Jump to content
dursun

Ödül...

Recommended Posts

Bütün yaşantım boyunca çok dürüst, kimseye zerre zararı dokunmayan, Allah'ın emir ve yasaklarına uyan, peygamberin buyruklarını yerine getiren bir insan olarak, Allah'tan cennet yerine başka birşey istesem olmaz mı? Huri istemiyorum, şarap da istemiyorum. Yemek içmek de istemiyorum. Bunun yerine 150-200 yıl oldukça sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyorum. Ve bu yıllarda da yine Allah'ın sevdiği bir kul olarak geçirmek istiyorum, Allah'a kul olmak istiyorum. Sonra ölünce günahsız olacağıma inandığım için cennet hakkımı yitirdiğim be cehenneme gitmek için de hiçbirşey yapmadığım için, isterse beni bir boşluğa atsın. Ama cenneti kesinlikle istemiyorum. Sonuçta Allah'ın istediği şekilde biri olarak yaşadım. Bana illa bir ödül verecekse, sağlığım çok çok yerinde olmak kaydıyla 2 kat uzun ömür versin. Olmaz mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ademden bu zaman 10 mılyar insan cennete giderse bu kadar kişiye köşk ev nasıl verilcek....????

 

madde yoktan var olmuyor...

 

milyarlarca evi köşkü kim inşa ediyor cennette???

 

tanrının ol demesıyle boyle bısey mumkun değil..

 

ibda ile inşaa ettiği söylenıyor herseyi....

 

nasıl olcak?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mesela şehitlik diye birşey var. Şehit olan kişiye soruldu mu ki, bu ödülü istiyormusun diye. Yada şehit olan kişinin yakınlarına soruldu mu ki oğlunuz, babanız, kardeşiniz yahut eşiniz şehitlik mertebesine erişecek, siz ne derseniz bu onun için ödül mü olur, yoksa ceza mı olur diye?  Bir çocuk babasız kalmak, babasız büyümek istemez elbet.  O yüzden neyin ödül yada ceza olduğu tartışılır bence.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 07.07.2019 at 01:24, dursun yazdı:

Bütün yaşantım boyunca çok dürüst, kimseye zerre zararı dokunmayan, Allah'ın emir ve yasaklarına uyan, peygamberin buyruklarını yerine getiren bir insan olarak, Allah'tan cennet yerine başka birşey istesem olmaz mı? Huri istemiyorum, şarap da istemiyorum. Yemek içmek de istemiyorum. Bunun yerine 150-200 yıl oldukça sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyorum. Ve bu yıllarda da yine Allah'ın sevdiği bir kul olarak geçirmek istiyorum, Allah'a kul olmak istiyorum. Sonra ölünce günahsız olacağıma inandığım için cennet hakkımı yitirdiğim be cehenneme gitmek için de hiçbirşey yapmadığım için, isterse beni bir boşluğa atsın. Ama cenneti kesinlikle istemiyorum. Sonuçta Allah'ın istediği şekilde biri olarak yaşadım. Bana illa bir ödül verecekse, sağlığım çok çok yerinde olmak kaydıyla 2 kat uzun ömür versin. Olmaz mı?

Ay Tanrısı Allah  isteklerini gerçekleştirmez,istesede gerçekleştiremez.Çünkü Enerjisini Güneşten alır.Güneş ne derse o.emrin dışına çıkamaz.Güneş rutin olarak doğar batar.değişmez.sen ise değişim,farklılık istiyorsun.Kendini değiştirmeyen Güneş  arzuların için sana farklı davranmaz.herkes esit oranda  güneşten nasipleniyor.Kutuptakiler eşit,ekvatordakiler eşit.isteklerini gerçekleştirmek için dünyanın dışına,güneşin kontrolünün dışına ,güneşin etkisinin esamesinin okunmadığı yerlere gitmen gerekir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Günahların en büyüğü dünya sevgisidir.Sen dünya sevgisiyle dolup taşmışsın.Oysaki dünya sevgisiyle,Allah sevgisini birbirine karıştırmışsın.Abidler bu dünyadan kurtulmayı nimet bilirler.Çünkü vuslat ne kadar uzarsa o kadar elem ve keder getirir.Cennetin ne kadar güzel bir yer olduğunu araştırmamışsın.Oraya giren bir daha çıkmak istemez diyor hadisde.

