Jump to content
Ateistforum

Tanrı varsa bile maddeye nasıl bir nedensellik uyguluyor?


Recommended Posts

Tanrı var ise maddeye uygulanan nedensellik ancak ve ancak kuantum düzeyinde olmalıdır çünkü kuantum düzeyi hariç geleneksel fizik yasaları ihlal edilmeden olağanüstü bir üst varlığın maddeyle iletişiminden söz edilemez, geleneksel fizik yasaları ise ancak ve ancak kuantum düzeyinde geçersizdir. Bu gün yeni yeni yapılan araştırmalarla biliyoruz ki kuantum düzeyinde gerçekleşen olaylar net bir sebep sonuç ilişkisi olmadan gerçekleşiyor ve maddesel düzeyde de devasa etkiler yaratıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 49
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

 

 elektron alış verişi umum atomlarda  meydana gelen temel özelliktir

 

doğurma ise sadece kadına has bir yaratılış fıtri özelliktir.

kadın elbet şuur aklı icabı bu özelliğin erkekte olmadığını bilir ve bunu demez

 

ancak bağ kurma  eletron alma ve verme her atomda var olan temel özelliktir

dolayısı ile temel özelliklerde itiraz olması gerekir

erkek ve kadında ortak özellik doğurma değil belki mutfakta yemek pişirmede ortaklık iş bölümü olabilir ki kadın zaten erkekten salatayıda sen yap

yada bu sefer bulaşıkları sen yıka diyebilir ancak çoğu sen doğur sen emzir diyemez

velakin çocuk ağladığında bu seferde sen bak yada sen beşiği salla yada sen kucağına al emziği ver diyebilir

 

 

 

erkek ve dişide doğurma temel ayırıcı özellik ancak yürüme nefes alma görme ortak özellik

atomlarda bu belki elktron proton yük zıtlığına denk gelebilir

misal elektron protona az da sen negatif yüklen diyemez zira pozitif veya negatiflik temel ayırıcı özelliktir ortak özellik değildir

 

periyodik cetveli az bilen elementlerin  ilim hikmet ile dizildiğini görür

soygazların kararlı olması diğerlerin elektron verme isteği fazla bazısında elektron alma isteği fazla bazıları yarı iletken denilenler hem alma hem verme eşit düzeyde filan

metaller ametaller gazlar v.s

 

misal neden kanımızda altın değilde demir vardır

zira demir oksijenle irtibata geçmeye tepki vermeye daha meyillidir işte demir pası dediğimiz şey oksidasyondur demirin oksijenle rahat şekilde tepkimeye girmesidir

misal asil kanımızda demir yerine altın olsa altın kararlı bir metal öyle oksijenle tepkimeye filan girmez hemde ağır metaldir zehirler

az kimya biyoloji bilen kişiler bunları araştırsınlar

misal at nalı yengecinde demir yerine gümüş vardır gümüşün oksijenle tepkimesi  mavidir o yüzden bu yenkeçlerin kanları mavidir ve tıbta kullanılır

demir pasının kırmızı olması yüzünden kanımızda kırmızıdır zira demir ile oksijen kanda taşınır ve oksijenli kan daha parlak kırmızıdır zira temiz kandır

morumsu kan karbondioksik yoğunluklu zira kirlemiş kandır.

dolayısı ile kadının erkeğe sen doğur demesi mantık haricidir ve batıl kıyastır

 

elementlerin belli matematiksel bir mantıkla yaratıldıklarına eminim

temel madde su da hidrojen veya oksijende bir elkektron az veya fazla olsa su meydana gelmez

veya meydana gelmesi için gerekli basınç sıkcaklık enerji seviyeleri tamamen anormal şartlara gebe olur

 

hayati moleküllere baktığımız zaman matematiksel ve mantıksal bir hikmet ile yaratıldıklarına şahid oluruz

aynen anahtar kilid uyumu gibi

anahtarın çıkıntılarından biri uzun veya kısa olsa veya eksik veya fazla olsa kilit açılmaz

dolayısı ile anahtar kiliten bağımsız değildir iki mekanizma birlikte aynı anda tasarlanmıştır 

moleküllerdeki atomların dizilişleri ağırlıkları yükleri kaç bağ yapacağı v.s hepsi hesaplı kitaplıdır.

Link to post
Sitelerde Paylaş
8 hours ago, nogodbutAllah said:

 

 elektron alış verişi umum atomlarda  meydana gelen temel özelliktir

 

doğurma ise sadece kadına has bir yaratılış fıtri özelliktir.

kadın elbet şuur aklı icabı bu özelliğin erkekte olmadığını bilir ve bunu demez

 

ancak bağ kurma  eletron alma ve verme her atomda var olan temel özelliktir

dolayısı ile temel özelliklerde itiraz olması gerekir

erkek ve kadında ortak özellik doğurma değil belki mutfakta yemek pişirmede ortaklık iş bölümü olabilir ki kadın zaten erkekten salatayıda sen yap

yada bu sefer bulaşıkları sen yıka diyebilir ancak çoğu sen doğur sen emzir diyemez

velakin çocuk ağladığında bu seferde sen bak yada sen beşiği salla yada sen kucağına al emziği ver diyebilir

