Jump to content
Buzul

Allah acı çektirerek, baskı, stres yaşatarak bizleri sınamaktadır

Recommended Posts

Evet, başlıkta da denildiği gibi yüce Allah bizleri acı çektirerek, hastalıklar vererek, baskı, stres, keder yaşatarak sınamaktadır. Eğer onun çektirdiği acılara katlanır, ona eleştiride bulunmaz, isyan etmezsek, onu övüp, yüceltirsek üstün ve onurlu kişiler olarak cennete gideceğiz. Allah'ın çektirdiği acılara isyan edenlere, Allah'a eleştiride bulunanlara ise cehennemde acı çektirilmeye devam edilecektir. Biliyorsunuz ki yüce Allah yaratıcıdır. O yaptıklarından sorumlu değildir. Yaratıcı olması da onu haklı ve eleştirilemez yapmaktadır. Onun her dediği ve her yaptığı övülmeli, desteklenmelidir. Sizde gelin, yüce Allah'a tapınarak yükselin. Yoksa alçalanlardan olur, cehennemde yanarsınız.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Katılıyorum. Bu kadar karmaşaya ne gerek vardı ki değil mi :)  Cehennemden bahsetmesine bile gerek yoktu. ''İyi insan ol, ölümsüzlüğün olduğu cennetime gir, kötüler için bundan başka hayat yoktur'' deseydi, insanoğlu iyilikte yarışırdı. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

başka bir başlıkta verdiğim cevabın aynısını burada da veriyorum 

 

Mükemmellik bir şeyin yapılış gayesine uygunluğudur ve bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. Mesela uçmak isteyen bir kişiye Dünyanın en iyi gemisini verelim haliyle bu kişi hedefine ulaşamayacağından gemi o kişiyi memnun etmeyecektir. Sonuç olarak gemi ne kadar güzelde olsa o kişi için kötü kabul edilecektir hoşnut kalmayacaktır. Bir örnek daha verelim bir kişinin isteklerini gidermenin en iyi kaynağı paradır. Mesela milyonlarca dolar limiti olan bir kredi kartının olması senin için mükemmel bir durumdur. Farz edelim ıssız bir adaya düştün cebinde yalnızca o kredi kartı var gece soğuk açsın ve yabani hayvanların sesi geliyor korkuyorsun şimdi o kredi kartının senin açından değeri nedir gereksizdir değil mi? Çünkü hiçbir işine yaramıyor. Elinde olsa bir bıçak için veya bir paket makarna için o milyon dolarlık kredi kartını verirsin halbuki adaya düşmeden önce bunların hepsinden bir elmadan daha değerliydi senin için fakat ada da elma o milyon dolarlık kartından daha değerli

Bu iki örnekten yola çıkarak anlıyoruz ki mükemmellik içinde bulunulan şartlar ve amaca göre ele alınmalıdır. Neye gerekli ve ne için yapıldı sorularıyla ele alınmalıdır. Basit gördüğümüz, hata zannettiğimiz, eksiklik olarak baktığımız nice şey vardır ki yerine göre anlamlıdır eksik değildir hatta mükemmeldir.

Şimdi sorumuza geri dönelim Allah her şeyi mükemmel yaratıyorsa neden çirkinlikler, hastalıklar, engelli insanlar? Az önce örneklerimizde de olduğu gibi mükemmellik amacına göre ele alındığında ne kadar mükemmel bir şekil aldığına bakıyorduk

O zaman kainatın yaratılış amacını inceleyelim ve bu amaçlara göre eksik çirkin gördüğümüz şeylere bakalım

Kainatın yaratılış amacı

1-      Allahı tanımak

2-      Allahı tanıtmak

3-      Allahın kuluna gösterdiği muhabbetin karşılığında kulun Allaha göstereceği samimiyeti ortaya koymak adına elmas ve kömür ruhluların ayrılması için imtihan sırrı

 

Şimdi evrenin mükemmelliğine bu yönlerden bakalım ilk olarak insan Allahın yarattıklarını nasıl tanır onları inceleyelim. İnsan bir şeyin derecelerini kıyasla tanır. İnsanın kıyas yapabilmesi için zıttının bilmesi lazım. Kendimizi her yerin sadece ışığın olduğu ışığın zıttı karanlığın hiç bulunmadığı bir yerde hayal edelim. Acaba aydınlıkta olduğumuzu fark edebilir miydik? Tabi ki Hayır. Karanlıksız bir ışık bilinmez ne zaman bir karanlıkla sınır çekilse o zaman ışık bilinir. Sürekli aydınlıkta olan birisi karanlığı farkedemez çünkü hiç görmemiştir.

Bu kainatta ışık-karanlık, iyilik-kötülük, lezzet-acı, sıcaklık-soğukluk, hidayet ve dalalet birbirine karşı gelmesi ve birbirinin içine girmesi bir hikmet içindir.

Bu hikmeti anlamak için şöyle bakalım; kötülük olmassa iyilik bilinmez, üzüntü olmassa sevinç bilinmez, karanlık sayesinde aydınlığın mertebeleri bilinir aynen öyle çirkinlik sayesinde güzellik bir çok hakikat mertebelerine derecelerine ulaşır. Öyleyse tanıtmak için yaratılan her bir şey veya kavram güzeldir. Birçok güzelliğin açığa çıkmasına sebep olan bir çirkinliğn olmaması daha büyük bir çirkinliktir kötülüktür.