 

 

İşin garibi bu düşüncelerin ve bu saplantılarının sebebi şeytanın sana verdiği vesveselerdir.İnceden inceye seni işlemeye başlamış.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.Fatır 33

 

Cennet çok güzel bir yer.Orada altın bilezikler,küpeler,kolyeler ve ipek giysiler var.Düşün giymişsin yeşil ipekten bir giysiyi ve takmışsın altın takıları.Bunları istemez misin?

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.07.2019 at 14:14, komplo teorisyeni yazdı:

Günahların en büyüğü dünya sevgisidir.Sen dünya sevgisiyle dolup taşmışsın.Oysaki dünya sevgisiyle,Allah sevgisini birbirine karıştırmışsın.Abidler bu dünyadan kurtulmayı nimet bilirler.Çünkü vuslat ne kadar uzarsa o kadar elem ve keder getirir.Cennetin ne kadar güzel bir yer olduğunu araştırmamışsın.Oraya giren bir daha çıkmak istemez diyor hadisde.

 

 

İşin garibi bu düşüncelerin ve bu saplantılarının sebebi şeytanın sana verdiği vesveselerdir.İnceden inceye seni işlemeye başlamış.

 

İyi de hocam, göreceli bir kavramdır güzellik. (Ödülden bahsediyorum) Yani size güzel görünen, size güzel olan şey bana güzel olmayabilir. Diyelim ki, benim istediğim güzellikler dünyadaki güzellikler. Sonuçta dünyada kalmaya devam ettsem de, içimde Allah sevgisi de devam edebilir. Dünyayı sevmekle Allah sevgisinin bir bağı yada karmaşası olduğunu sanmıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.07.2019 at 14:20, Buzul yazdı:

Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.Fatır 33

 

Cennet çok güzel bir yer.Orada altın bilezikler,küpeler,kolyeler ve ipek giysiler var.Düşün giymişsin yeşil ipekten bir giysiyi ve takmışsın altın takıları.Bunları istemez misin?

 

Bence harika bir ödül :) Ve ben bütün bunları bir kenara bırakıp, sınav sürem bittiğinde kağıdımı teslim edip dünyada kalmak istiyorum. Cennete gitmek istemiyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.07.2019 at 14:14, komplo teorisyeni yazdı:

Günahların en büyüğü dünya sevgisidir.Sen dünya sevgisiyle dolup taşmışsın.Oysaki dünya sevgisiyle,Allah sevgisini birbirine karıştırmışsın.Abidler bu dünyadan kurtulmayı nimet bilirler.Çünkü vuslat ne kadar uzarsa o kadar elem ve keder getirir.Cennetin ne kadar güzel bir yer olduğunu araştırmamışsın.Oraya giren bir daha çıkmak istemez diyor hadisde.

 

 

İşin garibi bu düşüncelerin ve bu saplantılarının sebebi şeytanın sana verdiği vesveselerdir.İnceden inceye seni işlemeye başlamış.

 

Cenneti isteyen kişi dünya nimetlerini çok seviyor demektir.

 

Düşünsene bi, kadın , para, şarap, ziynet vaad ediyorsun. Tabiki bunu sevenler sana uyarlar. Seni sevdikleri için değil, sen bunları vaad ettiğin için dindar oluyorlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

On 11.07.2019 at 02:01, dursun yazdı:

Mesela şehitlik diye birşey var. Şehit olan kişiye soruldu mu ki, bu ödülü istiyormusun diye. Yada şehit olan kişinin yakınlarına soruldu mu ki oğlunuz, babanız, kardeşiniz yahut eşiniz şehitlik mertebesine erişecek, siz ne derseniz bu onun için ödül mü olur, yoksa ceza mı olur diye?  Bir çocuk babasız kalmak, babasız büyümek istemez elbet.  O yüzden neyin ödül yada ceza olduğu tartışılır bence.

