir spektrum olusturur. Her dil turu, bu genis spektrumdan yalniz bazi sesleri almistir. "Fonem" denen bu sesler yan yana gelip, heceleri, heceler birlesip kelimeleri ve bazi gramer kurallarini izleyerek bir araya gelen kelimelerse, cumleleri,deyimleri olusturmuslardir.

Dile Neden Gereksinim Vardir?

En ilkel seklinde bile konusmanin cesitli ustunlukleri vardir. Konusan kisilerin birbirlerini gormelerine gerek yoktur. Ses dalgalari her yone dogru hizla dagilirlar. Karanlikta en uygun haberlesem sekli konusmadir. Sesin gurlugu artirilarak, sesli mesajlarin uzaklara ulasmasi saglanir. Konusmada kaybedilen enerji miktari cok azdir.

Her hayvan turunun yasadigi cevrenin kusullarina uyarak belli bir ozellesme gosterdigi bir gercektir. Cevredeki beslenme ile ilgili kosullar ve diger hayvanlarin baskilari canlilar uzerinde son derece onemli etkilere neden olur. Cogu kere bu durum hayvanlarin ozellesmesi ile sonlanir.

Ornegin, gocebe bir hayvan olan Afrika'nin Buyuk Basli antilobu, hayatinin ilk 15 dakikasi icinde yurumeye baslar, 30 dakika sonra kosar ve bir saat icinde hizla uzaklasan suruye ayak uydurmayi basarir. Buyuk Basli antilop yavrusu ancak bu kosma yetenegi sayesinde hayatin ilerde verecegi firsatlara ulasma olanagi bulur ve hayatinin her doneminde yakaladigi firsatlari yalniz kosma yontemini kullanarak degerlendirir. Insansal acidan bu basarinin fazla bir onemi yoktur. Ancak evrimsel yonden kosma son derece onemli bir asamadir. Kosarak diger hayvanlari gecmek, suruyu buyuk bir dikkat ve istahla izleyen etoburlara yakalanmamak, her yil binlerce kilometre katedip, yilin her gunu taze ot yemek, Buyuk Basli antilobun basarilarinin baslicalarindandir.

Cogu kere parmagini oynatmaktan aciz olarak dogan insan yavrusunun hayatin ilk aylarinda ozellestigi bir yonu olduguna inanmak zordur. Hayvan yavrulari arasinda en acizi olarak nitelendirilen insan yavrusunun yasamin ileri donemlerinde kendisine buyuk yardimlari dokunacagi ne gibi bir ozel niteligi olabilir? Bu ozelligin, insanlarin ustun beyinsel yeteneklerini kullanabilmelerini saglayan ve yasam boyunca insanlarin surekli degisen sosyal kosullara uymalarini kolaylastiran bir niteligi olmasi gerekir. Dil ve konusma iste bu ozellikleri iceren, birbirleri ile ilgili iki ilginc haberlesme aracidir. Ornek olarak verdigim antilobun basarili bir yasami baslatabilmesi ve surdurebilmesi icin kosma ne ise, insanlari icin de dil ve konusma odur...

 

Dilin Evrimsel Gecmisi:

Dil ve konusma yetenekleri insan turunun en onemli basarilarindan biridir. Sanildigina gore insanlar konusmaya bir milyon yil once baslamislardir.

Ilginc olarak, insanlar bu arada konusmanin yani sira, atesi bulmus, el becerisi kazanmis ve neslini akilli bir yaratik olarak surdurmeyi teminat altina almistir.

Insanlarda iki ayak uzerinde yurumeye baslamanin, konusmayi saglayan kosullari olusturduguna inanilmaktadir. Iki ayak ustunde yurumeye baslayan ilk insanlar hem daha genis bir gorus acisi kazanmislar, hem de ses tellerini nefes tutmak disinda bir amacla kullanabilme yetenegine kavusmuslardir.

