Jump to content
kris123

Saklı Seçilmişler Ve Wahls Protokolü kitapları

Recommended Posts

9 dakika önce, Geta yazdı:

 

kimse nescafe'nin, margarinin veya kolanın faydalı olduğunu söylemiyor. koladaki yüksek şeker oranını artık öğrenmeyen kalmadı. margarinin damar sağlığı için sakıncalarını kardiyologlar milyon kere bu millete anlattı. nescafe için de durum farklı değil. kimse cips yiyin çok faydalıdır da demiyor. sigarayı artık konuşmaya gerek yok. geçmişte sigaranın reklamı yapılır, özendirilirdi; şimdi kutularda zararları en etkili görsellerle anlatılıyor ve artık marka isimleri bile malum küçücük yazılır oldu. türk televizyonları sabahtan akşama kadar bazen neci oldukları belli olmayan tiplerin bazen de isminin önünde prof. yazan koca koca adamların şunu yemeyin bunu yemeyin uyarılarından geçilmez oldu. bu adamların söylediklerinin hepsi yanlış diyemeyiz. mesele şu; benim, dedemin beslenme şekliyle beslenmem artık olanaksız. dedem köyde yaşıyordu, kendi ekip kendi biçiyordu, sütünü sağdığı hayvanları vardı. buna karşın dedemin çok iyi beslendiği de söylenemez. çünkü ürün çeşitliliği yoktu, onlar yokluk kıtlık çekmiş nesiller. ne dünya dedemin zamanındaki dünya ne türkiye dedemin zamanındaki türkiye. gıdaların raf ömrü uzatılmasa, tavuğun yetişme süresi kısaltılmasa, meyve suyunda en adi meyveler kullanılmasa vs. zaten vatandaş bu fiyata tavuk bulamaz, bu fiyata meyve suyu içemez. eğer imkanın varsa köy tavuğu satın alabilir, bunu saatlerce pişirebilir, meyveni kendin sıkar suyunu içersin. yapabiliyorsan yoğurdunu da evinde yaparsın. ama şehir hayatında bunların hem parasal hem de vakit olarak bir maliyeti vardır. dediğim gibi yapabiliyorsan yaparsın. bu bir sır değil. adam zeytinyağı alabilecekken ayçiçek yağı niye alsın? ayrıca bazı gıdaların, bitkilerin kimi rahatsızlıklarda pratik sonuçlar verdiğini biliriz ve zaman zaman kullanırız. soğuk algınlığına, kabızlığa, ne bileyim diş ağrısına neler iyi gelir biliriz. bu durumu abartıp kansere ilaç bulmuş gibi ekran ekran dolaşıp satanlar var. umut tacirliği yapanlar var. bitkisel ilaçlar denilerek istismarın dikalası yapılıyor. uzun lafın kısası: dünyada birileri oturup kimleri zehirleyelim diye plan yapmıyor. elbette gözünü para hırsı bürümüş tipler her zaman olacaktır. ama insanları korkutarak, gdo'lu diyerek zaten evine sokamadığı kırmızı etin yanında beyaz etin girmesini de engellemeyelim.

 

 

Maddi yetersizlikler konusunda kesinlikle haklısın.Keşke adaletli bir düzen olsa.

Dedelerimiz gibi beslenmenin saydığım hastalıklarda pek faydalı olacağını sanmıyorum,faydalı bir beslenme düzenini insanoğlu olarak aslında hiç yaşamadık.Sağlıklı beslenmeye örnek olarak taş devrini vermiş olabilirim ama on bin yıl önceki atalarımızın nasıl beslendiğini tam olarak bilmiyoruz,yapılması gereken bazı durumlarda kalorisi düşük beslenme tarzı da olabilir.Birde maddi imkansızlıklar bir insanın tedavisine engel değildir bana göre.

 

 

Tıbben ömrü uzatan tek uygulama aç kalmak.Ben 5 senedir aralıklı oruç uyguluyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

16 saat önce, kris123 yazdı:

 

 

Şizofreni ve otizm de ortak genlerden biri SHANK3 ve bağırsak mikrobiyomu tedavisi

https://www.spectrumnews.org/news/gut-microbes-may-treat-social-difficulties-autism-mice/

 

 

 

Kaynaktaki yazıyı tam okumadan atmışım.Sızdıran bağırsak teorisini doğruluyor bu yazı.Zaten bağırsak bakterilerinin genetik yapımızı değiştirdiğini bulacak olsalar şimdiye kadar bulurlardı değil mi ? Bu durum otizm de dahil olmak üzere hastalıkların tam olarak genetik olmadığını önemli bir kısmının sızdıran bağırsak kaynaklı olabileceğini gösteriyor.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 03.04.2020 at 14:55, Türk Ateist yazdı:

 

 

Hiçbir şeyin kanıtlı olmadığını farkında biri olarak yazdım bu konudaki iletileri.Kendimde herhangi bir hastalık olmadığı için deneme şansımda yok.

