Jump to content
Sundance

Tek hücreliden çok hücreliye geçiş evrimi

Recommended Posts

Bu sorunun yeri burası değil biliyorum ama topic açamadığım için bu konunun altına yazmak zorunda kaldım:

 

Evrimde tür ayrımına dair bir soru

İki canlı türünün birbiriyle çiftleştiğinde üreyebilecek dna uyuşumunu yitirmesi için ne kadar farklılık olması gerekiyor? Bunun matematiksel mutlak bir formülü var mıdır?

Netleştirmek için insanlar üzerinden gidelim:
İki farklı topluluk birbirinden tamamen farklı coğrafyalarda izole bir şekilde yaşayarak tamamen kendi içlerinde binlerce yıl birbiriyle çiftleşerek yaşamını sürdürsün. Yani A topluluğun bireyleri tamamen A topluluğundakilerle, B topluluğun bireyleri de tamamen B topluluğundakilerle çiftleşerek nesillerini sürdürüyor. A ve B topluluğundaki bireylerin birbiriyle çiftleştiklerinde üreyemeyecek seviyede türleşmeleri için kaç jenerasyon veya yıl geçmesi gerekiyor?

Muhtemelen bu çevre şartlarına vs. göre değişiyordur ama en azından fikir yürütebileceğimiz bir yaklaşım var mı?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 hours ago, Fridolin said:

Bu sorunun yeri burası değil biliyorum ama topic açamadığım için bu konunun altına yazmak zorunda kaldım:

 

Evrimde tür ayrımına dair bir soru

İki canlı türünün birbiriyle çiftleştiğinde üreyebilecek dna uyuşumunu yitirmesi için ne kadar farklılık olması gerekiyor? Bunun matematiksel mutlak bir formülü var mıdır?

Netleştirmek için insanlar üzerinden gidelim:
İki farklı topluluk birbirinden tamamen farklı coğrafyalarda izole bir şekilde yaşayarak tamamen kendi içlerinde binlerce yıl birbiriyle çiftleşerek yaşamını sürdürsün. Yani A topluluğun bireyleri tamamen A topluluğundakilerle, B topluluğun bireyleri de tamamen B topluluğundakilerle çiftleşerek nesillerini sürdürüyor. A ve B topluluğundaki bireylerin birbiriyle çiftleştiklerinde üreyemeyecek seviyede türleşmeleri için kaç jenerasyon veya yıl geçmesi gerekiyor?

Muhtemelen bu çevre şartlarına vs. göre değişiyordur ama en azından fikir yürütebileceğimiz bir yaklaşım var mı?

 

 

İnsan bile, kendi arasında üreyemeyen türlere/cinslere/alttürlere/ırklara sahip. Tür ayrımı için, "birlikte üreyebilmek" diye bir kıstas yok. 

 

Yani, bu soru,  en temelinden hatalı. İki canlı türünü, birlikte üremek yada üreyememek gibi bir kriterle ayıramazsın.

 

Ama eğer, birlikte üreyebilen iki canlının, birlikte üreyemez nesilleri olabilmesi için kaç mutasyon, kaç nesil vs. gerekir gibi bir şekle çevirirsek, bunun cevabı "bir nesil yeterlidir" olacaktır. Teknik olarak, tek bir mutasyon bile buna yol açabilir. Bu da, genel bir durumdur, türlerden bağımsızdır. Pek çok kısırlık vakasının altında yatan da budur genellikle.

 

Ama tersinden bakmak, genelde kolay olmaz. Yani, birlikte üreyemeyen iki canlının birlikte üreyebilir olması için kaç mutasyon gerekir gibi bir soru da sorulabilir. O zaman, buna genel bir cevap verilemez. Türler teker teker karşılıklı ele alınır. Yani, mesela timsah ve insana birlikte bakılır. Kaç mutasyon gerektiği çıkarılır. Bu mutasyonların oluşması için gereken standart sapma bulunur. Buna dayanarak, üreme hızlarından istatistiksel olarak kaç nesil gerektiği, en az/en çok şeklinde belirlenebilir. Örneğimizde, tahminen bir milyon nesil falan çıkar sanıyorum, ortalama. 

 

Yani, bu iş, birlikte ürer hale gelme durumu, türüne göre değişir ve her tür için farklı olarak hesaplanıp belirlenebilir. Tersi, yani birlikte üreyemez olma durumu için, tek mutasyon/tek nesil, tüm türler için geçerlidir.

