Jump to content
ck789

Pi sayısı 3 olabilir miydi?

Recommended Posts

isimlendirmeden bahsetmiyorum. asal sayıları doğada gözlemeyerek mi öğrendik yoksa salt akılsal süreçler ile mi?

tarihinde ck789 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, ck789 said:

ondalık kavramını ortaya attığımız anda sayma sayılarının onuncu elemanından bahsetmiş oluyoruz. ondan önceki 9 elemanın olmadığı bir sistem tasarlamadık ki yine onlar  yine olduğu yerde duruyor ve bizim şuanki matematikteki sayıların özelliklerine sahipler. en temel aksiyomumuz yine 1 ve 0 oluyor. farklı bir matematiksel sistem kurguluyacaksak sayma kavramına bakışımızı aşmamız kendimizi ondan soyutlamamız gerekiyor.

 

Ondalık sayı ne, haberin yok mu senin? 1.5, 0.007 falan, bilmiyor musun? Eğer en temel aksiyonun 0 ile bir arasındaki sonsuz adımdan biriyse? 0 ve 1'in olmadığı bir en temel aksiyomun varsa? 

 

7 hours ago, ck789 said:

çok fazla boyutlu görüşe olanak sağlayan bir sensör geliştirmiş olsak farklı bir matematik sistemine mi ihtiyacımız olacaktı, elimizdeki matematik ile modellenmiş bir sistemle bu sensörü kullanamayacak mıydık? ya da iki boyutlu bir evrende yaşasaydık geometri algımız farklı mı olacaktı. bugün de üçün üzerindeki boyutlu cisimleri kavramakda zorlanıyoruz ama matematik ve geometri bilgimiz bunları modellemeye izin veriyor. 

 

bunlar yine gözlemlenebilir evren ile ilgili şeyler. mantık alemi ile gözlemlenebilir evreni birbirinden ayırdık. bu dediklerininiz matematik için bir bağlayıcılığı olmuyor böyle bir ayrımı kabul ettiğimizde.

 

Tamamen bizim uydurduğumuz bir şey değil. Sadece temel varsayımlarını kabul ediyoruz. Mesela sayma sayılarını kabul ediyoruz, toplama çıkartma çarpma bölme işlemlerini kabul ediyoruz ki aslında çarpma bölme de toplamanın çıkartmanın üzerine kurulu. buradan tam bölünebilirlik ortaya çıkıyor ama hangi sayının hangi sayıya bölünebileceğini biz uydurmadık. buradan asal sayı kavramına geliyoruz. şu sayı asal olsun diye biz uydurmadık. sayma sayıları ve 4 işlem üzerinden kendiliğinden böyle bir şey ortaya çıktı ve bunu mantık aleminde biz keşfettik.

 

Temel varsayımları "kabul" ettikten sonra, ötesi zaten uydurulmuş oluyor, o temel varsayımlara. İşte buna basmadı gitti aklın.

 

 

7 hours ago, ck789 said:

 

Örneğin asal sayı kavramının ne olduğunu bilmeyen ama bizim sayma sistemimizi ve işlemlerimizi öğretiğimiz bir canlı düşünelim. O da bizimle aynı asal sayı dağılımına ulaşacaktır. Halbuki şu şu sayılar asal sayı olsun diye kendi uydurduğumuz bir şeyi bu canlıya dayatmadık. Bizim temel varsayımlarımızı kullanarak aynı sonuca o da ulaştı. Hatta canlıyı boşverelim işte asal sayı nedir bilmeyen bilgisayara temel işlemleri kullanarak asal sayıları hesaplatan bir program. Burada sayma sayıları ve bölünebilme kurallarını kullanarak bilgisayar bizimle aynı sonuca ulaştı, biz ona 2 3 5 7 asal sayılardır demedik, bunu yazdığımız kod ile bilgisayar hesapladı:

 

939018222_2019-11-0215_13_03-Repl.it-pythonasal-Opera.png.cb5c73857776ed22c08682ec3f1828d0.png

 

 

O canlıya bunu hiç bir zaman öğretemeyebilirsin. Şunu bir anla, biz sayılar vardı da keşfetmedik. Onları tamamen biz uydurduk.

 

7 hours ago, ck789 said:

Bunların hiçbirinin doğada karşılığı yok bu arada. Doğada asal sayı diye bir şey kendiliğinden yok. Olsa da matematiğin konusu olmazdı. Formel, rasyonel sistemler güçlerini benim tabirimle mutlaklıklarını kendilerini doğadan soyutlamalarından alıyolar zaten.

 

Buradaki önemli nokta bence şu. Matematik kendini doğadan soyutlamasına rağmen tamamiyle bizim uydurduğumuz bizim kontrol ettiğimiz bir şey değil. Baştaki temel önkabuller bize doğa kurallarının geçerli olduğu maddi alem gibi bambaşka yeni bir mantık alemi açtı. Mevcut gerçeklik, doğa aleminde nasıl sürekli yeni kurallar, kanunlar keşfediyorsak matematik mantık aleminde de yeni kurallar, özellikler keşfediyoruz. Şu an bildiğimiz en büyük asal sayı belli mesela bir sonrakini keşfedeceğiz bunun ne olduğunu bugün bilmiyoruz. Bu rakamı biz uydurmayacağız. 

 

Senin düşünce sistemin dediğin insanlığın ortak düşünce sistemi olsa gerek çünkü başka biri de benden bağımsız bir matematik sistemi geliştirmiyor. İnsanların hiçbir konuda uzlaşamadığı halde matematik konusunda ortak bir paydaya gelmesi bile enterasan bir nokta bence. Fizik ve biyoloji de bile anlaşamıyorlar mesela :D

 

İnsanların hiç bir, yemek yiyip bal kusamıyor, ilginç di mi? İnsanlık olarak, belli bir genetiğe sahipsin ve aslolarak aynısın. O halde, nasıl olacakta, farklı şeyler bulacaksın?

 

7 hours ago, ck789 said:

Başka bir matematik üretmek bence bu evrende mümkün değil. Sizce bu bir zeka sorunu mu? Yani bizden çok daha zeki bir canlı matematik sistemi kurgulamak istese o sistemde sayı olmayacak mıydı? yine bizim bugün vardığımız asal sayı dağılımına ulaşmayacak mıydı? Bence bu evrendeki böyle bir zekadan bahsediyorsak bu mümkün değil, yine bizim bugün kullandığımız mantık matematik sistemini kullanacaktı ama mantık alemini keşifte bizden çok daha ileride olacaktı.

 

O senin cehaletin. Başka bir matematik elbette üretilebilir, bunun zeka ile alakası yok. O matematiği illa zeka sahibinin üretmesi de gerekmiyor hatta. PEk bilmediğin şey, zekanın siyah beyaz bir şey olmadığı, sıfır veya birden ibaret olamayacağı. Kainatta zeka için soru, var mı, yok mu değil, ne kadar var olabilir ancak. Ve her bir şeyde, kendi zekası ölçeğinde bir matematik üretebilir. 

 

Velakin, konu öyle bir şeydir ki, sen onun matematik olduğunu bile anlayamayabilirsin. Çünkü senin hala anlamadığın şey, matematiğin tamamen insana, insan aklına özgü olduğu ve sadece orada mevcut olabildiği.