Insanlarin ve dilin evrimsel gelisimi arasinda son derece ilginc ve anlamli bir dizi iliskilerin bulundugu kuskusuzdur. Giderek gelisen insan beyni, giderek karmasiklasan bir takim haberlesme yontemlerinin gelismesini gerektirmis ve dil, yazinin kesfi ile en gelismis sekline ulasmistir.

Sossuz Dil:

 

Konusma sirasinda kisiler arasinda seslerin yani sira bir takim el ve yuz hareketleri ve vucut tavirlari da iletilir. Cogu durumlarda yalnız "ses tonu" bile, konusmanin icerigini onemli olcude etkiler. Bu sossuz, (paralingual) etkinlikler dilin entegre oldugu, haberlesme gorevini kolaylasitiran ve konusmanin kapsamini zenginlestiren araclardir.

Ayrica dilin bir parcasi olmadiklari halde, haberlesmeye ve kendini belirtmeye yardimi olan bir takim sesler vardir. Kahkaha ve ciglik atmalar, "nese, korku, agri ve uzuntu belirten haykirmalar", hickirmalar, nefret, tiksinti, basari ve zafer belirten sesler gibi. Bu fevri soylenislerle dil arasinda onemli farklar vardir. Bu farklarin en onemlisi, dusunmeden onyargisiz olarak yapilan soylenislerin hangi dili konusursa konussun, her insan tarafinda anlasilir olmasidir. Bu seslerin, ayni zamanda, benzer kosullara maruz kalan hayvanlarin da cikardigi bir haberlesme araci oldugu bilinmektedir. Bazi arastiricilara gore dillerin kokenini bu sesler olusturmaktadir.

Dil, insanlara ozgu sembol sistemlerinden biridir. Her sembol sistemi kulturel ve yoresel bir takim baskaliklar gosterir. Ornegin bazi resim ve planlardaki isaretler gibi. Insanlar ve arilar disindaki hic bir canli aralarinda haberlesirken yatatici olma niteligini gostermez. Filogenetik olarak aralarinda derin ucurumularin yer aldigi insanlar ve arilar, dil yonunden cok ilginc bir ozelligi paylasirlar. Nektarin (bal ozunun) nerede oldugunu ve niceligini, kovanin diger uyelerine soylemek zorunda olan arilarin kullandigi dil, insan gibi yaraticidir. Arilar, jestler ve vucut hareketleriyle diger arilara bulduklari nektardan zengin ciceklerin yerini son derece kusursuz bir sekilde haber verirler. Nektarin yerini tam olarak belirleyemen arilarin, bu beceriksizlige katlanamayan diger arilar tarafindan olduruldugu gozlenmistir!

 

Hemisferik Asimetri;

Beyin iki hemisferden olusmus bir organdir. Yani iki yarim kureden.. Anatomik olarak bu hemisferler her yonden birbirlerinin esi iki yarim kure degildirler. Sol hemisfer, sagdan hafifce buyuktur. Insanlarda sol hemisfer ustundur ve bunun en onemli nedeni bu hemisferin buyuk olmasidir. Baska bir deyisle, hemisferik asimetri, hemisferik ustunlugun anatomik gosterisidir.

Hemisferik asimetri ve gorevsel farklilasma hayvanlarda da (melodilerini diger turdaslarindan ogrenen kuslarda, maymunlarda, kedilerde ve hatta farelerde) gozlenmistir. 

Hemisferik Ustunluk:

Serebral hemisferler iki ayri beyin gibi davranma egilimi gosterirler.

Hemisferlerden birinin ustunluk kurmasi veya hemisferlerin gorev bolumu yapmalari, hemisferler arasindaki catismalari onlemek icin desenlenmis bir yontemdir. Doga ilginc olarak bu yollarin ikisini birden secmistir. Hemisferler arasinda onemli olcude gorev farkliligi vardir. Ancak bu farklilik absolu degildir. Zaten bir cok durumda sol hemisferin ustun olma durumu rolatiftir.