İkinci maddeye geldiğimizde Allahın kendini tanıması için gene örnekler üzerinden gidecem , şöyle düşünün çok çok güçlü zengin varlıklı bilgili yetenekli bir insansın hiçbir şeye ihtiyacın yok. O  halde Allahı tanıyamazdın tanıyamadığın gibi böyle bir hayattan mutlu olmazdın. Eğer hastalık olmasaydı Allahın şafi ismini tanıyamazdık. O halde hastalık güzeldir deriz. Allahın kudretini tanıyabilmemiz için zayıf Samed(herşeyin Allaha muhtaç olması,Allahın hiçbir şeye muhtaç olmaması) ismini tanıyabilmemiz için ihtiyaç sahibi , onun Kerim ismini tanıyabilmemiz için cömert oluşunu anlayabilmemiz için fakir olarak yaratılmamız lazım.

Üçüncü  olarak insanların bu dünyada sevap kazanıp ahirete gitmesini sağlayan imtihan sırrınıa geldik. Allahın rızasını kazabilmemi için onu tanımalı ve ona ihtiyaç hissetmeliyiz. Bir kişi ne kadar açsa yemekten aldığı lezzet o derece çok olur. Acizliğimiz ve zayıflığımız nispetinde Allahın işlerimizi görebileceni anlarız. Bu sayede Allahı daha fazla hatırlarız. Hatırladıkça Allahın rızasını kazanırız.

Allah bazen insanın ayağını alır onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını alırsa o kişinin aczini fakrini hissettirir kalbini kendisine çevirtip o insanın duygularını genişletirse o insanın ayağını almakla o insana pek çok şey vermiş olur. Görünürde olmasa bile hakikatte bu ona Allahın lütfudur. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi.

 

Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında sonsuz güzel çiçek ve bitki tebessümleri saklanmıştır.

 

 Kainattaki olaylar ya bizzat güzeldir yada neticeleri itibariyle güzeldir.

 

Amaçlarına hizmet ettiklerinden dolayı gördüğümüz bazı olaylarda kusur ve zayıflık değil aksine birer mükemmellik örnekleridir.

 

Bir kişinin bir şey üzerinde hak idda edebilmesi için onun sahibi olması lazım. Bir kişiden emanet olarak aldığımız bir malı sahibi geri istediğinde onu vermemezlik yapamayız ya da neden geri alıyorsun diyemeyiz. Aynen öyle kainattaki sahip olduğumuz her şey Allahın malıdır. Kişi Allahın vermediklerinden veya aldıklarından dolayı Allaha isyan edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin sahibi değiliz.

 

Bir sanatkar dışarıdaki bir miskin adamı ve paraya ihtiyacı olan adamı bir model olarak alsa yaptığı elbiseyi onun üzerinde denese kısalsa biçse adamı oturtup kaldırsa adam kalkıp diyebilir mi ki bana zahmet veriyorsun böyle yapma dese ne kadar divanece hareket etmiş olur. Aynen Allahta bize beden elbisesini vermiş onu kesip biçiyor ondan sanatını meydana getiriyor. Bizi yokluktan varlığa çıkarmış ve bize bunun sonucunda cenneti verecek.

 

Veya dışarıdan bir adam gelse bana 500 lira verse sana 1000 lira verse kalkıp ta ben o adama bana neden 500 TL verdin diyebilir miyim? Zira 500 de 1000 de bir talimatla verildi. İkimize de bir amaç için emanet edildi. Belki 500 ü binle değiştirmek mümkün değil ama talimatı okuduğunda o 500 ü nasıl milyonlar yapacağın yazıyor. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan ama cebinde milyonları miras bulup beş parasız kalan insanlar vardır. Mesele nasıl başladığı değil nasıl kullandığındır. Hayata başlarken sana adil gelmeyebilir ama onu güzel kullandığında çok şeyler elde edersin aynen örnekteki gibi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 dakika önce, Kindi yazdı:

başka bir başlıkta verdiğim cevabın aynısını burada da veriyorum 

 

Mükemmellik bir şeyin yapılış gayesine uygunluğudur ve bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. Mesela uçmak isteyen bir kişiye Dünyanın en iyi gemisini verelim haliyle bu kişi hedefine ulaşamayacağından gemi o kişiyi memnun etmeyecektir. Sonuç olarak gemi ne kadar güzelde olsa o kişi için kötü kabul edilecektir hoşnut kalmayacaktır. Bir örnek daha verelim bir kişinin isteklerini gidermenin en iyi kaynağı paradır. Mesela milyonlarca dolar limiti olan bir kredi kartının olması senin için mükemmel bir durumdur. Farz edelim ıssız bir adaya düştün cebinde yalnızca o kredi kartı var gece soğuk açsın ve yabani hayvanların sesi geliyor korkuyorsun şimdi o kredi kartının senin açından değeri nedir gereksizdir değil mi? Çünkü hiçbir işine yaramıyor. Elinde olsa bir bıçak için veya bir paket makarna için o milyon dolarlık kredi kartını verirsin halbuki adaya düşmeden önce bunların hepsinden bir elmadan daha değerliydi senin için fakat ada da elma o milyon dolarlık kartından daha değerli

Bu iki örnekten yola çıkarak anlıyoruz ki mükemmellik içinde bulunulan şartlar ve amaca göre ele alınmalıdır. Neye gerekli ve ne için yapıldı sorularıyla ele alınmalıdır. Basit gördüğümüz, hata zannettiğimiz, eksiklik olarak baktığımız nice şey vardır ki yerine göre anlamlıdır eksik değildir hatta mükemmeldir.

