Jump to content
sağduyu

Müslümanlara Bir Soru

Recommended Posts

47 dakika önce, bayşapka yazdı:

 

Dinde kesin ve net birşey yoksa her şey inanca bağlıysa her şeyin hükmü de gizliyse sen şeytanın düşmanın olduğunu nereden biliyorsun? 

Allah şeytanı yaratacak ve insanlara zarar verme pahasına onunla iddialaşacak kadar aptal değil bunların hepsi benzetmedir diyen de var.

 

 

Dinde kesin ve net bir şey yoktur da diyemeyiz tabi. Burada sorulan soru cennet cehennemle alakalı. Yani söz konusu olan Tanrı'nın hükmü ve Tanrı katındaki bir bilgi olduğu için bu konu bizim açımızdan kesin değildir. Bunu delillendirmek için bir sonraki iletide Tanrı katındaki  bilgi ile alakalı Kurandan bir kaç örnek vereceğim. 

 

İnsan açısından referans noktası kendisi olan bilgiler kesin olabilir. Örneğin şeytan benim düşmanım, bu benim için kesin. Çünkü Şeytan beni mutsuz ediyor. Güzellikleri görmemi engelliyor. Vesvese ve Evhamlar veriyor. Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü gölgelemeye kalkıyor vb. Bunların benim için kötü olduğunu bizzat tecrübe ettiğim için Şeytanın benim düşmanım olmasıyla alakalı bir şüphem yok. 

Şeytanın bakış açısından ve referansından ben de şeytanın düşmanıyım. Çünkü o Tanrı ya çok yakın bir kişiyken, yerde ve gökte Tanrı'yı zikretmediği tek bir yer kalmamışken, Tanrıya en yakın olması gerektiğini düşünürken İnsan geldi ve Tanrı ile arasına girdi. Tanrı ya sevgisi bir anda insanı kıskanmaya tebdil oldu. O yüzden ben de Onun düşmanıyım.

 

(Allah) buyurdu ki: “(Şeytana uyduğunuz için) buradan (şeytan ve siz) birbirinize düşman olarak inin bakalım! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.” 

 

Şeytanla karşılıklı olarak düşmanlığımız şüpheye yer bırakacak bir konu değil ama sonuçta şeytan da insan da Allah ın yarattığı ve kendisine farklı yollar çizdiği iki yaratık. Bizim birbirimize düşman olmamız, herhangi birimizin Tanrı ile ilişkisiyle alakalı bir şey değil. Birbirimizle olan ilişkimizle alakalı. Anne babası bir olan iki düşman kardeşiz. Biz birbirimize düşmanız ama hiç birimiz anne babamıza düşman değiliz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Bunu delillendirmek için bir sonraki iletide Tanrı katındaki  bilgi ile alakalı Kurandan bir kaç örnek vereceğim. 

 

Yargılama konusunda neden bu kadar dikkatli ve hassas olduğumla alakalı incil den bir alıntı ile başlamak istiyorum.

 

“Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.  Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.  Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?  Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, ‘İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün."

 

Allah katındaki bilgi ile alakalı meşhur Hızır Musa kıssası mevcut bildiğimiz gibi. Orada Allah katından bilgi verilmiş bir kişi olan Hızır belirli hikmetleri ve sonuçları elde etmek için Hz. Musa katındaki şeriat bilgisiyle çatışan işler yapıyor, Allah'ın izni ve emriyle. Aslında bu kıssadaki mana net, bana göre. Kıssada geçen Allah katındaki bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, O işlerinde bazı hikmetler gözeterek bazı tedbirler alır. Biz işin sonucunu görmeden ya da bu hikmete vakıf olmadan bu işler ve tedbirler bize anlaşılmaz ya da ağır gelebilir. Halbuki O alemlerin idare edicisi ve Rabbidir, elbette bizim kısa görüşümüzden ötesine sahiptir ve bizim dünya hayatını düzgün yaşamamız için bize emrettiği şeyler, Onun bilgisini ve fiillerini bağlamaz ve kısıtlamaz. 

 

Diğer bir Kur'an kıssası olan Yusuf kıssasında geçen bir anektod ta bu konuda oldukça ufuk açıcıdır. Yusuf, kardeşi Bünyamini kendi yanında alıkoymak için çuvalına kralın tasını koyuyor ve onun hırsızlık yaptığını, bu yüzden alıkonacağını belirtiyor. Bu bağlamda şu ayet oldukça önemlidir.  