 

Dilin Adaptasyonu;

Herhangi bir dille soylenen hemen her kavrami, ne kadar ilkel olursa olsun, diger bir dille de, onemli olcude modifikasyon yapmadan, belirtme olanagi vardir. Diller arasinda kelime zenginligi yonunden onemli farklar oldugundan, bazi kavramlari belirtmek icin nonlingual yollara ve jestlere bas vurmak gerekli olabilir.

Dilin zenginligini o dilin konusuldugu kulturun gerektirdigi kelime sayisi saptar. Ornegin, temel gidalari patetes olan bir toplumun patetesle ilgili kelime zenginligi, aya insan gonderen bir toplumun kullandigi patetesle iligili kelimelerden cok daha fazladir. (150 patetesle ilgili kelime)..

Son derece ilginc olarak, diller arasinda nedenlerini yukarda kisaca acikladigim, kelime zenginligi disinda onemli farklar yoktur! Sosyo-ekonomik olarak ne kadar ilkel olursa olsun her dil, belli bir takim gramer kurallarina uyularak konusulur. Bu inanisa gore, ornegin bati medeniyetinin yuksek teknolojisini, Yeni Gine ormanlarinda yasayan ve hala arada bir de olsa, insan eti yiyen, ilkel yamyamlara, onlarin kendi dilini kullanarak ve bir takim el kol hareketleri yapip, bazi garip sesler cikararak aciklama olanagi vardir!!!


 

Dillerin Cesitliligi:

Sayisi binleri bulan dillerin cesitlilik nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak dilin bir arac oldugunu dikkate alirsak, dil sayisinin coklugunu olagan karsilariz. Her kultur, her toplum, her kabile ayni araci kendi gereksinimlerine gore islemis ve bugunku durum ortaya cikmistir.

Dilin Bazi Ilginc Ozellikleri:

Insanlar dil ogrenme yeteneklerini dogustan kazanmislardir. Gramer kurallarina uyma yetenegi, insan beyninin dogustan kazandigi ozelliklerden biridir. Bu yetenek ancak cocugun konusulan dille karsi karsiya kalmasi durumunda etkinlige ulasir. Bilinen butun dillerin yapi ve kompozisyounu, yazi ile iliskisi olmayan, yalniz konusmaya yonelik bir nitelige sahiptir. Diller temel olarak, yazilarak degil, konusularak belirtilirlerse de, yazi olarak da temsil edilebilirler.

Ilk insanlarin yasantilarini basarili olarak surdurebilmeleri kosulunun, konusma ve dil yetenegine baglanmis olmasi olanagi vardir. Konusma yetenegi, yurume gibi, herediter bir icgududur..

Dil ve konusma olmadan insan beyninin sonsuz yeteneklerini kullanmak olanagi yoktur. Ancak bu arac sayesinde beyne bazi bilgileri yuklemek ve onda sentez edilen yeni ve daha gelismis bilgileri, kavramlari, duygulari, yargilari, sorulari, yanitlari toplayip incelemek ve en azindan bazilarini ileri nesillere gecirmek olanagi kazanilmistir...

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Zorunda kalmak da ne demek? Yaratıcı düşünce sistemi, sorgulayıcı bakış açısına sahip olunmadan edinilemez. Mecburiyet yok ortada, tam tersi özgürlük var. 

Dil zenginleştikçe bu özgürlük alanı daha da artar. Yabancı bir dilde düşüncelerini ifade ederken nasıl zorlandığına bakarsan, dile hakim olmanın önemini daha iyi anlarsın.

 

 

Felsefe zaten soru sormaktır. Adam da bunu sormuş dil nedir diye?  
Felsefe cevap aramaz soru sorar.  
 
Dil nedir diye sorarsın , agzindakinden başlar bunun cevabı pabuç diline kadar ilerler. İşte bu yolculukta parçaları sen secersin artık. Yerine göre dilin anlamı da değişir. Veya değişikliğe uğrar dilcik olur, Dilber olur, saf-dil olur, beden dili olur..
 
