Jump to content
Ateistforum

İslamda gözün bilgi kaynağı olmaması 25.kare olayı


Recommended Posts

Kur'an-ı Kerim de gözün hep yanıldığını görmekteyiz.
bazı ayetlerde seraptan bahsedilir.onu su sanan kişi gider hiç bir şey bulamaz
firavun sihirbazlarının iplerinin oynuyor gibi gözlere görünmesi yine gözün aldatılacağına işarettir.
yine bazı ayetlerde müminlerin gözlerinde kafir orduları az gösterilerek cesaret aşılanıyordu
yine belkis hz süleymanın billurdan sarayına girince billuru su sanıp elbiselerini toparlamıştı
ve dahi kendi tahtı getirilip az değiştirildiğinde tam olarak tanıyamamış sanki o demiştir.
nitekim 22:46 " ا" لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ : " Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur."
ve yine  hz peygamber için isra gecesinde 
53:11 " مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى": "Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi " diyerek asıl görenin fuad ve kalb gözü olduğunu söylemektedir. nasıl iman kalb ile tasdik dil ile ikrar dır yani asıl olan kalbtir dil yalanda söyleyebilir. misal mümin biri ölüm korkusu ile kalbi ile iman edip dili ile iman etmedim dese bu imanına halel getirmez iman sahihdir zira asıl olan kalbtir veya münafık biri kalb ile iman etmediği halde dili ile iman ettim derse buda dilinin söylediğini kalbi yalanlamakadır
hz peygamberin gözü ile gördüğünü kalbi doğrulamaktadır yani asıl bilgi kaynağı kalbtir akıldır göz yanılabilir gözün yanılıp yanılmadığı kalb terazisi ile tartılır doğrusu anlaşılır

 

