Jump to content
sağduyu

Muhammed'in İddiası

Recommended Posts

7 hours ago, HATEM said:

 

Ateistler de,, Dünyevî hırs ve menfâatler için bir çok değerlerini, geleceklerini ve tanrılarını satmışlardır. 

Bacınızı,  kızınızı para karşılığı (mehir) satan sizlersiniz. Bizlerin ne herhangi bir değerimizi satmak gibi huyumuz var, ne de ateist olmaktan maddi olarak sağladığımız bir fayda var.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, sağduyu yazdı:

Böyle mi cevap verilir gerzek herif? Bunu cevap diye vermeye utanır insan diyeceğim de sende nerede utanma duygusu?

 

Ayrıca bu sorular senin gibi düşünme yeteneği kalmamış, aklını ve mantığını araplara kiraya vermiş mallar için değil, düşünebilen, mantık kurabilen insanlar için.

 


Çâresizliğinden,, Küfretmekten başka birşey yapamassın.
Mes'elenin mantığını Domuz gibi anladın.
Yüzlerce kere müslümanlara yırtınarak sorduğun soruda, Tartışmayı sürdüremeyeceğini elbette domuz gibi anladın.

1450 sene önce bağımsız bir şekilde, bağımsız bilgilerle, bağımsız bir ibâdet şekliyle, müstakill arap örf âdetleri ile zuhûr etdiğini vehmettiğin bir peygamberden bahsetmiyoruz.
Senin Domuz tasavvurundaki Peygamber algısının bir gerçekliği yoktur.
Evet, 1450 sene önce, geçmiş peygamberlerden bağımsız, Geçmiş Peygamberlerin yaşadığı vâkıâlardan habersiz, Geçmiş ümmetlerin ibâdetlerinden ap-ayrı bir ibâdet şekliyle,
Mantar gibi bir peygamberlik iddiâsıyla zuhur eden biri olsaydı, ona inanmayanlar değil inananlar yanardı.
Kur'ân, Hristiyânların ve yahûdîlerin mevcûd bilgilerine ilâveten Tafsîlât (detay) veren, önceki kitapları tamâmlayıcı nitelikte bir kitaptır.
Kur'ân,1450 sene önce zuhur etmiş, Önceki Hak kitaplardan bağımsız, müstakill bir kitap değildir.
Ve bunun gibi sayılabilecek bir çok delîl, Hz. Muhammed'in Nûrunun en önce yaratıldığını, Bütün peygamberlerden önceliğini kanıtlar.

İslâmın muhtevâsını, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Peygamberliğini,, Arap ırkı örf ve âdetleriyle sınırlı olduğunu düşünen,, 1450 sene öncesine hasreden her kimse,,
Ap-açık ahmaktır. Veyâ Diğer bir dînin, kafa karaştırma görevlisi, ajan provakatörüdür.
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, malta erigi yazdı:

Bacınızı,  kızınızı para karşılığı (mehir) satan sizlersiniz.


Başlık parası İslâm da yoktur.
Mehir, kadının şahsına âid olan bir paradır, Miktarını evlenen kadın belirler, isterse veyâ sevdiği adam fakirse hiç mehir almamayı tercîh edebilir.
Babanın kızı için başlık parası alması, Kızını satması mâ'nâsına gelir.
Başlık parası, Dünyânın en kötü insânlarının yaşadığı ortadoğu coğrafyasında vardır.
Başlık parası Mehir uygulamasının zıddıdır.
Mehir, kadının lehine, başlık parası aleyhinedir.

 

 

3 saat önce, malta erigi yazdı:

Bizlerin ne herhangi bir değerimizi satmak gibi huyumuz var, ne de ateist olmaktan maddi olarak sağladığımız bir fayda var.


İslâm'a karşı çıkmak ile birlikte ateist olmayı şahsında birleştiren kişi, Dünyâdaki en kötü insânlardandır.
Hele bir de ahlâktan bahsetmeniz, sübyancılıktan dem vurmanız yok mu?
Bir ateist, ancak hayvânî ve iç güdüsel olarak ahlâkî kurallara uyma eğilimindedir.
En kötü müslümânda nefs-i emmâre vardır. Ateistte ise nefs-i tabî vardır, Bildiğin hayvan gibi kurallara uyar işte...
Ahlâkî kurallara uyduğunu, ahlaklı olduğunu iddiâ eden ateist, ateist değildir ki, Eğer ahlâklıysa Farkında olmasa da onun da bir dîni vardır.

