Jump to content

KÜRT TARİHİ


Recommended Posts

46 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

Irkçısın diyorum ama kendin belirtiyorsun zaten. Irkçılık da ciddi ciddi hastalık, sapkınlıktır ama sen zaten malum delisin.

 

Sayın Türk Ateist, kurtlar çok aç iken sürüye daldığında hırsından ve gözü açlığından bir koyun yettiği halde bir kaç saniyede en az 40-50 koyunu boğar.

Kendim dağlarda çobanlık yaptığımda buna bizzat şahit oldum.

Demokrasi görmemiş, daha demokrasi adını dahi telaffuz edemeyen ona demirkırat diyen, yüzde beşinin dahi okuma-yazması olmayan, henüz seçme-seçilme hakkının dahi olduğunun farkına varamayan, iradesini ağalara teslim eden, din adına tecavüzü kendinde hak sayan bir topluma sayısız haklar getirdiği için Atatürk'e bazen hayıflanıyorum.

Böylesi bir topluma birden bu kadar hak verirsen aç kurt gibi pervasızca saldırır, ne var ne yok hepsini yok etmeye çalışır.

Bugün bu ülkenin geldiği sonuç budur, okumuşu hatta ateist olmuşunu dahi ne kadar ilkel kaldığını görüyoruz.

Adama, binlerce yıldır ağalara kölelik ettiniz, tarihe bak diyoruz, "vayy, benim milletimi nasıl küçümsersin!" diyor.

Tek senin değil, benim milletim de asırlarca Osmanlıya kölelik etti ve halen aynı kafaya kölelik ediyor diyoruz, yine bir şeyleri anlatamıyoruz.

Çünkü burada gerçekleri değil, kendi kafasındaki gerçekleri baz alan bir halk söz konusu.

Tayyibi, fetoyu Atatürk'e tercih eden bir halk ile neyi tartışıyoruz?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 127
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

3 saat önce, bilgivehis yazdı:

 

Sayın Türk Ateist, kurtlar çok aç iken sürüye daldığında hırsından ve gözü açlığından bir koyun yettiği halde bir kaç saniyede en az 40-50 koyunu boğar.

Kendim dağlarda çobanlık yaptığımda buna bizzat şahit oldum.

Demokrasi görmemiş, daha demokrasi adını dahi telaffuz edemeyen ona demirkırat diyen, yüzde beşinin dahi okuma-yazması olmayan, henüz seçme-seçilme hakkının dahi olduğunun farkına varamayan, iradesini ağalara teslim eden, din adına tecavüzü kendinde hak sayan bir topluma sayısız haklar getirdiği için Atatürk'e bazen hayıflanıyorum.

Böylesi bir topluma birden bu kadar hak verirsen aç kurt gibi pervasızca saldırır, ne var ne yok hepsini yok etmeye çalışır.

Bugün bu ülkenin geldiği sonuç budur, okumuşu hatta ateist olmuşunu dahi ne kadar ilkel kaldığını görüyoruz.

Adama, binlerce yıldır ağalara kölelik ettiniz, tarihe bak diyoruz, "vayy, benim milletimi nasıl küçümsersin!" diyor.

Tek senin değil, benim milletim de asırlarca Osmanlıya kölelik etti ve halen aynı kafaya kölelik ediyor diyoruz, yine bir şeyleri anlatamıyoruz.

Çünkü burada gerçekleri değil, kendi kafasındaki gerçekleri baz alan bir halk söz konusu.

Tayyibi, fetoyu Atatürk'e tercih eden bir halk ile neyi tartışıyoruz?

 

Ben hiç böyle düşünmedim sevgili bilgivehis. Hala da öyle düşünmüyorum. Atatürk demokrasi isterken, seküler bir ülke olalım diye bir dolu devrim yaparken bu halkın ne kadar cahil olduğunu çok iyi biliyordu. Demokrasinin evvela bir bilinç meselesi olduğunu ve bu bilincin devrimlerle hemen oluşmayacağını da biliyordu.

 

O yüzden ekonomi, sağlık ve eğitimde inanılmaz ataklar yaptı, bu adamlar. Arı gibi, deli gibi çalıştılar. Devasa fabrikalar kurdu, sağlık sistemi oluşturdu (dünyada çocuklarını ücretsiz ve düzenli şekilde aşılayan ilk ve belki de tek ülkeyiz biz, bunu yapan da Atatürk'tür), Köy Ensitüleri'ni en çok ülkenin doğusuna götürdüler. 

Adam devrimler yaparken, aklı ve bilgisine güvendiği insanları Güneydoğu'ya özel olarak gönderip halimiz nedir diye inceletmiş, raporlar istemiş. Bu adamları da özellikle Kürtlerden seçmiş. Raporları gördün mü bilmiyordum, insanın ağlayası geliyor okuyunca, resmen ürküyor. Anadolu genel olarak kötü, pislik ve sefalet içinde ama Güneydoğu jeolojik yapısı gereği çok daha kötü ve zorlu.

 

Evet, Atatürk olmasa Kürtler hala marabaydı falan ama bunu söylemekle bitse keşke.

Kürtler bugün deli gibi küfredip düşmanlık ediyor falan ama Atatürk "Toprak Reformu" diye diye öldü gitti. Çok uğraştı, uğraşıyordu ama hastalandı ve öldü gitti işte.

İnsanları, zalim ve geri kafalı ağalardan kurtarmadıkça o yörede yaptığı hiçbir şeyin hayat bulamayacağını iyi biliyordu, nitekim bulamadı da. Bunu engelleyen Kürt ağalardır. Kürt ağaları ve beyleri meclise almak çok iyi ve doğru bir yöntemdi, kontrol altında tutmak ve baskı uygulamak için en iyi stratejiydi. Ancak ölümüyle her şey tersine döndü.