misal su dolu bardaktaki kaşık göz ile kırık gibi görünsede akıl onun sadece görüntüde öyle olduğunu ve kaşığın düz ve sağlam olduğunu bilir
yine dolunay çok büyük ve yıldızlar zahiren çıplak göz ile çok küçük görünmesine rağmen akıl ile ilim ile bilinç ile bilmekteyiz ki yıldızlar aydan çok daha büyük zira ayın büyüklüğü yakınlıktan yıldızın küçüklüğü uzaklıktandır
nitekim sübliminal denilen bilinçaltının algıladığı ancak gözün algılamadığı veya kulağın algılamadığı seslerin bilincin algıladığı çözdüğü anladığı bu gün teknik ortaya çıkarmıştır
her tv de görüntü bir saniyede 24 kareden oluşur zira göz bir saniyede enfazla 24 kare alıgılar
25 .kareye asıl mesaj yerleştirilirse göz onu algılamaz ancak bilinç onu algılar bu ispatlanmıştır
bu yüzden reklamcılıkta 25. kare vb sübliminal şeyler yasaklanmıştır
gözüm ile gördüğüme inanmam demek gözüm ile düşünüyorum akla gerek yokgibi bir mantıktır
göz yanılabilen ve onu düzeltmek için daha üst hiyerarşide mekanizma olması elzemdir.
hz musanın Allahın kelamını işitmesi sonrası Allahım bana kendini göster sana bakayım demesi ise hayli ilginçtir
aslında bu yahudilerin Allahı görmeden inanmayız bize Allahı göster inanalım ısrarı yüzünden hz musanın dolaylı söylemidir kendi bizzat söylemi değildir
ne yazık ki umum materyalist  bilimin de kurucuları genelde yahudilerdir bu  gözlerimle görmediğime inanmam mantığı esasen devam eder.
hz ibrahimin bana ölünün nasıl diriltildiğini göster demesi de esasen aynı geleneğin devamıdır.
esasen hz ibrahim Allahın kudret ve ilmi ile ölüyü dirilteceğinie imanı tam
sadece keyfe diyerek evet iman ediyorum dirilteceğine ama merak ediyorum sadece nasıl oluyor bu
bir nevi esasen materyalistik bilimin nasılından keyfe diyerek hikmete geçiyor..
misal  bir sihirbaz numaradan kadını ikiye bölüyor gerçek olmadığını biliriz ancak numarası nedir nasıl yapıyor merak edilir.meğer iki farklı kutuya iki farklı kişi konur biri üst kısım bir ayak kısmı sanki bölünmüş gibi
burda dahi numaradan olduğu halde nasıl olduğu merak edilirken
hakiki manada ölüyü diriltme kainat üstü bir olaydır bu merak edilmez mi
işitme ve kulak göze göre önceliklidir ve daha güvenilirdir.
nitekim abese suresinde hz peygamberin islamı anlatması için gelen sahabe amadır gözleri görmez ama kulakları işitir ve dahi hz yakup yusuf üzüntüsünden gözleri kör olur ama peygamberdir
hz peygambere de Kur'an resimli foto roman olarak inmemiş nida ses ile gelmiştir.ancak rüyada da vahiy gelmiştir yakaza halinde de
nitekim peygamberlerin rüyaları bilgi kaynağıdır orda raye yani nazar ve basar kullanılmaz
esasen arapçada görme bakma anlamında bir çok kelime var Kur'anda da geçerler
nazar bakmadır basar görmedir raye rüya gibi adeta kalb ile görmedir ancak basar maddi göz görmesi olduğu gibi manevi kalb gözü ile görme olarakta geçer nitekim basiretli kişi bu manadadır
Kur'an-ı Kerim kalb fuad lub gibi kelimeri kalb manasında kullanır esasen kalbin manası değişen dönüşen demektir inkılab da kökü kalbtir.  maklube  yemeği de kökü kalbtir zira ters yüz edilir üstü altına gelir.
kalb tersyüz olma dönüşme demektir.maddi kalbte bir gevşeyip bir kasıldığı için iki zıt şeyi bir arada yaptığı için değişme dönüşme manasında kalb denilmiştir
ve gece ile gündüz adeta sıcaklık genişletir soğukluk daraltır gibi manada biri aydınlık biri karanlık zıt iki durumun kalb kasılması gevşemesi gibi peşpeşe gelmesi yüzünden ayette gece ve gündüzün evrilip çevrilmesi de kalb kelimesi ile nlatılmıştır:
24:44 " يُقَلِّبُ اللَّهُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ" "Allah geceyi ve gündüzü evirir çeviri yuklibu yapar.
manevi kalbte iman nuru ile aydınlanır veya küfrün karanlık gecesi ile kararır gibi iki zıt hal olduğu için kalblerinde iman ve küfür arasında evirip çevrilmesi söz konusu ki kalb kelimesi bu manada tam anlamı ile muradı ifade eder.
kalb taş gibi sertleşen paslanan üzeri örtü ile örtülen veya mühürlenen damgalanan bir hassa olarak Kur'an da çok ça geçer.kalbin ferahlanması genişlenmesi veya daralması sıkışması söz konusudur.
nasıl birine kalbini kaptırmış ve  aşık olan birinin gözleri adeta kör olur sadece sevdiğini görür
yürür gezer ama sarhoş gibidir önündekini bile görmez gider sağa sola çarpar zira aklı kalbi  düşüncesi derindir ve daima kalbinin gösterdiği yöne bakar bu yüzden maddi göz adeta görmez olur
bu yüzden dir ki görmenin basiretin aslı esasen kalbte akılda dır.
esasen yanan ateş içinde olan kalbe fuad denir. o yüzden kavrulan kalbe fuad denir.bir nevi sakin kalbin tersidir.hz musanın annesi oğlunu beşiğe koyup nile bırakırken kalbi bomboş kaldı derken fuad kullanılır bu yüzden anne kalbleri daima evladı için yanan bir ocak gibidir.asla sönmez.Ancak Allah c.c. biz onun kalbini rabt ettik yani bağladık sağlam hale getirdik üzerine sakine indi.
hz peygamber de isra gecesi kalbi yerine fuad denilir zira o gece çok harika olaylara şahit olduğu gecedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tamam o zaman...

 

Şimdi dön arkana bak. Yok yok, iyi bak... Gözün görmüyor ama orada seni kütür kütür düzen bir süper zenci var. Gözün yanılıyor işte...