 

Bunun üzerine (Yûsuf aramaya başlarken) kardeşinin eşyasından önce onların (baba bir kardeşlerinin) eşyalarından başladı. Nihayet su tasını kardeşinin (ana-baba bir kardeşi Bünyamin'in) eşyasından çıkaradı. İşte biz Yûsuf'a (kardeşini geri almak için) böyle bir tedbir öğrettik, yoksa hükümdarın dinine (kanunlarına) göre kardeşini alıkoymasına çare yoktu. Ancak Allah'ın dilemesi bundan müstesnadır. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz ve her ilim sahibinin üstünde bir alîm vardır.

 

Bu ayetten anlaşılan da Hızır kıssasında benzerlik arz eder. İnsanların her birinin bilgi, anlayış, idrak seviyesi farklıdır ama her bilgi sahibinin üstünde başka bir bilgi sahibi vardır. Hepsinin üstünde de Alim olan Allah vardır. Onun işleri ve tedbirleri ve tecellileri bizim seviyemizi çok aşar. Bazı şeyler belki bize ağır gelir, belki kabul edilemez gelir ama Ona inanıp güvenip dayanırsak başında da sonununda da kazanırız. Yoksa elbette dünya hayatının ve imtihanın herkes için aynı şekilde tecelli etmediği, insanların çok farklı koşullarda ve çoğunlukla aileleri ya da çevrelerinden gördüğü şekilde inandığı ve yaşadığı, çoğu insanın günlük hayatın zorlukları ve koşuşturmacası içinde büyük ve önemli soruları pek sormadığı hepimizin malumu. Anne ve babaların ya da yetişkinlerin günahları ve hataları çocuklarının hayatını şekillendirdiği ve alt üst ettiği çok oluyor. Hal böyleyken ben kimse için cehennemdedir, şudur budur diyemem. Herkes için hidayet ve bağışlanma isterim ama ilkesel olarak kötülerin iyilere yaptığı kötülüklerin, ve iyilerin de herkese yaptığı iyiliklerin karşılıksız kalmasını da kabullenemem.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 15.08.2019 at 23:42, sağduyu yazdı:

Allah'la beraber diğer putlara da tapan, Muhammed'e inanmayan ve 613 yılında 16 yaşında iken ölen gencin akıbeti nedir Kuran'a göre?

 

Hani İbrahim: “Ey Rabbim!” demişti. Bu Mekke şehrini güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut. Rabbim, şüphe yok ki onlar, insanların çoğunu doğru yoldan saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir ve bana isyan edene gelince: Şüphe yok ki sen, suçları örtersin, rahimsin."

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Yeni Üye said:

 

Hani İbrahim: “Ey Rabbim!” demişti. Bu Mekke şehrini güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut. Rabbim, şüphe yok ki onlar, insanların çoğunu doğru yoldan saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir ve bana isyan edene gelince: Şüphe yok ki sen, suçları örtersin, rahimsin."

 

Yine net bir cevap yok, hala çocuğun akıbetini öğrenemedik. Aslında Kuran'a göre bu sorunun cevabı gayet açık, aynı şekilde sizlerin de bu cevabı dile getirememenizin sebebi de açık. Çünkü vereceğiniz cevabı akla, mantığa, vicdana ve adalete göre açıklayamayacağınızı biliyorsunuz, o yüzden kıvranıp duruyorsunuz.

 

Verdiğin ayet de ilginçmiş, her ayette başka bir saçmalık ortaya çıkıyor. İbrahim'e göre insanların çoğunu putlar doğru yoldan saptırıyormuş. Putlar insanları doğru yoldan nasıl saptırıyor acaba? Ne yapıyorlar da saptırıyorlar?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Yeni Üye yazdı:

çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut. 

