Jump to content
EbûTürâb

KURAN’A GÖRE KUTSAL KİTAPLARIN TAHRİFİ MESELESİ

Recommended Posts

KURAN’A GÖRE KUTSAL KİTAPLARIN TAHRİFİ MESELESİ


 

Öncelikle söz konusu ayetlere bakalım;

 

‘’Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.’’ Maide 13

 

‘’Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.’’ Nisa 46

 

‘’Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.’’ Bakara 75

 

‘’Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.’’

 

Şimdi bakalım;

Bu âyetlerde geçen “tahrîf” kelimesi iki şekilde yorumlanmıştır. Dilbilimcilere göre, sözün tahrîfi veya “kelimelerin mevzilerinden tahrîf edilmesi”, sözün farklı bir

şekilde yorumlanması, lafzının değil de anlamının bozulması demektir. (İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, IX/43; İsfehânî, Müfredât, 228.)

 

Bazı müfessirlere göre ise; Yahudiler hem Tevrat’ta Hz. Peygamberin sıfatlarıyla ilgili ifadeleri tahrîf etmişler hem de “recm” kelimesini “had” kelimesiyle değiştirmişlerdir. 

(Mevdûdî, Ebu’l-A’lâ, Tefhîmu’l-Kur’ân, İstanbul 1997, I/88.) (Zemahşerî, Keşşâf, I/157, 507; Nesefî, Abdullah b. Ahmed, Tefsîru’n-Nesefî, Beyrut 1989,

I/83, 316.)

Taberî, tahrîfi, mananın ve hükümlerin değiştirilmesi olarak görmektedir. (Taberî, Ebû Cafer Muhammed, Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân, Kâhire 1968, I/367-369.)

Benimde şahsi fikrim bu yöndedir, ilerleyen satırlarda göreceksiniz sebeplerini.

 

Tahrîfin metin ve yorum tahrîfi şeklinde ikiye ayrılabileceğini söyleyen Fahreddin er-Razî’ye göre, Kur’an’da bahsedilen tahrîf, yalan-yanlış yorumlar yaparak ya da kelime oyunlarıyla sözün anlamını başka yönlere çekmektir. (Râzî, Fahruddîn, et-Tefsîru’l-Kebîr, Mısır, ts., III, 134-135; XI, 187; VIII, 114.)


 

Tahrîfe yüklenen ikinci anlam, Tevrat’ta bazı kelimelerin yerlerinin değiştirilmiş olmasıdır. Bu tür bir tahrîfin varlığını Ehl-i Kitap’tan bazı kimseler de kabul etmekte ve bunun Tevrat’ı düzeltmek için yapıldığını savunmaktadırlar. (Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, V, 140.) (İlgili kaynakta bu konu detaylı açıklanmakta.)


 

Reşid Rıza, Mâide 5/13’ün tefsirinde ise, “kelimelerin mevzilerinden tahrif edilmesini”, takdim-tehir, ekleme ve çıkarma yapmak ya da yanlış anlam vermek şeklinde açıklamaktadır. Ona göre, Tevrat ve İnciller’de hem mana hem de metin tahrîfi yapılmıştır. (Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, VI, 282. 389.)

 

Süleyman Ateş’e göre, Hz. Peygamber dönemindeki Yahudiler, kendi kutsal kitaplarında Hz. Muhammed’in peygamberliğine işaret eden bazı cümleleri saklamışlardı(Mâide, 5/15); daha sonra saklanan bu parçalar kaybolmuştur; zira o dönemde elle yazılan Kutsal Kitap nüshaları çok fazla değildi. Herhangi bir nüshadan bazı parçaların saklanması, o nüshanın, eksik bir şekilde yayılmasına neden olmuştur. Nitekim Yahudi Kutsal Kitabı Tanah’ta Yaşar, Süleyman’ın Tarihi gibi kitaplardan bahsedilmektedir(Yeşu, 10:13; I. Krallar, 11:41, I. Krallar, 14:19, 29; 15:7, 23,31.); ancak bu kitaplar mevcut Tevrat’ta bulunmamaktadır. (Ateş, Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsiri, II/495-496.)