 

 

 

erkek ve dişide doğurma temel ayırıcı özellik ancak yürüme nefes alma görme ortak özellik

atomlarda bu belki elktron proton yük zıtlığına denk gelebilir

misal elektron protona az da sen negatif yüklen diyemez zira pozitif veya negatiflik temel ayırıcı özelliktir ortak özellik değildir

 

periyodik cetveli az bilen elementlerin  ilim hikmet ile dizildiğini görür

soygazların kararlı olması diğerlerin elektron verme isteği fazla bazısında elektron alma isteği fazla bazıları yarı iletken denilenler hem alma hem verme eşit düzeyde filan

metaller ametaller gazlar v.s

 

misal neden kanımızda altın değilde demir vardır

zira demir oksijenle irtibata geçmeye tepki vermeye daha meyillidir işte demir pası dediğimiz şey oksidasyondur demirin oksijenle rahat şekilde tepkimeye girmesidir

misal asil kanımızda demir yerine altın olsa altın kararlı bir metal öyle oksijenle tepkimeye filan girmez hemde ağır metaldir zehirler

az kimya biyoloji bilen kişiler bunları araştırsınlar

misal at nalı yengecinde demir yerine gümüş vardır gümüşün oksijenle tepkimesi  mavidir o yüzden bu yenkeçlerin kanları mavidir ve tıbta kullanılır

demir pasının kırmızı olması yüzünden kanımızda kırmızıdır zira demir ile oksijen kanda taşınır ve oksijenli kan daha parlak kırmızıdır zira temiz kandır

morumsu kan karbondioksik yoğunluklu zira kirlemiş kandır.

dolayısı ile kadının erkeğe sen doğur demesi mantık haricidir ve batıl kıyastır

 

elementlerin belli matematiksel bir mantıkla yaratıldıklarına eminim

temel madde su da hidrojen veya oksijende bir elkektron az veya fazla olsa su meydana gelmez

veya meydana gelmesi için gerekli basınç sıkcaklık enerji seviyeleri tamamen anormal şartlara gebe olur

 

hayati moleküllere baktığımız zaman matematiksel ve mantıksal bir hikmet ile yaratıldıklarına şahid oluruz

aynen anahtar kilid uyumu gibi

anahtarın çıkıntılarından biri uzun veya kısa olsa veya eksik veya fazla olsa kilit açılmaz

dolayısı ile anahtar kiliten bağımsız değildir iki mekanizma birlikte aynı anda tasarlanmıştır 

moleküllerdeki atomların dizilişleri ağırlıkları yükleri kaç bağ yapacağı v.s hepsi hesaplı kitaplıdır.

 

Siz nasıl bu kadar saçmalamayı becerebiliyorsunuz?

 

Kanında altın olsaydı, onunla enerjini sağlıyor olsaydın, o zamanda, "amanda demir olaydı, oksijenle tepkimeye girer, ebemizin şeyini tersten görürdük" diyor olacaktın. Olan bu işte, bunun nesi acayip, nesi sıradışı ki?

 

Elementler belli matematiksel mantıkla falan yaratılmaz, bu zırvalığı bir at artık kafandan. Element zart zurt dediğin şeyler bir araya geldikçe, dışarıya yansıyan özellikleri değişen şeylerdir. Sizin o aptal kafanız, iki atomun asla bir atomla aynı şey olmayacağını anlayamıyor. Yok sizde zira, bir atom kadarcık bile akıl, fikir, izan.. Tek protonla olup bitecek belli. 2, 3, 50 protonla olup bitecek olan da belli. ama hepsi daha farklı, daha değişik şeyler. Ve dahası, bunlarıns ayısı arttıkça, haliyle yeni özellikler eklenecek. İşte o atomlardan bir kaç yüz trilyonu falan bir araya gelecek, kadın olup doğuracak. Bunun bundan ötesi olası değil zaten.

 

Sizin şu laflarınız, bir tuğla ile bitmiş bir ayasofya camiini aynı şey gibi görmeye çalışmak. Amanda tuğla şu kadar, ama cami bu kadar, o zaman bu cami bu tuğlalardan oluşmuş olamaz diye sayıklayıp durmak. Sıvanın boyanın altında, yani insan denen şeyin altında, içinde ne olduğunu göremediğiniz, anlamadığınız için, insanın o atomlardan oluştuğunu, onların nasıl işleyip o insanı var ettiğini de anlayamıyorsunuz. Sayıklıyorsunuz salak salak, ayasofya camisinde tuğladan fazla bir özellik olamaz diye. 

 

Bak şaşkın ve salak amsatan, önünde bir bilgisayar var. Bir transistör, akımı iletmek veya iletmemektan başka hiç bir şey yapamaz. Ama önündeki bilgisayar sadece o transistörlerden oluşuyor. Bir transistör daha fazlasını yapamıyor diye, bilgisayarın kabiliyetlerini yok mu sayacağız, bilgisayarın transistörlerden oluştuğunu inkar mı edeceğiz?

