Jump to content

Allah'ın ,kulların yapacaklarını önceden bilmesi ,kulların iradesini iptal eder mi?


Recommended Posts

Allah'ın bilmesinin ,insanın fiilini etkilemesi için ,insanında bilmesini gerektirir
misal eceli kul bilmez ancak Allah bilir
nerede ne zaman öleceğini insan bilmediği için sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar gider
bu birazda insanı ayakta tutan bir şey .zira ne zaman öleceğini bilmesi insana ağır yük yükler
insan bunu taşıyamaz,strese girer.kanser ve benzeri hastalıklarda tabibin şu kadar ömrü kaldı demesi esasen o insanı binlerce kez ölümden daha ağır bir baskı yaşatır
bilmemek rahmettir çoğu yerde.
insanda Allah'ın bildiğini bilse idi misal 30 unda öleceğini bilse acaba ne yapar?
bazıları belki her şeyi bırakır  depresyona girer  daha ölmeden ölürdü
bazıları hazırlık yapardı  boş dünyaya aldanmayalım derdi ibadetle iyilikle geçirirdi
ancak gizli kalması da bir nevi imtihanın bozulmaması için gereklidir
öğrenci sınav öncesi soruları cevapları bilse sınavın anlamı kalmazdı
ancak  sınavı hazırlayan öğretmenin bilmesi sınavı etkilemez zira öğrenci bilmiyor
kağıdı açtığında görür ilmine birikim çalışmasına göre cevap yazar geçer veya kalır
***
başka misal:
bir kişi düşmanını öldürmek için yola uzaktan kumandalı patlayıcı koydu arabayı gözlemeye başladı parmağı düğmede bekliyor
öldürmek istediği kişi bunu önceden haber alsa davranışı değişir asla o yola çıkmaz gitmez
ama bilmediği için davranışı etkilenmiyor gafil şekilde yolda geçerken patlayıcı patlatılıyor ve kişi ölüyor
burada patlayıcı koyanlar  biliyor, yolda geçen bilmiyor o yüzden  fiili ameli etkilenmiyor
zaten eceli bilse idi o yoldan geçerken ecelinin geleceğini de bilirdi belki yoldan geçmezdi vazgeçerdi
**
ancak peygamberlere Allah belli ilim ve gaybı paylaşıyor onları motive ediyor
misal hz musa firavuna gitmekten çekiniyor veya hz musa'nın annesi oğlunu beşik içinde nile bırakırken  nerede ise ağlayıp belli edecek iken adeta vahiy ile desteklenip motive ediliyor
veya hz yusuf rüya ile motive ediliyor hz zekeriya ya melekler gelip Allah sana oğul müjdeledi dediğinde ben yaşlı karım kısır iken nasıl oğlum olur dediğinde meleklerin onu motive etmesi
normal kullara bu gaybi bilgi verilmediği için davranışları etkilenmez
**
ayetlerde artık hakk ile batıl ayrılmıştır dileyen inanır dileyen inkar eder demesi insanın iradesine işarettir.
ilim insanın iradesini yönlendirebilir ancak o ilmi bildiği vakit böyledir.

kul hayat boyu ne yapacağını ve yaşayacağını bilmediği için tamamen kendi irade ve seçimi ile fiili yapar
***
seçimlerde sandık başında bir asker eli silahlı beklese  sen oy kullandığın zamanda parmağı ile bir parti logosunu işaret etse bu cebren senin iradeni değiştirmektir
ancak kabinde kimse görmeden hürr iradenle oyunu kullansan bu senin kendi seçimindir
Allah kimseyi zorlamıyor 
misal inanmazsan rızkını keserim  boynunu vururum demiyor  dileyen inanır dileyen inanmaz der


 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 47
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Rabbim sen bunları kendi hallerine bırakırsan kafir kimseler yetiştirirler diyen nuh ve nuha katılıp, nuhun kavmini helak eden bir allah var kuranda. Ataların inanç ve öğretilerine göre yetiştirilmek, yetiştirilen kişinin seçimi mi? Öyle bir sınav düşün ki, ortada seçim bile söz konusu değilken, birileri islama göre yetiştirilip, o şekilde ölünce cennete gitsin, birileri de hristiyanlığa göre yetiştirilip, o şekilde ölünce cehenneme gitsin. Ayrıca allah kimseyi zorlamıyor demişsin de, bu allah için kuranda yalvarıp, yakartmak, boyun eğdirmek için eziyet ettiği, darlık ve sıkıntıya uğrattığı, birçok kavmi de helak ettiği yazıyor. Hani kimseyi zorlamıyordu?