 

Ölmeden iki yıl önce, 1936 yılında mecliste şöyle sesleniyor milletvekillerine:

 

“Toprak Kanunu’nun bir neticeye varmasını Kamutay’ın yüksek himmetinden beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa malik olması, behemehal lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve imarı bu esastadır.”

 

Tahmin edeceğin gibi önce meclisteki toprak ağaları karşı çıktı. Ellerinden toprakları, güçleri, şan ve şöhretleri, kısacası büyük güçleri gidecekti çünkü. Halk, Kürtler, gariban maraba onların umurunda mı ki?

Sonra, kendisi de bir toprak ağası olan (Güneydoğulu değil ama o da toprak ağası) Adnan Menderes, Celal Bayar, adını yanlış hatırlamıyorsam Emin Sazak ve benzeri bir dolu milletvekili de karşı çıktı. Bu isimlerden bazıları Atatürk'ün ölümünden sonraki dönemde başbakan vb de oldular ve bu aşiret sistemi daha da güçlendirildi, bugünlere geldik işte.

 

Kürtler, senin de önceki iletilerinden birinde belirttiğin gibi önce kendi ağalarına, aşiret reislerine karşı koymayı bir öğrensin, sonra sıra devlete gelir...

 

Demek istediğim, Kürt ve Türk farketmiyor, insan her şeyin en iyisini hakeder. Eğitilir de. Ama bu kuru lafla olmaz, ekonomiyle, sağlık hizmeti ve eğitim vermekle olur. Düzelmesi, eğitilmesi için bazen zora başvurmak da gerekir, işte bu toprak reformunu yapmak için birilerini karşına almayı göze almayı da aşıp baskı ve gerekirse askeri güç kullanmak gibi.

 

Üç beş ağa, aşiret reisiyle başedemiyorsa bu devlet, batsın gitsin zaten diyesim geliyor ama neredeyse battı zaten. İronik olarak bu halimizin nedeni dinciler ve Kürtlerdir. Onları, tarihte hiç olmadığı kadar düşünen; ve insan gibi yaşamaları için, ülkeyi hep beraber kalkındırmak için haklar ve zenginlikler vermek isteyen, bunun için uğraşan Atatürk'ten ve onun ideallerinden, yarattığı cumhuriyetten nefret ediyor ve karşı devrimcilerle birlik olup sistemi değiştirmeye çalışıyorlar. Şimdilerde birbirlerine girdiler ama yarın öbür gün yine kaynaşır, barışırlar.

Üzücü elbette ama yapacak bir şey şimdilik yok. İleride birileri gelir de toprakları bu dağlı aşiret reislerinden alır da halka pay eder belki. İşte o zaman gerçekten kalkınmak mümkün olacak, topraklar en verimli biçimde kullanılacak. Tabii AKP tarımı tamamen yok etmişken, ülkeyi dışarıya bağımlı ve yoksul bir ülke haline getirmişken bu söylediklerim epeyce lüks, hatta hayal oluyor. Bu hayali kurması gerekenler Kürtlerken biz kuruyoruz...

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Türk Ateist yazdı:

insanın ağlayası geliyor okuyunca, resmen ürküyor

 

Senin bu yazını okurken dahi tüylerim diken diken oldu.

 

Bir saat önce, Türk Ateist yazdı:

Bu hayali kurması gerekenler Kürtlerken biz kuruyoruz

 

İşte hep bunu anlatmaya çalışıyorum.

Cumhuriyete sahip çıkması gerekenler Cumhuriyet düşmanlığı yapıyorlar, sonra da aman da halimiz perişan diyorlar.

Nankörlük yapacaksın, iyi niyeti suistimal edeceksin, onca ödenen bedelleri yok sayacaksın, halen şeyhlerin, şıhların, tarikat ağalarının kıçını öpeceksin ve utanmadan namussuzca bir de sana yurttaşlık vasfını kazandıran Atatürk'e düşman olacaksın.

Bugünün halkı öyle-böyle değil, resmen bunu yapıyor.

Tarihte kendi değerini bu denli satan bir İran halkı var bir de Türk halkı var, başka bulamazsın.

Fransa'da halk krallığı yok ediyor, henüz devlet ve yönetim yok, halk aç ve perişan, o boşlukta diğer ülkeler bir yandan Fransız halkını yeni oluşacak yönetime karşı kışkırtıyor,  diğer yandan da sınırlardan saldırıya geçiyorlar.

Fransız halkı kralcı-yenilikçi şeklinde bölünüyor, birbirlerini giyotinden geçiriyorlar, fakat ona rağmen hem içte hem sınırlarda zafer kazanarak Cumhuriyeti ilan ediyorlar.

O sistemi günümüze kadar korudular.

Burada ise tam tersi, korumaları gereken sistemi yıkmaya çalışıyorlar.

Hani ağalara, dincilere köle olmayı bu kadar isteyen bir halka söylenecek söz kalmamıştır.

Link to post
Sitelerde Paylaş
50 dakika önce, bilgivehis yazdı:

 

Senin bu yazını okurken dahi tüylerim diken diken oldu.

 

 

İşte hep bunu anlatmaya çalışıyorum.

Cumhuriyete sahip çıkması gerekenler Cumhuriyet düşmanlığı yapıyorlar, sonra da aman da halimiz perişan diyorlar.

Nankörlük yapacaksın, iyi niyeti suistimal edeceksin, onca ödenen bedelleri yok sayacaksın, halen şeyhlerin, şıhların, tarikat ağalarının kıçını öpeceksin ve utanmadan namussuzca bir de sana yurttaşlık vasfını kazandıran Atatürk'e düşman olacaksın.

Bugünün halkı öyle-böyle değil, resmen bunu yapıyor.

