Jump to content
Mistik Filozof

Tanrı İddialarının Geçersizliği

Recommended Posts

Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken yok olmaz. 
 

Hiçbir şey yaratılmamıştır ve yaratılamaz. 
 

Evren, bir yaratıcıya ihtiyacı olmayan ve kendi varoluş yasaları olan, varlığın ta kendisidir..
 

Yaratıcısız ve doğal varlıktır, yaratılmamıştır.
 

Enerjinin korunumu yasası der ki, enerji yok olmaz, sıfırdan oluşmaz, sadece dönüşür.
 

Yani kaynağı hep vardır, yoktan var olmamıştır, yaratılmamıştır. 
 

Yalnızca bir oluşum ve değişim (evrim) süreci vardır.
 

Bu tüm varlık (evren) için geçerlidir, yoktan var olan, yaratılan hiçbir şey yoktur. 
 

Büyük patlama ile uzay/zaman başka bir deyişle zaman/mekan ortaya çıkmıştır.
 

Ancak evrenin özü ve kaynağı hep var olduğu için, evren meydana gelmiştir. 
 

Evren var olmuş, var olan ve var olacak olan her şeydir. Yani bütün varlıktır. 
 

Evren genişledikçe uzay/zaman yani varlık alanı büyür ve evrenin (varlığın) dışında bundan bağımsız bir tanrı da dahil

olmak üzere hiçbir şey yoktur.
 

Ve sürekli genişleyen evren, 0 noktasında bilye büyüklüğünde bir tekillikteyken (bütünlükteyken) büyük patlama ile sürekli büyümeye ve oluşmaya başlamıştır.
 

Canlılar da evrensel yasa olan evrim süreciyle meydana gelmiştir, tüm canlıların  atası ortaktır (tektir) ve tüm bunlar evrenin kendi işleyişini oluşturan yasalarıdır. 
 

Yaratılmaya ve yaratıcıya ihtiyacı yoktur.
 

Yani evreni ve canlıları yaratan veya din gönderen bir tanrı da yoktur. 
 

Tüm dinler insan ürünüdür, bilimsel bilginin yeterli olmadığı dönemde varoluş üzerine oluşturulmuş mitolojilerdir, gerçek değildir ve ölümden sonra hayat/ahiret diye bir şey de yoktur.

 

67736253_2418239621754389_8039104662625845248_n.jpg

tarihinde Türk Ateist tarafından düzenlendi
Yazarın isteğiyle yazı tekrar düzenlenmiştir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yoktan var etme iddiası tamamen büyücülüktür. Ne felsefede, ne bilimde büyücülüğün yeri yok. 

 

20. yüzyılda çoğu kişi büyücülüğü felsefeye ve bilime eklemeye çalıştığınızın, art niyetli olduğunuzun farkında değildi.

 

Olay evreni kaplayan mikrodalga radyasyonun keşfinden sonra mısır'da yapılan bir islam konferansında başlıyor. Kuran, o güne kadar yapılan buluşları içerecek şekilde yeniden çeviriliyor. "Kuran'daki bilimsel mucizeler" başlıklarının altında yazılanların çoğu modern kuran çevirilerinden gelmektedir. 

 

Baris ispatlarımızı yapalım.

 

Eski bir kuran çevirisi:

Elmalılı Hamdi Yazır 
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Baksan a şu hakıykate: Allah, bir bulut sevk ediyor sonra onun açıklığını te'lif eyliyor, sonra onu teraküm ettiriyor da yağmuru görüyorsun hılalından çıkıyor, bir de o Semadan, ondaki dağlardan bir tolu indiriyor da dilediğini onunla musab kılıyor ve dilediğinden onu bertaraf ediyor, Şimşeğinin parıltısı hemen hemen gözleri alıverecek
 
* Teraküm, üst üste bindirmek. 
 
Modern bilimden çalarak çevirilmesi:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Baksana şu gerçeğe, Allah bir bulut sevk ediyor, sonra onun açıklığını birleştiriyor, sonra onu yoğunlaştırıyor da sen onun içinden yağmurun çıktığını görüyorsun. Bir de gökten, ondaki dağlardan bir dolu yağdırıyor ve onu dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden uzaklaştırıyor. Şimşeğinin parıltısı da neredeyse gözleri alıverecek.