 

De ki: "Ne dersiniz, size Allah'ın azabı yahut kıyamet saati gelirse Allah'tan başkasına yalvarır mısınız? Doğru iseniz söyleyin bakalım!" Maide 40

Aksine yalnız O'na yalvarırsınız. O da dilerse, giderilmesi için yalvardığınız sıkıntıyı giderir. Siz de ortak koştuklarınızı unutursunuz.Maide 41

Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya uğrattık. Maide 42

Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi. Maide 43

 

Andolsun ki, biz onları azaba uğratmıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı. Muminun 76

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Aklına takılmış, ki normaldir. Çünkü irade tartışmasının çıkışı kurtuluşu yoktur. Misallerinin hepsi çöp. Şu iki cümlen seni insan olarak özetliyor:

 

> Allah'ın bilmesinin ,insanın fiilini etkilemesi için ,insanında bilmesini gerektirir
 

Uydurukçuluk bu. Eğer böyleyse kukla da kuklacının ne yapacağını bilmediği için kendi iradesine sahiptir, özgürdür. 

 

> dileyen inanır dileyen inanmaz der

 

Sen müslüman diye geçinenlerin çoğu gibi kendi kitabını bile bilmiyorsun. Yasin suresinden başla okumaya. Lütfen öğren de gel. 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kullarının ne yapacağını biliyorsa cennete gidip gitmeyeceğini de biliyor olmalı. E bu neyin sınavı anlamadık? Sınav dediğin şeyin sonucu belli. Ayrıca İslam Tanrısı Allah, kullarının ne yapacağını falan bilmiyor. Nerden mi biliyorum? Kuran'da yazıyor. :D Bak sadece bu konuda Buzul 'un örnek verdiği ayetler bile Allah'ın önceden bazı şeyleri bilmediğine kanıt. Maide 43 ü tekrar tekrar oku. Şeytan'ı hesap edememiş :D:D:D  Maide 42 de gönderdiği peygamberlerin işe yaramayacağını tahmin edememiş. Çünkü İslam Tanırısı Allah geleceği bilmiyor. Ben demiyorum bak ayetlerde yazıyor. Zaten bu ayetleri de bir Tanrı yazmadı o ayrı konu. ;)  

 

1 saat önce, Buzul yazdı:

De ki: "Ne dersiniz, size Allah'ın azabı yahut kıyamet saati gelirse Allah'tan başkasına yalvarır mısınız? Doğru iseniz söyleyin bakalım!" Maide 40

Aksine yalnız O'na yalvarırsınız. O da dilerse, giderilmesi için yalvardığınız sıkıntıyı giderir. Siz de ortak koştuklarınızı unutursunuz.Maide 41

Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya uğrattık. Maide 42

Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi. Maide 43

 

Andolsun ki, biz onları azaba uğratmıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı. Muminun 76

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Buzul yazdı:

Rabbim sen bunları kendi hallerine bırakırsan kafir kimseler yetiştirirler diyen nuh ve nuha katılıp, nuhun kavmini helak eden bir allah var kuranda. Ataların inanç ve öğretilerine göre yetiştirilmek, yetiştirilen kişinin seçimi mi? Öyle bir sınav düşün ki, ortada seçim bile söz konusu değilken, birileri islama göre yetiştirilip, o şekilde ölünce cennete gitsin, birileri de hristiyanlığa göre yetiştirilip, o şekilde ölünce cehenneme gitsin. Ayrıca allah kimseyi zorlamıyor demişsin de, bu allah için kuranda yalvarıp, yakartmak, boyun eğdirmek için eziyet ettiği, darlık ve sıkıntıya uğrattığı, birçok kavmi de helak ettiği yazıyor. Hani kimseyi zorlamıyordu?

 

De ki: "Ne dersiniz, size Allah'ın azabı yahut kıyamet saati gelirse Allah'tan başkasına yalvarır mısınız? Doğru iseniz söyleyin bakalım!" Maide 40

Aksine yalnız O'na yalvarırsınız. O da dilerse, giderilmesi için yalvardığınız sıkıntıyı giderir. Siz de ortak koştuklarınızı unutursunuz.Maide 41

Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya uğrattık. Maide 42

Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi. Maide 43

 

Andolsun ki, biz onları azaba uğratmıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı. Muminun 76

Düzeltme. Yanlış yazdım. Ayetler maide değil, enam 40,41,42,43 olacak.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bastan sona bos laf.

Sinav sorularini bilseymis sinavin anlami olmazmis.

Sorulari önceden bilindigi halde ehliyet sinavini veremeyen var.

Tipki inandigi halde her halti yiyen dindar gibi.