Şimdi sorumuza geri dönelim Allah her şeyi mükemmel yaratıyorsa neden çirkinlikler, hastalıklar, engelli insanlar? Az önce örneklerimizde de olduğu gibi mükemmellik amacına göre ele alındığında ne kadar mükemmel bir şekil aldığına bakıyorduk

O zaman kainatın yaratılış amacını inceleyelim ve bu amaçlara göre eksik çirkin gördüğümüz şeylere bakalım

Kainatın yaratılış amacı

1-      Allahı tanımak

2-      Allahı tanıtmak

3-      Allahın kuluna gösterdiği muhabbetin karşılığında kulun Allaha göstereceği samimiyeti ortaya koymak adına elmas ve kömür ruhluların ayrılması için imtihan sırrı

 

Şimdi evrenin mükemmelliğine bu yönlerden bakalım ilk olarak insan Allahın yarattıklarını nasıl tanır onları inceleyelim. İnsan bir şeyin derecelerini kıyasla tanır. İnsanın kıyas yapabilmesi için zıttının bilmesi lazım. Kendimizi her yerin sadece ışığın olduğu ışığın zıttı karanlığın hiç bulunmadığı bir yerde hayal edelim. Acaba aydınlıkta olduğumuzu fark edebilir miydik? Tabi ki Hayır. Karanlıksız bir ışık bilinmez ne zaman bir karanlıkla sınır çekilse o zaman ışık bilinir. Sürekli aydınlıkta olan birisi karanlığı farkedemez çünkü hiç görmemiştir.

Bu kainatta ışık-karanlık, iyilik-kötülük, lezzet-acı, sıcaklık-soğukluk, hidayet ve dalalet birbirine karşı gelmesi ve birbirinin içine girmesi bir hikmet içindir.

Bu hikmeti anlamak için şöyle bakalım; kötülük olmassa iyilik bilinmez, üzüntü olmassa sevinç bilinmez, karanlık sayesinde aydınlığın mertebeleri bilinir aynen öyle çirkinlik sayesinde güzellik bir çok hakikat mertebelerine derecelerine ulaşır. Öyleyse tanıtmak için yaratılan her bir şey veya kavram güzeldir. Birçok güzelliğin açığa çıkmasına sebep olan bir çirkinliğn olmaması daha büyük bir çirkinliktir kötülüktür.

İkinci maddeye geldiğimizde Allahın kendini tanıması için gene örnekler üzerinden gidecem , şöyle düşünün çok çok güçlü zengin varlıklı bilgili yetenekli bir insansın hiçbir şeye ihtiyacın yok. O  halde Allahı tanıyamazdın tanıyamadığın gibi böyle bir hayattan mutlu olmazdın. Eğer hastalık olmasaydı Allahın şafi ismini tanıyamazdık. O halde hastalık güzeldir deriz. Allahın kudretini tanıyabilmemiz için zayıf Samed(herşeyin Allaha muhtaç olması,Allahın hiçbir şeye muhtaç olmaması) ismini tanıyabilmemiz için ihtiyaç sahibi , onun Kerim ismini tanıyabilmemiz için cömert oluşunu anlayabilmemiz için fakir olarak yaratılmamız lazım.

Üçüncü  olarak insanların bu dünyada sevap kazanıp ahirete gitmesini sağlayan imtihan sırrınıa geldik. Allahın rızasını kazabilmemi için onu tanımalı ve ona ihtiyaç hissetmeliyiz. Bir kişi ne kadar açsa yemekten aldığı lezzet o derece çok olur. Acizliğimiz ve zayıflığımız nispetinde Allahın işlerimizi görebileceni anlarız. Bu sayede Allahı daha fazla hatırlarız. Hatırladıkça Allahın rızasını kazanırız.

Allah bazen insanın ayağını alır onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını alırsa o kişinin aczini fakrini hissettirir kalbini kendisine çevirtip o insanın duygularını genişletirse o insanın ayağını almakla o insana pek çok şey vermiş olur. Görünürde olmasa bile hakikatte bu ona Allahın lütfudur. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi.

 

Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında sonsuz güzel çiçek ve bitki tebessümleri saklanmıştır.

 

 Kainattaki olaylar ya bizzat güzeldir yada neticeleri itibariyle güzeldir.

 

Amaçlarına hizmet ettiklerinden dolayı gördüğümüz bazı olaylarda kusur ve zayıflık değil aksine birer mükemmellik örnekleridir.

 

Bir kişinin bir şey üzerinde hak idda edebilmesi için onun sahibi olması lazım. Bir kişiden emanet olarak aldığımız bir malı sahibi geri istediğinde onu vermemezlik yapamayız ya da neden geri alıyorsun diyemeyiz. Aynen öyle kainattaki sahip olduğumuz her şey Allahın malıdır. Kişi Allahın vermediklerinden veya aldıklarından dolayı Allaha isyan edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin sahibi değiliz.

