Jump to content
ateistik

Yanlış sonuçlar

Recommended Posts

Futbol daha cok savasma, saldirma isteginin oyuna dönüsmüs hali bence.  Erkek oyunlari, güc gösterisi, birine , bir gruba karsi üstünlük saglama , kendini kanitlama.

Oyunda gülleler ile yikilmasi gereken bir kalenin kapisi var, Türkce kale deniliyor, baska dilde büyük kapi ya da bariyer.

 

Sormak istedigim bir soru var:

Sürekli kadinlari nasil anlayabilir, neden anlayamiyoruz gibi sorular var.

Erkekler erkekleri anlayabiliyor mu?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 hours ago, Kafkaslı said:

 

Dişi sevmiyor kısmını bir türlü aklım almıyor çünkü aşk acısı çeken çok kadın tanıdım hatta eşi ya da sevgilisi öldü diye 'ondan başkasını bir daha sevemem' diyen ve yanlızlığa gömülen kadınlar biliyorum. İyi de bu nasıl oluyor peki? Bu kadınlar hayal mi görüyor yoksa kendini mi kandırıyor? O dökülen gözyaşları ne için bu durumda?

 

Hiç anlamıyorum bu kadının sevemiyor oluşunu...

 

Bunun aslen anlaşılmayacak fazal bir tarafı yok.

 

Önce bir dieğr biyolojik gerçeği görmek lazım. Teknik olarak, erkek peşinde, bir erkeğin falan değil, ortaya karışık erkek peşinde kaç kız mevcut? Biyolojik olarak gen peşinde koşulan kızlar, koşanlar ise erkekler. 

 

Basit bir deney yapılıyor. Kendi halinde kay kay yapan delikanlıların yanına, anketçi kılığında 3 - 5 kız yolluyorlar, kızlar manken bu arada. Kay kaycıların haller değişiyor, böööle, taklalar, acayip atraksiyonlar falan falan. 

 

İşte olayın başladığı yer burası. Kadınların, erkek peşinde koşmaması için güdüleri zaten var. Bir erkekten olunca, otomatik olarak bu güdüler baskın çıkabiliyor. Kadın, o erkeği, kendi erkeği olarak seçmiş, ona sadık kalmaya çalışıyor, güdüsel olarak. Bu da, "evde oturup, erkeğini beklemesi" demek. 

 

Bunu şöyle anlamak lazım. Kadın seçici, genetik vs. olarak ideal, güçlü olanı seçmeye uğraşıyor. Şimdi düşün, kadın, iyi, sağlam erkeği bulmuş. Onu ava gönderip, kendisi neden sıradan genlere sahip biriyle olsun? Öyle olursa, neslini, üremesini, o kötü/zayıf genlere bağlamış olmaz mı? Bu da, gene evrimimiz içinde yer almış, seçtiğin, bulduğun erkeğe sadık kal şeklinde bir  kod kadınlara işlenmiş. Böylece, erkeğin döneceğini biliyor, o yok diyerek başka haltlar peşinde gitmiyor. 

 

İşte bu, maalesef sevgi değil. En azından, şu şiirlerde falan anlatılan aşk vs. değil. Bahsettiğin halde, abaran işte bu güdüler. Fakat, realite böyle işlemez pek. Bunu dedikten altı ay sonra evlenen, yeni çocuklar yapan bir sürü kadın tanırım şahsen. 

 

Basit düşün, günümüz toplumu kıstasları ile düşünme. Sağlam genlere sahip olmanın her şey olduğu, her gün, leoparın yememiş, çizilen elinden kaptığın enfeksiyon yüzünden ölmemiş, yiyecek ahlattan da kötü bir kaç meyveyi bulabilmiş falan olarak eve dönülen, konuşmanın bir kaç homurtudan ötesi olmadığı zamanlarımıza göre yorumla. Biz, işte o zamanlarda geliştirdiğimiz üreme dürtülerini taşıyoruz hala.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, Düşünen Hayvan said:

 

Peki ya o zaman neden özgür kadın sürekli cinselligini göstermek ister?

 

Bakın istemek diyorum...