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

malum kanda  co2 de taşınır  hem oksijen hem karbondioksit hemoglobin ile taşına bilir

ancak co denilen karbonmonoksit ise zehirli bir gazdır

gider hemoglobine yapışır hemoglobin oksijen ile bağ yapamadığı için oksijenin kanda taşınması azalır oksijen yetersizliğinden hücreler ve beyin ölmeye başlar

nasıl olurda bir tek okisjen atomu azlığı veya fazlalığı bu kadar dramatik ve trajik bir fark meydana getirebilir

co2 yi bitkiler kullanır ken o2 yi diğer hayvanlar insanlar kullanır

ve aynı molekül ile taşınıp kanın temizlenmesinde rol oynar

hangi evrimse devrimsel hulohopatatik bilinçsel alafortanfonik
mekanizma bu farkı meydana getirebilir:)

açık söylemeliyim ki  her şeyi bilen gören ilim kudret hikmet sahibi biri sadece ve ancak O yapabilir

cehalet fenatikleştirir ve akıl dışı abür şeylere iter

ilim ise tevazulaştırır ve hoşgörü sahibi kılar.

 

aynı şey h20 ve h202 içinde geçerli biri su dur hayati molekül diğeri yakıcı zehirleyicidir

bir tek oksijen atomu nasıl bu kadar dramatik fark oluşturabilir

o2 il o3 farkıda aynı ozonu direk solumak akciğere zarar verirozon atmosfer üst katmanında vardır zararlı ışınlardan korur

düşük düzeyde oksijenle karışık şekilde kısa süreli soluma ile tedavide kullanılabiliyor.

kati ve kesin olarak inanmaktayız ki bu dünyadaki gazlar moleküller hepsi insana zarar vermeden ve fayda verecek şekilde tasarlanması 

şuurlu bir irade hikmetli bir idrak ve rahmetli bir kudret ve kuşatıcı bir ilim ile mümkündür.

 

**

malum su h2o hayati bir moleküldür bütün canlılar su ile hayata bağlanır h2o yerin sadece h2o2 olsa susuzluğunu ateşini söndürmek yerine

iyice ateşini yükselten yakıcı bir molekülü almak zorunda kalırdın

 

yin her an solunan ve hayata bağlayan oksijen o2 yerine o3 olsa derin ve serin bir nefes çektiğinde için soğumaz umum solunum sistemin ozonla yanardı 

zarar görürdü oysa o3 sadece atmosfer üst katmanında vardır direk solunuma girmez sonra bazı şartlarda oksijene o2 ye dönüşür ve faydalı solunabilir hale gelir

 

bu kadar yaygın hayati moleküllerde ufak değşiklikler dramatik şekilde fayda yerine zarara dönüşebilmesi bu moleküllerin ilim ve hikmet ile yaratıldığına kati delildir.

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, nogodbutAllah yazdı:

malum kanda  co2 de taşınır  hem oksijen hem karbondioksit hemoglobin ile taşına bilir

ancak co denilen karbonmonoksit ise zehirli bir gazdır

gider hemoglobine yapışır hemoglobin oksijen ile bağ yapamadığı için oksijenin kanda taşınması azalır oksijen yetersizliğinden hücreler ve beyin ölmeye başlar

nasıl olurda bir tek okisjen atomu azlığı veya fazlalığı bu kadar dramatik ve trajik bir fark meydana getirebilir

co2 yi bitkiler kullanır ken o2 yi diğer hayvanlar insanlar kullanır

ve aynı molekül ile taşınıp kanın temizlenmesinde rol oynar

hangi evrimse devrimsel hulohopatatik bilinçsel alafortanfonik
mekanizma bu farkı meydana getirebilir:)

açık söylemeliyim ki  her şeyi bilen gören ilim kudret hikmet sahibi biri sadece ve ancak O yapabilir

cehalet fenatikleştirir ve akıl dışı abür şeylere iter

ilim ise tevazulaştırır ve hoşgörü sahibi kılar.

 

aynı şey h20 ve h202 içinde geçerli biri su dur hayati molekül diğeri yakıcı zehirleyicidir

bir tek oksijen atomu nasıl bu kadar dramatik fark oluşturabilir

o2 il o3 farkıda aynı ozonu direk solumak akciğere zarar verirozon atmosfer üst katmanında vardır zararlı ışınlardan korur

düşük düzeyde oksijenle karışık şekilde kısa süreli soluma ile tedavide kullanılabiliyor.

kati ve kesin olarak inanmaktayız ki bu dünyadaki gazlar moleküller hepsi insana zarar vermeden ve fayda verecek şekilde tasarlanması 

şuurlu bir irade hikmetli bir idrak ve rahmetli bir kudret ve kuşatıcı bir ilim ile mümkündür.

