Jump to content
Ateistforum

Kudurmuş Mevlana'dan Sapıklık Destanı


Recommended Posts

iste böyleee

                   

Buyurun:
_8dJVpZzGad.gif Mustafa Aksoy durumunu güncelledi.
8 Ara 2019 22:03

MEVLANA SAPIGINI TANIYAN ÜSTA YAZARDAN BiiR YAZI.
-----------------------------------------------------------------------------------
Ana Sayfa /

ALLAH'LA "YATAKTA SEVİŞEN" ŞEMS!
-
("Kudurmuş" Mevlâna'dan "Sapıklık" Destanı!)...
-
16 Ocak'ta, "Mevlâna'nın Müridi Nurettin, Nasrettin Hoca'yı Neden Öldürdü /
-
Mevlâna'nın Kitabı
‘Din' mi,
‘Magazin' mi,
‘Porno' mu" başlıklı bir Araştırmam'ı yayınlamıştım.
Her yayınladığım Yazım'da olduğu gibi, okuyanlar "şok" geçirdi…
-
Bunu Kendi Profilim'de ve yönettiğim bir Sayfa'da yayınladım. 750'ye yakın Beğeni-Paylaşım-Yorum'u "orantı"ya vurursak, % 10'u "bu bilgileri daha önceden biliyorduk,
Yatağanbaba (daha ‘çok şeyi' yazmamış olsa da) anlaşılır-derli toplu yazmış, teşekkür ederiz" dedi.

% 80'i ise "şok oldum" dedi.
Geri kalan % 10 da "Allah belânı versin Yatağanbaba,

sapık zihniyet,

edepsiz,

ağzın kırılsın,

alçak,

yazıklar olsun sana Yatağanbaba,

iğrençsin,

edepsizsin" diye "Putu kırılmış Müşrik gibi" böğürdü…
-
Ben aslında "daha çok böğüren olabilir" diye bekliyordum ama demek ki "yıllardır" benim Yazılarım'ı ve Kitaplarım'ı okuyanlarda, bir "Tevhit" şuuru oluştu,

böyle "Şirk" kusan oldu muydu,
"adı ne kadar büyük olursa olsun",

şaşırıp-şok geçirseler de "Tevhit İnancı"ndan "ASLA" TAVİZ VERMİYORLAR ve bilmedikleri konuları "çok çabuk" anlayıp-kavrıyorlar.
-
Şirk'e batmış Müşrikler ise,
"sanki bunları ben söylemişim /

benim Yorumum"muş gibi bana sövüyorlar!
-
Sövenlerin HEPSİNE "tek tek" cevap yazıp, bana attıkları BÜTÜN İFTİRALARINI, "YIRTIK ve ISLAK BİR PAÇAVRA" gibi suratlarına –geri- çarptım!
-
Bu "Kaşarlanmış Müşrikler" eğer ki "kaşınmasaydı", birazdan aşağıda okuyacaklarınızı yazmayacaktım.

Ama bu "Uyuz İtler"in madem ki "uyuzları" kabardı, yani "kaşınıyorlar", o halde ben de "karşırım bu onlari"…
_
Yani bunları zaten bilenlerin ------"Yatağanbaba-------- daha pek çok şeyi yazmamış" dedikleri kısmın bir bölümünü daha yazacağım şimdi...
-
Okuyun ULAN "Mevlâna'ya Tapan" yani "Mevlâna Müşriği" olan "PİSLİK" MÜŞRİKLER!
-

MEVLÂNA DİYOR Kİ:
-
MESNEVİ, "KUR'AN GİBİ ALLAH'TAN VAHİYDiR.
-
DEĞİLDİR" DİYENLER "****** ÇOCUĞU"DUR!!!
-
Ben 16 Ocak'ta yayınladığım o söz konusu Yazım'da, Mevlâna'nın "Allah Muhammed'e Kur'an'ı vahyettiyse, bana da Mesnevi'yi vahyetti, benim Mesnevim de tıpkı Kur'an gibi Allah'tan indirilmiş vahiydir" dediğini yazmıştım.
-
Bu sözüne de, -aralarında Yaşar Nuri Hoca'nın da olduğu- Mevlâna Uzmanı 3 Profesör'ün "Mevlâna burada Kur'an'ın yerine Mesnevi'yi, Peygamber'in yerine de Kendisini koymuştur, bu açık küfürdür" dedikleri sözlerine yer verdim.
-
Kitapları'nın adlarını da, sayfa numaralarına kadar yayınladım.
-
İşin ilginci bu "Şirk Sözleri", Mevlâna'nın Mesnevisi'nin daha en başındaki Önsözü'nün ilk cümlesi"nde yazıyordu!!!

Yazım'a itiraz edenlerden bir-kaçı hemen "o Önsöz oraya SONRADAN sokulmuş olabilir" dedi 1f642.pngdefault_smile.png Oysa ki Yazım'da "sadece Önsöz'de değil,----------Mesnevi'nin TAM 33 yerinde ------------"benim Mesnevim de tıpkı Kur'an gibi Vahiy'dir"---------- diyordu.(vay pizvenk vay)
-
"Hangi birini" birileri "sonradan" sokacak Mesnevi'ye!!!
-
Hatta bu dünyadan habersiz zavallılar,
Konya'da bulunan "Orijinal El Yazmaları"nda da AYNEN BÖYLE YAZIYOR!
-
İşin "daha da" ilginci; sadece

Mevlâna da değil,

Oğlu,

Torunu

ve de BÜTÜN MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI da Mesnevi'nin, TIPKI KUR'AN GİBİ "Allah'tan Vahiy" olduğu iddiasındadır. İşte "kanıtı":
-
Mevlâna'nın bir Dostu gelmiş ve aralarında şu konuşma geçmiş:
-
İnsanlar sana "Mesnevi Allah'tan vahiydir demiş" diye kızıyorlardı, ben de onlara "yok, Mesnevi Vahiy- ama Kur'an değil, Kur'an Tefsiri'dir, Mesnevi Kur'an-Vahiy olur mu hiç dedim" demiş.