 

İstemek bir ihtiyaç karsiliginda olur. İhtiyaci yoksa zaten istemez. Demek ki cinsellik olmasa da cinselliği kullanarak başka ihtiyacını gideriyor.

 

Bence iki cins de eşittir ancak kisilerin yaptigi hatalar esitlik yokmuş gibi algilamamiza sebep oluyor. Bu da bir yanlış anlama aslında.

 

Boş bir laf.

 

Cinselliğini göstermek istemez.

 

Bu ettiğin laf şu: İnsan neden sıçmak ister, sıçabilmek için her taklayı atar?

 

Evet, görünen o ki, senin tüm hayat gayet, böööle, patır patır, her yere hep sıçmak. Derdin imanın sıçıp durmak. 

 

Böyle olmasa, neden her gün işini gücünü bırakıp sıçabilmek için defalarca yemek yiyorsun o zaman?

 

İşte sizin olaya bakışınız bu. Kadın başka sebepelrden giyinir, süslenir eder, siz ise bunu cinselliği göstermek "istemek" olarak alıyorsunuz.

 

Sizin yemek yeme sebebiniz ne kadar o dayanılmaz  sıçma isteği ise, kadınların da öyle giyinme sebebi, ancak o kadar cinsellik gösterme isteğidir. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, anibal yazdı:

 

Bunu şöyle anlamak lazım. Kadın seçici, genetik vs. olarak ideal, güçlü olanı seçmeye uğraşıyor. Şimdi düşün, kadın, iyi, sağlam erkeği bulmuş. Onu ava gönderip, kendisi neden sıradan genlere sahip biriyle olsun? Öyle olursa, neslini, üremesini, o kötü/zayıf genlere bağlamış olmaz mı? Bu da, gene evrimimiz içinde yer almış, seçtiğin, bulduğun erkeğe sadık kal şeklinde bir  kod kadınlara işlenmiş. Böylece, erkeğin döneceğini biliyor, o yok diyerek başka haltlar peşinde gitmiyor. 

 

İşte bu, maalesef sevgi değil. En azından, şu şiirlerde falan anlatılan aşk vs. değil. Bahsettiğin halde, abaran işte bu güdüler. Fakat, realite böyle işlemez pek. Bunu dedikten altı ay sonra evlenen, yeni çocuklar yapan bir sürü kadın tanırım şahsen. 

 

Basit düşün, günümüz toplumu kıstasları ile düşünme. Sağlam genlere sahip olmanın her şey olduğu, her gün, leoparın yememiş, çizilen elinden kaptığın enfeksiyon yüzünden ölmemiş, yiyecek ahlattan da kötü bir kaç meyveyi bulabilmiş falan olarak eve dönülen, konuşmanın bir kaç homurtudan ötesi olmadığı zamanlarımıza göre yorumla. Biz, işte o zamanlarda geliştirdiğimiz üreme dürtülerini taşıyoruz hala.

 

 

Anladığım kadarı ile işlenen sadakat kodu sebebi ile ölen ya da giden eşini unutamadığını fakat bunun sevgi ile alakası olmadığını söylüyorsun daha doğrusu bildiğimiz türde bir sevgiden bahsedemiyoruz. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, bilgivehis yazdı:

 

Cinsellik güçlü bir silahıdır, özellikle salaklar üzerinde uygular.

 

Doğru bir tespit kesinlikle ve salak yığınları üzerinde çok etkili olduğu için zaten ortalıkta sürekli her baktığı kadından etkilenen tipler dolaşıyor. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, Kafkaslı said:

 

Anladığım kadarı ile işlenen sadakat kodu sebebi ile ölen ya da giden eşini unutamadığını fakat bunun sevgi ile alakası olmadığını söylüyorsun daha doğrusu bildiğimiz türde bir sevgiden bahsedemiyoruz. 

 

Sorun şu, pek çok şey gibi, sevginin tanımını da yapanlar, erkekler.

