Jump to content
HATEM

MÜZİĞİN DERİNLİKLİ ANLAMLARI ve SEÇTİĞİM MELODİLER...

Recommended Posts

On 01.07.2019 at 02:04, HATEM yazdı:


Müzik, Zâhidin Zühdünü,, Fâsığın da Fıskını artırır.
Meselâ ekmek yemek haramdır diyebilir miyiz? Aslında denilebilir.
Denilebilir ki, Kötü insânlar ekmek yemesin.
Niye? Çünkü kötü insânlar yedikleri ekmekten aldıkları enerjiyle kötülük yapıyorlar. O halde ekmek yemesinler, doğru... İyi insânlar ekmek yesin.
İyi insân müzik dinlediği zamân faydalı şeyler düşünür Yüce işlere varlığında kapı açar. Kendisindeki güzellikler uyanır.
Kötü insân sevdiği müziği dinleyince kötülükleri ivmelenir.

İçki için de aynı şeyi söylüyorlar (hz. Mevlânâ). İyi insânın iyiliğini kötünün de kötülüğünü artırır diyorlar.
Ama içki için, İyi insânlar İçki içebilir diyebilir miyiz? Bir Sünnî olarak ben diyemem. Niye?

İyi bir insân, içki içtidğinde başkasına zarâr vermez, iğneleyici konuşmayla bile zarâr vermez. Neşelenir, Güldürür. Sızar.
Ama İçkiyle kendine zarâr verir, Aklına ve nesline zarâr verir... İçki içmek  kesinlikle harâmdır. Ma'nevî sarhoşluk (sekr) hâlini veren kutlu içkiden bahsetmiyorum.
Müzik de aslında aynıdır. İyi bir insân, irfân ehli bir insân müzik dinlediğinde iyilik yönünde şevki ve azmi artsa da,, değişik yönlerden zarâr görür.

Ledünnî ilim açısından müziğin önemli bir zarâr çağırıcı özelliği vardır. Ne demek istiyorum?
Anlatma fırsatı bulursam anlatacağım, Müzik, Hakk'a kadar varan muhteşem sırrlar ihtivâ eder.
İnsicâm, âhenk, matematik, kimyâ simyâ hepsi müzikte var.
Bu anlamda Müzik, Gündüz gibidir. Veyâ Gülmek gibidir. Veyâ müzik Düzendir.
Ama Gündüzün ardından Gecenin gelmesi muhakkaktır.
Dolayısıyla, Müziği gören ledünnî ilim sâhibi ârif kişi, Müzik dinlemenin ardından,,  Gecenin veyâ ağlamanın veyâ Kaosun ortaya çıkacağını anlar.

Neyse çok şeyler yazılabilir, Gıdım gıdım anlatmak belki daha tatlı olur...

Müzik Dinlememden Sünnî olmadığım kanâatine varman yanlış.
Sünnî olduğum kanâatine seni hemen ulaştırayım.

Edip Harâbî diye bir kendini bilmez var. Vardı...
İçki bize harâm değil size harâm diyor.
Dinleyen sünnîler de zannediyor ki adam ma'nev'i sekr hâllerinden (sarhoşluktan) falan bahsediyor. Değil,
Adam resmen Üzüm suyundan (alkolden) bahsediyor.
 

 

Muzik zikir meditasyon hipnoz  gibi  uyuşturucudur.

Beyin aynı anda iki şeyi düşünemez.

Beyin kolay olanı beyni yormayan eylemi seçer.

Dikkatini tek noktaya toplarsan duyu organların diğer uyaranları dikkate almaz.

Her insanda işe yaramıyor.

Ağrı duyumunu ortadan kaldırıp narkozsuz ameliyat olanlar var.

Örneğin Ben tinnitus hastasıyım.

Sabit frekansda şiddetli ses duyuyorum.

Onu baskılamak için   aynı frekans ve aynı şiddette ses dinlemem gerekiyor.

Tavsiye edilen zikir hipnoz  meditasyon  uygulamaları bende işe yaramıyor. 

Bildiğin kuvvetli bir zikir var mı?

Belki senin tavsiyen işe yarayabilir.

 

 

 


 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, mirasyedi yazdı:

Muzik zikir meditasyon hipnoz  gibi  uyuşturucudur.

Beyin aynı anda iki şeyi düşünemez.

Beyin kolay olanı beyni yormayan eylemi seçer.

Dikkatini tek noktaya toplarsan duyu organların diğer uyaranları dikkate almaz.

Her insanda işe yaramıyor.

Ağrı duyumunu ortadan kaldırıp narkozsuz ameliyat olanlar var.

Örneğin Ben tinnitus hastasıyım.

