Jump to content
Brad pit

KÜRT TARİHİ

Recommended Posts

46 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

Irkçısın diyorum ama kendin belirtiyorsun zaten. Irkçılık da ciddi ciddi hastalık, sapkınlıktır ama sen zaten malum delisin.

 

Sayın Türk Ateist, kurtlar çok aç iken sürüye daldığında hırsından ve gözü açlığından bir koyun yettiği halde bir kaç saniyede en az 40-50 koyunu boğar.

Kendim dağlarda çobanlık yaptığımda buna bizzat şahit oldum.

Demokrasi görmemiş, daha demokrasi adını dahi telaffuz edemeyen ona demirkırat diyen, yüzde beşinin dahi okuma-yazması olmayan, henüz seçme-seçilme hakkının dahi olduğunun farkına varamayan, iradesini ağalara teslim eden, din adına tecavüzü kendinde hak sayan bir topluma sayısız haklar getirdiği için Atatürk'e bazen hayıflanıyorum.

Böylesi bir topluma birden bu kadar hak verirsen aç kurt gibi pervasızca saldırır, ne var ne yok hepsini yok etmeye çalışır.

Bugün bu ülkenin geldiği sonuç budur, okumuşu hatta ateist olmuşunu dahi ne kadar ilkel kaldığını görüyoruz.

Adama, binlerce yıldır ağalara kölelik ettiniz, tarihe bak diyoruz, "vayy, benim milletimi nasıl küçümsersin!" diyor.

Tek senin değil, benim milletim de asırlarca Osmanlıya kölelik etti ve halen aynı kafaya kölelik ediyor diyoruz, yine bir şeyleri anlatamıyoruz.

Çünkü burada gerçekleri değil, kendi kafasındaki gerçekleri baz alan bir halk söz konusu.

Tayyibi, fetoyu Atatürk'e tercih eden bir halk ile neyi tartışıyoruz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, bilgivehis yazdı:

 

Sayın Türk Ateist, kurtlar çok aç iken sürüye daldığında hırsından ve gözü açlığından bir koyun yettiği halde bir kaç saniyede en az 40-50 koyunu boğar.

Kendim dağlarda çobanlık yaptığımda buna bizzat şahit oldum.

Demokrasi görmemiş, daha demokrasi adını dahi telaffuz edemeyen ona demirkırat diyen, yüzde beşinin dahi okuma-yazması olmayan, henüz seçme-seçilme hakkının dahi olduğunun farkına varamayan, iradesini ağalara teslim eden, din adına tecavüzü kendinde hak sayan bir topluma sayısız haklar getirdiği için Atatürk'e bazen hayıflanıyorum.

Böylesi bir topluma birden bu kadar hak verirsen aç kurt gibi pervasızca saldırır, ne var ne yok hepsini yok etmeye çalışır.

Bugün bu ülkenin geldiği sonuç budur, okumuşu hatta ateist olmuşunu dahi ne kadar ilkel kaldığını görüyoruz.

Adama, binlerce yıldır ağalara kölelik ettiniz, tarihe bak diyoruz, "vayy, benim milletimi nasıl küçümsersin!" diyor.

Tek senin değil, benim milletim de asırlarca Osmanlıya kölelik etti ve halen aynı kafaya kölelik ediyor diyoruz, yine bir şeyleri anlatamıyoruz.

Çünkü burada gerçekleri değil, kendi kafasındaki gerçekleri baz alan bir halk söz konusu.

Tayyibi, fetoyu Atatürk'e tercih eden bir halk ile neyi tartışıyoruz?

 

Ben hiç böyle düşünmedim sevgili bilgivehis. Hala da öyle düşünmüyorum. Atatürk demokrasi isterken, seküler bir ülke olalım diye bir dolu devrim yaparken bu halkın ne kadar cahil olduğunu çok iyi biliyordu. Demokrasinin evvela bir bilinç meselesi olduğunu ve bu bilincin devrimlerle hemen oluşmayacağını da biliyordu.

