Jump to content
Ateistforum

Kur'an'ın Tevrat'tan kopya olamayacağının delilleri


Recommended Posts

Kur'an'ın Tevrat ve İncil'den kopyalama olup ve onların bilgisini aşamamış olduğu iddiası birçok misyoner ve ateist tarafından dillendiriliyor. Bu iddianın doğruluğunu araştırmaya 2-3 sene önce başlamıştım. O zamanlarda da birtakım bilgiler edinmiştim ancak bu tarz konularda yazmak haddim değil diye düşünüp hiç girişmedim ancak fikirlerimi kesin olarak doğruladıktan sonra bu yazıyı yazmak istedim. Bu yazıda spesifik olarak birkaç delil sunduktan sonra Kur'an'ın diğer kitaplarla olan ilişkisiyle ilgili fikrimi belirtip yazıyı tamamlayacağım. 

 

Kur'an'ın daha başta adem-havva kıssasında Tevrat'tan ayrıldığı herkesin malûmudur, Tevrat'a göre Havva Âdem'i kışkırtmış ve günaha sürüklemiştir. Ancak Kur'an'da böyle bir anlatı görmüyoruz. Dahası Kur'an İblisin secde etmeyişi ve meleklerin yaratılacak olan halifeye karşı gelişiyle ilgili anlatılarıyla Tevrat'ı ve İncil'i bilgi olarak aşmaktadır(Bakara sûresi 30-40). Bu konu çoğu kişi tarafından bilindiğinden bu konuya girmeyeceğim.

Tevrat'ta bulamadığımız bir diğer konu da â'râf denilen cennet ile cehennem arasında olduğu düşünülen yerin ne yahudilikte ve hristiyanlıkta bulunmayışıdır. Ancak bunlardan ziyade ben kıssalardaki farklara göz atmak istiyorum.

***

Spesifik ve kesin delil olarak gördüğüm Musa kıssası ile başlayacağım. İddiam şu ki Musa döneminde yaşayan Firavun'un kendisini tanrı olarak tanıtması Kur'an'a özgü bir bilgidir. Tevrat'ı okurken dikkatimi çeken en önemli nokta Firavun'un hiçbir yerde ''ben tanrıyım'' dememesi oldu. Kur'an'da Şuarâ sûresinde bu konu şöyle geçiyor 

﴾29﴿

 Firavun, "Benden başkasını tanrı edinirsen, yemin ederim ki seni zindanlarda süründürürüm!" dedi.

 

sadece bu ayette değil 2-3 ayette daha firavunun kendini tanrı ilan ettiğini görebilirsiniz.

 

Bu konuya bir yanıt veremeyen misyonerlerden F. S. Coplestone isimli bir rahip  Kur'an'dan tam 4 yüz yıl sonra yazılmış olan bir midraş metninde Firavun'un tanrı olarak tanımlandığına gönderme yapmıştır. Ancak Dediğim gibi bu metin Kur'an'dan çok daha sonra yazılmıştır. Bu bilgiyi kaynakça'da vereceğim siteden elde ettim ve yorumumun doğru olduğuna kesin kanâat getirdim.

Görüldüğü üzere Kur'an Tevrat'tan çok önemli bir konuda ayrılmaktadır. Tevrat'ta göremediğimiz önemli ve tarihi doğruluğu bulunan bir bilgi Kur'an'da mevcuttur.

***

Diğer daha önemli bir ayrım ise Kur'an'da Firavun'un şu sözü olmuştur. 

﴾38﴿

 Firavun, "Ey seçkinler! Sizin için benden başka tanrı tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için tuğla fırınını yak, bana bir kule yap. Belki oradan Mûsâ’nın tanrısını görürüm; ama kesinlikle onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum" dedi.

 

Eski uygarlıklarda -özellikle Mezopotamya ve Mısır'da- yüksek bir kule vasıtasıyla tanrılara ulaşma isteği görülmektedir. 

Bu konu mısır bilimcisi  Sir Flinders Petrie'nin ''Antik mısır'da dini hayat'' kitabında görülmektedir :

'' tanrıların katına çıkma isteği göğe ''merdivenle'' çıkmak ile ifade ediliyordu.''