 

Üst üste bindirmek yerine bu modern çeviriye kadar kesinlikle kullanılmamış olan yoğunlaşma kelimesi kullanılarak çevirilmiş. 

 

Eski çeviri

Elmalılı Hamdi Yazır 
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Halbuki o, o halık ki geceyi, gündüzü ve Şems-ü Kameri yaratmış, bütün o ecram her biri birer felekte yüzüyorlar
 
* Felek osmanlıcada gök yüzü

 

Yeni çeviri

Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; bunların herbiri birer yörüngede yüzüyorlar.

 

Yörünge kelimesini eski kuran çevirilerinde bulamazsınız. 

 

Ha diyebilirsiniz ki evrenin yaratıcısı aslında yoğunlaştırmayı, yörüngeyi kastetmişti. O zaman yoğunlaştırmayı, yörüngeyi yazsaydı. Ha diyebilirsiniz ki o zamanın halkı anlamazdı, cahildi. Bu bir akıl tutulmasıdır. Zaten anlamadıklarını söylüyorsunuz ve asıl çevirisi budur diye direten sizlersiniz. Evrenin yaratıcısı evrenin en önemli kitabını doğru dürüst yazabilirdi, vakti gelince de anlaşılırdı iddia ettiğiniz gibi. Ama öyle olmadı. İddianıza göre kimse anlamadı, henüz tam olarak anlamamaya da devam ediyor. 

 

Yani arkadaşlar, dinciliğinizi, yoktan varoluşçuluğunuzu, büyücülüğünüzü alıp başka kapıya gitmeniz gerekiyor. Aklınız başınızda değil, bilimde de bu düşüncenin yeri yok. Artık herkes takiyeciliğin akıllara zarar bir arap kültür emperyalizmi olduğunun farkında. Artık o eski imtiyazlarınız ve saygınlığınız kalmadı. İlim sahibi herkes ne zarar olduğunuzun farkına vardı.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

Ha diyebilirsiniz ki şu an günümüzde kullandığımız cebir, optik, tıp gibi bilim ve mühendislik dallarında arap altın çağının parmağı var, araplar 1200'lere kadar en ileri medeniyete sahipti, bu da islamın ne kadar yararlı olduğunu ispatlar. Hayır, ispatlamaz. Köle ticareti ve doğu-batı ticari yollarının üstünde yaşanan zenginlik içinde islamiyete rağmen bu gelişmelerin yaşanması birşey ispatlamıyor. 

 

Blaise pascal, newton, descartes, bunlar da dinciydi, fakat bu onların keşifler yapmalarını engellemedi. Onlar zamanlarında hakim olan büyülü düşünceye rağmen çabalayıp bir yerlere geldiler. Zamanın kraliyetleri ve toplumu tarafından kabul görebilmek için dincilik yaptılar. Galileo evrenin dünya merkezli olmadığını iddia ettiğinde kilise tarafından yargılandı. Kimse kiliseye karşı ağzını açamıyordu. 

 

Şu an kilise hakim olsaydı bilim yine kiliseye rağmen ilerleyecekti. Fakat kilise hakimiyetini yitirdi, ve şu an yazdıklarımı ipadlerinizde, bilgisayarlarınızda okuyorsunuz. Arapların nüfusu altın çağdan sonra yüz kat artmasına rağmen bilimde ve teknikte halen dünya liderlerinden gerideler. 

 

Buyrun konu hakkında diyecek bir çift lafı olan bir arap entelektüelinden dinleyin:

 

Khalid Montaser: The belief in the Quran’s “scientific-miraculous” nature (i’jaz) served as an anesthetic or a nice sedative for the Arabs and the Muslims, making them feel superior: “we are superior,” “we are the best,” “we are the greatest.”

 

Kuran'ın bilimsel mucizevi doğası (icaz, saklı anlamlar) araplar ve müslümanlar üzerinde uyuşturucu ve anestetik etkiler yaparak onların kendilerini üstün görmelerini sağladı "biz üstünüz", "bizler en iyiyiz", "en büyük biziz"

 

Host: You consider the i’jaz to be a delusion.