 

O yüzden ekonomi, sağlık ve eğitimde inanılmaz ataklar yaptı, bu adamlar. Arı gibi, deli gibi çalıştılar. Devasa fabrikalar kurdu, sağlık sistemi oluşturdu (dünyada çocuklarını ücretsiz ve düzenli şekilde aşılayan ilk ve belki de tek ülkeyiz biz, bunu yapan da Atatürk'tür), Köy Ensitüleri'ni en çok ülkenin doğusuna götürdüler. 

Adam devrimler yaparken, aklı ve bilgisine güvendiği insanları Güneydoğu'ya özel olarak gönderip halimiz nedir diye inceletmiş, raporlar istemiş. Bu adamları da özellikle Kürtlerden seçmiş. Raporları gördün mü bilmiyordum, insanın ağlayası geliyor okuyunca, resmen ürküyor. Anadolu genel olarak kötü, pislik ve sefalet içinde ama Güneydoğu jeolojik yapısı gereği çok daha kötü ve zorlu.

 

Evet, Atatürk olmasa Kürtler hala marabaydı falan ama bunu söylemekle bitse keşke.

Kürtler bugün deli gibi küfredip düşmanlık ediyor falan ama Atatürk "Toprak Reformu" diye diye öldü gitti. Çok uğraştı, uğraşıyordu ama hastalandı ve öldü gitti işte.

İnsanları, zalim ve geri kafalı ağalardan kurtarmadıkça o yörede yaptığı hiçbir şeyin hayat bulamayacağını iyi biliyordu, nitekim bulamadı da. Bunu engelleyen Kürt ağalardır. Kürt ağaları ve beyleri meclise almak çok iyi ve doğru bir yöntemdi, kontrol altında tutmak ve baskı uygulamak için en iyi stratejiydi. Ancak ölümüyle her şey tersine döndü.

 

Ölmeden iki yıl önce, 1936 yılında mecliste şöyle sesleniyor milletvekillerine:

 

“Toprak Kanunu’nun bir neticeye varmasını Kamutay’ın yüksek himmetinden beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa malik olması, behemehal lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve imarı bu esastadır.”

 

Tahmin edeceğin gibi önce meclisteki toprak ağaları karşı çıktı. Ellerinden toprakları, güçleri, şan ve şöhretleri, kısacası büyük güçleri gidecekti çünkü. Halk, Kürtler, gariban maraba onların umurunda mı ki?

Sonra, kendisi de bir toprak ağası olan (Güneydoğulu değil ama o da toprak ağası) Adnan Menderes, Celal Bayar, adını yanlış hatırlamıyorsam Emin Sazak ve benzeri bir dolu milletvekili de karşı çıktı. Bu isimlerden bazıları Atatürk'ün ölümünden sonraki dönemde başbakan vb de oldular ve bu aşiret sistemi daha da güçlendirildi, bugünlere geldik işte.

 

Kürtler, senin de önceki iletilerinden birinde belirttiğin gibi önce kendi ağalarına, aşiret reislerine karşı koymayı bir öğrensin, sonra sıra devlete gelir...

 

Demek istediğim, Kürt ve Türk farketmiyor, insan her şeyin en iyisini hakeder. Eğitilir de. Ama bu kuru lafla olmaz, ekonomiyle, sağlık hizmeti ve eğitim vermekle olur. Düzelmesi, eğitilmesi için bazen zora başvurmak da gerekir, işte bu toprak reformunu yapmak için birilerini karşına almayı göze almayı da aşıp baskı ve gerekirse askeri güç kullanmak gibi.