 

 

Her şeye hayatın içinden bakıyorsun. Öncesini, sonrasını, ötesini berisini görmeden yargı oluşturmamak lazım bence.

 

Ölen hiç bir inançlı dünyaya dönmek istemez derler. Bu doğru mu bilemiyoruz ama ölüme yakın deneyim yaşamış insanların bir çoğu o anda hayatları boyunca yaşamadıkları bir huzur, bir Tanrı ile buluşma ve bir olma deneyimi yaşadığını söylüyor. Çoğunluğun böyle bir deneyimden sonra hayatın sıkıntılarına geri dönmek istemeyeceğini düşünüyor.

 

Hayattaki en büyük illüzyon ayrılık illüzyonu. Yani Tanrıyı senden uzak zannetme illüzyonu. Buna bir de maddi olanın ya da dünyevi olanın ağırlığı eklenince ruhumuz asıl vatanı olan göklere yükselemiyor. Halbuki insan ölünce damla okyanusa kavuşuyor ve ayrılık son buluyor. Ruh sahibiyle buluşuyor. O yüzden ölmek, ölen açısından kötü değildir.

 

Geride kalan açısından kötü gibi görünüyor ama olaya şu açıdan bakalım: Bir yahudi din bilgininden dinlemiştim, 19 yaşında çocuğunu kaybetmiş bir anne ağır bir bunalıma giriyor ve bu adamdan kadını teselli etmesi isteniyor. Adam kadına diyor ki Tanrı sana başlangıçta sorsa idi: Eğer istersen sana bir çocuk vereceğim. Ama bir şartım var: bu çocuğu doğuracaksın, onun annesi olacaksın. Anneliği tadacak ve yaşayacaksın. Ona sevgini, şefkatini, özverini  vereceksin. O da bir şahsiyet olarak var olacak, yaşayacak, öğrenecek. Senin çok sevdiğin bir ciğerparen, yavrun olacak. Ama ondokuz yaşına gelince Onu kendi katıma alacağım. Tanrının sana bu çocuğu verme teklifini kabul eder miydin?

 

Şimdi sana sorayım Allah sana sorsa, dese ki sana bir eş vereceğim. Çok güzel, çok zeki, çok saygıdeğer bir eş. Seninle on yıl boyunca yaşayacak. Bu on yıl içerisinde sana dünyadaki cenneti ve mutluluğu tattıracak. Gürbüz evlatlar verecek. Hayattaki en büyük sığınağın ve destekçin olacak. Ama on yıl sonra onu kendi katıma alacağım. Kabul eder misin?

 

Hayata hayatın içinden değil, öncesinden ya da sonrasından bakınca Onun kıymetini daha iyi taktir ederiz ya da kıyaslayabiliriz.

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.07.2019 at 11:30, Yeni Üye yazdı:

Şimdi sana sorayım Allah sana sorsa, dese ki sana bir eş vereceğim. Çok güzel, çok zeki, çok saygıdeğer bir eş. Seninle on yıl boyunca yaşayacak. Bu on yıl içerisinde sana dünyadaki cenneti ve mutluluğu tattıracak. Gürbüz evlatlar verecek. Hayattaki en büyük sığınağın ve destekçin olacak. Ama on yıl sonra onu kendi katıma alacağım. Kabul eder misin?

 

Hayata hayatın içinden değil, öncesinden ya da sonrasından bakınca Onun kıymetini daha iyi taktir ederiz ya da kıyaslayabiliriz.

