Jump to content
kirec

Tanrının işleyişi...

Recommended Posts

8 minutes ago, Nuri Kara said:

Ne diyor, tekbir ümmet yapabiliyordu diyor, senin dediğin gibi kötülükleri yaratmasaydı insanlık ihtilafa düşmezdi. Onun yerine kötülükleri yarattıda bu söz ortaya çıktı, çünkü kimilerinin bu yoldan gideceği kesindi. Bu söylediğim sözleri sahipleniyorum; gerçeği görüpde bunu göz ardı edenler, gözleri var ama onlarla görmüyorlar, Allah bunları cehennem için yarattığını söylüyor, bunların ruhunu Allah yarattı. Ben bir düzenek kurarımda bu insanların başaramayacakları bir sistem olur, o zaman derim ben bir kısmını başaramasınlar diye test ettim. Kur-an'ın üslubu böyle neden böyle bir üslup kullanılmış, soru işareti.

Ben doğanın bir ahlaki olduğunu düşünüyorum...

 

Ve onunda bir şekilde değiştiğini geliştiğini ...

 

Carl saganin dediği gibi..

 

Bizler doğanın kendini bilme yollarından biriyiz...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 minutes ago, Nuri Kara said:

Ne diyor, tekbir ümmet yapabiliyordu diyor, senin dediğin gibi kötülükleri yaratmasaydı insanlık ihtilafa düşmezdi. Onun yerine kötülükleri yarattıda bu söz ortaya çıktı, çünkü kimilerinin bu yoldan gideceği kesindi. Bu söylediğim sözleri sahipleniyorum; gerçeği görüpde bunu göz ardı edenler, gözleri var ama onlarla görmüyorlar, Allah bunları cehennem için yarattığını söylüyor, bunların ruhunu Allah yarattı. Ben bir düzenek kurarımda bu insanların başaramayacakları bir sistem olur, o zaman derim ben bir kısmını başaramasınlar diye test ettim. Kur-an'ın üslubu böyle neden böyle bir üslup kullanılmış, soru işareti.

 

Yahu şu saçmalığın, sapıklığın neresini savunmaya çalışıyorsun? Sonsuza kadar yakmak için insan yaratan sapık, sadist, manyak bir tanrı figürü var ortada. İnsan neyi savunuyorsa odur, sapıklığı savunan sapıktır, sadistliği savunan sadisttir. Bu kadar basit.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 minutes ago, Nuri Kara said:

Ne diyor, tekbir ümmet yapabiliyordu diyor, senin dediğin gibi kötülükleri yaratmasaydı insanlık ihtilafa düşmezdi. Onun yerine kötülükleri yarattıda bu söz ortaya çıktı, çünkü kimilerinin bu yoldan gideceği kesindi. Bu söylediğim sözleri sahipleniyorum; gerçeği görüpde bunu göz ardı edenler, gözleri var ama onlarla görmüyorlar, Allah bunları cehennem için yarattığını söylüyor, bunların ruhunu Allah yarattı. Ben bir düzenek kurarımda bu insanların başaramayacakları bir sistem olur, o zaman derim ben bir kısmını başaramasınlar diye test ettim. Kur-an'ın üslubu böyle neden böyle bir üslup kullanılmış, soru işareti.

Ben doğanın bir ahlaki olduğunu düşünüyorum...

 

Ve onunda bizimle birlikte bir şekilde değiştiğini geliştiğini ...

 

Carl saganin dediği gibi..

