Jump to content
EbûTürâb

Zeynep ve Muhammed Peygamber Konusu

Recommended Posts

Şimdi, akılsızşuursuzatom yazdı:

1.Nasıl yani peygamber sadece ayetlerle belirtse yerine getirilmez miydi? Sonuçta zıharda köklü bir gelenek gibi anlatılıyor araplar arasında böyle bir algı vardı deniliyordu.Aynı şekilde başka konularda da cahiliyye arapları diye diye bitiremiyorsunuz adamları.Evlatlık kurumu içinde aynı şekilde boşadığı eşiyle evlenmek yerine başka bir yöntem olamaz mıydı? Sizin de dediğiniz gibi daha ziyade inanmayanların eleştirilerine kapı aralamıştır bu ayetler, inananlarda itiraz edememişlerdir.Bu durumda mesela sizin ; hiç akrabanız kalmadı eşinizlede çocuğunuz olmuyor gittiniz bir evlatlık aldınız.Bu evlatlığı büyüttünüz evlendi sonra boşandı.Sizde o ara mazallah eşinizi kaybettiniz veya eşinizden boşanmış oldunuz.Evlatlığın karısıda boşta olduğu için çok çok rahat bir şekilde ayettede belirttiği gibi evlenebilirsiniz. (Bu arada akrabanız kalmadı meselesini miras gibi unsurlar için belirttim)

Öncelikle, ayetler konusunda mesela İçki belli bir hüküm ile kısıtlandırılmasına rağmen, bu hükmün haddini aşıp yanlış şekilde uyanlar vardı. Hadisleri aklımda değil, sitelerde mevcut. Bu daha sonra tümüyle haram kılınıyor. Lakin haram kılınmasının asıl sebebi ise, verilen hükmün delinmesi ile olunuyor. Elbette, bazı hükümlerde uymayanlar oldu ve bu durumdan cezalandırılanlar da oldu, bir çok örneği var. Zina yapan dahil. 

Başka bir yöntem konusu, çok fazla yoruma açık olacak. Yani bu yöntemleri ben nasıl belirleyebilirim ki? Allah bu konuda, Zeyd'in de boşanması sebebi ile böyle bir hüküm karar kılmış.  Son söyledikleriniz hakkında, ben o tarz konuları eğer o gün, o durumda olacak olsaydım öyle uygulayabilirdim belkide bilemiyorum. Bugün ama öyle bir durum olsa ben uygulamam, ki zaten şuanda da Kuranın hükümlerine göre evlatlık almak haramdır.

 

4 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Yani siz de pekala boşandığınız eşinizin yakın arkadaşınızla (ne kadar severseniz sevin) evlenmesine üzülmez dertlenmez içiniz içinizi kemirmezdi öyle mi ? Ben sizin böyle biri olduğunuza inanmıyorum daha doğrusu inanmak istemiyorum .

Yanlış anlamışsınız, ben orada sizin dediğinizi destekledim öyle bir olaya sıcak bakmazdım demek istedim. Lakin dediğim gibi bizler bunu, sadece sıradan insanlar olarak dile getiriyoruz.

Peygamber olmanın, verilen hükümlerin, bir çok insanın sizin gözünüzün içine bakması ve sizin o durumlara göre hareket etmeniz bizim peygamber olmadığımız sürece idrak edeceğimiz durumlar değildir. Okuruz ama tam anlamıyla yaşayamadığımız için doğru şekilde anlayamayız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

evlatlık diye bir şey yok demek yetmiyormuş.Bu geleneği kaldırmak için ve pekiştirmek için evlatlığının boşandığı eşle de evlenmek lazımmış ki daha iyi vurgulansın mesele.

 

Yetmesine yeter de...

Ancak bazı uyanıklar ex-gelinine...

 

Neyse; bugün harbiden kibarlığım üstümde ancak yarın ne olağını bilemem.

Eğer bu konu yarına da sarkarsa, hiçbir şeyin garantisini veremem!

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, mirasyedi yazdı:

zeyneb ayrıca peygamberin kuzeni oluyor.
Kuzen evliliklerinde özürlü  çocuk olma ihtimali daha yüksek.

Müslümanlar olasılık düşük diye önemsemiyorlar.

Aynı sorun yahudilerdede var.