Buna çok sinirlenen Mevlâna da o Dostuna; "EY EŞEK benim Mesnevim niye vahiy değilmiş,

EY KÖPEK niye vahiy değilmiş,
EY FAHİŞENİN ÇOCUĞU
niye vahiy değilmiş" dedi,(mevlana demek arabin araplasmislarin Allahinin arkadasi,yoksa baska nasil olabilirki?)
-
Adam giderken de arkasından "benim Mesnevim Kur'an'dan daha büyüktür" diye bağırdı. (Ahmet Eflaki / "Ariflerin Menkıbeleri" Kitabı)
-
"Büyük Alim ve ‘hoşgörü' abidesi" diye YUTTURULAN Mevlâna'ya bakın hele!!! "Mesnevi Allah'tan bir Vahiy değildir, sen kendin yazdın" diyene,
-
"****** Çocuğu" diye küfrediyor!
-
Yani bilin ki, içinizden birisi eğer ki "Allah Muhammed Peygamber'e Kur'an'ı vahyettiği gibi, Mevlâna'ya da Mesnevi'yi vahyettiği YALAN" derse, Mevlâna sizi, sadece

"Eşek ve Köpek" değil,

-otomatikman- "****** Çocuğu" olarak da görüyor!!!
-
Oysa ki -bu anlamda- bir ****** Çocukluğu varsa; elbette "Mesnevi de Kur'an gibi VAHİYDİR" diyen ve diyenlerdir,
-
"Mesnevi –haşa- Kur'an gibi VAHİY DEĞİLDİR" diyenler değil… Yani "****** Çocuğu" olan, "Mesnevi, Kur'an gibi Allah'tan vahyedilmiş bir Kitap" DEĞİDİR diyen bizler değiliz, "benim Mesnevim de Kur'an gibi Allah'tan Vahiy'dir, Muhammed'e Kur'an'ı vahyettiyse, bana da Mesnevi'yi vahyetti" diyen Mevlâna ve Tayfası'dır "******" Çocuğu…(agzina saglik)
-
Neymiş, "Mevlâna hoşgörü abidesi"ymiş!!!

Ne hoşgörüsü, insanları susturup kitabını pazarlayabilmek için "Analarına bile" küfreden "AŞAĞILIK HERİF"İN TEKİ…
-
"CARİYESİ" KİMYA'YI ve de "KARISI" KİRA'YI
ŞEYHİ "ŞEMS'İN KOYNUNA SOKAN" MEVLÂNA!
-

-

16 Ocak'taki o Yazım'da "Mevlâna Mesnevi Kitabı'nda bir Kadın'la eşeğin çiftleşmesini anlatıyor" demiştim.
-
"Sadece bu kadarını" yazdım.
O Mesnevi denen REZALET'te daha "neler var neler", oohhhoooo!!! Sadece 1 örnek verip,

Mesnevi'de Porno,

adamın biri üşenmedi ve bunları tek tek ayıklayıp "Mesnevi'den Erotik Hikayeler" adıyla "kitap" olarak yayınladı.

ULAN "ne" Erotiği, "eşeğin aleti çok büyük olduğu için kadın eşeğin aletine kabak geçirip öyle çiftleşti" diyecek kadar AYRINTILI anlatıyor Mevlâna,
-
Yani "Erotik" falan da değil,
bildiğin "Porno"… (Gerçi "en adi Porno Kitapları'nda bile" bu kadar bayağılık yoktur ya, o da ayrı konu…

-
Hatta MEVLANANIN Mesnevi'de
"Oğlancılık-
İbnelik"le ilgili de dolu Hikaye var.
-

-
Mevlâna Eşekli Seksli-İbneli "Din" Kitabı'nda bunları yazar da, Oğlu, Torunu ve de Tarikatı "durur" mu, durmaz tabi, çünkü "İmam hafiften yellense, Cemaat yellenmekle de kalmaz(altina sicar)
olduğu gibi altına eder" demişler…
-

-

16 Ocak'taki Yazım'da, "Oğlu'nu sevmesine rağmen, Mevlâna'nın, Cariyesi Kimya'yı Oğlu'yla değil de Şems ile evlendirdiğini" yazmıştım.
-
Daha fazlasını yazmamıştım.
Fakat "madem ki" Mevlâna Müşrikleri "kaşınıyor", o halde "devamını" da yazacağım.
-
-

İş sadece "Kimya Hatun"la bitmiyor, işin bir de "Kira Hatun" boyutu var!
Kimya "Mevlâna'nın Cariyesi"ydi,
peki "Kira" kim ve Mevlâna "ne" yapıyor?!
Eflaki'nin "Arifler'in Menkıbeleri" Kitabı'ndan aktarmaya devam ediyorum, bakın "ne" yazıyor:
-
Yine Arifler'in Sultanı Arif Çelebi,
Sultan Veled'ten rivayet etti.
Bir gün Mevlana'nın Hocası Şems, haz almak amacıyla "güzel bir sevgili" istedi,
babam da (yani Mevlâna) "güzel karısı Kira Hatun"u tutup ona götürdü!!! ("Kabalcı" Yayınları / Sayfa: 474)
-
"Büyük Mevlânaları"na bak hele!!! "Nikâhlı Karısı"nı Hocası Şems'in koynuna sokmuş!
Bu şimdi "Hocalık" mı?
Hayır, bu "Deyyusluk"tur,
çünkü "karısını kıskanmayana" Deyyus denir!
-
-

CARİYESİ KİMYA da, KARISI KİRA da "YETMİYOR",
MEVLÂNA "ALLAHI" da "ŞEMS'İN KOYNUNA" SOKUYOR!!!
-

-
Aynı Kitap'ta şu olay da yazıyor –özetleyerek- aktarıyorum:
-
Yine Sultan Veled'ten nakledilmiştir.
-

Şemsi Tebrizi'nin Kimya adında bir karısı vardı. Birgün Şems Hazretleri'ne kızıp Meram Bağları tarafına gitti. Mevlâna Hazretleri Medrese'nin kadınlarına işaret ederek, "haydi gidin Kimya Hatun'u buraya getirin, Şems'in gönlü ona çok bağlıdır" buyurdu.
-
Bunun üzerine kadınlardan bir grup onu aramaya hazırlanırken, Mevlâna da Şems'in yanına girdi.
-

