Jump to content
KuranMumini2698

Zeus'un "Kur'an Kerim'in Kısa Özeti" İddiasına Cevap

Recommended Posts

3 dakika önce, marechal1 yazdı:

Bir insanı öldürmek ateist için neden kötüdür? Hangi temele göre kötüdür? İyi ve kötüyü nasıl ayırt ediyorsunuz? Bir başkası için kötü olan belki sizin için iyidir, evrensel bir kabulunüz var mı?

Igneyi kendine cuvaldizi karsindakine batir.

Kendine yapilmasini istemedigin seyi baskasina yapma.

Iste bu evrensel yasadir. eger hastalikli biri degilsen senide kapsar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, deadanddark yazdı:

Igneyi kendine cuvaldizi karsindakine batir.

Kendine yapilmasini istemedigin seyi baskasina yapma.

Iste bu evrensel yasadir. eger hastalikli biri degilsen senide kapsar.

 

Adolf Hitler ve Josef Stalin de mi hastalıklı insanlardı? Haçlılar..? Hatta Cengiz Han (?)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, marechal1 said:

Benim ahlakım Kur'an'dan geliyor. Senin?

 

Kuran olmadan ahlaksız mısın peki? Kuran olmasa nasıl bir olacaktın? Gasp, tecavüz vb. .bunların hepsini yapacak mıydın?

Sen kuran olmadan bir hiç, aşağılık bir sapık mısın, katil ya da?

Cevabın evetse ok. Sen kuran olmadan koca bir hiçsin, anladık. Eğer hayır ise..neden?

 

Benim imzamı bilir misin, bak aşağıda kendisi:

İnsanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri, ahlakın din tarafından gasp edilmesidir 

 

2 minutes ago, marechal1 said:

Bir insanı öldürmek ateist için neden kötüdür? Hangi temele göre kötüdür? İyi ve kötüyü nasıl ayırt ediyorsunuz? Bir başkası için kötü olan belki sizin için iyidir, evrensel bir kabulunüz var mı?

 

Bir kere bir inanı öldürmemem için, sizler gibi birinin yukarıdan bana öldürmek kötü diye bir liste göndermesi gerekmiyor. Yani sahte bir davranış değil benimkisi, bir teistinki gibi.

 

Ayrıca kabul nedir? Ne demektir? Bir şeyin kabul olarak alınması, onu "salt" ya da saltık, kendiliğinden ve de bağımsız bir doğru haline getirmez.

Ortada bir kabul varsa, ortada yine bir uydurma var demektir. Senin kuranın evrensel ahlakı verebilmiş mi? Bu iyi şu kötü demekten öte?

 

En başından bir zemini yok ki bu söylemin, gerisini sorgulayalım..

 

 - Bir şey tanrı öyle dediği için mi iyidir, yoksa iyi olduğu için mi tanrı öyle demiştir...?

 - Evrensel ahlak yasası var mıdır ki, iyi ve kötüyü böylesine "yegane" bir zemin olarak alalım?

 

İpucu ve tefsilatı için Bkz: Euthypron ikilemi  / Sokrates

 

https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:8Dxn2fluhvsJ:https://tr.wikipedia.org/wiki/Euthyphron_ikilemi+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&client=opera

 

Yani seni kitabının da evrensel ahlakı falan verebildiği yok. Çünkü evrenseli, genel geçer bir ahlak yok. Bunun tanrı bile becerememiş. Yani onunki de uydurma bir kabul. Geçmiş olsun.

 

Sorunun cevabına gelince, daha önce yazmış olduğum en özet anlatımı bulup getirecem. Baştan yazmakla uğraşamam. Ama ben onu getirene değin, sen şununla idare et ilk etapta:

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/63423-şu-ahlak-konusuna-son-noktayı-koyalım-artık/&do=findComment&comment=1321561

ve şununla

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/67733-ateistlere-bir-soru/&do=findComment&comment=1438380

 

Her iki başlıkta da verdiğim ilk mesajın devamını da "emek verip" okuman gerekiyor. Senin tembel cahilliğin yüzünden, forumdaki daha önce ahlakla ilgili yazılmış içeriği de biz arıyoruz sizin yerinize. Sizin cahilliğiniz için yine biz utanıyoruz özetle.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
46 minutes ago, marechal1 said:

 

Adolf Hitler ve Josef Stalin de mi hastalıklı insanlardı? Haçlılar..? Hatta Cengiz Han (?)

 

Listeye Muhammed ve adamlarını eklemeyi unutmuşsun.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, marechal1 yazdı:

 

Adolf Hitler ve Josef Stalin de mi hastalıklı insanlardı? Haçlılar..? Hatta Cengiz Han (?)

Gengis khan hastalikli bir yer cücesiydi. Tipki insan öldürmeyi ,öldürtmeyi meslek haline getirmis tüm digerleri gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, teflon yazdı:

Kuran olmadan ahlaksız mısın peki? Kuran olmasa nasıl bir olacaktın? Gasp, tecavüz vb. .bunların hepsini yapacak mıydın?

Sen kuran olmadan bir hiç, aşağılık bir sapık mısın, katil ya da?