 

 

 

tarihinde anibal tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, anibal yazdı:

 

İnsan bile, kendi arasında üreyemeyen türlere/cinslere/alttürlere/ırklara sahip. Tür ayrımı için, "birlikte üreyebilmek" diye bir kıstas yok. 

 

Yani, bu soru,  en temelinden hatalı. İki canlı türünü, birlikte üremek yada üreyememek gibi bir kriterle ayıramazsın.

 

Ama eğer, birlikte üreyebilen iki canlının, birlikte üreyemez nesilleri olabilmesi için kaç mutasyon, kaç nesil vs. gerekir gibi bir şekle çevirirsek, bunun cevabı "bir nesil yeterlidir" olacaktır. Teknik olarak, tek bir mutasyon bile buna yol açabilir. Bu da, genel bir durumdur, türlerden bağımsızdır. Pek çok kısırlık vakasının altında yatan da budur genellikle.

 

Ama tersinden bakmak, genelde kolay olmaz. Yani, birlikte üreyemeyen iki canlının birlikte üreyebilir olması için kaç mutasyon gerekir gibi bir soru da sorulabilir. O zaman, buna genel bir cevap verilemez. Türler teker teker karşılıklı ele alınır. Yani, mesela timsah ve insana birlikte bakılır. Kaç mutasyon gerektiği çıkarılır. Bu mutasyonların oluşması için gereken standart sapma bulunur. Buna dayanarak, üreme hızlarından istatistiksel olarak kaç nesil gerektiği, en az/en çok şeklinde belirlenebilir. Örneğimizde, tahminen bir milyon nesil falan çıkar sanıyorum, ortalama. 

 

Yani, bu iş, birlikte ürer hale gelme durumu, türüne göre değişir ve her tür için farklı olarak hesaplanıp belirlenebilir. Tersi, yani birlikte üreyemez olma durumu için, tek mutasyon/tek nesil, tüm türler için geçerlidir.

 

 

 

 

3 saat önce, anibal yazdı:

 

Pek çok kısırlık vakasının altında yatan da budur genellikle.

 

 

 

 

 

 

insan doğuştanmı kısırdır yoksa bu sonradan gelişen birşeymidir yada gelişmeyen? 

tarihinde Zihinsel Orgazm tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

8 hours ago, anibal said:

 

İnsan bile, kendi arasında üreyemeyen türlere/cinslere/alttürlere/ırklara sahip

 

Aslında beni ilgilendiren kısımı burası. Muhtemelen akrabalık derecesinde yakınlığı bulunan bireyler bile birbiriyle üreyemeyecek derecede uyuşmazlığa sahip olabilir. Fakat istisnalardan ziyade popülasyon olarak düşünürsek örneğin; birbiriyle dna olarak en uzaklaşmış milletler hangileridir? Afrikalı siyahiler ile iskandinavlar mı mesela? Veya dünya üzerinde bu şekilde milletlerin genetik farklılıklarını yüzde olarak gösteren bir dna haritası var mı?

tarihinde Fridolin tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 03.06.2019 at 01:55, Sundance yazdı:

50 haftalık bir süreç sonunda gözlemlendi.

 

Üstelik videoya kaydedildi.

 

Görmek isteyen izleyebilir.

 

https://evrimagaci.org/tek-hucreliligin-cok-hucrelilige-evrimi-videoya-kaydedildi-7627

Bu doğal ayıklanmaya örnek mutasyona örnek değil.

Bu yüzden evrim diyemeyiz.

Daha önceki nesilde bir tane bile çok hücreli olmaması lazım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 
 
 
Bir saat önce, Fridolin yazdı:

 

  

Aslında beni ilgilendiren kısımı burası. Muhtemelen akrabalık derecesinde yakınlığı bulunan bireyler bile birbiriyle üreyemeyecek derecede uyuşmazlığa sahip olabilir. Fakat istisnalardan ziyade popülasyon olarak düşünürsek örneğin; birbiriyle dna olarak en uzaklaşmış milletler hangileridir? Afrikalı siyahiler ile iskandinavlar mı mesela? Veya dünya üzerinde bu şekilde milletlerin genetik farklılıklarını yüzde olarak gösteren bir dna haritası var mı?

 

Aşağıda Dr. Çağrı Mert Bakırcı'nın konuyla ilgili yazdığı güzel bir makale var. 