Kimseye zarar vermedikten sonra puta tapmanın ne zararı var? Ben Tanrı olsam şeyimde bile olmaz. Senin Allah’ında bence sorun var. Kıskanç birisi. Üstelik obsesyon düzeyinde. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.08.2019 at 09:47, Yeni Üye said:

İnsan açısından referans noktası kendisi olan bilgiler kesin olabilir. Örneğin şeytan benim düşmanım, bu benim için kesin. Çünkü Şeytan beni mutsuz ediyor. Güzellikleri görmemi engelliyor. Vesvese ve Evhamlar veriyor. Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü gölgelemeye kalkıyor vb. Bunların benim için kötü olduğunu bizzat tecrübe ettiğim için Şeytanın benim düşmanım olmasıyla alakalı bir şüphem yok. 

 

Şeytan masalsa ne yapacaksın?

Seni mutsuz eden kendi beceriksizliğinse?

Güzellikleri görememen senin hatan ise?

Vesvese ve evham senin takıntınsa?

Allah'ın rahmetini gölgelemesi senin modern dünya ve masal dünyası arasında ikilemde kalman ise?

 

Ve kendini düzeltmek yerine hatalarını masallara yıkıyorsan ve bu yüzden hiç bir zaman insan olarak hataların için sorumluluk kabul edemeyeceksen? Ya bu senin karakter olarak büyümeni engelleyecekse?

 

Sadece merak ettim. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.08.2019 at 13:28, Abdülmalik yazdı:

Kimseye zarar vermedikten sonra puta tapmanın ne zararı var? Ben Tanrı olsam şeyimde bile olmaz. Senin Allah’ında bence sorun var. Kıskanç birisi. Üstelik obsesyon düzeyinde. 

 

Sana YEŞEYA 42 ile cevap veriyorum

Rab’bin Kulu


 “İşte kendisine destek olduğum, 
Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum! 
Ruhum’u onun üzerine koydum. 
Adaleti uluslara ulaştıracak. 
 
2 Bağırıp çağırmayacak, 
Sokakta sesini yükseltmeyecek. 
 
3 Ezilmiş kamışı kırmayacak, 
Tüten fitili söndürmeyecek. 
Adaleti sadakatle ulaştıracak. 
 
4 Yeryüzünde adaleti sağlayana dek 
Umudunu, cesaretini yitirmeyecek. 
Kıyı halkları onun yasasına umut bağlayacak.” 
 
5 Gökleri yaratıp geren, 
Yeryüzünü ve ürününü seren, 
Dünyadaki insanlara soluk, 
Orada yaşayanlara ruh veren RAB Tanrı diyor ki, 
 
6 “Ben, RAB, seni doğrulukla çağırdım, 
Elinden tutacak, 
Seni koruyacağım. 
Seni halka antlaşma, 
Uluslara ışık yapacağım. 
 
7 Öyle ki, kör gözleri açasın, 
Zindandaki tutsakları, 
Cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın. 
 
8 “Ben RAB’bim, adım budur. 
Onurumu bir başkasına, 
Övgülerimi putlara bırakmam. 

Övgü İlahisi

9 Bakın, önceden bildirdiklerim gerçekleşti. 
Şimdi de yenilerini bildiriyorum; 
Bunlar ortaya çıkmadan önce size duyuruyorum.”

 
 
10 Ey denizlere açılanlar ve denizlerdeki her şey, 
Kıyılar ve kıyı halkları, 
RAB’be yeni bir ilahi söyleyin, 
Dünyanın dört bucağından O’nu ezgilerle övün. 
 
11 Bozkır ve bozkırdaki kentler, 
Kedar köylerinde yaşayan halk 
Sesini yükseltsin. (
Arabistan civarı)
Sela’da(Medinede bir dağ) oturanlar sevinçle haykırsın, 
Bağırsın dağların doruklarından. 

 
12 Hepsi RAB’bi onurlandırsın, 
Kıyı halkları O’nu övsün. 

Rab’bin Yardım Sözü

13 Yiğit gibi çıkagelecek RAB, 
Savaşçı gibi gayrete gelecek. 
Bağırıp savaş çığlığı atacak, 
Düşmanlarına üstünlüğünü gösterecek.

 
 
14 “Uzun zamandır ses çıkarmadım, 
Sustum, kendimi tuttum. 
Ama şimdi feryat edeceğim doğuran kadın gibi, 
Nefesim tutulacak, kesik kesik soluyacağım. 
 
15 Harap edeceğim dağları, tepeleri, 
Bütün yeşilliklerini kurutacağım. 
Irmakları adalara çevirip havuzları kurutacağım. 
 