 

Bir sanatkar dışarıdaki bir miskin adamı ve paraya ihtiyacı olan adamı bir model olarak alsa yaptığı elbiseyi onun üzerinde denese kısalsa biçse adamı oturtup kaldırsa adam kalkıp diyebilir mi ki bana zahmet veriyorsun böyle yapma dese ne kadar divanece hareket etmiş olur. Aynen Allahta bize beden elbisesini vermiş onu kesip biçiyor ondan sanatını meydana getiriyor. Bizi yokluktan varlığa çıkarmış ve bize bunun sonucunda cenneti verecek.

 

Veya dışarıdan bir adam gelse bana 500 lira verse sana 1000 lira verse kalkıp ta ben o adama bana neden 500 TL verdin diyebilir miyim? Zira 500 de 1000 de bir talimatla verildi. İkimize de bir amaç için emanet edildi. Belki 500 ü binle değiştirmek mümkün değil ama talimatı okuduğunda o 500 ü nasıl milyonlar yapacağın yazıyor. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan ama cebinde milyonları miras bulup beş parasız kalan insanlar vardır. Mesele nasıl başladığı değil nasıl kullandığındır. Hayata başlarken sana adil gelmeyebilir ama onu güzel kullandığında çok şeyler elde edersin aynen örnekteki gibi

 

Hiçbir şeyin sahibi değilsen neden imtihan oluyorsun?

Sahibi olmayan şeyden imtihan edilemezsin.

Sorumlulukda ortadan kalkar.

 

Aldığın ürün arızalanınca ürünümü suçlarsın üreticiyi mi?

Allah sana akıl vermediyse suç senin değil Allah'ındır.

Allah'ın düşünme özürlü ürünüsün.

Hemen git  şükür namazı kıl. :)

 

 

 

 

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
28 dakika önce, mirasyedi yazdı:

 

Hiçbir şeyin sahibi değilsen neden imtihan oluyorsun?

Sahibi olmayan şeyden imtihan edilemezsin.

Sorumlulukda ortadan kalkar.

 

Aldığın ürün arızalanınca ürünümü suçlarsın üreticiyi mi?

Allah sana akıl vermediyse suç senin değil Allah'ındır.

Allah'ın düşünme özürlü ürünüsün.

Hemen git  şükür namazı kıl. :)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Donald Amca

Sen yoktun 

Ruhun,bedenin aklın,kabiliyetin her şey sana Allah tarafından emaneten verilmiş ve varlık sahasına çıkmışsın 

 

Allahda diyor ki bu verdiğim emanetleri benim tavsiyelerim doğrultusunda kullan diyor 

 

sana daha iyi bir dünya vereceğim diyor 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
23 dakika önce, Kindi yazdı:

 

Donald Amca

Sen yoktun 

Ruhun,bedenin aklın,kabiliyetin her şey sana Allah tarafından emaneten verilmiş ve varlık sahasına çıkmışsın 

 

Allahda diyor ki bu verdiğim emanetleri benim tavsiyelerim doğrultusunda kullan diyor 

 

sana daha iyi bir dünya vereceğim diyor 

 

 

Evet yoktum. :)

Tavsiyeleri yerine getirebilmek için sağlam kafa sağlam beden sağlıklı ortam gerekir.

Bunlardan biri  yoksa tavsiyeler kuru söz olarak kalır.

Bazıları bir tekrarda herşeyi hafızasına yerleştiriyor unutmuyor  ve hızlı düşünüyor.

Bilgisayar terimleri ile söylersek ram ve hardisk  kapasitesi , işlemci hızı yüksek yani.hafızalarında bad sektörde yok.

Bazılarında ise bunlar arızalı.

arızalı olan ile sağlam olan bir olmaz.

Arızalı bilgisayara komut versen tavsiyelerde bulunsan hata yapar.

Ayrıca sağlıksız çevre koşulları kötü ortamda bilgisayar sağlamda olsada hata yapar.

Bunların hepsini insan yaratmıyor.

İmtihan olayı sağlıklı olanlar ile sağlıksız olanları seçmek için insanlar yapar.

Allah imtihan yapıyor demek bana anlamsız saçma gülünç  geliyor.

Allah Kendi kendini imtihan yapıyor dese daha anlamlı olur. :)

işin kötü tarafı cezasını biz çekiyoruz.

 

tarihinde mirasyedi tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Kindi yazdı:

başka bir başlıkta verdiğim cevabın aynısını burada da veriyorum 

 

Mükemmellik bir şeyin yapılış gayesine uygunluğudur ve bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. Mesela uçmak isteyen bir kişiye Dünyanın en iyi gemisini verelim haliyle bu kişi hedefine ulaşamayacağından gemi o kişiyi memnun etmeyecektir. Sonuç olarak gemi ne kadar güzelde olsa o kişi için kötü kabul edilecektir hoşnut kalmayacaktır. Bir örnek daha verelim bir kişinin isteklerini gidermenin en iyi kaynağı paradır. Mesela milyonlarca dolar limiti olan bir kredi kartının olması senin için mükemmel bir durumdur. Farz edelim ıssız bir adaya düştün cebinde yalnızca o kredi kartı var gece soğuk açsın ve yabani hayvanların sesi geliyor korkuyorsun şimdi o kredi kartının senin açından değeri nedir gereksizdir değil mi? Çünkü hiçbir işine yaramıyor. Elinde olsa bir bıçak için veya bir paket makarna için o milyon dolarlık kredi kartını verirsin halbuki adaya düşmeden önce bunların hepsinden bir elmadan daha değerliydi senin için fakat ada da elma o milyon dolarlık kartından daha değerli

Bu iki örnekten yola çıkarak anlıyoruz ki mükemmellik içinde bulunulan şartlar ve amaca göre ele alınmalıdır. Neye gerekli ve ne için yapıldı sorularıyla ele alınmalıdır. Basit gördüğümüz, hata zannettiğimiz, eksiklik olarak baktığımız nice şey vardır ki yerine göre anlamlıdır eksik değildir hatta mükemmeldir.