Konu oldukça gereksiz bana göre.Bu abuk sabuk yazılarla bulgularla kimseye bir şeyde  kanıtlanamaz.Sonuç olarak siz haklısınız.

Kanıtlanmadığı sürece bu tedavi şekli uygulanmamalı kesinlikle sizinde dediğiniz gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ketojenik diyet epilepsi yi başarılı bir şekilde tedavi ediyor.Daha önceki iletilerim de anlatmıştım.

Bu durum Hz.Muhammed'in epilepsi olamayacağını gösteriyor.Gerçi bu ateistforum konusu 😃

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 dakika önce, kris123 yazdı:

Ketojenik diyet epilepsi yi başarılı bir şekilde tedavi ediyor.Daha önceki iletilerim de anlatmıştım.

Bu durum Hz.Muhammed'in epilepsi olamayacağını gösteriyor.Gerçi bu ateistforum konusu 😃

İslamda oruç var ve orucun bir çok faydasını bilim doğruluyor zaten. 

Büyük kanıtlarım var diyordun onları anlat neymiş bakalım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, kabara yazdı:

İslamda oruç var ve orucun bir çok faydasını bilim doğruluyor zaten. 

Büyük kanıtlarım var diyordun onları anlat neymiş bakalım.

 

Farkında olmadığını farz ederek yazıyorum ,  günümüzde üretilmiş bütün gıdalar , ilaçlar , ürünler tamamen sahtekarlık usulü ile üretiliyor.(Gıdadedektifi.com a bakabilirsin)

Oruç konusuna gelirsek ben orucun faydalı olduğunu ilk ateist olduğum zamanlar bilmiyordum.Daha sonları özellikle son bir kaç senedir öğrendikçe , bilimsel okuryazarlığı geliştirdikçe modern tıbbın birilerinin çıkarlarına hizmet ettiğini düşünmeye başladım ki zaten Soner Yalçın bile bu şekilde düşünüyor.Ayrıca oruç tutmak sadece hastalıklara iyi gelmiyor zihni de acayip şekilde açıyor,hele 2-3 gün aç kal bak  sen gör nasıl değişim oluyor.

 

İngilizce kaynaklar da okuyorum mesela adam diyor şöyle diyet yaptım şöyle iyileştim yada mesela oruç tuttum şöyle iyi geldi filan tabii ki çok şaşırdım.Araştırdıkça altından modern tıbbın yalan olduğu ortaya çıktı.İlaçlar da dahil !1826584324_EkranAlnts7675.thumb.PNG.a79cc9f57ca3354891fe245d8664bfb9.PNG

 

 

Otizm hakkında doğuştan diyenler tam cahil.Bu konuda en ufak bir bilgileri dahi yok.Bak bu onlardan biri.

 

 

 

 

Tabii ki iyi doktorlar da var.Bunun gibi yüzlerce doktor var otizm  hastalığının asıl sebebini bilen.

 

 

 

Yazmaya devam edeceğim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

564565445545564.thumb.PNG.80f19acc2991961f3f81395173b7e42b.PNG

 

Görüldüğü üzere otizm hastalarının çoğu epilepsi,şizofreni vb. hastalıklardan da müzdarip.Ayrıca bu insanların büyük çoğunluğu konuşamadığı için ne yaşadıkları tam olarak bilinmiyor.Epilepsi ve otizm hastalıklarının aynı genlerden kaynaklı olduğunu doktor bey kendi söylüyor(video üstte) , şimdi bakın ne alıntılayacağım buraya 👍

 

On 04.04.2020 at 16:44, Türk Ateist yazdı:

Arkadaşım, sen okuduğunu anlamıyor musun?

Ben, beslenme veya benzeri başka yollarla bağırsak florasını düzelterek hastalıkları tedavi edemezsin diyorum. Bunu kimse iddia edemez çünkü bu delilik. Bilim dışı.

Beslenme her şeyi etkiler, önemlidir diyen benim zaten. Senin iddian bu değil, sen, psikiyatrinin, tıbbın en eski derdi olan dev gibi hastalıkları bile böyle tedavi edebildiklerini söylüyorsun.