 

Üç beş ağa, aşiret reisiyle başedemiyorsa bu devlet, batsın gitsin zaten diyesim geliyor ama neredeyse battı zaten. İronik olarak bu halimizin nedeni dinciler ve Kürtlerdir. Onları, tarihte hiç olmadığı kadar düşünen; ve insan gibi yaşamaları için, ülkeyi hep beraber kalkındırmak için haklar ve zenginlikler vermek isteyen, bunun için uğraşan Atatürk'ten ve onun ideallerinden, yarattığı cumhuriyetten nefret ediyor ve karşı devrimcilerle birlik olup sistemi değiştirmeye çalışıyorlar. Şimdilerde birbirlerine girdiler ama yarın öbür gün yine kaynaşır, barışırlar.

Üzücü elbette ama yapacak bir şey şimdilik yok. İleride birileri gelir de toprakları bu dağlı aşiret reislerinden alır da halka pay eder belki. İşte o zaman gerçekten kalkınmak mümkün olacak, topraklar en verimli biçimde kullanılacak. Tabii AKP tarımı tamamen yok etmişken, ülkeyi dışarıya bağımlı ve yoksul bir ülke haline getirmişken bu söylediklerim epeyce lüks, hatta hayal oluyor. Bu hayali kurması gerekenler Kürtlerken biz kuruyoruz...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Türk Ateist yazdı:

insanın ağlayası geliyor okuyunca, resmen ürküyor

 

Senin bu yazını okurken dahi tüylerim diken diken oldu.

 

Bir saat önce, Türk Ateist yazdı:

Bu hayali kurması gerekenler Kürtlerken biz kuruyoruz

 

İşte hep bunu anlatmaya çalışıyorum.

Cumhuriyete sahip çıkması gerekenler Cumhuriyet düşmanlığı yapıyorlar, sonra da aman da halimiz perişan diyorlar.

Nankörlük yapacaksın, iyi niyeti suistimal edeceksin, onca ödenen bedelleri yok sayacaksın, halen şeyhlerin, şıhların, tarikat ağalarının kıçını öpeceksin ve utanmadan namussuzca bir de sana yurttaşlık vasfını kazandıran Atatürk'e düşman olacaksın.

Bugünün halkı öyle-böyle değil, resmen bunu yapıyor.

Tarihte kendi değerini bu denli satan bir İran halkı var bir de Türk halkı var, başka bulamazsın.

Fransa'da halk krallığı yok ediyor, henüz devlet ve yönetim yok, halk aç ve perişan, o boşlukta diğer ülkeler bir yandan Fransız halkını yeni oluşacak yönetime karşı kışkırtıyor,  diğer yandan da sınırlardan saldırıya geçiyorlar.

Fransız halkı kralcı-yenilikçi şeklinde bölünüyor, birbirlerini giyotinden geçiriyorlar, fakat ona rağmen hem içte hem sınırlarda zafer kazanarak Cumhuriyeti ilan ediyorlar.

O sistemi günümüze kadar korudular.

Burada ise tam tersi, korumaları gereken sistemi yıkmaya çalışıyorlar.

Hani ağalara, dincilere köle olmayı bu kadar isteyen bir halka söylenecek söz kalmamıştır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
50 dakika önce, bilgivehis yazdı:

 

Senin bu yazını okurken dahi tüylerim diken diken oldu.

 

 

İşte hep bunu anlatmaya çalışıyorum.

Cumhuriyete sahip çıkması gerekenler Cumhuriyet düşmanlığı yapıyorlar, sonra da aman da halimiz perişan diyorlar.

Nankörlük yapacaksın, iyi niyeti suistimal edeceksin, onca ödenen bedelleri yok sayacaksın, halen şeyhlerin, şıhların, tarikat ağalarının kıçını öpeceksin ve utanmadan namussuzca bir de sana yurttaşlık vasfını kazandıran Atatürk'e düşman olacaksın.

Bugünün halkı öyle-böyle değil, resmen bunu yapıyor.

Tarihte kendi değerini bu denli satan bir İran halkı var bir de Türk halkı var, başka bulamazsın.

