Jump to content
Ateistforum

Mekanin Sahibi Coronavirus


Recommended Posts

On 20.03.2020 at 18:34, nogodbutAllah yazdı:

zaten ölüm oranı düşüktür yüzde 5-10  dur

onlarında çoğu bağışıklığı düşük yaşlı ve kronik hastalık sahibi olanlardır

bir çoğu kendiliğinden iyileşiyor diğer az kısmı tıbbi müdahle ile iyleşiyor çok azıda ölüyor

 

Allahın yarattığı beden %90 la bağışıklık kazanıyor 

 

modern besinler modern hayat ve stres insan bağışıklığını düşürdü ne yazık ki.

 

 

Eğer bir şeyler anlatıyor, örnekliyor, sıralıyorsan, insanlar şunu sorar: Ee sonuç?

Koronavirüsle ilgili yazdıklarından şu sonuç çıkıyor: Bilime, ilaca, aşıya filan gerek yok, zaten insan bu hastalığı yeniyor!

Yahu "Allah’ın yarattığı bedenin virüsü/mikropları yenme potansiyeli"ne güvenerek yola çıksaydı insanoğlu, ne hastane kurardı ne ilaç endüstrisi diye bir şey olurdu. Vücudumuz zaten mikroplarla her an savaşıp duruyor. Ama niye her insan aynı yaşta ölmüyor (kazaları kastetmiyorum)? Düne kadar insanları patır patır öldüren, ömrü kısaltan hastalıkları artık hatırlamıyoruz bile. Çünkü o hastalıkların aşısı, ilacı bulundu. İnsanın ömür ortalamasını normalde iki şey belirler: beslenme ve sağlık hizmeti. Daha kaç yıl öncesine kadar bebek ölüm oranı ne düzeydeydi, şimdi ne düzeyde? Neredeyse sıfıra indi. Sadece bizim ailede iki bebek ölümü var geçmişte. Bu bebeklerden birinin adı bile konulmamış/konulamamış. Diğeri de çok kısa bir süre sonra ölmüş.

Modern hayat, bağışıklığı düşürmüşmüş..! Bu konuyu ayrıca tartışalım elbette ama merak ediyorum; peygamber döneminde bağışıklık daha mı güçlüydü, insan ömrü daha mı uzundu?

Bugün yeni tip koronavirüsün bütün dünyayı etkilemesi karşısında soracağımız soru şu mudur: Aha işte gördünüz mü bilim aciz kaldı!! Sanki “iyi ki de aciz kaldı” der gibi! Bilim yine bu hastalığın kaynağını bulacak, ilacını/aşısını üretecektir. Umalım ki bu süreç uzamasın da daha az kayıpla atlatalım. Koronavirüsün insanlığa öğrettiği elbette çok şey vardır. Fakat bunlar depremlerin öğrettiğinden farklı bir şey değildir. Yani bu durumdan çıkaracağımız ders, yok göklerden yok görünmez alemlerden verilmiş bir ceza değildir. Depremden korunmanın yolunun sağlam/dayanıklı bir bina yapmak olduğunu nasıl biliyorsak, bir salgından korunmanın da bilimsel gereklerini yerine getirmeliyiz. Aşıyı Türkiye bulsa ne güzel olur değil mi? Ama bu olasılık, bilime yatırımımız ölçüsündedir.

 

İbni Sinalardan, Farabilerden bahsetmişsin. Bir ara bu konuyu uzun uzun konuşalım isterim. Ancak şimdi şunları vurgulamadan da geçmeyelim:

 