Şimdi genetik hastalıklarını düzeltmeye çalışıyorlar.

https://www.jewishgeneticdiseases.org

hakikaten bu oran eğer kuzende böyleyse ademin çocuklarının evlenmesinde nasıl engelli çocuklar olmuyor.Acaba yine Allah'ın izniyle mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

hakikaten bu oran eğer kuzende böyleyse ademin çocuklarının evlenmesinde nasıl engelli çocuklar olmuyor.Acaba yine Allah'ın izniyle mi?

adem ile havvanın ilk insan değilde yahudilerin ataları olduğunu düşünüyorum.

Çünkü göre 6000 yıl kadar önce yaşamış biri.Üstelik birçok mesleğide terzilik çiftçilik vb  biliyor.Okuma yazması filan var.

yehova şahitleri ademin cennetten değilde dünya üzerindeki cennet gibi bir yerden kovulduklarına inanıyorlar.

tarihinde mirasyedi tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Öncelikle, ayetler konusunda mesela İçki belli bir hüküm ile kısıtlandırılmasına rağmen, bu hükmün haddini aşıp yanlış şekilde uyanlar vardı. Hadisleri aklımda değil, sitelerde mevcut. Bu daha sonra tümüyle haram kılınıyor. Lakin haram kılınmasının asıl sebebi ise, verilen hükmün delinmesi ile olunuyor. Elbette, bazı hükümlerde uymayanlar oldu ve bu durumdan cezalandırılanlar da oldu, bir çok örneği var. Zina yapan dahil. 

Başka bir yöntem konusu, çok fazla yoruma açık olacak. Yani bu yöntemleri ben nasıl belirleyebilirim ki? Allah bu konuda, Zeyd'in de boşanması sebebi ile böyle bir hüküm karar kılmış.  Son söyledikleriniz hakkında, ben o tarz konuları eğer o gün, o durumda olacak olsaydım öyle uygulayabilirdim belkide bilemiyorum. Bugün ama öyle bir durum olsa ben uygulamam, ki zaten şuanda da Kuranın hükümlerine göre evlatlık almak haramdır.

 

Yanlış anlamışsınız, ben orada sizin dediğinizi destekledim öyle bir olaya sıcak bakmazdım demek istedim. Lakin dediğim gibi bizler bunu, sadece sıradan insanlar olarak dile getiriyoruz.

Peygamber olmanın, verilen hükümlerin, bir çok insanın sizin gözünüzün içine bakması ve sizin o durumlara göre hareket etmeniz bizim peygamber olmadığımız sürece idrak edeceğimiz durumlar değildir. Okuruz ama tam anlamıyla yaşayamadığımız için doğru şekilde anlayamayız.

İşte kuranın bu tedrici dediği yöntemi bu evlatlık meselesinde göremiyoruz. Hem diyorsunuz ki çok köklü bir mesele sonra da ahzap suresine geliyor 4. ayette biraz bahsediyor.5. ayette onlar sizin din kardeşinizdir diye bitiriyor.Hiç öyle alkol gibi alışkanlığı bıraktırmada uyguladığı zarar ve yararlarını anlata anlata uygulamamış mevzuyu. Direk bu şekilde demiş.Madem 2 ayet ayırıp bu işi bitirebiliyor? Neden diğer konularda uzattıkça uzatmış.Ki madem bu kadar önemli bir mevzu neden medinenin son dönemlerine doğru inmiş? Eskiden problem değil miymiş evlatlık mevzusu ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, mirasyedi yazdı:

adem ile havvanın ilk insan değilde yahudilerin ataları olduğunu düşünüyorum.

Çünkü göre 6000 yıl kadar önce yaşamış biri.Üstelik birçok mesleğide terzilik çiftçilik vb  biliyor.Okuma yazması filan var.

yehova şahitleri ademin cennetten değilde dünya üzerindeki cennet gibi bir yerden kovulduklarına inanıyorlar.

ben oradaki ensent durumundan doğan çocukları ve kan grupları gibi mevzuları merak ettimde dini sitelerde ,kan grupları hakkında problem olmadığı yazıyordu.Biyoloji hakkında bilgim az olduğu için size sorayım dedim gerçekten 2 insandan bu kadar kan grubu oluşabiliyor mu ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