Şems Kimya Hatun ile konuşup-oynaşıyordu.
Mevlâna bunu görünce hayrette kaldı,
çünkü onu aramaya hazırlananlar henüz gitmemişlerdi.
-
Mevlâna dışarı çıktı,
BU KARI-KOCANIN OYNAŞMALARINA engel olmamak için, Medrese'de aşağı-yukarı dolaştı.
Sonra Şems "içeri gel" diye bağırdı. Mevlâna içeri girdiğinde Şems'ten başkasını göremedi, "az önce Kimya Hatun'la oynaşıyordun, kapıdan çıkan da olmadı ama şimdi tek başınasın" diyerek "bunun sırrını" sordu.
-
Şems "Yüce Tanrı beni o kadar çok sever ki, istediğim şekilde yanıma gelir, senin gördüğün Kimya değil ‘Allah'tı" dedi !!! (Safya: 480)

Yani Mevlâna'nın Hocası olan Şems, o sırada Kimya'yı değil Allah'ı "düzüyormuş"…
"Ne Şems"miş arkadaş. Adam Mevlâna'nın "Cariyesi'ni ve Karısı'nı almakla yetinmemiş,
Allah'ı da koynuna alıp sevişiyor.
Bunları da Mevlâna,
Oğlu,
Torunu,
Tarikatı;
"Mesnevi" ve "Ariflerin Menkıbeleri" Kitabı'nda anlatıyorlar!!!
-
"ARİFLERİN MENKIBELERİ" KİTABI'NIN "UYDURMA
OLMADIĞI"NIN KANITI: MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI!
Şimdi Mevlâna Müşrikleri hemen "olur mu öyle şey, bu ‘Arifler'in Menkıbeleri' Kitabı'nı yayınlayan ---------‘Kabalcı Yayınları' bunları uydurmuştur" diyebilirler.
-
İyi de, bu kitap taaaa 1950'lerde DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI tarafından da basıldı 1f642.pngdefault_smile.png(oooohaaaaaaaa,müslüman DEMOKRAT partiye bakin)
-
Buna da diyebilirler ki "Diyanet İşleri Başkanlığı uydurmuştur", iyi de bu "Arifler'in Menkıbeleri" Kitabı, 1950'de Diyanet'in basımından da önce hatta "asırlardır" BÜTÜN MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI'nda okutuluyor!
-

-
Buna da "o zaman bu Kitap'ı yazan Ahmet Eflaki bunları uydurmuştur" diyebilirler.
-
Size ASIRLARDIR MEVLEVİLER'İN "BAŞUCU" KİTABI OLAN bu "Arifler'in Menkıbeleri" Kitabı'nı Ahmet Eflaki'nin "nasıl" yazdığını özetleyeyim:
-
"Ciddiyeti"yle bilinen Kâtip Çelebi,
"Ahmet Eflaki bu Kitabı Ulu Arif Çelebi'nin emriyle yazdı" diyor.
-
Ulu Arif Çelebi "kim" peki?
Mevlâna'nın Torunu…
Katip Çelebi "Ulu Arif Çelebi ‘ben babamdan yani Sultan Veled'ten dinlediklerimi sana anlatayım,
-
sen de yaz bunu ve kitap haline getir dedi" diyor.
-
Yani bu "Mevlâna, Şems'in koynuna Karısı Kira'yı soktu" diyen, yetinmeyip
"Allah Kimya Hatun kılığında Şems'in koynuna girdi ve Şems de Allah'ı becerdi" de diyen bu Kitap'ta yazanları; Mevlâna'nın Oğlu Sultan Veled,
-
Oğlu Ulu Arif Çelebi"ye, o da Ahmet Eflaki'ye anlatmış ve "böyle" yazılmış. ("Yazılış özeti" böyle, "ayrıntılı" öğrenmek isteyenler, Diyanet İşleri Eski Başdanışmanı Ali Akın Hocamız'dan öğrenebilirler.)
-
Mustafaaaaa:Gördünüzmü kuraandan daha kkutsak olan kitaplari yazan coh coh kutsal insanlari.Bu DÜMBÜKLER depedüz Islam kisvesi altinda ALLAHLA girgir geciyorlar.Müslümanlarii cahal ve salakliklarindan istifa ediyorlar.
Cahal dediysen okumamislar deygil birkac ünlversite bitirip mevlana hakkinda arastirma yapmadan onun MA-----------DI aliyesini YALAYA YALAYA dilini zarr eden bizleriz)
-
Yani "uydurmuş" olsa bunları anlatan Ulu Arif Çelebi Ahmet Eflaki'nin "gırtlağına" sarılırdı "dedeme iftira attın, ben bunları sana anlatmadım" derdi. DEMEMİŞTİR,
-
Mevlevi Tekkeleri'nin / Teşkilatı'nın da kurucusu olan ve bunları anlatan Ulu Arif Çelebi, Tekkeleri dahil HER TARAFTA Ahmet Eflaki'nin bu kitabını OKUTMUŞTUR! Hatta bu Ahmet Eflaki sadece Mevleviler arasında "güvenilir" de değildir, aynı zamanda "Milli Eğitim Bakanlığı" da çok güvenmektedir ve yayınladığı 10 ciltlik "İslâm Ansiklopedisi"nde, "Mevlâna'nın Hayatı"nda KAYNAK olarak Ahmet Eflaki'yi vermiştir.
-
Özetle; söz konusu kitap;

Mevlâna'nın Oğlu,
Torunu,

bütün Mevlevi Tarikatı-Teşkilatı

ve de Diyanet İşleri Başkanlığı

ile Milli Eğitim Bakanlığı dahil HERKESE GÖRE "DOĞRU-GÜVENİLİR" Kitap'tır

ve de Mevlevilerce ASIRLARDIR okunmaktadır.