İslam tarihi tek parça değildir. 1400 yıllık uzun zaman diliminde ve geniş bir coğrafyada farklı farklı İslami yorumlar ortaya çıkmış, değişik kültürlerle harmanlanmış, farklı devlet adamları yaşamış, farklı düşünürler/bilim insanları gelip geçmiştir. Abbasiler döneminde ırkçılık yapılmamış, kültür-sanat teşvik edilmiş, bilimin önü açılmış, boyuna Eski Yunan eserleri tercüme ettirilmiştir. Bu tercümeyi yapanlar Süryanilerdir. Ancak ilginçtir, halife bu çalışmaları finanse etmiş ve tercüme edilen eserler büyük ilgi görmüştür. Bu kitaplar ve dönemin İbni Sina gibi çok önemli bilginlerinin eserleri de başta İtalya olmak üzere Avrupa’ya taşınmış, Batı’nın uyanışı da böylelikle bir yerde başlamıştır. Batı adım adım aydınlanırken, Doğu (İslam kültür ve medeniyeti) adım adım karanlığa gömülmüştür. Bilim hiçbir ırk, din ya da topluluğun tekelinde değildir. Bilim insanlığın ortak malıdır. İnsan fikir, zeka ve gayretinin en değerli ürünüdür. Bilimden bahsederken "bilim filim fıstık" lafları yakışık almıyor. Bilimin değerli oluşu onu kutsal da yapmaz. Bilim eleştirilebilir, sınanabilir, sorgulanabilir bir bilgidir. Ancak bunun bir metodolojisi vardır. Evrim fikrini ilk ortaya atan da Darwin değildir. Charles Darwin'den yaklaşık 1000 yıl önce Basra bölgesinde El Cahiz adıyla bilinen Müslüman bir filozof Kitab-ül Hayvan adlı kitabında, hayvan türlerinin doğal seleksiyon adını verdiği bir süreç içinde nasıl değiştiğini anlatmıştır. 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 177
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Top Posters In This Topic

Posted Images

On 16.03.2020 at 22:14, HATEM yazdı:

Hür irâdenizi inkâr edip, Kendi suçununuzu da Allah'a Yükleme çabasındasınız. Halbuki Problemin Kaynağı sizsiniz.

Sen bu korona yorumunla ancak Vahdet-i Vücûd nedir bilmeyen Dînlere dalabilirsin.
Kur'ân bir Vahdet-i Vücûd kitabıdır.
Ne demek istiyorum? Anlatayım.

Allah, âlemleri âlemler ile idâre eder.
Allah bir kuluna bir ni'met verecekse âlemlerindeki kulları vâsıtasıyla verir.
Yine, Allah bir kuluna azâb edecekse âlemlerindeki kulları vâsıtasıyla azâb eder.
Ve âlemlerdeki her şey istisnâ'sız O'nun kuludur.
Dolayısıyla, Korona da O'nun bir kulu ve bir tecellîsidir.
Korona İle dilediğine azâb eder, Dilediğini öldürür ve dilediğine de fayda verir.

Öldürse de Öldürmese de Korusa da Korumasa da Fâil olan O'dur.
Kâbeyi boşaltan da O'dur, Cuma'da Huzuruna kabûl etmeyen de O'dur...

Bu yazdıklarımı müslümânların çoğu anlamıyor, sizin gibi sakatlar hiç anlamaz ama yazıyorum işte...
Anlamadığınızı bile idrâk etmeniz sizin için bir terakkî olur.

...Attığın zamân sen atmadın, Allah attı...” (Enfâl 8,17)
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü...” (Enfâl 8,17)
Doğrusu güldüren de ağlatan da O’dur. Öldüren de dirilten de O’dur.” (Necm 53,43ve44)

 

İslam'da tasavvufun yeri var mıdır, bu bile tartışma konusuyken bütün sorularına "vahdet-i vücut"la cevap buluyorsun. İçini de istediğin gibi dolduruyorsun!

Ateistlerin tanrı tasavvurunun sakatlığından dem vurup, kader algınız yanlış filan diyorsun, "hür irade" vurgusu yapıp ekliyorsun: "…Attığın zaman sen atmadın, Allah attı!.."

Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, Geta yazdı:

 

İslam'da tasavvufun yeri var mıdır, bu bile tartışma konusuyken bütün sorularına "vahdet-i vücut"la cevap buluyorsun. İçini de istediğin gibi dolduruyorsun!

Ateistlerin tanrı tasavvurunun sakatlığından dem vurup, kader algınız yanlış filan diyorsun, "hür irade" vurgusu yapıp ekliyorsun: "…Attığın zaman sen atmadın, Allah attı!.."


"…Attığın zaman sen atmadın, Allah attı!.."

Link to post
Sitelerde Paylaş

Koskoca bilim ufacık bir virüse çare bulmadı. Dünyanın yaşını bilen gidip uzay sonsuzluğunu bulan bir güç şıp diye 1 günde aşıyı bulması gerekmez mi ? Senin evrim ile var olduğunu ta milyar yıl öncelerini dönüştüğünü bilebilen bir bilim nasıl çare bulmadı bu virüse ? Virüs geldi bütün bilimi evrim teorisini yok etti.