 

Sevgiyi basitçe şöyle tanımlayalım. Bir kuyu, çıkamıyorsun. Erkek, kadını sevdiyse, artık ötesi olmuyor. Bir yerde hayatı, o kadına hizmet etmeye adanmış oluyor. Ama kafalarda kadının ayaklarını yıkamak, elini sıcak sudan soğuk suya değirtmemek gibi şeyler uyanıyor olsa gerek. Bu değil, ilişkide, yani kadın erkek olayında, erkeğin üzerine düşen işleri, sadece o kadın için düşünmek olarak tanımlamak lazım bunu.

 

Ha, bu da, öyle taşa kazınan bir şey değil. Aslen bu, bir aile sürecinde, çocuk büyütürken erkeğin fizyolojisini yapılandırıyor. Yani, işin doğrusu, çocuklar büyüyünce, erkeğin de sevmeyi bırakması mümkün. Ama kadınlar buna karşı da önlemler geliştirmiş, bu ayrı bir tartışma. Ama kabaca, erkeği, kadın olmadan yiyemez, içemez, yaşayamaz hale getiriyorlar. Erkek, kadının yönetimine giriyor, ne giyeceği, yiyeceği, hasta olunca bakanı falan kadın oluyor, erkek onsuz yaşamayı düşünemez oluyor. En kaba tabirle, kadın bu şekilde erkeği sevgi içinde tutmuş oluyor. 

 

Kadının ise durumu bu değil. Kadın, her an seçici olarak, bu erkek değil diyebilme hakkına sahip. Yani, böyle, içinden çıkılmaz bir fizyoloji içine girmiyor. O sadakati falan, bu opsiyon ile birlikte sürdürüyor. Onun bu bağı, zamana falan değil, erkeğin onu sevk ve idare etmesine bağlı. Eğer, erkek onu, "kadının istediği" şekilde, idare ederse, bu bağda sürüyor. 

 

İstediği şekil derken... Kız, saçlarımı kestireyim mi diye gelir. bu noktada "Sen bilirsin.." doğru cevap olmaz. Bilmeniz gerekiyor, biri "saçların keçe gibi, kestirsene" demiştir. Sizden "yok canım, saçların sırma gibi, ne güzel, kalsın" demenizi bekliyordur. Ya da sıkılmıştır, sizin "Tabi ya, çok güzel olur, kestir güzelce" demenizi bekliyor da olabilir. İşte bunu yakalaması gerekiyor erkeğin. Ona yap/yapma diyecek, o da karar verme yükünden ve derdinden kurtulacak. Bunun gibi bir idare, sevk bahsettiğim. Ve, basitçe, onun yapmayı kafaya koyduğu şeyi, sizin yaptırmanız gerekiyor demek lazım, erkeklere. Tabi bu da pek kolay değil, işte anlamak noktası da burada devreye giriyor. 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 dakika önce, anibal yazdı:

 

İstediği şekil derken... Kız, saçlarımı kestireyim mi diye gelir. bu noktada "Sen bilirsin.." doğru cevap olmaz. Bilmeniz gerekiyor, biri "saçların keçe gibi, kestirsene" demiştir. Sizden "yok canım, saçların sırma gibi, ne güzel, kalsın" demenizi bekliyordur. Ya da sıkılmıştır, sizin "Tabi ya, çok güzel olur, kestir güzelce" demenizi bekliyor da olabilir. İşte bunu yakalaması gerekiyor erkeğin. Ona yap/yapma diyecek, o da karar verme yükünden ve derdinden kurtulacak. Bunun gibi bir idare, sevk bahsettiğim. Ve, basitçe, onun yapmayı kafaya koyduğu şeyi, sizin yaptırmanız gerekiyor demek lazım, erkeklere. Tabi bu da pek kolay değil, işte anlamak noktası da burada devreye giriyor. 

 

Kendi kararlarını kendisi almayı seven ve asla başkasından onay almaya gerek duymayan kadınlar için bu geçerli değil galiba çünkü böyle bir kadın gidip de erkeğe saçımı kestireyim mi diye sormaz hatta erkeğin beğendiği şekli bile önemsemeden kestirip gelir. 

 

Dediğini anlıyorum, kadın erkekte sürekli uğraşacak bir şeyler bulursa o erkekten vazgeçmez demiştin. Olay doğru kadının doğru erkeğe denk gelebilmesinde kitleniyor kısaca.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Buradaki genellemeler her ne kadar biyolojik, yani bilimsel bir teleme dayandırılıyor görünse de oldukça çürük ve yanlış. 