16 Körlere bilmedikleri yolda rehberlik edeceğim, 
Onlara kılavuz olacağım bilmedikleri yollarda, 
Karanlığı önlerinde ışığa, 
Engebeleri düzlüğe çevireceğim. 
Yerine getireceğim sözler bunlardır. 
Onlardan geri dönmem. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.08.2019 at 09:47, Yeni Üye yazdı:

 

Dinde kesin ve net bir şey yoktur da diyemeyiz tabi. Burada sorulan soru cennet cehennemle alakalı. Yani söz konusu olan Tanrı'nın hükmü ve Tanrı katındaki bir bilgi olduğu için bu konu bizim açımızdan kesin değildir. Bunu delillendirmek için bir sonraki iletide Tanrı katındaki  bilgi ile alakalı Kurandan bir kaç örnek vereceğim. 

 

İnsan açısından referans noktası kendisi olan bilgiler kesin olabilir. Örneğin şeytan benim düşmanım, bu benim için kesin. Çünkü Şeytan beni mutsuz ediyor. Güzellikleri görmemi engelliyor. Vesvese ve Evhamlar veriyor. Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü gölgelemeye kalkıyor vb. Bunların benim için kötü olduğunu bizzat tecrübe ettiğim için Şeytanın benim düşmanım olmasıyla alakalı bir şüphem yok. 

Şeytanın bakış açısından ve referansından ben de şeytanın düşmanıyım. Çünkü o Tanrı ya çok yakın bir kişiyken, yerde ve gökte Tanrı'yı zikretmediği tek bir yer kalmamışken, Tanrıya en yakın olması gerektiğini düşünürken İnsan geldi ve Tanrı ile arasına girdi. Tanrı ya sevgisi bir anda insanı kıskanmaya tebdil oldu. O yüzden ben de Onun düşmanıyım.

 

(Allah) buyurdu ki: “(Şeytana uyduğunuz için) buradan (şeytan ve siz) birbirinize düşman olarak inin bakalım! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.” 

 

Şeytanla karşılıklı olarak düşmanlığımız şüpheye yer bırakacak bir konu değil ama sonuçta şeytan da insan da Allah ın yarattığı ve kendisine farklı yollar çizdiği iki yaratık. Bizim birbirimize düşman olmamız, herhangi birimizin Tanrı ile ilişkisiyle alakalı bir şey değil. Birbirimizle olan ilişkimizle alakalı. Anne babası bir olan iki düşman kardeşiz. Biz birbirimize düşmanız ama hiç birimiz anne babamıza düşman değiliz.

Adem ile Havva Şeytan tarafından tuzağa düşürülüp, yeryüzüne sürüldükten sonra, Allah doğum yoluyla yeryüzünde yaratmaya, Şeytan da doğum yoluyla tuzağa düşürüp, yeryüzüne sürülmeye neden olmaya başlamıştır. Yani, Allahın yaratması eşittir, Şeytanın tuzağa düşürüp, yeryüzüne sürülmeye neden olmasıdır. Ama neden olduğu doğuma bakıp Allah yarattı diyenlerin, Şeytan da tuzağa düşürüp, yeryüzüne sürülmeye neden olduğunu gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü bu farkındalık durumu. Siz ne kadar Şeytana karşı çıkarsanız çıkın, o Allahlık adı altında yine işini yapıyor. Tuzağa düşürme, yeryüzüne sürülmeye neden olma işini. Zaten İslamın Allahı da tuzakçı bir tanrı profilidir. Şeytana kin ve nefret kusarken, nefret kustuğunuz Allahtır. Allahı överken de övdüğünüz Şeytandır. Allah da, Şeytan da sizsiniz. Şeytana karşıyız, ona düşmanız derken, biz kendimize düşmanız diyorsunuz, ama Şeytani bir eylem olan doğumu yüceltip, desteklemekten de geri kalmıyorsunuz. Sizler Allahlık adı altında işini yapan  Şeytanlarsınız.