 

Öncelikle Allah ile iletişime geçebilecek olsam, O'na şunu sorardım mesela: "Bu bir ceza mı, yoksa ödül mü? Mesela bunu ne amaçla yaptın? Neden gürbüz evlatlardan birini yangında diri diri yakıpta, sonra günlerce hastanede acı çektirdikten sonra kendi katına aldın? Diğer gürbüz evlada tecavüz edilmesine neden izin verdin ve neden acı çektire çektire öldürülmesine göz yumarak katına almak istedin? Halbuki ben senin bütün isteklerini yerine getirdim, ödülüm bu mu olmalıydı? Yada isteklerini yerine getirmedim, benim cezamı böyle mi vermen gerekiyordu?" diye sorardım...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.07.2019 at 08:30, Yeni Üye said:

Şimdi sana sorayım Allah sana sorsa, dese ki sana bir eş vereceğim. Çok güzel, çok zeki, çok saygıdeğer bir eş. Seninle on yıl boyunca yaşayacak. Bu on yıl içerisinde sana dünyadaki cenneti ve mutluluğu tattıracak. Gürbüz evlatlar verecek. Hayattaki en büyük sığınağın ve destekçin olacak. Ama on yıl sonra onu kendi katıma alacağım. Kabul eder misin?

 

İlk önce neden böyle bir şey yapacaksın diye sorarım. Bunu yaparak eline ne geçmiş olacak? İşe bak, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyi bilen bir tanrı acı, ızdırap ve korku dolu bir dünya ve canlılar yaratıyor, bununla da yetinmeyip bir de bu yarattığı canlılardan insan olanların büyük bir kısmını cehenneme atıp sonsuza kadar yakıyor. Böyle bir senaryoda nasıl bir mantık var? Üstelik cehenneme atma gerekçesi de bu insanların bir arap bedevisine inanmamaları. Ve milyarlarca kişi bu deli saçmasına inanıyor. Neden inanıyorlar çünkü bu deli saçmasına inanacak şekilde üretiliyorlar.

 

Soruyu şöyle değiştirsek: Sana bir hayat vereceğim, daha doğarken sakat ve hastalıklı doğacaksın, hayatın acı, ızdırap ve yoklukla geçecek, 18 yıl sonra öleceksin, hindu bir ailede doğduğun ve hindu dini içinde yetiştiğin ve Muhammed denilen bir arap bedevisine inanmadığın için seni sonsuza kadar çeşitli işkencelerle yakacağım. Kabul eder misin?

 

Öyle işine gelen örnekleri seçip işine gelmeyenleri görmezlikten gelmek daha kolay değil mi? Hayata senin baktığın gibi at gözlükleri ile bakılmaz, her açıdan bakılır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Müminin biri çocuk yapmış. Birinin var olmasına neden olmuş. Birini varoluşa zorlamış. Sonra ona sormuşlar. Çocuğunun acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini ister misin, bunlara karşı mısın diye. Yok istemem, bu duruma karşıyım demiş. Sonra da sizleri varoluşa zorlayacağım ve sizlere acı, hastalık ve ölüm vereceğim diyen tanrısına yalakalık yapmak üzere tapınmaya gitmiş. 

 

Nasıl tasarım ama. Zihinsel uyumsuzluk, tutarsızlık yaşayan bir tasarım. Kusursuz bir tasarım. Bu tasarımı yapan tanrıyı övün, yüceltin arkadaşlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 26.07.2019 at 23:53, dursun yazdı:

 

Öncelikle Allah ile iletişime geçebilecek olsam, O'na şunu sorardım mesela: "Bu bir ceza mı, yoksa ödül mü? Mesela bunu ne amaçla yaptın? Neden gürbüz evlatlardan birini yangında diri diri yakıpta, sonra günlerce hastanede acı çektirdikten sonra kendi katına aldın? Diğer gürbüz evlada tecavüz edilmesine neden izin verdin ve neden acı çektire çektire öldürülmesine göz yumarak katına almak istedin? Halbuki ben senin bütün isteklerini yerine getirdim, ödülüm bu mu olmalıydı? Yada isteklerini yerine getirmedim, benim cezamı böyle mi vermen gerekiyordu?" diye sorardım...