Sabit frekansda şiddetli ses duyuyorum.

Onu baskılamak için   aynı frekans ve aynı şiddette ses dinlemem gerekiyor.

Tavsiye edilen zikir hipnoz  meditasyon  uygulamaları bende işe yaramıyor. 

Bildiğin kuvvetli bir zikir var mı?

Belki senin tavsiyen işe yarayabilir.


Geçmiş olsun. Zor bir durum.
Benim bilgiler teorik, pratikte ihtisâsa eremedik.
Önerebileceğim, bildiğim doğrudan anahtar bir zikir yok.
Bilgisizce çekilen zikirler zarâr da verebilir.
Nötr, olması bakımından "Lâ ilâhe illAllah" zikrinde ve çok çekilmesinde bir sorun olmaz.

Benim de büyük bir problemim var, maddî bir hastalık değil.
Çok rütbeli bir kişiden ben reçeteyi aldım. Daha uygulamadım. Fakat İnşAllah müslümân olduğum için İnşAllah severek uygulamam kolay.

Senin için nasıl olur bilmiyorum.

Reçete şu;
Kara Davud diye bir kitap var. İçinde Peygamber Efendimiz için bütün salâvatlar var,, açıklamalar  da var. Kalın bir kitap.
Bu salâvatların kesin bir tânesi, ism-i â'zam. Fakat kitabın içinde gizli.
Bu salâvat ile, çözülmeyecek problem yok...

Gerçi bu kitap, kitap kategorisinden öte bir şey. Bu kitaptaki salâvatları okuyanlar maddî sıkıntı çekmiyorlar, umdukları her şeye erişiyorlar.
Çünkü Bütün varlığın anahtarı (Fâtiha) Peygamber Efendimiz ve her anahtar Peygamber Efendimizin elinde.

İnşAllah arapça transkripsiyon salavatlarla birlikte bu Ramazan, kitabı okumalıyım.
Okurken, Edep çok önemliymiş, yatakta olmaz. Bilgisayardan telefondan olmaz.
Yerde diz çökerek okumak masada okumaktan daha iyiymiş. Ve Abdest şart.

Kara Davud Kitabının önsözünden bir alıntı yapıyorum:

Kuzeyini Akdeniz'e, batısını Atlas Okyanusuna veren Fas, şirin bir ülkedir, burada Araplar, Berberiler, Tuaregler birlikte yaşarlar. Hepsi de mert insanlardır, dost canlısıdırlar. Ancak yörede töreler çok güçlüdür, bu yüzden zaman zaman manasız çatışmalar çıkar. Hicri 870 yılında doğan Şerif Muhammed, Süleyman Cezûlî gibi eli öpülesi bir büyüğün oğludur ve babasına lâyık bir oğul olmaya bakar. Yıllarca Fes şehrinde (Saffârin Medreselerinde) tahsîl yapar. Nitekim icazetini dürüp, göğsüne koyar, doğup büyüdüğü Sus şehrine gelir, talipleri okutmaya başlar... Gelgelelim o günlerde iki kabile arasında dozu gittikçe artan bir gerginlik yaşanır. Şerif Muhammed'in sahrada dolandığı günlerde ilk kıvılcım patlar, bir tarafın adamları öbür taraftan bir genci sıkıştırıp paralarlar... Ve ok yaydan çıkar. Ölen gencin kabilesi hem güçlü, hem de kan dökücüdür, ihtimal ki bunun hesabını "fena sorarlar". Bu iklimde kılıçlar çekilmeye görsün, bir daha sükuneti sağlamak kolay olmaz. Muhammed Cezûlî kimsenin aklına gelmeyecek ve çok az insanın cesaret edebileceği bir şey yapar, "katil benim" deyip ortaya çıkar. Sürgün yılları Bir başkası olsa kan oluk olup akar ama bir Peygamber torununa saldıramazlar. Yine de aralarında tutmaz, baba yurdundan uzaklaştırırlar. Muhammed Cezûlî de bahane ile Mekke, Medîne, Kudüs gibi ilim merkezlerini dolanır, sohbetten sohbete koşar. Hak âşıklarından inci mercan toplamaya bakar. Yıllar sonra yine ata topraklarına döner. Tit şehrinde Şâzilî dervişleri arasına katılır ve Ebû Abdullah Muhammed hazretlerinden feyz almaya bakar. Dile kolay tam on dört yıl halvete çekilip kemale erer ve hocasının emrettiği yerde dergâhını açar. Talebeleri öyle çoğalır ki, on binlerle sayılırlar. Muhammed Cezûlî hazretleri bir gün bir kuyu başına varır, abdest tazelese, hararetini kandırsa iyidir ama ortalıkta su çekecek alet edevat bulunmaz. Ne çıkrık ne makara, ne ip ne kova. Şaşkın şaşkın bakınırken bir kız çocuğu görünür, yavrucak kuyuya yaklaşıp bir şeyler mırıldanır, Allahü teâlânın izni ile kuyu kabarıp taşar. Muhammed Cezûlî hazretleri kızcağıza sorar; "Sen ne yaptın da bu dereceye nâil oldun?" -Bilmem... Sadece Resûl-i ekrem'e çok salevat okurum o kadar... İyi de hangisi? Muhammed Cezûlî hazretleri o günden sonra daha fazla salevat okumaya niyetlenir.İyi ama hangi salevat? O gece sabaha kadar bir sağa bir sola döner, düşünceden uyuyamaz. Gecenin bir vakti hanımının kalktığını fark eder, kadın en güzel elbisesini giyer, en süslü tülbentini takar, dışarı çıkar. Merak bu ya izlemeye başlar. Bir ara iki aslanın ona doğru yaklaştıklarını görür ve çok korkar. Lakin hayvanlar bir kedi gibi kadıncağıza sokulur, ona muhafızlık yaparlar. Biirlikte su üstünde yürüyüp yakınlardaki adacığa çıkarlar. Kadın abdestini alır, seccadesini yayar, huşu ile namaza başlar. Ama nasıl namaz, aldığı tad, duyduğu haz öylesine bellidir ki, özenmeye başlar. Namazını bitirince ellerini açar, duasını yapar, seccadesini toplar. Muhammed Cezuli hanımından önce eve döner, uyuyor gibi yapar. Kadın sessizce gelir kocasının yanına yatar. Bir sonraki gece yine kalkar, giyinir, kuşanır, adaya koşar. Yine abdest, namaz... Yine aslanlar... Sonraki gece bir daha... Muhammed Cezûli hazretleri uzun uzun düşünür. Hanımının hallerinden habersiz gibi mi davransa uygundur, yoksa sırrını öğrenmeye mi çalışsa... Delâil-ül-Hayrât Aslında bihaber gibi durmak en iyisidir ama... Ya ufacık bir çabayla kazanılacak büyük mertebeler varsa? Nitekim cesaretini toplar, kenarından köşesinden mevzuya girip usulünce sorar: "Geceleri aslanları yanına alıp deryaları adımlayanlar, kuytu adalarda namaz kılanlar var, acaba onlar bu mertebeye nasıl ulaştılar?" - Onlar Resûl-i ekreme çok salevât-ı şerîfe okumuş olmalılar. - İyi ama hangisi? Malum yüzlerce salevât-ı şerîfe var. - Bunu söylemeye salahiyetleri var mı acaba? - Bunu öğrenmeyi ne kadar isterdim. Öyle birini bulsam ayaklarına kapanır ve... - Sözü dolandırmanıza gerek yok, siz beni takip etmiş ve sırrıma vakıf olmuşsunuz. Müsaade edin bu gece istihâreye yatayım, uygun görülürse seve seve açıklarım. Ancak açıkça söylemesine izin çıkmaz. Kadıncağız yine de bir yolunu bulur, kocasını mahrum bırakmaz. "Siz bildiğiniz salavatları yazın bakayım" der "içinde varsa var derim yoksa sesimi çıkarmam." Muhammed Cezûlî hazretleri aylarca uğraşır ve bilinen bütün selavatı şerifleri toplar. Hanımı bu kitapçığı okur ve "tamam" der, "içinde var! Hatta birkaç yerinde var!" İşte Delâil-ül-Hayrât (Hayırlara deliller) ve Meşârık-ul-Envâr (nûrların doğuşu) adlı eserler böyle yazılırlar. Kara Davut Yaklaşık 5 asır önce Kara Davud adıyla tanınan Muhammed bin Kemal İzmiti Hazretleri (Bursa'da medfundur) Delâil-ül Hayrât kitabını Türkçeye çevirir, yanına da bir şerh yazar. Dedelerimiz, ninelerimiz bu kitabı çok okur, kızlarının çeyiz sandığına koyarlar. Bir ara Cezûlî' hazretlerinin kabrinin bulunduğu belde İspanyolların eline geçer, talebeleri "hocamızı küffar elinde bırakmayalım" diyerek kabrini açarlar. Büyük veli, aradan geçen yetmiş yıla rağmen sanki canlıdır. Nurlu naaşını alıp, Merrâkûş'a (Merakeş) getirir, kabrinin üzerine bir türbe yaparlar.


 

tarihinde HATEM tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...