 

Biyolojik Olarak Irk Nedir? Alt Tür Nedir?

Aslında alt tür ile ırk arasında çok net bir ayrım bulunmamaktadır. Ancak biyolojik terminolojiye baktığımızda, ırkın aynı türe ait popülasyonların çeşitli coğrafi bariyerlerle izole olmuş ayrı grupları olduğunu görüyoruz. Yani bir arı türünün Torosların güneyinde kalan bireyleriyle, Torosların kuzeyinde kalan bireyleri eğer ki birbirlerine artık hiçbir şekilde ulaşamıyorlarsa ve ulaşma potansiyelleri de yoksa, ayrı biyolojik ırklar olarak isimlendiriliyorlar. Bunlar ayrı türler değiller (henüz), sadece türleşme potansiyeline sahip popülasyonlar. Benzer şekilde, eskiden insanlar kendi bölgelerinde izole şekilde yaşarken, birer biyolojik ırkı temsil ediyorlardı ve birbirleriyle neredeyse hiç karışmıyorlardı. Irk dinamik bir kavramdır. Yani 3 yıl önce ırk olan popülasyonlar, 5 yıl sonra bariyerlerin kalkmasıyla ırk olmaktan çıkabilirler. Dolayısıyla ırk, türleşmede en ilkin basamak gibidir.

Alt tür ise, bu ayrı ırkların artık farklılaşmaya başlamasıyla, ayrı türler olarak kategorize edecek kadar farklılaşmanın olmadığı, ancak artık farklılaşmanın giderek arttığı ve belirginleştiği durumlarda kullanılıyor. Alt türler, tanım gereği birbirleriyle çiftleşebiliyor ve verimli döller verebiliyorlar. Yani türleşmenin başladığını, ancak henüz tamamlanmadığını görüyoruz.

Fakat buradaki önemli nokta şu: Türleşmenin başlaması, dolayısıyla alt türlerin oluşabilmesi için illa coğrafi bariyer olması gerekmiyor, mekanik, davranışsal, zamansal gibi birçok farklı bariyer tipi türleşmeye sebep olabiliyor.

Dolayısıyla ırklar alt türlere coğrafi bariyerler dolayısıyla atılan ilk adım gibi düşünülebilir. Ancak alt türlerin oluşması için illa ırklara gerek yok. Dediğimiz gibi, alt türlerin birbiriyle çiftleşmesi sonucu verimli döller oluşabilir. Zaten alt türler birbiriyle ne kadar çok karışırsa, türleşme o kadar zor olur. Bu yüzden türleşme için alt türlerin mümkün olduğunca (farklı şekillerde) izole olması gerekir. Eğer bu izolasyon coğrafi olursa, işte o zaman ırklardan bahsederiz. Aynı zamanda alt tür oluşumu gerçekleşmeden de coğrafi izolasyon olursa, yine farklı ırklardan bahsedebiliyoruz.

Bu açıdan bakıldığında Dünya'da neredeyse hiçbir ırkın bulunmadığını görürüz. Çünkü bazı izole kabileler hariç, artık hiçbir insan grubu (popülasyonu) birbirinden coğrafi izolasyonla ayrılmamıştır. Bu durumda Alman, Kürt, Türk, Fransız, Ermeni, Japon, vb. biyolojik açıdan birer ırk değildir. Bunlar, siyasi sınırlara ve bir arada yaşamayı tercih etmiş (veya buna muhtaç kalmış) insan toplumlarına dayanarak uydurulmuş kavramlardır ve biyolojik olarak hiçbir anlam ifade etmez. Evet, bu toplumlar genellikle ortak bir soy hattını paylaştıkları için, çok eski atalardan, Homo sapiens türünün Dünya'ya yayılışının ilk dönemlerinde oluşan ırklardan kalma özellikleri yüzeysel olarak taşıyabilirler: deri rengi, göz çekikliği, çeşitli hastalıklara yatkınlık, vb. Ancak bu ırkların oluştuğu dönemlerin, şu anda sözünü ettiğimiz toplumlarla hiçbir alakası yoktur. Sözünü ettiğimiz ırklaşma, 200.000 ila 10.000 yıl önce arasında gerçekleşmiş, sonrasında hızla yok olmuştur. Bu süreçte kazanılan fiziksel özellikler, coğrafyalara bağlı olarak korunmuştur; ancak bu özgün nitelikler de artık göçler ve muazzam bir gen karışımı nedeniyle giderek yok olmaktadır.