İşte kuranın bu tedrici dediği yöntemi bu evlatlık meselesinde göremiyoruz. Hem diyorsunuz ki çok köklü bir mesele sonra da ahzap suresine geliyor 4. ayette biraz bahsediyor.5. ayette onlar sizin din kardeşinizdir diye bitiriyor.Hiç öyle alkol gibi alışkanlığı bıraktırmada uyguladığı zarar ve yararlarını anlata anlata uygulamamış mevzuyu. Direk bu şekilde demiş.Madem 2 ayet ayırıp bu işi bitirebiliyor? Neden diğer konularda uzattıkça uzatmış.Ki madem bu kadar önemli bir mevzu neden medinenin son dönemlerine doğru inmiş? Eskiden problem değil miymiş evlatlık mevzusu ?

Aslında hayır, Ahzab suresi geliş tarihi bakımından Medine’de nazil olan surelerin dördüncüsüdür. Bilindiği üzere Medine ayetleri, Toplumsal Hayatı düzenleyen ayetlerdir genel olarak.

Ayrıca bir kaç yazıdır, aynı şeyleri cevaplıyoruz. O zamanın örf ve adet kuralları dediğim yazısız kuralların, belli başlı durumlar haricinde öyle kolayca değiştirilmesi biraz zor. Bu sebepten, durumdan duruma değişiklik göstermekte. Buda uygulama gerektiren bir durum, bunun üstüne konuşmaya ise benim yeterli ilmim yok. Yani uygulama konusunda seni tam tatmin edecek bir cevap veremeyebilirim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Aslında hayır, Ahzab suresi geliş tarihi bakımından Medine’de nazil olan surelerin dördüncüsüdür. Bilindiği üzere Medine ayetleri, Toplumsal Hayatı düzenleyen ayetlerdir genel olarak.

Ayrıca bir kaç yazıdır, aynı şeyleri cevaplıyoruz. O zamanın örf ve adet kuralları dediğim yazısız kuralların, belli başlı durumlar haricinde öyle kolayca değiştirilmesi biraz zor. Bu sebepten, durumdan duruma değişiklik göstermekte. Buda uygulama gerektiren bir durum, bunun üstüne konuşmaya ise benim yeterli ilmim yok. Yani uygulama konusunda seni tam tatmin edecek bir cevap veremeyebilirim.

İşin tuhaf tarafı o zaman ki adamlar evlatlıkları kendi (öz) evlatları olmak gibi bir hataya düştüler size göre.Peki bu döneme nasıl yansıyacak bu dönemdeki insanlar evlatlık aldıkları çocukları biliyorlar ki aslında öz evlatları değil sadece manevi olarak alırlar büyütürler evlendirirler.Yoksa bu çocuk benim öz evladım artık gibi bir gelenek haline getirme durumu yoktur.Evlatlık kurumunu haram kılması da yetim kalan çocukların anne baba şefkatinden tamamen mahrum kalmasına neden olabilmektedir.Hoş evlatlık alsa ne olur ki yarın öbür gün baba dediği adam kendi boşandığı eşini kendine eş olarak alabilir ve buna zaten ayetler müsaade ediyor. Daha da ilginci hem evlatlık kurumunu ortadan kaldırıyor hem evlat almak haram deniyor.Hem de evlatlıklarının boşadığı eşlerle evlenme de zorluk olmasın diye peygambere bu evliliği yaptırdım diyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

İşin tuhaf tarafı o zaman ki adamlar evlatlıkları kendi (öz) evlatları olmak gibi bir hataya düştüler size göre.Peki bu döneme nasıl yansıyacak bu dönemdeki insanlar evlatlık aldıkları çocukları biliyorlar ki aslında öz evlatları değil sadece manevi olarak alırlar büyütürler evlendirirler.Yoksa bu çocuk benim öz evladım artık gibi bir gelenek haline getirme durumu yoktur.Evlatlık kurumunu haram kılması da yetim kalan çocukların anne baba şefkatinden tamamen mahrum kalmasına neden olabilmektedir.Hoş evlatlık alsa ne olur ki yarın öbür gün baba dediği adam kendi boşandığı eşini kendine eş olarak alabilir ve buna zaten ayetler müsaade ediyor. Daha da ilginci hem evlatlık kurumunu ortadan kaldırıyor hem evlat almak haram deniyor.Hem de evlatlıklarının boşadığı eşlerle evlenme de zorluk olmasın diye peygambere bu evliliği yaptırdım diyor.