 

7 hours ago, ck789 said:

 

Ayrıklığın hiç olmadığı, dolayısıyla sayının olmadığı bir evrenden bahsedersek işte o zaman belki sayılardan kendimizi soyutlayabiliriz ve bugünkü anlamda matematik olmaz. Ama böyle bir evren mümkün mü, orası benim hayal gücümü aşıyor. 

 

Başlıktaki soruya dönersek sayılar var, dolayısıyla bugünkü matematik sistemi var. Öyleyse pi sayısının farklı bir değerde olduğu bir evren mümkün mü, bana mümkün değil gibi geliyor. Çünkü temel varsayımların bizi götürdüğü sonuç bu. Bunu da kökten değiştiremiyoruz.

 

 

Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz çünkü tam olarak mutlaklıktan ne kast ettiğimi bu örnek çok güzel açıklıyor.

 

Matematiğin temel aksiyomları belli sayılar, 4 işlem vs. Bu ön kabulleri kabul eden herkesin ulaştığı matematiksel kurallar, düzenler, asal sayılar vs. aynı. Yani temel aksiyomlar bizi ortak çıkarımlara götürüyor. Rasyonel düşünme yeteneğine sahip herkes aynı çıkarımlarda, keşiflerde bulunuyor. Ve bunların hepsi matematiğin temel ön kabulleri ile uyumlu. 

 

Dinlerin de temel argümanları var. Peki bu argümanlar üzerine bina edilen dini sistemler kendi içlerinde aynı sonuca mı varıyor? Tümüyle birbirleriyle aynı mı? Aynı yöntemler ile aynı sonuçlara ulaşıyorlar mı? Temel varsayım bir dine mensup herkesi aynı sonuçlara götürüyor mu? 

 

İşte dinler ile rasyonel düşünce arasındaki fark budur.

 

Temel olarak bakarsan, dini sistemler aynı şekilde, aynı sonuca çıkıyor. Ama dinlerin kesin ve iyi tanımlanmış kabulleri yok, aslolarak, hepsi bu. O yüzden temelde ve son tahlilde aynı sonuçlara çıksalarda, daha geniş bir spektruma sahipler.

 

Ve gene aynı şeyde, aynı yerdesin. Ben 2+2=5 olan bir kabulle yola çıkıp, kendi kafama göre bir matematik var edebilirim. Şunu gözden kaçırıyorsun, matematik öğrenilen bir şey. O önkabulleri senellerce öğrenmek için kasıyorsun. Ve o önkabüllerin kalıpları içinde kalıyorsun. Ama amazondaki yerliler, düşünüp taşınıp sıfıra ulaşamıyor, asal sayı falan yok matematiklerinde. Çünkü iki sayı var: Bir ve çok. Bir şey ya bir, tek oluyor onların matematiği için, ya da çok, o kadar. Buyur işte sana dünyada farklı ve asal sayı falan olmayan bir matematik. 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 dakika önce, anibal yazdı:

PEk bilmediğin şey, zekanın siyah beyaz bir şey olmadığı, sıfır veya birden ibaret olamayacağı. Kainatta zeka için soru, var mı, yok mu değil, ne kadar var olabilir ancak. Ve her bir şeyde, kendi zekası ölçeğinde bir matematik üretebilir. 

 

Velakin, konu öyle bir şeydir ki, sen onun matematik olduğunu bile anlayamayabilirsin. Çünkü senin hala anlamadığın şey, matematiğin tamamen insana, insan aklına özgü olduğu ve sadece orada mevcut olabildiği.

Sadece insana özgü dediğiniz zaman insanların kendi arasında uydurup uzlaştığı bir konu gibi oluyor. Halbuki durum bu değil. Matematiğin temelinin sayma olduğunu düşünürsek birbirinden bağımsız insanların da kendi ilkel sayma sistemlerini geliştirdiklerini bunlar üzerinde toplama çıkarma gibi işlemleri yaptığını görebiliriz. Bunlar sıfırdan kendi matematiksel sistemlerini mi icat ettiler yoksa akıllarını kullanarak birbirlerinden bağımsız bir şekilde aynı sonuca mı vardılar? Böyle baktığımızda matematiğin öğrenilen bir şey değil keşfedilen bir şey olduğunu görebiliriz. Birbirinden bağımsız sayma sistemi geliştiren bu insanların hepsinde 11. elemanın kendinden ve 1 den başka böleni yoktur mesela. Bunu bu ayrı insan grupları birbirlerinden bağımsız bir şekilde uydurmadı. Bu zaten mantık aleminin bir gerçeğidir.  Bu ayrı gruplar bunu ayrı ayrı keşfettiler. Bu kuralları biri uydurmuş olsaydı birbirinden ayrı grupların aynı sonuçlara varmasından bahsedemezdik.

 

Matematiğin tamamen insana, insan aklına özgü olduğu konusuna katılmıyorum. Matematiğin temelini sayma olarak kabul ettiğmizde bazı hayvanlarda da sayma yetisinin olduğunu görebiliyoruz. Tabi ki onların asal sayı kavranımını anlamasını onun üzerine teorem geliştirmesini bekleyemyiz. Benzer şekilde her insan da ileri seviyede matematiği kavrayamayabiliyor. Dediğiniz gibi bu bir zeka meselesi. Burada şunu görmek önemli. Zeka seviyesi olarak bizden düşük hayvan da sayı kavramını saymayı kullanıyor. Biz de aynı kavramı çok daha gelişmiş bir şekilde kullanıyoruz. Bizden çok daha zeki andromedalı da olsa yine bu sayı kavramını kullanacaktı. Yani matematiği temelleri evrenseldir. Bu temeller ile ulaşılacak sonuçlar da evrenseldir.  

 

22 dakika önce, anibal yazdı:

Ve gene aynı şeyde, aynı yerdesin. Ben 2+2=5 olan bir kabulle yola çıkıp, kendi kafama göre bir matematik var edebilirim.

Bugünkü sayma sistemini kabul ettiğin anda 2. elemandan 2 sonraki eleman 4 oluyor. Burada notasyon farklılığı yapıp sayı tabanını falan değiştirip 4 değil farklı bir şey yapar diyebilirsiniz. Bu ayrı bir matematik sistemi kurduğunuz anlamına gelmez. İfade biçimini değiştirir. Kemiklerin üzerine çizik atarak sayı sayan insanlar da onu "4" sembolü ile göstermiyolardı ya da onluk tabanda ifade etmiyolardı. Fakat bugün bile o sayma sistemini kullanıyoruz. Tabi bizim kendi notasyonlarımız, sayı tabanlarımız, sayı sistemlerimiz, gelişmiş hesaplama yöntemlerimiz var. İşte yeni bir matematik sistemi kuracaksan kendini o en temel sayma sisteminden soyutlaman gerekir. 

 

26 dakika önce, anibal yazdı:

Şunu gözden kaçırıyorsun, matematik öğrenilen bir şey. O önkabulleri senellerce öğrenmek için kasıyorsun. Ve o önkabüllerin kalıpları içinde kalıyorsun. Ama amazondaki yerliler, düşünüp taşınıp sıfıra ulaşamıyor, asal sayı falan yok matematiklerinde. Çünkü iki sayı var: Bir ve çok. Bir şey ya bir, tek oluyor onların matematiği için, ya da çok, o kadar. Buyur işte sana dünyada farklı ve asal sayı falan olmayan bir matematik. 

