Jump to content
haci

BİYOLOJİ SORU-CEVAP

Recommended Posts

Konu evrim olduğunda, bu geri zekalı dümbüklerin anlamadığı bir şey vardır. 

 

Yahu, evrim bir mekanizmadır, türler şöyle şöyle ve böyle olmalı demez, türün nasıl öbür türe döndüğünü anlatır. 

 

O zaman soru şudur. Hayat, nerde başladı, mesela kuşlar nereden geldi, balıklar nereden geldi?

 

Evet, hemen bu düdüklerin teraneleri başlar, ahanda böyle kurbağa bacağı çıkaran balıklar falan. Lan beyinsiz, sen balığın kurbağadan gelmediğini nerenden uyduruyorsun? Tabi ki götünden...

 

Yani, hayat, gökte başlamış, oradan karada devam etmiş, kuşlar dinozorlara ve başka şeyler dönmüş, sonra da coşup denizde yaşamaya başlayıp balık ve ahtapot olmuşta olabilir. Evrim teorisi kapsamında, buna ters bir belirtim yok. 

 

Bu geri zekalıların anlamadığı, bilmezden gelmeye çıktığı asıl husus tam olarak budur. Zira, hayat suda başladı, karaya çıktı, sonra uçtu deniyorsa, eldeki fosiller bunu gösterdiği içindir. Yani, böyle çıkıpta götleriyle bir takım şekiller çizerek ederek, sanki evrim teorisi bunları getiriyor, olmalı falan diyerek, sadece orospu çocukluklarını belli etmek derdindedirler. 

 

Evrim, üzerinde hiç şüphe olmayan, %100 kanıtlanmış bir teoridir ve hayatı anlatır. Bunun dışındaki laflar, götten uydurma laflardır, hepsi o.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.05.2019 at 15:50, Natüralist Ateist yazdı:

Metiyonin kodlayan AUG kodonunun başlangıç kodonu olmasının özel nedeni var mıdır?

 

Ökaryotlarda ve prokaryotlarda metiyonin ilk sentez edilen amino asittir. Bunun neden ne olabilir?  Bunun için özel bir sebep mi arıyoruz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 dakika önce, haci yazdı:

 

Ökaryotlarda ve prokaryotlarda metiyonin ilk sentez edilen amino asittir. Bunun nedeni ne olabilir?  Bunun için özel bir sebep mi arıyoruz?

Bu neden ribosomlarla ilgili olmalı. Evrimsel olarak protein sentezinde metiyonin başlangıç kodonu olarak seçilmiştir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.05.2019 at 22:50, Natüralist Ateist said:

Metiyonin kodlayan AUG kodonunun başlangıç kodonu olmasının özel nedeni var mıdır?

 

Bu çok anlaşılır bir soru değil. Bir kodon, metiyonin kodlamaz, daha doğrusu, kodonun işi bir şeyler kodlamak değildir. Başlangıç kodonu dendiğinde, akla haliye mRNA geliyor ki, bu durumda, AUG kodonu zaten mRNA için standart başlama kodonudur. Garip bir soru gibi görünüyor.

 

Sanırım, şöyle bir şey sorulmak isteniyor: "mRNA'daki başlangıç kodonunun AUG olmasıyla, protein sentezlenirken ilk önce metiyonin kodlanıyor olmasının özel bir nedeni var mıdır?" 

 

Basitçe, teknik olarak, metionin bir aminoasit olması ve protein sentezinde elde olması, size proteinin bir ucunu verecektir hemen. Arkasına proteinin kalanını dizip gidebilirsiniz kolayca (diyelim). Mevzuyu evrimsel olarak ele alırsak, bu aminoasit hidrofobik bir şeydir, yani su tutmaz. Bu da, protein sentezinin hunhar su moleküllerince sabotaja uğramasını engelliyor olabilir. Diğer yandan, bir ligand olarak işlev görmesi de etkili olabilir, böylece, proteine manganez gibi bir metalin bağlanmasını kolaylaştırır. Velakin, AUG ve metionin mutlak başlama kodonları ve ürettikleri değildir, bakterilerde daha bol olmak üzere, başka şekillerde başlama kodonları da mevcuttur. 

 

Biraz daha detaylı bir şeyler için, öncelikle, kozak sekansının anlaşılması iyi olur. Kozak, çam kozağı değil, Marilyn Kozak ablamızın soyadı oluyor, karışmasın hani. 