Ki zaten içeriği de "baştan-sona" da Mevlâna'ın "Şirk ve Küfür" Kitabı Mesnevi'ye uygundur.
-
.
BESTAMİ'DEN, İMAM RABBANİ'YE "SAPIKLIK" ÖRNEKLERİ:
-
"OĞLANCI / İBNE"
SAPIK EVLİYA ve ALLAH'I "KADIN'IN
BACAK ARASINDA" GÖREN SAPIK EVLİYA!--
-
"Bunların artığı" olan Cübbeli Ahmet de
-
"Allah ete-kemiğe büründü ve Mahmut diye göründü" diyor!!!
-
Yani Allah Cübbeli'nin Hocası'nın kalıbına girmiş! Eee, Allah Mahmut'un kalıbına girince / görününce / tecelli edince, artık Mahmut Hoca Hazreteleri "NE" DERSE, "ALLAH" DEMİŞ OLUYOR, "sıkıysa" itiraz et.
-

-
Sadece bunlar da değil ki, Beyazıt Bestami adında ve Evliya'dan bir "Büyük Veli" diye yutturulan,
"Cehennem de nedir la üstüne Hırkamı atsam bile söndürürüm" diyecek kadar "sıyırmış" biri de, sürekli olarak "çıtır-parlak OĞLAN ÇOCUKLARI'na bakıyordu.
-
"Niye sürekli bu daha bıyıkları bile terlememiş Oğlan Çocukları'na bakıp duruyorsun" diye kızdıklarında da "Allah bana bıyıkları terlememiş Oğlan Çocukları şeklinde görünüyor" cevabını veriyordu!!!
-

Eeeeeee,görüyürspnuz dimi müslümanlarin baslarindakileri AMAN DiKKAT sonra seyinizdende olursunuz TANRII korusun.

Adam Cinsi Sapık ve Oğlan Çocukları'na meyilli, bunu "Allah" diye yutturuyor.
-

Bahsettiğim bu Mevleviler'in "Başucu" Kitabı'nda Şems de "Allah Bestami'ye Delikanlı Oğlan şeklinde görüldüğü gibi, bana da Kadın şeklinde görülüyor" diyor!!!
-
Daha da adileşenler var,
İmam Rabbani'nin kitabında da "Allah, Kadın'ın BÜTÜN UZUVLARIYLA göründü" diye yazıyor.
-

-
Allah bana "kadının vajinası şeklinde göründü" diyen BÜYÜK EVLİYA (!) dolu.
-
Bunlar "Evliya" yani "Allah'ın Dostları" falan değil
"Şeytan" diyeceğim ama Şeytan bile "bu kadar" alçalmadı.
-
Bunlardan değil Allah Dostları yani Evliya, "Şeytan Piçi" bile olmaz!
-
Kerhane'de çalışan ******lar bile, bunlarla kıyaslandığında "Evliya" gibi kalırlar!...
-
Bunların "Ahlâksızlık ve Namussuzlukları"nı anlatabilecek "kelime" yok Dünya Litaratürü'nde…
-
Allah ya "Kadın'ın bacak arasında" görünüyor bunlarda,
ya "Çıtır Oğlan Çocukları"nda…
-
"Kadın-Seks Manyaklıkları"nı da "Oğlancılık / İbnelik / Gay / Homoseksüellikleri"ni de ÖRTMEK için "Allah Kılıfı"nı geçiriyorlar. Allah bunlarda ha bire "Kadın", "Oğlan", "Mahmut Efendi" halinde görünüyor.
-
Mevlâna gibi otur
"eşekli-kadınlı-çiftleşmeli-****li" kitap yaz,
sonra da "la ben bunu kendimden yazmadım, bu Allah'tan vahiydir" de,
-
dersin tabi, bu klasik "Hulûl İnancı"dır,
yani Allah bedenlerine girer ve artık "ne söylese ve yazsalar" Allah yazmış olur.
-
Oğlan'la sevişirler "Allah olarak göründü" derler,
Kadın'la zina ederler "Allah bana kadının cinsel oraganı olarak göründü" derler…
-
Hızlarını alamazlar "Allah'ın KENDİSİNİ" de "Kimya Hatun" olarak yatağa atıp-sevişirler!!! "Allah bolluğu" vardır bunların "Mecusilik Mezhebi ve Meşrebi"nde…
-
Sonra da "ay şekerim Yabancılar bile Mevlâna'yı ziyarete geliyorlar,
ne büyük bir adam…
" Gelirler tabi
Hristayanlar'da,
"Baba-Oğul-Kutsal Ruh" diye "onlarda da" Allah bolluğu var.
-
Hristiyanlar'la-Mevleviler "tencere-kapak" misali birbirlerini "bulmuşlar"…
-
.
DEVLET "PARA İÇİN" MEVLÂNA'NIN
BU SAPIKLIKLARINA GÖZ YUMUYOR!
-
İşin "en kötüsü" Devlet de bu "rezillikleri" biliyor.
Çünkü 16 Ocak'taki Yazım'da alıntı yaptığım Profesörler'den birine bir Devlet Görevlisi yazdığı mektupta "iyi de, bunları Dünya'ya açıklayalım da ‘gelirimizden' mi olalım,
-
Mevlâna'yı ziyarete Yerli ve Yabancı o Kadar cok Turist geliyorki" dedi.
-
Yani Mevlâna sadece "Şıyhı'nın koynuna Allah'ı sokan" bir SAPIK, "Mesnevim'e Allah'tan Vahiy değil diyenler ****** Çocuğudur" diyen bir EDEPSİZ-KÜFÜRBAZ, "Kendi Karısı'nı da Şeyhi Şems'in koynuna sokan" bir DEYYUS da değil sadece,
-
aynı zamanda Mevlâna bir "Ticari Meta"… Devlet "para için" bu Şirk-Küfür-Sapık adamı ve kitaplarını koruyor.
-
Hadi İktidarınız'la Muhalefetiniz'le Mevlâna'yı anmak için her sene koşun siz "Şebiarus Törenleri"ne. Allah'tan utanmazlar.
-
Ben 16 Ocak'taki Yazım'da boşuna demedim "Mevlâna'nın Kitapları'nı çoluk-çocuğunuza okutmayın" diye…
-
Bu "Şirk ve Sapıklık Dini"ne BULAŞMAYIN,
"Tevhit Dini"nden SAPMAYIN,
okuyacaksanız, aydınlık da değil sade APAYDINLIK olan "Kur'an-ı Kerim"i okuyun,
-
Tevhit'ten saptınız mı sizin KURTULUŞUNUZ YOK!...
Sadece Mesnevi'yi de değil, Mevlâna hakkında Oğlu-Torunu'nun anlattıklarından oluşan bu "Arifler'den Menkıbeler" Kitabı'nı da okutmayın çoluk-çocuğunuza,