Sir. F. Petrie, Religious Lie In Ancient Egypt, 1924, Constable & Company Ltd.: London, pp. 208-209.

 

Diğer bir mısır bilimci I. E. S. Edwards da bu geleneğin sadece mısırda olmadığını yüksek yapılar vasıtasıyla tanrılara ulaşma isteğinin birçok mezopotamya uygarlığında görüldüğünü söylemiştir. Hz muhammed okuma yazma dahi bilmiyordu böyle bir bilgiyi nasıl öğrendi? 

 

I. E. S. Edwards, The Pyramids Of Egypt, 1985, Viking, p. 302.

 

Görüldüğü üzere çok önemli tarihi bilgiler Kur'an'da yer alırken Tevrat'ta bunların hiçbiri yoktur; dahası Tevrat, Mısır krallarının unvanları konusunda bile karışıklık yapmaktadır. Hz İbrahim'den Hz Yusuf'a ondan da Hz Musa'ya kadar olan tüm Mısır krallarının unvanını '' firavun '' olarak belirtmiştir ki bu da çok büyük bir hatadır. Kur'an Hz yusuf döneminde yaşayan Mısır kralına ''Melik'' yani Kral demektedir. Bu konudaki geniş bilgiyi internetten kolayca elde edebilirsiniz, Türkçe olarak da bu iddiaları inceleyebilirsiniz.

***

Gelelim Kur'an'ın direkt olarak müdahalede bulunduğu Hz Süleyman'ın kâfir olup olmadığı konusuna. Kur'an Bakara sûresinin 102. ayetinde Hz süleyman'ın iftiraya uğradığını belirtiyor. Bu iftiranın kaynağı ise Tevrat. 

 

Tevrat'ın 1. krallar/11. bölümünde ve devamında Hz süleyman'ın kâfir olduğundan bahsediliyor. 

 

3 Süleyman’ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu yolundan saptırdılar. 4 Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini Tanrısı RAB’be adayan babası Davut gibi yaşamadı. 5 Saydalılar’ın tanrıçası Aştoret’e ve Ammonlular’ın iğrenç ilahı Molek’e taptı. 6 Böylece RAB’bin gözünde kötü olanı yaptı, RAB’bin yolunda yürüyen babası Davut gibi tam anlamıyla RAB’bi izlemedi. 7 Yeruşalim’in doğusundaki tepede Moavlılar’ın iğrenç ilahı Kemoş’a ve Ammonlular’ın iğrenç ilahı Molek’e tapmak için bir yer yaptırdı. 8 İlahlarına buhur yakıp kurban kesen bütün yabancı karıları için de aynı şeyleri yaptı.

 

Ancak kuran bu iddiaya şöyle yanıt veriyor :

﴾102﴿

 Onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine uydular. Gerçek şu ki Süleyman kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular;

 

Kur'an tevrattan direkt kopyalama olsaydı hz Süleyman'ı Sâd sûresinin 40. ayetinde şöyle niteler miydi?

 

﴾40﴿

 Kuşkusuz onun katımızda yüksek bir yakınlık derecesi ve güzel bir geleceği vardır.

 

Kuşkusuz Hz muhammed Tevrat'ı kopya edecek olsaydı Hz Süleyman'dan sapkın bir kral olarak bahsetmesi gerekecekti. Ancak böyle bir şey yapmak yerine bilgiyi tashih ediyor ve Tevrat'taki bilgiye karşı çıkıyor.

 

-Ayrıca Hz süleyman'ın cinleri çalıştırdığına dair bilgi de Tevrat'ta bulunmuyor.

 

Neml suresinde bu konu şöyle geçiyor :

 

﴾39﴿

 Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter, ben güvenilir biriyim" dedi.

 

 

 

***

Firavunla ilgili diğer bir konu da Firavun'un cesedinin kurtarılmasıyla ilgili, Tevrat'ta firavun'un bedeninin kurtarılmasıyla ilgili herhangi bir bilgi yokken Kur'an Yunus suresi 92. ayette Firavun'un bedeninin kurtarılıp gelecek nesillere bir ayet olacağından bahsediyor. Bu konuyla ilgili bilgiye de internetten rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bunun bir Kur'an mucizesi olduğu da bence çok net.