 

**

malum su h2o hayati bir moleküldür bütün canlılar su ile hayata bağlanır h2o yerin sadece h2o2 olsa susuzluğunu ateşini söndürmek yerine

iyice ateşini yükselten yakıcı bir molekülü almak zorunda kalırdın

 

yin her an solunan ve hayata bağlayan oksijen o2 yerine o3 olsa derin ve serin bir nefes çektiğinde için soğumaz umum solunum sistemin ozonla yanardı 

zarar görürdü oysa o3 sadece atmosfer üst katmanında vardır direk solunuma girmez sonra bazı şartlarda oksijene o2 ye dönüşür ve faydalı solunabilir hale gelir

 

bu kadar yaygın hayati moleküllerde ufak değşiklikler dramatik şekilde fayda yerine zarara dönüşebilmesi bu moleküllerin ilim ve hikmet ile yaratıldığına kati delildir.

dikkat edilir se H2O H2O CO CO2 O2 O3   birinde bir oksijen fazla diğerinde bir oksijen az diğerinde bir ksijen fazla olma hali var

yani bir oksijen atomu azlığı ve fazlalığı nasıl bu kadar dramatik fark meydana getirebilir

 

bu aynen gözlerin az kayması halinde şaşılık meydana gelmesi gibidir

zira gözler simetrik ve paraleldir ve dengededir bu durumlar aynı zamanda estetik ve güzelliğin de kanunlarıdır

az bir kayma dramatik bir farklılık meydana getirir

demek ki büyük bir denge vardır ki az değişiklik tamamen zıt bir mahiyet meydana getirir

aynen suyun 1 derece de sıvı olması sıfır ve altında donmaya başlaması gibi

veya dünya eksen eğikliğinin az değişmesi

dünyanın konum hız büyüklüğünde az değişme olması 

veya kromozomlarda üreme hücrelerinde az değişikliğin korkunç ve büyük ölçüde zıt şeyler meydana getirmesi gibidir

bir şey dengede ise az şey o dengeyi bozabilir

bu kadar az değişiklik dengeyi bozduğuna göre denge hali kusursuz bir ilim idrak ve irade ile gerçekleşir

 

bu fine tunning denilen akord ayarı gibidir

bir bağlama telleri az gergin az gevşek olsa tamamen teneke sesi çıkar

tecrübeli uzman bir bağlamacı o akord noktasını bulur ve dar alanda hasas ayar yapması tesadüfe verilemez.

ancak dengenin bozulması tesadüfe verilebilir 

akord edilmiş sazın akordunu bozmak için tecrübe ilim istemez bir çocuk eline alır tıngır mıngır tellere dokunur ayar akord kaybolur gider

 

kainatta ayar bozucu bu kadar serseri kuvvete rağmen hasas bir dengenin bozulmadan korunması kati suretle ilim irade kudret hikmet sahibini zorunlu kılar.

 

***

kuantum hard deterministik materyalizmin kalıblarını yıkmış temelini tuz buz etmiştir

zira elle tutulur madde molekül atom diye derin indikçe somut madde ve determinizm kayboluyor 

soyutluk ve belirsizlik artıyor

yani makro alemde geçerli kurallar mikro alemde ve atom altı düzeyde çalışmıyor işe yaramıyor bambaşka quantumik kanunlar devreye giriyor

artık tanecikli deterministik atom mantığı derine indikçe enerji dalga düzeyinde artan bir belirsizliğe doğru gidiyor

ellerinde madde kymış gitmiş hala farkında değiller

bu hava üzerine halı serip uyumaya benzer ki alaaddinin masalımsı dünyasında ancak geçerli olur

ne hikmet ise masal uyurmayıda çok rahat şekilde dinlere uyarlarlar.

 

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, okuyan yazdı:

Tanrı var ise maddeye uygulanan nedensellik ancak ve ancak kuantum düzeyinde olmalıdır çünkü kuantum düzeyi hariç geleneksel fizik yasaları ihlal edilmeden olağanüstü bir üst varlığın maddeyle iletişiminden söz edilemez, geleneksel fizik yasaları ise ancak ve ancak kuantum düzeyinde geçersizdir. Bu gün yeni yeni yapılan araştırmalarla biliyoruz ki kuantum düzeyinde gerçekleşen olaylar net bir sebep sonuç ilişkisi olmadan gerçekleşiyor ve maddesel düzeyde de devasa etkiler yaratıyor.

buna katılmak ile beraber 

4 saat önce, okuyan yazdı:

kuantum düzeyinde gerçekleşen olaylar net bir sebep sonuç ilişkisi olmadan gerçekleşiyor

buna katılmak bana göre güç

sebeb sonuç belirsizlik nedeni ile  bilinemiyor daha sonraları bu  sebeb sonuçta ortaya çıkarılıabilir

 

bir şey maddeden uzaklaştıkça  kuvveti nufuz etme gücü  umumiliği hükmetme sahası genişliyor

 

misal:

rüzgar denizde gölde en fazla suyu dalgalandırır kıyıya çarptırır

ancak su güneş nuru ile buharlaşıp bir nevi kesiften latife doğru bulut olursa bu sefer rüzgarın ona hakimiyeti artar o bulutu denizden karalara kıtalara kadar sürer götürür

yayar yığar dağıtır yönlendirir

 

güneş ışığı nuruda rüzgardan daha latif olduğu için ta uzaktan deniz okyanuslardaki suyu buharlaştırır  göğe kaldırır

burda maddi görünür bir temas yoktur

 

misal röntgen ışınları bedenimize nufus eder kemiklerimizi gösterir veya mr 

bedenimiz kesif ancak ışınlar zarif ve latif olduğu için  hakimiyet sahası artar

 

islamda melekler nurdan şeytan veya cinler nardan yaratılmış

aynı anda nurani azerailin bir çok kimsenin canını alması da güneşin aynı anda bir çok su kütlesinden buharlaşmayı ağlaması veya bitkiye hayvanı ısıtmasına benzetilebilir