Buradan bakıldığında, Evrimsel Biyoloji'nin insan grupları için bütünleştirici bir anlam ifade ettiğini de görebilir, bilimin insanın hayat görüşü üzerindeki önemli etkilerinden birini deneyimleyebiliriz. Unutmamak gerekir ki günümüzdeki fenotipik (dış görünümsel) ve insanlar arasında çok sınırlı olsa da genotipik (genlerle ilgili) farklılıklar, çeşitli coğrafyalarda yaşayan popülasyonların çok uzun yıllar öncesinden gelen evrimsel değişimlerinden kaynaklanmaktadır. Günümüzde, nesiller içerisinde oluşmuş bu farklılıklarına rağmen, terminolojik olarak insanları ırklar olarak tanımlamak pek güçtür.

Biz insan toplumları, kendimize hayali sınırlar yaratmadan önce vahşi doğada bulunan atalarımızın, bulundukları coğrafyalara göre evrim geçirmelerinden kaynaklı farklılıkları taşırız. Bu farklılıklar, bizlerin ayrı türler veya alt türler olarak tanımlanması için yeterli olmaktan çok, çok uzaktır. Irklardan söz edebilmemiz içinse mutlaka fiziksel izolasyonlar gereklidir ki hiçbir modern insan toplumunda böyle bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla tarihi/siyasi meselelerimizi biyolojik meselelerle karıştırmamayı öğrenmemiz gerekmektedir.

 

kaynak: https://evrimagaci.org/

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Fridolin said:

 

 

Aslında beni ilgilendiren kısımı burası. Muhtemelen akrabalık derecesinde yakınlığı bulunan bireyler bile birbiriyle üreyemeyecek derecede uyuşmazlığa sahip olabilir. Fakat istisnalardan ziyade popülasyon olarak düşünürsek örneğin; birbiriyle dna olarak en uzaklaşmış milletler hangileridir? Afrikalı siyahiler ile iskandinavlar mı mesela? Veya dünya üzerinde bu şekilde milletlerin genetik farklılıklarını yüzde olarak gösteren bir dna haritası var mı?

Insanlar arasında zenci ve iskandinav dahi olsalar öyle bir gen farklılığı yok. Zaten olsaydı, farklı türler olarak nitelendirmek gerekirdi. Deri pigmentasyonu arasındaki farklar veya iklimden ötürü göz kapaklarının yağlanması (çekik gözlüler) genetik olarak insanları diğerlerinden farklı hale getirmiyor. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tek hücreliden çok hücreliye geçiş çok kısa zamanda (birkaç milyon yıl veya daha az) gerçekleşmiş olmalıdır.

Çünkü bu geçişte gerekli yeni gen sayısı çok azdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Irk yoktur ve hiç bir zaman da olmamıştır. Evrimi bilen birisi ırkın olmadığını da bilir.

Irkın olmayacağını bilmeyen birisi evrimi bilmiyor demektir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
53 minutes ago, malta erigi said:

Insanlar arasında zenci ve iskandinav dahi olsalar öyle bir gen farklılığı yok. Zaten olsaydı, farklı türler olarak nitelendirmek gerekirdi. Deri pigmentasyonu arasındaki farklar veya iklimden ötürü göz kapaklarının yağlanması (çekik gözlüler) genetik olarak insanları diğerlerinden farklı hale getirmiyor. 

Sanırım bir yanlış anlaşılma söz konusu. Ben milliyetlerin farklı türler olduğu düşüncesine sahip değilim. Fakat şu bir gerçek ki evren sürekli bir değişim halindedir. Haliyle insanlar gruplaşıp ayrıldıkça diğer  gruplardan genetik olarak farklılaşıyor ve bu makas çevre şartları ne kadar farklıysa o kadar açılıyor.  Bir siyahi ile bir iskandinav arasındaki genetik farklılığın oldukça az olduğunu biliyorum ama ne kadar az olursa olsun, sonuçta bir fark var. Benim araştırdığım şey bu oldukça küçük olan farklılıkların bir haritası olup olmadığı. 

tarihinde Fridolin tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, uygur said:

Bu doğal ayıklanmaya örnek mutasyona örnek değil.

Bu yüzden evrim diyemeyiz.