Cevabın evetse ok. Sen kuran olmadan koca bir hiçsin, anladık. Eğer hayır ise..neden?

 

Yahu kardeşim, bir insan müslüman olmadan da mükemmel biri olabilir, ahlaklı hatta dünyanın en iyi insanı bile olabilir. Ben ondan bahsetmiyorum. Sizin ''Ahlak Temeli''niz nedir onu merak ediyorum da neyse iş kısır döngüye girdi.

3 saat önce, teflon yazdı:

 - Bir şey tanrı öyle dediği için mi iyidir, yoksa iyi olduğu için mi tanrı öyle demiştir...?

 

 

Tanrı'nın söylemesi önemlidir.

 

Bir toplumda bir olay kötü, başka bir toplumda da iyi olabilir. Evrensel değil yani. Ama Tanrı söyledi mi, insan öldürmenin evrensel bir şekilde kötü olduğunu anlıyoruz.

 

Esenlikler, iyi akşamlar sizlere..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, sağduyu yazdı:

Listeye Muhammed ve adamlarını eklemeyi unutmuşsun.

 

Hz.Muhammed'in ''KURANDA'' yaptırdığı bir katliam, zulüm, baskı, adam kesme (haksız yere zalimce) gibi olayları geçer mi? Yoksa aksine Hz.Muhammed'in ''Ahlaklı, temiz yürekli ve NAZİK'' olduğu mu doğru?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
22 minutes ago, marechal1 said:

 

Hz.Muhammed'in ''KURANDA'' yaptırdığı bir katliam, zulüm, baskı, adam kesme (haksız yere zalimce) gibi olayları geçer mi? Yoksa aksine Hz.Muhammed'in ''Ahlaklı, temiz yürekli ve NAZİK'' olduğu mu doğru?

 

 

 

Çoook. Sadece dinciler kendi yaptıklarını katliam, zulüm, baskı olarak görmüyor, onların baskı, katliam ve zulüm yapmaları putları tarafından verilen bir hak. Kuran ve onun tamamlayıcısı hadislerle bu kanıtlanmış bir şey.

 

31 minutes ago, marechal1 said:

Tanrı'nın söylemesi önemlidir.

 

Bir toplumda bir olay kötü, başka bir toplumda da iyi olabilir. Evrensel değil yani. Ama Tanrı söyledi mi, insan öldürmenin evrensel bir şekilde kötü olduğunu anlıyoruz.

 

Yani tamamen keyfi bir şey, herhangi bir akılcı, mantıklı bir nedene dayanmıyor, her hangi bir standartı yok, tutarlı olmak, rasyonel olmak gibi bir derdi yok. Tanrı istediği eylemi iyi veya kötü olarak değerlendirebilir. Mesela bir çocuğu bana kurban edeceksiniz diyebilir, tam bir despot.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
51 dakika önce, sağduyu yazdı:

Yani tamamen keyfi bir şey, herhangi bir akılcı, mantıklı bir nedene dayanmıyor, her hangi bir standartı yok, tutarlı olmak, rasyonel olmak gibi bir derdi yok.

 

Kime göre akılcı, kime göre nedensel, kime göre standart, kime göre tutarlı, kime göre rasyonel?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
52 dakika önce, sağduyu yazdı:

onların baskı, katliam ve zulüm yapmaları putları tarafından verilen bir hak. Kuran ve onun tamamlayıcısı hadislerle bu kanıtlanmış bir şey.

 

 

Kur'an'dan bir kanıt getirsene. Tevbe 5 gibi artık klişeleşmiş şeyleri getirme ama. Kur'an'ın bir yerinde bana ''insanları katledin, yakın yıkın tecavüz edin serbesttir'' diyen bir ayet getir lütfen.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, marechal1 said:

Yahu kardeşim, bir insan müslüman olmadan da mükemmel biri olabilir, ahlaklı hatta dünyanın en iyi insanı bile olabilir. Ben ondan bahsetmiyorum. Sizin ''Ahlak Temeli''niz nedir onu merak ediyorum da neyse iş kısır döngüye girdi.

 

Öyle yağma yok mareşalim. Meselenin ve zurnanın "zırt" dediği yer işte tam da burası.

Bir insan müslüman olmadan ya da din olmadan da iyi olabilir diyorsan, zaten kendi sorduğun sorunun cevabını kendin vermiş oluyorsun işte. 

Temel de bu. Ahlakın temeli.

Bir insan müslüman ya da din olmadan da iyi olabiliyorsa eğer, işte ahlakın kaynağı budur. O iyiliği ya da edimleri sağlayan neyse "o"dur.

 

Meselenin kısır döngüye girdiği yok. Ya da giriyorsa eğer, siz teistler açısından kısır döngüye girip, elinizde patlıyor işte.

Ya din olmadan ahlaksız bir hiç, aşağılık bir varlık olduğunuzu kabul ve de ilan edeceksiniz. Veyahut ahlakın seküler dünyada da kaçınılmaz bir temeli olduğunu.