 

Bu konuda halis yorumlarınızı bekleriz efenim. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

bazı göz aldanmalarının sanki hayati olduğu söylenir

misal  dünya güneş etrafınfa döndüğü halde biz güneşin dünya etrafında döndüğü illüzyonunu görürüz

belkide böyle görmek bizim açımızdan daha sağlıklı

 

insan bedeni simetrik olduğu için bir kolunu kaybedenler ,olmayan kolun acısını hisseder bunlara hayalet organlar denir

V. S. Ramachandran kolunu kaybettiği halde  hala o kolun acısını hissedenleri aynalı kutu mantığı ile terapi uygulamış ve iyileştirmiştir

 

misal olmayan kola iğne batırıldığında acısını hissetmekteler

ramacadran aynalı kutu ile sağlam kolu simetrik olarak aynada gösterdi hasta kişi sağlam kolu hareket ettirdiğinde simetriği olan görüntüde olmayan kolun yerinde o kolmuş gibi hareket ediyor böylece sanki hayalet olan koluda zihinsel olarak kontrol ettiği için  sanki o kol varmış gibi algılanıp acılardan kurtuluyor

https://en.wikipedia.org/wiki/Mirror_therapy

aslında göz ve beyin ve görme mekanizması tam çözülmüş değil çok kompleks multidisipliner mantıkla bir çok dal bir arada çalışmalı ki belki bazı şeyler ortaya çıksın

 

oysa burda aslında bir bir göz yanılması olduğu halde beyin onu gerçek gibi algılamaktadır

burda da sanki göz beyni kandırmaktadır

aslında beyin kolay kolay kanmaz ancak göz den uzak olan gönülden de ırak olur veya göz gördü gönül sevdi mantığınca göz ilk gören olduğu için yanıltan daima odur o gördü mü sever görmedi mi unutur bu kadar bencil bir şey ama akıl ruh unutmaz yıllar geçsede belleğinde saklar hayalinde görür rüyasında görür.

 

şu kati ki beyin gözden daha hızlı algılamaktadır.

https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2542583/Scientists-record-fastest-time-human-image-takes-just-13-milliseconds.html

ve gözün illüzyonlar ile hipnotize edildiği açıktır.

ancak bazı yanılsamaların hayati ve bilinçli olarak öyle yaratıldığını düşünmekteyim

 

misal bir kişi diğerini çok güzel görür aşık olur

başka biri ona bakar çirkin görür bakmaz bile 

nedir bu dramatik fark?

demek ki göz sadece bir araç

onun ötesinde asıl gören değerlendiren daha üst hiyerarşik bir şuur ve ruh vardır.

 

tarihinde nogodbutAllah tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, nogodbutAllah yazdı:

bazı göz aldanmalarının sanki hayati olduğu söylenir

misal  dünya güneş etrafınfa döndüğü halde biz güneşin dünya etrafında döndüğü illüzyonunu görürüz

belkide böyle görmek bizim açımızdan daha sağlıklı

 

insan bedeni simetrik olduğu için bir kolunu kaybedenler ,olmayan kolun acısını hisseder bunlara hayalet organlar denir

V. S. Ramachandran kolunu kaybettiği halde  hala o kolun acısını hissedenleri aynalı kutu mantığı ile terapi uygulamış ve iyileştirmiştir

 

misal olmayan kola iğne batırıldığında acısını hissetmekteler

ramacadran aynalı kutu ile sağlam kolu simetrik olarak aynada gösterdi hasta kişi sağlam kolu hareket ettirdiğinde simetriği olan görüntüde olmayan kolun yerinde o kolmuş gibi hareket ediyor böylece sanki hayalet olan koluda zihinsel olarak kontrol ettiği için  sanki o kol varmış gibi algılanıp acılardan kurtuluyor

https://en.wikipedia.org/wiki/Mirror_therapy

aslında göz ve beyin ve görme mekanizması tam çözülmüş değil çok kompleks multidisipliner mantıkla bir çok dal bir arada çalışmalı ki belki bazı şeyler ortaya çıksın

 

oysa burda aslında bir bir göz yanılması olduğu halde beyin onu gerçek gibi algılamaktadır

burda da sanki göz beyni kandırmaktadır

aslında beyin kolay kolay kanmaz ancak göz den uzak olan gönülden de ırak olur veya göz gördü gönül sevdi mantığınca göz ilk gören olduğu için yanıltan daima odur o gördü mü sever görmedi mi unutur bu kadar bencil bir şey ama akıl ruh unutmaz yıllar geçsede belleğinde saklar hayalinde görür rüyasında görür.

