Jump to content
Ateistforum

Bölümümle alakasız konularda kitap yazamaz mıyım?


Recommended Posts

Aslında yıllar önce bunu ben de düşünmüştüm. Ama resmi arşivlere ulaşmak, bu işe hak ettiği zamanı vakfetmek, mali sorunlar vb. birçok şeyden ötürü gerçekleştiremedim. 

 

Önemli bir sorun da Atatürk'ün çağdaşı olmayan ve tarihçi/sosyolog vs. gibi bir sıfatı da bulunmayan amatör bir araştırmacı olarak böylesine büyük bir şahsiyetin biyografisini kaleme almanın barındırdığı büyük riskti. Elbette insanlar bir hikayeyi birincil elden, yani araştırmaya konu şahsiyeti kendi yaşamı içinde tanımış, onunla birçok şeye iştirak etmiş, tartışmış, kısacası onun döneminde yaşamış kişilerden dinlemek isterler. Bu bakımdan Falih Rıfkı'nın Çankaya'sını çok ayrı bir yere koyarım. Çankaya'da resmedilen Atatürk'ü daha samimi, daha canlı ve gerçek bulurum. Ne var ki , F. Rıfkı sadece Atatürk'ün kendisine yansıttığı yüzünü görmüştür. Oysa O sadece bundan ibaret değildir. 

 

Atatürk kısa hayatına o kadar büyük işler sığdırmış ve öyle yoğun yaşamış bir şahsiyet ki insan O'nun hakkında yazılmış her kitapta O'nun farklı ve müthiş bir yönünü daha keşfediyor ve ancak hakkında yazılmış bütün kitapları okuyup topluca bir sentez yaptığı zaman O'nun gerçek büyüklüğünü kavrayabiliyor. Ve son dönemde, 15 Temmuz sonrasında moda haline gelen bir eğilim patlak verdi ve her kesimden yazarlar Atatürk hakkında birbiri peşi sıra kitap çıkarmaya başladı. Daha öncesinde yolları Atatürkle hiç bir şekilde kesişmemiş olanlar bile fırsat bu fırsat diyerek bu furyaya katıldı. Bu zevat 15 Temmuza kadar neredeydi? Atatürk'e, cumhuriyet değerlerine her mecrada akıl almaz iftiralar atılırken, sistemli saldırılar düzenlenirken bu insanlar ne iş yapıyorlardı? Bu soruları biz gerçek Atatürkçüler soruyoruz ve yanıtını da biliyoruz ama bu fırsatçıların hitap ettikleri kitlenin ne bu soruları soracak ne de okudukları kitabı anlayacak hafıza ve akılları zaten yok. Topal atın kör alıcısı olurmuş...

 

Bu furyadan nemalanmaya çalışanlardan biri de büyük tarihçi edasıyla TVlerde boy göstermekten çok hoşlandığını bildiğimiz İlber Ortaylı oldu. Yazdığı kitabı indirip okudum. Özensiz, ciddiyetsiz, bir tarihçiye asla yakışmayacak türden esaslı hatalarla ve yanlış uslamlamalarla dolu bir kitap. Düşünün ki Atatürk'ün biyografisini konu alan bir kitapta Çanakalle'de Mustafa Kemal'in yaptıklarına sadece 1 sayfa yer verilmiş! Üstelik bu 1 sayfalık bölümde bile M. Kemal'in savaşın kaderini değiştirmesine, atamasının ısrarla yapılmamasına karın bir yolunu bulup Çanakkaleye giderek, yarbay rütbesiyle katıldığı o kan deryasında sergilediği eşsiz askeri dehasıyla bütün kolorduların kumandasını eline almayı başarmasına dair tek kelime edilmemiş! Çanakkale savaşının M. Kemal'in Atatürk olmasında ve cumhuriyeti kurmasında ne denli yaşamsal bir dönüm noktası olduğunu bilmek için tarihçi olmaya gerek var mıdır? Elbette yoktur. Hele ki böylesi zavallı yaratıklar tarihçi sıfatıyla orada burada ahkam keserken... Yine aynı kitapta Ortaylı Atatürk'ün Çankaya'da mevlüt okuttuğunu ve dinlerken ağladığını yazıyor. Sanırım bu iddiasını Makbule'nin anlatımlarına dayandırıyor. Makbule'nin oldukça dindar-muhafazakar biri olduğunu, Atatürk'ün ölümünden sonra giriştiği bir takım siyasi faaliyetlerde laiklik karşıtı propagandalar yürüttüğünü göz önünde bulundurmuyor. Üçüncü şahıs anlatımlarının güvenilir olmadığı gerçeğinden habersiz görünüyor. Oysa biz biliyoruz ki gerçek tarihçiler, bir olayın sadece kişiler tarafından hikaye edildiği şekline fazla itibar etmezler; belge ve kanıt ararlar. Belge ve kanıt yoksa bu defa o olayın diğer şahıslarca nasıl anlatıldığına da bakar ve bunların örtüşüp örtüşmediğini kontrol ederler. Çünkü bilirler ki her insan yalan söyleyebilir ve çoğu insanın hezeyanları vardır. Makbule'nin de bunlardan biri olduğuna kuşku yoktur. Çünkü Atatürk kesin olarak ateistti. Dahası dinden nefret ediyordu. Ama elbette bunu ulu orta dışa vurmazdı. Ve yine İlber efendi Atatürk'ü "Türk tarihinin önemli bir lideridir" şeklinde tanımlamış. "Çok önemli bir lideridir bile diyememiş. Sanırım "çok önemli" kelimesini yazmak bile ona çok gelmiş. Yani lütfetmiş de önemli demiş... Türk tarihinde hepsi birbirinden önemli sayısız lider vardır. Bir tarihçi, tarihçi de olmasa bir yazar kullandığı sıfatların anlatmak istediği konuya tam olarak karşılık gelmesine dikkat etmelidir. Atatürk gibi tarihe sığmayan eşsiz bir önderi betimlerken ona sadece "önemlidir" demek aslında ona önemsiz demektir. İşte burada Ortaylı denen peltelemiş organizmanın o gerici-muhafazakar beynini , yani onun gerçek yüzünü görüyoruz. Nitekim müze müdürü olabilmek için ta Pensilvanyaya giderek Hoca efendisini tam dört kez ziyaret ettiğini biliyoruz. Ortaylı bu ziyaretlerinde Fetullah Gülenle Atatürk'ün ne kadar önemli olduğunu konuşuyor değildi herhalde...

 

Uzun lafın kısası Türk kamuoyunun kafası her konuda olduğu gibi Atatürk konusunda da gerçek dışı bilgilerle bombardıman edilmiş ve çorbaya dönmüş durumdadır. Kitap mı yazacaksınız yazın. Elbette yazın. Ama bilin ki ancak toplumun görmek istediği Atatürk'ü yazarsanız okunacaksınız. Gerçekleri değil.

 

tarihinde ŞüpheciTürk tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...