"Diyanet'in bastırmış olmasına" kanmayın… Çünkü değil "İnsanlık" Tarihi,
Değil "Din" Tarihi,
"Ateist" Tarihi bile "böyle rezillik-sapıklık" görmedi-kaydetmedi.
-
Özetle; bana "küfreden" Mevlâna Müşrikleri; "Putunuz Mevlâna'ya göre", sadece yazdığı Mesnevi "Allah'tan vahiy" de değilmiş, Hocası Şems de "Allah'la sevişmiş"… Alın "Allah'ı Şems'in koynuna sokan" bu Mevlânanız'ı "nerenize" sokarsanız sokun, hatta sığdırabilirseniz "götünüze" sokun!..
-
Becerip-düzmediğiniz bir "Allah" kalmıştı, sonunda onu da yatağa atıp hallettiniz. ALLAH TOPUNUZUN "BİN BELÂSINI" VERSİN.

Murat Yatağanbaba

İlgili Olay:
Mevlana ve Mesnevi

Mustafa:Gördünüzmü sey edilmemis bir ULU gücümüz vardi SÜPER dindarlarimiz onuda yataga attilar.DEVLETÜ ALiYE,VELiYE hatta DELiYE duyurulur.Benden bukadar
83 yasinda DEDENÜZ

tarihinde Türk Ateist tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

sayın tolon dede 

güneş balçıkla sıvanmaz bulut ile de kapanmaz kapansa da geçicidir 

mevlana bir güneştir sıcaklığı ve ışığı ile ta japonyanın  o güneşten gözleri kamaşmış çekikleşmiş japonlarıda kelebek gibi ona koşar

avrupa afrikadan  da ona gelirler

güneş üflenmekle sönmez

bir kelime farça bilmeden mesnevi mevlana uzmanı kesildi millet

eh bu kadar uzmanlıktanda bunlar çıkar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

iste böyleee,

                    

 

 
04.12.2005 - Selçuk Üniversitesi'nden Prof. Mikail Bayram'ın Mevlana Celadeddin-i Rumi ile ilgili 'Kendi öz oğlunu ve Nasreddin Hoca'yı öldürttü' sözlerine ...

Videos

image.jpeg.a9db83ed0f4a5c353fc7080d06d3388d.jpeg
 
 
Katipzade
YouTube - 15.05.2018
mqdefault.jpg?sqp=-oaymwEFCNQBEHY&rs=AMz
 
 
cengizhan türk
YouTube - 07.02.2014
mqdefault.jpg?sqp=-oaymwEFCNQBEHY&rs=AMz
 
 
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
YouTube - 03.01.2019
Webergebnisse
29.04.2002 - Dr. Mikail Bayram, Mevlana'nın Şems ile birlikte Moğol işgalcilerle işbirliğini yaptığını belirtirken, Konya Turizm Müdürü İbrahim Tekbaş ise bu ...

image.jpeg

image.jpeg

image.jpeg

image.jpeg

image.jpeg

image.jpeg

Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok yaşa sen Tolonbey... Ömrümüz sapık mevlanayı anlatmakla geçti, ama müselman "anlamam" diyor. Anlamazsan git "Mesnevi"yi oku diyoruz, "okumayı sevmem" diyor. Öküze çare yok, ama bir umut çaba gösteriyoruz, belki birinin kafasında soru işareti canlanır diye... 

Link to post
Sitelerde Paylaş

freudcu kafa anne ile evladı arasındaki  saf halis masum rabıtayı bile cinselikle bağdaştırır

oysa sevgi çeşit çeşit kişi annesini ayrı sever kız kardeşini ayrı sever arkadaşını ayrı sever  büyüklerini ayrı sayar sever eşini dostunu ayrı sever

hepsi sevgi ama beyaz ışıktaki 7 farklı reng gibi frekansları farklı 

şems mevlana yı anlamak için öyle uyduruk bir kaç kişinin ilk 17 beyit tercümesi yetmez farsça bilme kudretin var ise mesnevi i mevlanayı öyle okuyacaksın

gör bak o deryada ne inciler mercanlar saklı  öyle kumsalda derya kıyısında dolaşıp boş salyangoz kabuklarının sesini dinlemekle ne işitilir ne görülür

dalmayı bilen  vurguna dayanıklı dalgıç o deryanın en derin yerine dalar o inci mercanları o zaman görür toplar

 

hz mevlana nın bir sözü ile yazalım: derya da su çok tur diye hepsi bir maşrabaya sığmaz her kes hacmi kadar deryadan su alır .