 

92﴿

 İşte bugün senin cesedini kurtaracağız ki, senden sonra gelenler için bir ibret olsun! İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.

Hz Muhammed zamanında Firavun'un bedeninin kurtulmasıyla ilgili herhangi bir bilgi yoktu yani firavunların cesetlerinin mumyalanması yahut boğulduktan sonra bedeninin kurtarıldığına dair herhangi bir bilgi de Tevrat'ta yoktu. Ayrıca ayetin ikinci kısmında geçen :

 

İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. 

ifadesi de dikkat çekici.

 

 

***

Bir diğer konu da İsrailoğullarının Buzağıyı tanrı edinmesiyle ilgili. Kur'an şöyle diyor

51﴿

 Mûsâ’ya kırk gece için söz vermiştik. Sonra siz, haksızlık ederek buzağıyı (tanrı) edindiniz.

 

Bu konudaki problemse Hz Musa kavminin arasında değilken buzağıyı kimin yaptığı konusudur, Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi Tâ-hâ sûresinde bulabilirsiniz. Tevrat'a göre (çıkış kitabı 32. bölüm) Buzağıyı Hz Harun yapmıştır buzağıyı yapmakla kalmamış ona bir de sunak yapmıştır:

 

 

32  Bu arada halk uzun süre geçtiği halde Musa’nın dağdan inmediğini görünce,+ Harun’un yanına toplandı; “Kalk, bize önümüzden gidecek bir ilah yap,+ çünkü Musa’ya, bizi Mısır diyarından çıkaran adama+ ne olduğunu bilmiyoruz” dediler.  Bunun üzerine Harun onlara “Karılarınızın, oğullarınızın ve kızlarınızın kulaklarındaki altın küpeleri+ çıkarıp bana getirin” dedi.  Ve kulaklarındaki altın küpeleri çıkarıp Harun’a getirdiler.  Harun altınları onlardan aldı; oymacı aletiyle şekil verip+ dökme bir buzağı heykeli yaptı.+ Ve halk “Ey İsrail, seni Mısır diyarından çıkaran Tanrın bu!”+ demeye başladı. Harun bunu görünce onun önünde bir sunak yapmaya girişti.

 

 Kur'an'a göre ise buzağıyı Samîrî isimli biri yapmıştır.

 

﴾83﴿

 (Allah buyurdu ki:) "Seni halkından aceleyle ayrılmaya sevkeden neydi ey Mûsâ!"


﴾84﴿

 Şöyle cevap verdi: "Onlar da benim izimdeler; benden hoşnut olasın diye sana gelmekte acele ettim ey rabbim."


 

﴾85﴿

 Allah, "Fakat" dedi, "Biz senden sonra kavmini sınadık ve Sâmirî onları yoldan çıkardı."

 

Kur'an aynı zamanda Hz Harun'un da suçsuzluğunu da ortaya koymuştur :

 

﴾90﴿

 Gerçek şu ki daha önce Hârûn onlara, "Ey kavmim! Siz bununla sınanmaktasınız; kuşkusuz sizin rabbiniz o rahmândır. O halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.


﴾91﴿

 Şöyle cevap verdiler: "Mûsâ yanımıza dönünceye kadar ona tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."

 

 

Kur'an yine burada Tevrat'ı düzeltmek durumunda kalmıştır.

 

***

Tevrat'ta bulunmayan bir konu da Hz İbrahim'in Kâbe'yi inşâ etmesi mes'elesidir.

 

﴾127﴿

 İbrâhim İsmâil’le birlikte beytin temellerini yükseltiyordu: “Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.

 

Böylesine önemli bir konu da Tevrat'ta bulunmuyor. 

 

 

***

Kur'an'ın diğer kitaptaları ilke olarak doğrulaması ve onlar üzerinde ''muheymin'' olmasıysa daha önemli bir tefsir konusudur. Bu konuda Muhammed abduh'un ''Tefsir'ül Menâr''ına bakabilirsiniz. Bu konuyu Muhammed esed tefsirinde buluyoruz : 

64 - Muheymin ortacı, heymene, "[bir şeyi] gözetledi" veya "[onu] kontrol etti" rubâ‘î fiilinden türetilmiştir ve burada Kur'an'ı geçmiş kitaplarda neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğuna karar vermenin belirleyici ölçüsü olarak tanımlamak için kullanılmıştır (bkz. Menâr VI, 410 vd.).