 

Bu amazon kabilesinde bile sayının olduğunu kendin söylemişsin. Matematiğin temeli sayma zaten. Amazon yerlileri sayma sayıları üzerine fazla kafa yormadılarsa aritmetiği henüz kullanmamış sayma sayılarını keşfetmemiş olabilirler. Bu bile göreceli bir şey çünkü muhtemelen ordaki birine 6 elma versen bunu 3 kişiye eşit dağıt desen bu işlemi yapabilir. Bunu yapabilmesi bile işlevsel anlamda bizim sayı sistemimizle aynı işlemi yapabildiğni gösterir. Bunu soyut boyutta düşünüp notasyonlar, formüller ortaya koymaması farklı bir matematik alemi kurguladığı anlamına gelmez. 

 

Benzer şekilde illa asal sayılara bağlıyacaksak o amazon kabilesinden biri de 2 elmayı 3 elmayı 4elmayı 5e elmayı kaç kişi arasında eşit dağıtabileceğini denerse 6 elmayı 2 ve 3 kişiye eşit dağıtabilirken 11 elmayı yalnız 11 kişiye eşit dağıtabileceğini keşfedecektir. Yani o da bizimle aynı çıkarımlarda bulunacaktır. Henüz buna kafa yormamış, ihtiyaç duymamış olabilir. Bizim de hala keşfetmediğimzi bir ton matematik alemi gerçekleri var. Bu bu gerçeklerin evreselliğine zeval vermez. Belki andromedalılar keşfetmiştir. Biz ise binlerce yıl sonra keşfedeceğizdir. Buradaki önemli nokta bunların evrensel gerçekler olduğudur. 

 

34 dakika önce, anibal yazdı:

Temel olarak bakarsan, dini sistemler aynı şekilde, aynı sonuca çıkıyor. Ama dinlerin kesin ve iyi tanımlanmış kabulleri yok, aslolarak, hepsi bu. O yüzden temelde ve son tahlilde aynı sonuçlara çıksalarda, daha geniş bir spektruma sahipler.

Matematikte temel nokta sayılar varsayım, bunun üzerine kurduğumuz şeyler ise temel aksiyomlar ile tutarlı. Matematiksel bir teoremi ispatlarken yeni bir şey uydurmuyoruz önceden var olan kabuller ile bu yeni teoremin neden doğru olduğunu ispatlıyoruz. 

 

Dinlerde bu süreç böyle mi işliyor. Her dinin varlık anlaşıyı, tanrı anlayışı farklı. 

 

Tanrı tanımını ortaya koysan bunu kabul etsen bile matematik gibi bu kendiliğinden salt akıl ile ulaşabileceğimiz gerçekleri doğurmuyor. Tanrı var ön kabulünü aldığımız zaman o zaman bizim dünyadaki amacımız ne sorusuna otomatik olarak cevap verilmiş olmuyor. Yine farklı kabuller ile ilerleniyor. Tüm sistem kabuller üzerine kurulu. Kendilerince yöntemler belirleyen dini gelenekler bile aynı yöntemleri uyguladıklarını iddia ederek farklı sonuçlara varabiliyorlar. Hiçbir dindar insanın inancı birbiriyle %100 mükemmel bir şekilde uymuyor. Bu belki onlar için sorun değildir ama matematik için durum bu değil. Matematik ise evrensel ve mutlaktır. Böyle bir kişisel yoruma açıklık söz konusu değil.

 

Dinler ile matematiği bu şekilde kıyasladığınızda bir yerde dinlerin rasyonel olduğunu iddia etmiş olmuyor musunuz? Bu sizin açınızdan da çok sıkıntılı bir iddia değil mi? 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, ck789 said:

Sadece insana özgü dediğiniz zaman insanların kendi arasında uydurup uzlaştığı bir konu gibi oluyor. Halbuki durum bu değil. Matematiğin temelinin sayma olduğunu düşünürsek birbirinden bağımsız insanların da kendi ilkel sayma sistemlerini geliştirdiklerini bunlar üzerinde toplama çıkarma gibi işlemleri yaptığını görebiliriz. Bunlar sıfırdan kendi matematiksel sistemlerini mi icat ettiler yoksa akıllarını kullanarak birbirlerinden bağımsız bir şekilde aynı sonuca mı vardılar? Böyle baktığımızda matematiğin öğrenilen bir şey değil keşfedilen bir şey olduğunu görebiliriz. Birbirinden bağımsız sayma sistemi geliştiren bu insanların hepsinde 11. elemanın kendinden ve 1 den başka böleni yoktur mesela. Bunu bu ayrı insan grupları birbirlerinden bağımsız bir şekilde uydurmadı. Bu zaten mantık aleminin bir gerçeğidir.  Bu ayrı gruplar bunu ayrı ayrı keşfettiler. Bu kuralları biri uydurmuş olsaydı birbirinden ayrı grupların aynı sonuçlara varmasından bahsedemezdik.

 

Hangi gruplar bu aynı sonuca varan gruplar?

 

İnsanlar birbirinden bağımsız değildi hemen hiç bir zaman. Ve hepsi de aynı matematiği falan icat etmediler. Mesela mayalar, pi sayısı falan bilmezdi. 

Ve dahası bir türlü anlamadığın şey, insan beyni zaten belli, herkeste aynı çalışıyor. Bu beyinlerinde aynı sonuçlara ulaşması elbette beklenen şey olmaz mı? Şunu anla, kimse birbirinden bağımsız değil, farklı değil ve matematik tüm insanların azar azar bir şeyler katıp geldiği bir şey. 

 

Bugün bildiğin matematik, öğrenilen bir şey. 

 

Ve hala ettiğin lafın farkında değilsin. Bu zaten amntık aleminin bir gerçeği diyorsun ya, hah işte o mantık alemi dediğin şeyde insan beyninin bir gerçeği. Sana açık açık örnek gösteriyoruz, yaşayan insanlar içinde kullanılan bir matematik var ki, bu matematikte 11 zaten yok, haliyle ne asal olması, ne olmaması?

 

 

7 hours ago, ck789 said:

Matematiğin tamamen insana, insan aklına özgü olduğu konusuna katılmıyorum. Matematiğin temelini sayma olarak kabul ettiğmizde bazı hayvanlarda da sayma yetisinin olduğunu görebiliyoruz. Tabi ki onların asal sayı kavranımını anlamasını onun üzerine teorem geliştirmesini bekleyemyiz. Benzer şekilde her insan da ileri seviyede matematiği kavrayamayabiliyor. Dediğiniz gibi bu bir zeka meselesi. Burada şunu görmek önemli. Zeka seviyesi olarak bizden düşük hayvan da sayı kavramını saymayı kullanıyor. Biz de aynı kavramı çok daha gelişmiş bir şekilde kullanıyoruz. Bizden çok daha zeki andromedalı da olsa yine bu sayı kavramını kullanacaktı. Yani matematiği temelleri evrenseldir. Bu temeller ile ulaşılacak sonuçlar da evrenseldir.  