Bu hayvanat bahçesinden ayrılmamış olursam, ayrı bir başlıkta "kötü" olduğunuzu delillendiririm.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, HATEM said:


Başlık parası İslâm da yoktur.
Mehir, kadının şahsına âid olan bir paradır, Miktarını evlenen kadın belirler, isterse veyâ sevdiği adam fakirse hiç mehir almamayı tercîh edebilir.
Babanın kızı için başlık parası alması, Kızını satması mâ'nâsına gelir.
Başlık parası, Dünyânın en kötü insânlarının yaşadığı ortadoğu coğrafyasında vardır.
Başlık parası Mehir uygulamasının zıddıdır.
Mehir, kadının lehine, başlık parası aleyhinedir.

 

 


İslâm'a karşı çıkmak ile birlikte ateist olmayı şahsında birleştiren kişi, Dünyâdaki en kötü insânlardandır.
Hele bir de ahlâktan bahsetmeniz, sübyancılıktan dem vurmanız yok mu?
Bir ateist, ancak hayvânî ve iç güdüsel olarak ahlâkî kurallara uyma eğilimindedir.
En kötü müslümânda nefs-i emmâre vardır. Ateistte ise nefs-i tabî vardır, Bildiğin hayvan gibi kurallara uyar işte...
Ahlâkî kurallara uyduğunu, ahlaklı olduğunu iddiâ eden ateist, ateist değildir ki, Eğer ahlâklıysa Farkında olmasa da onun da bir dîni vardır.

Bu hayvanat bahçesinden ayrılmamış olursam, ayrı bir başlıkta "kötü" olduğunuzu delillendiririm.

Sen kafayi baglamissin dine, oyle gidiyorsun. Farkedemedigi sey, dunyada iyi ve kotu insanlarin her toplumda oldugu. Insanlari inanir, inanmaz diye ayiriyorsun. Bunu kotu insanlar in, irk uzerinden defalarca yapti ve kan-goz yasi ile sonuclandi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu dine uyusturucuya muptela olmus gibi olan insan fahiselerde namus olmaz diye biliyor.

transeksueller sokakta bagiriyor diye onlari insandan saymayan.

Dusunemiyor, acaba benim gibi yobaz yamyamlarin bunda etkisi olabilir mi diye hic aklindan bile gecirmiyor.

Kendisi kusursuz, tanrinin ozenle yarattigi tek varlik.

Ben neden hic bagiran cagiran insanlara saldiran bir transseksuel gormedim acaba .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, deadanddark yazdı:

Bu dine uyusturucuya muptela olmus gibi olan insan fahiselerde namus olmaz diye biliyor.

transeksueller sokakta bagiriyor diye onlari insandan saymayan.

Dusunemiyor, acaba benim gibi yobaz yamyamlarin bunda etkisi olabilir mi diye hic aklindan bile gecirmiyor.

Kendisi kusursuz, tanrinin ozenle yarattigi tek varlik.

Ben neden hic bagiran cagiran insanlara saldiran bir transseksuel gormedim acaba .


Yazılanları yanlış anlamışsın, kendince anlamlar yüklemişsin...
"Ben de nâmus ne gezer" diyen,,
Fahişelik mesleğini icrâ eden bir kadın... Bu olay, mahkemede yaşanmış bir hâdisedir...

Fâhişe,, Irzını korumaması, iffetsiz ve hayâsız olması anlamında, Aile nizâmını bozması anlamında açık bir şekilde namussuzdur.
Hak yememek, hırsızlık yapmamak, İnsânların ve diğer canlıların emniyetine zarâr vermemek ve Diğer husûslarda bu fâhişe nâmuslu olabilir.

Bu anlamda, İslâm karşıtlığı ile birlikte ateistliği şahsında birleştirmiş mahlûklar elbette fahişeden çok daha namussuzdurlar.
Müslümân olupta Günâh işleyenler de günâhları oranınca namussuz olurlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 hours ago, HATEM said:

Yüzlerce kere müslümanlara yırtınarak sorduğun soruda, Tartışmayı sürdüremeyeceğini elbette domuz gibi anladın.