Maide suresinin 48. ayetinin tefsiridir.

 

Kur'an'ın tevrat ve incil üzerinde müheymin olması kendi bünyesinde düzeltilmiş hallerini duyurması olabilir. Bu arada bir sonraki yazımda incilde ve kurandaki benzer ayetleri göstermeye çalışacağım. Kur'an neredeyse tevrat ve incildeki tüm önemli konuları bünyesinde toplamıştır yani Kur'an onları hem ilkesel olarak doğrular hem de düzeltilmiş hallerini müheymin sıfatı gereği koruyarak bünyesine alır.

 

Kur'an Tevrat'ı hiçbir şekilde olduğu gibi kopya etmemiştir. Yukarıdaki bilgiler buna delildir. Elbette Kur'an içinde eski kitaplarda da olan bilgiler vardır Kur'an bunu kendisi kabul etmektedir. Şuarâ sûresi 196-197 :

 

﴾196﴿

 O Kur’an, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da vardır.


﴾197﴿

 İsrâiloğulları bilginlerinin bunu bilmesi onlar için bir delil değil midir?

 

Bir diğer ayet grubundaysa yine aynı konuya değinilir, Mâide 15-16 :

 

﴾15﴿

 Ey Ehl-i kitap! Resulümüz kitapta bulunup da gizlemekte olduğunuz birçok şeyi size açıklamak üzere geldi; birçoğunu da açığa vurmuyor. Şüphe yok ki size Allah’tan bir ışık, apaçık bir kitap geldi.


﴾16﴿

 Allah, kendisinin izniyle rızâsını arayanları o kitapla kurtuluş yollarına erdirir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları dosdoğru bir yola iletir.

 

Kopya konusunun aslında baştan temeli bozuktur. Hz peygamber okuma yazma bilmiyordu. Bu konuyu da ''Ümmi'' konusu üzerinden tartışmak doğru değildir çünkü bir konuda daha açık bir delil varken daha karmaşığına başvurmak doğru olmaz. Ankebût sûresi 48. ayet bu konuda çok açık :

 

﴾48﴿

 Sen bundan önce ne bir kitap okuyabiliyor ne de onu kendi elinle yazabiliyordun; öyle olsaydı gerçeği çürütmeye çalışanlar kuşkuya düşerlerdi.

 

bundan sonraki ayetlerde de bu konunun mucizesine atıf vardır.

 

﴾50﴿

 Onlar hâlâ, "Rabbinden ona bazı mûcizeler indirilmeli değil miydi?" diyorlar. De ki: "Mûcizeler yalnız Allah’ın katındadır; ben sadece bir uyarıcıyım."


﴾51﴿

 Kendilerine okunan bu kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmiyor mu? Elbette inanan bir topluluk için onda rahmet ve ibret vardır.

 

Kur'an ayetleri insanlar içinde okunuyordu eğer peygamber okuma yazma bilseydi elbette insanlar ona itiraz edeceklerdi.

*Kur'an aramice ''koryan''dan alıntıdır ve esasen okuma/okuma parçası anlamına gelmektedir.

 

Kaynakça :

 

 

https://www.islamic-awareness.org/

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 113
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Piyasadaki tüm kitapları bizahiti insanlar mıncıklamıştır ve eskilerin masalları/mitleri/efsaneleri/bilgileri bir sonrakine aktarılmıştır.

Yani Arap ithali sözde tanrının sözde kitabı da, kendinden öncekilerden nemalanır.

Öyle gökten zembille inen bir şey yok.

Var diyen; kıçından uyduruyor!

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, kavak yazdı:

Piyasadaki tüm kitapları bizahiti insanlar mıncıklamıştır ve eskilerin masalları/mitleri/efsaneleri/bilgileri bir sonrakine aktarılmıştır.