Tarihte kendi değerini bu denli satan bir İran halkı var bir de Türk halkı var, başka bulamazsın.

Fransa'da halk krallığı yok ediyor, henüz devlet ve yönetim yok, halk aç ve perişan, o boşlukta diğer ülkeler bir yandan Fransız halkını yeni oluşacak yönetime karşı kışkırtıyor,  diğer yandan da sınırlardan saldırıya geçiyorlar.

Fransız halkı kralcı-yenilikçi şeklinde bölünüyor, birbirlerini giyotinden geçiriyorlar, fakat ona rağmen hem içte hem sınırlarda zafer kazanarak Cumhuriyeti ilan ediyorlar.

O sistemi günümüze kadar korudular.

Burada ise tam tersi, korumaları gereken sistemi yıkmaya çalışıyorlar.

Hani ağalara, dincilere köle olmayı bu kadar isteyen bir halka söylenecek söz kalmamıştır.

 

Atatürk'e düşman olmaları bir şey değil. Atatürk'ün savunulmaya da ihtiyacı yok. Her şey ortada, açık. Aklı olan görür.

Atatürk'e düşman olmaları kendi ayaklarına sıkmaları, kendi sonlarını hazırlamaları demek; onu görmüyor aptallar. Dinciye, aşiret reislerine güvenenin sonu Ortadoğu'nun en pis çukurudur, başka da bir yer değildir. Maraba olursun, karın tokluğuna çalıştırır ve söz hakkını asla tanımazlar; ümmet olursun, bağlı olduğun tarikat, Allah yerine geçmiş padişahın ne derse onu yapar, kendini bilmezsin. 

 

Bu aslında insanın kendisine duyduğu saygıyla ilgili. Ahlakla ilgili. 

Biz ahlaksız bir milletiz (en azından yarımız) derken laf olsun diye demiyorum. Hakaret hele, hiç etmiyorum.

Biz Fransa gibi bedel ödemedik demokrasi ve özgürlük için. O yüzden kolay harcıyoruz. Hoş, o kadar gözümüz dönmüş ki, harcadığımızı da farketmiyoruz. 

Bakalım neler olacak...

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

demokrasi atatürk'ten çok çok önce tartışılmış,

aşama aşama uygulanmaya çalışılmış,

kesintiye uğramış, rafa kaldırılmış,

jön türkler bunun en ateşli savunucuları olmuş,

genç yaştaki abdülhamid'den söz alınarak o tahta oturtulmuş,

söz verdiği özgürlük reformlarını yapmayınca da devrilmiş,

ittihatçıların iktidarı ele geçirmesiyle memleket bayram yerine dönmüştür.

ancak hiçbir şey düşünüldüğü gibi olmamış,

her kafadan bir ses çıkmaya başlamış

ve süreç ittihat-terakki despotizmiyle sonuçlanmıştır.
atatürk çok partili hayata geçiş için çok uğraşmış,

ancak bu o günün şartlarında da mümkün olamamıştır.

ama onun attığı temeller hem bu toprakların aydınlanmasının

hem de demokrasiye geçişin önünü açmıştır.

demokrasi, çağdaş devlet olmanın bir gereğidir.

insan onuruna yakışan en önemli yönetim anlayışıdır.

bizim demokrasimiz gerek askeri müdahalelerle

gerekse de sivil yöneticilerin beceriksizliklerinden

o nedenden ya da bu nedenden istenilen olgunluğa erişmemiştir.

çünkü demokrasi bir rejimin adı değil, bir kültür meselesidir.

tarihinde Geta tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

son nihai hedef 4 devletteki kürtlerin birleşerek büyük kürdistan oluşturma  durumu var

diller lehçe düzeyinde farklılık var

ancak bulundukları devletlerin resmi dilini konuşarak belli kelimeler o dilden karışmış

misal iranda farsça ırakta arapça karışmış 

ancak kurmanci denilen lehçe hem iran hem ırak hem türkiyede ortak konuşulan dildir 

bu doğaldır

tunceli zazacası ile bingöl zazacası veya diyarbakır zazacası arasında da farklar var 

ancak lehçe düzeyindedir

biz azerice yi anlarız. zira türk lehçesidir ha ayrı dil diyende var ki değildir

 

azerbaycan türkçesi  bir kuple şiir:

 

Bu gün, dərdə çarə olan dərman kimi,
Aldım rəsmini əlimə.
Baxdım, baxdım.
Ah çəkib yandım, sənsizliyimə.

**

burda anlaşılmayan ne var  anlamayanı döverler

 

bu gün derde çare olan derman  gibi

aldım resmini elime

baktım baktım

ah çekip yandım sensizliğime

***

kürt kardeşlerimizin bir kısmı

zazacaya da kürtçe lehçesi derler ancak

dil alimleri farklı bir dil olduğunuda söylerler

ha bunlar üst grupta birleşirler ortak yanları çok 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 21.05.2020 at 00:20, testigo yazdı:

farsça kürtçe zazaca ya baktığımız vakit kadim dillerdir

evet kürtçe zazaca farsça nın altında dır dil ağacında

ancak misal zazaca da öyle kelimeler var ki modern farsça da yok

misal pehlevicede var 

buda gösterir ki zazaca modern farsçadan bile daha eskidir

kürtçe de böyledir

 

zaza ve kürtlerin irani halklar olduğu söylenmektedir

dillerin bağlantıları bunu pekte yalanlamıyor

 

misal terzi kelimesi osmanlıcada derzi dir

derzi esasen kürtçede iğne demek

zazacada derzen derzin demek

farsça  suzen ancak derzen duze de denir

misal çuval-duz esasen çuval diken büyük iğnedir

iğneyi kendine cuvaldızı başkasına batır da burdan gelir:)

duz iğne demek

biduze  farsça dik demek emir dir.