Daha önceki nesilde bir tane bile çok hücreli olmaması lazım.

 

Yok zaten, yeterince açık değil mi?

 

Canlıyı geçip, "canlılara" bakarsan, göreceğin her şey evrimdir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Fridolin said:

 

 

Aslında beni ilgilendiren kısımı burası. Muhtemelen akrabalık derecesinde yakınlığı bulunan bireyler bile birbiriyle üreyemeyecek derecede uyuşmazlığa sahip olabilir. Fakat istisnalardan ziyade popülasyon olarak düşünürsek örneğin; birbiriyle dna olarak en uzaklaşmış milletler hangileridir? Afrikalı siyahiler ile iskandinavlar mı mesela? Veya dünya üzerinde bu şekilde milletlerin genetik farklılıklarını yüzde olarak gösteren bir dna haritası var mı?

 

Bu tür şeyleri, yani öyle insan olarak çok uzaklaşmış olmayı, pek göremezsin. Ama illa merak ediyor ve illa en uzaklar diyorsan, kızılderililer, aborjinler, pigmeler falan falan gibi ilkel (!?) kabilelere bakabilirsin. 

 

Konu akrabalık derecesi değil. Örneğin, kan uyuşmazlığı, insanlar arasında bilinen birlikte üreyememe mevzularından biridir. 

 

Bilim biraz, kalıpların dışında bakmayı gerektirir. Örneğin, düşüğe sebep olan bir mutasyon, o canlının diğer bireylerle üreyemiyor olması demektir net şekilde. Zira, bir eşekle timsah çiftleşse, sonuç gene aynı olurdu mesela.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
33 dakika önce, Fridolin yazdı:

Sanırım bir yanlış anlaşılma söz konusu. Ben milliyetlerin farklı türler olduğu düşüncesine sahip değilim. Fakat şu bir gerçek ki evren sürekli bir değişim halindedir. Haliyle insanlar gruplaşıp ayrıldıkça diğer  gruplardan genetik olarak farklılaşıyor ve bu makas çevre şartları ne kadar farklıysa o kadar açılıyor.  Bir siyahi ile bir iskandinav arasındaki genetik farklılığın oldukça az olduğunu biliyorum ama ne kadar az olursa olsun, sonuçta bir fark var. Benim araştırdığım şey bu oldukça küçük olan farklılıkların bir haritası olup olmadığı. 

 

Senin kendi annenle bile aranızda genetik farklar var. Bu ne ifade ediyor? Sizler farklı türler misiniz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
39 minutes ago, Fridolin said:

Sanırım bir yanlış anlaşılma söz konusu. Ben milliyetlerin farklı türler olduğu düşüncesine sahip değilim. Fakat şu bir gerçek ki evren sürekli bir değişim halindedir. Haliyle insanlar gruplaşıp ayrıldıkça diğer  gruplardan genetik olarak farklılaşıyor ve bu makas çevre şartları ne kadar farklıysa o kadar açılıyor.  Bir siyahi ile bir iskandinav arasındaki genetik farklılığın oldukça az olduğunu biliyorum ama ne kadar az olursa olsun, sonuçta bir fark var. Benim araştırdığım şey bu oldukça küçük olan farklılıkların bir haritası olup olmadığı. 

 

Seni anlıyorum, ama genel olarak yanlış düşünüyorsun. 

 

Bugün dediğin gibi, genetik fark gözlenebilecek tek toplumlar, izole yaşayan toplumlardır. Bunun dışında, modern dünyada, öyle belli bir genetik fark göremezsin. Genele bakarsan, fransa, almanya, hindistan, rusya veya türkiye'de göreceğin gen dağılımı aynı gibi görülür.

 

Buna mukabil, milliyet değil ama, belli bazı genlerin, belli bazı ırk mı desek, onlardna geldiğini de biliyoruz. Yani, atıyorum, çinlilerde görülen bir gen var. Ama ub genin görüldüğü herkes çinli olmuyor.

 

Bu yolla, mesela vikinglerden, Türklerden gelenleri falan söylemek olası oluyor. Mesela, avrupanın yarıdan çoğu türk genleri taşır, cengiz han boş durmayı sevmezmiş, o yüzden. 