 

Tabi her şeyden önce yaptığı çocuğa gökte oturan bir Allah var, o seni sınamak için yarattı diyen, var olmasına neden olduğu kişiyi gökte oturan bir Allah'ın sınavına sokan bir kafa var  ortada söver ve dalga geçer gibi. Düşünün yani. Çocuğunuza diyorsunuz ki. Allah seni sınamak için yarattı. Bu sınavın sonucunda da cennet ve cehennem var. Gerçek olmasada kafaya bak arkadaş. Bir başkasını sonsuz cehennemle sonuçlanabilecek bir sınava sokmakta bir sakınca da görmüyorlar. Bak bunu yapan o çok övdüğünüz anne ve baba adlı kişiler. Bunlar biz ne hakla bir başkasını sonsuz cehenneme gitme durumunun olduğu bir sınava sokuyoruz diye sormuyorlar. Zaten bunu soracak bir farkındalık da yok bunlarda.

 

Yine bu anne ve baba dediğimiz kişiler çocuklarının doğumuna neden olarak ölümüne neden olmuş, onu öldürmüş kişilerdir. Ölüm nerede olursanız olun sizi bulur, benim birini var etmem, onu öldürdüğüm anlamına gelir diyen Allah'a tapınarak bunu onaylıyorlar zaten. Çocuklarını öldürenlerin kendileri olduğu gerçeğini. Doğum, Allahın yaratması. Allah da, anne, baba. Bunlar çocukları ölse başında ağıt yakarlar. Sonra da ölüm nerede olursanız olun sizi bulur diyen Allah'a tapınırlar. Bunlar tüm zihinsel uyumsuzluk ve tutarsızlıklarıyla kendilerine tapınıyorlar. O içlerindeki yaşam yarattığı için övgü ve şükür bekleyen, varoluşa da zorlarım, acı, ızdırap, kötülük, ölümü de dayatırım, buna karşı çıkamazsınız diyen o kibirli, bencil ve pişkin tanrıya tapınıyorlar. Bunların Allah'ı yaşamdır. Bunların Allah'ı anne ve babadır. Zaten islamda Allah ile birlikte anne ve babaya da şükür istenir. Bakınız Lokman 14. Birde kusursuz bir tasarımız diye ortada dolaşıyorlar ya bunlar. Çocuğunun doğumuna neden olarak ölümüne neden olan, sonra da başında ağıt yakarken ölüm nerede olursanız olun sizi bulur diyen Allah'a tapınarak zihinsel uyumsuzluğun ve tutarsızlığın dibine vuran, farkındalıksız sizler mi kusursuzsunuz şimdi?

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
55 dakika önce, bayşapka yazdı:

Sadece merak ettim. 

 

 

 Olabilir. Belki Şeytan sadece benim bir yönüm, ama önemli olan şu : Ben bu yönümü düşman belliyorum. Beni düşüren, aşağılık yapan, melekuta yükselmemi engelleyen ne varsa, benden de olsa Onu karşıma alıyorum. Beni ilgilendiren kısmı burası. Böylelikle bir yandan da gelişiyorum, olgunlaşıyorum, kemale ve rüşde yaklaşıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

 

 Olabilir. Belki Şeytan sadece benim bir yönüm, ama önemli olan şu : Ben bu yönümü düşman belliyorum. Beni düşüren, aşağılık yapan, melekuta yükselmemi engelleyen ne varsa, benden de olsa Onu karşıma alıyorum. Beni ilgilendiren kısmı burası. Böylelikle bir yandan da gelişiyorum, olgunlaşıyorum, kemale ve rüşde yaklaşıyorum.

Ama Ademler İle Havvaların tuzağa düşürülüp, yeryüzüne sürülmeleri anlamına gelen, Şeytani bir eylem olan doğumu da yüceltmekten, desteklemekten geri kalmıyorsun. 

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 minutes ago, Yeni Üye said:

 

 Olabilir. Belki Şeytan sadece benim bir yönüm, ama önemli olan şu : Ben bu yönümü düşman belliyorum. Beni düşüren, aşağılık yapan, melekuta yükselmemi engelleyen ne varsa, benden de olsa Onu karşıma alıyorum. Beni ilgilendiren kısmı burası. Böylelikle bir yandan da gelişiyorum, olgunlaşıyorum, kemale ve rüşde yaklaşıyorum.