Başka örnek , bu nedir diye sorarsın ilgilenenler “bu” ya cevap ararlar. İşte sorgulamak bu..dur.

 

Arkadaş anlaşma aracı olarak dilin ne olduğunu sormuş..

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Elbette dil kimliğimizdir. Dünya ile ilişki kurmayı va kavramayı dil sağlar. Düşünceyi adlandırmak yani simgeleştirmek için dile ihtiyacımız vardır. Dil ne kadar gelişirse düşünce de o oranda gelişir yani dilin gelişimi asla felsefeyi bitirmez, çok daha ileri bir noktaya taşır.

Hegel felsefeyi şu şekilde tanımlamıştır: "Var olan her şey üzerine düşünmek, sorgulamak."

 

Dil bir iletişim aracından çok daha fazlası tabii ki, o konuda haklısın. 

 

Doğa kusurlu mudur, işte onu bilemiyorum fakat bana pek öyleymiş gibi gelmiyor, yine de bakış açısına göre değişecektir elbette.

 

1 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Elbette dil kimliğimizdir. Dünya ile ilişki kurmayı va kavramayı dil sağlar. Düşünceyi adlandırmak yani simgeleştirmek için dile ihtiyacımız vardır. Dil ne kadar gelişirse düşünce de o oranda gelişir yani dilin gelişimi asla felsefeyi bitirmez, çok daha ileri bir noktaya taşır.

Hegel felsefeyi şu şekilde tanımlamıştır: "Var olan her şey üzerine düşünmek, sorgulamak."

 

Dil bir iletişim aracından çok daha fazlası tabii ki, o konuda haklısın. 

 

Doğa kusurlu mudur, işte onu bilemiyorum fakat bana pek öyleymiş gibi gelmiyor, yine de bakış açısına göre değişecektir elbette.

Doğa kusurludur. Biz sayılardan tutun, fizik yasalarina değin herşeyi doğadan öğrendik. Yasalarımizi ve kanunlarimizi doğaya göre belirledik. Doğada mükemmel bir altın oran var safsatalari gerçeği yansıtmamaktadik. Sadece Bizim doğaya uyguladığımiz matematikten kaynaklı.yani altın oranı doğada görmek şaşılacak bir şey değil akdine olması gereken şeydir kaçınılmaz dir.ayrica bu orana uymayan deniz kabukları vardir. Yani hegel de aklı kullanin demis farklı bir şey yok ortada. Dil doğru şekilde algılanmış olsa felsefeye gerek yoktu. Konuşma dediğimiz şey zihnimizdeki/beynimizde ki görüntüleri kelimelere dokmek.insanoglun devamı değiştigi şey dili olmuş. Neden çünkü? Kültür değişiyor ve elbette beraberinde felsefefe? Kültür yoksa felsefe ne için yapılsin ki? Ortalıgi karıştıran filozoflar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Düşünen Hayvan yazdı:

 

Felsefe zaten soru sormaktır. Adam da bunu sormuş dil nedir diye?  
Felsefe cevap aramaz soru sorar.  
 

 

Düşünemeyen hayvandan ancak bu kadar mantıksız bir yanıt gelebilirdi. Şaşırdım mı? Tabii ki hayır.:)

Cevap aramıyorsa niye soru soruyor olabilir ki? 

2 saat önce, memjan21 yazdı:

 

Doğa kusurludur. Biz sayılardan tutun, fizik yasalarina değin herşeyi doğadan öğrendik. Yasalarımizi ve kanunlarimizi doğaya göre belirledik. Doğada mükemmel bir altın oran var safsatalari gerçeği yansıtmamaktadik. Sadece Bizim doğaya uyguladığımiz matematikten kaynaklı.yani altın oranı doğada görmek şaşılacak bir şey değil akdine olması gereken şeydir kaçınılmaz dir.ayrica bu orana uymayan deniz kabukları vardir. Yani hegel de aklı kullanin demis farklı bir şey yok ortada. Dil doğru şekilde algılanmış olsa felsefeye gerek yoktu. Konuşma dediğimiz şey zihnimizdeki/beynimizde ki görüntüleri kelimelere dokmek.insanoglun devamı değiştigi şey dili olmuş. Neden çünkü? Kültür değişiyor ve elbette beraberinde felsefefe? Kültür yoksa felsefe ne için yapılsin ki? Ortalıgi karıştıran filozoflar.