Bak aradığım şeyi sana zaten verdim zaten. Yanlışlıkla öbür başlığın altına koymuşum. Bir oraya bi buraya yazınca bizim bünye de şaşırdı tabi..Buyur:

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/69411-karikateistin-i̇ddiasına-cevap-20-38/&do=findComment&comment=1488976

 

Ha o başlığın altında da görmüş olmalısın bunu. Ama nedense(!) pas geçmişsin diyelim..

 

2 hours ago, marechal1 said:

Tanrı'nın söylemesi önemlidir.

Bir toplumda bir olay kötü, başka bir toplumda da iyi olabilir. Evrensel değil yani. Ama Tanrı söyledi mi, insan öldürmenin evrensel bir şekilde kötü olduğunu anlıyoruz.

Esenlikler, iyi akşamlar sizlere..

 

Bu iş o kadar basit değil işte. Tanrının söylemesi önemlidir bu kadar mı? Çıka çıka bu mu çıktı? Cevabının mealini ben yazayım: Cevap yok!

Başlı başına ve kallavi bir ikilemdir bu. Yukarısı sakal, aşağısı bıyık. Ama zaten kast edilenin ne olduğunu kavrayabilecek kapasitede olsaydın eğer, değil böylesine basit kıytırık bir cevap vermek, bu soruyu sen sorardın asıl..

 

Tanrı söyledi mi hiçbir pok anlamış olmuyor, Pavlov'un sustalı köpeği gibi sana verileni kabul etmiş oluyorsun sadece. Yani ortada bir temel memel, temellendirilmiş ahlak falan olmuyor yine. Sadece yukarıdan gösterilen sopaya binaen uyulmuş kurallar oluyor. Yani sahte bir ahlak. Bir çeşit çıkar ilişkisine gebe. Ayrıca bu noktada, benim imzamı bir kez daha okumanı öneririm.

 

Bak Kant efendi ne demiş bu hususta: Şayet insan sır tanrı öyle istediği için tanrıya itaat etmekle mükellefse, o zaman talep edilen bu itaat, her türlü ahlaki zeminden uzaktır. Kim ahlaka her şeye gücü yeten bir tanrı uğruna itaat ediyorsa, iyiyi "iyilik" gereği yapmıyor demektir. Bu gerçek bir ahlak değildir. Sadece ahlak maskesi giymiş bir tür uşaklıktır.

 

Özetle şu denebilir: Gerçek olan ahlak ateistinkidir. Ne kadar gerçek olabilirse o kadar. Ama temelleri "gerçek" ve kendisi "samimi".

Teistinki ise sahtedir. Kaynağı da, kendisi de, başı da, sonu da..

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, marechal1 said:

 

Kime göre akılcı, kime göre nedensel, kime göre standart, kime göre tutarlı, kime göre rasyonel?

 

Bunu Allah'ına soracaksın, bana değil. Allah ahlak kurallarını kendi keyfine göre mi belirliyor yoksa emrettiği kuralların bir nedeni, mantığı var mı? Mesela şunu yapmalısın nedeni şu, şunu yapmamalısın nedeni de budur gibi bir mantıklı, akla yatkın bir neden belirtiyor mu?

 

Kehf 74, 80. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”

 

Bu ayetlerde Allah masum bir çocuğu adamına öldürtmüş, başka ayetlerde de sürüyle kavmi çoluk çocuk, bebek demeden yok etmiş. Şimdi Allah bunları yaptığı zaman iyi mi oluyor yoksa kendi keyfine göre davranan bir despot mu?

 

1 hour ago, marechal1 said:

 

Kur'an'dan bir kanıt getirsene. Tevbe 5 gibi artık klişeleşmiş şeyleri getirme ama. Kur'an'ın bir yerinde bana ''insanları katledin, yakın yıkın tecavüz edin serbesttir'' diyen bir ayet getir lütfen.

 

Tevbe 5'i sen de öğrenmişsin, aferin, bak senin bile aklına zulüm, baskı, katletme deyince Tevbe 5 geliyor. Nasıl da tanıyorsun malını.

 

Sadece Tevbe 5 değil, Tevbe suresinin tamamı insanların arasına kin ve nefret tohumları eken, müslümanları kendilerinden olmayanlarla savaşa teşvik eden, baskı, zulüm ve katletme emreden ayetlerle dolu.

 

Tevbe 111. Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.

 

Üstelik bunu yapanlara ödül bile vaat etmiş, benim için öldürün ve ölün size cennet demiş. Yani put size kiralık katil muamelesi yapıyor.

 

Tevbe 38- . Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

 

Bunlar da müslümanları savaşa teşvik eden ayetler, bir de tehdit ediyor put, eğer savaşmazsanız hepinizi kebap yaparım diyerek.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.06.2019 at 21:14, KuranMumini2698 yazdı:

İslam’da Şiddet

 

Tevbe 5’den önceki ayetleri okuduğun zaman Tevbe Suresi’de geçen “savaş ayetlerinin” savunma savaşı olduğunu anlarsın.

 

Maide 33’ün Arapça’sını okuduğunuz zaman emir cümlesi olmadığını göreceksiniz. Eğer emir cümlesi olsaydı kelimenin başında “elif” harfi olurdu ama Maide 33’de böyle bir şey yoktur. Bknz(96:1) bu ayeti okuduğunuzda “ikra” kelimesi geçer ve emir cümlesidir ve başında “elif” harfi vardır ama Maide 33’de böyle bir şey yoktur.

