Jump to content
KuranMumini2698

Zeus'un "Kur'an Kerim'in Kısa Özeti" İddiasına Cevap

Recommended Posts

2 dakika önce, sağduyu yazdı:

Yani diyorsun ki, bir müslüman tüm ibadetlerini yerine getirse bile sırf yoksulu doyurmadı diye sonsuza kadar cehennemde yanacak. Neyse, öyle olsun, zaten bu benim sorunum değil, git müslümanlara anlat bunu.

 

Anlamamak için çaba sarf etme. Bir müslüman tüm görevleri yerine getirir. Allah'a ve elçilerine inanmak, iyi işler yapmak her müslümanın görevidir. Dediklerimi çarpıtma.

 

 

tarihinde marechal1 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, marechal1 said:

Bakara -114 -Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.

 

Kasas- 4. Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

 

Bakara- 59 -Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.

 

Asıl soru şu: Bir insana inanmamanın cezası nasıl sonsuza kadar yakılmak olabilir? Hangi akla, mantığa, vicdana sığıyor bu?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, marechal1 said:

 

Anlamamak için çaba sarf etme. Bir müslüman tüm görevleri yerine getirir. Allah'a ve elçilerine inanmak, iyi işler yapmak her müslümanın görevidir. Dediklerimi çarpıtma.

 

 

 

Mesela birini yerine getirmezse, mesela yoksulu doyurmazsa?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, sağduyu yazdı:

Asıl soru şu: Bir insana inanmamanın cezası nasıl sonsuza kadar yakılmak olabilir? Hangi akla, mantığa, vicdana sığıyor bu?

 

Kademeli bir süreç:

 

1-Tanrı'nın varlığı (Deizm)

2-Tanrı'nın elçi gönderebileceği (Teizm)

3-Tanrı'nın dinine ve elçisine iman (İslam)

 

Bir insan, neden Tanrı'yı ve kendisini doğru yola sokmak için gönderdiği kitabı-peygamberi reddeder?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, marechal1 said:

 

Kademeli bir süreç:

 

1-Tanrı'nın varlığı (Deizm)

2-Tanrı'nın elçi gönderebileceği (Teizm)

3-Tanrı'nın dinine ve elçisine iman (İslam)

 

Bir insan, neden Tanrı'yı ve kendisini doğru yola sokmak için gönderdiği kitabı-peygamberi reddeder?

 

 

 

1. Deistlerin Kuran'a göre göre akıbeti ne?

 

2. Müslümanlar haricindeki teistlerin yani hristiyan ve yahudilerin Kuran'a göre akıbeti ne?

 

3. Muhammed'e inanmamak neden sonsuza kadar yakılmayı gerektiren bir suç? Bir insana inanmamak neden suç oluyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 minutes ago, KuranMumini2698 said:

adet görmeyenlerin hepsi hamile kalmaz. Bazı kişiler adet görmeyerek hamile kalır. Talak 4'de geçen "Nisa" kelimesi hepsini açıklıyor.  Küçük kızlar olmadığını yetişkin kadınlardan bahsettiğini görmüyorsunuz. Tefsir denilen saçmalıklara iman etmişsiniz ona göre ayeti yorumluyorsun.  Arapça bilsen benim dediğimi anlarsın. Nisa 6'yı dikkatli okursanız, yetimleri ”nikaha erişecekleri çağa kadar” deneyin diyor. Şayet kendilerinde bir ”olgunluk” görürseniz onlara mallarını verin diyor. İkinci ayette de yetimin malına, ”o malını kontrol edebileceği erginlik yaşına erişinceye kadar” en güzel şeklin dışında dokunmayın deniyor. Küçük bir çocuk para kavramını bilmez. Tasarruf nedir, hesaplı alışveriş nedir, parasını hangi alanda değerlendirirse artırabilir bunları bilemez. Çocuğun eline para verirseniz onunla ya şeker alır ya çikolata. Dolayısıyla malını kontrol edeceği çağ bedensel değil, zihinsel olgunluk çağıdır. Aynı şekilde nikaha erişecekleri çağ da, bedensel olgunluğa eriştikleri ergenlik dönemi değil, malını kontrol edebileceği, zihinsel olgunluğa eriştikleri erginlik/gençlik çağıdır. Kur'an'a göre evlilik "yemin/sözleşme" yapılması gerekir. 