 

Bunun bir ödül ya da ceza olması gerekmiyor. Onun iradesi bu. Onun iradesinin senin için en doğrusu ve en uygunu olduğuna inanmak ta imanın bir parçası. Sen, senden çok Ona aitsin. Dünyadaki her şey ve herkes de öyle. Senin çocuğun, senin eşin, ya da benim dediğin ne varsa senden önce Ona ait. Senin(benim) bunlara olan sevgin riyakarca ve tamamen menfaatlerinle alakalı. Miras söz konusu oldu mu gözün kardeş falan görmez. Mesela başka bir adamı sevdiğinde ya da onun yatağına girdiğinde sevgili, eş falan unutursun. Sadece intikam almak istersin. Yaşlanıp hastalanınca, sana biraz yük olunca anne, baba falan görmez gözün. Çünkü sen(ben), benliğini ve dünyayı merkeze koyup kriter geliştiriyorsun, her şeyi hevesine uydurmaya çalışıyorsun. Birini kaybettiğinde üzülmen bile riyakarca. Sadece kendin için üzülüyorsun. Sen(ben) Tanrıya değil benliğine kul olmuşsun. Tanrıya kul olsaydın, Onun sözüne kulak verirdin. 

 

Ne diyor O? Benim size olan sevgim koşulsuzdur. İnancınızla, kalıbınızla, güzelliğinizle, gücünüzle, sağlığınızla vb. alakalı değildir. Bütün bunları veren de, vermeyen de, ya da verip alan da benim zaten. Ve ben diyorum ki: Dünya geçici bir menfaattir. Bir tür oyalanmacadır. Gerçek hayat ve varılacak yer ondan sonra ve benim katımdadır. Dünyadan sonraki mutluluk hem daha büyük hem daha devamlıdır. Dünyadan sonraki hüsran ve azap ta dünyada olduğundan daha derin ve uzun sürelidir. Madem dünyayı seviyorsunuz, uzun yaşamak istiyorsunuz. Ondaki tatlar ve menfaat hoşuna gidiyor demektir. Ondan daha büyüğü, daha güzeli, daha kalıcısı elbette daha çok hoşuna gidecektir. O zaman dünyada sonsuza kadar yaşamayı istemek te neyin nesi?

 

Sizin dünyada kalmayı istemeniz bir bebeğin anne rahminden çıkmak istememesi gibi bir şey. Halbuki Allah ın iradesi o bebeği o karanlık, o dar yerden çıkarıp hayatı, ayakları üstünde durmayı öğretmek, Ona dünyanın hallerini renklerini, göstermek ve öğretmek. O zaman bu bebek için en doğru tercih Allah ın emrine ve iradesine teslim olmak değil midir. Doğmak istemeyi istemem demekte ısrar etmek ne ki?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 minutes ago, Yeni Üye said:

Ne diyor O? Benim size olan sevgim koşulsuzdur.

 

Bunu inanmıyor diye sonsuza kadar insan yakan, dünyadaki onca acıya, ızdıraba neden olan bir tanrı mı söylüyor? Seviyormuş, bırak sevmesin, böyle sevgi mi olur?

 

Bırak bu tanrı sizleri seviyor ayaklarını. Hiç mi görmüyorsun dünyadaki acıyı, ızdırabı, korkuyu, güvensizliği? Nasıl gözünü bunlara kapatıp bir arap bedevisinin kıçından salladığı zırvalara tapınabiliyorsun? Hiç mi akıl, mantık yok sende?

 

13 minutes ago, Yeni Üye said:

Ne diyor O? Benim size olan sevgim koşulsuzdur.

 

14 minutes ago, Yeni Üye said:

Dünyadan sonraki hüsran ve azap ta dünyada olduğundan daha derin ve uzun sürelidir.