Fransa'da halk krallığı yok ediyor, henüz devlet ve yönetim yok, halk aç ve perişan, o boşlukta diğer ülkeler bir yandan Fransız halkını yeni oluşacak yönetime karşı kışkırtıyor,  diğer yandan da sınırlardan saldırıya geçiyorlar.

Fransız halkı kralcı-yenilikçi şeklinde bölünüyor, birbirlerini giyotinden geçiriyorlar, fakat ona rağmen hem içte hem sınırlarda zafer kazanarak Cumhuriyeti ilan ediyorlar.

O sistemi günümüze kadar korudular.

Burada ise tam tersi, korumaları gereken sistemi yıkmaya çalışıyorlar.

Hani ağalara, dincilere köle olmayı bu kadar isteyen bir halka söylenecek söz kalmamıştır.

 

Atatürk'e düşman olmaları bir şey değil. Atatürk'ün savunulmaya da ihtiyacı yok. Her şey ortada, açık. Aklı olan görür.

Atatürk'e düşman olmaları kendi ayaklarına sıkmaları, kendi sonlarını hazırlamaları demek; onu görmüyor aptallar. Dinciye, aşiret reislerine güvenenin sonu Ortadoğu'nun en pis çukurudur, başka da bir yer değildir. Maraba olursun, karın tokluğuna çalıştırır ve söz hakkını asla tanımazlar; ümmet olursun, bağlı olduğun tarikat, Allah yerine geçmiş padişahın ne derse onu yapar, kendini bilmezsin. 

 

Bu aslında insanın kendisine duyduğu saygıyla ilgili. Ahlakla ilgili. 

Biz ahlaksız bir milletiz (en azından yarımız) derken laf olsun diye demiyorum. Hakaret hele, hiç etmiyorum.

Biz Fransa gibi bedel ödemedik demokrasi ve özgürlük için. O yüzden kolay harcıyoruz. Hoş, o kadar gözümüz dönmüş ki, harcadığımızı da farketmiyoruz. 

Bakalım neler olacak...

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

demokrasi atatürk'ten çok çok önce tartışılmış,

aşama aşama uygulanmaya çalışılmış,

kesintiye uğramış, rafa kaldırılmış,

jön türkler bunun en ateşli savunucuları olmuş,

genç yaştaki abdülhamid'den söz alınarak o tahta oturtulmuş,

söz verdiği özgürlük reformlarını yapmayınca da devrilmiş,

ittihatçıların iktidarı ele geçirmesiyle memleket bayram yerine dönmüştür.

ancak hiçbir şey düşünüldüğü gibi olmamış,

her kafadan bir ses çıkmaya başlamış

ve süreç ittihat-terakki despotizmiyle sonuçlanmıştır.
atatürk çok partili hayata geçiş için çok uğraşmış,

ancak bu o günün şartlarında da mümkün olamamıştır.

ama onun attığı temeller hem bu toprakların aydınlanmasının

hem de demokrasiye geçişin önünü açmıştır.

demokrasi, çağdaş devlet olmanın bir gereğidir.

insan onuruna yakışan en önemli yönetim anlayışıdır.

bizim demokrasimiz gerek askeri müdahalelerle

gerekse de sivil yöneticilerin beceriksizliklerinden

o nedenden ya da bu nedenden istenilen olgunluğa erişmemiştir.

çünkü demokrasi bir rejimin adı değil, bir kültür meselesidir.

tarihinde Geta tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

son nihai hedef 4 devletteki kürtlerin birleşerek büyük kürdistan oluşturma  durumu var

diller lehçe düzeyinde farklılık var

ancak bulundukları devletlerin resmi dilini konuşarak belli kelimeler o dilden karışmış

misal iranda farsça ırakta arapça karışmış 

ancak kurmanci denilen lehçe hem iran hem ırak hem türkiyede ortak konuşulan dildir 

bu doğaldır

tunceli zazacası ile bingöl zazacası veya diyarbakır zazacası arasında da farklar var 

ancak lehçe düzeyindedir

biz azerice yi anlarız. zira türk lehçesidir ha ayrı dil diyende var ki değildir

 

azerbaycan türkçesi  bir kuple şiir:

 

Bu gün, dərdə çarə olan dərman kimi,
Aldım rəsmini əlimə.
Baxdım, baxdım.
Ah çəkib yandım, sənsizliyimə.