zazaca dediğiniz şey zaten kürtçedir zazalarda kürttür. ayrıca derzi kelimeside derz den gelir. 'derz vermek' yani.. derz ayrıkları, yarıkları birleştirnek için yapılır. eski dönem insanları sanırım neolotik çağlarda bu kelimeyi kullanıyordı.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 25.05.2020 at 18:58, nogodbutAllah yazdı:

son nihai hedef 4 devletteki kürtlerin birleşerek büyük kürdistan oluşturma  durumu var

diller lehçe düzeyinde farklılık var

ancak bulundukları devletlerin resmi dilini konuşarak belli kelimeler o dilden karışmış

misal iranda farsça ırakta arapça karışmış 

ancak kurmanci denilen lehçe hem iran hem ırak hem türkiyede ortak konuşulan dildir 

bu doğaldır

tunceli zazacası ile bingöl zazacası veya diyarbakır zazacası arasında da farklar var 

ancak lehçe düzeyindedir

biz azerice yi anlarız. zira türk lehçesidir ha ayrı dil diyende var ki değildir

 

azerbaycan türkçesi  bir kuple şiir:

 

Bu gün, dərdə çarə olan dərman kimi,
Aldım rəsmini əlimə.
Baxdım, baxdım.
Ah çəkib yandım, sənsizliyimə.

**

burda anlaşılmayan ne var  anlamayanı döverler

 

bu gün derde çare olan derman  gibi

aldım resmini elime

baktım baktım

ah çekip yandım sensizliğime

***

kürt kardeşlerimizin bir kısmı

zazacaya da kürtçe lehçesi derler ancak

dil alimleri farklı bir dil olduğunuda söylerler

ha bunlar üst grupta birleşirler ortak yanları çok 

Farsça ve kürtçe benzer diller aslında kürtçe bilen biri farsçayı da az çok anlar. 

Dillerin karışımı konusu ise bu bütün diller için geçerlidir.

Türkçeden yabancı kelimeleri çıkar geriye osmanlı zamanında kullanılan dil kalır.

Türkçeye fransızca,ingilizce,arapça pek çok dil karışmıştır.

Kanunlarımız bile onlardan alınma.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 weeks later...

iste böyleee,

                      Gelin KÜRTLERLE  ilgili cok önemli eski bir  YAZIMI okuyalim.#

BUYURUN:

tolonbey   0

 

tolonbey    0

  • Advanced Member
  •  
  •  
  • Normal Üye
  • 0
  • 8.333 ileti
  • Gender:Male

 

 

 

İşte böyleee,

Tolonbey 

Abdullah Kurt, Atasen (Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası)

 

KÜRDİSTANCI hain VAHİDETTİN

'Vahdettin eğittiği Kürt militanlarla Atatürk'ü devirip bağımsız Kürdistan'ı tanıyacaktı.'

-

                İngiliz arşivlerinde yaptığı çalışmalarla tanınan Türk Tarih Kurumu şeref üyesi olan Prof. Dr. Salahi R. Sonyel, Remzi Kitabevi'nden çıkan son kitabı "Kıskaç Altında" İngiliz arşivlerinden çıkan çok tartışma yaratacak bir belgeye de yer verdi.

-Irak'taki bir İngiliz polis müfettişinin, İngiliz Yüksek Komiseri ve istihbarat örgütlerine gönderdiği raporuna göre,

1926'da 40 bin Kürt militanın Musul'da Türkiye'ye karşı emekli subaylarca eğitilmişti.

                 Bu militanların önderleri,

devrik Osmanlı Padişahı Vahdettin'le ve o sırada Türkiye'nin muhalefet partisiyle Mustafa Kemal'i yönetimden düşürmek için anlaşmışlardı.

-

                Vahdettin iktidarı ele geçirince, "Kürt bağımsızlığını" tanıyacaktı.

Irak'taki Polis Cürüm Araştırma Bölümü'ne mensup genel müfettiş yardımcısı J.F Wilkins 21 Ağustos 1926'da Irak İçişleri Bakanı, İngiliz Yüksek Komiseri ve öteki istihbarat örgütlerine gizli bir yazı göndermişti.

-

                Bu yazıya bir de rapor iliştirilmişti.

Raporda, şu bilgiler vardı:

"Doktor Ahmet Sabri ve Kracya Muratyan Musul'a gitmek üzere 16 Ağustos'ta Bağdat'a uğramış; 18 Ağustos'ta Hacı Raşit el Hava'yı ziyaret ederek, ona, amacı Kürdistan'da Türklere karşı harekete geçmek olan kendi partilerine katılmasını önermişlerdi. (...)

-KÜRT BAĞIMSIZLIĞI TANINACAKTI

                    9 Ağustos akşamı her ikisi de doktor Şükrü Muhammed'in evine gitmiş ve orada Doktor Ahmet Sabri onlara Türkiye'de geniş kapsamlı bir isyandan söz etmişti.

Bununla ilgili planın amacına da değinen Sabri, Büyük Britanya'dan kapsamlı bir yardım gelmesinin beklendiğini de söylemişti.

Kürt asiler epey hazırlık yapmışlardı. 40 bin kadar Kürt militan emekli subaylarca eğitiliyordu.

-

                Bu militanların önderleri düşük Padişah Vahdettin'le ve o sırada Türkiye'nin muhalefet partisiyle şu koşullara göre anlaşmaya varmışlardı: Mustafa Kemal'i erkten düşürmek için bu kişiler yardımda bulunacak; iktidarı ele geçirince 'Kürt bağımsızlığını' tanıyacaklardı. Onların iddialarına göre, aralarında

Rusya,

Fransa

ve İtalya olmak üzere, çeşitli yabancı yönetimlerle görüşmelerde bulunmuşlardı."