 

Biraz aklını kullanabilen, mantık kurabilen bir insan nasıl şu iki ifadeyi bir arada kullanabilir, anlamak mümkün değil. Beyin yerine ne taşıyorsun sen?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, sağduyu yazdı:

 

Bunu inanmıyor diye sonsuza kadar insan yakan, dünyadaki onca acıya, ızdıraba neden olan bir tanrı mı söylüyor? Seviyormuş, bırak sevmesin, böyle sevgi mi olur?

 

Bırak bu tanrı sizleri seviyor ayaklarını. Hiç mi görmüyorsun dünyadaki acıyı, ızdırabı, korkuyu, güvensizliği? Nasıl gözünü bunlara kapatıp bir arap bedevisinin kıçından salladığı zırvalara tapınabiliyorsun? Hiç mi akıl, mantık yok sende?

  

 

 

Biraz aklını kullanabilen, mantık kurabilen bir insan nasıl şu iki ifadeyi bir arada kullanabilir, anlamak mümkün değil. Beyin yerine ne taşıyorsun sen?

 

Siz kendi adınıza konuşun. Başkasının acısını, ızdırabını istismar etmeyin. Siz en son ne zaman acı çektiniz? Ben söyleyeyim. Akşam, geç saatte ağır ve fazla yemek yediniz ve sıkıntı yaşadınız. Ya da fazla alkol alıp sonradan utanacağınız işler yaptınız. Ya da birisine sinirlenip kavga ettiniz, kırıcı oldunuz, canınız sıkıldı. Bir kızın sırf güzelliği ya da çekiciliği için peşine düştün, sonra başın ağrıdı vb. Hep egonuzun başına açtığı işler. Tanrı da diyor ki sen bu seviyede bir hayat yaşarsan burnun pislikten kurtulmaz. Sonra Tanrım neden işlerim yolunda gitmiyor, neden hep mutsuzum diye beni suçlama. 

 

Ben acı ya da ıstırap yok demiyorum. Bunlar var. Tanrının düzeninin bir parçası. Çoğu zaman kendi yaptıklarımızın karşılığı olarak, bazen kirlerimizden arınmak için, bazen manevi mertebe kazanmak için zorlukla, acıyla, ıstırapla karşı karşıya geliriz. Zorluğu kolaylaştıracak şey iman, tevbe ve teslimiyettir. Zorluğu daha da büyütecek olan ise Hak'tan yüz çevirmekte inat etmektir. Nasıl olur da Tanrı benim yaptıklarımın karşılığını bana tattırır demektir. Nasıl tattırdığını anlamadıysak yaptıklarımızın acı meyvelerini tatmaya devam edelim. Belki bir gün anlarız.   

 

 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ölüm nerede olursanız olun sizi bulur, sizi öyle ya da böyle öldüreceğim diyen bir allaha inanan, bu yolun sonu ölümdür diyen bir müslüman çocuk yaparak yaptığı kişiyi ne yapmış olur. O kişiyi öldürmüş olur. Yani işin özü bizi öldüren anne ve babamızdır. Varoluşumuza neden olan kişilerdir. Tabi islama göre allah çocuk yapanlar aracılığıyla, yaşama içgüdüsü olan, ölümden korkan canlılara ölüm sürecini yaşatmaktadır. Onlar aracılığıyla acıyı, ızdırabı, baskıyı, stresi, hastalığı dayatmaktadır. Geçim derdine düşürmektedir. Bir sürü zorluğu ve zorunluluğu sırta yüklemektedir. Peki müslümanlar çocuk yapmaktan geri kalıyorlar mı? Yok. Allahın buyruğudur diyip çocuk yapmayı sürdürüyorlar. Var ederek öldürüyorlar, yaşatmak için verdikleri ekmeğe de şefkat ve merhamet diyorlar. Yoksunluk çeken bedenleri varoluşa zorlayıp, sonra onlara utanmadan, pişkince bak sizin yoksunluğunuzu giderdik şükür bekliyorlar. İslam ve allah yaşam yanlısı, doğum kutsayıcısı, zihinsel uyumsuzluk ve tutarsızlık yaşayan bir zihnin ürünleridirler. Müslümanların allahı yaşamdır. O yüzden dikkat ederseniz, müslümanların yaşama, bu düzene toz kondurmadıklarını göreceksiniz. Çünkü yaşama karşı çıkmak demek, bu düzeni eleştirmek demek, artık müslüman olmamak demektir. O nedenledir ki müslüman şuna neden olan sonsuz şefkat ve merhamet sahibi bir allah vardır oksimoron söylemini doğru diye sunabilmektedirler.