Üstelik bilim bugün doğru dediğine yarın yanlış diyebilirken.

Benim şu an yazdıklarım ile senin açtığın konu aynı eşdeğerdir.

 

tarihinde kabara tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

sayın geta öncellikle hakaret vb  kullanmadan doğru bir uslub ile konuştuğunuz için müteşekkirm

 

dediklerinizin çoğuna katılırım

 

ancak benim filim fıstık :) dediğim bilim gerçek bilim değil daha çok inkarcı materyalist darwinist mantığın ilahlaştırdığı mutlak doğru ve hakikat kabul ettiği bilimdir

yani ben ona ilim derim bilim daha modern bir kelime 

zira ilim fizik ve metafizik beraber yürür salt materyalist değildir

beden ve ruh gibidir bilimide kanunun da bir ruhu vardır bilim esasen kanunlara bağlı gelişir

 

ortak insanlık birikimine dayalı bilime lafımız yok bilim Allahın kanunlara tabii yarattığı evrenin  ,yine akıl verip ruh verip yarattığı insanın tefekkürü ile bu kanunları keşfidir

 

güneş ilk insandan bu yana vazifesini yapar ısıtır ışıtır buhar yağmur bulut rüzgar enerji hepsinin kaynağı

ilk insan güneşin helyum hidrojen dönüşümünü fizyonu füsyonu bilmiyordu  güneş yine aynı güneş

modern insanın güneşin mesafe büyüklük katmanları ve enerji dönüşümlerini bilmesi güneşe ne kattı

ibtidai insanın bunu bilmeyişi güneşten ne eksilti hiç bir şey güneş yine güneşti

 

aşı dediğiniz şey zayıflatılmış mikrop bedene veriliyor beden onu yenerken antikor oluşur

antikor labda üretilen bir şey değil asıl koruma ssavaşmayı antikor yapar

işte bu gün iyileşmiş hasta kanından bu süzülüp hastalara verilmesi gündemde çin bunu ağır ölüm döşeğinde ki hastalara yaptı iyi sonuçlar elde etti

 

kaldı ki  hiç aşı maşı  bulunmadan iyileşen insanlar zaten ömür boyu aşılanmış oluyor

misal hepatit b yi geçirmiş kişi zaten ömür boyu doğal aşılı

ama yeni doğanlara her ihtimale karşı aşı vuruluyor onunda koruması 10 yıl filan derler

misal grip aşısı her yıl değişiyor falan yani mucize değil aşı yine bedenin savunma sistemini tetikleme ile asıl antikor koruma olur

 

bedenimizi bir hücresi dahi şehir gibi çok kompleks 

***

şunuda eklemek isterim

elbet modern tıp ve imkanlar ile izafi olarak insan yaşı arttı gibi 

ancak kalabalık şehirler stres trafik radyason  fabrikasyon ürünler katkı maddeleri ile de kanserler artı

yaşamın kalitesi düştü psikolojik hastalıklar arttı yeni virüsler mikroplar türedi

yani hiv modern bir virüstür  eski değil

veya gözleri bozan çok şey var gözlükte üretti

 

modern hayat hem hastalık üretir hemde o hastalığa güya çare üretir

 

akciğer kanseri  sigara ile arttı

alkol ile uyuşturucu ile değişik bedeni akli hastalıklar çoğaldı

atom bombası ile japonya yer ile bir edildi

nükler reaktör patlaması ile yer yarafa saçıntı oldu felaket geldi

 

doğal dağda olan organik ürünler tüketen temiz su ve havada bir çoban hala uzun yaşar

getir şehire adam çöker sonra tıba gider sonra ilaçalır yan etkiden gider.

 

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilimde mucize yoktur. ancak masallarda kahramanımız bir şey istediğinde şıp diye olur. bilim hiçbir zaman şıp diye bir aşı üretmedi. sayısız bilim insanı dirsek çürüttü, alın teri döktü, yılmadan usanmadan araştırdı araştırdı ve böylelikle yeni buluşlara imza atıldı. bir aşının bulunma süresi en az 1 yıldır. Virüs dediğimiz şey diğer bakteri ve mikroplar gibi aslında dünyaya hükmeden canlılardır.  gözle göremediğimiz, vücudumuzu saran canlılar.. evrenin merkezinde dünya olmadığı gibi, dünyanın merkezinde de insan yoktur. bu bizim konumlandırmamızdır. insan bütün canlılar aleminin bir tek türüdür, diğer türler arasında bir tek tür. beynini kullanarak bütün zorlukların üstesinden gelen insan, ilk defa bir virüsle savaşmadığı gibi bu son da olmayacaktır. dünya tarihi, salgınlarla doludur. elimizdeki en önemli silahımız ise bilimdir. aslında biricik silahımız. virüsün evrimi çökerttiği  lafı da çok gülünçtür, virüslerin kendileri evrim geçirir!

Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, Geta yazdı:

İslam'da tasavvufun yeri var mıdır, bu bile tartışma konusuyken bütün sorularına "vahdet-i vücut"la cevap buluyorsun. İçini de istediğin gibi dolduruyorsun!


Varsa bi delikanlı ki şu âna kadar çıkmadı, 
Evliyânın irfânı olan Vahdet-i Vücûd'un yanlışını göstersin.
Müslümânsa Kur'ân hakemliğinde göstersin.
Gâvursa, Mantık terâzisi vâsıtasıyla göstersin... 

Tasavvufu inkâr eden Bedevîlere sığınmaktan vazgeçin.
Onların algılarındaki İslâmın yanlışlıkları sizi kurtarmaz.
İşin garip tarafı, siz ateistlerin Omuzunuzun üstünde taşıdığınız kafa, Tasavvuf düşmanı bedevîlere, vahabîlere veyâ ışid kafasına çok benziyor...

Link to post
Sitelerde Paylaş
19 dakika önce, Geta yazdı:

Bilimde mucize yoktur. ancak masallarda kahramanımız bir şey istediğinde şıp diye olur. bilim hiçbir zaman şıp diye bir aşı üretmedi. sayısız bilim insanı dirsek çürüttü, alın teri döktü, yılmadan usanmadan araştırdı araştırdı ve böylelikle yeni buluşlara imza atıldı. bir aşının bulunma süresi en az 1 yıldır. Virüs dediğimiz şey diğer bakteri ve mikroplar gibi aslında dünyaya hükmeden canlılardır.  gözle göremediğimiz, vücudumuzu saran canlılar.. evrenin merkezinde dünya olmadığı gibi, dünyanın merkezinde de insan yoktur. bu bizim konumlandırmamızdır. insan bütün canlılar aleminin bir tek türüdür, diğer türler arasında bir tek tür. beynini kullanarak bütün zorlukların üstesinden gelen insan, ilk defa bir virüsle savaşmadığı gibi bu son da olmayacaktır. dünya tarihi, salgınlarla doludur. elimizdeki en önemli silahımız ise bilimdir. aslında biricik silahımız. virüsün evrimi çökerttiği  lafı da çok gülünçtür, virüslerin kendileri evrim geçirir!

Ben bilimin hastalığa çare bulduğunu ve bu bilimi Allah'ın insana verdiği akıl ile yaptığını biliyorum. Sorun o değil sorun başlığa açan kişinin nasıl bir düşünme tarzı ile konu açtığını anlatmaktı.

O na göre Allah virüsü çıkarmayacakmış çıkarsa bile sadece inanmayanları etkileyecekmiş. 

Adamın düşünce yanlışlığını anlatmaya çalıştım. Yoksa ben öyle düşündüğüm için yazmadım onları.

Çünkü ataizmin kabul görmesi için tanrının yokluğuna ihtiyacı vardır. Tanrının varolabilmesi için bilimin yokluğuna ya da evrimin yokluğuna ihtiyacı yoktur. İkisi de Allahın varlığına tersi olarak delildir.

tarihinde kabara tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, kabara yazdı:

Ben bilimin hastalığa çare bulduğunu ve bu bilimi Allah'ın insana verdiği akıl ile yaptığını biliyorum. Sorun o değil sorun başlığa açan kişinin nasıl bir düşünme tarzı ile konu açtığını. 

O na göre Allah virüsü çıkarmayacakmış çıkarsa bile sadece inanmayanları etkileyecekmiş. 

Adamın düşünce yanlışlığını anlatmaya çalıştım. Yoksa ben öyle düşündüğüm için yazmadım onları.

Çünkü ataizmin kabul görmesi için tanrının yokluğuna ihtiyacı vardır. Tanrının varolabilmesi için bilimin yokluğuna ya da evrimin yokluğuna ihtiyacı yoktur. İkisi de Allahın varlığına tersi olarak delildir.