Referansın kim? Canan Karatay, öteki şarlatan Ümit bilmem ne...

 

Bu makalenin linkini verir misin lütfen? Kaynak neymiş,  hangi çalışmaymış bu, hangi dergide yayınlanmış?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
48 dakika önce, kabara yazdı:

İslamda oruç var ve orucun bir çok faydasını bilim doğruluyor zaten. 

Büyük kanıtlarım var diyordun onları anlat neymiş bakalım.

 

@Türk Ateist'in kendisi doktor.Haliyle bilimsel konularda doğruları söylemek zorunda.En başından beri 150 yıllık modern tıbbın bütün bilimlerinin yalan olduğunu söylüyorum.Tabii ki kendisi de kendi bildiği şekilde cevap veriyor , doktorlar kötü insandır demiyorum yanlış anlaşılmasın,bence yanıt verdiğine göre kendisi saygı değer biri.Bunları yanlış anlaşılma olmasın diye yazıyorum.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ketojenik diyet ile tedavi edilebilen hastalıkların bir kısmı :

10000000000000000000000.thumb.PNG.7c07dbfd7da0a5d0bae88e8226231c85.PNG

 

Ketojenik diyetin binlerce yıldır bu hastalıkları tedavi ettiği birçok insan tarafından bilinirken neden modern tıp bunu kabul etmedi ? Burada bir terslik yok mu ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

Probiyotik bir bakteri türünün solucanlarda Parkinson hastalığını tedavi ettiği tespit edilmiş.

 

https://www.cell.com/cell-reports/fulltext/S2211-1247(19)31743-7

 

Dediklerimi kabul etmeleri bir 50 sene daha sürebilir :

 

"This finding warrants further investigation to assess the therapeutic potential of dietary supplements containing B. subtilis to treat patients with Parkinson’s, they noted."

 

Birde şunu şuraya bırakalım.Eski bir haber.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46101584

 

 

 

 

 
tarihinde kris123 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 11.04.2020 at 00:40, kabara yazdı:

İslamda oruç var ve orucun bir çok faydasını bilim doğruluyor zaten. 

Büyük kanıtlarım var diyordun onları anlat neymiş bakalım.

 

Orucun faydası falan yok, bu deli zırvalarını bir geçin artık.

 

12, 13 saat aç kalmak kimseyi öldürmez, ancak susuzluk böbreklere çok fazla zarar verir. Oruç tutanlar, oruç saati sona erdiğinde deli gibi yemek yiyor. Ondan sonra sahur denen zaman diliminde, son derece anlamsız bir saatte bir daha yemek yiyor. Bağırsak düzenleri tamamen bozuluyor, kilo sorunları ortaya çıkıyor vs vs ama bunlar susuzlukla karşılaştırıldığında tolere edilebilir sorunlar olduğu için üstünde durmuyoruz. 

Böbrek hastalıkları dünyada en fazla oruç denen son derece zararlı antik ritüel yüzünden İslam ülkelerinde görülüyor nitekim.

 

Oruç faydalıdır diyen bir doktor varsa ki Müslüman ülkelerde bunlar, hepsi de sahtekardır, şarlatandır ya da dincidir.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

On 11.04.2020 at 01:30, kris123 yazdı:

 

@Türk Ateist'in kendisi doktor.Haliyle bilimsel konularda doğruları söylemek zorunda.En başından beri 150 yıllık modern tıbbın bütün bilimlerinin yalan olduğunu söylüyorum.Tabii ki kendisi de kendi bildiği şekilde cevap veriyor , doktorlar kötü insandır demiyorum yanlış anlaşılmasın,bence yanıt verdiğine göre kendisi saygı değer biri.Bunları yanlış anlaşılma olmasın diye yazıyorum.

 

Ben tıpçı değilim, bu yanlış bilgiyi düzelteyim önce. Konu boyunca akıl sağlığıyla ilgili iddialarınla ilgilendim çünkü alanım bu. 

 

Başlık tamamen çöpe dönmüş, bunu da sen yapmışsın. İnsan uzman olmadığı konularda da fikir yürütebilir ama büyük iddialarda bulunmak, bu alanlar özellikle de tıp, psikiyatri, psikoloji gibi alanlarsa epeyce küçük düşürücü olabilir. 