 

Filozoflar ortalığı karıştırmaz, tam tersi düşünülmeyeni ortaya koyup yeni bir sayfa açarlar. 

 

Dilin gelişimi düşüncelerimizi daha doğru ve anlaşılır ifade etmemizi sağlar fakat bu gelişim artık hiçbir şeyi sorgulamamıza gerek kalmadığı manasına da gelmez. Felsefeciler ya da felsefeye ilgi duyanlar zoru severler çünkü bu alanda varlık gösterebilmek, öncelikle tüm kalıplardan sıyrılıp çok yönlü düşünebilmeyi gerektirir. Felsefe tüm kemikleşmiş düşünce kalıplarını tuzla buz eder ve bu sebeple bazı çevrelerce hiç sevilmez. Bağnazlığın ve önyargıların önünü keser, farklı sorularla bilimin önünü açar ve aklın önemine vurgu yapar.

 

Herkes düşünce üretebilir ancak herkes felsefi sorgulama yapamaz, bu sebeple her düşünce üreten felsefe yapmış sayılmaz. 

 

Bertrand Russel felsefenin gerekliliğini şöyle açıklar: "İnsanı geleneklerin ve alışkanlıkların tiranlığından ancak felsefe kurtarır, bu yüzden yararlı ve değerlidir."

 

Einstein ise şöyle demiştir: "Felsefi bir görüşü ya da tarih bilinci olmayan insandan yaratıcı olması beklenemez ve böyle bir insanın bilimde de yeterli şekilde etkin olabilmesi olanaksızdır."

 

Felsefe bir yaşama sanatıdır fakat herkese hitap etmiyor da olabilir, 'tercih meselesi' der ve saygı duyarız.

tarihinde Kafkaslı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, Kafkaslı yazdı:

 

Düşünemeyen hayvandan ancak bu kadar mantıksız bir yanıt gelebilirdi. Şaşırdım mı? Tabii ki hayır.:)

Cevap aramıyorsa niye soru soruyor olabilir ki? 

 

Filozoflar ortalığı karıştırmaz, tam tersi düşünülmeyeni ortaya koyup yeni bir sayfa açarlar. 

 

Dilin gelişimi düşüncelerimizi daha doğru ve anlaşılır ifade etmemizi sağlar fakat bu gelişim artık hiçbir şeyi sorgulamamıza gerek kalmadığı manasına da gelmez. Felsefeciler ya da felsefeye ilgi duyanlar zoru severler çünkü bu alanda varlık gösterebilmek, öncelikle tüm kalıplardan sıyrılıp çok yönlü düşünebilmeyi gerektirir. Felsefe tüm kemikleşmiş düşünce kalıplarını tuzla buz eder ve bu sebeple bazı çevrelerce hiç sevilmez. Bağnazlığın ve önyargıların önünü keser, farklı sorularla bilimin önünü açar ve aklın önemine vurgu yapar.

 

Herkes düşünce üretebilir ancak herkes felsefi sorgulama yapamaz, bu sebeple her düşünce üreten felsefe yapmış sayılmaz. 

 

Bertrand Russel felsefenin gerekliliğini şöyle açıklar: "İnsanı geleneklerin ve alışkanlıkların tiranlığından ancak felsefe kurtarır, bu yüzden yararlı ve değerlidir."

 

Einstein ise şöyle demiştir: " Felsefi bir görüşü ya da tarih bilinci olmayan insandan yaratıcı olması beklenemez ve böyle bir insanın bilimde de yeterli şekilde etkin olabilmesi olanaksızdır."