 

 

Ben de diyorum ki kendi hatalarımızı dışarıdan geliyormuş gibi göstermek karakterimizi güçlendirmez, zayıflatır. Sen nereye yükseliyorsun anlamadım ama bazen normal biri gibi konuşursan iletişim kurmak daha kolay olur.

 

Sana iyi şanslar!

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, bayşapka yazdı:

Ve kendini düzeltmek yerine hatalarını masallara yıkıyorsan ve bu yüzden hiç bir zaman insan olarak hataların için sorumluluk kabul edemeyeceksen? Ya bu senin karakter olarak büyümeni engelleyecekse?

 

 

Şeytan ve şeytanilik ego ve bencillikten öte ve farklı bir şey. Ego şehvet ve gazap kuvvelerinin şekillendirdiği bir şey. Ego belki kendisini mutlu edemez ama normalde bu iki kuvvenin peşindeyken mutsuz da olmamamız gerekir. Halbuki dışarıdan gelen etkiler sayesinde(şeytan) insan bir yandan şehvetinin peşinde gidip, tehlikeden kaçar diğer yandan da buna rağmen bir şekilde mutluluğu ve dengeyi yakalayamaz.

 

Şeytan zaten senin hata yapmandan ziyade senin kendini ve başkalarını hep hatalı ve suçlu hissetmeni sağlayan şey. Hatanın affedilmez olduğunu düşünmeni sağlayan şey. Yeniden başlamanın, düzelmenin mümkün olmadığını sana dışarıdan telkin eden şey.

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, bayşapka yazdı:

Sen nereye yükseliyorsun anlamadım ama bazen normal biri gibi konuşursan iletişim kurmak daha kolay olur.

 

Sana iyi şanslar!

 

 

Teşekkürler. Size de iyi şanslar. Bir yere yükselemiyorum ama yükselmenin imkanına inanıyorum ve ümit ediyorum.

 

Hepimiz yükselmeyi ümit etmiyor muyuz zaten? Bu dünya hepimizde "daha fazlası olmalı, daha fazla ne var acaba?" hissi oluşturmuyor mu?

Bu bedenin içinde kafesteki bir kuş gibi hissetmiyor muyuz? Mümkün olmadığı halde Evrenin derinliklerine ulaşmak, Işık hızını geçmek, tanımak, bilmek, bilgeliğe ermek istemiyor muyuz?

İşte bizi bilgeliğe eriştirecek, gerçeği görmemizi sağlayacak şey, başka gezegenlere ya da galaksilere gitmek değil. Kendimizi tanımak. İçimizdeki evrende yükselmek. Bunun için de en büyük engel bizzat kendimiz. Kendimiz(egomuz) kendimize(gerçek varlığımıza) perdeyiz. Bizim bu dünyadaki görevimiz ise bu perdeyi aralayıp Tanrı'nın marifetine erişmek.  

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 minutes ago, Yeni Üye said:

 

Hepimiz yükselmeyi ümit etmiyor muyuz zaten? Bu dünya hepimizde "daha fazlası olmalı, daha fazla ne var acaba?" hissi oluşturmuyor mu?

 

Yok, bende daha fazlası olmalı hissi oluşmuyor, zaten olan biten yeterince ilginç ve yüzlerce insan ömrüne yetecek kadar çeşitli. Çünkü ben cahil ya da korkak değilim, hayatı ve evreni olduğu gibi kabullenebiliyorum. Bunun ötesinde bir bilgim olduğunu da iddia etmiyorum, edenlerin de biraz çocuksu olduğunu düşünüyorum. Daha fazlasının olması, bu daha fazlasının da kendi işine gelecek şekilde olduğu zihinsel sorunlu olan ya da kandırılmış ve yanlış yönlendirilmiş insanların iddia edebileceği birşey. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 minutes ago, Yeni Üye said:

 

Teşekkürler. Size de iyi şanslar. Bir yere yükselemiyorum ama yükselmenin imkanına inanıyorum ve ümit ediyorum.

 

Hepimiz yükselmeyi ümit etmiyor muyuz zaten? Bu dünya hepimizde "daha fazlası olmalı, daha fazla ne var acaba?" hissi oluşturmuyor mu?

Bu bedenin içinde kafesteki bir kuş gibi hissetmiyor muyuz? Mümkün olmadığı halde Evrenin derinliklerine ulaşmak, Işık hızını geçmek, tanımak, bilmek, bilgeliğe ermek istemiyor muyuz?