 

Arkadaş sığ beyinli misin nesin? Evlenmeyin demiyor. Mallarını vermeyin diyor!!!! Neden öyle diyor, zaten olgunlaştığı zaman evleniyorsa bu kızlar!!! Önce evlilik, sonra -eğer uygun görürse- Mal işte!! Cevabını yazabilmek için önce kafanı çalıştırman, sonra da mert olman gerekiyor. 1400 sene önceki arabın kafasında evlenen kızın veledliği mi kalır dedik ya? 

 

orada adetten kesilenler dedikten sonra, neden bir daha "adet görmeyenler diyor!!! Kırkıncı kez soruyorum.

Akli yeterliliği, olgunluğu malı yönetmeye kafi gelmese de, adet görmüş  bir çocuğun evlilik adıyla "kadın" yapılmasına engel bir durum var mı kuranda?!!

 

Quote

Hurufu Mukatta örnek verirsek elif lam mim ile başlayan 6 sure var ve bu sürelerde elif lam mim harfin toplamı 19874'dür ve 19'un tam katıdır.  Yani Hurufu mukatta 19 ile alakalıdır. 

 

Böyle yandan yandan yazmak yok. Alakalıdır falan..Ne o, tereddütün mü var yoksa?? Kesin yargını versene, madem bu kadar eminsin. Bir sayı buldun 19'a böldün, olasılık dahilinde de olsa bir şekilde tuttu ve hiç bir yerde o yönde açık bir ibare olmamasına karşın, allahın adına karar verdin öyle mi? 

 

1- Yani şimdi sen diyorsun ki;

Kuranda kesin ve net bir ibare olmamasına karşın, hurufu mukatta kesin olarak 19'un bir parçasıdır. Sen bunları onun için koydun. Kuranda kesin olarak 19 vardır ve mevcut mushaflarda iki ayet kesin olarak fazladır. Şirke ve küfre düşme ihtimalini hiçe sayarak hem de..Öyle mi?

 

Evet ya da hayır? 

 

2- Ve tekrar soruyorum:

Yarın öbürgün allah'ın karşısına çıktığın vakit tam yüzüne: allah'ım, ben senin yerine karar verdim. Sen hurufu bilmemneyi kesin olarak 19 için koymuşsun. Binlerce alimin yüzlerce yıldır yanlış anladığı ayetlerde de benim post-modern yorumlarıma göre "kesin olarak" şunu şunu ve şunu.. kast etmişsin, diyebilecek misin?

 

Evet ya da hayır? 

 

Ayrıca ebu kafir'in mesajına halen cevap yok. Bu hesapları hangi alfabeye, neye göre yapmaktasınız? Formül nerede?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, sağduyu yazdı:

1. Deistlerin Kuran'a göre göre akıbeti ne?

 

 

Yanlış yol.

 

Şimdi, sağduyu yazdı:

2. Müslümanlar haricindeki teistlerin yani hristiyan ve yahudilerin Kuran'a göre akıbeti ne?

 

''Elçi gelmedikçe azap edilmez.'' ayeti gereği şahsi görüşüm (ki bence Kur'an'a uygun) sorumlu olmayakları. Yani Muhammed Peygamber'den haberi olmayanlar kurtulabilir. Ama Peygamber gelip de reddeden geçmiş olsun -ki zaten Kur'an'a göre o dönemki İncil ve Tevrat'ta Hz.Muhammed'in adı geçiyor ki bunla ilgili ayet var ''babalarının oğlu gibi tanırlar'' gibi.