 

Nisa Suresi 46 da ki ayet hakkında ise şöyle bir görüş var; 

Taberî’de İbn Abbas’tan gelen bir rivayette, Yahudiler’in, Allah’ın kitabına bazı ilaveler yaptıkları açıklanmaktadır(metin tahrifi). (Taberî, Câmiu’l-Beyân, III, 324.)

 

Elmalılı Hamdi Yazır’a göre, Yahudiler, kendilerinin yazdığı düşünce ve tercümeleri Tevrat’la karıştırmışlar; Hz. Muhammed ile ilgili âyetleri saklamışlardır (Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, I/285.)

 

Taberî’de Osman b. Affân kanalıyla gelen bir rivayette Hz. Peygamber, Yahudilerin, hoşlarına giden bazı şeyleri Tevrat’a ilave ettiklerini, hoşlanmadıkları şeyleri Tevrat’tan çıkardıklarını ve “Muhammed” ismini Tevrat’tan sildiklerini söylemiştir.(Taberî, Câmiu’l-beyân, I, 378-379.)

 

Belirtilen kaynaklar neticesinde sizlere bu konularda detaylı açıklama sunduğumu düşünüyorum, Kuranda geçen tahrif lafzı, mananın tahrifi olarak genel bir görüş olarak kabul edilmekte. Bende önceden  tartıştığım 2 arkadaşa binaen, bu tahriften kastın, hem metin hemde mana olduğunu dile getirmiştim. Şimdi bu konuda ki dayanaklarımı açıklayayım;

 

Öncelikle yukarıda verdiğim ayetlerin mana konusuna işaret ettiği hususunda benim ters bir düşüncem bulunmamaktadır. Ancak şöyle ki, şu çelişkiler benim için metinen tahrif edildiklerinin de bir kanıtıdır;

 

Yahudi Kutsal Kitabında yedi yüz hanımı ve üç yüz cariyesi olan Süleyman’ın, ömrünün sonuna doğru Tanrı’ya kulluk etmeyi bıraktığı; hanımlarının izinden giderek başka tanrılara ibadet ettiği; başka tanrılar için ibadet yerleri kurduğu ve İsrail’in Tanrısı kendisine iki kez görünüp ‘başka ilahlara tapma’ diye uyardığı halde, bu uyarıları dikkate almadığı yönünde bir rivayet de bulunmaktadır(I.Krallar, 11:1-13.)

Kuran’da ise, başka tanrılara kulluk ettiği hiçbir şekilde ima edilmeyen Hz. Süleyman, daima, Allah’a yönelmiş bir kimse olarak anılmaktadır(Sâd, 38/30.).

 

Tevrat’ta, Hz. Musa Tanrı’yla görüşmek üzere dağa çıktıktan bir müddet sonra, İsrailoğulları’nın bir buzağıya tapmaya başladıkları anlatılmaktadır.Bu buzağıyı yapan kişi Harun’dur(Çıkış, 32:1-4.). Kur’ân’da ise, putu yapan kişinin Harun değil, Samirî olduğu açıklanmakta; fakat bu olaylara engel olmadığı için Harun da kınanmaktadır(Tâhâ, 20/85-97.).

 

Tevrat’a göre Tanrı, yeri ve göğü altı günde yaratmış ve yedinci günde istirahat etmiştir(Yaratılış, 2:2-3.). Bu ifade Tanrı’nın yorulduğu çağrışımını yapmaktadır. Halbuki Kuran-ı Kerim’de Allah’ın, gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki şeyleri altı günde yarattığı ve kendisine herhangi bir yorgunluğun çökmediği açıklanmaktadır(Kaf, 50/38.). Kur’ân’ın Tevrat’ta geçen “istirahat” kelimesini, “yükselmek, karar kılmak” anlamlarına gelen “istivâ” kelimesi ile düzelttiği görülmektedir(A’râf, 7/54; Yûnus, 10/3; Furkân, 25/59.).