 

Tartışma sağlıklı, düzgün düşünebilen, aklını ve mantığını kullanabilen insanlarla yapılır, senin gibi arap kuklaları ile değil.

 

10 hours ago, HATEM said:

Veyâ Diğer bir dînin, kafa karaştırma görevlisi, ajan provakatörüdür.

 

Senin dinin de diğer bir din olduğuna göre kendini tarif etmişsin. İşte sen söylediğin lafın kıçına kaçacağını bile düşünemeyen ahmağın birisin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 saat önce, fumes yazdı:

Sen kafayi baglamissin dine, oyle gidiyorsun. Farkedemedigi sey, dunyada iyi ve kotu insanlarin her toplumda oldugu. Insanlari inanir, inanmaz diye ayiriyorsun. Bunu kotu insanlar in, irk uzerinden defalarca yapti ve kan-goz yasi ile sonuclandi.


Irk üzerinden iyilik ve kötülük kategorize edilemez.
İnanmayan insân yoktur.
Her toplumda iyiler ve kötüler vardır. Neye göre iyi neye göre kötü, bunun tesbîti önemlidir.
Meselâ; Âhiretin varlığı ve gerçekliği gözardı edilirse, sırf Dünyâ'nın varlığı esâs alınırsa İyiler ve kötüler ba'zen yer değiştirebilir.
Âhiretin varlığı gibi gerçekler gözardı edilmediğinde, Dünyânın en iyi insânları müslümân muvahhîdlerdir.
Yukarıda (ve heryerde) Allah olduğu için,,
İyi olmalarının bir sonucu olarak, Allah'ın bir lütfu olarak müslümân muvahhîd olabilmişlerdir.
Şunu da bilmek gerekir ki; Hâli hazırda Müslümân olmayanlar içinde Cennetlikler ve Müslümânlar içinde ebedî cehennemlikler vardır.
Ya'nî müslümânlardan bir kısmı kâfir ölecektir.
Müslümân olmayanların bir kısmı da mü'min olarak cân verecektir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.06.2019 at 06:09, HATEM yazdı:

1400 yıl kadar önce Muhammed "Allah adlı bir tanrı beni elçi seçti, bana inanmayan herkesi sonsuza kadar yakacak, bana inanın ve itaat edin, kurtuluşa erin." demiş. Şimdi böyle bir iddiaya insan neden inanır, nasıl bir mantık kurularak bu iddia doğru kabul edilir?

Aslen soruyu yanlış sormuşsun, Allah adında bir tanrı değil. Araplardan önce de orada tek tanrılı din var. Yahudilik ve hristiyanlik. Allah ismi zaten yehovadan türeme bir isimdir. Var olan tek tanrı onlara Allah olarak geçiyor teleffuzu. Muhammed ten öncede Allah deniyor zaten. Asıl tüm bunları söyleyen bana inanın diyen İsa dir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 minutes ago, memjan21 said:

Aslen soruyu yanlış sormuşsun, Allah adında bir tanrı değil. Araplardan önce de orada tek tanrılı din var. Yahudilik ve hristiyanlik. Allah ismi zaten yehovadan türeme bir isimdir. Var olan tek tanrı onlara Allah olarak geçiyor teleffuzu. Muhammed ten öncede Allah deniyor zaten. Asıl tüm bunları söyleyen bana inanın diyen İsa dir.

 

Bunlar tartışmalı ayrıntılar, sorunun özü ile alakası yok, ayrıca soru da gayet doğru sorulmuş bir soru. Eğer soruyu böyle tartışmalı ayrıntılarla detaylandırır, uzatır, karmaşık hale getirirsen karşındaki asıl soruya cevap vermek yerine gider bu tartışmalı ayrıntıların peşine düşer.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, HATEM yazdı:


Yazılanları yanlış anlamışsın, kendince anlamlar yüklemişsin...
"Ben de nâmus ne gezer" diyen,,
Fahişelik mesleğini icrâ eden bir kadın... Bu olay, mahkemede yaşanmış bir hâdisedir...

Fâhişe,, Irzını korumaması, iffetsiz ve hayâsız olması anlamında, Aile nizâmını bozması anlamında açık bir şekilde namussuzdur.
Hak yememek, hırsızlık yapmamak, İnsânların ve diğer canlıların emniyetine zarâr vermemek ve Diğer husûslarda bu fâhişe nâmuslu olabilir.