Yani Arap ithali sözde tanrının sözde kitabı da, kendinden öncekilerden nemalanır.

Öyle gökten zembille inen bir şey yok.

Var diyen; kıçından uyduruyor!

Hocam burada asla tebliğ yapmıyorum bu konulara ilgi duyan insanlar için bir karşılaştırma olabilir. Sadece Muhammed tevrattan aldı diyenler için bunun aslında öyle olmadığını göstermek istedim. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 hours ago, robertobaggio said:

 

Ana kaynak mana kaynak, ne bu senin tık tantanan? Sana tık kazandırmayacaz demedik mi?

 

Yazdıklarına gelince de, kuranın mevzuları tevrattan arakladığını gayet güzel ispatlamışsın. İntihalci, aşırmacı muhammed, bunu bilmiyorduk, öğrendik.

Link to post
Sitelerde Paylaş
9 dakika önce, anibal yazdı:

 

Ana kaynak mana kaynak, ne bu senin tık tantanan? Sana tık kazandırmayacaz demedik mi?

 

Yazdıklarına gelince de, kuranın mevzuları tevrattan arakladığını gayet güzel ispatlamışsın. İntihalci, aşırmacı muhammed, bunu bilmiyorduk, öğrendik.

Hocam tartışma uslûbunu korursan belki burada fikir tartışması olur.

Link to post
Sitelerde Paylaş
5 minutes ago, robertobaggio said:

Hocam tartışma uslûbunu korursan belki burada fikir tartışması olur.

 

Ne fikir tartışması olacak, bu teranelere? Adam aşırmış işte tevrattan o masalları daha ne olacak, sende bunu güzelce ispat etmişsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, anibal yazdı:

 

Ne fikir tartışması olacak, bu teranelere? Adam aşırmış işte tevrattan o masalları daha ne olacak, sende bunu güzelce ispat etmişsin.

Hocam o ayrı bir tartışma benim yazdığım konunun ana fikri Kur'an'da tarih bilgisine uyan ve tevrat'tan olmayan bilgiler var. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
5 minutes ago, robertobaggio said:

Hocam o ayrı bir tartışma benim yazdığım konunun ana fikri Kur'an'da tarih bilgisine uyan ve tevrat'tan olmayan bilgiler var. 

 

Pek fazla yok. 

 

O dönemin tek tevratı, bugünkü bilinen ve çok yerde okunan eski ahit değil. O dönemde, senin yazdıklarını iddia eden başka anlatılarda mevcut. Unutuyorsun, medina yahudi şehriydi, mekke ve civarında da çok fazla yahudi ve hristiyan vardı. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, anibal yazdı:

 

Pek fazla yok. 

 

O dönemin tek tevratı, bugünkü bilinen ve çok yerde okunan eski ahit değil. O dönemde, senin yazdıklarını iddia eden başka anlatılarda mevcut. Unutuyorsun, medina yahudi şehriydi, mekke ve civarında da çok fazla yahudi ve hristiyan vardı. 

Yazıda Tevrat'ta ve midraşlarda bulunmayan bilgilerin Kur'an'da bulunduğunu söylüyorum. Firavun'un tanrılık iddiası 10. yüzyıla kadar hiçbir yahudi kaynağında yok. Ayrıca Firavun'un bir kule yaptırıp tanrıya bakma isteği bugün tarihi bilgilerle destekleniyor bu da tevrat'ta yok. Bir diğer konuda m.ö 15. yüzyıla kadar mısır krallarının unvanı firavun değildi. Kral deniyordu sadece ama tevrata göre hz yusuf zamanındaki kral da firavunmuş. Kur'an'da ise ''melik'' olarak geçiyor.