 

Belki de bizler doğanın kendini bilme yollarından biriyiz sadece...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 07.09.2019 at 12:12, memjan21 said:

Mesele şöyle bir örnek vereyim, İstanbul gibi bi metropol de bir süre yaşadıktan sonra, bir köyde yaşamaya devam ettiniz mi hiç bilmiyorum ama insan 360 derece değişiyor. Çünkü toprağın nefes aldığı, gökte yıldızların parıldadığı, suyu, havası, ekmeği gibi bir sürü şey yazabiliriz ama kısacası coğrafya desek daha doğru olur. Coğrafya sizin ahlakınızı değiştiriyor. Başka bir insan oluveriyoruzsunuz. Kısacası demek istediğim şey şu ki, doğanın ahlakı yoktur. Ahlak olmadığı için aslında iyi ve kötü de yoktur. Bütün dinlerin temel fikri şudur ki, iyi ve kötü arasındaki kavga. Şeytan ve Allah gibi. Ama her ikisi de aynı şeydir. Bazı insanlar kendini mutlu, huzurlu vs hissetmek için iyilik yapıyor, bazıları da kötülük yapıyor. Ama tüm bu duyguları veren doğadır. Ha dersen tüm evreni kapsayan başka bir ışık var, vahi ışığı, olabilir derim. 

Nuriye yazdığım cevap aslında sizin bu mesajinizaydi...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, kirec yazdı:

Ben doğanın bir ahlaki olduğunu düşünüyorum...

 

Ve onunda bir şekilde değiştiğini geliştiğini ...

 

Carl saganin dediği gibi..

 

Bizler doğanın kendini bilme yollarından biriyiz...

Doğanın ahlakı vardır bencede. Bencede bir şekilde gelişiyor ve değişiyor. Mesela kadına bakışı ele alırsak yavaş yavaş kadının değerinin arttığını düşünüyorum, bir insan Martin Luther King gibi yapmadı bunu. Yavaş yavaş ortaya çıktı.

 

Nasıl oluyorda doğanın ahlakı oluyor, zaten biz doğanın neyi yaptığını anlamaya çalışıyoruz. Doğa yüzünden insan hayvanlara eşit veya hayvanlardan daha üstün, belkide eskiden kadınlar daha yararsızdı şimdilerde toplumun işleyişinde daha çok söz sahibi oldukları için insanların bakışı değişti. Doğayı kullanış şeklimizden dolayı değerli veya değersiz anlayışımız değişiyor olabilir. Toplum düzeni bilemediğimiz çokşey buna sebep olabilir.

 

Doğanın kendisini bilmesi yerine bizim doğayı bilmemiz, doğayla içiçe olduğumuzdan dolayı doğanın kendisini bilmesi denilebilir. Böyle diyeceksek çoğu insan doğanın ne olduğunu umursamıyor, kendilerinin ne olduklarını umursamıyorlar. Doğadaki yerimizi bilmek gerçekteki yerimizi bilmektir. Allah doğa aracılığıylada konuşur. Hatta kutsal kitaplar doğayı anlamamız için yardımcı olsun diyede gönderilmişlerdir, kutsal kitap doğayla çelişmez, eğerki çelişirse çünkü doğanın ahlakı gelişir vede değişir, o zaman kutsal kitaplardaki sözlere itimad edilmemelidir, doğa gerçeğin ta kendisidir, kutsal kitaplar ise sözlerden ibarettir. Sözler ise gerçeği anlatmadığı sürece değersizdirler.

 

Doğanın kendini bilme yollarından biriyiz demiş ama başka yolu varmıki.

 

 

Bir saat önce, sağduyu yazdı:

 

Yahu şu saçmalığın, sapıklığın neresini savunmaya çalışıyorsun? Sonsuza kadar yakmak için insan yaratan sapık, sadist, manyak bir tanrı figürü var ortada. İnsan neyi savunuyorsa odur, sapıklığı savunan sapıktır, sadistliği savunan sadisttir. Bu kadar basit.

Sonsuza kadar cehennemi kabüllenmek sadistliktir. Ben kabülleniyorum, benim sadistliğim bu dünyaya yönelik değil vede inanmayanlara karşı değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Nuri Kara said:

Doğanın ahlakı vardır bencede. Bencede bir şekilde gelişiyor ve değişiyor. Mesela kadına bakışı ele alırsak yavaş yavaş kadının değerinin arttığını düşünüyorum, bir insan Martin Luther King gibi yapmadı bunu. Yavaş yavaş ortaya çıktı.