Birinin yaptigini digeri begenmiyor üstelik.

 

Yok ne zaman ölecegini bilseymis basinc artar vurgun yermis.

Delisin sen. Git kendini bir akil hastanesine zorla kapat. Hem kendine iyilik yap hem dünyaya. Ortalama bir insan ömrü belli, bir gün ölecegini bilerek yasiyorsun zaten. Bir de üstüne yakilma korkusu ekledin mi degmeyin tanrinin keyfine.

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Hizip yazdı:

Kullarının ne yapacağını biliyorsa cennete gidip gitmeyeceğini de biliyor olmalı. E bu neyin sınavı anlamadık? Sınav dediğin şeyin sonucu belli. Ayrıca İslam Tanrısı Allah, kullarının ne yapacağını falan bilmiyor. Nerden mi biliyorum? Kuran'da yazıyor. :D Bak sadece bu konuda Buzul 'un örnek verdiği ayetler bile Allah'ın önceden bazı şeyleri bilmediğine kanıt. Maide 43 ü tekrar tekrar oku. Şeytan'ı hesap edememiş :D:D:D  Maide 42 de gönderdiği peygamberlerin işe yaramayacağını tahmin edememiş. Çünkü İslam Tanırısı Allah geleceği bilmiyor. Ben demiyorum bak ayetlerde yazıyor. Zaten bu ayetleri de bir Tanrı yazmadı o ayrı konu. ;)  

 

 

Evet, ayette belki yalvarırlar diyor. Yalvarmayacaklarını, boyun eğmeyeceklerini biliyorsan eğer belki niye diyorsun. Yalvarıp, yakartmak, boyun eğdirmek için eziyet etmesi de tuhaf, yadırganası bir durum tabi. Yarattıklarını yalvarttırmaya, kendine taptırmaya çalışıyorsun, bunu yapmayanlara da kızıp, onları cehennemde yakıyorsun, onlara zakkum yedirip, irin felan içiriyorsun. Yarattığı şeytanları yıldızlarla vuran, cinlere alev topları atan, kendi ile uğraşanlara yıldırım atan bir tanrı. Absürt komedi.  Ayrıca allahı oluşturan, yaratıcı kavramını putlaştıran bu zihin yapısı, yaratıcıya karşı gelmeyi, ona başkaldırmayı kötü bir durum, kötülük, ona tapınmayı da iyilik olarak görüyor. Bu da ilginç. Yaratıcı diye niye karşı çıkılamasın ki. Taştan putların kırılmasıyla övünenler, yaratıcı putunun tutsakları. Mesela diyorlar ya, biz yalnızca yaratıcıya boyun eğeriz, yalnızca ona kulluk ederiz, o seni yaratandır, ona nasıl çıkarsın felan diye. İşte yaratıcı kavramını putlaştıran bu zihin yapısı bunu yaparak, yaratıcıyı eleştirmeyerek onurlu, üstün, övülesi bir iş yaptığını sanmakta.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...

Bilinen birşey değişemez. Eğer değişirse zaten bilinememiştir. Benim cennete gideceğim bilinen birşey ise, benim bunu değiştirmem imkansızdır. Eğer günah işleyip cehenneme gidersem, cennete gideceğim bilinenemiş demektir. Ve benim cennete gideceğimi bilen kişi aslında yanılmış olur. 

 

Bilinen şey değişmeyeceği için, cennete gideceğim bana söylense bile değiştiremem. Cennete gidecek olacağımı biliyor olmam bu noktada bir anlam da ifade etmiyor.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu konu islami litaratürde şu konuda ele alınmış, allahın geleceği bilmesiyle insan iradesi arasındaki çatışma musa kıssasında öldürülen çocukla ilintili olarak işlenmiş :

 

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

 öğretmen sınavdan çok önce bir öğrenciye  çalışsan da çalışmasan da sınavda kalacaksın dese , öğrencinin tüm irade fiil kudretini adeta felç eder yok eder kişi daha çalışsa da çalışmasada fark etmez deyip çalışmayı bırakacak zira çalışmanın anlamı kalmaz
demek ki sınava çalışması sınavda kalma ve geçme durumunun da potansiyel olarak var olsa da
çalışması halinde geçme durumunu daha çok mümkün kılacağını bilmenin umudu ile motive olur ve çalışır