 

İcazın (saklı anlamların) bir aldanma olduğuna kanaat getirdiniz.

 

Khalid Montaser: As I wrote in my book, it is a great delusion, which harms both Islam and science. My point of departure was that the Quran is a book of religion and guidance, and not a book of biology, physics, or chemistry.

 

Kitabımda yazdığım gibi bu hem islama hem bilime zarar veren büyük bir aldanma. Başta kuran'ın din ve yol gösterici olduğunu düşünmüştüm, biyoloji kimya ve fizik kitabı olduğunu değil.

 

Host: You do not want to attribute to it things that are beyond its capability.

 

Ona kapasitesinin üstündeki şeyleri atfetmeyi istemiyorsunuz.

 

Khalid Montaser: This is entirely unwarranted. This (i’jaz) is a man-made creation for people who feel inferior, and sense the huge gap between them and the West. What can we do, they ask themselves. Can we become like the West? That would take a lot of time and effort, and we are lazy – lazy in mind, lazy in body, and in every aspect. Therefore, the solution is to say that every existing thing and every new invention has already been mentioned in our Quran and the Hadith.

 

Bu kesinlikle mazur görülemez. Bu icaz olayın, kendini ezik gören ve kendileriyle batı arasında büyük bir uçurum olduğunu hisseden insanlar tarafından yaratıldı. Kendilerine "biz ne yapabiliriz?" diye sordular. Batı gibi olabilir miyiz? Bu çok zor ve vakit alan bir iş, ve biz tembeliz - aklımız, vücudumuz ve her şeyimizle tembeliz. O yüzden çözüm olarak var olan her şey ve her yeni icat kuran'da ve hadislerde önceden belirtilmiştir diyelim. 

 

vs vs. okumak isteyene kaynak

 

Kaynak

https://www.memri.org/tv/egyptian-intellectual-khaled-montaser-scientific-miraculous-nature-of-quran-delusion/transcript

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrının yokluğuna dair kesin kanıt olamaz veya bilim hala bu konuyu açıklayamadı mı diyorsunuz?

İşte fizik yasalarına göre tanrının yokluğunun kesin kanıtı; Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken yok olmaz. Yani yoktan var olan ve yaratılan bir şey yoktur. Dolayısıyla 
bir yaratıcı da yoktur. Evren yoktan varolmamış, yaratılmamıştır.

tarihinde Filozofça tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Evren genişledikçe uzay/zaman yani varlık alanı büyür ve evrenin (varlığın) dışında bundan bağımsız bir tanrı da dahil

olmak üzere hiçbir şey yoktur.
 

Evrenin dışında, en azından başka evrenler olması mümkündür, kesin olarak olmadıkları söylenemez. Bu evrenin varlığı, böyle bir şeyin olabileceğini kesin olarak gösterir. Yani, bizimki gibi, 3 boyutlu vs. bir evrenin bizim evrenimiz dışında da olması mümkündür. 

 

Bu, evrenin dışında bir tanrı, tek boynuzlu at, süpermen, zümrüdü anka kuşu vs. olmadığı ve olamayacağı gerçeğini etkilemez.

 

>>> Ve sürekli genişleyen evren, 0 noktasında bilye büyüklüğünde bir tekillikteyken (bütünlükteyken) büyük patlama ile sürekli büyümeye ve oluşmaya başlamıştır.

 

Evren hiç bir zaman bilya büyüklüğünde falan olmadı. O zaman big bang yemiyor. Hoş big bang zaten baya çürük bir teori, ama elde olan bu. Evrenin bilinen en küçük hali milyar ışık yılı çapında. Enflasyon teorisini bir inceleyin.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrende her şey enerjinin maddeye dönüşümüdür. Enerji ise yoktan var olmamış, yaratılmamıştır. Dolayısıyla evren yaratılmamıştır. Bir yaratıcısı da yoktur.
Ve evrenin özü ve kaynağı olan enerji hep var olduğu için, evren meydana gelmiştir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Allah yarattı, inanmazsan yanacaksın diye bir şey yoktur. Allah yarattı diye bir açıklama yoktur, bunun bir kanıtı ve gerçekliği yoktur. Hiçbir şey yoktan varolmamış, yaratılmamıştır. Bir yaratıcısı da yoktur. Bir şeye inanmazsan sonsuza dek yanacaksın diye bir şey de yoktur. Ölüm yok oluştur.
 