-

                   Yazar Sonyel'in kitabın dipnotlarında bu raporun, İngiliz Dışişleri Bakanlığı Foreign Office-FO Arşivi'nde 371/11480/E5456 numarayla bulunduğunu yazdı. Ayrıca Sömürgeler Bakanlığı'ndan Dışişişleri Bakanlığı'na 22.09.1926 tarihli yazıda bulunduğunu; ilişiğinde H.Doobbs'un Sömürgeler Bakanlığı'na gönderdiği 2.09.1926 tarihli gizli yazının da ilişikte olduğu bilgisini de verdi.-

HANEDAN ÖLENE KADAR UĞRAŞTI

Konuyla ilgili diğer bir tarihçinin görüşü ise şöyle:

Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç (Tarihçi-Yazar):

Vahdettin ölene kadar Mustafa Kemal'in ölmesini ve rejimin değişme ihtimalini hep güttü. Kendisini bu amaçla Türkiye'den ziyaret edenlere maddi yardımlar da yaptığını biliyoruz. Bazı kesimlerin 'hanedanın yurt dışına çıktıktan sonra hiçbir şekilde Cumhuriyet aleyhine faaliyette bulunmadığı' yönünde iddiaları vardır. Bu iddialar tamamen mesnetsizdir.

Hanedan mensupları, tekrar padişahlığın dönmesi için her türlü faaliyette bulundular.

-

                     1938'inde Mart ayında Ankara'da Atatürk'ü öldüreceklerdi. Türk devleti, 30 Mart 1938'de Atatürk'ün hasta olduğunu ilk kez resmi olarak açıklayınca bu suikasttan vazgeçildi.

Bunun kaynağı İngiliz arşivleridir ve oraya giren kişi de yine Prof. Salahi R. Sonyel'dir.

Hanedan mensuplarının İngiltere'de yaşayan kolu, 1937'de İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na yazılı başvuruda bulunarak "Bize 100 bin pound yardım edin. Bu suikastı biz düzenleyelim. Mustafa Kemal'i ortadan kaldırırsak rejim çöker, tekrar padişahlık gelir. Taht sırası da Vahdettin'in kolundan devam eder.' dedi.

-

                     Bunu söyleyen Vahdettin'in oğlu Şehzade Burhanettin'dir.

İngilizler kendi aralarında olayı tartıştılar. Ankara'daki Büyükelçi Sir Loraine'e sordular. Loraine onlara, "Sakın ha muhatap bile almayın çünkü bu olay duyulursa Türkiye'yi kaybederiz. Burada rejim oturmuştur. Karizmatik liderdir. Bu laik düzen değişmez." diye uyarıyor.

-

İngiltere bunun üzerine olayı, teklifi kapatıyor. Bu olay Vahdettin öldükten 11 yıl sonra bile hanedanın, Mustafa Kemal'i ortadan kaldırmayı planladığını gösteriyor. Bu nedenle Vahdettin'in Irak'ta Kürtleri toplayıp Cumhuriyeti yıkmak için bir girişimde bulunmuş olma ihtimaline şaşırmam."

***
Atatürk'ün Nutuk'ta Vahdettin için yazdıkları ise şöyledir:

"Gerçekten de, her ne sebeple ve ne şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyetini ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar âdi bir yaratığın, bir dakika bile olsa, bir milletin başında olduğunu düşünmek ne hazindir!

-

Şükre değer bir durumdur ki bu alçak, mirasına konduğu Saltanat makamından millet tarafından atıldıktan sonra, alçaklığını sonuna kadar getirmiş oluyor.

Türk milletinin bu işte önce davranması elbette takdire değer.

-

Âciz, âdi, duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık, kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir ancak böyle bir yaratığın bütün Müslümanların Halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir.

-

Böyle bir düşünce tarzının doğru olabilmesi öncelikle bütün Müslüman milletlerin esir olmaları şartına bağlıdır.

Halbuki dünyada gerçek böyle midir?

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle sembol olmuş bir milletiz!

Değersiz hayatlarını iki buçuk gün daha fazla ve sefilce sürükleyebilmek için her türlü düşkünlüğe katlanmakta bir sakınca görmeyen halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik.

-

Böylece devletlerin, milletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde, şahısların özellikle bağlı bulundukları devlet ve milletin zararına da olsa şahsî durumlarından ve kendi hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespayelerin herhangi bir önemi olamayacağı şeklindeki bilinen gerçeği bir defa daha ortaya koymuş olduk."

-

EK BİLGİ:

TÜRK DÜŞMANI YEŞİL VE KIZIL KOMÜNİSTLER:
https://www.facebook.com/ATASENDIKA/photos/a.573170289398659.1073741841.159063057476053/871134842935534/?type=1

ATASEN
Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası
www.atasen.org.tr

Devamını Gör
 

Tolonbeg:Çoğumuz Osmanlıyı gerçekten tanımıyoruz.

Tanıtmıyorlarda bize.

Hele din adamlarının çoğu okullarda Türk düşmanı yetiştirilmiş,yatiştirilmektedir.

 

Buna ne CHP nede MHP engel olmak istememiştir.Netiçe gelmiş sona dayanmıştır.

Dedeniz Tolonbey

tarihinde tolonbey tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 09.06.2020 at 21:13, tolonbey yazdı:

iste böyleee,

                      Gelin KÜRTLERLE  ilgili cok önemli eski bir  YAZIMI okuyalim.#

BUYURUN:

tolonbey   0

 

tolonbey    0

  • Advanced Member
  •  
  •  
  • Normal Üye
  • 0
  • 8.333 ileti
  • Gender:Male

 

 

 

İşte böyleee,

Tolonbey 

Abdullah Kurt, Atasen (Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası)

 

KÜRDİSTANCI hain VAHİDETTİN

'Vahdettin eğittiği Kürt militanlarla Atatürk'ü devirip bağımsız Kürdistan'ı tanıyacaktı.'