 

şu kati ki beyin gözden daha hızlı algılamaktadır.

https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2542583/Scientists-record-fastest-time-human-image-takes-just-13-milliseconds.html

ve gözün illüzyonlar ile hipnotize edildiği açıktır.

ancak bazı yanılsamaların hayati ve bilinçli olarak öyle yaratıldığını düşünmekteyim

 

misal bir kişi diğerini çok güzel görür aşık olur

başka biri ona bakar çirkin görür bakmaz bile 

nedir bu dramatik fark?

demek ki göz sadece bir araç

onun ötesinde asıl gören değerlendiren daha üst hiyerarşik bir şuur ve ruh vardır.

 

**

gözümüzle görür ruhumuzla severiz

Rahmetli Aşık Veysel  görmediği halde gönül gözü ile:

 

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

demiş ve doğru demiş

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, nogodbutAllah yazdı:

bazı göz aldanmalarının sanki hayati olduğu söylenir

misal  dünya güneş etrafınfa döndüğü halde biz güneşin dünya etrafında döndüğü illüzyonunu görürüz

belkide böyle görmek bizim açımızdan daha sağlıklı

 

insan bedeni simetrik olduğu için bir kolunu kaybedenler ,olmayan kolun acısını hisseder bunlara hayalet organlar denir

V. S. Ramachandran kolunu kaybettiği halde  hala o kolun acısını hissedenleri aynalı kutu mantığı ile terapi uygulamış ve iyileştirmiştir

 

misal olmayan kola iğne batırıldığında acısını hissetmekteler

ramacadran aynalı kutu ile sağlam kolu simetrik olarak aynada gösterdi hasta kişi sağlam kolu hareket ettirdiğinde simetriği olan görüntüde olmayan kolun yerinde o kolmuş gibi hareket ediyor böylece sanki hayalet olan koluda zihinsel olarak kontrol ettiği için  sanki o kol varmış gibi algılanıp acılardan kurtuluyor

https://en.wikipedia.org/wiki/Mirror_therapy

aslında göz ve beyin ve görme mekanizması tam çözülmüş değil çok kompleks multidisipliner mantıkla bir çok dal bir arada çalışmalı ki belki bazı şeyler ortaya çıksın

 

oysa burda aslında bir bir göz yanılması olduğu halde beyin onu gerçek gibi algılamaktadır

burda da sanki göz beyni kandırmaktadır

aslında beyin kolay kolay kanmaz ancak göz den uzak olan gönülden de ırak olur veya göz gördü gönül sevdi mantığınca göz ilk gören olduğu için yanıltan daima odur o gördü mü sever görmedi mi unutur bu kadar bencil bir şey ama akıl ruh unutmaz yıllar geçsede belleğinde saklar hayalinde görür rüyasında görür.

 

şu kati ki beyin gözden daha hızlı algılamaktadır.

https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2542583/Scientists-record-fastest-time-human-image-takes-just-13-milliseconds.html

ve gözün illüzyonlar ile hipnotize edildiği açıktır.

ancak bazı yanılsamaların hayati ve bilinçli olarak öyle yaratıldığını düşünmekteyim

 

misal bir kişi diğerini çok güzel görür aşık olur

başka biri ona bakar çirkin görür bakmaz bile 

nedir bu dramatik fark?

demek ki göz sadece bir araç

onun ötesinde asıl gören değerlendiren daha üst hiyerarşik bir şuur ve ruh vardır.

 

**

gözümüzle görür ruhumuzla severiz

Rahmetli Aşık Veysel  görmediği halde gönül gözü ile:

 

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

demiş ve doğru demiş

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, nogodbutAllah yazdı:

**

gözümüzle görür ruhumuzla severiz

Rahmetli Aşık Veysel  görmediği halde gönül gözü ile:

 

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

demiş ve doğru demiş

 

Senin isin tapinmak. Git tapin yahu.

Güzellik para etmiyormus!!!

Ne güzeller var , darphane gibi para basiyorlar. Sen tabi magarada yasadigin icin haberin yok.

tarihinde deadanddark tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, deadanddark yazdı:

 

Senin isin tapinmak. Git tapin yahu.