veya öğretmen aynı şekilde sınavdan çok önce başka öğrenciye de çalışsan da çalışmasan da sınavda geçeceksin dese yine kişiyi kilitler kişinin irade fiil kudretini hükümsüz kılar ve kişi yine çalışmaz
veya öğretmen tüm öğrencileri bir odaya kilitleyip haydi her kes çalışacak dese yine irade hüküm altına cebren alınmış olur
veya çalışanları çalışmayın  diye engellemesi de bu babdandır
en iyi si  çalışma yı teşvik edip tembelliğini iyi sonuç vermeyeceğini nasihat edip onları serbest bırakmadır zorlamamalıdır

ancak hakk olan şudur ki öğretmen: arkadaşlar sınavlarınıza çalışınız çalışanlar elbet geçeceklerdir
sınavı önemsemeyen tembellik edip çalışmayanlarda kalabilirler sakın tembellik yapmayınız
zira kimin geçip kimin kalacağı ilk baştan belli değil muğlaktır bu yüzden her kes çalışarak geçme durumunu daha da mümkün hale getirmek için uğraş verecektir
sınavın sonucunun muğlak olması potansiyel olarak geçme ve kalma gibi iki  seçenek te mümkün olması esasen sınavın imtihanın gereğidir
**
ilahi irade de böyle
itaat edersen şuraya isyan edersen buraya gideceksin der serbest bırakır
kim nereye gideceğini bilmiyor potansiyel olarak iki halde mümkün
ila her kes itaat edecek demiyor zorlamıyor zira bu iradeyi hükümsüz kılar
veya kişilere önceden sen cennete sende cehenneme gideceksin demiyor  ama biliyor ,kul bilmediği için sonuca etki etmiyor.
esasen irade ,ihtiyar ve şae farklı kavramlardır
Allah dilerse ayetlerin şae kullanılır maşaAllah daki de şae dir
Allah bir şeyi isterse ona ol der olur verir ora irade kullanılır bazısında kazae kullanılır
ihtiyar esasen hayır kökünden türemiş ve irade yani istemekten farklıdır şae den de farklıdır
araplar seçim için ihtiyar derler
hem şae hem ihtiyarın geçtiği bir ayet:
28:68 " وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُ وَيَخْتَارُۜ "
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer
"
ihtiyar seçme anlamında bir ayette cennete beğenip seçtikleri meyveler diye ihtiyar kullanılır
cennetin her şeyi adeta en hayırlısı en güzeli en beğenileni seçilmiş süzülmüş olarak orda vardır manasındadır
**
aslında Allahın iradesini kelamcılar ve ekoller ikiye ayırmış Kur'an da geçen bu farklı kavramlardan dolayı:
" İlâhî irade; tekvinî (kevni) ve teşriî (dini) irade olarak ikiye ayrılır. Tekvini
irade; Allah’ın kâinattaki varlıkların oluşumu ile ilgili olan iradesidir. Tabiat kanunları, insanın fıtratı, tekvini irade ile var olmuştur. Burada insanın iradesiyle
müdahil olacağı bir alan söz konusu değildir. Tekvini irade hayır, şer, taat ve
ma’siyetin tamamına ilişkindir.29 Örneğin tekvini iradeye taalluk eden ayetlerden
birisi şöyledir:“…Allah sizi helak etmeyi murad ediyorsa zaten öğüt vermenin size bir
faydası olmaz…”30
Teşrii irade; Allah’ın rızasına uygun emirlerini ve dini kuralları içine alan
iradesidir. Yani, yaratıcının, yarattığından yapmasını istediği, irade ettiği şeylerdir.
Onun irade ettiği her şey iman ve iyi ameller çerçevesine girmektedir. Teşrii irade
yalnız hayra ve taata taalluk eder.31 Teşriî iradede Allah’ın dilemesi, o iradenin
gerçekleşmesini gerektirmez. İnsanların seçim ve tercihlerinin bu irade ile birleşmesi sayesinde teşrii irade gerçekleşmiş olur. “…Allah dinî hükümler koymakla, size
kolaylık getirmek istiyor, sizi zora, sıkıntıya sokmak istemiyor…”32 "Muhakkak ki Allah
adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor (irade ediyor)..."33 ayetleri, teşrii
iradeye taalluk eden ayetlerden bazılarını teşkil etmektedir."
**
Allahın dilediği olur ayetinde şae geçer şae tekvini yani mecburi tabiat kanunları dahi her şeyi kapsar
umumidir bu ayeti alıp insan iradesi üzerinde kullanamayız
zira irade ve ihtiyar daha çok insanı ilgilendirir
**
şae-irade -ihtiyar üzerinde daha detaylı açıklama zamanım olursa yapmak isterim

misal gayri ihtiyari diye bir kalıp var yani kast ve niyet olmadan elimde olmadan oldu manasında

yani istemsiz

misal elimizi kaldırıp indirmek ihtiyaridir

ancak kalbimiz veya bazı tikler gayri ihtiyaridir yani sen isteme sende kendiliğinden istemsiz meydana gelir

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sorun şu ki arap putu allahın gelecekle ilgili bir boh bildiği yok. O yüzden sürekli saçma sapan sorular sorar kuranda.