 

2 dakika önce, sağduyu yazdı:

3. Muhammed'e inanmamak neden sonsuza kadar yakılmayı gerektiren bir suç? Bir insana inanmamak neden suç oluyor?

 

Muhammed'e inanmak terimi senin için ne ifade ediyor? Benim için o bir ''ELÇİ'' yani mesajı getiren kişi. Elçi reddedilir ise risalet ettiği Kur'an da reddedilmiş olur. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
21 minutes ago, KuranMumini2698 said:

Ateizmşn görüşünü dahi bilmiyorsun.  İstersen biraz araştır benim Dediklerimi göreceksiniz.  Evrim teoriside Tanrı'nın olmadığını ispatlamaz.  Hassas ayarları biraz araştır ve bilim kitabı oku.  Ateizm saçma bir görüştür. Neye dayanarak Tanrı yok diyorsun.  Tanrı'nın olmadığının kanıtı nedir? 

Her şeye atom diyerek saçmalıyorsunuz.  nisa kelimesi kızlar için kullanılmaz. Biraz Arapça bil öyle konuş. 

 

Eveleme geveleme, ayak yapma faslını geç. Soru şu:

 

Öncelikle şunu sormak lazım: Senin, ya da bir teistin ahlak ölçüsü nedir? Bu ölçüler olmasa nasıl biri olacaktın? Yani bu ölçülere seni neye göre nasıl ölçülüyor? Nasıl olacakken, nasıl bir hale getiriyor?!!

 

Bak şimdi de hassas ayara atlamışsın. :) Nerede patlarsan, bu sefer öbür konuya geçiyorsun. Hassas ayar falan yok, çünkü ayar yok. İstersen yeni başlık aç, istersen zaten ziyadesiyle konuşulduğu eski bir başlığı getirip evereyim sana. Her tarafı bulandırma.

 

Tanrının olmadığının kanıtı neymiş? Yokluğun kanıtı olmaz. Varlığı kanıtlanamayan şey yoktur. Olma ihtimali dahi gösterilemeyen şeyin varlığını kanıtlamaktan bile söz edilemez ki, tanrı işte budur. Bu konuyu da uzatma. Mevzuda kal. İstersen başka bir başlık aç, ya da ben seni açılmış başlığa götüreyim. Aymazlığın lüzumu yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, teflon yazdı:

Öncelikle şunu sormak lazım: Senin, ya da bir teistin ahlak ölçüsü nedir? Bu ölçüler olmasa nasıl biri olacaktın? Yani bu ölçülere seni neye göre nasıl ölçülüyor? Nasıl olacakken, nasıl bir hale getiriyor?!!

 

 

Peki ateist birinin ahlak ölçüsü nedir? Size göre ahlak biyolojik evrim sonucu gelişmiyor mu? -ki evrim karşıtı değilimdir- İçgüdülerin beni öldürmek istiyorsa bence senini için bir sakınca yok.

 

Sizin için kötü veya iyi neye göre kötü veya iyi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, teflon yazdı:

 

Eveleme geveleme, ayak yapma faslını geç. Soru şu:

 

Öncelikle şunu sormak lazım: Senin, ya da bir teistin ahlak ölçüsü nedir? Bu ölçüler olmasa nasıl biri olacaktın? Yani bu ölçülere seni neye göre nasıl ölçülüyor? Nasıl olacakken, nasıl bir hale getiriyor?!!

 

Bak şimdi de hassas ayara atlamışsın. :) Nerede patlarsan, bu sefer öbür konuya geçiyorsun. Hassas ayar falan yok, çünkü ayar yok. İstersen yeni başlık aç, istersen zaten ziyadesiyle konuşulduğu eski bir başlığı getirip evereyim sana. Her tarafı bulandırma.

 

Tanrının olmadığının kanıtı neymiş? Yokluğun kanıtı olmaz. Varlığı kanıtlanamayan şey yoktur. Olma ihtimali dahi gösterilemeyen şeyin varlığını kanıtlamaktan bile söz edilemez ki, tanrı işte budur. Bu konuyu da uzatma. Mevzuda kal. İstersen başka bir başlık aç, ya da ben seni açılmış başlığa götüreyim. Aymazlığın lüzumu yok.