 

***

not: farsça bilmeyenlerde tahirül mevlevinin mesnevi şerhine bakabilirler bakalım ne anlayacaklar ya ondan da şüpheliyim:)

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
iste böyleee,
                   

 

  •  

5 sene ago 10 ay ago

Mevlana’nın Mesnevideki Müstehcen Hikayeleri


 
by ilkay AYDIN 5 sene ago10 ay ago
8Şehvetin Sonu – Mesnevi (Cilt 5 1335-1420 )Bir halayık (câriye, hizmetçi) şehvetin çokluğundan hırsının fazlalığından bir eşeği kendisine alıştırmıştı. O eşek kendisine yakınlaşmayı ‘âdet edinmiş insâna yakın olmayı öğrenmişti.1335. O hilebaz halayığın bir kabağı vardı. Eşek kendisine ölçülü yaklaşsın diye kabağı eşeğin aletine takardı. Yakınlaşma zamanında aletin yarısı girsin diye bu işi yapmaktaydı. Çünkü eşeğin aleti(siki) tamamı ile girse rahmi de parçalanırdı damarları da.1340. Onda hiçbir illet görünmedi kimse bunun iç yüzünü haber veremedi. Kadın bu işin aslını adamakıllı araştırmaya başladı. Eşeğin haline dikkat edip dururken bir de ne görsün? O halayık eşeğin altına yatmıyor mu? Bunu kapının yarığından gördü bu hale pek şaştı.1345. Eşek erkekler kadınlara nasıl yakınlaşırsa aynen onun gibi halayığa yakınlaşmış işini becermekteydi.1350. Sustu halayığa hiçbir şey söylemedi. Bu işe tamah ettiği için işi gizledi. Halayık bütün fesat aletlerini gizleyip kapıyı açtı. Yüzünü ekşitip gözlerini yaşartarak dudaklarını oynatmaya başladı güya oruçluyum demek istiyordu. Eline sapı yıpranmış bir süpürge aldı develerin yatması için ahırı süpürüyor göründü. Elinde süpürge kapıyı açınca kadın dudak altından seni usta seni dedi.1355. Yüzünü ekşittin eline süpürgeyi aldın iyi. Fakat yemeden içmeden kesilmiş eşeğin hali ne? İşi yarıda kalmış öfkeli aleti oynayıp durmada. Gözleri kapıda seni beklemede.. Bunu dudağı altından söyledi halayıktan gizledi. Onu suçsuz gibi ululayıp Dedi ki: Tez çarşafını başına al. Filan eve git benden selam söyle. Şunu söyle böyle yap şöyle et. Neyse ben kadınların masallarını kısa kesiyorum.1365. Şehvet isteği gönlü sağır ve kör yaptı mı eşeği bile Yusuf gibi nurdan meydana gelmiş bir ateş parçası gösterir. Nice ateşten sarhoş olmuşlar vardır ki ateş ararlar kendilerini de mutlak nur sanırlar. Yalnız Tanrı kulu böyle değildir. Yahut da Tanrı birisini çeker çevirir de yola getirir yaprağı döndürür bu da başka! Böyle olan o ateş hayali bilir o hayalin yolda eğreti olduğunu anlar. Hırs çirkinleri güzel gösterir. Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.1370. Şehvet yüz binlerce iyi adı kötüye çıkarmıştır. Yüz binlerce akıllı fikirli adamı şaşkın bir hale getirmiştir. Bir eşeği bile Mısır Yusuf’u gibi güzel gösterdikten sonra o çıfıt bir Yusuf’u nasıl gösterir? Pisliği afsunu ile sana bal göstermede iş inada bindi mi balı nasıl gösterir? Bir düşün artık. Şehvet yemeden olur az ye. Yahut bir kadın nikahla da kötülükten kaç. Yedin içtin mi şehvet seni harama çeker. Ele gireni elbet harcetmek gerektir.
 

1380. Kadın kapıyı kapadı sevine sevine eşeği kendisine çekti cezasını da tattı ya! Eşeği çeke çeke ahırın ortasına getirdi. O erkek eşeğin altına yattı. O kahpe de muradına ermek üzere halayığın yattığını gördüğü sekiye yatmıştı.

1385. Eşek ayağını kaldırıp aletini daldırdı. Eşeğin aletinden kadının içine bir ateştir düştü. Alışmış eşek kadına abandı aletini ta hayalarına kadar sokar sokmaz kadın da geberdi. Eşeğin aletinin hızından ciğeri parçalandı damarları koptu birbirinden ayrıldı. Soluk bile alamadan derhal can verdi. Seki bir yana düştü o bir yana. Ahırın içi kanla doldu kadın baş aşağı yıkıldı öldü. Kötü bir ölüm kadının canını aldı.

1390. Kötü ölüm yüzlerce rezillikle gelip çattı babacığım. Sen hiç eşeğin aletinden şehit olmuş insan gördün mü? Kur’an’dan rezillikle azap edilmeyi duy da böyle kepazelikle can verme. Bil ki bu hayvan nefis bir erkek eşektir. Onun altına düşmekse ondan daha kötü ve ayıp bir şeydir. Nefis yolunda benlikle ölürsen bil ki hakikatte sen de o kadın gibisin. Tanrı nefsimize eşek sureti vermiştir. Çünkü suretler huylara uygundur.

Hacı Bektaşı Veli ile Ahi Evran ilişkisi için buraya tıklayın.

Mesnevi  Cilt 5 3716-3736

ŞEHİT OLMAK 

3716. Zengin bir adam vardı. Bu adamın da zühre yanaklı ay yüzlü gümüş bedenli bir kızı vardı. Kız kendini bildi babası onu kocaya verdi. Fakat kocası kızın dengi değildi. Kavun karpuz oldu sulandı mı yarmazsan telef olur gider. Babası da kızın baştan çıkmasından korktu da onun için onu dengi olmayan birisine verdi.

3720. Kızına dedi ki: Kendini kocandan koru sakın gebe kalma. Ne yapayım? Bu yoksula seni vermek zorunda kaldım. Bu adamı garip say garipte vefa olmaz. Ansızın her şeyi bırakır kaçıp gider. Çocuğu başına dert olur kalır. Kız dedi ki: Babacığım dediğini tutarım öğüdün pek doğru kabulüm. Babası her iki üç günde bir kere kızına aman ha sakın diye öğüt veriyordu.

3725. Derken kız birdenbire gebe kalıverdi; ikisi de gençti. Kız bunu babasından gizledi. Çocuk karnında beş yahut altı aylık oldu. Artık iyiden iyiye belli oldu. Babası dedi ki: Bu ne? Ben sana ondan kendini koru demedim mi? Öğütlerim yel miydi ki hiç sana tesir etmedi? Kız baba dedi nasıl tahammül edeyim? Erkekle kadın şüphe yok ki ateşle pamuk.