Öncelikle arada bir fark var, evlatlık değil ''eski evlatlık'' (yada doğru adı ile din kardeşi)unutmayalım ki, seninde söylediğin gibi Ahzap 4,5 bunlara vurgu yapar.

Bu döneme yansımamış, neden yansımamış peki? Zamanında Kuranda bu konuda hüküm getirilip, önü kesildiği için yansımamış. Önü kesilmese belkide yansıyacaktı kim bilir değil mi?

Öncelikle bir hadise göre yetimlik, buluğ çağından sonra ortadan kalkar.(Ebû Dâvûd, “Veṣâyâ”, 9). Zaten günümüzde kanunda da esasen böyledir.

Sadece annesini veya hem annesini hem babasını kaybeden çocuğa daha çok öksüz denilir. Araplarda da genel olarak, yetim sadece babasını kaybedene denir.  Her neyse bu kavramlar daha derin, sonra değineyim. 

Öncelikle yetim konusunda, bakma hususunda yakın akrabaların sorumluluğundadır. Bunların yokluğunda veya sorumluluklarını yerine getirememeleri durumunda sorumluluk diğer Müslümanlara geçer. Devlet başkanının, velisi olmayanların velisi olduğu yolundaki genel kurala göre (Tirmizî, “Nikâḥ”, 15; Ebû Dâvûd, “Nikâḥ”, 19; İbn Mâce, “Nikâḥ”, 15) bu vazifenin devlet tarafından veya devletin denetiminde koruyucu ailelerle ya da kurumlarla yerine getirilmesi gerekir.(Buna da evlatlık denilmez tabi ki)

 

Ayrıca evlatlık hükmü kaldırıldığı için, Peygamberin o evliliğinden itibaren hiç bir evlilik, o dediğin hükümlere girmiyor. Vurgulanması gereken kavram, ''öz oğul''  kavramı burada.

tarihinde EbûTürâb tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Öncelikle arada bir fark var, evlatlık değil ''eski evlatlık'' (yada doğru adı ile din kardeşi)unutmayalım ki, seninde söylediğin gibi Ahzap 4,5 bunlara vurgu yapar.

Bu döneme yansımamış, neden yansımamış peki? Zamanında Kuranda bu konuda hüküm getirilip, önü kesildiği için yansımamış. Önü kesilmese belkide yansıyacaktı kim bilir değil mi?

Öncelikle bir hadise göre yetimlik, buluğ çağından sonra ortadan kalkar.(Ebû Dâvûd, “Veṣâyâ”, 9). Zaten günümüzde kanunda da esasen böyledir.

Sadece annesini veya hem annesini hem babasını kaybeden çocuğa daha çok öksüz denilir. Araplarda da genel olarak, yetim sadece babasını kaybedene denir.  Her neyse bu kavramlar daha derin, sonra değineyim. 

Öncelikle yetim konusunda, bakma hususunda yakın akrabaların sorumluluğundadır. Bunların yokluğunda veya sorumluluklarını yerine getirememeleri durumunda sorumluluk diğer Müslümanlara geçer. Devlet başkanının, velisi olmayanların velisi olduğu yolundaki genel kurala göre (Tirmizî, “Nikâḥ”, 15; Ebû Dâvûd, “Nikâḥ”, 19; İbn Mâce, “Nikâḥ”, 15) bu vazifenin devlet tarafından veya devletin denetiminde koruyucu ailelerle ya da kurumlarla yerine getirilmesi gerekir.(Buna da evlatlık denilmez tabi ki)

 

Ayrıca evlatlık hükmü kaldırıldığı için, Peygamberin o evliliğinden itibaren hiç bir evlilik, o dediğin hükümlere girmiyor. Vurgulanması gereken kavram, ''öz oğul''  kavramı burada.