 

The Thames & Hudson Dictionary Of Ancient Egypt that:

Pharaoh: The term used for the ancient Egyptian king. The word is derived via Greek from the ancient Egyptian word per-aa ('the great house', palace). Originally applied to the royal residence, it was used from the 18th Dynasty to refer to the king himself. Hence, the use of 'pharaoh' for Egyptian rulers before the New Kingdom is strictly anachronistic and best avoided.[62]

Would it be surprising to see if the Encyclopedia Of The Bible says concerning the name "Pharaoh":

Pharaoh. Ruler over Egypt also known as "the King of Upper and Lower Egypt." He lived in a palace known as the "great house," which was symbol of his authority. The Egyptian word for the palace was applied to the kings of the New Kingdom (c. 1550-1070 BC).... The use of the title pharaoh in Genesis may be anachronistic in that Moses in covering the events of the patriarchs in relation to Egypt used the commonly accepted term "pharaoh" even though the title was not in use at the time of the patriarchs (cf. Gn 12:15-20; 37:36).[63]

kaynakça : https://www.islamic-awareness.org/quran/contrad/external/josephdetail.html

Hz muhammed direkt kopya etseydi hz yusuf zamanındaki krala da firavun demeliydi. Hz muhammed nereden biliyordu  hz yusuf zamanındaki krallara firavun denilmeyeceğini?

 
Link to post
Sitelerde Paylaş

Araplarla Yahudiler kardeş çocukları aynı ırk ve aynı coğrafya. Bir çocuk sıradışı doğarsa onun peygamber olacağına inanirlarmis. Hepsi akraba evliliği yaptığı için sırtında doğum lekesi bulunan Muhammed'e peygamber gözüyle bakmışlar. O düşünceyle yetiştirmişler. Olay bundan ibaret. Bu yüzden bütün peygamberler hep aynı coğrafyanın ürünüdür. Uzatmaya gerek yok.

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ekleme yapayım , Muhammed ayrıca epilepsi hastası. O zamana göre bu tür rahatsızlıklar bilinmediğinden siradisilik zannediliyordu.

 

Geçen yıl Türkiye'de davranış bozukluğu olan çocuğu süper zeka diye reklam etmeleri gibi. İsmini vermiyorum cocugun değil anasının cahilliği yüzünden olay patladı çünkü. Ardından milli eğitim onu rehabilitasyona aldı.

 

Sigmund Freud un hayat hikayesi de böyle idi . Annesinin abartmasi. Kendi de bunu itiraf etmiş zaten.

Link to post
Sitelerde Paylaş
54 dakika önce, bidonadam2 yazdı:

Ekleme yapayım , Muhammed ayrıca epilepsi hastası. O zamana göre bu tür rahatsızlıklar bilinmediğinden siradisilik zannediliyordu.

 

Geçen yıl Türkiye'de davranış bozukluğu olan çocuğu süper zeka diye reklam etmeleri gibi. İsmini vermiyorum cocugun değil anasının cahilliği yüzünden olay patladı çünkü. Ardından milli eğitim onu rehabilitasyona aldı.

 

Sigmund Freud un hayat hikayesi de böyle idi . Annesinin abartmasi. Kendi de bunu itiraf etmiş zaten.

Hocam benim yazdıklarımla hiçbir alakası olmayan şeyler söylemişsiniz. Bir kimseyi muayene etmeden hasta olup olmadığını anlamak bilimsel bir yaklaşım mıdır? 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, robertobaggio yazdı:

Hocam benim yazdıklarımla hiçbir alakası olmayan şeyler söylemişsiniz. Bir kimseyi muayene etmeden hasta olup olmadığını anlamak bilimsel bir yaklaşım mıdır? 

 

Vahiy yoluyla geldigi iddia edilen şeyleri bilimsel yolla irdelemek mümkün değil zaten. Ancak kültürlerini kiyaslayabilirsin.

 

Vahyin geliş şekli epilepsi nöbeti ile aynıdır. Hatta peygamber hastalığı diye bir şey var günümüzde .

 

Şimdi ben de vahiy geldi bana soylettirildi desem inanacak mısın

 

Ayrıca kutsal zannedilen kitaplar hep olaylardan sonra yazılmış ve hep değiştirilerek günümüze kadar gelmiş.

tarihinde bidonadam2 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
43 dakika önce, bidonadam2 yazdı:

 

Vahiy yoluyla geldigi iddia edilen şeyleri bilimsel yolla irdelemek mümkün değil zaten. Ancak kültürlerini kiyaslayabilirsin.

 

Vahyin geliş şekli epilepsi nöbeti ile aynıdır. Hatta peygamber hastalığı diye bir şey var günümüzde .