 

Katılıp katılmıyor olman, sonucu değiştirmiyor. Matematik tamamen insan aklına özgü bir şey. İnsan aklıda kavanozda yaşayan bir şey değil, algı sistemi var. İşte bu algılarını anlamlandırma hususunda, doğayı bir tür modelleyerek geliştirdiği bir şey matematik insanların. ama hala, doğada gerçekte sayı, düzlem, doğru falan gibi şeyler olmadığını anlamamakta ısrar ediyorsun. Sendne çok yada az zeki bir andromedalı sayı kavramı falan kullanmayabilir. Bunu bir türlü anlamadın gittin. Ve o andromedalı ile sen oturunca, ne o senin sayı kavramını anlayabilir, ne de sen onun kullandığı şeyi anlayabilirsin. Zira anlama sistemleriniz farklı olacaktır, bunu anlamak çok mu zor? Python'da yazıyorsun ya, hah, ADA ile yazıp pythona verirsen, ne olur? Fortran ile yazıp C'ye al bunu derle dersen ne olur? işte olay aynı bunun gibi ama çok daha köklü şekilde farklı olacaktır. 

 

7 hours ago, ck789 said:

 

Bugünkü sayma sistemini kabul ettiğin anda 2. elemandan 2 sonraki eleman 4 oluyor. Burada notasyon farklılığı yapıp sayı tabanını falan değiştirip 4 değil farklı bir şey yapar diyebilirsiniz. Bu ayrı bir matematik sistemi kurduğunuz anlamına gelmez. İfade biçimini değiştirir. Kemiklerin üzerine çizik atarak sayı sayan insanlar da onu "4" sembolü ile göstermiyolardı ya da onluk tabanda ifade etmiyolardı. Fakat bugün bile o sayma sistemini kullanıyoruz. Tabi bizim kendi notasyonlarımız, sayı tabanlarımız, sayı sistemlerimiz, gelişmiş hesaplama yöntemlerimiz var. İşte yeni bir matematik sistemi kuracaksan kendini o en temel sayma sisteminden soyutlaman gerekir. 

 

 

Hala sayma sistemi falan takılmış gidiyorsun.... Sana kaç defa diyeceğiz, sayılar doğada yok. Hiç sayı olmayan bir matematik sistemi pekala olabilir. 

 

 

7 hours ago, ck789 said:

 

Bu amazon kabilesinde bile sayının olduğunu kendin söylemişsin. Matematiğin temeli sayma zaten. Amazon yerlileri sayma sayıları üzerine fazla kafa yormadılarsa aritmetiği henüz kullanmamış sayma sayılarını keşfetmemiş olabilirler. Bu bile göreceli bir şey çünkü muhtemelen ordaki birine 6 elma versen bunu 3 kişiye eşit dağıt desen bu işlemi yapabilir. Bunu yapabilmesi bile işlevsel anlamda bizim sayı sistemimizle aynı işlemi yapabildiğni gösterir. Bunu soyut boyutta düşünüp notasyonlar, formüller ortaya koymaması farklı bir matematik alemi kurguladığı anlamına gelmez. 

 

Eğer o yerliye al bu elmaları 3 kişiye eşit dağıt dersen, seni zerre kadar anlamayacaktır. Tahminen de delirmiş bu diye kafana odunla vuracaktır. Bunu anlamış değilsin, adamlarda bölme, dağıtma falan yok, yeterince açık mı?

 

 

7 hours ago, ck789 said:

 

Benzer şekilde illa asal sayılara bağlıyacaksak o amazon kabilesinden biri de 2 elmayı 3 elmayı 4elmayı 5e elmayı kaç kişi arasında eşit dağıtabileceğini denerse 6 elmayı 2 ve 3 kişiye eşit dağıtabilirken 11 elmayı yalnız 11 kişiye eşit dağıtabileceğini keşfedecektir. Yani o da bizimle aynı çıkarımlarda bulunacaktır. Henüz buna kafa yormamış, ihtiyaç duymamış olabilir. Bizim de hala keşfetmediğimzi bir ton matematik alemi gerçekleri var. Bu bu gerçeklerin evreselliğine zeval vermez. Belki andromedalılar keşfetmiştir. Biz ise binlerce yıl sonra keşfedeceğizdir. Buradaki önemli nokta bunların evrensel gerçekler olduğudur. 

 

Amazon yerlisi öyle yapmaz, mesela, elmayı ısırır, sonrakine verir, bitene kadar herkes ısırır geçer. İşi olmaz, dağıtacam falan diye. Hala anlamadın, adamlar için bir yok, "tek" var, bir de "çok". Evet, anlamakta sıkıntı yaşıyorsun, sayıların içinde büyümüşsün ve onları o kadar kanıksamışsın ki, sayıların olmadığı bir sistemi aklın almıyor.

 

7 hours ago, ck789 said:

Matematikte temel nokta sayılar varsayım, bunun üzerine kurduğumuz şeyler ise temel aksiyomlar ile tutarlı. Matematiksel bir teoremi ispatlarken yeni bir şey uydurmuyoruz önceden var olan kabuller ile bu yeni teoremin neden doğru olduğunu ispatlıyoruz. 

 

Hala anlamış değilsin. Bir kabullerin var mı? Hah, ondan sonra ne varsa, o kabullere uyduruyorsun, daha açık nasıl söylenebilri bu? 

 

 

7 hours ago, ck789 said:

Dinlerde bu süreç böyle mi işliyor. Her dinin varlık anlaşıyı, tanrı anlayışı farklı. 

 

Tanrı tanımını ortaya koysan bunu kabul etsen bile matematik gibi bu kendiliğinden salt akıl ile ulaşabileceğimiz gerçekleri doğurmuyor. Tanrı var ön kabulünü aldığımız zaman o zaman bizim dünyadaki amacımız ne sorusuna otomatik olarak cevap verilmiş olmuyor. Yine farklı kabuller ile ilerleniyor. Tüm sistem kabuller üzerine kurulu. Kendilerince yöntemler belirleyen dini gelenekler bile aynı yöntemleri uyguladıklarını iddia ederek farklı sonuçlara varabiliyorlar. Hiçbir dindar insanın inancı birbiriyle %100 mükemmel bir şekilde uymuyor. Bu belki onlar için sorun değildir ama matematik için durum bu değil. Matematik ise evrensel ve mutlaktır. Böyle bir kişisel yoruma açıklık söz konusu değil.

 

Dinler ile matematiği bu şekilde kıyasladığınızda bir yerde dinlerin rasyonel olduğunu iddia etmiş olmuyor musunuz? Bu sizin açınızdan da çok sıkıntılı bir iddia değil mi? 

 

 

 

 

Aklın ürünü olmak, her zaman rasyonel olmayı gerektirmez. Rasyonel, akla uygunluğu tutarlı olacak şekilde sağlanmış şeydir. Saçmalıklar, zırvalıklarda aklın ürünüdür, düşünce sisteminin ürettiği şeylerdir. Din de işte o saçmalıklardan biridir. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
27 dakika önce, anibal yazdı:

Python'da yazıyorsun ya, hah, ADA ile yazıp pythona verirsen, ne olur? Fortran ile yazıp C'ye al bunu derle dersen ne olur? işte olay aynı bunun gibi ama çok daha köklü şekilde farklı olacaktır.

 

Hepsi aynı işlevi yapan makine koduna derlenecektir elinde sonunda. Bu analojide python, ada, c ile yazılan kodu farklı insan gruplarının kullandığı farklı matematiksel notasyonlar, sayı tabanları olarak, işlemci seviyesinde çalışan asm ADD, DIV komutlarını ise matematiğin temel aksiyomları olarak düşünebiliriz. benim de vurgulamaya çalıştığım nokta bu. farklı sayı sistemlerini kullanmamızın bir önemi yok. sayıdan bahsettiğmiz anda matematiğin evrensel kurallarından bahsetmiş oluyoruz. mayalar da çemberin çapına oranını hesaplamak isteselerdi aynı pi sayısına ulaşacaklardı. Buna pi demeseler de aynı oranı bulacaklardı. Buna farklı isim vermeleri, farklı sayı sistemi ile göstermeleri ortak değere ulaşmış olacağımızı değiştirmez.