-

                İngiliz arşivlerinde yaptığı çalışmalarla tanınan Türk Tarih Kurumu şeref üyesi olan Prof. Dr. Salahi R. Sonyel, Remzi Kitabevi'nden çıkan son kitabı "Kıskaç Altında" İngiliz arşivlerinden çıkan çok tartışma yaratacak bir belgeye de yer verdi.

-Irak'taki bir İngiliz polis müfettişinin, İngiliz Yüksek Komiseri ve istihbarat örgütlerine gönderdiği raporuna göre,

1926'da 40 bin Kürt militanın Musul'da Türkiye'ye karşı emekli subaylarca eğitilmişti.

                 Bu militanların önderleri,

devrik Osmanlı Padişahı Vahdettin'le ve o sırada Türkiye'nin muhalefet partisiyle Mustafa Kemal'i yönetimden düşürmek için anlaşmışlardı.

-

                Vahdettin iktidarı ele geçirince, "Kürt bağımsızlığını" tanıyacaktı.

Irak'taki Polis Cürüm Araştırma Bölümü'ne mensup genel müfettiş yardımcısı J.F Wilkins 21 Ağustos 1926'da Irak İçişleri Bakanı, İngiliz Yüksek Komiseri ve öteki istihbarat örgütlerine gizli bir yazı göndermişti.

-

                Bu yazıya bir de rapor iliştirilmişti.

Raporda, şu bilgiler vardı:

"Doktor Ahmet Sabri ve Kracya Muratyan Musul'a gitmek üzere 16 Ağustos'ta Bağdat'a uğramış; 18 Ağustos'ta Hacı Raşit el Hava'yı ziyaret ederek, ona, amacı Kürdistan'da Türklere karşı harekete geçmek olan kendi partilerine katılmasını önermişlerdi. (...)

-KÜRT BAĞIMSIZLIĞI TANINACAKTI

                    9 Ağustos akşamı her ikisi de doktor Şükrü Muhammed'in evine gitmiş ve orada Doktor Ahmet Sabri onlara Türkiye'de geniş kapsamlı bir isyandan söz etmişti.

Bununla ilgili planın amacına da değinen Sabri, Büyük Britanya'dan kapsamlı bir yardım gelmesinin beklendiğini de söylemişti.

Kürt asiler epey hazırlık yapmışlardı. 40 bin kadar Kürt militan emekli subaylarca eğitiliyordu.

-

                Bu militanların önderleri düşük Padişah Vahdettin'le ve o sırada Türkiye'nin muhalefet partisiyle şu koşullara göre anlaşmaya varmışlardı: Mustafa Kemal'i erkten düşürmek için bu kişiler yardımda bulunacak; iktidarı ele geçirince 'Kürt bağımsızlığını' tanıyacaklardı. Onların iddialarına göre, aralarında

Rusya,

Fransa

ve İtalya olmak üzere, çeşitli yabancı yönetimlerle görüşmelerde bulunmuşlardı."

-

                   Yazar Sonyel'in kitabın dipnotlarında bu raporun, İngiliz Dışişleri Bakanlığı Foreign Office-FO Arşivi'nde 371/11480/E5456 numarayla bulunduğunu yazdı. Ayrıca Sömürgeler Bakanlığı'ndan Dışişişleri Bakanlığı'na 22.09.1926 tarihli yazıda bulunduğunu; ilişiğinde H.Doobbs'un Sömürgeler Bakanlığı'na gönderdiği 2.09.1926 tarihli gizli yazının da ilişikte olduğu bilgisini de verdi.-

HANEDAN ÖLENE KADAR UĞRAŞTI

Konuyla ilgili diğer bir tarihçinin görüşü ise şöyle:

Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç (Tarihçi-Yazar):

Vahdettin ölene kadar Mustafa Kemal'in ölmesini ve rejimin değişme ihtimalini hep güttü. Kendisini bu amaçla Türkiye'den ziyaret edenlere maddi yardımlar da yaptığını biliyoruz. Bazı kesimlerin 'hanedanın yurt dışına çıktıktan sonra hiçbir şekilde Cumhuriyet aleyhine faaliyette bulunmadığı' yönünde iddiaları vardır. Bu iddialar tamamen mesnetsizdir.

Hanedan mensupları, tekrar padişahlığın dönmesi için her türlü faaliyette bulundular.

-

                     1938'inde Mart ayında Ankara'da Atatürk'ü öldüreceklerdi. Türk devleti, 30 Mart 1938'de Atatürk'ün hasta olduğunu ilk kez resmi olarak açıklayınca bu suikasttan vazgeçildi.

Bunun kaynağı İngiliz arşivleridir ve oraya giren kişi de yine Prof. Salahi R. Sonyel'dir.

Hanedan mensuplarının İngiltere'de yaşayan kolu, 1937'de İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na yazılı başvuruda bulunarak "Bize 100 bin pound yardım edin. Bu suikastı biz düzenleyelim. Mustafa Kemal'i ortadan kaldırırsak rejim çöker, tekrar padişahlık gelir. Taht sırası da Vahdettin'in kolundan devam eder.' dedi.

-

                     Bunu söyleyen Vahdettin'in oğlu Şehzade Burhanettin'dir.

İngilizler kendi aralarında olayı tartıştılar. Ankara'daki Büyükelçi Sir Loraine'e sordular. Loraine onlara, "Sakın ha muhatap bile almayın çünkü bu olay duyulursa Türkiye'yi kaybederiz. Burada rejim oturmuştur. Karizmatik liderdir. Bu laik düzen değişmez." diye uyarıyor.