Hasas ayar yok demek ahmaklıktır. Objektif bir şekilde bilim kitabı oku. En ünlü ateistler Richar Dawkins gib kişiler hasas ayara "tesadüf" diyerek saçmalamışlardır.  Hasas-Ayar-Big Bang gibi olaylar Tanrı'nın varlığını isaptlar. Big Bang ilk üç dakikasındaki sistemi inkar etmek ahmaklıktır. Big Bang patlamasında bile bir düzen/sistem var. Ateizme göre evrenin başlangıcı yoktur. Bilime göre vardır. Ateizm ile bilim çelişmektedir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, marechal1 said:

Yanlış yol. 

 

 

Senin fikrini sormadım, Kuran ne diyor bu konuda?

 

1 minute ago, marechal1 said:

'Elçi gelmedikçe azap edilmez.'' ayeti gereği şahsi görüşüm (ki bence Kur'an'a uygun) sorumlu olmayakları. Yani Muhammed Peygamber'den haberi olmayanlar kurtulabilir. Ama Peygamber gelip de reddeden geçmiş olsun -ki zaten Kur'an'a göre o dönemki İncil ve Tevrat'ta Hz.Muhammed'in adı geçiyor ki bunla ilgili ayet var ''babalarının oğlu gibi tanırlar'' gibi.

 

Yani Muhammed'den sonraki, Muhammed'i duyan ama ona inanmayan tüm insanlar buna hristiyan ve yahudiler de dahil sonsuza kadar yakılacak diyorsun.

 

3 minutes ago, marechal1 said:

Muhammed'e inanmak terimi senin için ne ifade ediyor? Benim için o bir ''ELÇİ'' yani mesajı getiren kişi. Elçi reddedilir ise risalet ettiği Kur'an da reddedilmiş olur. 

 

Ne ifade ettiği açık değil mi? Muhammed yalancıdır demek. Senin için ne olduğunu da sormadım.

 

Yani kısaca Muhammed'e inanmayan tüm insanlar sonsuza kadar yakılacak diyorsun. Şimdi böyle bir şeyi nasıl aklına, mantığına, vicdanına sığdırabiliyorsun, onu anlat diyeceğim de yine başa döneceksin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? (Enbiya 30)

O gün göğü dosyaları dürer gibi katlar ve yaratılışın ilk durumunu nasıl başlatmışsak ona çeviririz. (Enbiya 104)

 

Bunlar sizin için bir mitolojik olay hikayesi mi oluyor? Neden yaradılışın ilk durumu evrenin katlanması, bir noktada olması ve ayrılması. Ne hikmet ise evrenin kendi içine çöküp Big Bang'in tersi olacağı teorisine göz mü kırpılıyor yoksa bunlar birer Sümer uydurması mı ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 minutes ago, marechal1 said:

Mesele Muhammed Peygamberin şahsiyeti değil, Kur'an o'na iniyor, risalet ediyor ve Kur'an'a göre hüküm koyuyor. İtaat edilmesi gerekiyor vs. vs.

 

Senin bütün bu iddiaların Muhammed'in iddialarına dayanıyor, elinde Muhammed'in laflarından başka hiç bir şey yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, sağduyu yazdı:

Senin bütün bu iddiaların Muhammed'in iddialarına dayanıyor, elinde Muhammed'in laflarından başka hiç bir şey yok.

 

Muhammed'in olduğuna dair bir delilin var mı? Madem Kur'an insan uydurması, gelin siz de yapın birader. Tüm arap dil uzmanlarını toplayıp yapın. 1400 senedir hiçbir Ateist-Deist-Agnostik-Hristiyan-Yahudi çıkıp bir araya gelip '''ulan şu iddiayı çürüttük mü İslam biter'' dememiş?