Aşkın ne olduğu ve nasıl husule geldiği insan denen karmaşık canlının imgelemindeki sonsuz duygusal olayları içerdiği için tam bir tanıma kavuşturulmuş değildir. İnsan ruhu öyle derin ve karmaşıktır ki bazen düşünsel bir yakınlık bile biyokimyanın, yani beden dilinin başaramayacağı şekilde bir ilişkinin aşka dönüşmesine yol açabilir. 

Bizim toplumumuz da dahil, aşk denen şey, yani kara sevda öyle çok sık rastlanan bir olgu değil. Çok parası olan genç erkek ve kadınlarda ise yok denecek kadar az görülüyor.

Messi'nin birlikte olduğu onlarca kadından hangisine aşık olduğu söylenebilir? Hülya Avşar leyla kadar aşık olmuş mudur ya da olabilir mi?

Aşkı körükleyen unsurlardan biri de alternatifsizlik değil mi? Bir padişaha ya da krala aşk ne ifade eder? Ne ifade etmiştir?

 

Ayrıca aşk karşılıklı olmayınca ancak bir yere kadar gider. İnceldiği yerden de kopar. O zaman erkek aşık ama kadın aşık olamaz argümanı havada kalıyor demektir. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, AteTürk_ said:

Buradaki genellemeler her ne kadar biyolojik, yani bilimsel bir teleme dayandırılıyor görünse de oldukça çürük ve yanlış. 

Aşkın ne olduğu ve nasıl husule geldiği insan denen karmaşık canlının imgelemindeki sonsuz duygusal olayları içerdiği için tam bir tanıma kavuşturulmuş değildir. İnsan ruhu öyle derin ve karmaşıktır ki bazen düşünsel bir yakınlık bile biyokimyanın, yani beden dilinin başaramayacağı şekilde bir ilişkinin aşka dönüşmesine yol açabilir. 

Bizim toplumumuz da dahil, aşk denen şey, yani kara sevda öyle çok sık rastlanan bir olgu değil. Çok parası olan genç erkek ve kadınlarda ise yok denecek kadar az görülüyor.

Messi'nin birlikte olduğu onlarca kadından hangisine aşık olduğu söylenebilir? Hülya Avşar leyla kadar aşık olmuş mudur ya da olabilir mi?

Aşkı körükleyen unsurlardan biri de alternatifsizlik değil mi? Bir padişaha ya da krala aşk ne ifade eder? Ne ifade etmiştir?

 

Ayrıca aşk karşılıklı olmayınca ancak bir yere kadar gider. İnceldiği yerden de kopar. O zaman erkek aşık ama kadın aşık olamaz argümanı havada kalıyor demektir. 

 

 

 

Sahi mi, ilginç...

 

Sen, evrimsel biyoloji, evrimsel psikoloji falan dene bişeyler vardır, haberin var mı bunlardan falan?

 

İnsan ruhu, emin ol, DNA kadar bile karmaşık değildir. Zira, o DNA'dan hem ruh, hem bedeb çıkar, yetmez birde yavruları falan da çıkarır. 

 

Asıl soru, Leyla acaba aşık olmuş mudur, Hülya Avşar'ın olduğu kadarcık bile olsa olmalı aslında. Masallardan bilim çıkmaz malum.

 

Aşkın ne olduğu, gayet iyi bilinen bir biyokimyasal süreçtir, hiç üzme sen canını. Ama neyin ne olduğunu bilirsen, en azından kendine bir faydan olur, her halukarda.

 

Bir padişaha ya da krala aşk ne mi ifade eder? Koskoca ingiltereyi, ingiltere kraliyetini elinin tersiyle itebilmeyi ifade eder mesela. Koca ülkeyi, hem de islamın halifesi olan ülkeyi, polonyalı bir yahudiye teslim ettirir mesela aşk. Aşk denen şeyin ne olduğunu bilmiyorsun, hepsi bu.