Güzellik para etmiyormus!!!

Ne güzeller var , darphane gibi para basiyorlar. Sen tabi magarada yasadigin icin haberin yok.

güzellikten beş para etmezde ki kastı 'değer' aşık veyselin. veysel de içindeki tanrı ile konuşuyor bu şiirinde. ama açık açıkta söylüyor ben sevmezem sana aşık olmasam adım bile anılmazdı.

 

hatta bir de şöyle bir şiri vardır bir kısmını bırakıyorum. tam bir pentagramdır. 


evli misin ergen misin
esin yoktur bir sen misin
carki sema nur sen misin
bu balkiyan nur da senin

kilisede despot kesis
isa allahin oglu demis
meryam ana neyin imis
bu isin var bir de senin.

kimden korktun da gizlendin
cok aradin, cok izlendin.
goster yuzunu cok nazlandin
yuzun mahrem ferde senin

binbir ismin bir cismin var
oglun, kizin ne hismin var
her bir irenkte resmin var
nerde baksam orda senin

turlu turlu dillerin var
ne acaip hallerin var
ne karanlik yollarin var
sirat koprun nerde senin

ademi surdun bakmadin
cennette de birakmadin
seytani nicin yakmadin
cehennemin var da senin

veysel neden aklin ermez
uzun kisa dilin durmaz
eller tutmaz gozler gormez
bu acaip sir da senin.
 
 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, testigo yazdı:

güzellikten beş para etmezde ki kastı 'değer' aşık veyselin. veysel de içindeki tanrı ile konuşuyor bu şiirinde. ama açık açıkta söylüyor ben sevmezem sana aşık olmasam adım bile anılmazdı.

 

Bende o sarkiyi köyün kendisine evet demeyen dilberlerinden birini yazmis diye biliyordum. Ironi degil gercekten öyle biliyordum.

Tanriya asik olmak ona siir yazmak sarki yapmak normal insan davranisi degil bana göre.Mutsuzluk, huzursuzluk isyani gibi. Eksik yönlerinin hesabini birilerinden sormak istemis olmali.

8 saat önce, testigo yazdı:

ademi surdun bakmadin
cennette de birakmadin
seytani nicin yakmadin
cehennemin var da senin

8 saat önce, testigo yazdı:

kimden korktun da gizlendin
cok aradin, cok izlendin.
goster yuzunu cok nazlandin
yuzun mahrem ferde senin

 

Burada cesaretli buldum Veysel'i. Kendisini cok iyi bilmem, yalniz sanki ateistmis gibi bir hisse kapildim.

Link to post
Sitelerde Paylaş

ozanlar geleneğinde önce atışırlar ortam kızar birbirlerini sazla sözle döverler adeta

son bitiş anında toparlarlar barışırlar haddlerini aştıklarını kabul ederler

 

büyük ozan Aşık Veysel en son mısrada toparlamış

ilk mısralarda adeta bir atışma bir kızışma var

 son da:

"veysel neden aklin ermez
uzun kisa dilin durmaz
eller tutmaz gozler gormez
bu acaip sir da senin. "

 

**

en sonda  daha önce yazdılarının acaip harika harikulade bir sır olduğunu

bu sıra Veyselin aklı ermez ama dili uzar elleri tutmaz gözleri de görmez olur

yani aczini itiraf edip çizgiye geliyor büyük ozan

Allah rahmet etsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş
38 dakika önce, nogodbutAllah yazdı:

ozanlar geleneğinde önce atışırlar ortam kızar birbirlerini sazla sözle döverler adeta

son bitiş anında toparlarlar barışırlar haddlerini aştıklarını kabul ederler

 

büyük ozan Aşık Veysel en son mısrada toparlamış

ilk mısralarda adeta bir atışma bir kızışma var

 son da:

"veysel neden aklin ermez
uzun kisa dilin durmaz
eller tutmaz gozler gormez
bu acaip sir da senin. "

 

**

en sonda  daha önce yazdılarının acaip harika harikulade bir sır olduğunu

bu sıra Veyselin aklı ermez ama dili uzar elleri tutmaz gözleri de görmez olur

yani aczini itiraf edip çizgiye geliyor büyük ozan

Allah rahmet etsin.

bu şiir bir pentagramdır birlik ve sonsuzluk demektir.son dörtlükte kendi acizliğini dile getiriyor bir şey toparlamıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ruh ve kalple görülebiliyorsa bunun deneyini yapabiliriz. 