Bu anlamda, İslâm karşıtlığı ile birlikte ateistliği şahsında birleştirmiş mahlûklar elbette fahişeden çok daha namussuzdurlar.
Müslümân olupta Günâh işleyenler de günâhları oranınca namussuz olurlar.

Uydurma söylemlerle , luzumsuz örneklerle yorum yapan sensin. Senin fahise ve transeksuellere bakis acin senin onu secene yaninda promosyon olarak ahlak veren dininden kaynakli.

Ben seni dogru anladim.

Bir fahise aile nizamini nasil bozar örümcek beyinli.

Seni para karsiligi  iliskiye zorladigi icin mi?

Sen gevelemeyi birakip, ona buna ahlak nutuklari atacagina, millete hakaret edecegine, nasil senin dinin ve onun peygamberinin gercegi söyledigini ispatla.Kuaranin allah denilen tanri tarafindan gönderildigine ikna et insanlari.

Donmus beyinli gerzek.

tarihinde deadanddark tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

namus  kelimesi greekçede kanun  yada ilahi kanun manasında.arapçada n-m-s kökünde aslında sırrı gizleyen sır ortağı demek. hatta iyi şeyi gizleyene namus kötüyü gizleyene casus denmiş cebrail ede namusu ekber denmiş yani gaybi sırr olan vahyi sadece peygamberlere getirmiş.bu  ilk kez  hristiyan olan   Varaka b. Nevfel tarafından söylenmiş.

 

kitabımızda  her şeyi çift yarattık manasında ve erkek dişi çift zevc diye geçer yine bitkiler hayvanlar çiftler halinde geçer.

zevc zevce izdivaç zevac gibi kelimeler hep çift manasında.

ingilizce de pair ve couple kullanılır. ancak  couple daha çok iki şeyin arasında bir bağlantının kurulup birbirini tamamlaması ve birlik haline gelmesi de kast edilir.

pair daha çok aynı türden şeyler için kullanılır bir  iki kalem makas  gibi şeyler

ancak arapça da terlik sandalet ayakkabı gibi şeylerde çift denir. zira aynı gibi görünse de birbirinin tersi  sağ sol olup birbirini tamamlayan bir tek şey haline gelir

misal 2 sağ  terlik giyilmez pair yani ikili olur ama çift couple  zevc olması için sağ -sol terlik eşi olması  gerekir.

 

Allah c.c. erkek ve dişi olarak zevc şeklinde çift şeklinde yaratmış çiftleşme kelimesi zaten bu iki  mutekabil şeyin bir gaye ile birleşmesi bütünleşmesi birbirini tamamlaması manasına gelir.

lut kavmi erkek erkeğe olduğu için lanetlenmiştir.

cinsiyetin transı ise zaten Allahın kanunlarına aykırıdır 

nasıl ki yemek yerken  kaşığı kulağa burna  götürülmeyip ağza götürülüyorsa  cinsiyetlerde ayrılmış ve bellidir.ortası yoktur.

suyu ağız yerine burnunla içsen ciğerlerin su dolar boğulur gidersin zira hava su yeri ayrılmış  su mideye hava ciğere

yok ben mide ile akciğerimi trans edeceğim dersen bilemem

tenasül yolu belli erkek kadın cift halinde. meninin çıktığı ev gittiği mecra belli  zigot oluşumu rahime yerleşme büyüme doğma v.s hepsinin sistemi belli

üreme sistemi ile sindirim sistemi karıştırılmaz veya solunum ile  sindirim

zaten insan sistemler halinde yaratılmış  sistemin sahibi sen değilsin ki sistemleri tarans edesin

güneş sisteminde ay ile güneşi trans edebilirmisin:)

 

nasıl atomda artı eksi birbirini çeker cezb eder aynı kutupla iter ise ki artı eksi de çifttir erkek ve dişi arasında da fıtri bir cazibe vardır ve aynı cinsler birbirini iter ama bir çekim var ise orda bozulma anormallik var demektir.