 

 

Kendileri ataları tarafından islama inanmaya programlanmış, imana tutsak edilmiş, islam paketi içinde ne yazıyorsa katılmak ve savunmak zorunda bırakılmış, kuranda yanlış, tutarsızlık bulma yolu imana tutsak edilerek elinden alınmış akılsız kişilerdir. O yüzden bir müslüman islam konusunda, islamdan yer alan yanlışa yanlış, tutarsızlığa tutarsızlık, eksiğe eksiz diyemez. Ama kendileri bu iman ettirilme akılsızlığını aklını kullanmak olarak sunarlar. İman ettirildikleri kitap, ataları ya doğru yolu bulamamış kimselerse diye sorar, atalarının yolundan gidenleri eleştirir, ama aynı kitap bir başka ayetinde kuşakların atalarına iman konusunda uymalarını, kuşaklarının atalarının dini islama iman etmesini över ve yüceltir. Bunu yapanları cennete koyacağız der. İşte müslüman bu tutarsızlığa tutarsızlık diyemez. O nedenledir ki imana tutsak edilmiş müslümanlar büyük kafir ve inkarcıdırlar.

 

Şu ayetler de atalarının yolundan gidenleri eleştiren kuran;

 

Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiğinde: "Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Şeytan onları dehşetli ateşin azabına çağırıyor olsa da mı?Lokman 21

 

Ama onlara “Allah'ın indirdiğine uyun” denildiğinde, “Hayır, biz yalnız atalarımızdan gördüğümüz inanç ve eylemlere uyarız” diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını hiç kullanmamış ve doğru yolu bulamayan kimseler idiyseler, yine mi atalarının yoluna uyacaklar?Bakara 170

 

Şu ayette de kuşakların atalarına iman konusunda uymalarını istiyor, atalarının dini islama iman etmelerini yüceltiyor.

 

İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.Tur 21
 

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
40 minutes ago, Yeni Üye said:

 

Siz kendi adınıza konuşun. Başkasının acısını, ızdırabını istismar etmeyin. Siz en son ne zaman acı çektiniz? Ben söyleyeyim. Akşam, geç saatte ağır ve fazla yemek yediniz ve sıkıntı yaşadınız. Ya da fazla alkol alıp sonradan utanacağınız işler yaptınız. Ya da birisine sinirlenip kavga ettiniz, kırıcı oldunuz, canınız sıkıldı. Bir kızın sırf güzelliği ya da çekiciliği için peşine düştün, sonra başın ağrıdı vb. Hep egonuzun başına açtığı işler. Tanrı da diyor ki sen bu seviyede bir hayat yaşarsan burnun pislikten kurtulmaz. Sonra Tanrım neden işlerim yolunda gitmiyor, neden hep mutsuzum diye beni suçlama.

 

Ben senin gibi sadece kendini düşünen birimiyim ki, bir arap bedevisi bir kaç huri vaat etti diye başkalarının acılarına duyarsız kalayım, görmezden geleyim?

 

Ayrıca bu "tanrı diyor ki" nutku da ne? Tanrı dediğin hayali varlığın ortaya çıkıp ben şunu şunu diyorum dediği yok, senin gibi kendini falan tanrının sözcüsü ilan edip nutuk çekenler var. Hadi diyelim bir tanrı var, sen nasıl bilebilirsin bir tanrının ne düşündüğünü, ne istediğini?