Şimdi sorumuza geri dönelim Allah her şeyi mükemmel yaratıyorsa neden çirkinlikler, hastalıklar, engelli insanlar? Az önce örneklerimizde de olduğu gibi mükemmellik amacına göre ele alındığında ne kadar mükemmel bir şekil aldığına bakıyorduk

O zaman kainatın yaratılış amacını inceleyelim ve bu amaçlara göre eksik çirkin gördüğümüz şeylere bakalım

Kainatın yaratılış amacı

1-      Allahı tanımak

2-      Allahı tanıtmak

3-      Allahın kuluna gösterdiği muhabbetin karşılığında kulun Allaha göstereceği samimiyeti ortaya koymak adına elmas ve kömür ruhluların ayrılması için imtihan sırrı

 

Şimdi evrenin mükemmelliğine bu yönlerden bakalım ilk olarak insan Allahın yarattıklarını nasıl tanır onları inceleyelim. İnsan bir şeyin derecelerini kıyasla tanır. İnsanın kıyas yapabilmesi için zıttının bilmesi lazım. Kendimizi her yerin sadece ışığın olduğu ışığın zıttı karanlığın hiç bulunmadığı bir yerde hayal edelim. Acaba aydınlıkta olduğumuzu fark edebilir miydik? Tabi ki Hayır. Karanlıksız bir ışık bilinmez ne zaman bir karanlıkla sınır çekilse o zaman ışık bilinir. Sürekli aydınlıkta olan birisi karanlığı farkedemez çünkü hiç görmemiştir.

Bu kainatta ışık-karanlık, iyilik-kötülük, lezzet-acı, sıcaklık-soğukluk, hidayet ve dalalet birbirine karşı gelmesi ve birbirinin içine girmesi bir hikmet içindir.

Bu hikmeti anlamak için şöyle bakalım; kötülük olmassa iyilik bilinmez, üzüntü olmassa sevinç bilinmez, karanlık sayesinde aydınlığın mertebeleri bilinir aynen öyle çirkinlik sayesinde güzellik bir çok hakikat mertebelerine derecelerine ulaşır. Öyleyse tanıtmak için yaratılan her bir şey veya kavram güzeldir. Birçok güzelliğin açığa çıkmasına sebep olan bir çirkinliğn olmaması daha büyük bir çirkinliktir kötülüktür.

İkinci maddeye geldiğimizde Allahın kendini tanıması için gene örnekler üzerinden gidecem , şöyle düşünün çok çok güçlü zengin varlıklı bilgili yetenekli bir insansın hiçbir şeye ihtiyacın yok. O  halde Allahı tanıyamazdın tanıyamadığın gibi böyle bir hayattan mutlu olmazdın. Eğer hastalık olmasaydı Allahın şafi ismini tanıyamazdık. O halde hastalık güzeldir deriz. Allahın kudretini tanıyabilmemiz için zayıf Samed(herşeyin Allaha muhtaç olması,Allahın hiçbir şeye muhtaç olmaması) ismini tanıyabilmemiz için ihtiyaç sahibi , onun Kerim ismini tanıyabilmemiz için cömert oluşunu anlayabilmemiz için fakir olarak yaratılmamız lazım.

Üçüncü  olarak insanların bu dünyada sevap kazanıp ahirete gitmesini sağlayan imtihan sırrınıa geldik. Allahın rızasını kazabilmemi için onu tanımalı ve ona ihtiyaç hissetmeliyiz. Bir kişi ne kadar açsa yemekten aldığı lezzet o derece çok olur. Acizliğimiz ve zayıflığımız nispetinde Allahın işlerimizi görebileceni anlarız. Bu sayede Allahı daha fazla hatırlarız. Hatırladıkça Allahın rızasını kazanırız.

Allah bazen insanın ayağını alır onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını alırsa o kişinin aczini fakrini hissettirir kalbini kendisine çevirtip o insanın duygularını genişletirse o insanın ayağını almakla o insana pek çok şey vermiş olur. Görünürde olmasa bile hakikatte bu ona Allahın lütfudur. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi.

 

Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında sonsuz güzel çiçek ve bitki tebessümleri saklanmıştır.

 

 Kainattaki olaylar ya bizzat güzeldir yada neticeleri itibariyle güzeldir.

 

Amaçlarına hizmet ettiklerinden dolayı gördüğümüz bazı olaylarda kusur ve zayıflık değil aksine birer mükemmellik örnekleridir.