 

"Eğer kulumuz Muhammed'e (asm) indirdiğimizden şüphe içindeyseniz, haydi onun gibi bir sûre getiriniz ve eğer doğru iseniz; Allah'tan başka bütün yardımcılarınızı da çağırınız." (Bakara, 2/23)

 

"De ki: And olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek için toplansalar, yine onun benzerini getiremezler. Birbirlerine arka çıkıp yardım etseler de."(İsra, 17/88)

 

"Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? De ki: Öyle ise siz de onun benzeri on uydurulmuş (dahi olsa) sure getiriniz. (Hatta) eğer doğru iseniz, Allah'dan başka çağırabildiklerinizi de çağırınız." (Hud, 11/13)

 

"Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık Müslüman oluyorsunuz, değil mi?" (Hud, 11/14)

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, teflon yazdı:

 

Yok ateizme göre evren durağanmış falan, cahil cahil atıp tutma ateizm adına bir kere. Termodinamik ve kaos şurada dururken, bilimin neresi ile çelişiyormuş bir göster bize hele arkasından..Bilimle örtüşmeyen, mantıkla çelişen şey ise tam aksine başsız sonsuz kadiri ve alimi mutlak bir tanrıdır. Ortada ne yaratılmaya ihtiyaç duyan, ne de kaos teorisine göre tasarlanabilir bir evren var mı ki bir yaratıcıya, tanrıya ihtiyaç duysun..Mahal versin?

 

Ateistlerin ahlakı falan filansa bu forumda bin kere yazıldı. Okumayı ve araştırmasını bilmediğin ve cahil olduğun için bunları yazıyor olman gerçekleri değiştirmiyor. Bir ateistin ya da sekülerin ahlakı uydurma bir kitaba ipotekli, çıkar ilişkisine dayalı sahte bir ahlak olmayıp, gerçeklere dayanmaktadır. Şimdilik bu kadarı yeter. Ya da gerisini aç bu forumdan oku.

 

19, kölelik ve sübyancılık vb. gibi türlü mevzularda patlayınca, mevzuyu evrene ve ahlaka vurduran teistleri ne çok gördü bu forum ve bu gözler, bir bilsen..Sen de aynısının tıpkısısın işte.

 

Öncelikle şunu sormak lazım: Senin, ya da bir teistin ahlak ölçüsü nedir? Bu ölçüler olmasa nasıl biri olacaktın? Yani bu ölçülere seni neye göre nasıl ölçülüyor? Nasıl olacakken, nasıl bir hale getiriyor?

Materyalizm, maddeyi mutlak varlık sayan, maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen batıl bir düşünce sistemidir. Tarihi eski Yunan’a kadar uzanan, ama özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan, en çok da Karl Marx’ın diyalektik materyalizmiyle ünlenen bu düşünce sistemi, maddenin sonsuzdan beri var olduğunu ve sonsuza kadar da var olacağını iddia eder. Maddenin yaratılmamış olduğu yanılgısında olduğu için Yaratıcımız olan Allah’ın varlığını inkar eder. (Allah’ı tenzih ederiz)

Materyalizm az önce de belirttiğimiz gibi en çok 19. yüzyılda popüler olmuştu. Bunun başlıca nedenlerinden biri, o dönemde, “evrenin nasıl ortaya çıktığı” sorusuna karşılık olarak öne sürülen “durağan evren” (statik evren) modeliydi. Bu model, “evren nasıl ortaya çıktı” sorusuna, “evren ortaya çıkmadı, sonsuzdan beri vardı ve sonsuza kadar da var olacak” cevabını vermekteydi. Evren sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü sanılıyor ve dolayısıyla böyle bir evrenin Yaratıcımız’ın varlığını kabul etmeyi gerektirmediği söyleniyordu.

Bu evren modelinin aksinin ispatlanması diğer bir ifadeyle bir başlangıcı olduğunun ve değişkenliğinin ortaya çıkması ise, elbette Allah’ın varlığının ispatlarından biri olacaktı. Materyalist felsefeci Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri adlı kitabında bu gerçeği kabul ediyor, ancak “sonsuz evren” modelinin geçerliliğine güvenerek Yaratılış’a karşı çıkıyordu:

Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, herşeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir.