67459219_2418699578375060_4280126448825532416_n.jpg

tarihinde Filozofça tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 05.11.2019 at 13:56, Filozofça yazdı:

Tanrının yokluğuna dair kesin kanıt olamaz veya bilim hala bu konuyu açıklayamadı mı diyorsunuz?

İşte fizik yasalarına göre tanrının yokluğunun kesin kanıtı; Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken yok olmaz. Yani yoktan var olan ve yaratılan bir şey yoktur. Dolayısıyla 
bir yaratıcı da yoktur. Evren yoktan varolmamış, yaratılmamıştır.

 

Bu bedbahtlar, mutlak aciz ve yalnız bir cüzi iradeden başka ellerinde olmayan firavunlaşmış kendi nefisleri, hiçbir şeyi var ve yok edemediklerinden ve hiçbir zerreyi, bir maddeyi, hiçten, yoktan icad edemediklerinden ve güvendikleri sebeplerin ve tabiatın ellerinde hiçten icad gelmediğinden, ahmaklıklarından diyorlar: "Yoktan var olmaz, var da yok olmaz" deyip, bu bâtıl ve hata düsturu, Kadîr-i Mutlak'a teşmil etmek istiyorlar.
   

Evet Kadîr-i Zülcelal'in iki tarzda icadı var. Biri;  hiçten, yoktan vücud veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor. Diğeri; hikmetini ve çok isimlerinin cilvelerini göstermek gibi çok ince hikmetler için, kâinatın unsurlarından, varlıkları inşa ediyor..

 

Evet, söyle bakalım eğer bu kainatı idare eden bir zat yoksa, bir sineğin vücudundaki zerreler niçin sineğin vücudunu meydana getirmek için hareket ediyor.. Ne zorları var.. Onları kanat ve göz yapmaya zorlayan şey nedir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 05.11.2019 at 13:56, Filozofça yazdı:

Tanrının yokluğuna dair kesin kanıt olamaz veya bilim hala bu konuyu açıklayamadı mı diyorsunuz?

İşte fizik yasalarına göre tanrının yokluğunun kesin kanıtı; Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken yok olmaz. Yani yoktan var olan ve yaratılan bir şey yoktur. Dolayısıyla 
bir yaratıcı da yoktur. Evren yoktan varolmamış, yaratılmamıştır.

 

Bu bedbahtlar, mutlak aciz ve yalnız bir cüzi iradeden başka ellerinde olmayan firavunlaşmış kendi nefisleri, hiçbir şeyi var ve yok edemediklerinden ve hiçbir zerreyi, bir maddeyi, hiçten, yoktan icad edemediklerinden ve güvendikleri sebeplerin ve tabiatın ellerinde hiçten icad gelmediğinden, ahmaklıklarından diyorlar: "Yoktan var olmaz, var da yok olmaz" deyip, bu bâtıl ve hata düsturu, Kadîr-i Mutlak'a teşmil etmek istiyorlar.
   

Evet Kadîr-i Zülcelal'in iki tarzda icadı var. Biri;  hiçten, yoktan vücud veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor. Diğeri; hikmetini ve çok isimlerinin cilvelerini göstermek gibi çok ince hikmetler için, kâinatın unsurlarından, varlıkları inşa ediyor..