-

İngiltere bunun üzerine olayı, teklifi kapatıyor. Bu olay Vahdettin öldükten 11 yıl sonra bile hanedanın, Mustafa Kemal'i ortadan kaldırmayı planladığını gösteriyor. Bu nedenle Vahdettin'in Irak'ta Kürtleri toplayıp Cumhuriyeti yıkmak için bir girişimde bulunmuş olma ihtimaline şaşırmam."

***
Atatürk'ün Nutuk'ta Vahdettin için yazdıkları ise şöyledir:

"Gerçekten de, her ne sebeple ve ne şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyetini ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar âdi bir yaratığın, bir dakika bile olsa, bir milletin başında olduğunu düşünmek ne hazindir!

-

Şükre değer bir durumdur ki bu alçak, mirasına konduğu Saltanat makamından millet tarafından atıldıktan sonra, alçaklığını sonuna kadar getirmiş oluyor.

Türk milletinin bu işte önce davranması elbette takdire değer.

-

Âciz, âdi, duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık, kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir ancak böyle bir yaratığın bütün Müslümanların Halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir.

-

Böyle bir düşünce tarzının doğru olabilmesi öncelikle bütün Müslüman milletlerin esir olmaları şartına bağlıdır.

Halbuki dünyada gerçek böyle midir?

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle sembol olmuş bir milletiz!

Değersiz hayatlarını iki buçuk gün daha fazla ve sefilce sürükleyebilmek için her türlü düşkünlüğe katlanmakta bir sakınca görmeyen halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik.

-

Böylece devletlerin, milletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde, şahısların özellikle bağlı bulundukları devlet ve milletin zararına da olsa şahsî durumlarından ve kendi hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespayelerin herhangi bir önemi olamayacağı şeklindeki bilinen gerçeği bir defa daha ortaya koymuş olduk."

-

EK BİLGİ:

TÜRK DÜŞMANI YEŞİL VE KIZIL KOMÜNİSTLER:
https://www.facebook.com/ATASENDIKA/photos/a.573170289398659.1073741841.159063057476053/871134842935534/?type=1

ATASEN
Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası
www.atasen.org.tr

Devamını Gör
 

Tolonbeg

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...
  • 2 weeks later...

Kürtlerin Anadolu'ya Türklerden önce geldiği falan hikayedir. Bugün Doğu illerinin Kürt ağırlıklı olmasının en büyük sebebi I. Selim denilen zerzevattır. Normalde o bölgede Alevi Türkmenler çoğunluktayken İdris-i Bitlisi gibi Şafi Kürtler aracılığıyla Türkmenler katledilmiş, bunun karşılığında da o bölgeler Kürtlere bırakılmıştır. I. Selim ve I. Süleyman tarafından da bu Kürtlere geniş imtiyazlar tanınmış ve âdeta özerk bir Kürdistan kurulmuştur. 

 

Yani bugün PKK bizim meclisimize kadar girebiliyorsa bunun en büyük sebebi Selim'dir.

 

Kürtler tarih boyuna hep başka milletlerin maşası oldular. Sürekli bölücülük sorunu çıkardılar. Kurtuluş Savaşı sırasında bile Kürtlerin çıkardığı isyanlarla uğraştık.

 

Bugün ümmetçiler, solcular ve Kürtçüler devamlı olarak Kurtuluş Savaşı'nda Kürtlerin de savaştığı yalanını empoze ediyor. Doğrudur bizimle omuz omuza savaşan Kürtler de olmuştur ama bunlar ihmal edilebilecek kadar küçük bir azınlıktır. Osman Pamukoğlu'nun açıkladığı belgelere göre yanılmıyorsam Ulu Önderimiz Atatürk dönemindeki Kürt isyancıların sayısı Kurtuluş Savaşı'na katılan Kürt sayısının on katı mıydı neydi... 

 

Yani Kürtlerin bu ülke üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Kürtler diğerleri gibi bir etnik gruptur sadece. Kürtler yok falan sayılmıyor. Tam aksine var sayılıyor. Bu ülkedeki Lazlar, Boşnaklar, Gürcüler, Çerkesler, Abazalar vb. nasıl Türk kimliğini kabulleniyorsa Kürtler de öpe öpe kabullenecek. Beğenmiyorsanız Kuzey Irak aşağıda. 

tarihinde RadikalKemalist tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 08.08.2020 at 23:51, RadikalKemalist yazdı:

Kürtlerin Anadolu'ya Türklerden önce geldiği falan hikayedir. Bugün Doğu illerinin Kürt ağırlıklı olmasının en büyük sebebi I. Selim denilen zerzevattır. Normalde o bölgede Alevi Türkmenler çoğunluktayken İdris-i Bitlisi gibi Şafi Kürtler aracılığıyla Türkmenler katledilmiş, bunun karşılığında da o bölgeler Kürtlere bırakılmıştır. I. Selim ve I. Süleyman tarafından da bu Kürtlere geniş imtiyazlar tanınmış ve âdeta özerk bir Kürdistan kurulmuştur. 

 

Yani bugün PKK bizim meclisimize kadar girebiliyorsa bunun en büyük sebebi Selim'dir.

 

Kürtler tarih boyuna hep başka milletlerin maşası oldular. Sürekli bölücülük sorunu çıkardılar. Kurtuluş Savaşı sırasında bile Kürtlerin çıkardığı isyanlarla uğraştık.