 

Kur’an ve İnciller arasındaki en büyük çelişki çarmıh konusudur. Kuran, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediğini söylerken(Nisâ, 4/157-158; Âl-i İmrân, 3/55.), İnciller İsa’nın çarmıhta öldüğünü ve öldükten üç gün sonra dirildiğini iddia etmektedir(Matta, 27:45-66; 28:1-10; Markos, 15:33-41; 16:1-10; Luka, 23:44-49; 24:1-12; Yuhanna,19:28-30; 20:1-10.).

Yuhanna İncili’nde (1:1) vurgulanan “Kelâm’ın Tanrı olduğu” iddiası da Kur’an’ın tevhit öğretisiyle çelişmektedir.

 

Dayanaklarım bunlardır. 


 

tarihinde EbûTürâb tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1. Tevrat'ta kelimelerin yerleri değişmiş. O zaman sen doğru yerlerine koy, biz de doğrusunu okuyalım. Yani hangi kelimeyi nereye alırsan al, sonuç değişmiyor güzel kardeşim.

2. Tevrat'ta kelimelerin yerleri değişmiş olsaydı "Ey Yahudiler, sizin suçunuz yok, okuduğunuz kitapta kelimelerin yerleri değişmiş doğrusu budur" derdi. Ancak diyor ki "Ey Yahudiler, o ellerinizdeki nüshalar var ya, bazılarını benden saklarsınız, bazılarını da yerini değiştirerek (yani kıvırarak) okursunuz" (Enam/91)

3. Maide Suresi 41 ile 48 arasında Yahudiler'in ve Hristiyanların o anda ellerinde bulunan kitaı öve öve bitirememktedir. Kuran da bunları doğrulayıcı olarak gelmiştir.

4. Sebep de şu = Tevrat dönemindeki Tanrı anlayışıyla orta çağın Tanrı anlayışı birbiriyle örtüşmemektedir, temel sorun bu. Eskiden Tanrı KOCAMAN Bİr DEV idi, hataları olurdu, kızardı, savaşırdı, pişman olurdu. Bir sorun görürse dünyaya iner çözerdi. Ama İsa döneminde iş değişti, Tanrı dünyalarüstü oldu, dünyadaki işleri meleklere yaptırmaya başladı. Bir de şeytan çıktı tabii, o da kötülüğün temsilcisi oldu.

5. Tevrat'taki kelimeleri düzeltmek = ben denedim olmuyor

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, saygsayg yazdı:

1. Tevrat'ta kelimelerin yerleri değişmiş. O zaman sen doğru yerlerine koy, biz de doğrusunu okuyalım. Yani hangi kelimeyi nereye alırsan al, sonuç değişmiyor güzel kardeşim.

2. Tevrat'ta kelimelerin yerleri değişmiş olsaydı "Ey Yahudiler, sizin suçunuz yok, okuduğunuz kitapta kelimelerin yerleri değişmiş doğrusu budur" derdi. Ancak diyor ki "Ey Yahudiler, o ellerinizdeki nüshalar var ya, bazılarını benden saklarsınız, bazılarını da yerini değiştirerek (yani kıvırarak) okursunuz" (Enam/91)

3. Maide Suresi 41 ile 48 arasında Yahudiler'in ve Hristiyanların o anda ellerinde bulunan kitaı öve öve bitirememktedir. Kuran da bunları doğrulayıcı olarak gelmiştir.

4. Sebep de şu = Tevrat dönemindeki Tanrı anlayışıyla orta çağın Tanrı anlayışı birbiriyle örtüşmemektedir, temel sorun bu. Eskiden Tanrı KOCAMAN Bİr DEV idi, hataları olurdu, kızardı, savaşırdı, pişman olurdu. Bir sorun görürse dünyaya iner çözerdi. Ama İsa döneminde iş değişti, Tanrı dünyalarüstü oldu, dünyadaki işleri meleklere yaptırmaya başladı. Bir de şeytan çıktı tabii, o da kötülüğün temsilcisi oldu.

5. Tevrat'taki kelimeleri düzeltmek = ben denedim olmuyor

1. O ayetlerde yer değişmelerde ki maksat; dile getirirken yapılan değişiklikler. Kuranda ki söylevin bu şekilde olduğu belirtiliyor genel bir görüş olarak. Üstte de değinmiştim zaten.