 

fahişe de sır gizlilik kalmamış aleni olmuş her şey

namus kelimesini açıklamıştık.

ancak yine tevbe kapısı açıktır tevbe eder fıtratına döner  bu çirkin yoldan ayrılır temiz hayatı seçer olay biter tertemiz halde yaşamaya devam eder.

bu diğer sayılan fiiler içinde geçerlidir.

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu sapık ve çöl bedevi Muhammed'e inanmadıkları için,sonsuza kadar cehennemle allahın yakması oldukça çok mantıksızdır.Ayrıca allahın işi gücü Muhammed'in cinsel ihtiyacını karşılaması,evlatlığın karısıyla evlenmesini onaylayan allahta ancak bir arap bedevilerin uydurduğu ahlahsızca bir arap tanrısıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.06.2019 at 10:17, Yeni Üye yazdı:

Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.

 

Yani bu bile benim için geçerli mazeret olabilir. Desem ki, "Allah'ım konunun benle ilgisi yok, sizin emir verdiğiniz kavim ile benim kavmim farklı. O yüzden beni yakmanız gerekmez" desem haklı olmam mı? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, dursun yazdı:

 

Yani bu bile benim için geçerli mazeret olabilir. Desem ki, "Allah'ım konunun benle ilgisi yok, sizin emir verdiğiniz kavim ile benim kavmim farklı. O yüzden beni yakmanız gerekmez" desem haklı olmam mı? 

 

Olursunuz, bence.

Ama beklentiniz buysa çok küçükmüş. Koskoca alemlerin rabbine sadece "beni yakma" demek, ondan bu kadarını istemek biraz basit bir istek olsa gerek. Derdin yırtmaksa benim hüsnü zannım şöyle: Allah bu dünyada herkese verdiğini vermiştir. Bir daha verdiğinin karşılığında kendi adına bir şey bekleyecek, ya da verdiğini israf etmenden dolayı seni cezalandıracak değildir. Kullara yaptığın zulümler başka tabi. Onlar misliyle cezalandırılır. Ama mesele şu ki: verdiğini iyi yolda kullananlara çok daha fazlasını verecektir. Kullanmayanlara fazladan bir şey vermeyecektir. Maksat daha fazlasına ermek. Yoksa dünyaya geldim, başım beladan çıkmadı, yaşadım, öldüm. Hadi, görüp göreceğin her şey bu kadarmış denirse bir şeylerin yarım yada eksik kaldığını düşünmez misin? Çok daha fazlasına ermek, alemleri ve rabbini daha fazla tanımak, daha fazla bilmek istemez misin?

 

Daha fazlasına ermek o kadar da zor değil. İman ve salih amel. İnanmak yapabildiğin kadar iyilik yapmak, kaçınabildiğin kadar kötülüklerden kaçınmak. Bunları yapmak zaten sana da iyi gelecektir. İyilik yaparsan yakınlarınla, arkadaşlarınla ve çevrenle iyi geçinirsin. Büyük günahlardan kaçarsan, kötü ahlaklar ve kötülüklerden uzak kalırsan gerçek  sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayatın olur. Başın olabildiğince beladan uzak olur.

 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu çöl yağmacı Muhammed'e inanmak resmen aklı kiraya vermektir. Günümüzde peygamber iddiasında bulunan kişilere deli deriz. Ama 1400 yıl içinde son peygamber olduğunu iddia eden Muhammed'e inanırlar. Ve bu Muhammed'e inanmak cahilliktir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.07.2019 at 07:54, Yeni Üye yazdı:

İyilik yaparsan yakınlarınla, arkadaşlarınla ve çevrenle iyi geçinirsin. Büyük günahlardan kaçarsan, kötü ahlaklar ve kötülüklerden uzak kalırsan gerçek  sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayatın olur. Başın olabildiğince beladan uzak olur.

 

Farzet ki bunları ikimiz de doyasıya yapıyoruz ve ikimiz de kendimize göre mutlu, hoşnut ve huzurluyuz.

Ancak sen buna ilaveten atalarının icat ettiği hayali bir varlığa tapmak için zaman öldürüyorsun.

O gereksiz yere harcadığın zamanı,  hem kendine hem de başkalarına daha faydalı işlere ayırmak senin hiç aklına gelmedi mi?

O zaman ki tekrarı hiç mümkün olmayacak.