Adı üstünde araplara ait bir gelenek olarak karşımıza çıkıyor bu evlatlık meselesi.Bugüne yansımamasının nedenini kuran demeniz biraz gülünç olmuş.Diğer bütün toplumlarda sanki böyle bir gelenek varmış gibi konuşmuşsunuz. Ayrıca bir kişi eski evlatlığının eşiyle evlenmek istiyor ne yapması gerekir? Ayetlere göre

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Adı üstünde araplara ait bir gelenek olarak karşımıza çıkıyor bu evlatlık meselesi.Bugüne yansımamasının nedenini kuran demeniz biraz gülünç olmuş.Diğer bütün toplumlarda sanki böyle bir gelenek varmış gibi konuşmuşsunuz. Ayrıca bir kişi eski evlatlığının eşiyle evlenmek istiyor ne yapması gerekir? Ayetlere göre

Ben Arabistan ve diğer Müslüman ülkeleri temel alarak söyledim. Bunda yanlışlık değil tam tersi bir doğruluk var öyle değil mi?

Evlatlık diye bir hüküm kalmadığı için benim dinime göre, kadın ve erkek boşandıktan sonra, iddet süresi dolduğu vakit kadın ile evlenilebilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Öncelikle arada bir fark var, evlatlık değil ''eski evlatlık'' (yada doğru adı ile din kardeşi)unutmayalım ki, seninde söylediğin gibi Ahzap 4,5 bunlara vurgu yapar.

Bu döneme yansımamış, neden yansımamış peki? Zamanında Kuranda bu konuda hüküm getirilip, önü kesildiği için yansımamış. Önü kesilmese belkide yansıyacaktı kim bilir değil mi?

Öncelikle bir hadise göre yetimlik, buluğ çağından sonra ortadan kalkar.(Ebû Dâvûd, “Veṣâyâ”, 9). Zaten günümüzde kanunda da esasen böyledir.

Sadece annesini veya hem annesini hem babasını kaybeden çocuğa daha çok öksüz denilir. Araplarda da genel olarak, yetim sadece babasını kaybedene denir.  Her neyse bu kavramlar daha derin, sonra değineyim. 

Öncelikle yetim konusunda, bakma hususunda yakın akrabaların sorumluluğundadır. Bunların yokluğunda veya sorumluluklarını yerine getirememeleri durumunda sorumluluk diğer Müslümanlara geçer. Devlet başkanının, velisi olmayanların velisi olduğu yolundaki genel kurala göre (Tirmizî, “Nikâḥ”, 15; Ebû Dâvûd, “Nikâḥ”, 19; İbn Mâce, “Nikâḥ”, 15) bu vazifenin devlet tarafından veya devletin denetiminde koruyucu ailelerle ya da kurumlarla yerine getirilmesi gerekir.(Buna da evlatlık denilmez tabi ki)

 

Ayrıca evlatlık hükmü kaldırıldığı için, Peygamberin o evliliğinden itibaren hiç bir evlilik, o dediğin hükümlere girmiyor. Vurgulanması gereken kavram, ''öz oğul''  kavramı burada.

Örneğin; ben evlatlık aldım büyüttüm evlendirdim.Evlatlığım boşandı.Ben ayete göre hiçbir zorluk yaşamadan gelinim dediğim kişiyle evlenebilirim sanırım ?

Hatta Peygamber zeyd yerine bir kızı  evlatlık edindim falan deseydi.Sanırım bu kızıda bu ayetlerden sonra nikahına alabilirdi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Ben Arabistan ve diğer Müslüman ülkeleri temel alarak söyledim. Bunda yanlışlık değil tam tersi bir doğruluk var öyle değil mi?

Evlatlık diye bir hüküm kalmadığı için benim dinime göre, kadın ve erkek boşandıktan sonra, iddet süresi dolduğu vakit kadın ile evlenilebilir.

Bende onu diyorum öyle bir adeti çoğu kültürden duymadığımıza göre belki böyle bir ayete de ihtiyaçları yok.Burada asıl sorun yıllardır evladım dediği kişiyi evlatlık diye bir şey yok deyip sonra boşandığı eşini kendi eş olarak almak ahlaki açıdan saçma geliyor.Bunu başka kültürler yapıyordur orasını bilemem ama peygamber dediğimiz yapınca haliyle göze batıyor direk. Zeyd de yazık karım dediği kadına bir anda manevi de olsa anne demek durumunda kalıyor.Empati yapın diye sürekli ''siz olsaydınız'' diyorum.Karıcım derken sizin anneniz hükmüne geçiyor o kadın biraz ilginç.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Örneğin; ben evlatlık aldım büyüttüm evlendirdim.Evlatlığım boşandı.Ben ayete göre hiçbir zorluk yaşamadan gelinim dediğim kişiyle evlenebilirim sanırım ?