 

işte kanatimce kuantum düzeyi maddeden manaya bir nevi enerji dalga ışık foton gibi daha kütlesiz daha latif boyuta geçiş olduğu çin

orda kanunlar farklılaşıyor

yani denizde su donsa buz olsa rüzgar tesir etmez

erise su olsa dalga meydana getirir

bir nevi kuantum gibi buhar olsa yani daha küçük tanecikli yapı olsa rüzgarın buluta tesiri daha farklılaşır

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
9 hours ago, nogodbutAllah said:

buna katılmak ile beraber 

buna katılmak bana göre güç

sebeb sonuç belirsizlik nedeni ile  bilinemiyor daha sonraları bu  sebeb sonuçta ortaya çıkarılıabilir

 

bir şey maddeden uzaklaştıkça  kuvveti nufuz etme gücü  umumiliği hükmetme sahası genişliyor

 

misal:

rüzgar denizde gölde en fazla suyu dalgalandırır kıyıya çarptırır

ancak su güneş nuru ile buharlaşıp bir nevi kesiften latife doğru bulut olursa bu sefer rüzgarın ona hakimiyeti artar o bulutu denizden karalara kıtalara kadar sürer götürür

yayar yığar dağıtır yönlendirir

 

güneş ışığı nuruda rüzgardan daha latif olduğu için ta uzaktan deniz okyanuslardaki suyu buharlaştırır  göğe kaldırır

burda maddi görünür bir temas yoktur

 

misal röntgen ışınları bedenimize nufus eder kemiklerimizi gösterir veya mr 

bedenimiz kesif ancak ışınlar zarif ve latif olduğu için  hakimiyet sahası artar

 

islamda melekler nurdan şeytan veya cinler nardan yaratılmış

aynı anda nurani azerailin bir çok kimsenin canını alması da güneşin aynı anda bir çok su kütlesinden buharlaşmayı ağlaması veya bitkiye hayvanı ısıtmasına benzetilebilir

 

işte kanatimce kuantum düzeyi maddeden manaya bir nevi enerji dalga ışık foton gibi daha kütlesiz daha latif boyuta geçiş olduğu çin

orda kanunlar farklılaşıyor

yani denizde su donsa buz olsa rüzgar tesir etmez

erise su olsa dalga meydana getirir

bir nevi kuantum gibi buhar olsa yani daha küçük tanecikli yapı olsa rüzgarın buluta tesiri daha farklılaşır

 

 

Bu salak salak lafları eden kada,r azıcık fizik oku. Sonra da biraz kimya okursun, nasıl olur, nedne olurmuş öğrenirsin. 

 

Asıl soracağın soru şu. Nasıl olur da tanrı gibi bir her şeyi bilen şey, bu kadar saçma salak bir hemoglobin yapar, hem CO'yu tutup, hem O2 tutuyor? Bu nasıl salak, nasıl beceriksiz, nasıl akılsız bir tanrıdır ki, böyle saçma salak iş yapıyor olsun?

 

Ha bunu derken, içinde yüzdüğün oksijeni taşımak için, yok nefes sistemi, yok akciğer, yok hemoglobin falan falan kasan bir sistem tasarlayacak nasıl salak, geri zekalı bir tanrıdır o, bunu soruyoruz aslen.

 

 

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

sayın dursun efendi

iletişimin yolları bir değil belki bindir

 

gözleri görmeyen kişiler parmakları ile kabartma harfleri okur öğrenir üniversite dahi bitirir 

 

işitmesi olmayanlar için  işaret dili vardır parmaklar ile eller ile filan

 

youtube ta bir filmi alın hızlandırın veya yavaşlatın sesin bozulduğunu göreceksiniz

normal hıza ve frekansa getirildiğinde anlaşılabilir hale gelebiliyor

 

"Nedir Ultra olan ses? Ultrasonik ses insan kulağının duymayacağı kadar yüksek ses frekanslarına denir. 20 kHZ üzeri ses frekansları bu kapsama girer. Aslında ultralığını onu duyamıyor oluşumuz veriyor.
Peki ultrasonik ses ile normal duyduğumuz ses arasında ne fark var?  Aslında pek bir fark yok. Temel fark bizim bu derece yüksek frekansları duyamıyor oluşumuz ve frekansı yüksek olan seslerin çok daha fazla yol alabilmesi.Belirtmeden edemiyeceğim, bir çok hayvan bazı ultrasonik duyabilir. Mesela köpekler , kuşlar , kediler .
Yüksek frekanslı sinyaller düşük frekanslı sinyallerden daha fazla yol kateder. Aslında bu sadece ultrasonik sesler için geçerli değil, elektromanyetik dalgalar içinde geçerli. Bir arının su üzerinde kanat çırparken oluşturduğu o küçük ve sık dalgaların nasılda suda yol aldığını görürsünüz. Minicik bir arının o denli dalgaları o minicik genliğe rağmen uzaklara ulaştırmasının temelinde yüksek frekanslı titreşimler yatıyor.
20 kHZ üstü ses tam olarak ne demek? Sesin şiddetinden ziyade frekansı 20kHZ olan, saniyede  20.000 defa veya üzeri titreşen seslerdir. İnsan sesi yaklaşık 3 kHZ ile 6 kHZ arasındadır. Bu bilgi ile bir kıyas yapabilirsiniz."