 

Evet, söyle bakalım eğer bu kainatı idare eden bir zat yoksa, bir sineğin vücudundaki zerreler niçin sineğin vücudunu meydana getirmek için hareket ediyor.. Ne zorları var.. Onları kanat ve göz yapmaya zorlayan şey nedir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 30.11.2019 at 09:24, İLİMCİK yazdı:

 

Bu bedbahtlar, mutlak aciz ve yalnız bir cüzi iradeden başka ellerinde olmayan firavunlaşmış kendi nefisleri, hiçbir şeyi var ve yok edemediklerinden ve hiçbir zerreyi, bir maddeyi, hiçten, yoktan icad edemediklerinden ve güvendikleri sebeplerin ve tabiatın ellerinde hiçten icad gelmediğinden, ahmaklıklarından diyorlar: "Yoktan var olmaz, var da yok olmaz" deyip, bu bâtıl ve hata düsturu, Kadîr-i Mutlak'a teşmil etmek istiyorlar.
   

Evet Kadîr-i Zülcelal'in iki tarzda icadı var. Biri;  hiçten, yoktan vücud veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor. Diğeri; hikmetini ve çok isimlerinin cilvelerini göstermek gibi çok ince hikmetler için, kâinatın unsurlarından, varlıkları inşa ediyor..

 

Evet, söyle bakalım eğer bu kainatı idare eden bir zat yoksa, bir sineğin vücudundaki zerreler niçin sineğin vücudunu meydana getirmek için hareket ediyor.. Ne zorları var.. Onları kanat ve göz yapmaya zorlayan şey nedir..


Ben evrenin bilimsel gerçeklerini söylüyorum, cahil. Senin gibi tanrı yarattı masalları sıkmıyorum. Evren enerjinin maddeye dönüşümüyle meydana gelmiştir, enerji yoktan var olmaz, varken yok olmaz. Enerji yaratılamaz.  Büyük patlamadan önce de hiçlik yoktu, enerji hep vardı yani yoktan var olan, yaratılan bir şey de olmadı. Sonuç olarak bir yaratıcı da yok. Bunlar evrenin bilimsel gerçekleridir. Ölüm de yok oluştur. Boşuna din iman, ebedi hayat masalları sıkıp durmayın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, Filozofça yazdı:


 Evren enerjinin maddeye dönüşümüyle meydana gelmiştir, enerji yoktan var olmaz, varken yok olmaz. Enerji yaratılamaz.  Büyük patlamadan önce de hiçlik yoktu, enerji hep vardı yani yoktan var olan, yaratılan bir şey de olmadı. 

Enerji niye var? Niçin maddeye dönüşüyor? Niçin muntazam, süslü, hikmetli sanat eserlerine dönüşüyor? Zerreler niçin süslü, hikmetli, muntazam sanat eseri olmak için hareket ediyorlar? Ne zorları var?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
39 dakika önce, İLİMCİK yazdı:

Enerji niye var? Niçin maddeye dönüşüyor? Niçin muntazam, süslü, hikmetli sanat eserlerine dönüşüyor? Zerreler niçin süslü, hikmetli, muntazam sanat eseri olmak için hareket ediyorlar? Ne zorları var?

Bende  birkaç  soru  sorayım?

 

1-) Yağmur  nasıl  yağıyor?

2-) Dun ya  nasıl  oluyorda  güneşin etrafinda  dönüyor?

3-) Inekler  nasıl  süt  veriyor?

4-) MEyveler  nasıl  damak  tadimiza  uygun  oluşuyor?

5-) Depremler  nasıl. veya  neden  oluyor?

6-) Sel  niçin  oluyor?

7-) Gözümüz  nasıl  576  mp  olarak  görüyor?

8-) Gezegenler neden  birbirinden  uzaklaşıyor?

9-) Evren  neden  bir  yerde  başlıyor?

10 -) Neden  hiçbir canlı  türü  yok  olmadan  günümüze  kadar  gelebiliyor?

11-) Zerreler  neden  birbirine  bağlantılı  hareket ediyor?

12-) 2 hidrojen  1 oksijen  birleşince  neden  su  oluyorda metan  gazı  olmuyor?

13-) Metan  gazını  oluşturan  elementler  neden  metan  gazı  oluyorda  su  olmuyor?

14-) Neden  bazı  yerlere  yağmur  yağıyorda  bazı  yerler  kurakliktan. kırılıyor?

15-) Nasıl  oluyorda  canlılar  evrimleşmeden  bu  şekilde. olabiliyor?