George Politzer, “bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir” derken, aslında bilimi değil materyalist dünya görüşünü kast etmektedir. Zira, materyalistlerin en bilinen batıl inanışlarından biri bilimin materyalist olması gerektiği yanılgısıdır. Politzer, bu satırları yazarken bilimin kendi tarafında olduğunu ve ilerleyen yıllardaki gelişmelerin de sonsuz evren fikrini doğrulayacağını zannediyordu. Oysa çağdaş bilim, 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde başlayan bir süreç sonucunda materyalistlerin “eğer öyle olsa bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekirdi” şeklinde dile getirdikleri gerçeği, yani evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğini ispatladı. Bu gerçek çeşitli aşamalar sonucunda ortaya çıktı.

 

1920’li yıllar, modern astronominin gelişimi açısından çok önemli yıllardı. 1922’de Rus fizikçi Alexander Friedmann, Einstein’in genel görecelik kuramına göre evrenin durağan bir yapıya sahip olmadığını ve en ufak bir etkileşimin evrenin genişlemesine veya büzüşmesine yol açacağını hesapladı. Friedmann’ın bu buluşunun önemini ilk fark eden kişi ise Belçikalı astronom Georges Lemaitre oldu. Lemaitre, bu hesaplamalara dayanarak evrenin bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğini öngördü. Ayrıca, bu başlangıç anından arta kalan radyasyonun da saptanabileceğini iddia etti. Aslında Lemaitre’den daha önce, 1913 yılında, Amerikalı astronom Vesto Melvin Slipher farklı bir araştırma yaparken yakınımızdaki bazı galaksilerin dünyadan hızla uzaklaştıklarını fark etmişti. Slipher’ın bu keşfi evrenin genişlediğini gösteren ilk ipucuydu. Bu bilim adamlarının teorik hesaplamaları o zaman çok ilgi çekmemişti. Ancak 1929 yılında gelen gözlemsel bir delil, bilim dünyasına bomba gibi düştü. O yıl California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikalı astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden birini yaptı.

Hubble’ın ilk başlarda yapmak istediği şey, uzak galaksileri incelemek ve yaydıkları ışıklarla ilgili bilgileri kullanarak yıldızların hareketlerini ve kimyasal yapılarını belirlemeye çalışmaktı. Hubble ve ekibi uzak galaksilerden gelen ışıkları tek tek analiz ederek, ortaya önemli bulgular koydular. Bunlardan birincisi, galaksilerde en çok bulunan elementlerin hidrojen ve helyum olduğu idi. Bu bulgu, daha önce bilim adamları tarafından öne sürülmüş olan bilgilerin ispatı niteliğindeydi ve bilim dünyası tarafından doğal karşılandı. Hubble’ın diğer bulgusu ise bilim dünyasında büyük şaşkınlık meydana getirdi: Hubble analiz ettiği ışığın tümünün kızıla doğru kaymış olduğunu gördü.

Doppler etkisi olarak adlandırılan fizik kuralına göre, ışık gözlemciye doğru yaklaşırken “sıkışır”, gözlemciden uzaklaşırken “uzar”. Yani, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. (Gözlemciden uzaklaşmakta olan bir trenin düdük sesinin gittikçe incelmesi gibi.)

Bu durumda Hubble ve ekibinin bulguları şu anlama geliyordu: Galaksilerin hepsi bizden uzaklaşmaktaydı ve yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Uzaklık artıkça, hız da artıyordu. Hubble bu durumu ifade eden ve “Hubble yasası” olarak adlandırılan bir matematik denklemi de yazdı. Bu denklem, uzak galaksilerden toplanan her yeni bilgiyle bir kez daha doğrulandı. Her şeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren karşısında varılabilecek tek sonuç ise, evrenin “genişlemekte” olduğuydu. Bu da, uzun yıllardır bilim dünyasında egemen olan ve materyalistlerin şiddetle savunduğu “evrenin değişmez ve sonsuz olduğu” iddiasının çöküşü anlamına geliyordu. Nitekim Hubble’ın bulguları ilk başlarda büyük tepkilerle karşılaştı. Hubble’ın bulguları karşısında materyalist ve ateist bilim adamlarının tepkisini, bilim yazarı David Filkin Stephen Hawking’s Universe (Stephen Hawking’in Evreni: Kainatın Sırları) adlı kitabında şöyle tarif eder:

Genişleyen bir evren, değişmez, nihayetsiz ve ebedi bir evren fikrine sıkı sıkya bağlanmış olan ateist bilim adamlarının çoğunluğunun kabul edemeyecekleri bir kavramdı. Genişleyen herhangi birşey değişmez olamazdı. Bu nedenle Hubble’ın bulgularını göz ardı etmek ya da küçümsemek eğilimi belirmişti.

Ancak her ne kadar materyalistler Hubble’ın bulgularını göz ardı etmeye çalışsalar da, bir müddet sonra elde edilecek yeni bulgular ve veriler, evrenin genişlediğinin reddedilemez bir gerçek olduğunu ispatladı.

 

Materyalist Bilim Adamları Neden Big Bang’i Kabullenemediler?

Hubble teleskobu tarafından çekilmiş bir fotoğraf.
Resimdeki her ışıklı nokta bir galaksidir. Tüm evrende 300 milyar galaksi olduğu tahmin edilmektedir. Bu 300 milyar galaksinin her birinde de ortalama 250-300 milyar yıldızın bulunduğu düşünülmektedir. Bu dev evreni oluşturan tüm madde ve
enerji yoktan var edilmiştir ve bu,Yaratılış’ın çok açık bir delilidir.

Big Bang teorisi, kendisini destekleyen delillerin gücü nedeniyle, kısa sürede bilim dünyasında kabul görmeye başladı. Ancak materyalist felsefeye ve bu felsefenin temelindeki “sonsuz evren” fikrine bağlı kalmaya kararlı olan bazı bilim adamları, Big Bang’e karşı direnmeye ve sonsuz evren fikrini ayakta tutmaya çalıştılar. Bu çabanın nedeni, önde gelen materyalist fizikçilerden Arthur Eddington’ın “felsefi olarak doğanın şu anki düzeninin birdenbire başlamış olduğu düşüncesi bana itici gelmektedir”6 sözünden anlaşılıyordu. Yani materyalist bilim adamları bilimsel kaygılarla değil, ideolojik kaygılarla yanlış olanda ısrar ediyorlardı.

Big Bang teorisine tepkiler çok farklı şekillerde dile getiriliyordu. Örneğin Alman kimyacı Walter Nernst Big Bang teorisiyle ilgili düşünceleri sorulduğunda “bu bulguları kabul etmenin, bilime ihanet olacağını”7 iddia ediyordu. Nernst’in bu sözlerle ifade ettiği endişe, materyalizme ihanet etmek korkusundan başka birşey değildi. Zira, Nernst ve kendisiyle benzer düşüncelere sahip olanlar bilimsel bulgular Big Bang’i tartışmasız bir şekilde ispatladığı halde, bilime rağmen, Big Bang’i kabul etmek istemiyorlardı. MIT (Massachusetts Institute of Technology)’den fizik profesörü Phillip Morrison, BBC’de yayınlanan bir belgeselde Big Bang’i kabul etmenin kendisine çok zor geldiğini, onu reddetmek için çok büyük bir istek duyduğunu dile getiriyordu.8 Evrenin sabit bir hızla genişlemesi ile ilgili önemli bulgular elde eden, Carnegie Gözlemevi’nden Allan Sandage ise elde ettiği bulguların kendisini çok şaşırttığını, “Bu bulduklarım gerçek olmamalı!”9 şeklinde ifade ediyordu.