 

Bir kişinin bir şey üzerinde hak idda edebilmesi için onun sahibi olması lazım. Bir kişiden emanet olarak aldığımız bir malı sahibi geri istediğinde onu vermemezlik yapamayız ya da neden geri alıyorsun diyemeyiz. Aynen öyle kainattaki sahip olduğumuz her şey Allahın malıdır. Kişi Allahın vermediklerinden veya aldıklarından dolayı Allaha isyan edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin sahibi değiliz.

 

Bir sanatkar dışarıdaki bir miskin adamı ve paraya ihtiyacı olan adamı bir model olarak alsa yaptığı elbiseyi onun üzerinde denese kısalsa biçse adamı oturtup kaldırsa adam kalkıp diyebilir mi ki bana zahmet veriyorsun böyle yapma dese ne kadar divanece hareket etmiş olur. Aynen Allahta bize beden elbisesini vermiş onu kesip biçiyor ondan sanatını meydana getiriyor. Bizi yokluktan varlığa çıkarmış ve bize bunun sonucunda cenneti verecek.

 

Veya dışarıdan bir adam gelse bana 500 lira verse sana 1000 lira verse kalkıp ta ben o adama bana neden 500 TL verdin diyebilir miyim? Zira 500 de 1000 de bir talimatla verildi. İkimize de bir amaç için emanet edildi. Belki 500 ü binle değiştirmek mümkün değil ama talimatı okuduğunda o 500 ü nasıl milyonlar yapacağın yazıyor. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan ama cebinde milyonları miras bulup beş parasız kalan insanlar vardır. Mesele nasıl başladığı değil nasıl kullandığındır. Hayata başlarken sana adil gelmeyebilir ama onu güzel kullandığında çok şeyler elde edersin aynen örnekteki gibi

1) Çocuğumun acı çekmesini ve ölmesini istemem diyen bir anne, baba çocuğunun varoluşuna neden olarak onun acı çekmesine ve ölmesine neden olur. Bunlar birde giderler çocuklarına acı çektiren ve öldüren allaha tapınarak zihinsel uyumsuzluğun dibine vururlar. Bu yaptıklarına da sevgi, şefkat, merhamet derler. Bu zihin kavramları ters yüz eder. Merhametsizliğine merhamet felan der. İşte allah da bu zihinsel uyumsuzluk yaşayan, tutarsız bir zihnin ürünüdür. Eğer bu zihinsel uyumsuzluğu, tutarsızlığı kusur olarak kabul edecek olursak, allah da elbette kusurludur. 

 

2) Yaptığa çocuğa, var olmasına neden olduğu kişiye allah seni sınamak için yarattı diyen, yaptığı çocuğu allahın sınavına girdiren kişiye müslüman denir. Bu saçma gülünçlüğü geçtik hadi. Siz ne hakla bir başkasını, insanların çoğunu cehennem için yarattım diyen bir tanrının sınavına girdirirsiniz. Hadi anladık, sınanmaya bu kadar heveslisiniz. Siz sınanın da neden başkalarına sınavı dayatıyorsunuz? Neden bir başkasının canı ile cehennem kumarı oynuyorsunuz. Sizin dininiz de kumar haram değil mi? Hemde bir başkasının canı ile.

 

3) Şeytan tuzağa düşürüp, adem ile havvanın yeryüzüne sürülmelerine neden olduğunda, allah doğum yoluyla yaratmaya başlamıştır. Ama şeytan da doğum yoluyla ademler ile havvaları yeryüzüne sürdürmeye başlamıştır. Şeytan tuzağa düşürecek ki, allah yaratabilsin. Allah yaratsın ki, şeytan tuzağa düşürmüş olsun. Ama neden olduğu doğuma bakıp allah yarattı diyen çok da, şeytan da tuzağa düşürüp, yeryüzüne sürülmeye neden oldu diyen yok. Unuttunuz mu, sizler varlığınızı tuzakçı şeytana borçlusunuz. O çok sövdüğünüz şeytan sizin içinizde ve allahlık adı altında yine işini yapıyor. Hani siz şeytana karşıydınız? Ama tabi şimdi şeytana karşı olunca da, yaşam yaratan, doğuma neden olan allaha, yani kendinize karşı olmalınız gerekir. Allah sizin içinizdeki şeytandır. Bu da bir başka bakış açısı tabi. 

 

4) Yaratma eylemi yaratan kişiyi haklı, eleştirilemez yapmaz. Onun yaptıklarına ve dediklerine katılanacağı anlamına da gelmez. Ona yanlayınca, hiçbir eleştiride bulunmayınca üstün de olunmaz. Yaratıcıyım, haklıyım, evren benim,  herşeyi de yaparım, acı da çektiririm, işkence de ederim, beni de eleştiremezsiniz diyen bir tanrı profilini destekleyen onursuz, pişkinin tekidir. Rabbinin pişkinliği sen de tecelli etmiş sanırım. 