 

Bugün ümmetçiler, solcular ve Kürtçüler devamlı olarak Kurtuluş Savaşı'nda Kürtlerin de savaştığı yalanını empoze ediyor. Doğrudur bizimle omuz omuza savaşan Kürtler de olmuştur ama bunlar ihmal edilebilecek kadar küçük bir azınlıktır. Osman Pamukoğlu'nun açıkladığı belgelere göre yanılmıyorsam Ulu Önderimiz Atatürk dönemindeki Kürt isyancıların sayısı Kurtuluş Savaşı'na katılan Kürt sayısının on katı mıydı neydi... 

 

Yani Kürtlerin bu ülke üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Kürtler diğerleri gibi bir etnik gruptur sadece. Kürtler yok falan sayılmıyor. Tam aksine var sayılıyor. Bu ülkedeki Lazlar, Boşnaklar, Gürcüler, Çerkesler, Abazalar vb. nasıl Türk kimliğini kabulleniyorsa Kürtler de öpe öpe kabullenecek. Beğenmiyorsanız Kuzey Irak aşağıda. 

 

Anadoluya kimin daha önce geldiğinin ne önemi var?

 

Kim savaşa ne kadar katıldı niye bunun hesabını yapıyorsunuz? O dönem ki cahil geri kalmışlık kendini savaşta da göstermiş işte bunun Kürtlük le ne alakası var?  

 

Kim Kürt kim değil nasıl emin oldunuzda hesap yaptınız?

 

Kürt kürtür zorla Türküm diyecek değil ha senin gibi dallamalar bunu kabul etmiyorsa siz defolup gidin.

 

Birde savaştan çok devrimleri niye konuşmuyorsunuz? O devrimleri silip dinci yönetimleri de mi Kürtler iktidara taşıdı?  

 

Osman Pamukoğlu denen ruh hastası hani şu oy alamadığı için parti kurup sonra kapatan herif mi? Madem Kürtler bu kadar kötü de Türkler iyi niye kendisine oy vermemişler?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Pkk meclise girmiyor meclise giren Kürt siyasi hareketi dir.Kürtlerin siyaset yapması teröris mi orta uzun vadede bitirir.Siyaset yaparak sorunlarını çözdüğünü gören insan şiddetten uzaklaşır. Ha tabi sizin gibi ruh hastaları,savaşalım da bizi öldürmeye hakkınız olsun istiyorsunuz fark etmiyoruz sanmayın.

 

Mhp veya Bbp veya Saadet değil ama Hdp zorunuza gidiyor.Utanmazsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, Brad pit yazdı:

Ayrıca sen şu Aniballe tartışıp sonra ona cevap verirsem beni atarsiniz deyip üyeliğini sildiren aynı nicklerle sürekli buraya gelen türk torunuzun galiba.Ulan bi insan hiç mi değişmez. 

Sen de Malta eriği ile kavga edip sonra da atılan arkadaştın galiba nickini hatırlayamıyorum şu an.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 3 weeks later...
On 20.05.2020 at 23:59, nogodbutAllah yazdı:

farsça kürtçe zazaca ya baktığımız vakit kadim dillerdir

evet kürtçe zazaca farsça nın altında dır dil ağacında

ancak misal zazaca da öyle kelimeler var ki modern farsça da yok

misal pehlevicede var 

buda gösterir ki zazaca modern farsçadan bile daha eskidir

kürtçe de böyledir

 

zaza ve kürtlerin irani halklar olduğu söylenmektedir

dillerin bağlantıları bunu pekte yalanlamıyor

 

misal terzi kelimesi osmanlıcada derzi dir

derzi esasen kürtçede iğne demek

zazacada derzen derzin demek

farsça  suzen ancak derzen duze de denir

misal çuval-duz esasen çuval diken büyük iğnedir

iğneyi kendine cuvaldızı başkasına batır da burdan gelir:)

duz iğne demek

biduze  farsça dik demek emir dir.

 

dil bağlantıları tarihin köklerine götürür

Gazi paşa boşuna tdk ttk larını kurmuyor

 

**

kürt kardeşlerimizin dilini kültürüne saygımız sonsuz

emperyalistlerin gazına gelip Türkiye ile kavga etmesinler

bundan hem kürt kardeşlerimiz hem Türk halkı hemde Türkiye zarar görür

sadece emperyalsitler fayda görür

 

her kesin faydasına olan kardeşliktir

ülkemize sadakat ve birliktir.

daha önce zazacanın kürtçeden farklı bir dil olduğunu vurgulamış ve şöyle demişiz:

"

ancak misal zazaca da öyle kelimeler var ki modern farsça da yok

misal pehlevicede var 

buda gösterir ki zazaca modern farsçadan bile daha eskidir

"

bunu destekleyen bir video:

 

**

gerçi farsça zazacayı bilen pehlevice ile karşılaştıran zaten bu  hakikati görür

video da abdulkadir karahan ın iranda farsça bir konuşma yaparken otomaikmen anadili zazacaya kayıyor konuşmaya başlıyor konuşurken alkışlanıyor

derken konuşulanın aslında sasani dönemi  dildir demişler.

elbet zazaca pehlevice de çok ortak var anlayabilirler birbirlerini.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kürt diye bir millet yok. Gerçi millet kavramı da muallak. Ama şöyle diyebiliriz: Kendi iradesi altında, kendi kararlarını verip buna göre yaşamış, kürt namında bir topluluk yok. 

 

Böyle olunca, kürt tarihinden de söz edilemez. Ancak onları idare eden, hüküm altında tutanların tarihi söz konusu olabilir. Pers tarihi, Türk tarihi, osmanlı tarihi falan gibi. 

 

Pers, Sasaniler vs. vs. kürt değil. En azından bugün kürt olarak tarif edilenler değil. 

 

Bu, kürtlerin reddi, kabul edilmemesi değil, müstakil bir tarihlerinin olmayışı demektir. Bölgenin tarihi de kürt tarihi değildir. 

tarihinde anibal tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...