İşte bizi bilgeliğe eriştirecek, gerçeği görmemizi sağlayacak şey, başka gezegenlere ya da galaksilere gitmek değil. Kendimizi tanımak. İçimizdeki evrende yükselmek. Bunun için de en büyük engel bizzat kendimiz. Kendimiz(egomuz) kendimize(gerçek varlığımıza) perdeyiz. Bizim bu dünyadaki görevimiz ise bu perdeyi aralayıp Tanrı'nın marifetine erişmek.  

 

Bunu bir arap bedevisinin zırvalarının peşine takılarak mı başaracağını sanıyorsun?

 

Ahzab 50. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.)

 

Senin peşine takıldığın arap bedevisi bu işte.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
47 dakika önce, Buzul yazdı:

Ama Ademler İle Havvaların tuzağa düşürülüp, yeryüzüne sürülmeleri anlamına gelen, Şeytani bir eylem olan doğumu da yüceltmekten, desteklemekten geri kalmıyorsun. 

 

 Aynen, şu an üçüncü çocuğumu bekliyorum. Sen de yeryüzüne sürülmekten, tuzağa düşmekten bu kadar şikayet etme ve korkma bence. Tadını çıkarmaya bak. Filmin sonunu gördüğünde belki çektiğin tüm ıstırapların kendi kendine ürettiğin gereksiz şeyler olduğunu fark edeceksin? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, Yeni Üye yazdı:

 

 Aynen, şu an üçüncü çocuğumu bekliyorum. Sen de yeryüzüne sürülmekten, tuzağa düşmekten bu kadar şikayet etme ve korkma bence. Tadını çıkarmaya bak. Filmin sonunu gördüğünde belki çektiğin tüm ıstırapların kendi kendine ürettiğin gereksiz şeyler olduğunu fark edeceksin? 

Şeytan benim düşmanımdır diyordun, ama görüldüğü gibi şeytanlık yapmaktan da geri kalmıyorsun.Bu nasıl bir düşmanlık, bu nasıl bir tutarsızlık, zihinsel uyumsuzluk ? Allah yarattı diyince de içinizdeki şeytandan kurtulacağınızı mı sandınız? O sizin yapınızda. O doğuma neden olup yaratan ve tuzağa düşüren Allah.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
30 dakika önce, sağduyu yazdı:

Senin peşine takıldığın arap bedevisi bu işte.

 

Benim peşine takıldığım kişi, tüm zamanların en büyüğü. Bu, benim değil, düşmanlarının ya da onun ümmetinden olmayan kişilerin şahitliğiyle böyledir. Yabancının şehadeti(şahitliği) en kuvvetli şahitliktir.

 

Tarihteki en etkili 100 ismi belirli kriterlere göre seçen ve bunun kitabını yazan bir batılı hristiyanın ilk onuna bir bak istersen.

  1. Muhammad (570 – 632 AD) Prophet of Islam.
  2. Isaac Newton (1642 – 1727) – British mathematician and scientist.
  3. Jesus Christ (c.5BC – 30 AD) Spiritual teacher and central figure of Christianity.
  4. Buddha (c 563 – 483 BC) Spiritual Teacher and founder of Buddhism.
  5. Confucius (551 – 479 BC) – Chinese philosopher.
  6. St. Paul (5 – AD 67) – Christian missionary and one of the main writers of the New Testament.
  7. Ts’ai Lun (AD 50 – 121) Inventor of paper.
  8. Johann Gutenberg (1395 – 1468) – Inventor of the printing press.
  9. Christopher Columbus (1451 – 1506) – Italian explorer landed in America.
  10. Albert Einstein (1879 – 1955) German/ US scientist discovered Theory of Relativity.