 

Felsefe bir yaşama sanatıdır fakat herkese hitap etmiyor da olabilir, 'tercih meselesi' der ve saygı duyarız

Felsefe bir yaşama sanatımidir? Sanat dediğin şey nedir? Russel aklın öneminden bahsediyor, hegel gibi. Felsefe dilin, dolaysı ile kültürün gelişmesi ile değişen ve hayata yeni anlamlar katan bir düşüncedir.kotudur yanlıştır demedik. Dil zihninmizi ve zihin dünyamizi oluşturur feksefe ile orada sörf yaparız. Dalga varsa sörf yapabilirsin ancak. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, memjan21 yazdı:

Felsefe bir yaşama sanatımidir? Sanat dediğin şey nedir? Russel aklın öneminden bahsediyor, hegel gibi. Felsefe dilin, dolaysı ile kültürün gelişmesi ile değişen ve hayata yeni anlamlar katan bir düşüncedir.kotudur yanlıştır demedik. Dil zihninmizi ve zihin dünyamizi oluşturur feksefe ile orada sörf yaparız. Dalga varsa sörf yapabilirsin ancak. 

 

"Filozoflar ortalığı karıştırıyor." yazıp, şimdi de kötüdür demedim diyorsan, düşüncelerini ifade etme konusunda bir sıkıntı yaşıyorsun demektir. Ben de şahsını hedef almıyorum zaten, konuya genel yorum yazdım.

tarihinde Kafkaslı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, memjan21 yazdı:

Felsefe bir yaşama sanatımidir? Sanat dediğin şey nedir? 

 

Mecazi anlamda bir yaşam tarzıdır, felsefeyi hayatın her alanına dahil etmektir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 dakika önce, memjan21 yazdı:

 

Filozoflar ortalığı karıştırmaz, tam tersi düşünülmeyeni ortaya koyup yeni bir sayfa açarlar. 

Suyu/akli bulandırlar. Bakın mesela tanrı konusu. Ucu bucağı bilemeyen bir yol oldu kendisi. Felsefe onarır diyorsunuz ama öyle görünüyor. Resmin tamamını bakın. Felsefe sadece rahatlatir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, Kafkaslı yazdı:

 

Mecazi anlamda bir yaşam tarzıdır, felsefeyi hayatın her alanına dahil etmektir.

Sanat olarak gördüğünüz şey nedir? Modern insanın dini sanattır ben de buna inanıyorum. Ama sanat olarak bakmak gerekiyorsa mesela nietzsche müzik için der bunu. İçinde kelimelerin olmadığı müzikten bahsediyorum. Sadece notalar/sesler. Ya da görsel sanatlar, ama öle kıytırık görsellerden bahsetmiyorum. Medeniyetten bahsetmiyorum kısacası. Mesela filozoflar, örneğin dostoveski suç ve cezasi da bir medeniyetin davranışini sen ruhu daa diyebilirsin ya da zihin dünyasini dille anlatmıştir ama önemli değildir zannettigin kadar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 dakika önce, memjan21 yazdı:

Sanat olarak gördüğünüz şey nedir? Modern insanın dini sanattır ben de buna inanıyorum. Ama sanat olarak bakmak gerekiyorsa mesela nietzsche müzik için der bunu. İçinde kelimelerin olmadığı müzikten bahsediyorum. Sadece notalar/sesler. Ya da görsel sanatlar, ama öle kıytırık görsellerden bahsetmiyorum. Medeniyetten bahsetmiyorum kısacası. Mesela filozoflar, örneğin dostoveski suç ve cezasi da bir medeniyetin davranışini sen ruhu daa diyebilirsin ya da zihin dünyasini dille anlatmıştir ama önemli değildir zannettigin kadar.

 

21 dakika önce, memjan21 yazdı:

Suyu/akli bulandırlar. Bakın mesela tanrı konusu. Ucu bucağı bilemeyen bir yol oldu kendisi. Felsefe onarır diyorsunuz ama öyle görünüyor. Resmin tamamını bakın. Felsefe sadece rahatlatir.