 

 

 

tarihinde anibal tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.05.2019 at 22:23, anibal yazdı:

Yani, hayat, gökte başlamış, oradan karada devam etmiş, kuşlar dinozorlara ve başka şeyler dönmüş, sonra da coşup denizde yaşamaya başlayıp balık ve ahtapot olmuşta olabilir. Evrim teorisi kapsamında, buna ters bir belirtim yok. 

 

Işınlanma gibi bir şey olmuş olabilir mi? Yoksa Süpernova atığı miyiz sizce?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, memjan21 said:

Işınlanma gibi bir şey olmuş olabilir mi? Yoksa Süpernova atığı miyiz sizce?

 

Süpernova atığı, daha doğrusu artığı olduğumuz kesin, hiç şüpheye yer yok bu konuda.

 

Ama ışınlanma falan, çok absürt işler. Kabul edilebilir bir tartışma konusu olabilmesi için, birinin gelip "sizi şöyle şöyle ışınladık" demesi lazım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

şu kendi iletine mesaj atmakta moda oldu, bir insan neden? kendi  iletisine yorum yaparki..koskoca okumuş insanlarsınız, 

yakışıyormu size? biyolojı konusunda uzman olmuyabilirim, ama kendi iletime yorum yapıcak  kadar,  dengesiz değilim..

yaniii çok garip geliyor sayın anibal, kendi iletine cevap yazmak, sanırım ben rüya görüyorum bunun bir mantıgı varmı? 

:89::352nmsp:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 minutes ago, karamsarhuman said:

şu kendi iletine mesaj atmakta moda oldu, bir insan neden? kendi  iletisine yorum yaparki..koskoca okumuş insanlarsınız, 

yakışıyormu size? biyolojı konusunda uzman olmuyabilirim, ama kendi iletime yorum yapıcak  kadar,  dengesiz değilim..

yaniii çok garip geliyor sayın anibal, kendi iletine cevap yazmak, sanırım ben rüya görüyorum bunun bir mantıgı varmı? 

:89::352nmsp:

 

Ne diyon leyyn sen, siboooppp?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, memjan21 yazdı:

Işınlanma gibi bir şey olmuş olabilir mi?

 

Işınlanmak SciFi filmlerinde ilginç bir effekt olsa da fiziksel olarak mümkün değildir.

Işınlanacak olan cisim bir yerde atomlarına (elektronlarına, protonlarına... ?) ayrılacak, başka bir yerde tekrar bu atomlar aynı dize ile tekrar birleştirilecek!!! Bir cismi atomlarına ayırmak için gerekli olan sıcaklık herhalde milyonlarca/milyarlarca dereceyi bulur sanırım.

 

Sevgiler

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dünyaya ıșınlandikmı diye anladim ben. 

Bence 3d yazici ile yazildik, kuantum dolaniklikta bu konuda yardimci oldu.

Hala ıșınlanmaya devam ediyoruz. Kadinlarin vucudunda 3d yazici var.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 minutes ago, DreiMalAli said:

 

Işınlanmak SciFi filmlerinde ilginç bir effekt olsa da fiziksel olarak mümkün değildir.

Işınlanacak olan cisim bir yerde atomlarına (elektronlarına, protonlarına... ?) ayrılacak, başka bir yerde tekrar bu atomlar aynı dize ile tekrar birleştirilecek!!! Bir cismi atomlarına ayırmak için gerekli olan sıcaklık herhalde milyonlarca/milyarlarca dereceyi bulur sanırım.

 

Sevgiler

 

Bir cismi atomlarına ayırmak çok zor değil. Tamam, bir miktar sıcaklık, enerji falan gerekebilecektir.

 

Sorun bir cismi tekrar birleştirebilmek. 

 

Bu konu üzerinde ciddi ciddi kafa yoranlar var. Teorik olarak, bu işin, en olası yolu, minik bir solucan deliği oluşturmakmış, öyle diyorlar. Sizi ve bulunduğunuz mekanı, bir solucan geliğine çevirmek, hedefte de çözmek. Tabi bunun pratik yolu nedir denince, ellerini ceplerine sokup ıslık çalarak uzaklaştıklarını belirtmem gereksiz olur sanıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, anibal yazdı:

 

Bir cismi atomlarına ayırmak çok zor değil. Tamam, bir miktar sıcaklık, enerji falan gerekebilecektir.

 

Sorun bir cismi tekrar birleştirebilmek. 

 

Bu konu üzerinde ciddi ciddi kafa yoranlar var. Teorik olarak, bu işin, en olası yolu, minik bir solucan deliği oluşturmakmış, öyle diyorlar. Sizi ve bulunduğunuz mekanı, bir solucan geliğine çevirmek, hedefte de çözmek. Tabi bunun pratik yolu nedir denince, ellerini ceplerine sokup ıslık çalarak uzaklaştıklarını belirtmem gereksiz olur sanıyorum.