 

Nisa 90’daki ayeti okuduğun zaman savunma savaşı olduğunu göreceksin.Nisa 90’da “Ancak, aranızda antlaşma olan topluma sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç.” Ayetini okuman gerekir yoksa ayetleri bağlamında koparırsan ayeti tahrif etmiş olursun.

 

Muhammed 4’de “boyunlarını vurun” diye bir cümle yoktur. Eğer “boyunlarını vurun” olsaydı Arapça’sı “unuku federbe” olacaktı. Ayette “kontrol/gözetleme yerlerini vurun” demektedir. Ayette “ boyunlarına” diye çevirdikleri kelimenin Arapça karşılığı “rikab”dır. Kur’an’da “rikab” kelimesi hep “gözetleme” anlamına gelir. BKNZ(4:1,5:117,9:8,9:10,11:93,28:18,33:52,44:10,50:18,54:27) bu ayetlerde “rikab” kelimesi geçer . Hatta Allah’ın isimlerinden biride “Er Rakib”dir.

Er Rakib: Her şeyi gözetleyip denetleyen; kontrol eden demektir.

 

Enfal Suresi 56 ve 61.ayeti okuduğun zaman savunma savaşı olduğunu göreceksin. Ayetleri bağlamından koparmayalım.

 

Bakara 190’da “Sizinle savaşanlara karşı siz de Allah yolunda onlarla savaşın” cümlesi geçiyor. Ayette anlaşıldığı gibi Müşrikler, Mü’minlere saldırdığı için Mü’minler kendilerini savunacaklar. Bakara 191’de “Sizinle savaşmadıkça onlarla savaşmayın. Size saldırırlarsa siz de onlara saldırın.” Bu ayettede apaçık anlaşıldığı gibi savunma savaşıdır.

 

Kur’an’daki “kısas ayeti” insanları korunması içindir.

5:38’deki ayette ise caydırıcı ceza olsun diye böyle bir hüküm vardır.  5:38’deki geçen kelimenin Arapça karşılığı “fektau” kelimesidir ve Kur’an’da geçtiği bütün ayetlerde mecazi anlamda geçmektedir. BKNZ:2:166-2:27-3:127-6:94-6:45-7:72-8:7-9:110-9:121-13:25 ayetlerde “kesmek” kelimesi kullanılıyor ve hep mecazi anlamda kullanılıyor.

 

4:34 ayetinde geçen “darabe” kelimesi birçok anlama gelmektedir. “Darabe” kelimesi “dövmek-vurmak-terk etmek-çalmak-dolaşmak” ve daha birçok anlama gelir. 73:20-2:273-3:156-4:101-5:106 ayetlerde “darabe” kelimesi geçer ve “çıkmak/terk etmek/seyahate çıkmak” gibi anlamlara geliyor. Bu ayette “dövün “ dememektedir. Bu ayette “terk edin” anlamı verilmesi gerekir.

 

 

 

İslam’da Kadın

 

Necm Suresi’nde Kadın Tanrıça olan “Lat-Menat-Uzza”dan bahsetmektedir. Nisa 117’de “Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.” O ayetteki dediği “dişilere tapıyorlar” cümlesinde “Lat-Menat-Uzza” kastetmektedir.

 

Miras ayetleri “Allah’ın emri” değildir. 4:11’deki ayette “yusikumu” kelimesi geçer ve anlamı “tavsiye eder/öğütte bulunu” anlamlara gelir. Allah’ın emri vasiyettir. Kur’an’da birçok ayette Erkeğin maddi durumunu zora sokacak ayetler mevuttur.  Kur’an’da boşandığın zaman erkek, kadına “nafaka” verir ve çocuklarına ve kadına bakmakla yükümlüdür. Kocası öldüğü zaman 1 yıl oturduğu ev onun olacaktır. Erdemli insanlarda onun geçimini sağlayacaklardır. 65:6-65:7-2:233-2:241 ve daha birçok ayette kadına tanına maddi haklar mevuttur. Yani Kur’an kadınlara verdiği maddi hakları ve erkekleri zora soktuğu maddi hakları Miras konusunda eşitlemektedir.

Ahzab Suresi’nde dediği kişiler “Peygamber’in kadınları” bahsetmektedir.

Ayette “bir derece farklıdır” demektedir. Kur’an’a göre kadın-erkek  eşittir.BKNZ(3:195,49:13)

Kur’an’da çok evlilik olayı keyfi bir durum değildir. Birçok erkek, savaşlar yüzünden öldükleri için kadınları dul kaldıkları için Kur’an böyle bir çözüm bulmuştur. O ayetti dikkatli okuduğunuz zaman Allah’ın tavsiyesi/önerisi tek eşliliktir.

4:34 ayetinde geçen “darabe” kelimesi birçok anlama gelmektedir. “Darabe” kelimesi “dövmek-vurmak-terk etmek-çalmak-dolaşmak” ve daha birçok anlama gelir. 73:20-2:273-3:156-4:101-5:106 ayetlerde “darabe” kelimesi geçer ve “çıkmak/terk etmek/seyahate çıkmak” gibi anlamlara geliyor. Bu ayette “dövün “ dememektedir. Bu ayette “terk edin” anlamı verilmesi gerekir.