 

Bilgisayar vurgusu güzel oldu çünkü işlemci seviyesindeki komut setleri belli. Biz bilgisayara pi sayısı şudur budur diye öğretmiyoruz. Fakat matematiksel temel işlemleri yapabilen işlemciler ile pi sayısını hesaplamak istediğimizde aynı pi sayısına ulaşıyoruz. Yani pi sayısı bizim üzerinde uzlaştığımız uydurduğumuz ya da bize bir önkabul olarak dayatılan, öğretilen bir şey değil. Temel matematiksel işlemler ile bilgisayar yardımı ile de hesaplayıp detaylarını keşfettiğimiz bir şey. Matematik mantık alemi işte böyle keşfedilen, keşfedilecek gerçekler ile dolu. Bu her insan grubu için geçerli mayalılar da pi sayısını keşfetmek istese bir çemberin etrafına ip dolayıp onu çemberin çapına bölerek hesaplamaya çalışsalar bizimkine yakın değerler bulacaklardı. Burada buna pi demelerinden ya da kullandıkları notasyondan bahsetmiyoruz. Oranın kendisinden bu oranın evrenselliğinden bahsediyoruz. Andromedalı için de bu oran aynı olacaktı. 

 

38 dakika önce, anibal yazdı:

ama hala, doğada gerçekte sayı, düzlem, doğru falan gibi şeyler olmadığını anlamamakta ısrar ediyorsun.

 

Tüm konu doğa ile mantık, matematik aleminin birbirinden ayrı ve hiçbir alakası olmaması üzerine kurulu. Hatta mantık, matematik aleminin daha tutarlı ve mutlak olduğunu söylüyorum. Hala doğada düzlem doğru vs. olduğunu iddia ettiğimi söylüyorsunuz. Benim böyle bir iddiam yok. Formal bilimlerin de doğayı yansıtma gibi bir iddiası yok. Daha ilk sayfada @Sütlü Kase  de öklid geometrisinin içinde yaşadağımız fiziksel evreni yansıtmadığını söyledi. Ben de böyle bir şey iddia etmiyorum. Hatta böyle bir iddia olsaydı doğal gözlemler ile matematik çürütülebilir olacaktı. Matematik evrenselliğini zaten kendini doğadan, gözlemden ayırmasından alıyor. Mesela bir andromedalı bizden çok daha farklı bir şekilde algılayabilir evreni çok daha detaylı gözlemeyebilir ve bu sayede çok daha farklı bir fizik bilimine sahip olabilir. Fakat bu fizik sistemi de bizim gibi bir matematiğe sahip olacaktır. Belli bir zeka eşiğini aşmış canlılar için sayma kavramı üzerine bina edilmiş matematik ortak ve evrenseldir. 

 

47 dakika önce, anibal yazdı:

Eğer o yerliye al bu elmaları 3 kişiye eşit dağıt dersen, seni zerre kadar anlamayacaktır. Tahminen de delirmiş bu diye kafana odunla vuracaktır. Bunu anlamış değilsin, adamlarda bölme, dağıtma falan yok, yeterince açık mı?

 

47 dakika önce, anibal yazdı:

Amazon yerlisi öyle yapmaz, mesela, elmayı ısırır, sonrakine verir, bitene kadar herkes ısırır geçer. İşi olmaz, dağıtacam falan diye. Hala anlamadın, adamlar için bir yok, "tek" var, bir de "çok". Evet, anlamakta sıkıntı yaşıyorsun, sayıların içinde büyümüşsün ve onları o kadar kanıksamışsın ki, sayıların olmadığı bir sistemi aklın almıyor.

 

Her canlı, her topluluk aynı gelişmişlikte olacak diye bir şey yok. Benim vurgulamaya çalıştığım nokta sayma kavramına ihtiyaç duyan her canlı bunu aynı şekilde yapacaktır. Sayılara dair aynı kuralları keşfedeceklerdir. Çünkü bu kurallar insan uydurması değil, matematik aleminde kendiliğinden mevcut gerçekler. İnsanlar bunları keşfediyorlar, uydurmuyorlar. Bu bizim algımızla, öğrenmemizle ilgili bir durum değil. Mayalılar bölme işlemini kullanmıoyor bunu uygulamıyor olabilir ama bunu yapmak isteyen her medeniyet 6 elmayı 3er 2şer 1er dağıtabilirken 7 elmayı sadece 1er 1er dağıtabileceğini keşfedecektir. Bu onlara öğretilen bir şey değil. Matematik aleminde bulunan mutlak bir gerçek. Pi sayısı da böyle, asal sayılar da böyle. Andromedalı da 6 uzay eriğini dağıtmak istese bu kurallara tabi. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, ck789 said:

 

Hepsi aynı işlevi yapan makine koduna derlenecektir elinde sonunda. Bu analojide python, ada, c ile yazılan kodu farklı insan gruplarının kullandığı farklı matematiksel notasyonlar, sayı tabanları olarak, işlemci seviyesinde çalışan asm ADD, DIV komutlarını ise matematiğin temel aksiyomları olarak düşünebiliriz. benim de vurgulamaya çalıştığım nokta bu. farklı sayı sistemlerini kullanmamızın bir önemi yok. sayıdan bahsettiğmiz anda matematiğin evrensel kurallarından bahsetmiş oluyoruz. mayalar da çemberin çapına oranını hesaplamak isteselerdi aynı pi sayısına ulaşacaklardı. Buna pi demeseler de aynı oranı bulacaklardı. Buna farklı isim vermeleri, farklı sayı sistemi ile göstermeleri ortak değere ulaşmış olacağımızı değiştirmez.

 

Senin anlayışın mı kıt, geri zekalı mısın, yoksa tipin mi böyle gösteriyor?

 

Sana sorduğumuz şey basit, fortranla yazılmış kodu, python interpreter nasıl anlar, ne kadar?

 

Onun buna, yok op-code a dönmesinden falan bahsetmiyoruz burada dangalak. Uzaylı senin matematiğinden, python fortrandan ne kadar anlarsa, ancak o kadar anlayacak, şimdi anladın mı, moron?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

En uzun pi hesaplama rekoru Fabrice Bellard tarafından hesaplanmıştı ve 2 trilyon 700 milyar rakamdan oluşuyordu. Pi sayısı 1.24 trilyonuncu basamağına kadar hesaplandı ki bu hesaplanan rakamı bile bilgisayara yazmak için 310 milyon sayfa, 2.4 TB harddisk yeri gerektirir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
19 dakika önce, anibal yazdı:

fortranla yazılmış kodu, python interpreter nasıl anlar

 

Uzaylı senin matematiğinden, python fortrandan ne kadar anlarsa, ancak o kadar anlayacak

uzaylı bana daha önce hiç görmediğim bir programlama dilinde yazılmış bir kod, onun derleyicisini ve onu çalıştaracak sistemi verirse bu tamamen bilgisayar bilimlerinin konusudur ve incelenebilir. burada sıradışı hiçbir şey yok. bu sistem gayet de incelebilir, analiz edilebilir, anlaşılabilir. bizim bile kullandığımız bir sürü farklı programlama dili bir sürü farklı derleyici bir sürü farklı makine kodu var. dökümantasyonu kaybolmuş dilleri bile derleyicileri üzerinden tersine mühendislikle vs. anlaşılabilir hala getirebiliyoruz. hatta bankalarda falan cobol ile yazılmış kaynak kodu dökümantasyonu olmayan hala çalışan sistemler var. bunlar elinde sonunda makine kodu olduğu için analiz edilip dökümante edilebiliyor, anlaşılabiliyor. çünkü bilgisayar sisteminin temelleri belli, işlemci üzerinde çalışan kod belli. yani bu bahsettiğniz durum teoriyi bırakın pratikte bile yapılabilen bir şey.