 

Nasıl oluyorda doğanın ahlakı oluyor, zaten biz doğanın neyi yaptığını anlamaya çalışıyoruz. Doğa yüzünden insan hayvanlara eşit veya hayvanlardan daha üstün, belkide eskiden kadınlar daha yararsızdı şimdilerde toplumun işleyişinde daha çok söz sahibi oldukları için insanların bakışı değişti. Doğayı kullanış şeklimizden dolayı değerli veya değersiz anlayışımız değişiyor olabilir. Toplum düzeni bilemediğimiz çokşey buna sebep olabilir.

 

Doğanın kendisini bilmesi yerine bizim doğayı bilmemiz, doğayla içiçe olduğumuzdan dolayı doğanın kendisini bilmesi denilebilir. Böyle diyeceksek çoğu insan doğanın ne olduğunu umursamıyor, kendilerinin ne olduklarını umursamıyorlar. Doğadaki yerimizi bilmek gerçekteki yerimizi bilmektir. Allah doğa aracılığıylada konuşur. Hatta kutsal kitaplar doğayı anlamamız için yardımcı olsun diyede gönderilmişlerdir, kutsal kitap doğayla çelişmez, eğerki çelişirse çünkü doğanın ahlakı gelişir vede değişir, o zaman kutsal kitaplardaki sözlere itimad edilmemelidir, doğa gerçeğin ta kendisidir, kutsal kitaplar ise sözlerden ibarettir. Sözler ise gerçeği anlatmadığı sürece değersizdirler.

 

Doğanın kendini bilme yollarından biriyiz demiş ama başka yolu varmıki.

 

 

 

Bir çok konuda benzer düşündüğümüz görülüyor...

 

Doğada rastlanan bazı olaylara karşı içimizde duyduğumuz şiddetli öfke üzüntü gibi tepkilerin doğanın bu olaya verdiği tepki olduğunu düşünüyorum...

 

Daha başka tepki verme yolları da vardır mutlaka ama bununda farkına varmak gerekir sanırım...

 

Küçücük bir yavruya yapılan tacizi görenlerin içlerinde kabaran öfkenin doğanın bu olaya duyduğu öfke olduğunu da...

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, Nuri Kara said:

Sonsuza kadar cehennemi kabüllenmek sadistliktir. Ben kabülleniyorum, benim sadistliğim bu dünyaya yönelik değil vede inanmayanlara karşı değil.

 

Neye karşı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, kirec yazdı:

Bir çok konuda benzer düşündüğümüz görülüyor...

 

Doğada rastlanan bazı olaylara karşı içimizde duyduğumuz şiddetli öfke üzüntü gibi tepkilerin doğanın bu olaya verdiği tepki olduğunu düşünüyorum...

 

Daha başka tepki verme yolları da vardır mutlaka ama bununda farkına varmak gerekir sanırım...

 

Küçücük bir yavruya yapılan tacizi görenlerin içlerinde kabaran öfkenin doğanın bu olaya duyduğu öfke olduğunu da...

 

Tanrının iyileri seveceğini, kötüleri sevmeyeceğini düşünüyoruz ikimizde. Daha ne olsun bence. Bu düşünce hayatın temeli olabilecek bir düşünce. Çok büyük ve çok önemli. Bu düşünce anlaşmamız için yeterli olurdu.

 

Doğa masumun yanında, bebeklere karşı çocuklara karşı duyduğumuz koruyucu bakış tutucu davranışlar... bu yüzden olsa gerek. Doğayı açarsak, karşımıza durumlar, olaylar... kısacası herşey çıkar. Bir bebeğin durumu ise özeldir: doğa yüzünden özel peki biz niye bu özel duruma karşı bu kadar şiddetli hisler besliyoruz, yine doğa yüzünden. "Doğanın bu olaya verdiği tepki" denilebilir. Kötü insanlarda doğa yüzünden bu haldeler. Tacizi yapana doğa yüzünden kötü gözle bakıyoruz ama tacizi yapanda doğa yüzünden yapıyor. İşte doğanın hangi yönüne sahip olduğumuz bakışımızı değiştiriyor.