Evet; bu dünyada değerli birşey varsa, o da muhtemelen zamanın ta kendisidir.

Yoksa bu tapınmaca olmasa mutlu mesut olunamayacağını mı zannediyorsun?

Ben mutluyum; n´oldu, bu cevap pek inandırıcı gelmedi mi?!

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.07.2019 at 08:54, Yeni Üye yazdı:

Olursunuz, bence.

Ama beklentiniz buysa çok küçükmüş. Koskoca alemlerin rabbine sadece "beni yakma" demek, ondan bu kadarını istemek biraz basit bir istek olsa gerek. Derdin yırtmaksa benim hüsnü zannım şöyle: Allah bu dünyada herkese verdiğini vermiştir. Bir daha verdiğinin karşılığında kendi adına bir şey bekleyecek, ya da verdiğini israf etmenden dolayı seni cezalandıracak değildir. Kullara yaptığın zulümler başka tabi. Onlar misliyle cezalandırılır. Ama mesele şu ki: verdiğini iyi yolda kullananlara çok daha fazlasını verecektir. Kullanmayanlara fazladan bir şey vermeyecektir. Maksat daha fazlasına ermek. Yoksa dünyaya geldim, başım beladan çıkmadı, yaşadım, öldüm. Hadi, görüp göreceğin her şey bu kadarmış denirse bir şeylerin yarım yada eksik kaldığını düşünmez misin? Çok daha fazlasına ermek, alemleri ve rabbini daha fazla tanımak, daha fazla bilmek istemez misin?

 

Daha fazlasına ermek o kadar da zor değil. İman ve salih amel. İnanmak yapabildiğin kadar iyilik yapmak, kaçınabildiğin kadar kötülüklerden kaçınmak. Bunları yapmak zaten sana da iyi gelecektir. İyilik yaparsan yakınlarınla, arkadaşlarınla ve çevrenle iyi geçinirsin. Büyük günahlardan kaçarsan, kötü ahlaklar ve kötülüklerden uzak kalırsan gerçek  sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayatın olur. Başın olabildiğince beladan uzak olur.

 

Basit bir tabirle "beni yakma" olarak diyorum. Evet tek istediğim bu değil. Beni de bütün haklardan en güzel ve en olumlu şekilde  yararlandırmasını istiycem tabiki. Sizce bunda da haklı değilmiyim? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 06.07.2019 at 00:11, kavak yazdı:

 

Farzet ki bunları ikimiz de doyasıya yapıyoruz ve ikimiz de kendimize göre mutlu, hoşnut ve huzurluyuz.

Ancak sen buna ilaveten atalarının icat ettiği hayali bir varlığa tapmak için zaman öldürüyorsun.

 O gereksiz yere harcadığın zamanı,  hem kendine hem de başkalarına daha faydalı işlere ayırmak senin hiç aklına gelmedi mi?

 O zaman ki tekrarı hiç mümkün olmayacak.

 Evet; bu dünyada değerli birşey varsa, o da muhtemelen zamanın ta kendisidir.

 Yoksa bu tapınmaca olmasa mutlu mesut olunamayacağını mı zannediyorsun?

Ben mutluyum; n´oldu, bu cevap pek inandırıcı gelmedi mi?!

 

Siz kendinize göre mutlu, hoşnut ve huzurlu iseniz zaten size söyleyebileceğim bir şey olamaz. Ancak, size sorabileceğim ya da sizden öğrenebileceğim şeyler olur. Ama yine de bazı fikirlerimi de paylaşmak isterim.

 

Mesela, zamanın ne kadar önemli olduğuna değindiniz. Bu bilginin hakikatine erişebilmek bence de çok kıymetlidir. Ama bu söylediğinize inanmayan kişiler de olabilir. Bunu, yani zamanın kıymetli bir şey olduğunu sizin uydurduğunuzu söyleyebilirler. Bu durumda sizin onları ikna etmeniz pek mümkün olamaz. Çünkü kıymet ya da değer yargılarımızı tecrübe ederek ya da tecrübe etmesek de güvendiğimiz kişilerin tecrübelerine(anne-baba vb.)  dayanarak oluştururuz. Ben böyle bir şeyi kendim tecrübe etmiyorum, sizin söylediğinizi de kabul etmiyorum diyen birisine bir şey söyleyemeyiz. "Peki, nasıl istersen" demekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Benim size, sizin de bana söyleyeceğimiz şey de bu sanırım. "Peki nasıl isterseniz."