 

5) Sen şimdi şunları destekleyince, buna neden oldu dediğin allahı eleştirmeyince elmas ruhlu, iyi biri mi oldun yani? Ama işte yaşam yarattığı için övgü bekleyen allaha ataların tarafından inandırılırsan, şunları eleştirmek de islamdan çıkmak anlamına gelirse, şunları bile iyi, iyilik olarak sunmak durumunda kalırsın. Zaten islamın koşullarından biri de yaşamın varlığını övüp, yüceltmektir. Bu zihin dediğim gibi de kavramları ters yüz eder. Bu zihnin iyilik, iyi, kötü, merhamet, vicdan tanımlarına güvenilemez. Ama tabi her şeyi yapabilen allah da kötülük yapmaz. İşkence etmez, merhametsizlik yapmaz. O yalnızca acı çektirir. Adı işkence, kötülük felan olmasın da acı çektirse de sorun yok. Kafaların durumu bu da, şuna neden olan kötülük yapmayan, merhametsizlik yapmayan bir tanrı profili de elbette yanlış bir söylemdir. Bu düzenden böyle bir tanrı düşüncesi çıkmaz, çıkamaz. Buna neden olan allah ya size göre, işte o yaptığı kötülüklerden dolayı cehennemde kendini yakmalıdır ilk olarak. Ama o yaptıklarından sorumlu değildir gerçi. Enbiya 23de öyle yazıyor. Kötülüğe, merhametsizliğe karşı isen de allahı eleştir sen ilk önce. Hem bunları karşıyım diyip, hem de allaha yanlıyorsan tutarsız onursuzun tekisin. Kötülük yapan bir tanrıya tapınıp, sonra kötülüğü eleştirmek de neyin nesi? Bu nasıl bir zihinsel uyumsuzluktur böyle?

Ayrıca yaratılış amacım bu, yaratılış amacıma uygun davranarak iyi oluyorum, iyilik yapmış oluyorum gibisinden bir durumda söz konusu değil yani. Al işte rabbinin yaratılış amacına uygun davranıyorsun ya hani, bak onun kötülüklerine tek söz edemiyorsun. Ona tek bir eleştiride bulunamıyorsun. Demek ki neymiş yaratılış amacına uygun davranınca, iyiliği, merhamet destekçisi biri olunmuyor. Senin yaratılış amacında bu var işte. Allahın kötülüklerini desteklemek. 

 

 

 

 

6) Ne hastalıklar var, insanlar ağrıdan, sızıdan duramıyorlar. Kendilerini öldürecek duruma geliyorlar. İnsanlar zihinsel durumlarından dolayı, yaşadıkları baskıdan, stresten dolayı intihar ediyorlar. Her yıl yüzbinlerce insanın intihar ettiği bir yer burası. Ama sen tabi her haltta hikmet arayan, allahın yalaka ve yancılığını yapmayı üstünlük sayan, şu inandırıldığın allaha tek bir eleştiri getirmeyen sen, o insanların acılarını büyük bir pişkinlikle, dalga geçer gibi hiçe sayıyorsun, rabbim sizi ne durumlara düşürdü, bak size ne acılar çektirdi diyerek. Onların yanında yer almayıp, bir zalimin yanında yer alıyorsun. Allahın gücünü tanıyıp, övünce üstün mü oldun ayrıca. Çok komik. Bu nedir ya. Allahı tanıyamazdık, allahı tanıyamazdık.Onun gücünü, görkemini takdir edemezdik. Tanımasak ne olur, önemli mi yani? Zerre kadar değeri, önemi yok. Tanıdın da, takdir edileceği, onun övüleceği sonucuna nasıl ulaştın ayrıca. Bir allah olmuş olsaydı bile bu gerçek olan allahı eleştirebilir, ondan nefret edebilirdik yani. He kendisinden bir masal tanrısı olarak yine nefret ediyor, kendisini eleştiriyoruz. Mitolojik, düşsel varlıklar da eleştirilebilir sonuç olarak. 

 

7) Allah yaptıkları çocuğa, var olmasına neden oldukları o muhtaç, yoksunluk çeken bedene, hakkımızı ödeyemezsin diyip, şükür bekleyen anne, babanın kibridir. Bu kibirdir, bu pişkinliktir muhtaç edip, yoksunluk verip sonra da şükür bekleyen allahı uyduran da zaten.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
50 dakika önce, Kindi yazdı:

 

Donald Amca

Sen yoktun 

Ruhun,bedenin aklın,kabiliyetin her şey sana Allah tarafından emaneten verilmiş ve varlık sahasına çıkmışsın 

 

Allahda diyor ki bu verdiğim emanetleri benim tavsiyelerim doğrultusunda kullan diyor 

 

sana daha iyi bir dünya vereceğim diyor 

 

 

Yoktum. Annem, babam tarafından var edildim. Çocuk yapan onlar sonuç olarak. Benim var olmama neden olan onlar. Çocukların burada yaşadıkları her türlü acının, baskının, stresin nedeni onların var olmalarına neden olan anneler ve babalardır. Ama tabi  her eylemlerinden sorumlu olduklarını söyleyenler, sınav sınav diyen kafa ütüleyenler, neden iş çocuk yapmaya gelince topu göklere atarlar. Evet, neden acı çekecek canlılar var ediyor, ölümden korkan, yaşama içgüdüsü olan canlılara ölüm süreci ve psikolojisini yaşatıyorsunuz? Yaptığı çocuğa allah seni sınamak için yarattı diyen kişiye müslüman denir demişmiydim bu arada.

 

Anne, baba beni neden var ettiniz? Bak sizin yüzünüzden burada acı çekiyorum, baskı, stres yaşıyorum.

Çocuğum seni biz yaptık, ama gökte oturan bir allah var ya, hani şu görünmeyen, seni biz yapsak da, seni sınamak için yaratan o. Kumarbaz annen, baban olarak seni bu sınava girdirdik. 