 

Bunun için müslüman mantığı kurmamız yeterli.

Kalp bir kan pompası görevi görüyor, onun yerine su pompası kullanalım.

Ruh da vücutsuz bir enerji olduğuna göre elektrik enerjisi kullanılabilir.

İşte su pompasını elektrikle çalıştırarak mükemmel bir kalp gözü icat ettik.

 

Artık müslümanlar bu icatla ne yaparlar bilemiyorum. Forumun size hediyesi olsun.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 3 weeks later...
On 19.07.2020 at 02:50, testigo yazdı:

evli misin ergen misin
esin yoktur bir sen misin
carki sema nur sen misin
bu balkiyan nur da senin

kilisede despot kesis
isa allahin oglu demis
meryam ana neyin imis
bu isin var bir de senin.

kimden korktun da gizlendin
cok aradin, cok izlendin.
goster yuzunu cok nazlandin
yuzun mahrem ferde senin

binbir ismin bir cismin var
oglun, kizin ne hismin var
her bir irenkte resmin var
nerde baksam orda senin

turlu turlu dillerin var
ne acaip hallerin var
ne karanlik yollarin var
sirat koprun nerde senin

ademi surdun bakmadin
cennette de birakmadin
seytani nicin yakmadin
cehennemin var da senin

veysel neden aklin ermez
uzun kisa dilin durmaz
eller tutmaz gozler gormez
bu acaip sir da senin.

 

türk tasavvuf edebiyatında "şathiye" türünde kaleme alınan şiir örneklerinden biridir aşık veysel'in yukarıdaki şiiri.

şathiye türünde genellikle bektaşi şairleri şiirler yazmıştır.

ancak yunus emre'nin de, niyazi mısrî'nin de bu tarzda şiirleri vardır.

şathiye; alaylı, tanrı ile teklifsizce senli benli konuşmaların yapıldığı sıra dışı şiirlerdir.

şairlerin kendilerinden geçtikleri anlarda bu şiirleri yazdıkları düşünülür.

bu şairler ateist değildir.

bu tarzın en güzel örneklerini ise kaygusuz abdal vermiştir.

 

Yücelerden yüce tanrı
Gündüzlerden gece tanrı
İsmin vardır cismin yoktur
Sen benzersin hiçe tanrı

Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca tanrı
Bu allahlığı sen nerden
Satın aldın kaça tanrı

Ali ile bir olmuşsun
Bir mektepte okumuşsun
Ali olmuş hafız kelam
Sen okursun hece tanrı

Kıldan bir köprü yapmışsın
Gelsin kullar geçsin deyu
Hele biz şöyle duralım
Yiğit isen sen geç tanrı

Yaratmışsın bağ-u cennet
Kulların etsinler sohbet
Cehennemi ne yarattın
Be akılı koca tanrı

Unuttuk diye namazı

Bizi ateşe atarsın
Kul yanması abes değil
Gel bas kızgın saca tanrı

Senin kulların anılır
Atası anası ile
Senin anan baban yoktur
Benzersin bir tanrı

Seni her yerde görürüm
İçin dışını bilirim
Sırrın halka faş edersem
Halin nice olur tanrı

Kaygusuzum der buradan
Cümle mahluku yaradan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim beraber tanrı

(Kaygusuz Abdal)