 

Bu duruma "şizofreni" deniyor.Önüne ne kanıt konsa anlayamazsın sen.

Bir soru sorayım bende , Allah her kavime din ve peygamber göndermişmidir göndrediyse kanıtı nedir ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, kris123 yazdı:

 

Bu duruma "şizofreni" deniyor.Önüne ne kanıt konsa anlayamazsın sen.

Bir soru sorayım bende , Allah her kavime din ve peygamber göndermişmidir göndrediyse kanıtı nedir ?

Tam tersi bence sen şizofreni olmuşsun.

Önüne benim kanıt koymama bile gerek yok. Allah görebilmen için delileri kendiliğinden senin önüne koymuş sen göremiyorsan. Ben sana milyonlarca delil koysam nasıl kabul edeceksin.

Ben sana gönderilen 4 kutsal kitaptan bahsedince kabul edecekmisin hayır neden soruyorsun o halde. Yalanlayıp süper zekan ile sözde kanıtları çürütmüş olacağını düşüneceksin.

Ama o süper aklın kendi kendine oluşan insanın bir tesadüf sonucu oluştuğunu hiç düşünmeden yine bir şizofrenin kıçında salladığı bilgiler ile kabul görüyor.

O kadar sadist ki senin kabul ettiğin hali ile evrim insanları tesadüfen var ediyor. Onları çok saçma bir şekilde birbirine öldürtüyor. Güçlü olanın istediğini yok edebileceğini söyleyen bazı kanunları var.

Dahası da var da daha çok sıralamanın bir anlamı yok. Eğer seni evrim var ettiyse ve evrime göre senin bir hayvandan farkın yoksa. Hayvanların yaptığı bütün olayları seninde yapmanda bir sakınca olmaması lazımdır.

Evrim sana hangi hakları tanıyorsa eşşeğede o hakları veriyor sen eşekten daha güçlü olduğun için gidip eşşeğe biniyorsun.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bakın şu müslümanlara kendilerine eziyet eden, acı çektiren allah için ezanlar, selalar okuyorlar. Zarar veren virüsleri, bakterileri, parazitleri yaratan allahın yalaka ve yancılığını yapıyorlar. Onu yüceltiyorlar. Müslümanlar çocukları hastalıktan kıvransa, ona hastalık veriyor, acı çektiriyor dedikleri allahı överler. Burası çocuklarına işkence eden tanrılara tapınanların dünyasıdır. Daha ötesi var mı?  Tabi sorsanız çocuklarımızın acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemiyoruz, buna karşıyız diyebilirler. Ama çocuklarını var ederek, tüm bunları onlara dayatan kendileridirler. Sizleri var edeceğim, sizlere acı, hastalık, ölüm vereceğim diyen allaha tapınarak yine çocuklarına bunları dayatanların kendileri olduklarını yine onaylıyorlar. Müslüman zihinsel uyumsuzluğu olan kişidir. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, kabara yazdı:

Tam tersi bence sen şizofreni olmuşsun.

Önüne benim kanıt koymama bile gerek yok. Allah görebilmen için delileri kendiliğinden senin önüne koymuş sen göremiyorsan. Ben sana milyonlarca delil koysam nasıl kabul edeceksin.

Ben sana gönderilen 4 kutsal kitaptan bahsedince kabul edecekmisin hayır neden soruyorsun o halde. Yalanlayıp süper zekan ile sözde kanıtları çürütmüş olacağını düşüneceksin.

Ama o süper aklın kendi kendine oluşan insanın bir tesadüf sonucu oluştuğunu hiç düşünmeden yine bir şizofrenin kıçında salladığı bilgiler ile kabul görüyor.

O kadar sadist ki senin kabul ettiğin hali ile evrim insanları tesadüfen var ediyor. Onları çok saçma bir şekilde birbirine öldürtüyor. Güçlü olanın istediğini yok edebileceğini söyleyen bazı kanunları var.

Dahası da var da daha çok sıralamanın bir anlamı yok. Eğer seni evrim var ettiyse ve evrime göre senin bir hayvandan farkın yoksa. Hayvanların yaptığı bütün olayları seninde yapmanda bir sakınca olmaması lazımdır.

Evrim sana hangi hakları tanıyorsa eşşeğede o hakları veriyor sen eşekten daha güçlü olduğun için gidip eşşeğe biniyorsun.