 

***

insan kulağının duyacağı ses frekans aralığı bellidir

ancak misal köpek insanın duyamadığı sesleri duyabilir

şimdi inkar mı edeceğiz duyamadığımız frekans ve sesleri

insan gözünün algılayabildiği ışık dalga boyu bellidir

geceleyin gören hayvanlar vardır teknolojik kameralar vardır

 

her şeyi kendimize kıyaslarsak yanılırız

 

karıncalar arılar vb  hayvanlarda askeriye gibi nizami tertipli düzenli bir yaşam olduğu kesindir

arılarda  ve karıncalarda iletişimin nasıl meydana geldiğini gösteren değişik ilmi çalışmalar mevcuttur ve hayli şaşırtıcıdır

 

**

"Sadece sağ yanağındaki bir kası hareket ettirebilen Stephen Hawking nasıl konuşuyordu?

Sadece sağ yanağını kullanıyordu
Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkum etti. Bu hastalık Hawking'in sadece sağ yanağını kullanmasını mümkün kıldı.

Teknolojik yenilikleriyle bilinen Intel, 1977'den beri Hawking’in konuşmasını sağlayan bilgisayar sisteminin geliştirilmesi için uğraştı.

İmleçle vurguladığı tuşu ya da seçeneği belirliyordu
Hawking, vücudunda tek hareket ettirebildiği yeri olan sağ yanağını kullanarak bilgisayar aracılığıyla iletişim kuruyor. Yanağını oynatan Hawking, kızılötesi sensörü harekete geçiriyor. Buna bağlı olarak hareket eden imleç o anda vurguladığı tuşu ya da seçeneği belirliyor.

Hawking’in tekerlekli sandalyesine monte edilmiş ekrana gönderdiği bu yazılar ses sentezleme çalışmasıyla insan sesi şeklinde hoparlörden duyuluyor. Ekranda bulunan program yanağındaki kas aracılığıyla yazılan yazıları seslendirmeye yarıyor. Hawking bu sayede konferans bile veriyordu.

"

**

hayvanlardaki bebeklerdeki balıklardaki sesle iletişimin bir şifresi vardır bir mantığı vardır

yazı veya sesi kripte edersek duysan bile anlamazsın

ancak dekripte edilip çözülmesi gerekir

 

ingilizcen yoksa  ingilizin sesinide duysan anlamazın

veya kelimeleri tersten okuyan biri böyle konuşsa zor çözersin

arının karıncanın dilini emin ol  hakiki ilim  adamları çözecektir

 

yani karıncanın dili öğretilmiş olan hz süleyman karıncanın dilini kendi diline çevirmiş

hakiki manada karıncaların harf grammer ile konuştuğunu sanmam belki frekans farklılığı ile ses düzeyleri harf yerine geçer ondan anlaşır

yani misal belli notada bestelenmiş bir şarkı söylendiğinde kulak duyduğunda notaları  bilmez o daha detayli o sahanın ilmini gerektiren bir şey

hiç arapça bilmeden kaset lerden Kur'anı süreleri ezberleyip hafız olanlar var

ne yani harf ve grammer mi bildiler

veya yeni doğan çocuk annesinden dili grammer ile mi öğrenir

hayır fıtri bir mekanizma ile yani duyarak öğrenir

az daha geniş açı ile bakalım hemen her şeyi inkar etmek aklı başında insan oğluna yakışmaz.

 

***

nasıl her insanın parmak ses yürüyüş retina dizilişi farklı ise

hayvankarda da bu dizge vardır

misal bal arısı ile eşek arısının vızıldaması farklıdır

eşek ile atın sesi kuzu ile keçinin sesi inek ile sineğin sesi kendine hastır

 

bu kadar türe ait bir imza ve damga gibi olan seslerin  sadece o türce bilindiği iletişimin bunun üzerinde olduğu açıktır

 

balıkların belli frekanslarda seslerle haberleştikleri söylenir

 

yani ses te kromozom sayısı fiziksel görünüşü üreme sistemi gibi bir sistemdir ve bu sistemin ürettiği ses asla boşuna değildir.

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanların düşüncelerine etki ederek müdahale etse pek anlaşılmaz gibi geliyor...

 

Yani tanrının tesbit edilemeyen müdahalesi böyle olabilir...

 

Niye böyle yazdım şimdi ben...

 

Kendi düşüncem mi yoksa bir şekilde tanrı bunu bana böyle düşündürttü mü ben bile anlamayabilirim...