 

Kadın erkek, hepsi "arzu" denen bir şey hisseder, hissedecektir. Bunu aşk ile karıştıranlar o kadar çoktur ki. Basitçe sana şu mevzuyu açayım, tam, budur denen bir seks olmadan, aşk falan olmaz mesela, bilir miydin bunu?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, AteTürk_ yazdı:

İnsan ruhu öyle derin ve karmaşıktır ki bazen düşünsel bir yakınlık bile biyokimyanın, yani beden dilinin başaramayacağı şekilde bir ilişkinin aşka dönüşmesine yol açabilir. 

Messi'nin birlikte olduğu onlarca kadından hangisine aşık olduğu söylenebilir? Hülya Avşar leyla kadar aşık olmuş mudur ya da olabilir mi? Aşkı körükleyen unsurlardan biri de alternatifsizlik değil mi? Bir padişaha ya da krala aşk ne ifade eder? Ne ifade etmiştir?

 

Seçenek çoğaldığı zaman belli bir süre tek bir kişiye konsantrasyon sağlamak zorlaşıyor fakat doyma hissi yaşanmaya başlandığı andan itibaren, Messi de aşık olur padişah da Hülya da çünkü beklentilerin değişmeye ve tek bir insanla duyusal bir şeyler yaşamaya heveslenirsin. Bu aşamaya geldiğin andan itibaren zaten kriterlerin de değişiyor. 

 

Üniversiteyi beraber okuduğum yakın bir arkadaşım mezun olduktan sonra baba parası ile bir bar açmıştı ve kısa sürede bilinen bir mekan haline geldi, tabii bu vesile ile bizim arkadaşa yerli-yabancı kadınların ilgisi arttı. Neredeyse her gece farklı bir kadınla takılıyordu ve hepsi de birbirinden güzeldi üstelik çoğu yabancıydı. Uzun bir süre böyle takıldı fakat bir süre sonra sıkılmaya başladı ve duygu besleyebileceği bir kadın arayışına girdi. Karşısına da böyle bir kadın çıktı ve o kadına aşık oldu fakat ne yazık ki kadın bir süre sonra terk edip gitti. O gündür bizim arkadaşı toparlayabilen yoktur ve etrafı kadın dolu olduğu halde kesinlikle bu gidenden başkasını sevemiyor. Yani aşkın alternatifsizlik ile alakası yok ya da paran çok olduğu zaman aşık olamazsın diye bir kural da yok. Aşk bu, kimi nerede ve ne şekilde çarpacağını kestirmek çok zor...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, anibal yazdı:

 

Asıl soru, Leyla acaba aşık olmuş mudur, Hülya Avşar'ın olduğu kadarcık bile olsa olmalı aslında. Masallardan bilim çıkmaz malum.

 

Aşkın ne olduğu, gayet iyi bilinen bir biyokimyasal süreçtir, hiç üzme sen canını. Ama neyin ne olduğunu bilirsen, en azından kendine bir faydan olur, her halukarda.

 

Bir padişaha ya da krala aşk ne mi ifade eder? Koskoca ingiltereyi, ingiltere kraliyetini elinin tersiyle itebilmeyi ifade eder mesela. Koca ülkeyi, hem de islamın halifesi olan ülkeyi, polonyalı bir yahudiye teslim ettirir mesela aşk. Aşk denen şeyin ne olduğunu bilmiyorsun, hepsi bu.

 

Kadın erkek, hepsi "arzu" denen bir şey hisseder, hissedecektir. Bunu aşk ile karıştıranlar o kadar çoktur ki. Basitçe sana şu mevzuyu açayım, tam, budur denen bir seks olmadan, aşk falan olmaz mesela, bilir miydin bunu?

 

 

Senle daha önce bunu konuşmuş muyduk emin değilim fakat kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar da aşık olabiliyor ve aşık olduğu zaman vücut adeta bir virüsle savaşır gibi tepkiler veriyor. 

 

Araştırmayı ekliyorum fakat çok fazla bilimsel terim içerdiği için tam anlamış da değilim, bizlere bir özet geçebilir misin?

 

Falling in love is associated with immune system gene regulation

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, anibal yazdı:

 

Sahi mi, ilginç...