Ayette “TARLA” olarak Türkçeye çevrilen “hars” kelimesinin klasik sözlüklerdeki ( Müfredat ve Lisan-ül Arab gibi ) öncelikli anlamı KÜLTÜR dür. Kadınlarınız SİZİN tarlanızdır” mealinde çevrilen Bakara 223.ayette geçen “siz” vurgusu “erkeklere işaret etmez. SİZ’den kasıt bütün toplumdur. Erkek merkezli anlamlandırmalarda bu şekilde düşünülmediğinden , bu ayet cinsellik içeren bir gözle açıklanmaya çalışılmış ve vahim bir hataya imza atılmıştır. Oysa her toplumda , o toplumun genel seviyesini ve gelişmişlik ve uygarlık seviyesini en basit haliyle gözlemlemenin  yolu o toplumda yaşayan kadınların durumuna bakmaktır. Kuran’da güzel bir bitkiye benzetilen kadınlar, sosyal hayatta da gerçekten o toplumun hem kültürüne maddi olarak katkı verirler ve hem de ayette HARS kelimesinin diğer bir anlamı olarak da bir TARLA gibi gelecek nesillerin yetişmesi adına çok büyük vazifeler alırlar. Toplumun dışına itilmiş, iş ve sosyal hayatta yeri olmayan kadının bu görevi yeterince yapamayacağı açıktır. Ayrıca yeterince eğitim ve kültürden nasibini alamamış kadının kendi çocukları için ilk ve en önemli kültür ve ahlak öğretmeni olması işini de yapamayacağı da çok açıktır. Özetle KADIN gelecek nesilleri yetiştiren bir TARLA ve toplumun kültürüdür.

 

Kur’an’daki dediğiniz şahitilik sadece ticaret konularında geçerlidir. İki kadın şahit bulma hükmünün gerekçesi, kadınlardan birinin unutma veya karıştırma ihtimalidir. Kuran’ın sadece ideal şartlar için değil, tüm şartlarda geçerli olabilecek esneklikte ve kapsamda indirilmiş bir kitap olduğunu hatırlayalım.

 

Bugünün modern ve gelişmiş toplumlarında; genel olarak kadınların erkeklerle aynı eğitim düzeyinde olduğu ve ticari konularda benzer tecrübeye sahip olma ihtimalinin kuvvetli olduğu söylenebilir.

 

Ancak; modern toplumlarda bile aynı işi yapan kadınlar erkekten daha düşük ortalama maaş almaktadır. Yönetim seviyesinde üst kademelere bakıldığında ise, erkek nüfusu kadına oranla çok daha fazladır.

 

Modern toplumlarda bile durum böyleyken; az gelişmiş toplumlarda durum daha da dramatik bir hal almaktadır. Kadınların eğitim seviyesinin düştüğünü, iş / ticaret tecrübesinin azaldığını görüyoruz. Gelişigüzel seçilmiş on erkekten belki sekizi ticaretten iyi anlarken, on kadından belki ikisi ticaretten anlayacaktır.

 

Karışık bir borç / ticaret anlaşmasının şartlarını doğru bir şekilde hatırlamak söz konusu olduğunda; bu işlerle her gün uğraşan bir erkek şartları doğru hatırlayabilecekken, bu işlere uzak kalmış bir kadın doğru hatırlamakta zorlanabilir.

 

Bu yüzden; kadının şaşırma / doğru hatırlayamama ihtimalinin olduğu gerekçesi de ilave edilerek, bir kadın yerine iki kadın şahit tutulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu hüküm, kadın – erkek arasındaki eşitsizliğe veya erkeğin üstünlüğüne işaret etmez. Kadının unutma ihtimalinin gerekçe olarak verilmesi, bu anlamda incelikli bir noktadır. Ortalama bir kadın ve erkek, birbirine karşı farklı üstünlüklere ve zayıflıklara sahiptir.

 

İslam’da Sübyancılık

Ayette “henüz” kelimesi ayete sıfırdan eklenmiştir. Bu ufacık ekleme de manayı tamamen değiştirmiştir. “henüz adet görmeyen” denildiğinde akla tek şey gelir. O da ergenliğe ulaşmadığı için henüz adet görmemiş çocuklar! oysa durum farklıdır.

 

Henüz adet görmemiş diyebilmek için ayette “ellaaiii lemma yahıdne” kelimesinin geçiyor olması gerekir. Ancak ayette “lem yahıdne” ifadesi geçer. Ayette, adetten kesilmiş, yani menopoz dönemine girmiş kadınların bekleme süresi 3 ay deniyor. 3 ay beklemenin sebebi nedir? kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasıdır. adet görmeyen çocuk hamile kalabilir mi? hayır. O zaman 3 ay beklemesine de gerek yoktur. Hamile kalan kadın adet görmez. Ancak hamile olduğunun anlaşılması süre alır. Bu durumda olan kadınlar için de bekleme süresi 3 aydır. Hamileliği kesin olanlar ise doğuma kadar bekler.

