Jump to content
sağduyu

Müslümanlara Bir Soru

Recommended Posts

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
30 dakika önce, sağduyu yazdı:

Yok mu forumdaki müslümanlardan bu kadar basit ve net bir soruya net bir cevap?


Var, ama sen anlamassın.
En net cevap sana bu...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.07.2019 at 17:52, sağduyu yazdı:

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

Daha başka bir soru,

Kutuplarda yaşayıp islam tebliğ edildikten sonra 650 yılında ölen, haliyle Muhammed’i hayatında duymamış, görmemiş bir insanın durumu ne olacak?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şu malum tanrı, tahtalı köyde, aşağıdakilerin hangilerine yeşil ışık yakacak?
1. "Sadece kitap" diye zırlayanlar
2. "Kitap ve hadisler kesinlikle şart" diye hava atanlar
3. İslam´ı yayma uğruna ölenler ve öldürülenler
4. İslam´ı yayma uğruna başkalarının hayat tarzına karışanlar
5. İslam misyonerliği yapanlar
6. Hiç kimsenin ruhu dahi duymadan inancını 4 duvar arasında icra edenler
7. "Tanrı yok, dinler yalan" posisyonunda olanlar
8. Hayatını insanlığa, havyanları ve doğayı korumaya adayanlar ve aynı zamanda malum tanrıyı teget geçenler

9. "Kutsal kitabın her tarafı mucize fışkırıyor" diye sayıklayanlar

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.07.2019 at 17:52, sağduyu yazdı:

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

Sa’b diyor ki;

– Peygamber’e (sav) müşriklerden gece baskınına uğrayan zürriyetlerin(kadın ve çocuklarının) hükmü soruldu. Bu suretle müslümanlar onların kadınları­na ve çocuklarına isabet ediyorlardı. Peygamber (sav):

– Onlar onlardandır, buyurdular.

Başka versiyon:

– Onlar babalarındandır, buyurdular.

[Buhari, Cihad, 145 – Muslim, Cihad, 1745]

Böyle bir hadis var ? Bide bir savaşta kadın öldüğü için kadin oldurmeyi yasaklamış ? 

Yani bunların kafalar karışık.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İslam tarihi yalanlar üzerine kurulmuştur. Erken islam dönemi tamamen kurgudur. Hadisler dışında hiçbir kanıt sunamazlar.

Ne Halife ne Muhammed ne o dönemde yaşandığı iddia edilen olaylara dair hiçbir objektif kanıt yoktur.

 

Ne anlattığı belli olmayan kuran ayetlerinden sahte bir tarih üretmişlerdir. O ayetlerin ne Muhammed’le ne de erken islam figürleriyle hiçbir alakası yoktur. Kafa yapılarına göre ve ataerkil düzenlerine göre ayet çevirisi, tefsiri yapmışlardır.

 

Güya Adem’den beri islamın tebliğ edildiği yalanını söylerler ama buna dair bir tane kanıt sunamazlar. Çünkü böyle birşey yoktur.

 

Kuran, Arapları kendi dinlerine çekmek isteyen hristiyan misyonerlerin propaganda kitabıdır. İncil ve Tevrat özetidir. Bir kaç ekleme, çıkarma yapılmış ama özü korunmuştur. Kuranı bir kez bu gözle okuyun derim. Alın size tesbiti.

 

Duhan 58 :Biz Onu  senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

 

O dediği ne acaba?

 

Zaten insanların anlamadığı Arapça bir kitap gönderip bununla hesap sorulacağını iddia etmek yalanın en büyüğüdür.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

Zuhruf 3..Biz onu, içindeki öğüt ve uyarıları düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kitap yaptık.

 

O dediği ne? Tabi ki İncil ve eski ahit. 

Hristiyan misyonerler anlayasanız diye onu Arapça yaptık diyor. Bununla övünüyorlar.