 

Sen, evrimsel biyoloji, evrimsel psikoloji falan dene bişeyler vardır, haberin var mı bunlardan falan?

 

İnsan ruhu, emin ol, DNA kadar bile karmaşık değildir. Zira, o DNA'dan hem ruh, hem bedeb çıkar, yetmez birde yavruları falan da çıkarır. 

 

Asıl soru, Leyla acaba aşık olmuş mudur, Hülya Avşar'ın olduğu kadarcık bile olsa olmalı aslında. Masallardan bilim çıkmaz malum.

 

Aşkın ne olduğu, gayet iyi bilinen bir biyokimyasal süreçtir, hiç üzme sen canını. Ama neyin ne olduğunu bilirsen, en azından kendine bir faydan olur, her halukarda.

 

Bir padişaha ya da krala aşk ne mi ifade eder? Koskoca ingiltereyi, ingiltere kraliyetini elinin tersiyle itebilmeyi ifade eder mesela. Koca ülkeyi, hem de islamın halifesi olan ülkeyi, polonyalı bir yahudiye teslim ettirir mesela aşk. Aşk denen şeyin ne olduğunu bilmiyorsun, hepsi bu.

 

Kadın erkek, hepsi "arzu" denen bir şey hisseder, hissedecektir. Bunu aşk ile karıştıranlar o kadar çoktur ki. Basitçe sana şu mevzuyu açayım, tam, budur denen bir seks olmadan, aşk falan olmaz mesela, bilir miydin bunu?

 

 

Ben nereden bileyim canım evrimsel psikoloji falan.  Ben dağlarda gezen bir çobanım. !

 

Evrimi bir tek sen bilirsin zaten ya...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Kafkaslı yazdı:

 

Seçenek çoğaldığı zaman belli bir süre tek bir kişiye konsantrasyon sağlamak zorlaşıyor fakat doyma hissi yaşanmaya başlandığı andan itibaren, Messi de aşık olur padişah da Hülya da çünkü beklentilerin değişmeye ve tek bir insanla duyusal bir şeyler yaşamaya heveslenirsin. Bu aşamaya geldiğin andan itibaren zaten kriterlerin de değişiyor. 

 

Üniversiteyi beraber okuduğum yakın bir arkadaşım mezun olduktan sonra baba parası ile bir bar açmıştı ve kısa sürede bilinen bir mekan haline geldi, tabii bu vesile ile bizim arkadaşa yerli-yabancı kadınların ilgisi arttı. Neredeyse her gece farklı bir kadınla takılıyordu ve hepsi de birbirinden güzeldi üstelik çoğu yabancıydı. Uzun bir süre böyle takıldı fakat bir süre sonra sıkılmaya başladı ve duygu besleyebileceği bir kadın arayışına girdi. Karşısına da böyle bir kadın çıktı ve o kadına aşık oldu fakat ne yazık ki kadın bir süre sonra terk edip gitti. O gündür bizim arkadaşı toparlayabilen yoktur ve etrafı kadın dolu olduğu halde kesinlikle bu gidenden başkasını sevemiyor. Yani aşkın alternatifsizlik ile alakası yok ya da paran çok olduğu zaman aşık olamazsın diye bir kural da yok. Aşk bu, kimi nerede ve ne şekilde çarpacağını kestirmek çok zor...

 

Benim yazdıklarımdan Messi aşık olmaz ya da aşkı alternatifsizlik doğurur gibi bir sonuç çıkarmayı nasıl çıkardın doğrusu bilemedim. Oysa yazdığım şey açık: "Aşkı körükleyen unsurlardan biri de alternatifsizlik değil mi?" Bu sözden o anlam çıkar mı?

 

Yeterince düşünülmüş şeyler yazdıklarım. Aşkın kimi nerede çarpacağı belli olmasa da onu etkileyen faktörler arasında para ve gücün olmadığı söylenemez. Yani aşk denen olguyu sadece biyolojik gerçeklerle açıklamak mümkün değildir. Olayın sosyo-psikolojik yönü de vardır ve yaşanılanlar bu yönün çoğu zaman ağır bastığını kanıtlar niteliktedir.