Meallerde adet görmemiş kızlar olarak çevrilen “vellai lem yahidne” ifadesidir. Ayrıca ayette geçen “nisa” kelimesi kuran’da yetişkin kadınlar için kullanılan bir kelimedir. Adet görmeyen kişi eğer çocuk olsaydı o zaman ” vildan, veled, benat…”kelimelerinin geçiyor olması gerekirdi. Ancak ayette yetişkin kadınların tanımlandığı “nisa”kelimesi geçmektedir. Ve olması gereken doğru çeviri de aşağıdaki gibidir.

65:4- menopoz dönemine girerek aybaşından kesilen kadınlarınıza gelince, kuşkunuz varsa, bekleme süreleri üç aydır. aybaşı hali görmeyen ve gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer. kim allah'ı dinlerse, onun işini kolaylaştırır.

 

Nebe 33’de “Gögüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar” diye bir cümle yoktur. Arapça’da “göğüs” kelimesi “sadr”dır. Ayette “sadr” kelimesi geçiyor. Ayette “kızlar/kadınlar” kelimesinin Arapça’sı “nisa”dır ama ayette öyle bir şey yoktur. Sünni çeviri yapanlar ayeti uydurmuşlar.

Ayetin Arapça’sında “kevaibe” kelimesi geçer ve anlamı “eş/eşler” anlamına gelir. Ayette “etraben” kelimesi geçer anlamı “bir birine denk” anlamına gelir. Ayetin gerçek çevirisi şudur:

78:33- Birbirine denk eş/eşler.

İslam’da Hırsızlık

Enfal suresinin ilk ayetinde “kulil enfâlu lillâhi ver resûl” ifadesi vardır. Ayet cümle olarak: Enfal(ganimetleri) soranlara cevap olarak de ki: Onlar Allah ve peygamberedir denmektedir. Yani etraftaki insanlar ganimetlerin ne olacağını peygambere sormaktadır. Kuran da buna cevap olarak: “onlar Allah’a ve peygambere” demektedir.

 

Burada “ganimetler Allah’ındır ve peygamberindir” denmemektedir. Allah’adır denmektedir. Bunun manası da “ganimetlerin hükmü Allah’a ve resulüne aittir” cümlesi olmalıdır. Allah ve peygamber iki ayrı hüküm kaynağı değildir, zaten “resul” demek elçi demektir.

 

“Allah ve resulünün emri” demek: Allah’ın emredip resulünün getirdiği emir demektir. Allah ile resulü ortak bir karar almamaktadır. Çünkü böyle olsaydı Allah ve Muhammed derdi. Ancak Muhammed’in buradaki fonksiyonu “resul” olması yani Mesaj getirme özelliğidir.

Kısacası “Ganimetleri soruyorlar, onların HÜKMÜ Allah ve resulünedir. Yoksa “ganimetin kendisi” değildir.

 

Diğer ayetlerde (41. ayet) de ganimetin kendisi kastedilerek 1/5’i Allah’ındır denmiştir. Burada Allah, resulü bir müessese ve devlet hükmündedir. Çünkü ganimet için “hüküm” tamamen devletin(Allah ve resulü); miktarın da beşte biri devletindir. Gerisi diğerlerinin olur. Bu beşte bir de, peygambere, yakınlarına, yetimlere ve muhtaçlara dağıtılacaktır. Yani karar organı olan Resul(devlet gibi) bunları Allah adına(bu yüzden Allah ve resul denir) ganimetteki hükümde tek hakimdir, payda 5’te bir hakimdir. Gerisi diğer hak sahiplerine verilir.

 

Diğer ayette de gördüğümüz gibi bu kazançların beşte biri de yine toplumda ihtiyaç sahiplerinin gereksinimlerine harcanmak üzere Allah ve resulune ( devlet sistemine) aittir.

 

Kısaca söz konusu iki ayet arasında asla bir çelişki bulunmamakta ve toplumda oluşan bu tarz kazançların ihtiyaç sahiplerine verilmek amacıyla beşte birinin alınması şeklinde de modern dünya ile de çok uyumlu bir sistem oluşturulmuştur.

İslamda Cariye (Kadın Köle)

23:6-33:52-4:24-33:50-24:33-70:30  ayetlerin Arapça’sında “yeminuke/eymanukum” kelimesi geçer ve bunu “ellinizin altındaki cariyeler” diye yanlış bir çeviri yapıyorlar. Ayetlerde geçen “yeminuke” kelimesi anlamı “yemin” demektir. Türkçe diline geçmiş bir kelimede bile tahrif yapıyorlar. Ayetlerde geçen “eymanukum” kelimesi “yemin” kelimesinin çoğuludur. Kur’an ayetlerinde geçen“yeminuke/eymanukum” kelimesi hep yemin/sözleşme/anlaşma olarak kullanılır. BKNZ(2:224-2:225-3:77-4:33-5:53-5:89-5:108)

Savaş Ayetleri

tevbe suresi 29.ayet: kendilerine kitap verilenler arasından, allah'ı ve ahiret gününü onaylamayan, allah'ın ve elçisinin yasakladığını yasaklamayan ve gerçek dine uymayan kimselerle boyunlarını eğip elleriyle karşılık verinceye kadar savaşın.