 

Şimdi ben de vahiy geldi bana soylettirildi desem inanacak mısın

 

Ayrıca kutsal zannedilen kitaplar hep olaylardan sonra yazılmış ve hep değiştirilerek günümüze kadar gelmiş.

Hocam ben de diyorum ki böylesine hasta biri nasıl tarihi doğruluğu olan tevratta olmayan bilgileri bize verebilir. İki seçenek var ya salladı ya da tanrı tarafından bilgilendiriliyor. Ben ikinci tercihi daha makul buluyorum. 

 

https://kuranadairkonularr.blogspot.com/2020/09/kurann-tevrat-ve-incili-bilgi-olarak.html

 

Yazıyı güncelledim bu arada okursan iyi olur hocam.

Link to post
Sitelerde Paylaş
14 dakika önce, robertobaggio yazdı:

Hocam ben de diyorum ki böylesine hasta biri nasıl tarihi doğruluğu olan tevratta olmayan bilgileri bize verebilir. İki seçenek var ya salladı ya da tanrı tarafından bilgilendiriliyor. Ben ikinci tercihi daha makul buluyorum. 

https://kuranadairkonularr.blogspot.com/2020/09/kurann-tevrat-ve-incili-bilgi-olarak.html

Yazıyı güncelledim bu arada okursan iyi olur hocam.

Zırt pırt, bağlantı iliştirmekten ve hocam demekten de vazgeç.

Yazacaklarını burada yaz.

 

Sana daha evvel ne dedik?

Bu insan ürünü malum kitap, kendinden öncekilerden nemalanır. Burada anlamayacak ve yanlış olan ne var?

Ayrıca içindeki tüm(!) bilgiler, o devirdeki ve o yöredeki eğrisiyle doğrusuyla bilinen bilgilerdir.

Ne fazla ne eksik!

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, kavak yazdı:

Zırt pırt, bağlantı iliştirmekten ve hocam demekten de vazgeç.

Yazacaklarını burada yaz.

 

Sana daha evvel ne dedik?

Bu insan ürünü malum kitap, kendinden öncekilerden nemalanır. Burada anlamayacak ve yanlış olan ne var?

Ayrıca içindeki tüm(!) bilgiler, o devirdeki ve o yöredeki eğrisiyle doğrusuyla bilinen bilgilerdir.

Ne fazla ne eksik!

 

Tersini ispatlaman gerekiyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş
28 dakika önce, robertobaggio yazdı:

Tersini ispatlaman gerekiyor.

Kuran deve sidiginin kumdaki şekillerinden esinlenerek yazılmıştır. Hadi tersini ispat et de göreyim.

 

Kuran denen kitaptan önce astronomi ve tıp gayet gelişmişti. Azıcık oku.

tarihinde bidonadam2 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, robertobaggio yazdı:

Tersini ispatlaman gerekiyor.

 

3 saat önce, robertobaggio yazdı:

Aranızda bu bilgileri çürütecek hiç kimse yok. Papağan gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyorsunuz. Biraz daha okuyup bilgilenmeniz lazım ama dogmatik uykunuzdan uyanmaya da niyetiniz yok. Herkese selamlar bu konuya daha yazmayacağım.

Aha kendini bir şey sanan, safkan bir müslüman daha!

Boş beleş zırvalamışsın, bir de okumaktan dem vuruyorsun ha?

Bre çok bilmiş, sizin gibiler "Aman da benim dinim şahane, aman da benim Arap ithali tanrım çok yakışklı" minvalinde tebliğ manyaklığı yapmaktan başka ne yapar?

Papağan olan bizahiti sen ve senin gibiler, çünkü okuduğunuz insan ürünü kitabın içerini bizler de biliyoruz.

Yani tekeri yeni icat etmiş edası ile foruma dalmaya yeltenmeniz, kendinizden olmayan insanlara saygınız olmadığındandır.

Doğmaymış....mış...doğmanın şahı sizler de var, çünkü 1400 sene evvelki ilkel bilgilere takılıp kalmışsınız.

 

Hasılı yazmazsan yazma, sanki seni biz buraya davet ettik!

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...