 

Şu da var ki başlıkta bu konuda yorum yapanlar hep kendi özellerinden ya da tanıdıklarının deneyimlerinden örnekler veriyorlar. Örnek uzayı bu kadar dar tutarak sağlıklı bir analiz yapmak imkansız. Bugün sosyetede aşk dediğiniz şey bir laftan öteye gitmez. Birkaç istisna dışında her bir zenginin onlarca aşkı var. Ha siz ona da aşk derseniz, tanımlarla istediğiniz gibi oynarsanız o zaman hiçbir konuda anlaşamayız.  

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, anibal yazdı:

 

Boş bir laf.

 

Cinselliğini göstermek istemez.

 

Bu ettiğin laf şu: İnsan neden sıçmak ister, sıçabilmek için her taklayı atar?

 

Evet, görünen o ki, senin tüm hayat gayet, böööle, patır patır, her yere hep sıçmak. Derdin imanın sıçıp durmak. 

 

Böyle olmasa, neden her gün işini gücünü bırakıp sıçabilmek için defalarca yemek yiyorsun o zaman?

 

İşte sizin olaya bakışınız bu. Kadın başka sebepelrden giyinir, süslenir eder, siz ise bunu cinselliği göstermek "istemek" olarak alıyorsunuz.

 

Sizin yemek yeme sebebiniz ne kadar o dayanılmaz  sıçma isteği ise, kadınların da öyle giyinme sebebi, ancak o kadar cinsellik gösterme isteğidir. 

 

 

 

Cinselligini teşhir etmeden de yasayabilir. Yemek ile bunun bağlantısı yok.

 

Sırf laf olsun diye karşılık veriyorsun.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, bilgivehis yazdı:

 

Cinsellik güçlü bir silahıdır, özellikle salaklar üzerinde uygular.

 

Erkeklerin cogu sex aptalı haline getirilmiş. Kadın olsun da nefes alıyorsa sorun yok diyen tipler, açıkçası kadınlar tarafından onların beyine tecavüz edilmiş.

 

Ancak kadınlar da bu durumu fırsata cevirmek için her ortamda istismar ediyorlar.

 

Örneğin ben çok çekici biriyim. Manitasiyla bir kiz karşıma geçip oturduklarında bir iki dakika sonra kız erkeği lama gibi öpmeye başlıyor. Arada bir de çaktırmadan bana bakıyor. Ben ilgilenmeyince dozunu daha çok artirip erkegi tahrik etmeye çalışıyor.  Zavallı erkek de kızın kendine tav olduğunu düşünüyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, Düşünen Hayvan said:

 

Cinselligini teşhir etmeden de yasayabilir. Yemek ile bunun bağlantısı yok.

 

Sırf laf olsun diye karşılık veriyorsun.

 

Sende sıçmadan da yaşayabilirsin, di mi?

 

Laf olsun diye sayıklıyorsun, o cinselliğini teşhir etmiyor ki, tıpkı senin sıçmak için debelenmediğin gibi. Sen sıçıp her yeri bok etmekten geri durabiliyorsan, o zaman çıkta laf et onlara, teşhir meşhir diye.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, Düşünen Hayvan said:

 

Erkeklerin cogu sex aptalı haline getirilmiş. Kadın olsun da nefes alıyorsa sorun yok diyen tipler, açıkçası kadınlar tarafından onların beyine tecavüz edilmiş.

 

Ancak kadınlar da bu durumu fırsata cevirmek için her ortamda istismar ediyorlar.

 

Örneğin ben çok çekici biriyim. Manitasiyla bir kiz karşıma geçip oturduklarında bir iki dakika sonra kız erkeği lama gibi öpmeye başlıyor. Arada bir de çaktırmadan bana bakıyor. Ben ilgilenmeyince dozunu daha çok artirip erkegi tahrik etmeye çalışıyor.  Zavallı erkek de kızın kendine tav olduğunu düşünüyor.

 

Eh, kız uyanık, ortam müsait deyip daha ilerliyor, sen de sanıyorsun ki, kız seni tahrik edecem diye uğraşıyor.