 

 

1 saat önce, sağduyu yazdı:

 

Neye karşı?

Zalimlere karşı. Kendisi için başkalarına zarar vermekten çekinmeyecek olan insanlara karşı... Daha pekçok özellik sayabilirim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Nuri Kara said:

Zalimlere karşı. Kendisi için başkalarına zarar vermekten çekinmeyecek olan insanlara karşı... Daha pekçok özellik sayabilirim.

 

Kuran'a göre inanmayanlar sonsuz kadar yakılacak, zalimler değil. Kuran'ın zalimlik anlayışı da inanmamaktır.

 

Zaten ortada bir tanrı var diyorsan hiç bir insanı yaptıklarından sorumlu tutamazsın, sorumlu tutman gereken tanrıdır. Asıl zalim bu inandığın tanrıdır. Asıl merak ettiğim bir tanrının varlığına inandığın halde neden tanrıya hiç toz kondurmayıp devamlı onun bizzat tasarladığı insanları suçluyorsun? Neden inandığın tanrıyı hiç suçlamıyorsun?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
55 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Kuran'a göre inanmayanlar sonsuz kadar yakılacak, zalimler değil. Kuran'ın zalimlik anlayışı da inanmamaktır.

 

Zaten ortada bir tanrı var diyorsan hiç bir insanı yaptıklarından sorumlu tutamazsın, sorumlu tutman gereken tanrıdır. Asıl zalim bu inandığın tanrıdır. Asıl merak ettiğim bir tanrının varlığına inandığın halde neden tanrıya hiç toz kondurmayıp devamlı onun bizzat tasarladığı insanları suçluyorsun? Neden inandığın tanrıyı hiç suçlamıyorsun?

Suçlamıyorummu sanıyorsun?, evet suçlamıyorum ama sorumlu tutuyorum. Allah bütün acılardan sorumludur, o bu şekilde yarattı, zalimlerin aksine zulmetmek için yapmadı. İnsanlara hakkını vermek için yarattı. Kötülük zaten var olan birşeydi, ruhun hoşuna gitmeyecek şeylerde ruhun doğası gereği var. İnsanları soyutlamak yerine saklamak yerine herşeyi olduğu gibi yarattı ki insan kendini bulabilsin. Eğer herşeyi sunmasaydı insan kendisini kısıtlı olan şeyler arasından nasıl bulabilirdi, bulduğu ancak bir parçası olabilirdi.

 

Kur-an'ın zalimlik anlayışı inanmamak değildir, sen sabaha kadar tersini söyle, bende sabaha kadar bunu söyleyeyim. En azından benim inancımın zalimler inanmayanlardır olmadığını kabül et. Kur-an'da bunun senin dediğin şekilde olduğunu kanıtlarsan Kur-an'ı redddederim, bu inancımı değil.

tarihinde Nuri Kara tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 saat önce, kirec yazdı:

Ben doğanın bir ahlaki olduğunu düşünüyorum...

 

Ve onunda bir şekilde değiştiğini geliştiğini ...

 

Carl saganin dediği gibi..

 

Bizler doğanın kendini bilme yollarından biriyiz...