2. Bunun cevabını üst satırda verdim. 

3.Evet övüldüğü doğrudur. Öyle ki Kuranda kendilerinden öncekileri doğrulayıcı olduğu dile getirilir; O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.'' Al-i İmran 3-4

Ancak genelde bu ayetler meselesi ile insanlar yanlış bir şekilde yorumlayıp, kafa karışıklığına sebep olurlar. Öyle ki buralarda belirtilen maksat, ellerde bulunan nüshaların tümüyle doğruluğu değildir. Mesele Kuran, zamanında ayet ayet vahiy olurken kendisinden bir Kitap diye bahseder ancak o gün elde, bugün ki gibi bir kitap yoktur. Burada Kitaptan maksat; Tüm ayetleri beraber tutan, birbirinden ayıramayacağın, başından,ortasından,sonundan atamayacağın bir hükümdür. Bu ayetlerde belirtilen Tevrat ve İncil de günümüz kitap maksadı ile değil hüküm maksadı iledir.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 saat önce, EbûTürâb yazdı:

 buralarda belirtilen maksat, ellerde bulunan nüshaların tümüyle doğruluğu değildir.  Burada Kitaptan maksat; Tüm ayetleri beraber tutan, birbirinden ayıramayacağın, başından,ortasından,sonundan atamayacağın bir hükümdür. Bu ayetlerde belirtilen Tevrat ve İncil de günümüz kitap maksadı ile değil hüküm maksadı iledir.

Kuran'ı tahrif tam da senin bu yaptığına denebilir. Hangi cümleden nasıl çıkardın bunu? "İncil halkı İncil ile hükmetsin" diyor daha ne desin.  "Ben İncil yazmıştım, ama o kayboldu gitti, sizin elinizdeki Luka'nınkidir, onun benle alakası yoktur" demiyor. "İncil, Tevrat'ı doğrular; Kuran İncil'i doğrular" diyor. "İşinize geleni doğrulayın, gerisi yalandır" yorumunu nasıl buldun?

10 saat önce, EbûTürâb yazdı:

Kuranda ki söylevin bu şekilde olduğu belirtiliyor genel bir görüş olarak. Üstte de değinmiştim zaten.

Tamam, müfessirler taktik icabı İslam'ı kurtarmak için yaparlar tabii, sen ne çıkarıyorsun onu söyle...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 saat önce, saygsayg yazdı:

Kuran'ı tahrif tam da senin bu yaptığına denebilir. Hangi cümleden nasıl çıkardın bunu? "İncil halkı İncil ile hükmetsin" diyor daha ne desin.  "Ben İncil yazmıştım, ama o kayboldu gitti, sizin elinizdeki Luka'nınkidir, onun benle alakası yoktur" demiyor. "İncil, Tevrat'ı doğrular; Kuran İncil'i doğrular" diyor. "İşinize geleni doğrulayın, gerisi yalandır" yorumunu nasıl buldun?

Pekala şimdi tek bir soru soracağım, bakalım cevabın ne? Kuranda kendisinden Kitap diye bahsetmesinde ki maksat nedir?

Cevabını bekliyorum bakalım.

 

tarihinde EbûTürâb tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

10:94..Sana sunduğumuzdan şüphede isen, senden önce indirdigimiz Kitap’lari okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakin şüphelenenlerden olma.

 

Tekrara geldim. Kuran’da bahsedilen şey silip tekrar yazma yani tahrif değil, kitabı yanlış yorumlama veya içeriğini saklamadır. Eğer tahrif varsa, bu ayette bahsedildiği gibi; şüphelerin giderilmesi için senden önce kitabı okuyanlara danışın niye der? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, Abdülmalik yazdı:

10:94..Sana sunduğumuzdan şüphede isen, senden önce indirdigimiz Kitap’lari okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakin şüphelenenlerden olma.