 

Ya da Times dergisinin dünyanın en büyük liderlerini incelediği 1974 tarihli sayısında bu konuda konuşan Amerikan Psikayatri Birliğinin de başkanlığını yapmış meşhur bir gayri müslim psikayatristin objektif kriterlere göre yaptığı analizini oku

 

Lider üç fonksiyonu yerine getirmelidir. 1) Liderlik ettiği kişilerin refahını ve iyileşmesine katkı sağlamak,2)İnsanlara güvende hissedecekleri bir sosyal yapı kurmak, 3) İnsanlara belirli inançlar benimsetmek. Pastör ya da Salk gibi liderler ilk anlamıyla liderdir. Diğer yandan Alexander, Sezar ya da Hitler ikinci anlamda biraz da üçüncü anlamda liderdir. İsa ve Buda üçüncü kategoriye aittir. Belki de tüm tarihin en büyük lideri ise üç fonksiyonu da birleştiren Muhammed'dir. Musa da Onun yaptıklarının küçük bir ölçekte yapmıştır.

 

Benim peşinden gittiğim kişi O(a.s) işte. Babası doğmadan ölmüş, annesi ve dedesi bebekken. Kavminin güveniliri. Okuma yazma bilmez. Sonra ne olmuş? Tek başına 360 putu olan bir kavme millete tevhidi anlatmış. Sarhoş bir milleti ayıktırmış. Domuz yiyen bir millete domuzu yasaklamış. Faizle, kan davasıyla, zinayla iç içe yaşayan bir kavmi değiştirmiş.

Sonra da yakın milletler, Roma, Pers, Bizans, Afrika, Hindistan derken davetini bilinen tüm dünyaya yayacak bir yolu açmış. Geçn yıllarda Harvard'ın kütüphensine şu ayet asılıyor:

“Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun. Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Onun için, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün şahitlikten kaçarsanız, iyi bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

 

Şimdi sana bir soru, bu ayeti uyduran adam biraz da olsa hikmet ehlidir değil mi? Kuranda bunu gibi binlerce hikmet ve yol gösterme mevcut. Bu adam aynı zamanda "...Allah’ü Teâlâ’nın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.." demiş. Hikmetli sözler etmiş, aleyhinize bile olsa doğruluktan ayrılmayın demiş, yalancıya lanet etmiş vb.

Bu adam bana vahyediliyor dediğinde inanmamak için ne sebebin var? Çok kadınla evlenmiş olması mı? Kadınlar arasında popüler ve cool bir adam olması mı? Bence bu, inanmamak için bir sebepten çok, bir kıskançlık belirtisi. Kıskanma. İstediğin kadınsa öte tarafta istediğin kadar kadına sen de ulaşabilirsin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 minutes ago, Yeni Üye said:

 

Benim peşine takıldığım kişi, tüm zamanların en büyüğü.

 

Peşine bir sürü adamın takılması o adamı her zaman büyük yapmaz, bazen takılanların cehaletini, bilinçsizliğini gösterir. Bil bakalım, senin durumunda bu hangisini gösteriyor?

 

Burada evlatlığının boşadığı kadına sarkan, 9 yaşındaki bir çocukla evlenen, kocalarını, akrabalarını katlettiği kadınları yatağa atan, kendisine cariye hediye edilen ve bu cariyeyi cinsel ihtiyaçları için kullanan, diğerini de arkadaşına hediye eden, yağmacı, 10 küsur karılı bir arap liderinden söz ediyoruz.

 

Ki bu kişi "Falan tanrı beni elçi seçti, bana inanmayan herkes sonsuza kadar yakılacak." gibi deli saçması bir iddiada bulunan bir sahtekar ve yalancı. Gerçi kime anlatıyorum bunları, bir insanın sırf başka bir insana inanmadığı için sonsuza kadar yakılması gerektiği inancını benimsemiş birine akıl, mantık işler mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
24 minutes ago, Yeni Üye said:

Bu adam bana vahyediliyor dediğinde inanmamak için ne sebebin var? Çok kadınla evlenmiş olması mı? Kadınlar arasında popüler ve cool bir adam olması mı? Bence bu, inanmamak için bir sebepten çok, bir kıskançlık belirtisi. Kıskanma. İstediğin kadınsa öte tarafta istediğin kadar kadına sen de ulaşabilirsin.

 

Ben evlatlığımın boşadığı bir kadına, 9 yaşındaki bir çocuğa, cariyelikten kurtulmak için benden yardım isteyen çaresiz bir kadına sulanacak, hediye olarak cariye kabul edecek kadar şerefsiz, haysiyetsiz, ahlaksız, alçak birisi değilim, sen bunları onayladığına göre bu seni ne yapıyor, onu düşün.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...