 

Sen doktor musun, psikiyatr mısın bilmiyorum. Daha doğrusu hakkında böyle bir bilgim veya senin böyle bir beyanın yok ama olmadığın açık. Hiçbir uzman her alanda bu kadar çok iddiada bulunmaz çünkü. Üstelik senin referans aldığın kaynaklar kim olduğu belirsiz insanların yaptığı birtakım videolar, gazeteciler, sonuçlanmamış araştırmalar ve tuhaf birtakım yazarlar. Hepsini tek tek çürütmek delilik olur, çünkü ciddiye alınır yanları yok. 

 

Başlık Tavanarası'na gidiyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 09.04.2020 at 03:59, kris123 yazdı:

 

Epilepsi diyet tedavisini anlatmıştım.Benim anlayamadığım diyet gibi  ucuz bir  tedavi  şekli varken  neden hala  beyin amerliyatı yaptıkları

 

https://www.ntv.com.tr/saglik/direncli-epilepsi-ameliyatla-tedavi-edilebilir,RqoA801NVkS7IKcANnhtlg

 

 

Şaka gibi ya...

Ben de bu vatandaşı ciddiye alıp yanıtlar vermişim...

 

Beyin ameliyatı gibi son derece pahalı ve yüksek enerji isteyen bir yönteme başvurmak hoşlarına gidiyor çünkü... Spor olsun diye yapıyorlar.

 

Allah akıl fikir versin. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 09.04.2020 at 04:42, kris123 yazdı:

Tıbben ömrü uzatan tek uygulama aç kalmak.Ben 5 senedir aralıklı oruç uyguluyorum.

 

Bozuk saat de günde 2 kez doğruyu gösterirmiş.

 

Ne yazık ki ne kadar aç kalırsan kal, senin için pek bir şey değişmeyecek.

 

Hatta mümkünse uzakta dur ağız kokunu almayalım.

 

Son önerim:  "Kronik Açlık"

 

Dene ve halk sağlığına etkiyi gör..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.04.2020 at 22:54, Türk Ateist yazdı:

 

Orucun faydası falan yok, bu deli zırvalarını bir geçin artık.

 

12, 13 saat aç kalmak kimseyi öldürmez, ancak susuzluk böbreklere çok fazla zarar verir. Oruç tutanlar, oruç saati sona erdiğinde deli gibi yemek yiyor. Ondan sonra sahur denen zaman diliminde, son derece anlamsız bir saatte bir daha yemek yiyor. Bağırsak düzenleri tamamen bozuluyor, kilo sorunları ortaya çıkıyor vs vs ama bunlar susuzlukla karşılaştırıldığında tolere edilebilir sorunlar olduğu için üstünde durmuyoruz. 

Böbrek hastalıkları dünyada en fazla oruç denen son derece zararlı antik ritüel yüzünden İslam ülkelerinde görülüyor nitekim.

 

Oruç faydalıdır diyen bir doktor varsa ki Müslüman ülkelerde bunlar, hepsi de sahtekardır, şarlatandır ya da dincidir.

 

Google gir bak faydaları nelermiş diye. Gerçi onlarda yalandır dersin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.04.2020 at 07:11, kabara yazdı:

Google gir bak faydaları nelermiş diye. Gerçi onlarda yalandır dersin.

 

Aynen öyle, ya yalan ya çapıtma ya da dinciler doktorumsular tarafında yazılmış saçma sapan şeyler onlar.

Oruç tutmanın yararı öte yanda dursun, zararı olduğu kesin. Böbrekleri mahvediyor öncelikle. Onca saat, hele de sıcak mevsimlere denk gelmişse susuz kalmak korkunç zararlı. Delilik.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan vücudu, çoğu zaman düzensizlikten fayda sağlar. "Şaşırtma" dedikleri de bu.

Beyin, yeni şeyler öğrendikçe, yeni şeylere maruz kaldıkça yeni bağlantılar geliştirir. Hiçbir uyarana maruz kalmayan, düşünmeyen insan zamanla körelir.

Kaslar, spor yaptıkça ufak ufak yırtılmalara maruz kalır. Tamir olup daha güçlü hale gelirler.

Bağışıklık sisteminin gelişmesi için patojenlere ihtiyaç vardır, en azından vücudun kendisinin savaşabildiklerine.

Sürekli ve düzenli beslenmek sağlıklı bir şey değildir. İnsan vücudu sürekli ve düzenli olarak günde 3 öğün yiyecek şekilde gelişmemiştir. Sürekli böyle beslenmek vücudu tembelleştirir.