 

Fussilet 44.. Biz, o kitabı yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık: “Ayetleri açıklanmalı değil midir? Kendisi Arap da kitabı yabancı. mı?” diyeceklerdi. De ki: “O, inananlar için hidayet ve şifadır. İnanmayanlar ise, kulaklarında ağırlık vardır. O onlara kapalı ve karanlık kalıyor. İşte onlara çok uzak bir yerden sesleniliyor. 

 

 

Zaten Tanrının Arapça kitap gönderip tüm insanlığı sorumlu tutması kadar saçma ve aptalca birşey olamaz. Çinli, Arapçadan ne anlasın? 

Bu da Arapların attığı en büyük yalanlardan birisidir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Soru bu, müslümanların bu soruya cevap vermekten köşe bucak kaçmasının sebebi ne? Herhalde nasıl kıvıracaklarını, verecekleri cevabı nasıl savunacaklarını, nasıl akla ve mantığa kabul ettireceklerini hala bulamadılar. Kafayı kuma gömmek daha kolay, değil mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
36 dakika önce, sağduyu yazdı:

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Soru bu, müslümanların bu soruya cevap vermekten köşe bucak kaçmasının sebebi ne? Herhalde nasıl kıvıracaklarını, verecekleri cevabı nasıl savunacaklarını, nasıl akla ve mantığa kabul ettireceklerini hala bulamadılar. Kafayı kuma gömmek daha kolay, değil mi?

tabiki  cehennem

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

tabiki  cehennem

Yav bırakın bunları, şu an kurana her yerden erişiliyor. Buna rağmen sonradan müslüman olanların sayısı neredeyse yok gibi bir şey.. Hatta müslümanlar bile deist, ateist olmaya başladı.

Mesela Uzaya seyahat düzenleyecek bilim adamları, ülkeler  kurana neden inanmıyor? İşin ucunda sonsuza kadar yanmak var, adamlar aptal değildir heralde? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

henüz kuran tamamlanmadan,kuranda çelişki var mı yok mu anlaşılmadan Muhammed'in cihad ilan ederek kabilelere saldırması,katletmesi,ganimet alması ne kadar adil ise 16 yaşında ki çocuğun cehenneme gitmeside o kadar adil olmalıdır kuran mantığına göre.

Kuteybe bin Müslim ve emrinde ki arap köpekleri (topuna lanet olsun) islamı yaymak için anadoluya gelip katliam yaptıklarında kuran meali hazırlayıp türklere dağıtmadılar.

islamda adalet,mantık yoktur.konuyu açan arkadaş.islamda mantık yokki ne soru sorup mantıklı cevap bekliyorsun.

islam kara küpe kara taşa secde ettirir.müslümanları fırfır döndürür karanlığın etrafında.girdap oluştururlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Neden müslümanlar bu soruya cevap vermekten köşe bucak kaçıyolarr? Nasıl açıklayacaklarını, nasıl kıvıracaklarını bilemediklerinden dolayı mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
55 dakika önce, sağduyu yazdı:

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Neden müslümanlar bu soruya cevap vermekten köşe bucak kaçıyolarr? Nasıl açıklayacaklarını, nasıl kıvıracaklarını bilemediklerinden dolayı mı?

akıbeti  cehennem  dedik  ya

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

akıbeti  cehennem  dedik  ya

 

Kendini müslümanların temsilcisi mi ilan ettin, yoksa onlar aralarında toplanıp seni temsilci mi seçti? Gelip kendileri görüş bildiremiyorlar mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, sağduyu yazdı:

Neden müslümanlar bu soruya cevap vermekten köşe bucak kaçıyolarr? Nasıl açıklayacaklarını, nasıl kıvıracaklarını bilemediklerinden dolayı mı?

 

Sen müslümanlığı ne zannediyorsun? Eline terazi alıp herkesin gideceği yeri belirlemek falan mı? Ya da sorularına cevap veremeyince ezilmemiz falan mı gerekiyor?

Ne müslümanlık jandarmalıktır, ne de Kur'an herkesin yerini haber vermek için gönderilmiş bir kitap.