 

tevbe suresi 123.ayet: ey gerçeği onaylayanlar, sizi kuşatıp saldıran kâfirlerle savaşın. sizde sertlik bulsunlar. bilin ki allah erdemlilerle beraberdir.

 

tevbe suresi 111.ayet: allah gerçeği onaylayanların canlarını ve mallarını bahçe karşılığında satın almıştır. allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. bu, o'nun tevrat'ta, incil'de ve kuran'da verdiği bir sözdür. verdiği sözü, allah'tan daha iyi kim yerine getirebilir? öyleyse bu alışverişinizden dolayı sevinin. en büyük başarı budur.

 

tevbe suresi 41.ayet: hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

 

ve daha birçok tevbe suresi'nde savaşdan bahsetmektedir. tevbe suresi'nde geçen savaş ile ilgili ayetlerin hepsi savunma savaşıdır.

 

tevbe suresi 1.ayet: bu, allah ve elçisinden, kendileriyle anlaşma yapmış bulunduğunuz putperestlere bir ültimatomdur.

 

tevbe suresi 12.ayet: anlaşma yaptıktan sonra antlarını bozar ve dininize saldırırlarsa, o inkârcılığın önderleriyle savaşın; çünkü onların andı artık geçersizdir. belki vazgeçerler.

 

tevbe suresi 13.ayet: yeminlerini bozan, resulü yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? üstelik size saldırıyı ilkin onlar başlattı. korkuyor musunuz onlardan? eğer mümin kişilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, allah'tır.

 

yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi müşrikler anlaşmayı bozmuşlar ve müslümanlar kendini savunmak için savaş yaptılar.

 

enfal suresi 60.ayet: onlar için elinizden gelen kuvvet ve atlı birlikler (savaş araçları) hazırlayıp seferber edin. böylece onlarla allah'ın düşmanlarını, düşmanlarınızı ve onlardan başka bilmediğiniz, ancak allah'ın bildiği kimseleri caydırırsınız. allah yolunda ne harcarsanız size tam olarak ödenir ve hiç haksızlığa uğratılmazsınız.

 

enfal suresi 12.ayet: rabbin meleklere, "sizinle beraberim, gerçeği onaylayanları destekleyin. inkârcıların yüreğine korku salacağım. vurun boyunlara, vurun onların her parmağına" diye vahyediyordu.

 

enfal suresi 56.ayet: bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. hiç çekinmez ki bunlar.

 

enfal suresi 61.ayet: eğer barışa eğilim gösterirlerse sen de buna yanaş ve allah'a tevekkül et. çünkü o, en iyi işitenin, en iyi bilenin ta kendisidir.

 

enfal suresi'nde geçen savaş ile ilgili ayetlerde bedir savaşından bahsediyor. bedir savaşı savunma savaşıdır. yukarıdaki ayette göre müşrikler anlaşmayı bozmuşlar. müşrikler barışa eğilim gösterirlerse müslümanlar'da barışa eğilim gösterecekler.

 

hac suresi 39.ayet: kendilerine savaş açılanlara savaşma izni verilmiştir. çünkü onlar zulme uğratıldılar. allah onlara yardıma elbette kadirdir.

 

hac suresi 60.ayet: bu böyledir. kim, kendisine uygulanan haksızlığa karşı aynı şekilde karşılık verir de bundan dolayı da kendisine saldırılırsa allah ona yardım edecektir. elbette allah affedendir, bağışlayandır.

 

ahzab suresi 25.ayet: allah inkârcıları öfkeleriyle birlikte elleri boş olarak geri çevirdi. allah böylece gerçeği onaylayanları savaştan esirgedi. allah güçlüdür, üstündür.

 

ahzab suresi 26.ayet:ve kitap halkından onlara destek olanları kalelerinden indirdi ve yüreklerine korku düşürdü. bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da tutsak alıyordunuz.

 

ahzab suresi 27.ayet: sizi onların toprağına, evlerine, paralarına ve henüz ayağınızı dahi basmamış olduğunuz topraklara mirasçı kıldı. allah her şeye gücü yetendir.

 

ahzab suresi'ndeki savaş ayetleri savunma savaşıdır.

 

ahzab 9.ayet: ey gerçeği onaylayanlar, size ordular saldırdığı zaman, üzerlerine bir rüzgar ve görmediğiniz orduları gönderen allah'ın size yaptığı iyiliği hatırlayın. allah yaptığınız her şeyi görendir.

 

bakara suresi 191.ayet: onları yakaladığınız yerde öldürün; onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. fitne / baskı ve bozgunculuk, öldürmekten daha kötüdür. mescid-i haram'da, onlar sizinle çarpışmaya girinceye kadar siz de onlarla çarpışmaya girmeyin. eğer sizinle çarpışmaya girerlerse siz de onları öldürün. işte böyle verilir küfre sapanların cezası!

 

yukarıdaki ayet savunma savaşıdır.