Hatta Peygamber zeyd yerine bir kızı  evlatlık edindim falan deseydi.Sanırım bu kızıda bu ayetlerden sonra nikahına alabilirdi?

O dönemlerde, sadece erkek çocuklar evlat ediliyor. Kız çocukları yüzyıllar sonra evlat edinilmeye başlanılıyor. Bu konuda makalelerden ve TDV İslam Ansiklopedisinden yararlanabilirsin.

 O senin evlatlığın sayılmadığı, sadece din kardeşin sayıldığı için kadından boşandıktan sonra iddet suresi dolduğunda dilersen evlenirsin. Evlatlık diye bir hüküm yer almadığından dolayı, İslama göre konuşmamızdan dolayı Evlatlık kelimesinin kullanılması yanlıştır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Bende onu diyorum öyle bir adeti çoğu kültürden duymadığımıza göre belki böyle bir ayete de ihtiyaçları yok.Burada asıl sorun yıllardır evladım dediği kişiyi evlatlık diye bir şey yok deyip sonra boşandığı eşini kendi eş olarak almak ahlaki açıdan saçma geliyor.Bunu başka kültürler yapıyordur orasını bilemem ama peygamber dediğimiz yapınca haliyle göze batıyor direk. Zeyd de yazık karım dediği kadına bir anda manevi de olsa anne demek durumunda kalıyor.Empati yapın diye sürekli ''siz olsaydınız'' diyorum.Karıcım derken sizin anneniz hükmüne geçiyor o kadın biraz ilginç.

Roma Hukukunda, belli başlı Türk boylarında bu adet bulunmakta. Detaylı bilgi için TDV İslam Ansiklopedisi. 

Ahlaki açıdan saçma geliyor çünkü bizler o zamanda yaşamadık sevgili dostum. Şuan o dönemin şartları içerisinde bulunmadığımızdan, kendi vaktimize göre değerlendiriyoruz ve bizler açısından mantıksızlık ortaya çıkıyor. Bu konuda bir çok örnek bulunmakta, İslami olarak. Açıkçası biz bir Zeyd olmadığımız için, bunun ona ağır mı geldiği, yoksa bir sorun teşkil etmediği mi konusunda bir şey söylememiz yanlış olur. Ki bu konuda gelen bir rivayette yoktur. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

O dönemlerde, sadece erkek çocuklar evlat ediliyor. Kız çocukları yüzyıllar sonra evlat edinilmeye başlanılıyor. Bu konuda makalelerden ve TDV İslam Ansiklopedisinden yararlanabilirsin.

 O senin evlatlığın sayılmadığı, sadece din kardeşin sayıldığı için kadından boşandıktan sonra iddet suresi dolduğunda dilersen evlenirsin. Evlatlık diye bir hüküm yer almadığından dolayı, İslama göre konuşmamızdan dolayı Evlatlık kelimesinin kullanılması yanlıştır.

Peki konuyu sürekli öz evlat olmama gibi durumlara mı getireceğiz yani mesele hep biyolojik mi kalıyor? Yıllardır beraber olduğun din kardeşinin veya arkadaşının boşandığı eşiyle evlenmek gibi bir ahlaki yaklaşım olarak neden ele alamıyoruz? Sadece erkek alınıyorsa bir kadın erkek evlatlık alıp yıllar sonra bu ayetler gelince o evladım dediği kişiyle evlenebilir mi ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Roma Hukukunda, belli başlı Türk boylarında bu adet bulunmakta. Detaylı bilgi için TDV İslam Ansiklopedisi. 

Ahlaki açıdan saçma geliyor çünkü bizler o zamanda yaşamadık sevgili dostum. Şuan o dönemin şartları içerisinde bulunmadığımızdan, kendi vaktimize göre değerlendiriyoruz ve bizler açısından mantıksızlık ortaya çıkıyor. Bu konuda bir çok örnek bulunmakta, İslami olarak. Açıkçası biz bir Zeyd olmadığımız için, bunun ona ağır mı geldiği, yoksa bir sorun teşkil etmediği mi konusunda bir şey söylememiz yanlış olur. Ki bu konuda gelen bir rivayette yoktur. 