 

Naziat 15 : (Ey Muhammed!) Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Buruc 17 : 17,18. Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana geldi mi?
Saf 2 : Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
Kaf 30 : O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.
Gaşiye 1 :  Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
Beled 7 : Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Tin 7 : O halde artık sana dini ne yalanlatabilir?
Tin 8 : Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?
Kıyame 3 : İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?
Kıyame 36 : İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
Muminun 72 : Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Furkan 43 : Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Sen ona koruyucu olabilir misin?
İnşikak 20 : Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
Tarık 2 : Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin?
Kadir 2 : Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
Alak (9-10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
Müdessir 27 : Sen biliyor musun sekar nedir?
Hakka 2 - 3 : Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet? Hangi şey bildirdi sana, gerçekleşecek olanın ne olduğunu?
Tegabun 5 : Daha önce inkâr edip de inkârlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Kamer 17 : Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Taha 83 - 84 : Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevkeden nedir, ey Musa! Musa: İşte, dedi, onlar da benim peşimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim.
Kehf 9 : Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Fecr 6 : Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?

Taha 17 : “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?”   (En komiğide bu herhalde)😂

 

Şu kitabın bir insan tarafından uydurulup,yazıldığını anlamamak için 70 in altında bir IQ lazım.

tarihinde Hubble_ tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Muhammed 31 : Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.

 

Enfal 65 : Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
Enfal 66 : Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

 


Sebe 40 : Allah’ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
Taha 44 : Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar
Araf 12 : Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.


Cin 27,28 : Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

 

Bakara 260 : Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."


Müzzemmil 20 : (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an´dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 


Bakara 187 : Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, nogodbutAllah yazdı:

öğretmen sınavdan çok önce bir öğrenciye  çalışsan da çalışmasan da sınavda kalacaksın dese , öğrencinin tüm irade fiil kudretini adeta felç eder yok eder kişi daha çalışsa da çalışmasada fark etmez deyip çalışmayı bırakacak zira çalışmanın anlamı kalmaz

 

Tamam işte hocam biz de aynı şeyi söylüyoruz. Bizim sınav sonucumuz bir güç tarafından bilinebiliyorsa, sınav sonucumuz belirlenmiştir. Dolayısıyla sınavlara çalışıp çalışmamamızın bir anlamı yok. Sonuç belli iken, bizim bunu değiştirmemiz, sonucumuzu bilen kişiyi yanıltmamıza neden olabilecektir. 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Müsloşların kader, sınav,irade çıkmazı bitmez. Kendileri de bir süre sonra bu konular hakkında düşünmeyi bırakıp;  " yahu bunlara sıra gelene kadar sen hele bir 5 vakit namazını kıl da sonra düşün. Bu tür ilmi meseleleri defalarca açıklamışlardır. Sen üstüne düşeni yap,ibadetlerini tamamla çok ta düşünme.

 " diye kendilerini telkin edip, düşünmekten kaçarlar. Sonra cüzi irade,külli irade saçmalıklarında boğulup giderler...

tarihinde Teşup'unOğlu tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İrade-Şae(meşiyet)-İhtiyar arasındaki irtibatlar


{ وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ لَآمَنَ مَنْ فِي الْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا ۚ ..} [ يونس : 99 ]
:"Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. "
yunus 99 da şae dilemek anlamında kullanılmıştır
{ لَوْ أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا لَاصْطَفَىٰ مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ ۚ .. } [الزمر:4]
:" Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi"
bu ayette Allahın iradesinin dilemek ve seçmekten önce geldiğini görmekteyiz
zira kadiri mutlaktır hiç bir güç onu mecbur edemez
ancak insan şae ile oluşan alternatifler arasında seçer
kişi araba satın almayı diler ve dilemek anlamında ister ancak gidip alamaz  yani irade boyutu gerçekleşemez zengin olduğunda bu irade gerçek olur
bir çok şeyi dileriz yapmak isteriz ancak sonra değişik nedenler le vazgeçeriz yani şae
burda insan açısından  will desire yada wish gibi dir  Allah açısından icad çoklu umumi ihtimalatı yaratma anlamındadır adeta çok çeşitli yemeklerin olduğu sofra gibi hangisini seçip yiyeceği misafirin iradesine kalmış.
ayetlerde iyilik kötülük hepsinin yaratılması şae ile olmuştur ancak Allah kulun kötülük yapmasını isyan etmesini istemez . ol der oluverir ayetlerinde irade geçer zira irade kuvvet ilim de gerektirir ve kesindir ,Allahın dilemesi şae ile irade etmesi farklıdır. şayet  Allah dilermezse veya dilerse ayetlerinde şae yerine irade geçse idi bu zorunlu cebir olurdu yani kulun seçme hakkı olmazdı iradesi geçersiz oldurdu.
oysa Allah için bu sınırlamalar yoktur.
zümer 4 te hem irade أَرَادَ  yani istemek  hemde yeşa  يَشَاءُ  yani dilemek hemde  estefa لَاصْطَفَىٰ  yani seçmek fiili kullanılmış
arapçada   أَرَادَ - يُرِيدُ  : İstedi  (مَاذَا تُرِيدُ يَا بِلَالُ؟ -أُرِيدُ مَاءً : Ne istiyorsun ey Bilal? -Su istiyorum.)
irade esasen tamamlanmış karar verilmiş seçim yapılmış son nihayi istektir ihtiyar ise en az iki şey arasında seçimdir 
şae ise farklıdır istemekten çok dilemek ve çok alternatif ve ihtimal içeren şeydir
misal Allah hz ademi yaratır cennete isediğin dilediğin her şeyden yiyebilirsin derken şae kullanılır 
ancak şu ağaca yaklaşma der ancak hz adem ağaca yaklaşır ve yer yani iradesini gerçekleştirir
iradi olarak yaptığı içinde  mesuldur
2:35: " وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ
Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz (شِئْتُمَاۖ )gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
"
yassen dinarbous adlı bir kişinin verdiği örnek tam Kur'ana mutabıktır

https://www.facebook.com/dinarbous/posts/1466426853407605/


" ؛ إذا استقبلنا ضيفاً علی مائدة الطعام ، نقول له : كل ما تشاء ! وإذا توجه اختيار الضيف لطبق معين نقول : أنه أكل ما أراد."

araplar misafir ağırladıklarında sofrada çeşit çeşit yiyecekleri gösterip: dilediğinden(تشاء) yiyebilirsin derlerken yine şae ما تشاء  kullanırlar aynen cennete hz ademe denildiği gibi
ancak misafir sofraya oturup herhangi bir  yemek tabağına yönelip onu seçip yemeye başladığında
irade fiili kullanılır :" أنه أكل ما أراد" o istediğini irade ettiğini yedi denir yani başta ev sahibinin şae ile dilediğini ye demesi onun yemek seçme iradesini etkilemiyor  o kendi isteği ile seçiyor veya hiç birini seçmez yemez aç değilim der misal çay getirin diyebilir
Allahın şae yani meşiyet ifade eden fiileri zorlayıcı değil umumi bir kulliyet ve geniş bir alternatif  çoklu seçenek sunar ancak kul iradesi ile onu seçer
misal test sınavında 5 seçenek var yani şae dir  dilediğini seç denir  ancak öğrenci sınavda istediğini işaretler ve ona göre kazanıp kaybedebilir nitekim hz adem cenneten çıkarılmıştır 
**
aslında meşiye maşaAllah gibi kelimelerin kökü olan şae şey demektir yani kulli şey. her şey manasında çok geniş umumi şeyleri içine alır adeta evrensel küme
ayetlerde Allah için ala kulli şeyin kadir yada  kulli şeyin alim yani onun kuvveti her şeyin üzerinde üstündedir ve her şeyi kuşatır ilmi yine her şeyi bilen kuşatan bir ilim
ayetlerde bi-izni-Allah tabirleride kullanılır
şae ile ile izin farklıdır şae de zorlama yok dileme alternatif vardır seçim kişilere bırakılmıştır
izin tamamen Allahın kudret hikmetine bağlıdır
misal hz isa çamurdan kuş yapar üfler sonra Allahın izni ile kuş olup uçtu der
yani hz isaya düşen cansız heykel yapmak ve üfleme ile nefes ile bir vesile sebeb oluşturmak sonrası 
tamamen Allahın kuvvet ve kudretine aittir mucizeler bu babatandır
ancak şae de bu zorunluluk yoktur.