 

Ama modern dünyada, belli bir toplumu, belli bir genetik şablonla belirtmek olası değil. Yani, türküm diye gezen birini, kürdüm diye gezen birini mesela, tutarsan, en iyi ihtimalle türklerden, kürtlerden gelen bir kaç gen bulursun, onun dışında 40 çeşit milletten de genler taşıyor olacaktır. Hani, en bir kürdüm, en az 40 nesildir kürdüm ben diyen ben birinin DNA sekansında viking genleri çıkmıştı, taaa o kadar karışık olur iş.

 

En büyük yahudi düşmanı Hitler'in bile, yahudi geni taşıması gibi bir mevzu var ortada. Ne denebilir ki daha?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 hours ago, Zihinsel Orgazm said:

 

 

insan doğuştanmı kısırdır yoksa bu sonradan gelişen birşeymidir yada gelişmeyen? 

 

Kısırlık, çok zaman "birlikte üreyememek" denen şeyden ibarettir. 

 

Kısırlığın, doğuştan veya sonradan olan pek çok sebei olabilir. Basitçe, şeyi kesilip hadım edilen bir erkek, haliyle kısır olacak, sonradan olacaktır mesela. Ama doğuştan sperm üretemeyen erkeklerde olacaktır elbette.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

diyelimki ewrimleşme süreçleri gerçekten var, bu mantıktan gidersek, sayın anibala soralım, sayın anibal,

şimdi insanız öyle değiilm? düşünebilen gelişmiş memeliyiz.

bu mantıktan gidersek, sayın anibal 3 milyar yıl sonra biz insanlar hangi türe dönüşeceğiz?

 

sayın anibal 3 milyar yıl, yeterlimi? değilse bunu 33 milyar yıl yapalım ne dersiniz?

sizce biz hangi türe dönüşücez, çok daha zeki olucagımız kesin, fakat mutasyon, rna ve dnalarımız,

gen haritamız, 33 milyar yıl sonra genotiplerimiz ve fenotiplerimiz nasıl olucak? 

 

dahada önemlisi ewrim sonsuzu dönüşümdür!

 

gerçekten öyle ise, o zaman biz kiminle eşleşip? farklı  bir türe dönüşücez?

 

bizim ortak atamız hangi tür olucak? 

 

şimdi ortak ata derken yanlış anlaşılmasın, yeni bir tür ortak ataya ihtiyacımız olucak.

çünkü insandan ewrimleşerek daha farklı ve daha zeki olucaz öyle değilmi? sayın anibal,

yoksa evrim süreçleri insanla sonamı erdi?

 

 

tarihinde karamsarhuman tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
56 minutes ago, karamsarhuman said:

diyelimki ewrimleşme süreçleri gerçekten var, bu mantıktan gidersek, sayın anibala soralım, sayın anibal,

şimdi insanız öyle değiilm? düşünebilen gelişmiş memeliyiz.

bu mantıktan gidersek, sayın anibal 3 milyar yıl sonra biz insanlar hangi türe dönüşeceğiz?

 

sayın anibal 3 milyar yıl, yeterlimi? değilse bunu 33 milyar yıl yapalım ne dersiniz?

sizce biz hangi türe dönüşücez, çok daha zeki olucagımız kesin, fakat mutasyon, rna ve dnalarımız,

gen haritamız, 33 milyar yıl sonra genotiplerimiz ve fenotiplerimiz nasıl olucak? 

 

dahada önemlisi ewrim sonsuzu dönüşümdür!

 

gerçekten öyle ise, o zaman biz kiminle eşleşip? farklı  bir türe dönüşücez?

 

bizim ortak atamız hangi tür olucak? 

 

şimdi ortak ata derken yanlış anlaşılmasın, yeni bir tür ortak ataya ihtiyacımız olucak.

çünkü insandan ewrimleşerek daha farklı ve daha zeki olucaz öyle değilmi? sayın anibal,

yoksa evrim süreçleri insanla sonamı erdi?

 

 

Burada bilimsel bir konu tartışılıyor. "Halamın bıyıkları olsa dayım olur mu?" diye soru sorulmaz. Öyle salak şeyleri cafede sor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, malta erigi yazdı:

Burada bilimsel bir konu tartışılıyor. "Halamın bıyıkları olsa dayım olur mu?" diye soru sorulmaz. Öyle salak şeyleri cafede sor.

Aslında Karamsarhuman evrimi bilmediği için başka türlü soru soramıyor.

Anibal'in sinirlenmemesine ben de hayret ettim. Kibarlığı üstünde...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...