 

Felsefenin konusu sadece tanrı değildir ancak insana dair olanı anlamlandırma çabası içinde doğal olarak onu da sorgular. Şüpheci olmak bazı insanlara rahatsızlık verebilir fakat yaşadığımız sürece yeniliklere açık olmak gerekiyor. 

 

Yaşamın mutluluk ve huzur içinde ilerlemesi için çaba harcamak da bana göre bir sanattır yani yaşama katkı sunmak diye özetleyebiliriz. 

 

Nietzsche değerli bir filozof ancak o da bu yaşamda büyük değişimler yaşadı, yeri geldi kendi düşüncelerine bile kafa tuttu. İşte felsefe tam da böyle bir şey. Kendine bile meydan okuyabilecek kadar hayatta olanı biteni garanti görmüyorsan, gerçek bir filozofsun demektir. 

 

Sanatı mecazi kullandım, yaşam formülü falan da denilebilir. 

tarihinde Kafkaslı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
48 dakika önce, Kafkaslı yazdı:

Felsefenin konusu sadece tanrı değildir ancak insana dair olanı anlamlandırma çabası içinde doğal olarak onu da sorgular. Şüpheci olmak bazı insanlara rahatsızlık verebilir fakat yaşadığımız sürece yeniliklere açık olmak gerekiyor. 

 

Mesela İslam dünyasi felsefe ile tanıştıktan sonra,  daha dogrusu ciddi felsefe ile tanıştıktan sonra tanrı var mı yok mu konusu bırakmıştir, çünkü mantıksiz olduğunu anlamışlardir. Özelikle İbn-i Haldun. Zaten tek konusu tanrı değildir ama insanın kafasında ki tanrı lekesini silmeye çalışmistir. Ayrıca şüphe bilginin asil sebebidir. Etrafıniz az gelir evrene bakın evrende ki bütün bilgi mitlerin toplamı on üzeri on üzeri 23 tü sanırım tüm bu bilgiler şüphenin sayesinde var olmuştur. Hiçbirisi gerçek değildir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
56 dakika önce, Kafkaslı yazdı:

Yaşamın mutluluk ve huzur içinde ilerlemesi için çaba harcamak da bana göre bir sanattır yani yaşama katkı sunmak diye özetleyebiliriz

Kelimelerin size ne anlattığı önemli değil. Genel önemlidir her zaman. İnsanlara neler anlattığı önemlidir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Kafkaslı yazdı:

Nietzsche değerli bir filozof ancak o da bu yaşamda büyük değişimler yaşadı, yeri geldi kendi düşüncelerine bile kafa tuttu. İşte felsefe tam da böyle bir şey. Kendine bile meydan okuyabilecek kadar hayatta olanı biteni garanti görmüyorsan, gerçek bir filozofsun demektir. 

İşte tam da burada ahlâk boyunu ölçütürür insana. Büyük gelişmeler dediğiniz şeyi tam olarak anlayamadım. Ne gibi bir büyük gekisme imiş o?  Ahlâk, insanin kısacası yaşama karşı sergilediğ duruş ya da davranışlarin bütünüdur.yani davranışlarimiz, özgürce olmalıdir. En az iki şey arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılmak/kalmak ahlakı bir seçim değidir. (Sızın  için filozoflarin gözünden belalım olaya)ama bütün bildiğim filozofar olaya başka bakıyor. burada coğrafya yani kültür farkınin payı büyük ama olsun. Hepsi erdemlerden bahsediyor insanlığa. Bilgilerini sunan, öğüdünü kitleyen adamlardi. iyi adamlardi, kötü demedik. Yine var mı, var.sonsuza kadar yaşayacaklar mı? Hayır. Ama suyu bulandiriyorlar işte. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Düşünemeyen hayvandan ancak bu kadar mantıksız bir yanıt gelebilirdi. Şaşırdım mı? Tabii ki hayır.:)

Cevap aramıyorsa niye soru soruyor olabilir ki? 

