Jump to content
Yeni Üye

Her şeyin teorisini hep birlikte biz oluşturalım

Recommended Posts

Bilim, pek uzmanlık alanım değil ama bir kaç gün önce bir rüya gördüm. Rüyada bir resim vardı, resme yaklaştıkça pixel ler görünür hale geldi sonra pixeller siyah zemin üzerine beyaz bir grid(ızgara) halinde göründü. Izgaranın kesişim noktalarında(orjinler) atom çekirdeği vardı. Sabit bir haldeydi. Etrafında ise çember şeklinde bir orbital vardı. O orbitalde de bir elektron. Hareket ediyordu ama hareket düzenli bir hareket değildi. bir çemberin bir yerinde beliriyor, bir kayboluyor başka yerinde beliriyor. Herhangi bir şekilde tahmin edilebilecek bir pattern sergilemiyor. Tamamen rastgele. Bu rüyayı görünce kafamda şu fikirler oluştu:

 

- Dijital bir görüntünün oluşması ile maddenin oluşması benzer-aynı esaslara dayanıyor olabilir. Aslında maddeyi ya da maddi gerçekliği bir tür görüntü-yansıma olarak açıklamaya yönelik bir fizik yeni fizik olmaya en güçlü aday.

- Uzay Einstenin dediği gibi boşken bile bomboş değil ve bir tür doku ama(biz ona kudret denizi de diyebiliriz) madde ile oldukça aktif bir ilişki içerisindeki bir doku. Öyle ki madde ancak mekanla-uzayla ilişki içerisinde var olabiliyor. Belki de elektronlar aslında uzay dokusuna ait olup çekirdeği uzaya bağlayan düğümler ve iplikler.

- Gerçekliğimiz bir yansıma ise ve Işık bu maddi gerçekliğin(yansımanın) kendisine bağlı olduğu şey ise ve böylece bu gerçekliğin sınırı ise bu sınırın ötesinde mekan ve maddeden bağımsız bir gerçeklik olabilir.

 

Bunları buraya(bilim forumuna) yazmazdım ama 2015 yılında çıkmış şu yazıyı okuyunca biraz heyecanlandım doğrusu:

https://www.theguardian.com/news/2015/nov/04/relativity-quantum-mechanics-universe-physicists

 

Orada bir ifade şu şekilde:

 

"A basic assumption in Einstein’s physics – an assumption going all the way back to Aristotle, really – is that space is continuous and infinitely divisible, so that any distance could be chopped up into even smaller distances. But Hogan questions whether that is really true. Just as a pixel is the smallest unit of an image on your screen and a photon is the smallest unit of light, he argues, so there might be an unbreakable smallest unit of distance: a quantum of space.

 

In Hogan’s scenario, it would be meaningless to ask how gravity behaves at distances smaller than a single chunk of space. There would be no way for gravity to function at the smallest scales because no such scale would exist. Or put another way, general relativity would be forced to make peace with quantum physics, because the space in which physicists measure the effects of relativity would itself be divided into unbreakable quantum units. The theatre of reality in which gravity acts would take place on a quantum stage."

 

Yani özet olarak nasıl bir resmin en küçük birimi olarak pixel varsa uzay ya da mekan da sürekli ve tek düze olmayabilir ve birbiriyle bağlantılı böyle küçük ünitelerden oluşuyor olabilir. Yerçekimi ve  genel görelilik bu unitelerin kendi içerisinde yerini kuantuma bırakıyor olabilir.

 

Aynı şeyleri söylemiyoruz ama bu pixel kelimesi çıkış noktası olması açısından önemli. Siz ne diyorsunuz.

 

- Bir görüntünün oluşması

- Bu görüntünün üç boyutlu hale gelmesi

- Bu üç boyutlu şeyin mekanla bağlantılı ve ilişki olarak kütle kazanıp dolu görünmesi vb. konuların teorize ediilmesi konusunda yardımınıza ihtiyacım var. 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

bir boyut düşün, birde piksel bir yerde piksel varsa mutlaka görecede vardır, ve pikselin olmazsa olmazı piksel aralıkları, 

sen herşeyi mikroskopla incelersen göreceli piksel aralıklarını çok net görürsün.

yaşadığın herşeye gözünle değil, mikroskopla bakmayı denedinmi hiç?

 

 

 

1: bir görüntünün oluşması i ve 3 boyutlu hale gelmesi, piksel aralıklarını belirginleştirir.

2 boyutlu görecenın gözlme kalitesini piksel aralıkları belirler.

nano piksel aralıklarını 100.000 defa büyütürsek çok net görürüz.

3: kızıl ötesi baktıgımızda , çizgiler ve aralıklarda belirginleşir.

insan gözüyle algımız farklı değildir. insan gözüyle 100.000defa büyütürsel algımızda gelişir.

gelişen  algılarda 3 d boyutları piksel aralıklarını gözlemler.

 

bir hücreyi 50.000 defa büyüterek baktığımızda piksel aralıklarını ve grafik tasarımları görmemek

 aptallık olur.

Related image

image.jpeg.b31da68082967e34a6b6058010e19600.jpeg

tarihinde karamsarhuman tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Rüya ile bilim yapılmaz ama yapmaya çalıştığım şey, bilimden ziyade gerçekliği anlamaya çalışmak, zaten. O yüzden bir rüyamı buraya not düşmek istiyorum.

Rüyamda maddi ve fiziksel gerçekliğin 4 şeyden oluştuğunu gördüm.

Elementler, Uzay+, Uzay- ve Uzay nötr.

Bu, daha önce dile getirilmiş mi bilmiyorum ama uzayın ya da mekanın(space) da artısı, eksisi ve nötrü olamaz mı? Ya da anti-madde gibi bir anti-space imkan dahilinde değil mi?

Hani evren genişliyor ama neye doğru genişliyor sorusunu açıklarken, ya da paralel gerçeklikleri açıklarken kullanılabilecek bir şey olabilir mi acaba bu mekanın da farklı karakteristiklerde olabileceği fikri.

Mekanı(space) doğru anlamak ve maddenin mekan ile nasıl bir ilişki içerisinde var olabildiğini tanımlamak bence çok önemli.

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...