Tanrı katının bilgisini, ya da Tanrının ne yapacağının bilgisini soruyorsun ama burada bu bilgiye sahip birisi yok. Zaten özellikle hesap-kitap ve hüküm konusunda kesin sonucu hiç kimse bilemez. Bakarsın şeytan bile affedilir, bakarsın peygamberler bile ceza görür. Zaten bu işin esprisi de bu. Bir yandan yaptıklarını beğenmemek, amellerine güvenmemek, akıbetinden emin olmamak, diğer yandan da kendinin ya da başkalarının harap haline bakıp Allah'ın rahmetinden ümit kesmemek...

 

"De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. "

 

Sen öte tarafı boşver şimdi. Bu dünyada ceza var mı, yok mu? Görünen o ki var. İyi ameller çoğunlukla iyi sonuçlara yol açıyor, kötü işler de kötü sonuçlanıyor. Çoğunlukla da insan tekleri ya da toplulukları kendi yaptıklarının meyvelerini topluyor. İnsanlar başka insanlarla, ya da hoşlarına gitmeyen şeylerin başlarına gelmesiyle cezalandırılıyor. Öyleyse Tanrı'nın ceza vermesiyle ya da ceza veren bir Tanrı fikri ile barışmak gerekiyor. Nasıl ki alkolik birisi bununla ilgili bir hastalığa uğrarsa ya da eşi tarafından boşanırsa vicdanında bu olanların sorumlusunun kendi olduğunu itiraf ederse öte tarafta da Tanrı hükmünü verdiğinde kimsenin en ufak bir haksızlık duygusu hissetmeyeceğinden emin olabilirsin. Allah korusun eğer kötü bir akıbete uğramışsak bunu hak ettiğimizden ya da bunun kendi yaptıklarımız dolayısıyla olduğundan zerre şüphemiz olmayacak.

 

O zaman vicdanımızın ve içimizdeki hakikatin sesini öldürmemek ve dinlemek önemli. İnkar etmek sanıldığının aksine gaflette olmak ya da inanamamak, samimi bir şekilde inanmak için yeterli delil bulamamak değildir. İnkar etmek bir şeyin doğruluğunu bile bile gururuna ya da kibirine yediremediğinden reddetmektir. Nefis kendinin Tanrı olmadığını bile bile gerçeği bir türlü kabullenemez ve her daim Tanrılık iddiasında bulunur. Yanlış olduğunu bildiği halde bu iddiasından vazgeçmez. Mızıkçı bir çocuk gibi haksızlığını bile bile ısrar eder. Gerçeği bilmemek başka, gerçeği bile bile kabullenmemek, reddetmek, bu gerçeği dillendirenlere ve kabullenenlere karşı düşmanlık beslemek, onları yok etmeye çalışmak başkadır.

 

Bu böyleyken en büyük düşmanımız olan Şeytanı da tanımak gerekir. Şeytan en büyük suçlara giden yolları bile masum görünen şekillerde başlatır ve gerçek niyetini örtüler arasına gizler. Onu tanımazsak ve tuzaklarına karşı uyanık olmazsak hataya düşmemiz ve sonradan, ben böyle bir şeyi nasıl yaptım ya diyeceğimiz şeyleri yapmamız kolay olur. 

   

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
13 hours ago, Yeni Üye said:

 

Sen müslümanlığı ne zannediyorsun? Eline terazi alıp herkesin gideceği yeri belirlemek falan mı? Ya da sorularına cevap veremeyince ezilmemiz falan mı gerekiyor?

Ne müslümanlık jandarmalıktır, ne de Kur'an herkesin yerini haber vermek için gönderilmiş bir kitap.

Tanrı katının bilgisini, ya da Tanrının ne yapacağının bilgisini soruyorsun ama burada bu bilgiye sahip birisi yok. Zaten özellikle hesap-kitap ve hüküm konusunda kesin sonucu hiç kimse bilemez. Bakarsın şeytan bile affedilir, bakarsın peygamberler bile ceza görür. Zaten bu işin esprisi de bu. Bir yandan yaptıklarını beğenmemek, amellerine güvenmemek, akıbetinden emin olmamak, diğer yandan da kendinin ya da başkalarının harap haline bakıp Allah'ın rahmetinden ümit kesmemek...