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 28.02.2020 at 17:20, nogodbutAllah yazdı:

buna katılmak ile beraber 

buna katılmak bana göre güç

sebeb sonuç belirsizlik nedeni ile  bilinemiyor daha sonraları bu  sebeb sonuçta ortaya çıkarılıabilir

 

bir şey maddeden uzaklaştıkça  kuvveti nufuz etme gücü  umumiliği hükmetme sahası genişliyor

 

misal:

rüzgar denizde gölde en fazla suyu dalgalandırır kıyıya çarptırır

ancak su güneş nuru ile buharlaşıp bir nevi kesiften latife doğru bulut olursa bu sefer rüzgarın ona hakimiyeti artar o bulutu denizden karalara kıtalara kadar sürer götürür

yayar yığar dağıtır yönlendirir

 

güneş ışığı nuruda rüzgardan daha latif olduğu için ta uzaktan deniz okyanuslardaki suyu buharlaştırır  göğe kaldırır

burda maddi görünür bir temas yoktur

fotonlar ölçülebilir.ölçüm varsa etkileşim vardır.

Alıntı

 

misal röntgen ışınları bedenimize nufus eder kemiklerimizi gösterir veya mr 

bedenimiz kesif ancak ışınlar zarif ve latif olduğu için  hakimiyet sahası artar

 

islamda melekler nurdan şeytan veya cinler nardan yaratılmış

aynı anda nurani azerailin bir çok kimsenin canını alması da güneşin aynı anda bir çok su kütlesinden buharlaşmayı ağlaması veya bitkiye hayvanı ısıtmasına benzetilebilir

cinler melekler şeytanlar vb şeyler ölçülemezler.

Ölçmek etkilemek demektir.ölçülemeyen şeyler azrail vb şeyler   can alamazlar. :)

azrailin can almasını güneşin bitkileri canlıları ısıtmasına benzetmezsin.

Alıntı

 

işte kanatimce kuantum düzeyi maddeden manaya bir nevi enerji dalga ışık foton gibi daha kütlesiz daha latif boyuta geçiş olduğu çin

orda kanunlar farklılaşıyor

yani denizde su donsa buz olsa rüzgar tesir etmez

erise su olsa dalga meydana getirir

bir nevi kuantum gibi buhar olsa yani daha küçük tanecikli yapı olsa rüzgarın buluta tesiri daha farklılaşır

 

 

tarihinde mirasyedi tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 28.02.2020 at 16:12, nogodbutAllah said:

bu kadar yaygın hayati moleküllerde ufak değşiklikler dramatik şekilde fayda yerine zarara dönüşebilmesi bu moleküllerin ilim ve hikmet ile yaratıldığına kati delildir.

 

Her şeyin merkezinde kendinin olduğunu sanmak gibi bir budalalığa düşmen neyin delili? 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 01.03.2020 at 10:17, nogodbutAllah yazdı:

eşek ile atın sesi kuzu ile keçinin sesi inek ile sineğin sesi kendine hastır

 

Çok saçmalıyorsun ancak burada haklısın bence...

Çünkü eşeğin sesi harbiden bambaşkadır ki, kitapların kitabında kendine yer bile bulmuştur!

Şimdi birazdan yok mecazdı falandı filandı dersen, darılırım ha!:D

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 6 months later...

Allahın  evreni yönetmesi  ve müdahale  etmesi  şuna benzetilebilir: bir şey kesif oldukça  iş yapma derecesi  düşer  mesela  bir marangoz  keşif bir varlıktır  aynı  anda  fazla iş yapamaz ama güneş  latif  bir varlıktır  aynı anda birçok  yeri aydınlatır.örneğin; maddenin hızı  ve konumu  aynı anda ölçülemez  bu da madde latif hale geldikçe  iş yapma  gücünü  artırdığını  gösterir.Son olarak yer çekimi latiftir  ama etkileme gücü  hi hayli vardır. Aynen öyle de Allah latif bir varlık olduğu için evreni  yönetip  kudretiyle  müdahaleler  edebilmektedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
24 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Allahın  evreni yönetmesi  ve müdahale  etmesi  şuna benzetilebilir: bir şey kesif oldukça  iş yapma derecesi  düşer  mesela  bir marangoz  keşif bir varlıktır  aynı  anda  fazla iş yapamaz ama güneş  latif  bir varlıktır  aynı anda birçok  yeri aydınlatır.örneğin; maddenin hızı  ve konumu  aynı anda ölçülemez  bu da madde latif hale geldikçe  iş yapma  gücünü  artırdığını  gösterir.Son olarak yer çekimi latiftir  ama etkileme gücü  hi hayli vardır. Aynen öyle de Allah latif bir varlık olduğu için evreni  yönetip  kudretiyle  müdahaleler  edebilmektedir.

ölçülemeyen gözlemlenemeyen bir varlık nasıl müdahele edecek?

ölçüm yoksa müdahele yoktur.

yerçekimi mesela  gravimetre ile ölçülüyor.

Ölçülmeseydi hiçbir şeyi etkileyemezdi. :)

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, Smile Buddha yazdı:

ölçülemeyen gözlemlenemeyen bir varlık nasıl müdahele edecek?

ölçüm yoksa müdahele yoktur.

yerçekimi mesela  gravimetre ile ölçülüyor.