3730. Pamuk ateşten nasıl çekinebilir? Yahut da ateş nasıl olur da pamuğu yakmaz çekinir? Babası dedi ki: A kızım ben sana onun yanına gitme demedim. Yalnız menisinden kendini koru dedim. Tam zevk anında onun beli gelirken kendini çekmeliydin. Kız peki beli ne vakit gelecek ben ne bileyim? Bu pek gizli bir şey anlaşılmaz ki dedi. Babası gözleri süzüldü mü anla ki beli geliyor deyince

3735. Kız dedi: Onun gözü süzülünceye kadar benim bu iki gözüm de kör oluyor a baba! Her bayağı akıl hırs ve öfke zamanı yerinde durmaz ki!

 

Mesnevi – Cilt 5 (3831-4025) nolu beyitler

AY YÜZLÜ

Bir kovucu Mısır halifesine Musul padişahının: huri gibi bir cariyesi olduğunu söyleyip dedi ki: Onun bir cariyesi var ki âlemde onun gibi güzel yok. Güzelliğinin haddi yok söze sığmaz anlatılmaz ki. İşte resmi şu kâğıtta bir bak! O ulu halife kâğıttaki resmi görünce hayran oldu elindeki kadeh düştü.

3835. Derhal Musul’a büyük bir orduyla bir er gönderdi. Eğer o ay parçasını sana teslim etmezse orasını tamamıyla yak yık. Verirse bir şey yapma bırak yalnız o ay parçasını getir de yeryüzündeyken ayı kucaklayayım dedi. Er binlerce Rüstem’le davul ve bayraklarla yola düştü Musul’a yollandı. Sayısız asker şehri mahvetmek üzere tarlama çevresine üşüşen çekirgeler gibi oraya üşüştüler.

3850. Elçi gelip maksadı söyleyince o erkek padişah dedi ki: Bu suret eksik olsun tez götür. Ben iman ahdında puta tapanlardan değilim. Putun puta tapanda olması daha doğru. Elçi kızı getirince o yiğit er derhal âşık oldu. Aşk bir denizdir gökyüzü bu denizde bir köpük. Aşk Yusuf’un havasına kapılan Zeliha gibi insanı hayran eder. Gönüllerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı.

3860. O yiğit er de kuyuyu yol sanmış çorak yerden hoşlanmış oraya tohum ekmeye kalkışmıştı. O yatıp uyuyan rüyada bir hayal görür onunla buluşur düşü azar. Uyanıp kendine gelince görür ki o oyunbazlık uyanıkken olmamış. Vah der beyhude yere erlik suyumu zayi ettim o işveli hayalin işvesine kapıldım. O yiğit er de beden yiğidiydi asıl erliği yoktu. O yüzden erlik tohumunu öyle bir kuma saçtı gitti.

3865. Aşk bineği yüzlerce gemi atmış ölümden bile korkmam diye nara atmaktaydı. Aşk ve sevdada Halifeden pervam bile yok. Varlığımla ölümüm birdir bence diyordu. Fakat böyle ateşli ateşli ekmeye kalkışma. Bir iş eriyle danış. Fakat meşveret nerde akıl nerde? Hırs seli adama yıkık yerleri kazdırır tırnaklarını uzatır. Bir güzele âşık olanın önünde de sed vardır ardında da. Öyle adam artık önünü ardını az görür.

3875. O yiğit er de Musul’dan döndü yola düştü. Yolda bir ormana bir yeşilliğe geldi. Aşk ateşi öyle bir parlamıştı ki yerle göğü fark etmiyordu. Çadır içinde o ay parçasına kastetti. Akıl nerde Halifeden korkma nerde? Şehvet bu ovada davul dövdü mü akıl dediğin ne oluyor ki a turp oğlu turp: Yüzlerce halife o anda o erin ateşli gözüne bir sinekten aşağı görünür.

3880. O kadına tapan er şalvarını çıkarıp cariyenin ayakucuna oturdu. Aleti dosdoğru gideceği yere giderken orduda bir gürültü bir kızılca kıyamettir koptu. Er sıçradı götü başı açık bir halde ateş gibi Zülfikar elinde dışarı çıktı. Birde ne görsün ormandan kara bir erkek aslan kendisini ordunun içine kapmış koy vermiş. Atlar ürküp köpürmüşler her çadır ve ahır yeri yıkılmış herkes birbirine girmiş.

3885. Erkek aslan ormanın gizli bir yerinden fırlamış havaya deniz dalgası gibi tam yirmi arşın sıçramıştı. Er pek yiğitti aldırış bile etmeden sarhoş bir erkek aslan gibi aslanın önünü kesti. Kılıçla bir vurdu başını ikiye böldü. Derhal o ay yüzlü dilberin bulunduğu çadıra koştu. O hurinin yanına gelince aleti hâlâ dimdikti. Öyle bir aslanla savaştı da erliği yine sönmedi hâlâ ayaktaydı.

3890. O tatlı ve ay yüzlü güzel onun erliğine şaşıp kaldı. istekle ona kendisini teslim etti. O anda o iki can birleştiler. Bu iki canın birbirleriyle birleşmesi yüzünden gayıptan bir başka can gelir erişir. Kadının rahminde meniyi kabule mâni bir şey yoksa bu can doğuş yol ile gelir yüz gösterir. Her nerde iki adam sevgiyle yahut kinle birleşseler bir üçüncü can mutlaka doğar.

3900. Kadının canı da kıyamet gününü bekler erkeğin canı da. Bu âlemde emeklemen nedir ki? Daha çabuk adım at. O er o yalancı sabah yüzünden yolunu kaybetti de sinek gibi ayran kabına. düştü işte. Birkaç gün murat alıp murat verdiler. Fakat sonra o büyük suçtan pişman oldu. Ey güneş yüzlü bu işe dair Halifeye bir şey söyleme diye cariyeye yemin verdi. Halife cariyeyi görünce sarhoş oldu onun tası da damdan düştü. Halife buluşmayı diledi bu maksatla o cariyenin yanına gitti. Onu andı aletini kaldırdı. O cana canlar katan o sevgisini gittikçe artıran güzelle buluşmaya niyetlendi. Kadının ayakları arasına oturdu. Oturdu ama takdir zevkinin yolunu bağladı.