 

"De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. "

 

Sen öte tarafı boşver şimdi. Bu dünyada ceza var mı, yok mu? Görünen o ki var. İyi ameller çoğunlukla iyi sonuçlara yol açıyor, kötü işler de kötü sonuçlanıyor. Çoğunlukla da insan tekleri ya da toplulukları kendi yaptıklarının meyvelerini topluyor. İnsanlar başka insanlarla, ya da hoşlarına gitmeyen şeylerin başlarına gelmesiyle cezalandırılıyor. Öyleyse Tanrı'nın ceza vermesiyle ya da ceza veren bir Tanrı fikri ile barışmak gerekiyor. Nasıl ki alkolik birisi bununla ilgili bir hastalığa uğrarsa ya da eşi tarafından boşanırsa vicdanında bu olanların sorumlusunun kendi olduğunu itiraf ederse öte tarafta da Tanrı hükmünü verdiğinde kimsenin en ufak bir haksızlık duygusu hissetmeyeceğinden emin olabilirsin. Allah korusun eğer kötü bir akıbete uğramışsak bunu hak ettiğimizden ya da bunun kendi yaptıklarımız dolayısıyla olduğundan zerre şüphemiz olmayacak.

 

O zaman vicdanımızın ve içimizdeki hakikatin sesini öldürmemek ve dinlemek önemli. İnkar etmek sanıldığının aksine gaflette olmak ya da inanamamak, samimi bir şekilde inanmak için yeterli delil bulamamak değildir. İnkar etmek bir şeyin doğruluğunu bile bile gururuna ya da kibirine yediremediğinden reddetmektir. Nefis kendinin Tanrı olmadığını bile bile gerçeği bir türlü kabullenemez ve her daim Tanrılık iddiasında bulunur. Yanlış olduğunu bildiği halde bu iddiasından vazgeçmez. Mızıkçı bir çocuk gibi haksızlığını bile bile ısrar eder. Gerçeği bilmemek başka, gerçeği bile bile kabullenmemek, reddetmek, bu gerçeği dillendirenlere ve kabullenenlere karşı düşmanlık beslemek, onları yok etmeye çalışmak başkadır.

 

Bu böyleyken en büyük düşmanımız olan Şeytanı da tanımak gerekir. Şeytan en büyük suçlara giden yolları bile masum görünen şekillerde başlatır ve gerçek niyetini örtüler arasına gizler. Onu tanımazsak ve tuzaklarına karşı uyanık olmazsak hataya düşmemiz ve sonradan, ben böyle bir şeyi nasıl yaptım ya diyeceğimiz şeyleri yapmamız kolay olur. 

   

 

 

Bir çuval dolusu boş yazı yazacağına soruya dürüstçe cevap, dansöz gibi kıvırma. Ulan biriniz bile basit ve net bir soruya net bir cevap verebilse dişimi kıracağım, bu din sizleri tam dansöz yapmış.

 

Muhammed 610 yılından peygamberliğini ilan ettikten sonra büluğa ermiş, aklı başında, atalarından, ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Sonra da verdiğin cevabı akla, mantığa, vicdana ve adalete göre açıkla.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 15.08.2019 at 09:50, Yeni Üye said:

Bu böyleyken en büyük düşmanımız olan Şeytanı da tanımak gerekir. Şeytan en büyük suçlara giden yolları bile masum görünen şekillerde başlatır ve gerçek niyetini örtüler arasına gizler. Onu tanımazsak ve tuzaklarına karşı uyanık olmazsak hataya düşmemiz ve sonradan, ben böyle bir şeyi nasıl yaptım ya diyeceğimiz şeyleri yapmamız kolay olur. 

 

 

Dinde kesin ve net birşey yoksa her şey inanca bağlıysa her şeyin hükmü de gizliyse sen şeytanın düşmanın olduğunu nereden biliyorsun? 

Allah şeytanı yaratacak ve insanlara zarar verme pahasına onunla iddialaşacak kadar aptal değil bunların hepsi benzetmedir diyen de var.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...