 

matematikte de bu şekilde. andromedalı bambaşka bir dil ile bambaşka notasyonla bir matematik ifadesi kullanabilir. fakat elinde sonunda konu hesaplamaya gelince sayılardan ve temel aritmetik işlemlerden bahsediyoruz. bir yerde sayılar ve temel aritmetik matematiğin makine dilidir. 

 

c koduna bakıp asm kodunu gören asm kodundan c fonksiyonu gören sistem programcıları var. işte bunlar programlama dillerinden bağımsız şekilde bilgisayar sistemlerinin nasıl çalıştığını anlayan insanlardır. kodun ada ile fortran ile yazılmasının bir önemi yok. sonuçta yine temel hesaplama kodlarına, işlemci kodlarına indirgeniyor ve gerçek olan sistemde çaılşan kod budur. geri kalan bizim notasyonlarımız, dillerimizdir. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, ck789 said:

uzaylı bana daha önce hiç görmediğim bir programlama dilinde yazılmış bir kod, onun derleyicisini ve onu çalıştaracak sistemi verirse bu tamamen bilgisayar bilimlerinin konusudur ve incelenebilir. burada sıradışı hiçbir şey yok. bu sistem gayet de incelebilir, analiz edilebilir, anlaşılabilir. bizim bile kullandığımız bir sürü farklı programlama dili bir sürü farklı derleyici bir sürü farklı makine kodu var. dökümantasyonu kaybolmuş dilleri bile derleyicileri üzerinden tersine mühendislikle vs. anlaşılabilir hala getirebiliyoruz. hatta bankalarda falan cobol ile yazılmış kaynak kodu dökümantasyonu olmayan hala çalışan sistemler var. bunlar elinde sonunda makine kodu olduğu için analiz edilip dökümante edilebiliyor, anlaşılabiliyor. çünkü bilgisayar sisteminin temelleri belli, işlemci üzerinde çalışan kod belli. yani bu bahsettiğniz durum teoriyi bırakın pratikte bile yapılabilen bir şey.

 

matematikte de bu şekilde. andromedalı bambaşka bir dil ile bambaşka notasyonla bir matematik ifadesi kullanabilir. fakat elinde sonunda konu hesaplamaya gelince sayılardan ve temel aritmetik işlemlerden bahsediyoruz. bir yerde sayılar ve temel aritmetik matematiğin makine dilidir. 

 

c koduna bakıp asm kodunu gören asm kodundan c fonksiyonu gören sistem programcıları var. işte bunlar programlama dillerinden bağımsız şekilde bilgisayar sistemlerinin nasıl çalıştığını anlayan insanlardır. kodun ada ile fortran ile yazılmasının bir önemi yok. sonuçta yine temel hesaplama kodlarına, işlemci kodlarına indirgeniyor ve gerçek olan sistemde çaılşan kod budur. geri kalan bizim notasyonlarımız, dillerimizdir. 

 

 

 

 

Hala aynı gerzek laflar üstünde sayıklıyorsun...

 

Bak, soru gayet basit, az buçuk program, kod bildiğini farzedip bunu diyorum: Python interpreter, Fortran kodundan ne anlar?

 

Sense hikaye anlatmaya çıkıyorsun. Neymiş uzaylı derleyici verecekmişte? Ne yapacan, götüne mi sokacan? Uzaylının vereceği hiç bir şeyi anlamıyor olacaksın. Onları alıp makine diline falan çeviremeyeckesin kaz kafalı. Adamın elindeki kod, quantum bilgisayar kodu, her biti aynı anda zilyon değer birden alabiliyor. Senin 1/0 dan ibaret angut aklın nasıl çevirecek o kodu?

 

O dediğin programcılardan biri de benim, merak ettiysen. Ama biz sana programlama dilinden bahsetmiyoruz. Sana, senin anlama şeklin insana özgü, başka canlılar bunu böyle anlamak zorunda ve durumunda değil diyoruz. Sense hala gevelemeye çalışıyorsun. Dangalak, onunh kodu derlenince makine koduna falan dönmüyorsa, hiç bunu düşündün mü?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 01.11.2019 at 19:07, mirasyedi said:

Tanrı pi sayısını değiştiremez.Diye başlık açmıştım.

Değiştirir diyorsanız nasıl bir uzayda  pi sayısı 3 olabilir açıklayabilir misiniz? :)

 

 

 

Uzaklığın tanımını değiştirirsek pi sayısı da değişir.

 

A ve B noktalarının Rkare uzayındaki öklid uzaklığı l2 = ( (Ax-Bx)2+(Ay-By)2 )1/2

 

Pi sayısının farklı olduğu uzaylarımızda ise 2 yerine p yazalım. ( 1 <= p <=  )

 

lp = ( (Ax-Bx)p+(Ay-By))1/p

 

Bu uzaylar çok ilginç, çünkü uzaklığın kendisini artık üssel olarak farklı tanımlayabiliyoruz. p=2 iken pi=3.141592.... irrasyonel bir sayı.

 

Örneğin p=1 iken π=4, sonra hızlıca pi'ye doğru düşüyor, sonra p sonsuza giderken de asimptotik olarak 4'e geri yaklaşıyor. Pi'nin 3'e düşebilmesi için ise p'nin imajiner sonuçlarını kullanmamız gerekecek. Ama işin içine euler transformasyonları girecek, şu an beni biraz aşıyor (ben sadece mühendisim, matematikçi değilim). 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Konu iletişimse programlama falan işin içine katmaya gerek yok. Uzaylının dilini anlamayazsın de geç. Sonuçta amazon yerlisinin dilini de anlamıyorum. Bunun da uzaylının kullandığını dilin de matematik ile ilgisi yok. Dediğinzi programcılardansanız bunu da gayet iyi biliyorsunuz. 

 

Uzaylı ile aynı uzayda yaşıyoruz. Aynı fizik kuralları aynı matematiksel sistem hepimiz için geçerli. Andromeda da sayı yok mu? Her şey kuantum seviyesinde mi ele alınıyor. Kuantum bilgisayar da zayıf bir örnek oldu çünkü bu konuda insanlık olarak biz de çalışma yapıyoruz. Bari hiç bilmediğimiz ne işe yaradığını anlamadığın makinenin kendisini derleyicisini kodunu verseler ne yapacaktın deseydin. Bu bizim için bir inceleme alanı olurdu. Burada matematiği çökerten bir durum yok.