 

44 minutes ago, Yeni Üye said:

Ben acı ya da ıstırap yok demiyorum. Bunlar var. Tanrının düzeninin bir parçası. Çoğu zaman kendi yaptıklarımızın karşılığı olarak, bazen kirlerimizden arınmak için, bazen manevi mertebe kazanmak için zorlukla, acıyla, ıstırapla karşı karşıya geliriz. Zorluğu kolaylaştıracak şey iman, tevbe ve teslimiyettir. Zorluğu daha da büyütecek olan ise Hak'tan yüz çevirmekte inat etmektir. Nasıl olur da Tanrı benim yaptıklarımın karşılığını bana tattırır demektir. Nasıl tattırdığını anlamadıysak yaptıklarımızın acı meyvelerini tatmaya devam edelim. Belki bir gün anlarız.   

 

Bu sevgi dolu, merhameti sonsuza tanrı acı ve ıstırap olmayan bir düzen kuramıyor mu? Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyi bilen bir tanrı neden bizzat kendi tasarladığı bir insandan iman, tevbe, teslimiyet bekliyor? Bu her boku bilen tanrı kendi tasarladığı insanın nasıl çalışacağını bilmiyor mu? Bu bir miksere portakal koyup ondan elma suyu vermesini beklemek gibi bir şey.

 

Sen bu kafayla küçük bir çocuğa tecavüz eden ama tecavüze devam etmek ve çocuğu hayatta tutmak için ona yemek ve su veren, oyuncak alan bir pedofiliyi de savunursun. Birileri hangi mantıkla bu pedofiliyi savunabiliyorsun diye sorduğunda bu pedofilinin kurduğu düzenin parçası dersin. İşte senin mantığın bu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, sağduyu yazdı:

 

Ben senin gibi sadece kendini düşünen birimiyim ki, bir arap bedevisi bir kaç huri vaat etti diye başkalarının acılarına duyarsız kalayım, görmezden geleyim?

 

Ayrıca bu "tanrı diyor ki" nutku da ne? Tanrı dediğin hayali varlığın ortaya çıkıp ben şunu şunu diyorum dediği yok, senin gibi kendini falan tanrının sözcüsü ilan edip nutuk çekenler var. Hadi diyelim bir tanrı var, sen nasıl bilebilirsin bir tanrının ne düşündüğünü, ne istediğini?

 

 

Bu sevgi dolu, merhameti sonsuza tanrı acı ve ıstırap olmayan bir düzen kuramıyor mu? Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyi bilen bir tanrı neden bizzat kendi tasarladığı bir insandan iman, tevbe, teslimiyet bekliyor? Bu her boku bilen tanrı kendi tasarladığı insanın nasıl çalışacağını bilmiyor mu? Bu bir miksere portakal koyup ondan elma suyu vermesini beklemek gibi bir şey.

 

Sen bu kafayla küçük bir çocuğa tecavüz eden ama tecavüze devam etmek ve çocuğu hayatta tutmak için ona yemek ve su veren, oyuncak alan bir pedofiliyi de savunursun. Birileri hangi mantıkla bu pedofiliyi savunabiliyorsun diye sorduğunda bu pedofilinin kurduğu düzenin parçası dersin. İşte senin mantığın bu.

Yalnız  Tanrı  sadece  yaratır.Insanlar  özgürce  davranabilsin  diye  yoksa  tanrı  tasarlamamıştır.Bu acıları  kötülükleri  ki  kötülük  dediğimiz  insanin  iyiliği  gözetmeyip  sebep  olduğu  sonuçlardır. Bunlar  insan  davranışlarının  ürünüdür.Dunyada  bizahitihi  kötülük  diye  bir  şey  yoktur. TANRI  insanların  iyilik  yapmasını  ister  ama  özgür irade  gereği  mudahale  bulunmaz  sadece  başta sistemi  kurar. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...