iman ve küfür ,itaat ve isyan,takva ve fucur , hayır ve şerr şae içinde dilenmiştir yani meşiyettir
insan ise irade ve ihtiyarı ile bunlardan birini seçer seçtiğinde de sorumlu mesul ve mükellef olur.
aynen test sınavı gibi iradesi ile bir seçeneği seçen öğrenci hazırlanmış test dışında bir seçenekte kendisi ekleyip işaretleyemez  hazırlanmış kulli alternatifler içinden birini seçer
bazı ayetlerde Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz aslında meşiyet ve şae içinde yani Allah iman ve küfür ,şirk ve tevhid gibi seçenekler yaratmış siz ancak bunlar içinde birini seçip dahil olabilirsiniz manasınddadır yoksa kul iradesini yönlendirmek yada cebren hükümsüz kılmak anlamında değildir
kaldı ki bu ifade sanırım iki ayette geçer iki ayetten önceki ayetlerde Kur'an ın öğüt almak için yol gitmek için bir rehber olduğununu sizden dileyen dilediğini seçsin dileyen inanır dileyen inanmaz deyip insan iradesine vurgu yaptıktan sonra bu ayetler gelmiştir ki muradı bellidir
76:29 " Şüphe yok ki bu, bir öğüttür, artık kim dilerse Rabbine doğru, bir yol tutar.
"
bir şeyi dilemek ayrıdır istemek ayrıdır Allah küfür ve iman cennet ve cehennem gibi bir şey diledi
yani dileme meşiyet şae geneldir umumidir nasıl test sınavında doğruda var yanlışta var umumidir ancak talebe doğru olanı iradesi ilmi ile seçer meşiyette  doğru yanlışı içinde barındırır
aynen petrol altın gibi şeylerin ham hali karışıktır sonra değişik ameliyeden geçer ayrışır saflaşır
zaten istefa mustafa kökü saflaştırma demektir.peygamberler adeta insanların saflaşmış arınmış şefaf hallidir o yüzden model ve örnektirler.
**
bir  misal olarak: bir kişi  yoldan geçerken el uzatıp para isteyen  bir dilenci gördü  gitti ona biraz para verdi bu kendi iradesi iledir ihtiyar ve rıza vardır cebir yoktur
aynı kişi akşam sokaktan geçerken  silahlı bir hırsız tarafından ya paran ya canın deyip tehdit edilse
kişide cüzdanında ne var ne yok  mecburen verse bu cebir olur  irade ve rıza ve ihtiyarı çalışmaz.
beşeri  dünyevi hukukta ile  cebir ile suç işletilene ceza verilmez:
" Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit
TCK Madde 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya
muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi
hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır."

**
bu konu çok su götürmekte daha ihtiyar kısmına gelemedik sadece irade ve şae yi özetlemeye çalıştık birazda uzadı


 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz diye bir şey yok. Tekvir 29.

Allahın dilemesi dışında dileyemezsiniz.

Yani Allah sizin dilemenizi  dilemiş .

Allah neyi dilemiş?

 Dilemek istemek değildir.

Dilenci dilenir. Dilenci istemez. Dilenciye para verip vermemek size kalmış bir karardır.

Yani demek istiyor ki Allah sizin doğru olmanızı dilemiş. Doğru olmak veya olmamak size kalmış bir karardır.

Nahl 93- Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı fakat o dileyeni doğru yola iletir dileyeni de saptırır.

Bir insanın bir şeyi istemesi o şeyi elde edeceği anlamına gelmez.  O şeyi elde etmesi başkalarının izin verip vermemesine bağlıdır.

Allah sizleri tek bir ümmet yapmayı dileyemez çünkü  bu sizlerin dilemesine bağlıdır. Yani sizler tek ümmet olmayı dilerseniz Allah da diler.

Bakara 152- beni hatırlayın  ben de sizi hatırlayayım……

Tekvir 27- Bu olsa olsa sadece alemler için bir hatırlatmadır yani zikirdir.

Bunu öğüt olarak çeviriyorlar. Çok yanlış.

Alah Kuranda kendini hatırlatıyor. Bir şeyi hatırlayabilmeniz için sizin o şeyi bilmeniz lazım. Yani hiç kurandan  haberi olmayan biri bile Allahı hatırlayabilir.  Allah bilen bir kavime ayetlerini açıklayabilir, bilmeyenlere açıklayamaz. Kuranda yazan her şey insanların bildiği şeylerdir.