 

Tanrı söz konusu olduğunda öncelikli olan bireysel tecrübeyle, aklen ve kalben varlığına ikna olmaktır. Ama diyelim ki bu olmuyor. Bu durumda bile Tanrının insanlık için anlamını ıskalamamalıyız. İnsan- Tanrı ilişkisi sadece senin ona tapınmandan ibaret değildir. Tanrıya insan bu dünyada iki şey için ihtiyaç duyar. 1. Tanrı aracılığıyla var oluşun olumlanması ve açıklanması 2. Tanrının değerlerimize kaynaklık etmesi.

 

Tanrı yoktur dedikten sonra var olmak ve yaşamak iğrençtir diyen birisine laf anlatamayız. Tanrı yoktur dedikten sonra insan hayatının üzerine kurulu olduğu değerlerin hepsi uydurmadır, hiç birisini kabul etmiyorum diyen birisine laf anlatamayız. Biz her şeyimizi değerler üzerine kurarız. Kişisel hayatımızı, aile hayatımızı, toplumsal hayatımızı vb. Onların uydurma olduğunu söylediğimizde bir kaç adım sonra elimizde geriye hiç bir şey kalmaz. Neslimizi devam ettirmek, insan aklını, inancını(neye inanıyorsa), onurunu korumak, kişisel ve toplumsal barış ve adaleti tesis etmek, vatanı sevmek, iyilik, fırsat eşitliği, paylaşma ... Bütün bunlar bizim için anlam ifade eden değerler ama bütün bunların hiç bir anlam ifade etmediği bir toplum kurmak ta imkansız değil. Yani kötülüğe kötülük diyemeyeceğimiz, orta ve uzun vadede insanın yok oluşu anlamına gelen bir toplumsal hayat kurmak mümkün. Bu şeytanın nihai hedefi zaten. Şeytan açısından bu hedefin önündeki ilk ve en güçlü savunma hattı ise Tanrıdır. O hattı masum ve gerçekçi gerekçelerle de olsa sorgulanır hale getirip aştığında bir kaç nesil sonra aşamayacağı hiç bir şey kalmayacaktır.

 

İnsan diğer canlılardan çok daha fazla olarak sosyal öğrenme, kültürel öğrenme ve terbiyenin eseridir. Örneğin cinsiyet eşitliği ya da toplumu cinsiyetsizleştirme meselesi üzerinden düşünelim. Bir çocuğu küçük yaşlardan itibaren kadın, erkek kimliklerini kabul etmeden, kişisel ve anlık ihtiyaç, karar ve tercihinin her şeyin üzerinde olduğunu telkin ederek yetiştirmek mümkün. Kimliğinin ve cinselliğinin oturup şekilleneceği yaşlara gelmeden biyolojik ya da sosyal cinsiyetine kendisinin karar verebileceğini söylersin, sevgi, aşk söylemleriyle her türlü cinselliği normalleştirirsin. Kapitalizm de medyasıyla, tüketim alışkanlıklarıyla bunu körükler. Çocuk ta küçük yaşlardan itibaren cinselliğe maruz kalır, ergenliğinde Onu kutsallığından soyutlanmış bir şekilde tamamen mekanik ve duygusal bir haz süreci olarak görür. Sonra al sana bir kaç nesil sonra çoğunluğun eşcinsel ya da biseksüel olduğu, etrafın yedi sekiz yaşında trans çocuklarla dolduğu bir toplum. Sonra da aile kurmayan, çoğalmayan, bencil bir insan toplumu. Yaptıklarıyla kendini tüketen ve helak eden bir canlı topluluğu...

 

Bak işte, insan türünün kadın erkek olmak üzere iki cinsiyet olduğu, cinselliğin kadın erkek arasında olduğu, aile kurmak, nesli devam ettirmek ya da Tanrıyı razı etmek gibi kutsal amaçlar taşıdığı vb. her değeri aştık ve yıktık. Bu böyle olduktan sonra senin değerlerinin (zamanın önemli olduğu, savaşma seviş vb.) aşılmayacağını ya da yıkılmayacağını düşünmek iyimserlik olur. 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...