Nasıl desem bilemedim ama doğanın kendisini bilmeye ihtiyacı falan mı var? Hadi olsun. Bunu sadece bizimle yaptığını falan nasıl anlıyor, nereden çıkarıyorsunuz? Şimdi madem doğada ahlak var ise sen de bende olmalı. Hiç doğaya kadar uzanmamıza gerekte yok. Ben kısaca şunu söylemek istiyorum tüm insanlar iki yüzlüdür. Ahlak, adete, geleneğe falan dayanmaz. Bireysellige ve özgürlüğe dayanır. Seçim yapmak zorunda kaldığımız hiçbir şey ahlaki değildir. Doğada bununla sayısız örneği var. Doğada ahlâk aramak saçmadır, daha saçma olan ise kendinden başka yolun olmadığına inanmaktadır. Doğa kendini bizimle anlamaya çalışsa dahi bu onu ahlaklı yapmaz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
13 hours ago, Nuri Kara said:

Suçlamıyorummu sanıyorsun?, evet suçlamıyorum ama sorumlu tutuyorum. Allah bütün acılardan sorumludur, o bu şekilde yarattı, zalimlerin aksine zulmetmek için yapmadı. İnsanlara hakkını vermek için yarattı. Kötülük zaten var olan birşeydi, ruhun hoşuna gitmeyecek şeylerde ruhun doğası gereği var. İnsanları soyutlamak yerine saklamak yerine herşeyi olduğu gibi yarattı ki insan kendini bulabilsin. Eğer herşeyi sunmasaydı insan kendisini kısıtlı olan şeyler arasından nasıl bulabilirdi, bulduğu ancak bir parçası olabilirdi.

 

Yani ortada hiç bir şey yokken sadece Allah'ın kendisi varken ortada kötülük diye bir şey mi vardı? Peki bu kötülük Allah'ın dışından mı geliyordu? Dışından geliyorsa kimden geliyordu? Yoksa Allah'ın içinde miydi?

 

13 hours ago, Nuri Kara said:

Kur-an'ın zalimlik anlayışı inanmamak değildir, sen sabaha kadar tersini söyle, bende sabaha kadar bunu söyleyeyim. En azından benim inancımın zalimler inanmayanlardır olmadığını kabül et. Kur-an'da bunun senin dediğin şekilde olduğunu kanıtlarsan Kur-an'ı redddederim, bu inancımı değil.

 

Ben sadece Kuran'da yazılanları söylüyorum, Kuran'ın zalimlik anlayışı Kuran'a inanmamaktır. Kuran'ı duru, sağlıklı bir zihinle okuyan bir insan bunu net olarak görür.

 

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Ankebût : 49

 

Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Zümer : 32

 

Kim, İslam'a davet olunduğu halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Saf : 7

 

Kim Allah'a karşı yalan uydurandan, ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.
En'âm : 21

 

Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
En'âm : 33

 

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
Tevbe : 23

 

Yeter mi bu kadar kanıt? Şimdi bu ayetlere göre zalimler kimlermiş?

 

Mesela ben diyorum ki Muhammed yalancı ve sahtekardır, Kuran'da onun uydurmalarından, yalanlarından oluşan bir kitaptır. Şimdi ben bunu demekle Kuran'a göre ne oluyorum?

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 hours ago, memjan21 said:

Nasıl desem bilemedim ama doğanın kendisini bilmeye ihtiyacı falan mı var? Hadi olsun. Bunu sadece bizimle yaptığını falan nasıl anlıyor, nereden çıkarıyorsunuz? Şimdi madem doğada ahlak var ise sen de bende olmalı. Hiç doğaya kadar uzanmamıza gerekte yok. Ben kısaca şunu söylemek istiyorum tüm insanlar iki yüzlüdür. Ahlak, adete, geleneğe falan dayanmaz. Bireysellige ve özgürlüğe dayanır. Seçim yapmak zorunda kaldığımız hiçbir şey ahlaki değildir. Doğada bununla sayısız örneği var. Doğada ahlâk aramak saçmadır, daha saçma olan ise kendinden başka yolun olmadığına inanmaktadır. Doğa kendini bizimle anlamaya çalışsa dahi bu onu ahlaklı yapmaz.

Doğanın bir şeye ihtiyacı var mı bir bilinci bir amacı beklentisi var mı bunu bilmiyoruz belki vardır belki yoktur...

 

Doğanın kendini bilme yollarından sadece birisiyiz diyor yani bizden başka bir sürü yolla da bunu yapıyor olabilir belki de bu sadece bizim kuruntumuzdur...