 

Esas olan dozdur. Herkes için de bu doz farklıdır.

 

Bu prensibin ardındaki mantık ve matematik ise oldukça ilginçtir, düşünürseniz sistemler arasındaki benzerlikler üzerinden hayatın birçok alanına uygulanabildiği ve uygulandığı görülebilir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

herkes meselenin bi tarafından tutarsa (çoğu zaman tartışmalarda yapılan budur) herkesin haklı çıkma olasılığı yüksektir. örneğin, mevlana'nın bize anlatıldığı gibi biri olmadığı tezine, onun şiirlerinden örnekler vererek aslında mevlana'nın güzel şiirleri olduğu gerçeğini perçinlemiş olursunuz. oysa tartışmayı başlatan kişi mevlana'nın kötü bir şair olduğunu zaten ileri sürmemektedir. bu oruç meselesi de, perhiz kalmanın yararları ya da obur beslenmenin zararları üzerinden tartışılırsa herkes oruç için insan sağlığına yararlıdır diyecektir. bu, meselenin bi tarafıdır. ama özellikle de yılın en uzun, en sıcak günlerinde de aynı şekilde uygulanmasının asla savunulacak bir tarafı yoktur. kişilerin tek tek açlığa karşı direnci farklı olduğu gibi, çok uzun saatlerde vücudun susuz bırakılması ibadet değil adeta vücuda yapılan işkencedir. insanlar bu işkenceye katlanamadıkları için buldukları ilk fırsatta uyurlar. kaldı ki oruç yararlı olduğu için tutulmaz, namaz yararlı olduğu için kılınmaz. inananlar bunu işkence olarak değil yapılması zorunlu birer ibadet olarak görürler.

konforlu bir hayatın insanın doğasına aykırı olduğu kesin. ancak, buradan, oruç sağlığa yararlıdır sonucu çıkarılmamalıdır. muhtemelen dayak yemenin de faydaları vardır ama artık kimse önermiyor :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 19.04.2020 at 02:17, Bir Buçuk yazdı:

İnsan vücudu, çoğu zaman düzensizlikten fayda sağlar. "Şaşırtma" dedikleri de bu.

Beyin, yeni şeyler öğrendikçe, yeni şeylere maruz kaldıkça yeni bağlantılar geliştirir. Hiçbir uyarana maruz kalmayan, düşünmeyen insan zamanla körelir.

Kaslar, spor yaptıkça ufak ufak yırtılmalara maruz kalır. Tamir olup daha güçlü hale gelirler.

Bağışıklık sisteminin gelişmesi için patojenlere ihtiyaç vardır, en azından vücudun kendisinin savaşabildiklerine.

Sürekli ve düzenli beslenmek sağlıklı bir şey değildir. İnsan vücudu sürekli ve düzenli olarak günde 3 öğün yiyecek şekilde gelişmemiştir. Sürekli böyle beslenmek vücudu tembelleştirir.

 

Esas olan dozdur. Herkes için de bu doz farklıdır.

 

Bu prensibin ardındaki mantık ve matematik ise oldukça ilginçtir, düşünürseniz sistemler arasındaki benzerlikler üzerinden hayatın birçok alanına uygulanabildiği ve uygulandığı görülebilir...

 

Merhaba BİR BUÇUK, ben adalet123. Bu doz konusunu biraz daha açar mısın? 

 

Vücudumu belli zamanlarda, düzensizliğe tabi tutup, körelmesini nasıl engelleyebilirim? 

 

Saygılarımla 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, Brad pit yazdı:

 

Merhaba BİR BUÇUK, ben adalet123. Bu doz konusunu biraz daha açar mısın? 

 

Vücudumu belli zamanlarda, düzensizliğe tabi tutup, körelmesini nasıl engelleyebilirim? 

 

Saygılarımla 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Unutma_Eğrisi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ara_verme_etkisi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Aralıklı_tekrarlama

 

öğrenme aşamasında çok sık tekrar gerekli iken öğrendikten sonra uzun süreli hafıza için 6 ay-12 ayda bir eski bilgileri bir sefer tekrarlaman yeterli.

aşağıdaki eğri  öğrenme aşaması  için çizilmiş.

 Belli bir aşamadan sonra bisiklet sürmek gibi unutmuyorsun. :)

 

 rvtiming.png

 

vucut geliştirme ile uğraşanlarda aynı şeyleri söyluyorlar.

çalışmazsan ortalama 6 ayda eski haline dönüyormuş kasların.

 

tarihinde mirasyedi tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...