Bu sınavın sonucunda cehenneme de gidebilirsin. O yüzden çocuk yapmamızı eleştirme, bizim çocuk yapmamız, allahın yaratması anlamına gelir. Bizi eleştirirsen, onu eleştirmiş olursun. Bu da seni cehennemlik biri yapar.

 

Yaşam yarattığı için övgü bekleyen, muhtaç, yoksunluk çeken bedenini var edip, sonra da hakkımızı ödeyemezsin diyip şükür bekleyen kibirli anne, baba eleştiri kabul etmez. Yedi katlı göğün üstüne çıkar, kutsallığa bürünür, allah olur, birde oradan ahkam keser. Varoluşuna karşı çıkar, eleştiride bulunursan, birde seni cehenneme atar. Allahı oluşturan zihniyeti anlamak için, bunu kavramak çok önemli. Allahın kökenini bu kibirde arayacaksın.

 

 

 

 

 

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, Buzul yazdı:

Yoktum. Annem, babam tarafından var edildim. Çocuk yapan onlar sonuç olarak. Benim var olmama neden olan onlar. Çocukların burada yaşadıkları her türlü acının, baskının, stresin nedeni onların var olmalarına neden olan anneler ve babalardır. Ama tabi  her eylemlerinden sorumlu olduklarını söyleyenler, sınav sınav diyen kafa ütüleyenler, neden iş çocuk yapmaya gelince topu göklere atarlar. Evet, neden acı çekecek canlılar var ediyor, ölümden korkan, yaşama içgüdüsü olan canlılara ölüm süreci ve psikolojisini yaşatıyorsunuz? Yaptığı çocuğa allah seni sınamak için yarattı diyen kişiye müslüman denir demişmiydim bu arada.

 

Anne, baba beni neden var ettiniz? Bak sizin yüzünüzden burada acı çekiyorum, baskı, stres yaşıyorum.

Çocuğum seni biz yaptık, ama gökte oturan bir allah var ya, hani şu görünmeyen, seni biz yapsak da, seni sınamak için yaratan o. Kumarbaz annen, baban olarak seni bu sınava girdirdik. 

Bu sınavın sonucunda cehenneme de gidebilirsin. O yüzden çocuk yapmamızı eleştirme, bizim çocuk yapmamız, allahın yaratması anlamına gelir. Bizi eleştirirsen, onu eleştirmiş olursun. Bu da seni cehennemlik biri yapar.

 

Yaşam yarattığı için övgü bekleyen, muhtaç, yoksunluk çeken bedenini var edip, sonra da hakkımızı ödeyemezsin diyip şükür bekleyen kibirli anne, baba eleştiri kabul etmez. Yedi katlı göğün üstüne çıkar, kutsallığa bürünür, allah olur, birde oradan ahkam keser. Varoluşuna karşı çıkar, eleştiride bulunursan, birde seni cehenneme atar. Allahı oluşturan zihniyeti anlamak için, bunu kavramak çok önemli. Allahın kökenini bu kibirde arayacaksın.

 

 

 

 

 

suç  anne ve babayada  atılamaz.
Anne baba silsilesi geriye doğru gidince bilinçli bir varlığa ulaşamıyorsun.

Çünkü onları yaratan her neyse onları  uyuşturucu bağımlısı gibi sekse bağımlı zevk alacak şekilde yaratmış.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, mirasyedi yazdı:

suç  anne ve babayada  atılamaz.
Anne baba silsilesi geriye doğru gidince bilinçli bir varlığa ulaşamıyorsun.

Çünkü onları yaratan her neyse onları  uyuşturucu bağımlısı gibi sekse bağımlı zevk alacak şekilde yaratmış.

 

 

 

Senin var olmana neden olan annen, babandır.  He diyebilirsin bunların beyin yapıları, işleyişleri bu farkındalıklara ulaşmaya uygun değil. Özgür irade de yok. Bedenlerinin işleyişi, onları seni yapmaya zorlamış. Buna bir şey diyemem. Ama yine de bir saçmalık, mantıksızlık, tutarsızca bir durum varsa bunu söyleyebiliriz. Gerçek, doğru şudur diyebiliriz. Sonuç olarak çocuğumun acı çekmesini ve ölmesini istemem diyip, çocuk yaparak onun acı çekmesine ve ölmesine neden oluyorlar. Bir de gidip ona acı çektiren ve öldüren allaha tapınıyorlar.  Bu bir gerçek yani. Evrimsel süreç böyle tutarsız, zihinsel uyumsuzluk yaşayan bir tuhaf varlıklar oluşturmuş. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Arkadaşlar, iyi güzelde, sürekli aynı eleştiriler, bir üye bile sormuyor ki, neden varoluş gizlidir, yani  herşeye gücü yeten biri için ,

neden varolduğumuzu gizlemenin mantıgı nedir? açık açık neden varolduk? neden ölücez? ölünce ne olucak?

bunları akıl ve mantık anlamak istiyor..şimdi soralım neden böyle bir hakkımız yok? yaratıcı neden sürekli gizli planlar peşinde?

Ayrıca nedir bu tanrı denilen paradox? tanımı bile net ve açık değil, tanımsız tutarsız bir irdeleme..

tarihinde İgnostik Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...