 

Bizdeki ahlak anlayışı nereden geliyor acaba doğadan mı yoksa doğa dışından mı...

 

Doğanın dışında ne var ki...

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, sağduyu yazdı:

 

Yani ortada hiç bir şey yokken sadece Allah'ın kendisi varken ortada kötülük diye bir şey mi vardı? Peki bu kötülük Allah'ın dışından mı geliyordu? Dışından geliyorsa kimden geliyordu? Yoksa Allah'ın içinde miydi?

 

 

Ben sadece Kuran'da yazılanları söylüyorum, Kuran'ın zalimlik anlayışı Kuran'a inanmamaktır. Kuran'ı duru, sağlıklı bir zihinle okuyan bir insan bunu net olarak görür.

 

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Ankebût : 49

 

Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Zümer : 32

 

Kim, İslam'a davet olunduğu halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Saf : 7

 

Kim Allah'a karşı yalan uydurandan, ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.
En'âm : 21

 

Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
En'âm : 33

 

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
Tevbe : 23

 

Yeter mi bu kadar kanıt? Şimdi bu ayetlere göre zalimler kimlermiş?

 

Mesela ben diyorum ki Muhammed yalancı ve sahtekardır, Kuran'da onun uydurmalarından, yalanlarından oluşan bir kitaptır. Şimdi ben bunu demekle Kuran'a göre ne oluyorum?

 

 

 

Sadece kötülük diye birşey varken iyilikde vardı, Allah'ın sıfatları var tabiri caizse karakteri var. Adil diyoruz, adillik olduğu sürece adil olmamakda vardır. Allah bize sadece var olanları sunuyor. Kimsenin kimseyi kayıramayacağı mutlak adil olan bir dünya yaratabilirdi, o zaman bize sunmamış olurdu. Kötülük Allah'ın içinden değil Allah'tan kaynaklı, Allah herşeyi kuşatmıştır. Ortada birşey var. Ben varım, benim yararıma olan şeyler varsa bu yararın yokluğu kaçınılmazdır. Yararın yokluğu kötüdür. Kötülük doğar. İyilik vardı iyilikten kötülük doğdu. Canlılık var oldu ölüm doğdu, huzur vardı huzurun yokluğu doğdu, yokluk varlıktan dolayı kaçınılmaz olarak doğar. Yokluk kötülükle bağdaştırılabilir.

 

Ankebut 49'da kalplerindeki ayetleri yalanladığı için zalim deniliyor. Zümer 32 Kur-an parantez içinde yani başkaları eklemiş... zorlama yorumlar değil bunlar eğer düşünürsen...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı olsaydım islam gibi  bir din gönderir acaba insanlar böyle bir adaletsizliğe, vahşete, akıl dışılığa inanacakmı diye test eder ,  sonrada sırf kendi menfaati için aklını bir kenara koyup bu saçmalıklara inananları sonsuza kadar hapse atardım. (İlk önce aklıma yakmak geldi  ama ben arabın putu kadar sadist biri değilim)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, Nuri Kara said:

Sadece kötülük diye birşey varken iyilikde vardı, Allah'ın sıfatları var tabiri caizse karakteri var. Adil diyoruz, adillik olduğu sürece adil olmamakda vardır. Allah bize sadece var olanları sunuyor. Kimsenin kimseyi kayıramayacağı mutlak adil olan bir dünya yaratabilirdi, o zaman bize sunmamış olurdu. Kötülük Allah'ın içinden değil Allah'tan kaynaklı, Allah herşeyi kuşatmıştır. Ortada birşey var. Ben varım, benim yararıma olan şeyler varsa bu yararın yokluğu kaçınılmazdır. Yararın yokluğu kötüdür. Kötülük doğar. İyilik vardı iyilikten kötülük doğdu. Canlılık var oldu ölüm doğdu, huzur vardı huzurun yokluğu doğdu, yokluk varlıktan dolayı kaçınılmaz olarak doğar. Yokluk kötülükle bağdaştırılabilir.