**

burda anlaşılmayan ne var  anlamayanı döverler

 

bu gün derde çare olan derman  gibi

aldım resmini elime

baktım baktım

ah çekip yandım sensizliğime

***

kürt kardeşlerimizin bir kısmı

zazacaya da kürtçe lehçesi derler ancak

dil alimleri farklı bir dil olduğunuda söylerler

ha bunlar üst grupta birleşirler ortak yanları çok 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 21.05.2020 at 00:20, testigo yazdı:

farsça kürtçe zazaca ya baktığımız vakit kadim dillerdir

evet kürtçe zazaca farsça nın altında dır dil ağacında

ancak misal zazaca da öyle kelimeler var ki modern farsça da yok

misal pehlevicede var 

buda gösterir ki zazaca modern farsçadan bile daha eskidir

kürtçe de böyledir

 

zaza ve kürtlerin irani halklar olduğu söylenmektedir

dillerin bağlantıları bunu pekte yalanlamıyor

 

misal terzi kelimesi osmanlıcada derzi dir

derzi esasen kürtçede iğne demek

zazacada derzen derzin demek

farsça  suzen ancak derzen duze de denir

misal çuval-duz esasen çuval diken büyük iğnedir

iğneyi kendine cuvaldızı başkasına batır da burdan gelir:)

duz iğne demek

biduze  farsça dik demek emir dir.

zazaca dediğiniz şey zaten kürtçedir zazalarda kürttür. ayrıca derzi kelimeside derz den gelir. 'derz vermek' yani.. derz ayrıkları, yarıkları birleştirnek için yapılır. eski dönem insanları sanırım neolotik çağlarda bu kelimeyi kullanıyordı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 25.05.2020 at 18:58, nogodbutAllah yazdı:

son nihai hedef 4 devletteki kürtlerin birleşerek büyük kürdistan oluşturma  durumu var

diller lehçe düzeyinde farklılık var

ancak bulundukları devletlerin resmi dilini konuşarak belli kelimeler o dilden karışmış

misal iranda farsça ırakta arapça karışmış 

ancak kurmanci denilen lehçe hem iran hem ırak hem türkiyede ortak konuşulan dildir 

bu doğaldır

tunceli zazacası ile bingöl zazacası veya diyarbakır zazacası arasında da farklar var 

ancak lehçe düzeyindedir

biz azerice yi anlarız. zira türk lehçesidir ha ayrı dil diyende var ki değildir

 

azerbaycan türkçesi  bir kuple şiir:

 

Bu gün, dərdə çarə olan dərman kimi,
Aldım rəsmini əlimə.
Baxdım, baxdım.
Ah çəkib yandım, sənsizliyimə.

**

burda anlaşılmayan ne var  anlamayanı döverler

 

bu gün derde çare olan derman  gibi

aldım resmini elime

baktım baktım

ah çekip yandım sensizliğime

***

kürt kardeşlerimizin bir kısmı

zazacaya da kürtçe lehçesi derler ancak

dil alimleri farklı bir dil olduğunuda söylerler

ha bunlar üst grupta birleşirler ortak yanları çok 

Farsça ve kürtçe benzer diller aslında kürtçe bilen biri farsçayı da az çok anlar. 

Dillerin karışımı konusu ise bu bütün diller için geçerlidir.

Türkçeden yabancı kelimeleri çıkar geriye osmanlı zamanında kullanılan dil kalır.

Türkçeye fransızca,ingilizce,arapça pek çok dil karışmıştır.

Kanunlarımız bile onlardan alınma.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...