 

:D

Solucan deliği!!! Daha iyi bir fikirmiş(!).

Milyonlarca Güneş kütlesine eşdeğer büyüklükte ve ne idüğü bilinmeyen negatif kütleyi biraraya geticeğiz, badanasını elektron hassaslığında sıvayacağız. vb, vb.

Her eve bir solucan deliği lazım.

 

Sevgiler

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok ileri teknolojide hemen  her şey mümkün.....

İleri teknoloji dediğimiz 50, 100, 1000, 50000 yıl sonrası teknolojisi değil.

100 milyon, bir milyar, iki milyar yıl ilerisinin teknolojisi.

O teknolojide her şey mümkün.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, haci said:

Cinsel çoğalmada (sexual reproduction) esas amaç nedir? Çoğalma mıdır?

 

Güzel bir soru.

İlk yazdığım cevabı sildim yalnız az önce. Sadece "çoğalma" olarak algılamış bulundum düz mantıkla.

 

Özellikle "sexual" dendiği üzere, vurgu özellikle ökaryotlardaki "eşeyli üreme" ise eğer, ona göre yazmak icap eder.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 07.05.2019 at 11:03, haci yazdı:

Cinsel çoğalmada (sexual reproduction) esas amaç nedir? Çoğalma mıdır?

 

Kaç hücreli olurlarsa olsunlar canlıların çoğu cinsel coğalmanın ürünüdürler. Seksüel reprodüksüyon olarak da bilinen bu ilginç fenomen aslında çoğalmanın tam tersi olup, iki hücrenin birleşerek tek bir hücreye dönüşmesinden başka bir şey değildir. Hücreler çoğalmamışlardır. Azalmışlardır. Tek hücreli canlılarda cinsel çoğalma hücre popülasyonunun çoğalması için iyi bir yöntem değildir. Genetik çeşitliliğe neden olduğu için yararlıdır. Genetik çeşitlilik ortamda oluşacak değişikliklere karşı doğanın canlılara kazandırdığı bir avantajdır.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, haci said:

 

Kaç hücreli olurlarsa olsunlar canlıların çoğu cinsel coğalmanın ürünüdürler. Seksüel reprodüksüyon olarak da bilinen bu ilginç fenomen aslında çoğalmanın tam tersi olup, iki hücrenin birleşerek tek bir hücreye dönüşmesinden başka bir şey değildir. Hücreler çoğalmamışlardır. Azalmışlardır. Tek hücreli canlılarda cinsel çoğalma hücre popülasyonunun çoğalması için iyi bir yöntem değildir. Genetik çeşitliliğe neden olduğu için yararlıdır. Genetik çeşitlilik ortamda oluşacak değişikliklere karşı doğanın canlılara kazandırdığı bir avantajdır.

 

 
 

 

Tek hücreli canlılarda baya baya cinsel çoğalır, tip 1,2 vs. gen transfer metotları cinsel çoğalmanın ta kendisi, hatta atasıdır. 

 

Ötesi için denecek pek fazla bir şey yok. Ama şunu eklemek gerekir. Mutasyonlar kaçınılmazdır ve genellikle kötücüldürler. Canlının oluşan zararlı mutasyonlardan kurtulmasının yeğane yolu, sağlam genleri, DNA'yı başka bir canlıdan almasıdır. İşte bu olaya da, gen transferi denir. Ona da avam dilinde cinsel üreme denir ki konu budur.

 

Eşeyli veya çok bireyli üremenin en büyük avantajı budur. Bunu zaten ilerletirseniz, daha iyi bir gene karşı daha kötü bir gen her durumda kötü mutasyon demektir ki, bu da iyi genlerin çoğalmasını sağlar. ama işin iyi tarafı, kötü dediğimiz genin de bir seçenek olarak popülasyonda yer almaya devam etmesidir. Böylece kümülatif, incremental genetik avantajın ilerlemesi imkanı da sağlanmış olur.

 

Gen çeşitliliği, de facto sonuçtur. Genetik davranışlara bakarsak, genlerin kendilerini korumaya, öyle kalmaya yatkın ve eğilimli olduğunu görürüz. O yüzden mesela, insan dişisi goril erkeği ile üremeyi pek istemez. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

SORU---------------->>>>> Mutasyonla ilgili...

 

Neden zararlı mutasyonlarla yararlı mutasyonlardan daha sık karşılaşılır?

Mutasyonların çoğu zararlı mıdır? Yoksa bize mi öyle geliyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...