Ölçülmeseydi hiçbir şeyi etkileyemezdi. :)

 

Peki bir atomun buradaki  davranışı  ile  evrenin  başka  noktasındaki  davranışına  olan  inancımız  daha hiç görmediğimiz  yerler ile ilgili  bilimsel inancimiz  aslında  evrende kurallılık ve düzeni  göstermez  mi? Yani kaos  teorisi falan diyorlar zaten  atomların  davranışı  mı  değişiyor  orada sadece  mesele  karmaşık  hale geliyor  ama biz bilim yaparken bile  atomların  her yerde aynı  davranacağına inanıyor  ve ona göre  bilim  yapıyoruz  düzen  olmayan  yerde nasıl  bilim yapabiliriz  ki ayriyetten?

Link to post
Sitelerde Paylaş
57 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

Peki bir atomun buradaki  davranışı  ile  evrenin  başka  noktasındaki  davranışına  olan  inancımız  daha hiç görmediğimiz  yerler ile ilgili  bilimsel inancimiz  aslında  evrende kurallılık ve düzeni  göstermez  mi? Yani kaos  teorisi falan diyorlar zaten  atomların  davranışı  mı  değişiyor  orada sadece  mesele  karmaşık  hale geliyor  ama biz bilim yaparken bile  atomların  her yerde aynı  davranacağına inanıyor  ve ona göre  bilim  yapıyoruz  düzen  olmayan  yerde nasıl  bilim yapabiliriz  ki ayriyetten?

 

Suyun içine oturduğu kabın şeklini alması için bir şekil vericinin onu kabın şeklinde tutması gerektiğine itiraz etmeyenler bu inançlarını ancak birbirlerini tekerrür yoluyla telkin edip kandırarak sürdürebiliyor. İşte bunlara nurcu diyoruz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, bayşapka yazdı:

 

Suyun içine oturduğu kabın şeklini alması için bir şekil vericinin onu kabın şeklinde tutması gerektiğine itiraz etmeyenler bu inançlarını ancak birbirlerini tekerrür yoluyla telkin edip kandırarak sürdürebiliyor. İşte bunlara nurcu diyoruz.

Suya şekil  veren evrendeki kurallı  davranıştır  işte  kurala aykırı  davranmıyor ki zaten  bu yüzden  düzen  var diyoruz.Kara delikteki çekim  olayı da düzendir  çünkü  kurallılik  vardır.Kuantumda ki olasılıksal  durumlarda  kurallidir.Orada iş karmaşık  oluyor  determinist  kurallar olmasa bile  istaristiki  yasalarla iş yine  düzen  göstergesi. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Peki bir atomun buradaki  davranışı  ile  evrenin  başka  noktasındaki  davranışına  olan  inancımız  daha hiç görmediğimiz  yerler ile ilgili  bilimsel inancimiz  aslında  evrende kurallılık ve düzeni  göstermez  mi? Yani kaos  teorisi falan diyorlar zaten  atomların  davranışı  mı  değişiyor  orada sadece  mesele  karmaşık  hale geliyor  ama biz bilim yaparken bile  atomların  her yerde aynı  davranacağına inanıyor  ve ona göre  bilim  yapıyoruz  düzen  olmayan  yerde nasıl  bilim yapabiliriz  ki ayriyetten?

itiraz ettiğim şey düzen kurallılık değil ki.

Konu başlığı ne?

Allah maddeye nasıl bir nedensellik uyguluyor?

ALLAH'ı açıklamak için yerçekimini güneşi örnek verdin.

Allah  yerçekimi gibi  ölçülebiliyor mu?Allah'ın konumunu hızını sormuyorum. :)

 

 


  

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
57 dakika önce, Smile Buddha yazdı:

itiraz ettiğim şey düzen kurallılık değil ki.

Konu başlığı ne?

Allah maddeye nasıl bir nedensellik uyguluyor?

ALLAH'ı açıklamak için yerçekimini güneşi örnek verdin.

Allah  yerçekimi gibi  ölçülebiliyor mu?Allah'ın konumunu hızını sormuyorum. :)

 

 


  

 

Tamam işte  konuyu  buraya çektim  orada hata yaptım  örnekleme  olarak bu daha bariz bir konu  en azından 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 months later...
On 13.09.2020 at 22:27, akılsızşuursuzatom said:

Suya şekil  veren evrendeki kurallı  davranıştır  işte  kurala aykırı  davranmıyor ki zaten  bu yüzden  düzen  var diyoruz.Kara delikteki çekim  olayı da düzendir  çünkü  kurallılik  vardır.Kuantumda ki olasılıksal  durumlarda  kurallidir.Orada iş karmaşık  oluyor  determinist  kurallar olmasa bile  istaristiki  yasalarla iş yine  düzen  göstergesi. 

Suya şekil veren şey, maddelerin biraraya geldiklerinde birbirlerine karşı oluşturdukları tepkimeler. Bunun adına emerjans deniyor, ve bunun olması için birilerinin sihirli değnek sallamasına gerek kalmıyor. Bilimsel açıdan bakarsak; nasıl davranacağını öngörebildiğin sistemler birinin onu o şekile sokma iradesi yoluyla yönlendirilme özelliklerini yitirmiş olur. Sen topa vurunca top yerinde kalıp ayağın kırıldığı zaman dersin ki o zaman topu kontrol eden bir güç var. Böyle birşey görmüyoruz. Her seferinde tam aksini görüyoruz. Sence mucizeler neden sadece masallarda var?

tarihinde bayşapka tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...