 

 

 

4 Kutsal Kitap demiş birde utanmaz.? Enok-Tevrat-Zebur-İncil-Kuran kitaplarının birbirleriyle tamamen alakasız kitaplar olduğunu ben söylemiyorum tevrat kendisi söylüyor.Ayrıca 5 tane kutsal orta doğu kitabı var.

Tevratta düşmüş melekler insan-melek melezi varlıklarla ilgili birkaç ayet var.Kuran'da Muhammed bunlardan neden bahsetmemiş olabilir ?

 

 

Yar.6: 1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
Yar.6: 2 İlahi varlıklar*fı* insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. D Not 6:2,4 "İlahi varlıklar": İbranice "Tanrı oğulları". Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor.
Yar.6: 3 RAB, "Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür" dedi, "İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak."
Yar.6: 4 İlahi varlıkların*fı* insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller*fi* vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. D Not 6:4 "Nefiller": İbranice sözcük "Düşmüş kişiler" anlamına gelir. Septuaginta bunu "Devler" diye çevirir. Aynı sözcük Say.13:32-33 ayetlerinde de geçer.

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, Buzul yazdı:

Bakın şu müslümanlara kendilerine eziyet eden, acı çektiren allah için ezanlar, selalar okuyorlar. Zarar veren virüsleri, bakterileri, parazitleri yaratan allahın yalaka ve yancılığını yapıyorlar. Onu yüceltiyorlar. Müslümanlar çocukları hastalıktan kıvransa, ona hastalık veriyor, acı çektiriyor dedikleri allahı överler. Burası çocuklarına işkence eden tanrılara tapınanların dünyasıdır. Daha ötesi var mı?  Tabi sorsanız çocuklarımızın acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemiyoruz, buna karşıyız diyebilirler. Ama çocuklarını var ederek, tüm bunları onlara dayatan kendileridirler. Sizleri var edeceğim, sizlere acı, hastalık, ölüm vereceğim diyen allaha tapınarak yine çocuklarına bunları dayatanların kendileri olduklarını yine onaylıyorlar. Müslüman zihinsel uyumsuzluğu olan kişidir. 

 

Onlarla anladıkları dilden konuşmak gerekiyor.Dünya'nın düz olduğunu sanan müslümanlar var.Konu açtım bakabilirsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim yazdıklarımı okumadan götünden cevap veren birine ben neden cevap veriyorum ki ? 

 

7 dakika önce, Buzul yazdı:

Bakın şu müslümanlara kendilerine eziyet eden, acı çektiren allah için ezanlar, selalar okuyorlar. Zarar veren virüsleri, bakterileri, parazitleri yaratan allahın yalaka ve yancılığını yapıyorlar. Onu yüceltiyorlar. Müslümanlar çocukları hastalıktan kıvransa, ona hastalık veriyor, acı çektiriyor dedikleri allahı överler. Burası çocuklarına işkence eden tanrılara tapınanların dünyasıdır. Daha ötesi var mı?  Tabi sorsanız çocuklarımızın acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemiyoruz, buna karşıyız diyebilirler. Ama çocuklarını var ederek, tüm bunları onlara dayatan kendileridirler. Sizleri var edeceğim, sizlere acı, hastalık, ölüm vereceğim diyen allaha tapınarak yine çocuklarına bunları dayatanların kendileri olduklarını yine onaylıyorlar. Müslüman zihinsel uyumsuzluğu olan kişidir. 

Bir sınavın var olduğunu düşündüğün zaman herşey bir mantık çerçevesine oturuyor. 

Ama sizler teorinizin kabul görmesi için neden dinlerin yokluğuna tanrının yokluğuna ihtiyaç duyuyorsunuz. Çünkü tanrı varsa evrim ile var olabilme ihtimaliniz yok oluyor. 

Dolayısı ile siz burada dinlere saldırmak zorundasınız kendi doğrularınızı kabul ettirebilmek için. 

Ama ben evrimi kabul ediyorum tabi sizin kabul ettiğiniz şekilde değil bilimi de kabul ediyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanlar acılardan, kederlerden, hastalıklardan, yoksunluklardan, geçim derdinden, stresten, ölümlerden yakınırlar.