 

bakara suresi 190.ayet: sizinle çarpışmaya girenlerle allah yolunda siz de çarpışın. ama haksız yere saldırmayın / çarpışmada zulme sapmayın. çünkü allah, sınır tanımaz azgınları sevmiyor.

 

kur'an'daki savaş ile ilgili ayetlerin hepsi savunma savaşıdır. kur'an'da din konusunda savaşmayan kişilerle dostluk yapılır.

 

mumtahine 60.ayet: allah, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. allah adaletli davrananları sever.

 

kur'an'da başka bir topluluğa kin duyarsan bile adaletli davranman gerekir.

 

maide suresi 8.ayet: gerçeği onaylayanlar! allah için adaleti gözeterek tanıklık edin. bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. adaletli davranın; bu erdemliliğe daha yakındır. allah'ı dinleyin. allah yaptıklarınızı haber alır.

 

anlaşma yapılan kişilerle savaşılmaz.

 

nisa suresi 90.ayet: ancak sizinle aralarında antlaşma olan bir topluma sığınanlarla, kendi toplumlarıyla yahut sizinle savaşma konusunda yürekleri yetersiz kalıp da size gelenlere dokunmayın. allah dileseydi onları elbette sizin üstünüze salardı, onlar da sizinle mutlaka savaşırlardı. o halde, sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış eli uzatırlarsa, artık allah size, üzerlerine gitmek için bir yol vermemiştir.

 

kur'an'daki savaş savunma savaşıdır. anlaşmayı bozan kişilerle savaş yapılır. zulme uğradığın zaman savaş yapılır. kur'an'da saldırı savaşı yoktur.

 

muhammed suresi 4.ayet: savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınızda kontrol merkezlerini vurun. sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın. allah dileseydi sizi savaş derdinden kurtarırdı; ancak o sizi böylece birbirinizle sınamaktadır. allah yolunda öldürenlere gelince, onların yaptıklarını boşa çıkarmayacaktır.

 

savaşta esir aldığın kişileri fidye veya karşılıksız serbest bırakılır.

 

Çok Eşlilik

 

Kur’an’da çok evlilik olayı keyfi bir durum değildir. Birçok erkek, savaşlar yüzünden öldükleri için kadınları dul kaldıkları için Kur’an böyle bir çözüm bulmuştur. O ayetti dikkatli okuduğunuz zaman Allah’ın tavsiyesi/önerisi tek eşliliktir.

Ahzab 50’deki ayet Muhammed’in aleyhine bir ayettir. Çünkü Muhammed’e “amcanın kızları-halanın kızları-dayının kızları-teyzenin kızları” evlenmesi zaten Mü’minlere helaldir. Ahzab 52’yi okuduğunuz zaman Muhammed bunların dışındakilerle evlenmesi yasaktır.

 

23:6-33:52-4:24-33:50-24:33-70:30 ayetlerin Arapça’sında “yeminuke/eymanukum” kelimesi geçer ve bunu “ellinizin altındaki cariyeler” diye yanlış bir çeviri yapıyorlar. Ayetlerde geçen “yeminuke” kelimesi anlamı “yemin” demektir. Türkçe diline geçmiş bir kelimede bile tahrif yapıyorlar. Ayetlerde geçen “eymanukum” kelimesi “yemin” kelimesinin çoğuludur. Kur’an ayetlerinde geçen“yeminuke/eymanukum” kelimesi hep yemin/sözleşme/anlaşma olarak kullanılır. BKNZ(2:224-2:225-3:77-4:33-5:53-5:89-5:108)

 

İslam ve Demokrasi

42:38 ve 3:159 ayetlerini okuman gerekir.

Casiye-Maide Suresi’ndeki verdiğin ayetlerin devlet yönetimi ile ne alakası var ? Verdiğin ayetlerin dini konularla alakası vardır.

 

Arabın İran da İspanya da ne işi vardı ? gel Endülüs'ü kur diye ispanyollar mı davet etti arabı ? İranlılar yani "Farslar" arap aşığımıydı .  ?  Adalet timsali Ömere niye lanet okuyorlar araştır.Ömer İran/ Fars medeniyetinin köküne kibrit suyu dökmüş...adalet sana saldırmayanların ülkelerini işgal etmekse Ömer adalet timsali diyelim.

Aslında senin zihiniyetine göre olaylar şöyle gelişmiş olmalı : İranlılar "Zerdustluk" ten sıkılınca Ömerin teklifini kabul ettiler ve toplu halde müslüman oldular.

Benzer misali Türkler,Kürtler ve islamlaştırılan diğerleri için de düşünebilirsin.

Allah gidin savaşın diyerek "sorun" yaratıyor ,sonra cariye sistemiyle "sorun" u hallediyor.savaşı emretmeseydi "sorun" çıkmazdı.

Cemel,Siffin savaşlarını önlemeye gücü yetmeyen Kuran kelimeleri tartışma konusu yaparak hümanist hale dönüştürülemez.siz reformistler 1400 sene once yaşasaydınız ilmin kapısı dedikleri Ali ile en çok hadis rivayet eden Muhammed'in en sevdiği eşi Ayşe ye bile kelimeleri yanlış anlıyorsunuz derdiniz.

tarihinde fezadabirtürk tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...