 

Filozoflar ortalığı karıştırmaz, tam tersi düşünülmeyeni ortaya koyup yeni bir sayfa açarlar. 

 

Dilin gelişimi düşüncelerimizi daha doğru ve anlaşılır ifade etmemizi sağlar fakat bu gelişim artık hiçbir şeyi sorgulamamıza gerek kalmadığı manasına da gelmez. Felsefeciler ya da felsefeye ilgi duyanlar zoru severler çünkü bu alanda varlık gösterebilmek, öncelikle tüm kalıplardan sıyrılıp çok yönlü düşünebilmeyi gerektirir. Felsefe tüm kemikleşmiş düşünce kalıplarını tuzla buz eder ve bu sebeple bazı çevrelerce hiç sevilmez. Bağnazlığın ve önyargıların önünü keser, farklı sorularla bilimin önünü açar ve aklın önemine vurgu yapar.

 

Herkes düşünce üretebilir ancak herkes felsefi sorgulama yapamaz, bu sebeple her düşünce üreten felsefe yapmış sayılmaz. 

 

Bertrand Russel felsefenin gerekliliğini şöyle açıklar: "İnsanı geleneklerin ve alışkanlıkların tiranlığından ancak felsefe kurtarır, bu yüzden yararlı ve değerlidir."

 

Einstein ise şöyle demiştir: "Felsefi bir görüşü ya da tarih bilinci olmayan insandan yaratıcı olması beklenemez ve böyle bir insanın bilimde de yeterli şekilde etkin olabilmesi olanaksızdır."

 

Felsefe bir yaşama sanatıdır fakat herkese hitap etmiyor da olabilir, 'tercih meselesi' der ve saygı duyarız.

 

 

Evet felsefe herşeyin cevabını bulmak zorunda değildir. Sana soru sormayı öğretir. Çok basit bir felsefe akışı güncel hayattan bir örnek,  
 
Herkes birbirinin arkasından atip tutar şikayet eder. Felsefe de şu soruyu sorar, “ bunu kendisine de söyledin mi?, Söylemezsen nereden bilecek”  işte soruyu soran cevap aramıyor cevabı senin bulmani sağlıyor.  
 
Başka bir örnek , otobüs duraklarında herkes birbirine şuraya nasıl giderim diye soruyor. Ortada kocaman bir tabela üzerinde hangi otobüsün nereye gittiği yazıyor. Birisi size sorduğunda “ tabeleya baktınız mı? Demeniz yeterli. Cevabı siz bilmek zorunda değilsiniz.  
 
Bir felsefeci kendi sorduğu soruya da cevap araya bilir. Ama onun her soruya cevap bulmak zorunluluğu yoktur.  
 
Ben de dil nedir diye soran kişiye madem sordun cevabı da sen bul demiyorum senin mantığına göre .
 
Dil doğru yerde kullanılırsa felsefeye gerek kalmaz diyorum. Anlamlar değişe değişe kavramlar karışmasın diye felsefe yapılıyor. Sorarak ayikliyor.  

 

Tıpkı senin şu an felsefeyi yanlış anlayıp da benim düzeltmeye çalışmam gibi .

 

Çünkü kavramlar olaylardan sonra ortaya çıkıyor ve aynı olaya bakış açısı farklı olan birden fazla kavram gelişiyor..tıpkı senin felsefeyi de yeniden bir kavram içine sokmaya çalışman gibi..

 

Dilin gelişiminde Önce kavram ortaya çıkmaz. Önce olay meydana gelir sonra kavramlar oluşur.  İnsan önce yazıyı bulup da sonra konuşmaya başlamadı ..önce konuştu sonra konuştuklarını kavramlastirdi..

 

Önce ateşi gördü sonra adına ateş dedi. Sonra onu yazdı sonra da ateşten kavramlar turetti...serüven böyle işler.

 

tarihinde Düşünen Hayvan tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...