3945. Farenin catırtısı kulağına değdi. Aleti indi uyudu şehveti tamamıyla kaçtı. Bu ıslık yılan ıslığı olmasın çünkü hasır kuvvetle oynamakta dedi. Cariyeciğin Halifenin şehvetinin zayıflığını görüp o beyin kuvvetini hatırına getirerek gülmeye başlaması ve Halifenin bu gülüşten bir şey anlaması.. Cariye Halifenin gevşekliğini görünce kahkahalarla gülmeğe başladı. O erin aslanı öldürüp geldiği halde hâlâ aletinin inmediğini hatırladı. Kahkahası arttıkça arttı uzadıkça uzadı. Kendini tutmaya çalışıyordu ama bir türlü dudaklarını kapatamıyordu ki.

3950. Esrara alışık olanlar gibi boyuna gülüyordu. Kahkaha kârına da üstün gelmişti ziyanına da. Ne düşündü aklına ne getirdiyse fayda vermedi; aklına getirdiği şeyler de gülmesini artırıyordu. Sanki bir selin bendi birden yıkılmıştı. Ağlayış gülüş gönlün gamı neşesi.. Bu ki her birinin ayrı bir madeni vardır. Her birinin bir ayrı mahzeni vardır ve o mahzenin anahtarı kapalı kapılan açan Tanrı’nın elindedir. Bir türlü gülmesi dinmiyordu. Nihayet Halife alındı huysuzlandı.

3955. Hemencecik kılıcını kınından sıyırdı. Habis dedi NEDEN gülüyorsun? Söyle. Bu gülüşten gönlüme bir şüphe düştü. Hileye kalkışma doğru söyle.Yalanla beni kandırmaya kalkışırsan yahut boş bir bahane icat edersen Ben bunu anlarım gönlümde bunu anlayan bir nur vardır. Doğruyu söylemek gerek vesselam. Bil ki padişahların gönüllerinde ulu bir ay vardır. Bazı bazı gaflet yüzünden bulut altına girer ama ehemmiyeti yok.

3965. Cariye âciz kalınca ahvali anlattı. O yüz Zâl’e bedel olan Rüstem’in erliğini söyledi.Yoldaki gerdeği o sırada vukua gelen halleri bîr bir nakletti. Erin kılıcını çekip gidişini aslanı öldürdükten sonra gelişini aletinin hâlâ gergedan boynuzu gibi ayakta olduğunu söyledi. Ondan sonra namuslu Halifenin gevşekliğini ve farenin bir çıtırtısından aletinin söndüğünü görünce dayanamayıp güldüğünü bildirdi. Tanrı sırları meydana çıkarır. Mademki sonunda bitecek kötü tohum ekme. Padişahın işi anlayınca o hıyaneti örtüp affetmeyi ve kendisinin Musul padişahına zulmettiği için «Kim kötülük ederse kendine eder» ve «Şüphe yok rabbin gözetleme yerindedir seni görür» âyetleri mucibince bu kötülüğe uğradığını anlayıp intikam almaya kalkışırsa bu zulüm ve tamahın cezasını çektiği gibi o intikamın cezasına da uğrayacağını kestirerek cariyeyi o beye vermeyi kurması

3995. Padişah kendi kendisine suçunu kabahatini kızı ele geçirmek için ettiği ısrarı anıp tövbe etti Tanrı’dan yarlıgamak diledi. Dedi ki: Başkalarına yaptığım şeyler ceza haline geldi bana gelip çattı. Mevkiime güvenip başkalarının eşine kastettim. Bu kasıt bana döndü kuyuya düştüm. Başkasının kapısını dövdüm o da tuttu benim kapımı dövdü. Kim başkalarının karısına kötülük ederse bil ki kendi karısına pezevenklik eder.

4010. Rabbimiz biz nefsimize zulmettik bir hatada bulunduk. Ey merhameti büyük Tanrı bize acı! Ben onu affettim sen de yeni suçumu da affet eski suçlarımı da. Sonra cariyeye sakın dedi bu senden duyduğum sözü kimseye söyleme. Seni beyinle evlendireceğim. Tanrı hakkı için sakın bu hikâyeyi bir daha anma. Anma da o benden utanmasın. Çünkü o bir kötülükte bulundu ama yüz binlerce de iyilik etti.

4015. Ben onu defalarca sınadım ona senden de güzel kadınları emniyet ettim. Hiç dokunmadı. Bu olan şey benim yaptığımın cezası. Bundan sonra o beyi huzuruna çağırdı. Âlemi: kahretmeyi düşünen hışmını yendi. Ona kabul edilecek bir bahane buldu. Dedi ki: Ben bu cariyeden soğudum. Sebebi de şu: Çocuğumun anası bu cariyeyi kıskanmada âdeta bir tencere gibi kaynayıp durmada yüzlerce sıkıntılara uğradı.

4020. Oğlumun anasıdır onun nice hakları vardır. Böylece cevir ve cefalara lâyık değildir o. Kıskançlığa başladı kanlar yutmada. Bu cariye yüzünden pek şiddetli acılara düştü. Hâsılı bu cariyeyi birine vereceğim. Buna karar verdikten sonra azizim efendim senden daha iyisini bulacak değilim ya. Sen onun için canınla oynadın. Artık onu senden başkasına vermek doğru değil. Onu o beye nikahlayıp verdi öfkesini hırsını kırdı geçirdi.

-

MEB baskısı Veled İzbudak – Abdulbaki Gölpınarlı Çevirisi esâs alınmıştır. Ancak beyit numaraları

Farsça orijinal metinde ve tüm çevirilerde aynıdır.

Kaynak : MEB (MiLLi  EYiTiM BAKANLIGI) yayınları – Mesnevi’den Erotik Hikayeler

se

image.jpeg

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Magnesia changed the title to MEVLANADAN HiKEYELER.OKUYUPDA SiZDE ONUN GiBi AZMAYIN

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...