 

Sizin iddianız tam olarak ne, bilinç seviyesi zeka yükseldikçe matematik anlayışı kökten değişecek mi diyorsunuz? Bilinç seviyesi, zekası bizden yüksek uzaylılar için bizim matematiğimiz komple çöp mü, yoksa onu çözmüş yemiş bitirmişler üzerine yepyeni şeyler mi koymuş olurlar?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 01.11.2019 at 21:01, mirasyedi yazdı:

 pi sayısının bütün hanelerini almak zorunda değilsiniz.

tornacı için 3.1416 yeterli.:)

Çünkü elinde daha hassas ölçecek alet yok.

bulunduğumuz evrende ölçme aletimize göre yuvarlayarak aldığımız 3.1416 sayısı  başka evrende başka bir sayı örneğin 7.3892 olabilir mi?

 

 

Biraz felsefeye kaçan bir soru bence. 

 

Kullandığımız matematik, fizik ve diğer tüm bilimler gerçeği tanımlamaya çalışırken ortaya çıkmıştır. Onları yoktan şöyle olsun diye var etmedik. Gerçeğe bakarak karar verdik. Senin söylediğin şey bu ''gerçek'' dediğimiz şeyi tamamen kaldırıp yerine başka bir şey koyarsak elimizde matematiğe ne olur demek oluyor. 

 

►Aslında matematik kavramına bu konuda biraz daha farklı bakılabilir. 

Başka bir evrenden bahsediyor olsak bile 2 elma yine 2 elmayı tasvir edecek bir matematik doğurmalıdır. İsimlerin ne olduğu önemli değil. Bu bakış açısına göre fiziksel nicelikler değişse bile (kütle çekim etkisi uzaklığın karesi değilde küpü ile orantılı olsaydı mesela) matematik, bu fiziksel nicelikleri bizim evrenimizle aynı yolu kullanarak formülize  edecekti...

Bu durumda matematiğin kendisi özünde değişmeyecekti. Buda pi'nin değişmeyeceği anlamına gelir. (mı acaba ? )

 

►Tabii bu söylem, başka bir evrende bile olsa 3 köşeli bir 5 gen mümkün olamaz demektir. Zira elimizdeki matematik böyle bir şeyin tanımını yapamaz. Böyle bir yapının tanımını yapabilecek kurgusal bir matematik, en basit tabiri ile 2 elmayı 2 elma olacak şekilde tasvir edemez. 

 

Yani 3 köşeli bir 5 genin farklı bir evrende var olması zorunlu olarak 2. ve bizimkinden farklı bir matematik doğurur buda pi sayısını değiştirir. 

 

 

Bu yazdıklarımın hepsi kafadan sallama muhtemelen eksik ve hatalı şeyler çünkü doğru düzgün bir dayanakları yok. Sorduğun sorunun cevabını muhtemelen hiç bilemeyeceğiz. 

 

 

 

 

 

 

tarihinde Sütlü Kase tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 hours ago, ck789 said:

Konu iletişimse programlama falan işin içine katmaya gerek yok. Uzaylının dilini anlamayazsın de geç. Sonuçta amazon yerlisinin dilini de anlamıyorum. Bunun da uzaylının kullandığını dilin de matematik ile ilgisi yok. Dediğinzi programcılardansanız bunu da gayet iyi biliyorsunuz. 

 

Uzaylı ile aynı uzayda yaşıyoruz. Aynı fizik kuralları aynı matematiksel sistem hepimiz için geçerli. Andromeda da sayı yok mu? Her şey kuantum seviyesinde mi ele alınıyor. Kuantum bilgisayar da zayıf bir örnek oldu çünkü bu konuda insanlık olarak biz de çalışma yapıyoruz. Bari hiç bilmediğimiz ne işe yaradığını anlamadığın makinenin kendisini derleyicisini kodunu verseler ne yapacaktın deseydin. Bu bizim için bir inceleme alanı olurdu. Burada matematiği çökerten bir durum yok.

 

Sizin iddianız tam olarak ne, bilinç seviyesi zeka yükseldikçe matematik anlayışı kökten değişecek mi diyorsunuz? Bilinç seviyesi, zekası bizden yüksek uzaylılar için bizim matematiğimiz komple çöp mü, yoksa onu çözmüş yemiş bitirmişler üzerine yepyeni şeyler mi koymuş olurlar?

 

Anlamadığın şey, hala bu.

 

Amazon yerlisinin dilini anlamazsın, ama kasıp öğrenebilirsin. Bir uzaylının dilini ise, hiç bir zaman öğrenemeyebilirsin. Tabi senin malum moronluğundan değil, bunun senin beynin için imkansız olmasından. Ha, aynısı uzaylı içinde geçerli. Onun için dil, sayı falan hiç bir anlam ifade etmeyebilir, gerçek anlamıyla hiç bir anlam ifade etmemekten bahsediyorum.

 

Ve hala aynı yerdesin, sayılar senin kafanda. Andromeda değil, bu gezegende de yok sayılar. Hala makine kodu falan falan sayıklıyorsun. Sana verecekleri makinenin makine olduğunu bile "anlayamayabilirsin". 

 

Kendi götünden uydurduğun zırvaları, ben idda ediyorum gibi sayıklama. İnsan zekası yükseldikçe, matematik anlayışı falan değişmeyecek. Çünkü o insanın var ettiği bir şey zaten, ondan ayrı bir şey değil. Ha belki daha fakrlı bir matematik geliştirebiliriz, ama o gene matematik olacak. Uzaylıların zekasının senden yüksek olması gerekmiyor. Uzaylının zekası ister bir hamam böceği kadar olsun, isterse senden zilyon kat fazla olsun, farketmez. Olay, nicelik değil, nitelik meselesi, bunu bir türlü anlamadın gittin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 hours ago, Sütlü Kase said:

 

Biraz felsefeye kaçan bir soru bence. 

 

Kullandığımız matematik, fizik ve diğer tüm bilimler gerçeği tanımlamaya çalışırken ortaya çıkmıştır. Onları yoktan şöyle olsun diye var etmedik. Gerçeğe bakarak karar verdik. Senin söylediğin şey bu ''gerçek'' dediğimiz şeyi tamamen kaldırıp yerine başka bir şey koyarsak elimizde matematiğe ne olur demek oluyor. 

 

►Aslında matematik kavramına bu konuda biraz daha farklı bakılabilir. 

Başka bir evrenden bahsediyor olsak bile 2 elma yine 2 elmayı tasvir edecek bir matematik doğurmalıdır. İsimlerin ne olduğu önemli değil. Bu bakış açısına göre fiziksel nicelikler değişse bile (kütle çekim etkisi uzaklığın karesi değilde küpü ile orantılı olsaydı mesela) matematik, bu fiziksel nicelikleri bizim evrenimizle aynı yolu kullanarak formülize  edecekti...

Bu durumda matematiğin kendisi özünde değişmeyecekti. Buda pi'nin değişmeyeceği anlamına gelir. (mı acaba ? )

 

►Tabii bu söylem, başka bir evrende bile olsa 3 köşeli bir 5 gen mümkün olamaz demektir. Zira elimizdeki matematik böyle bir şeyin tanımını yapamaz. Böyle bir yapının tanımını yapabilecek kurgusal bir matematik, en basit tabiri ile 2 elmayı 2 elma olacak şekilde tasvir edemez. 

 

Yani 3 köşeli bir 5 genin farklı bir evrende var olması zorunlu olarak 2. ve bizimkinden farklı bir matematik doğurur buda pi sayısını değiştirir. 