The New Yorker yazarlarından Jim Holt’un “Big Bang Theology” başlıklı makalesinde de belirttiği gibi “Big Bang, bilim tarihinde Allah’ın yaratışını tasdik ettiği için kabul görmeyen tek görüştü.”10 Tanınmış astrofizikçi Robert Jastrow God and the Astronomers (Allah ve Astronomlar) isimli kitabının “The Religion of Science” (Bilim Dini) adlı bölümünde Big Bang teorisi ile ilgili ortaya koyulan tüm bulgulara rağmen materyalist bilim adamlarının teoriyi kabullenmekte direnmelerinin nedenlerini incelemiştir. Jastrow bu tepkileri şu şekilde yorumlamaktadır (Jastrow’un bu sözlerinde bahsettiği bilim adamları, materyalist bilim adamlarıdır.):

Bu tepkilerde çok ilginç duygular rol oynamaktadır… Bilim adamının sahip olduğu inanç, bilinen fizik kurallarının geçerli olmadığı ve tanımadığı güçlerin bir ürünü olarak meydana gelen bir başlangıcın keşfiyle birlikte ihlal edilmiştir. Bu olduğunda bilim adamı kontrolünü kaybetti. Eğer bu bulguların gerçek anlamını iyice inceleseydi, tamamen travma geçirecekti. Bir travma anında olan oldu ve beyin, bulguların anlamına karşı tepki gösterdi… (Bilim adamları açısından) Problemin büyüklüğünü bir düşünün. Bilim evrenin belli bir anda var olduğunu kanıtladı… Peki evrendeki madde ve enerjiyi “Kim” ya da “Ne” meydana getirmişti? Acaba evren yoktan mı var olmuştu?.. Bu durum din adamları dışında herkes için beklenmedik, şaşırtıcı bir gelişmeydi…11

Jastrow’un bu yorumu materyalist bilim adamlarındaki şaşkınlığı ve çaresizliği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bilimsel bütün bulguların açıkça tasdik ettiği bir gerçek, sadece ideolojik nedenlerden dolayı reddedilmekte, karşıt görüş arayışları ısrarla devam ettirilmektedir. Bazı bilim adamlarının bu yaklaşımlarını bir diğer astrofizikçi Barry Parker’ın şu sözleri çok iyi ifade etmektedir:

Tabi ki bizim de bir alternatifimiz var. “Yaratılış yoktur ve evren her zaman bu şekildedir” diyebiliriz. Ancak bu, Yaratılış’ı kabul etmekten çok daha zor bir alternatiftir.12

Materyalist bilim adamları zor alternatifi tercih ettiler ve Yaratılış gerçeğini kabul etmemekte direndiler. Big Bang karşısında öne sürülen teorilerden biri olan “sabit durum teorisi” de, bilimsel gerçeklere rağmen, bu nedenle bir müddet daha ısrarla savunuldu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şehr (Takvimsel ölçü olarak Ay ifadesi) 12 kere geçer.

Kamer (Astronomik Ay ifadesi) ne hikmet ise, tamamen tesadüfi (!) bir şekilde Dünya'nın etrafındaki dönüş gününe denk bir biçimde 27 kez,

Allah katında Adem ile İsa (as)'ın durumu aynıdır ki ne tesadüf (!) ise ikisi de Kur'an'da 25 defa geçer.

 

EVET, HEPSİ TESADÜF HEPSİ UYDURMAAAA!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, marechal1 said:

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? (Enbiya 30)

O gün göğü dosyaları dürer gibi katlar ve yaratılışın ilk durumunu nasıl başlatmışsak ona çeviririz. (Enbiya 104)

 

Bunlar sizin için bir mitolojik olay hikayesi mi oluyor? Neden yaradılışın ilk durumu evrenin katlanması, bir noktada olması ve ayrılması. Ne hikmet ise evrenin kendi içine çöküp Big Bang'in tersi olacağı teorisine göz mü kırpılıyor yoksa bunlar birer Sümer uydurması mı ?

 

Şimdi bu palavraları geç. Kuran senin gibiler için ne diyor biliyor musun?

 

Ali imran 78. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

 

İşte Kuran bu ayette senin gibileri tarif ediyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...