 

Yani Allah pisliğin, zalimin, sadistin biri diyorsun, onun da karakteri bu diyorsun, kendi içindeki pisliği bize yansıtıyor diyorsun. Bütün kötülükler, pislikler Allah'ının eseri olduğuna göre insanları neye göre kötü, zalim diye suçluyorsun o zaman? Pisliğin, kötülüğün kaynağı senin tanrın, kaynağı suçlamak varken sadece onun tasarladığı şekilde çalışan insanı suçlamak nasıl bir mantık? Sen aldığın bir ürün bozuk çıkınca ürüne mi sinirleniyorsun yoksa onu üretene mi?

 

2 hours ago, Nuri Kara said:

Ankebut 49'da kalplerindeki ayetleri yalanladığı için zalim deniliyor. Zümer 32 Kur-an parantez içinde yani başkaları eklemiş... zorlama yorumlar değil bunlar eğer düşünürsen...

 

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Ankebût : 49

 

Nerede kalplerindeki ayeti diyor? Bir daha oku ayeti. Kuran Allah'ın ilim verdiklerinin kalplerindeki ayetlermiş, bunu kabul etmeyenler zalimmiş.

 

Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Zümer : 32

 

Bu ayeti de anlamamışsın, "kendisine geldiğinde doğruyu" ifadesi ile kastedilen Kuran'dır.

 

Bir arap bedevisinin kıçından çıkan zırvaları savunmak, rasyonalize etmek için bu kadar kendini zorlamanın nedeni ne? Verdiğim ayetlerde ve bunun gibi sürüyle ayette Muhammed'e ve onun kıçından çıkan zırvalara inanmayanlar zalim olarak nitelendiriliyor işte. Bu absürtlüğün neresini savunuyorsun?

 

Bir insana inanmamak nasıl zalimlik oluyor? Bunun neresinde akıl, mantık var?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
31 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Yani Allah pisliğin, zalimin, sadistin biri diyorsun, onun da karakteri bu diyorsun, kendi içindeki pisliği bize yansıtıyor diyorsun. Bütün kötülükler, pislikler Allah'ının eseri olduğuna göre insanları neye göre kötü, zalim diye suçluyorsun o zaman? Pisliğin, kötülüğün kaynağı senin tanrın, kaynağı suçlamak varken sadece onun tasarladığı şekilde çalışan insanı suçlamak nasıl bir mantık? Sen aldığın bir ürün bozuk çıkınca ürüne mi sinirleniyorsun yoksa onu üretene mi?

 

 

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Ankebût : 49

 

Nerede kalplerindeki ayeti diyor? Bir daha oku ayeti. Kuran Allah'ın ilim verdiklerinin kalplerindeki ayetlermiş, bunu kabul etmeyenler zalimmiş.

 

Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Zümer : 32

 

Bu ayeti de anlamamışsın, "kendisine geldiğinde doğruyu" ifadesi ile kastedilen Kuran'dır.

 

Bir arap bedevisinin kıçından çıkan zırvaları savunmak, rasyonalize etmek için bu kadar kendini zorlamanın nedeni ne? Verdiğim ayetlerde ve bunun gibi sürüyle ayette Muhammed'e ve onun kıçından çıkan zırvalara inanmayanlar zalim olarak nitelendiriliyor işte. Bu absürtlüğün neresini savunuyorsun?

 

Bir insana inanmamak nasıl zalimlik oluyor? Bunun neresinde akıl, mantık var?

Benden bu kadar...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, Nuri Kara said:

Benden bu kadar...

 

Doğru, fazla kurcalama, Allah düşünenleri sonsuza kadar yakıyormuş. İnsanın bilinçaltında kendisi ile zıt gideni sonsuza kadar yakan sadist, sapık ve manyak bir tanrı figürü oldukça düşünme de bir yere kadar olur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...