16-) Tanrı  enerjiyi nasıl  yaratıyor?

17-) Eğer  bunun  cevabı kudret  ve  ilmiyle  ise  kudret ve  ilmini  nasıl  kullanabiliyor?

18-) Kudret ve ilmini  harekete  gecirebilmek  için  neyi  kullanıyor?

19-) Kudret ve ilmini  harekete  geçirdiği şeyi nasıl  harekete  gecirebiliyor?

 

tarihinde akılsızşuursuzatom tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Bende  birkaç  soru  sorayım?

 

1-) Yağmur  nasıl  yağıyor?

2-) Dun ya  nasıl  oluyorda  güneşin etrafinda  dönüyor?

3-) Inekler  nasıl  süt  veriyor?

4-) MEyveler  nasıl  damak  tadimiza  uygun  oluşuyor?

5-) Depremler  nasıl. veya  neden  oluyor?

6-) Sel  niçin  oluyor?

7-) Gözümüz  nasıl  576  mp  olarak  görüyor?

8-) Gezegenler neden  birbirinden  uzaklaşıyor?

9-) Evren  neden  bir  yerde  başlıyor?

10 -) Neden  hiçbir canlı  türü  yok  olmadan  günümüze  kadar  gelebiliyor?

11-) Zerreler  neden  birbirine  bağlantılı  hareket ediyor?

12-) 2 hidrojen  1 oksijen  birleşince  neden  su  oluyorda metan  gazı  olmuyor?

13-) Metan  gazını  oluşturan  elementler  neden  metan  gazı  oluyorda  su  olmuyor?

14-) Neden  bazı  yerlere  yağmur  yağıyorda  bazı  yerler  kurakliktan. kırılıyor?

15-) Nasıl  oluyorda  canlılar  evrimleşmeden  bu  şekilde. olabiliyor?

16-) Tanrı  enerjiyi nasıl  yaratıyor?

17-) Eğer  bunun  cevabı kudret  ve  ilmiyle  ise  kudret ve  ilmini  nasıl  kullanabiliyor?

18-) Kudret ve ilmini  harekete  gecirebilmek  için  neyi  kullanıyor?

19-) Kudret ve ilmini  harekete  geçirdiği şeyi nasıl  harekete  gecirebiliyor?

 

Evet, soruları çoğaltabiliriz..Mesela, niçin yukarıdaki yazı var? Niçin bu şekilde? Niçin 18 madde değil de 19 madde? Niçin cümlelerin sonunda virgül değil nokta var? Niçin harfler karışık ve anlamsız değil de, anlamlı ve düzgün? Bütün bu sorular bizim hep sıfatlar adedince bir tercih edici, tahsis ediciye götürür..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, İLİMCİK yazdı:

Evet, soruları çoğaltabiliriz..Mesela, niçin yukarıdaki yazı var? Niçin bu şekilde? Niçin 18 madde değil de 19 madde? Niçin cümlelerin sonunda virgül değil nokta var? Niçin harfler karışık ve anlamsız değil de, anlamlı ve düzgün? Bütün bu sorular bizim hep sıfatlar adedince bir tercih edici, tahsis ediciye götürür..

Hemen  dayanamadın  insansı  orneklere  geçtiniz  herhalde  Yeminle  bu  tanriniz  insan  başka  bir şey değil 😀

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, İLİMCİK yazdı:

Evet, soruları çoğaltabiliriz..Mesela, niçin yukarıdaki yazı var? Niçin bu şekilde? Niçin 18 madde değil de 19 madde? Niçin cümlelerin sonunda virgül değil nokta var? Niçin harfler karışık ve anlamsız değil de, anlamlı ve düzgün? Bütün bu sorular bizim hep sıfatlar adedince bir tercih edici, tahsis ediciye götürür..

Ben  yukarıdaki  soruların  yanıtıni  istedim  ister  toplu  bir  yanıt  ister  madde  madde. Öyle  saçma  sapan  yok  tır  çeken  çocuk  veya  resim  yapan  ressam  örnekleri  olmadan  yanıt. istedim. Çok. mu  şey  istedim  yani 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...