 

 

Bu yazdıklarımın hepsi kafadan sallama muhtemelen eksik ve hatalı şeyler çünkü doğru düzgün bir dayanakları yok. Sorduğun sorunun cevabını muhtemelen hiç bilemeyeceğiz. 

 

 

 

 

 

 

 

2 Elmayı 2 elma olarak tasvir etmek için, senin orada olman gerekiyor. Yani, başka bir evrende de olsan, sayılar için gereken isnan düşüncesi. 

 

Başka bir evrende 3 köşeli bir beşgen olabilir. Bu imkansız falan değil. Ama temel sorun, öncelikle birinin o köşe ve kenarları sayması gerektiğidir. 

 

Bir şeyi karıştırıyorsunuz. O üçgen, köşe, kenar falan dediğiniz şeyler, sanal olarak oluşturulmuş ve evrende var olmayan bir düzlem üzerinde yer alan şeyler. Yani, o 3 köşeli beşgen zaten sanal başak bir evrende olan biten şeyler, tıpkı sayılar, işlemler falan falan gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
31 dakika önce, anibal yazdı:

Kendi götünden uydurduğun zırvaları, ben idda ediyorum gibi sayıklama. İnsan zekası yükseldikçe, matematik anlayışı falan değişmeyecek. Çünkü o insanın var ettiği bir şey zaten, ondan ayrı bir şey değil. Ha belki daha fakrlı bir matematik geliştirebiliriz, ama o gene matematik olacak. Uzaylıların zekasının senden yüksek olması gerekmiyor. Uzaylının zekası ister bir hamam böceği kadar olsun, isterse senden zilyon kat fazla olsun, farketmez. Olay, nicelik değil, nitelik meselesi, bunu bir türlü anlamadın gittin.

İnsan zekası olarak değil zeki canlılar olarak bakıyorum ben olaya. Maymun bizden az zeki, bizimle aynı sayısı sistemini kullanıyor, ortalama bir insan da maymunla aynı sayı sistemini kullanıyor ama bundan daha gelişmiş matematiksel kavramları da var, daha zeki insanlar da matematiğe daha hakim oluyorlar hatta yeni şeyler keşfediyorlar. Buradaki önemli nokta şu. Zeka seviyesinden bağımsız olarak herkes aynı matematik temelini kullanıyor. Çok daha zeki bir andromedalı için bu matematiğin temelleri değişecek mi? Andromedalı için sayma diye bir şey olmayacak mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

matematiğin evrensel mutlak olması ,sanaldır uydurulmuştur mantığından daha kuvvetlidir

 

bir kere umum dünyada 10 luk sistemin olmasının insanın fıtri olarak en eski inandan başlamak üzere saymayı elleri ile 10 parmakla saymasındandır

işte yeni okula başlayanlar hala parmaklarını kullanır abaküs bir nevi modernize edilmiş parmaklardır

 

eski insanlar koyunlar gece geldiğinde ağıla girerken her koyun için bir taş tencereye atar

sabah giderlerken yine tencereden taşları sayarak çıkarır böyle hesaplarlardı

 

bu gün her milletin alfabesi farklı sayıda ve şekilde harflere sahip  ancak matematiksel rakamlar sayı sistemleri ise hep aynı yani evrensel bir mantığı olduğu aşikar

kaldı ki alfa elif A gibi alfabedeki harf ve  harf sayısı benzerliği dahi aynı kökene işaret eder tüm dillerin aynı kökten geldikleri teorisi mevcut

 

bu gün kullandığımız rakamlar hint arap rakamlarıdır

romen rakamları gibi ne üdüğü belirsiz saçma sapan rakamlar mağara dönemini andırır

sıfırın bulunmasında yine arap hint tesirini görmezlikten gelemeyiz

islamın cebir matematik astronomi felsefe tıp musiki gibi alanlara tesiri çok büyüktür

 

altı gen evrende mevcuttur

şayet matematik geometri kurgu sanal olsa idi arı gibi bir hayvanın muntazam altıgen prizma şeklinde petek örmesi nereye konur?

bu matematiğin evrensel hakikat olduğu gerçeğini daha çok gösterir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

fortran  c  üst düzey diller

yani komutları insanın konuştuğu kelimelerden alındığı için anlaşılması rahat kolay

ancak her ne kadar üst düzey diller ve derleyicileri farklıda olsa  derlenerek hepsi makine koduna iner

makine koduna inen kodda derleyiciden bağımsız her bilgisayarda çalışır

 

neticede o yazılımları çalıştıran işlemci ve donanımdır

programın makinede çalışması için hangi dil olursa olsun makine kodun dönüşmek zorunda

 

bu yüzden üst seviyede ayrılık alt seviyelerde aynılığa dönüyor ağaç dallarının gövde ve kökte birleşmesi gibi

 

alfabeler sayılar kelimeler diller üst seviyede farklı olsada

alt seviye donanımda aynılaşır

 

bir ingiliz türk arap farklı konuşabilir

ancak donanıma indiğimizde hepsinde aynı sistem ve donanım var

ağız dil ses teli boğaz ciğerlerden dışa atılan havanın ses tellerini titreştirip sesi meydana getirmesi dilin dönmesi dişlerin konuşmaya etkisi filan hepsi aynıdır aynı köktür

 

temel de kökte gövde de birleşenler dalda farklılaşması temelde farklılaşmayı getirmez.

 

***

türkçe konuşan biri arapça öğrenip aynı donanımla konuşabilir

diller birinden diğerine tercüme edilebilirliği dahi bence  temelinin aynı olduğunu gösterir 

 

aynen buz su buhar gibi köksel dönüşüm değil hal dönüşümleridir asıl değişmez

türk güneş der arap şems der ingiliz sun  der

ancak güneş bir tanedir  tüm parmaklar kelimeler aynı yeri gösterir

aynı yeri işaret eden parmakların fazlalığı tek parmak hükmündedir zira gösterdiği kaynak aynıdır ve tektir.

 

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

10luk sistemin ya da arap rakamlarının, roman rakamlarının matematiğin temelleri ile bir ilgisi yok. bunlara girdiğimiz zaman başka birisi çıkıp andromedalıların 349058 parmağı var 349058 tabanlı sayı sistemini kullanıyorlar, bambaşka bir notasyon kullanıyorlar olabilir diyebilir. fakat ister 10luk ister 349058lük sayı sistemi kullan çemberin çevresinin çapına oranı evrenseldir. yine istediğn sayı sistemini, geometik notasyonu kullan eşkenar altıgenlerle dörtgenlerle ile bir düzlemi boşluksuz kaplayabilirsin ama eşkenar beşgen ile kaplayamazsın. evrensel gerçekler bunlardır. işin içine tarihsel süreçleri, doğayı vs. katmak bu evrensellik iddialarına zarar veriyor. bambaşka bir tarihsel süreç yaşasaydık bambaşka matematiksel gerçekler ile karşılaşmayacaktık. yine çemberin çapına oranı aynı olacaktı. bu oranın 10 parmaklı canlılar olmamızla, arap rakamlarını kullanmamızla bir ilgisi yok.

tarihinde ck789 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Belki saçma bir soru olacak:
Kainattaki (sadece bu gezegen demiyorum) tüm canlıların, bir çemberi, biz insanların algıladığı gibi dairesel olarak algılamak, görmek zorunluluğu mu var?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...