 

Tekrara geldim. Kuran’da bahsedilen şey silip tekrar yazma yani tahrif değil, kitabı yanlış yorumlama veya içeriğini saklamadır. Eğer tahrif varsa, bu ayette bahsedildiği gibi; şüphelerin giderilmesi için senden önce kitabı okuyanlara danışın niye der? 

Burada da belirttim.

On 25.11.2019 at 19:46, EbûTürâb yazdı:

Kuranda geçen tahrif lafzı, mananın tahrifi olarak genel bir görüş olarak kabul edilmekte.

Peki daha sonra yeniden tahrif olmuş olabilir mi, bu sefer metinsel olarak? Öyle ki verdiğim bilgilerin Kuran ile çelişen yanlarını göz önüne serdim. Ancak ben yinede hem mana hem metin tahrifinden bahsedildiğinden yanayım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, Abdülmalik yazdı:

10:94..Sana sunduğumuzdan şüphede isen, senden önce indirdigimiz Kitap’lari okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakin şüphelenenlerden olma.

 

Tekrara geldim. Kuran’da bahsedilen şey silip tekrar yazma yani tahrif değil, kitabı yanlış yorumlama veya içeriğini saklamadır. Eğer tahrif varsa, bu ayette bahsedildiği gibi; şüphelerin giderilmesi için senden önce kitabı okuyanlara danışın niye der? 

Ayrıca siyahla belirlediğin noktada ben şöyle bir hüküm olduğunu düşünüyorum; bugün ki metinsel olarak elde tuttuğumuz kitap değil orada bahsedilen. Öyle ki o dediğin olsa bir önceki yerde, Sana sunduğumuzdan şüphede isen denilmezdi. Yine de evet Kuran'ın mana tahrifine işaret ettiği düşünülür çoğu alimlerce.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
27 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Ayrıca siyahla belirlediğin noktada ben şöyle bir hüküm olduğunu düşünüyorum; bugün ki metinsel olarak elde tuttuğumuz kitap değil orada bahsedilen.

Senden önce kitabı okuyanlara sor” ifadesi o ana kadar metinsel tahrif olmadığının kanıtıdır. Allah bile tahrif yok derken siz nasıl var dersiniz. Tahrif edilmiş bir kitapla şüpheler giderilir mi? 

 

Kuran’ın bahsettiği ve yalnızca Tevrat’ı onaylayan bu kitap hangisi? İncil mi? Başka bir kitap mı? Bence İncil değil. Suriyeli hristiyanlarca yazılmış yeni ahit versiyonu olabilir. Çünkü İncile bakınca tahrif şüpheniz doğal.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, Abdülmalik yazdı:

Senden önce kitabı okuyanlara sor” ifadesi o ana kadar metinsel tahrif olmadığının kanıtıdır. Allah bile tahrif yok derken siz nasıl var dersiniz. Tahrif edilmiş bir kitapla şüpheler giderilir mi? 

 

Kuran’ın bahsettiği ve yalnızca Tevrat’ı onaylayan bu kitap hangisi? İncil mi? Başka bir kitap mı? Bence İncil değil. Suriyeli hristiyanlarca yazılmış yeni ahit versiyonu olabilir. Çünkü İncile bakınca tahrif şüpheniz doğal.

Orada kasıt eğer sadece metinsel mesele olsaydı, senden önce kitabı okuyanlara sor denilmezdi. Orada ki kasıt, bizim anlattıklarımız hakkında içinde şüphe var ise eğer, o kıssaları senden önce okuyup(yada öğrenen) bilenlere sor diyor. Burada bir tahrifsizlik anlayamayız, mesela peygamber gidip yoldan bir yahudi yada hristiyan çevirse bunu mu soracaktı? Orada ki kasıt gerçekten kitabı bilenler için geçerli, - ki zaten diğer ayetlerde manaya işaret edildiği söyleniyor, bunu doğruluyor- mesela o vakitlerde günümüzde ki gibi her insanın evinde bir adet kutsal kitap mı var? 

Hayır yok tabi ki. O yüzden bir kere o dediğin sav baştan yanlış. 

Bir önceki 90-93'e bakarsan neden kıssa dediğimi anlayacaksın. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...