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

aşık olmak aslında bir göz aldanması sanki
zira  gözü boyamakta veya  karşıdaki maşuku boyamakta cilalamakta ve güzel göstermekte adeta aşık olma bir göz aldanması dır  esasen akıl her şeyi çıplak makyajsız  olduğu gibi görür
göz ise boyamakta cilalamakta adeta makyajlamakta ve öyle göstermekte
dizide filmde makyaj ve kamera efektleri ile  cildi pürüzsüz ve parlak olan güzel oyuncular
gerçek hayatta makyajsız görüntülendiğinde  rahatsız olurlar  görüntü vermek istemzler zira zihinlerde ki o cilalı imajın zarar görmesini istemezler
makyajsız görüntülenenleri görenler ise ah filimde ne güzel burda ne çirkin derler
makyaj hakikatin  adeta gizlenmesi görevi yapar boya cilada böyledir
ayetlerde sıkça zeyyen fili geçer zyn e tezyin etme süsleme boyama cilalama makyajlama demektir
şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi denir adeta şeytan  serabı su diye kandırır peşinde koşturur
sonra tam suya kavuştum diye sevinen kişi hiç bir şey bulamaz hayal kırıklığına uğrar
göz ile aldanma göz ile süslenme ve göz ile şeytan arasında sıkı bir irtibat vardır
zira göz sorgusuz sualsiz duygu ile hemen kabul eder
akıl ve kalb ise  üzerine mercek tutar daha detaylı gösterir
ziynet eşyası tabir edilen altın gümüş gibi süsleme malzemelerinin esası parlak olması ve ışık altında ışıldamasıdır buda gözleri kamaştırır ve takan kişi yi güzel gösterir umum kozmetiklerde esasen zıynet içindir
bu yüzden dünya göğünü yıldızlar ile süsledik denir ayette yani ışıldayan parlayan şeyler tezyinatın esasıdır
gözlerimizin sahte parıltılara kamaşmaması ve kanmaması dileği ile.
az gözleri kısmak gerek ki gözler fazla ışıktan korunsun.

Link to post
Sitelerde Paylaş
49 dakika önce, nogodbutAllah yazdı:

az gözleri kısmak gerek ki gözler fazla ışıktan korunsun.

 

arkadaşım, biraz mürekkep yalamışsın, okumuş etmiş adamsın ama şu ettiğin laflara bak!

bu sözlerinle cahil cüheladan ne farkın var?

sorsam, "cühela"nın "cahil"in çoğulu olduğunu bilirsin ama çarpık bakış açını nasıl düzelteceğini bilmiyorsun.

ilim/bilim ezber yapmak değildir, verilerden gerçekçi sonuçlar çıkarmak demektir.

gerçekçi sonuçlar da tekrar tekrar test edilir, eleştirilir, tartışılır...

yani bilimsel yöntemler uygulanır.

ama bu yöntemler arasında kan pompalayan kalp yoktur!

veri: göz zaman zaman yanılan bir organdır.

çözüm: gözümüzü biraz kısalım!

veyahut gözümüzü değil kalbimizi dinleyelim!

ben bunun neresini düzelteyim şimdi?

kalbe mecazi anlamlar yüklenmiştir tarih boyunca.

görme organımız bellidir, işitme organımız bellidir.

gözünü kapatırsan önündekini göremezsin, kalbin görme işlevi mi var!

göz olmadan nasıl gözlem yapacaksın?

gözlem, bilimsel bir yöntemdir.

göz, diğer duyu organları gibi veri girişi sağlar.

beyin hüküm verir.

örneğin gece askıdaki elbiseyi yılan gibi görürsem,

beyin der ki askıda yılanın ne işi var?

daha da emin olmak istersem yanımdakine sorarım.

kalkıp yakından bakarım, dokunurum.

fakat bu silsilede kalbin yeri yoktur.

ancak korkarsan kan basıncın değişir, kalp de tepki verir.

bu durumda asıl yanılan kalptir.

bir çocuğa anlatır gibi niye yazdırdın şimdi bunları bana?

gözün yanılabileceğini bilimin kendisi söyler zaten.

bilim, insanın mükemmel yaratılmadığını ortaya koymuştur!

organlarımızdaki kusurlar bile senin kutsal kitabını yalanlamaktadır!

hani insan mükemmel yaratılmıştı?

ayrıca bilim, erkek gözünün kadın gözünden daha iyi gördüğünü söylemez.

sen bir erkek gözüyle bir kadın gözünün farkını açıkla istersen.

neden senin kutsal kitabında erkeğin biz gözlemi (şahitliği), iki kadının gözlemine (şahitliğine) bedeldir?

umarım bu sorulara mantıklı bir cevabın vardır,

yoksa gözünü kısıp bu soruları görmezden mi geleceksin?

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...