Ve aynı insanlar, bunların kaynağı olan yaşamın varlığını yüceltirler. Yaşamın egemenliğinin sürmesini isterler. Bunların dayatıcısı ve çoğaltıcısı olan doğumu kutsarlar.

Varoluşlara neden olarak, bu yakındıklarını başkalarına da dayatırlar. Buna da sevgi ve merhamet derler.

Aynı insanlar, var ettikleri muhtaç, yoksunluk çeken bedenlerden, sanki o muhtaç bedenleri var edenler kendileri değilmiş gibi, hakkımızı ödeyemezsiniz diyip, şükür bekler.

Aynı insanlar kendilerine bunları dayatan anneleri ve babalarına sevgi duyarlar. Muhtaç, yoksunluk çeken bedenlerini var eden bu kişilere hakkınızı ödeyemeyiz diyip, şükür ederler.

Aynı insanlar kendilerine bunları dayatan tanrılar uydurup, onlara tapınırlar. Bu tanrılara verdikleri nimet için şükür ederler.

Aynı insanlar çocuklarımızın acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemeyiz diyip, sizlere acı, hastalık ve ölüm vereceğim diyen tanrılara tapınırlar.

 

 

İşte islamı oluşturan da bu zihindir. Yaşam yanlısı, doğum kutsayıcı, anne, baba övücü bu zihin. Müslümanlara da bakarsanız, bunlarda sürekli bir yaşamı yüceltme durumu söz konusudur. Yaşamı yedi katlı bir göğün üstünde oturan allaha sahiplendirip, ona övgü ve şükür beklerler. Ortada zihinsel uyumsuzluk yaşayan, tutarsız varlıklar var. İşte islamda bu tutarsızların dinidir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 18.03.2020 at 10:03, Yeni Üye yazdı:

Pişkinliğin bu kadarı olur.

Hatırlatırım, virüs dinsiz, imansız Çin de başladı. Şimdi de merkezi Avrupa. Senin bilim dediğin şeyin nabzını oluşturan topraklar... Noldu medeniyet ya da bilim Tanrınıza? Medeniyet ya da bilim diye aslında kendinize tapıyorsunuz ama boyanızı dökmeye küçücük bir virüs yetti. Evet kendisine benzemeye çalıştığınız, övmekle bitiremediğiniz küfrün boyası dökülüyor, farkında değil misiniz.

Bizim gibi ülkelere de oralardan geliyor bu illet. Hala mı ibret almayacak hala mı Allah ı hatırlamayacaksınız. Batılın kibrini ve onun dünyevi gücüne olan güvenini yerle bir edenin kim olduğunu hala mı itiraf etmeyeceksiniz. Bikakis hedef şaşırtıp tertemiz İslam dinine saldırarak, zulme ortak olacak, yalana devam mı edeceksiniz. Böyle yaparsanız İsrailoğulları na zulmedip türlü musibet ve belalardan sonra da akılllanmayan Firavun dan ne farkınız kalacak?

 

Ülen seni yine onlar kurtaracak. İlacı seninkilerin bulacağını sanıyorsan süzme salaksın... Allah' mış, İslam'mış falan-filan... Tüüü senin zavallı teneke beynine tükereyim...

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, HATEM yazdı:


Varsa bi delikanlı ki şu âna kadar çıkmadı, 
Evliyânın irfânı olan Vahdet-i Vücûd'un yanlışını göstersin.
Müslümânsa Kur'ân hakemliğinde göstersin.
Gâvursa, Mantık terâzisi vâsıtasıyla göstersin... 

Tasavvufu inkâr eden Bedevîlere sığınmaktan vazgeçin.
Onların algılarındaki İslâmın yanlışlıkları sizi kurtarmaz.
İşin garip tarafı, siz ateistlerin Omuzunuzun üstünde taşıdığınız kafa, Tasavvuf düşmanı bedevîlere, vahabîlere veyâ ışid kafasına çok benziyor...

 

Delikanlı gelir sana geriden atlayıverir, şaşar kalırsın. Ne diyon ki olm sen? Tasavvuf, vahdeti vucud, bedevi muhabbeti, Kuran, Müslüman vahabi falan. Bunların tümü çöp, varsa bilimsel bir akıl, sun görelim Yoksa bunlarla sende ne akıl var, ne de sikmeye değer göt... İnsan gibi medeni ağzıla konuş, Arabın götüyle, arabın ossuruğuyla değil...