 

Bir zavallının gündüz düşleri ve kuruntuları işte..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 hours ago, AteTürk_ said:

 

Benim yazdıklarımdan Messi aşık olmaz ya da aşkı alternatifsizlik doğurur gibi bir sonuç çıkarmayı nasıl çıkardın doğrusu bilemedim. Oysa yazdığım şey açık: "Aşkı körükleyen unsurlardan biri de alternatifsizlik değil mi?" Bu sözden o anlam çıkar mı?

 

Yeterince düşünülmüş şeyler yazdıklarım. Aşkın kimi nerede çarpacağı belli olmasa da onu etkileyen faktörler arasında para ve gücün olmadığı söylenemez. Yani aşk denen olguyu sadece biyolojik gerçeklerle açıklamak mümkün değildir. Olayın sosyo-psikolojik yönü de vardır ve yaşanılanlar bu yönün çoğu zaman ağır bastığını kanıtlar niteliktedir.

 

Şu da var ki başlıkta bu konuda yorum yapanlar hep kendi özellerinden ya da tanıdıklarının deneyimlerinden örnekler veriyorlar. Örnek uzayı bu kadar dar tutarak sağlıklı bir analiz yapmak imkansız. Bugün sosyetede aşk dediğiniz şey bir laftan öteye gitmez. Birkaç istisna dışında her bir zenginin onlarca aşkı var. Ha siz ona da aşk derseniz, tanımlarla istediğiniz gibi oynarsanız o zaman hiçbir konuda anlaşamayız.  

 

Benim evrimi bilip bilmediğim bir soru, ama senin bilmediğin muhakkak...

 

İnsan evrimleşirken, para falan yoktu. Aşkın para ile falan zerre alakası yok o yüzden. 

 

VE insanların her şeyi, katıksız, saf bir şekilde biyolojik gerçeklerden ibarettir. Hepsi bu, başka şeyler demek mümkünde, canın yanar, "hakgaveett edüyovvvv" diye zırlarsın ondan sonra. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 hours ago, Kafkaslı said:

 

Senle daha önce bunu konuşmuş muyduk emin değilim fakat kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar da aşık olabiliyor ve aşık olduğu zaman vücut adeta bir virüsle savaşır gibi tepkiler veriyor. 

 

Araştırmayı ekliyorum fakat çok fazla bilimsel terim içerdiği için tam anlamış da değilim, bizlere bir özet geçebilir misin?

 

Falling in love is associated with immune system gene regulation

 

 

Tam olarak öyle değil, yazıya göre söylüyorum. 

 

Yazıyı da nazara alarak, ki almakta elzem zaten, şunları söyleyebiliriz.

 

Öncelikle, konu şu, aşk nedir? Bilimsel bir çalışma yaparken, birinin aşık olup olmadığını neyle, nasıl tespit ediyoruz? Bu soru, bizi aşk üzerine konuşurken, bu tür makalelere biraz daha temkinli yaklaşmaya zorluyor haliyle. Velakin, şu bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor: Aşk durumunda, eğer biri aşığım diyorsa, böyle hissediyorsa, kesin olarak fizyolojik bir takım durumlar gerçekleşiyor. Bu ilgili yazıyla da gösteriliyor. 

 

Konu şu, bu değişimler, kadınlarda ana özgü ve sürekli tekrar tekrar kadının o hale getirilmesini gerektiriyor. Yani bir tür ilaç, her gün uygun dozda alınması gerkeiyor, alınmazsa, etkisi yok, geçip gidiyor. Ama erkek için bu kalıcı bir hal sergiliyor, verdiğin örnekteki gibi, iflah olmuyor ondan sonra. 

 

Edebiyat ve sanattaki aşk anlatısına bakarak, kadınların aşkına dair, uyumsuzluğu görmek zor değil. O aşk tanımına, erkeklerin hali cuk oturuyor. İşte bu yüzden de kadının aşık olmayacağını söylüyoruz. Ama bu, kadının başka bir şey olduğu gerçeğini unutmayı gerektirmiyor, aşık olmuyorlar, ama bağlanıyorlar baya baya.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...