Yani eğer zeyd'e bu konu ağır gelmediyse zeyd'in de mezhebi konusunda bir genişlik düşünmek zorundayız. Hem dediğiniz gibi ahlaki normlar zamandan zamana değişiyorken kuranın hükümlerini bütün zamanlara münhasır kılmak biraz güç gibi duruyor.Bize bugün kur'anın bazı konulardaki hükümlerinin tuhaf gelmesi artık ahlaki algılarımız daha farklı olmasından kaynaklanıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, akılsızşuursuzatom yazdı:

Peki konuyu sürekli öz evlat olmama gibi durumlara mı getireceğiz yani mesele hep biyolojik mi kalıyor? Yıllardır beraber olduğun din kardeşinin veya arkadaşının boşandığı eşiyle evlenmek gibi bir ahlaki yaklaşım olarak neden ele alamıyoruz? Sadece erkek alınıyorsa bir kadın erkek evlatlık alıp yıllar sonra bu ayetler gelince o evladım dediği kişiyle evlenebilir mi ?

Konuyu o şekilde değerlendiriyoruz çünkü o gün ki Araplarda, mesele öz evlat yerine geçme sorunsalı. 

Dediğin ahlaki yaklaşımı ele alamayız çünkü şu hem ayetler, hemde hadisler ile sabittir.

Zeyd kendisi bu ayetlerden önce boşanmak istediğini dile getirmiş, Muhammed Peygamber, Hanımını Boşama diyerek fikrini belirtmiştir.  Son yazdığın konusunda ise gerekli bilgi sahibi değilim, bu konuda ne yazık ki Re'y veremem. 

 

1 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Yani eğer zeyd'e bu konu ağır gelmediyse zeyd'in de mezhebi konusunda bir genişlik düşünmek zorundayız. Hem dediğiniz gibi ahlaki normlar zamandan zamana değişiyorken kuranın hükümlerini bütün zamanlara münhasır kılmak biraz güç gibi duruyor.Bize bugün kur'anın bazı konulardaki hükümlerinin tuhaf gelmesi artık ahlaki algılarımız daha farklı olmasından kaynaklanıyor.

Dediğim gibi o gün ki şartlarda, Peygambere beslenen sevgi, onun için canını feda edebilecek kadar fazla. Kuranın hükümleri, neden bugün bizlere farklı gelmekte sorusunun cevabı çok basittir. Bundan önceki yüzyıllarda tam anlamıyla uygulanmayan Kuran Hukuku,diğer yazılı hukuklar ile karşılaştırıldığında aktiflik sorunu gösterecektir. Bunun sebebi, günümüze uymayışı değil günümüzde uygulanmayışıdır. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Konuyu o şekilde değerlendiriyoruz çünkü o gün ki Araplarda, mesele öz evlat yerine geçme sorunsalı. 

Dediğin ahlaki yaklaşımı ele alamayız çünkü şu hem ayetler, hemde hadisler ile sabittir.

Zeyd kendisi bu ayetlerden önce boşanmak istediğini dile getirmiş, Muhammed Peygamber, Hanımını Boşama diyerek fikrini belirtmiştir.  Son yazdığın konusunda ise gerekli bilgi sahibi değilim, bu konuda ne yazık ki Re'y veremem. 

 

Dediğim gibi o gün ki şartlarda, Peygambere beslenen sevgi, onun için canını feda edebilecek kadar fazla. Kuranın hükümleri, neden bugün bizlere farklı gelmekte sorusunun cevabı çok basittir. Bundan önceki yüzyıllarda tam anlamıyla uygulanmayan Kuran Hukuku,diğer yazılı hukuklar ile karşılaştırıldığında aktiflik sorunu gösterecektir. Bunun sebebi, günümüze uymayışı değil günümüzde uygulanmayışıdır. 

Uygulanmayışı  değil  uygulanamama  ihtimali  olabilir  ancak.Bir  insan  bir  insana  hanımını  boşama  dedikten  sonra  boşanınca  neden  evlenir  ki  anca  ardında  Allah  gibi  bir  dayanak  olacak  ki  belki bunu  yapabilsin😀

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...