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, Buzul yazdı:

İnsanlar acılardan, kederlerden, hastalıklardan, yoksunluklardan, geçim derdinden, stresten, ölümlerden yakınırlar.

Ve aynı insanlar, bunların kaynağı olan yaşamın varlığını yüceltirler. Yaşamın egemenliğinin sürmesini isterler. Bunların dayatıcısı ve çoğaltıcısı olan doğumu kutsarlar.

Varoluşlara neden olarak, bu yakındıklarını başkalarına da dayatırlar. Buna da sevgi ve merhamet derler.

Aynı insanlar, var ettikleri muhtaç, yoksunluk çeken bedenlerden, sanki o muhtaç bedenleri var edenler kendileri değilmiş gibi, hakkımızı ödeyemezsiniz diyip, şükür bekler.

Aynı insanlar kendilerine bunları dayatan anneleri ve babalarına sevgi duyarlar. Muhtaç, yoksunluk çeken bedenlerini var eden bu kişilere hakkınızı ödeyemeyiz diyip, şükür ederler.

Aynı insanlar kendilerine bunları dayatan tanrılar uydurup, onlara tapınırlar. Bu tanrılara verdikleri nimet için şükür ederler.

Aynı insanlar çocuklarımızın acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemeyiz diyip, sizlere acı, hastalık ve ölüm vereceğim diyen tanrılara tapınırlar.

 

 

İşte islamı oluşturan da bu zihindir. Yaşam yanlısı, doğum kutsayıcı, anne, baba övücü bu zihin. Müslümanlara da bakarsanız, bunlarda sürekli bir yaşamı yüceltme durumu söz konusudur. Yaşamı yedi katlı bir göğün üstünde oturan allaha sahiplendirip, ona övgü ve şükür beklerler. Ortada zihinsel uyumsuzluk yaşayan, tutarsız varlıklar var. İşte islamda bu tutarsızların dinidir.

Peki hocam sen ateist isen senin için tanrı zaten yok demektir. Tanrı olmadığını varsayalım ve şimdi bu yazdıklarının bana mantıklı bir açıklamasını yazarmısın.

Bana bu hastalıkları,acıları,dramları neden yaşıyorum .

Güçsüz bir bebek öldürüldüğünde,tecavüze uğradığında,işkence gördüğünde bunu yapan kişi ceza çekmeyecek. 

Bu nasıl olacak yani şu yazdığınız bütün olumsuzlukları evrim yapıyor ise bunun mantıklı açıklaması nedir ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, kabara yazdı:

Benim yazdıklarımı okumadan götünden cevap veren birine ben neden cevap veriyorum ki ? 

 

Bir sınavın var olduğunu düşündüğün zaman herşey bir mantık çerçevesine oturuyor. 

Ama sizler teorinizin kabul görmesi için neden dinlerin yokluğuna tanrının yokluğuna ihtiyaç duyuyorsunuz. Çünkü tanrı varsa evrim ile var olabilme ihtimaliniz yok oluyor. 

Dolayısı ile siz burada dinlere saldırmak zorundasınız kendi doğrularınızı kabul ettirebilmek için. 

Ama ben evrimi kabul ediyorum tabi sizin kabul ettiğiniz şekilde değil bilimi de kabul ediyorum.

Sınav diyince zihinsel uyumsuzluklar, tutarsızlar ortadan kalkmıyor. Çocuğumun acı çekmesini, hastalanmasını, ölmesini istemem diyip, aynı zamanda sizlere acı, hastalık vereceğim, sizleri öldüreceğim diyen allaha tapınan anne, babanın zihinsel uyumsuzluğu. 

İkincisi allah sınav yapıyor, öyleyse acı çektirebilir, işkence edebilir, bunu eleştiremezsiniz, bunu desteklemelisiniz gibisinden bir durum söz konusu bile olamaz. Allah sınav yapıyormuş, öyleyse eziyet edebilir, sınav ona acı çektirme hakkı veriyor mu diyeceğiz yani? 

Üçüncüsü, yaptığı çocuğa, var ettiği kişiye gökte oturan bir allah var, o seni sınamak için yarattı diyen bir kafa var ortada. Hangi kafa var ettiği çocuğu gökte oturan bir tanrının sınavına sokar. Düşün yani yaptığın çocuğa diyorsun ki, allah seni sınamak için yarattı. Bu da oldukça saçma ve gülünç.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...