Bilmediğiniz bir şeyi hatırlayamazsınız.  Yüzlerce binlerce kitap yazılmış  dini konularda, aslında hiç gerek yok, Kuran sadece bir zikirdir. Kuran sadece  Allahı hatırlatmaktır.  Kurana göre her şey bu kadar basit. Zorlaştıran insanların anlayışsızlığı.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.01.2021 at 20:56, nogodbutAllah yazdı:

bu konu çok su götürmekte daha ihtiyar kısmına gelemedik sadece irade ve şae yi özetlemeye çalıştık birazda uzadı


 

 

Neden uzun uzadıya sıkıcı şeyler yazmak yerine, kısa ve öz şeyler yazmıyorsunuz? Emin olun, sadece alıntı yaptığım yeri okudum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanri herseyin yaraticisidir. O zaman kavramindan munezzehtir. 
Tanri insan hayatinda yasadigi sure icerisinde milyonlarca yol yaratmistir ve bu yollar icindede yine verilen kararlara gore milyonlarca farkli yollarda yaratmistir. Bir futbolcunun doktor veya profesor olabilme ihtimali vardir ama fizik kurali geregince belli bir yolu secip hedefine ulasmak icin cok calismasi gerekir. Ama bir futbolcu profesorde veya doktor  olmayi secmis olsa bile tanri butun yollarin yaraticisi oldugu icin, sonucunu otomatik olarak bilir. Hersey fizik kurali cercevesinde isler ve tanri asla ve asla kendi koydugu kanunlarin disina cikmaz.

 

Lut kavmi nin helakinda volkanin ne zaman aktiflesecegini biliyordu ama tarihi hicbir zaman one veya sonraya cekmedi. Lūtu ve onunla birlikte olanlari fizik kurallarina aykiri bir sekilde kurtarmadi.  Luta onunla birlikte olanlari alip o bolgeden uzaklasmasini soyledi. Nuh kavminin basina gelen felakettede yine yaklasan felaketi ve ne zaman gerceklesecegini biliyordu ve nuha ve beraberindekilere o felaketten kurulabilecegi bir gemi insa etmesini emretti ve elcileriylede hicbisi bilmeyen nuha gemiyi nasil insa etmesi gerektigi ogretildi.

Musa nin asasinin ejderhaya donusmesi, hz isa nin oluleri diriltmeside yine fiziksel olarak gerceklesmemis ama insanlarin gozlerine oyle gosterilmistir.
 

Evet, anlayacaginiz gibi tanrinin herseyi onceden bilmesi kullarinin iradesini etkilemiyor. Kul yine fizik kurallari cercevesinde belirlenen yollar icinde kendi istedigini seciyor ve her sectigi yol onu verdigi karara gore kesisen baska bir yola goturuyor.

 

Kucuk bir ornek vereyim. 
Biriyle evlenip cocuk yapmayi dusunuyorsunuz. Tam hersey guzel giderken bir an geliyor ve ayriliyorsunuz. O kisi ile devam edeceginiz hayat yolu ve o yolda olacaklar kapaniyor ve baska bir yola giriyorsunuz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Pitaya yazdı:

Tanri herseyin yaraticisidir. O zaman kavramindan munezzehtir. 

Tanrı her şeyin yaratıcısı olmasının sonucu olarak insan fiillerinin de yaratıcısı gerekiyor, zamandan münezzeh olmasının sonucu olarak da zamanla ilişkisiz ona müdahil olmayan olması gerekiyor dolayısıyla zamandan münezzeh bir tanrı ilk hareketi vermek dışında bir şey yapmayan deizm modelindeki bir tanrı olabilir.

1 saat önce, Pitaya yazdı:

Tanri insan hayatinda yasadigi sure icerisinde milyonlarca yol yaratmistir ve bu yollar icindede yine verilen kararlara gore milyonlarca farkli yollarda yaratmistir.

Tanrının geleceği bilmesi gelecekte olacak spesifik bir fiili bilmesiyle alakalıdır örneğin birinin sağa veya sola gitmesi koşulunda spesifik olarak sağa mı gidecek sola mı gidecek onu bilmesi tabanında tanrının geleceği bilmesi tartışılır bununla birlikte sen sağa da gitsen sola da gitsen bu fiilleri tanrı yaratacaktır, kilit olan nokta ise tanrının insanın irade etmesinin ne olduğunu bilmeden o fiili yaratamayacağıdır bu durumda tanrı geleceği de bilmez mesela sen bile ne yapacağını bilmeden bir fiilde bulunamazsın beyninle uzuvların arasında irtibat var tanrınında ilmiyle kudreti arasında irtibat var gibi düşünmek gerekiyor. İnsan iradesi tanrıya insandan önce malum olmadan insanın irade etmeye de istitaatı olmaz çünkü onu da tanrının yaratması gerekir dolayısıyla tanrının alim-i mutlak sıfatından cebriye çıkar yine bu alim-i mutlak zamanla bir şekilde ilişkili olmak zorundadır çünkü tanrının bir sıfatı bile evrenle ve zamanla ilişkiliyse bütün sıfatları da evrenle ilişkili olmak zorundadır eğer tanrının evrenle ilişkili olmayan bir sıfatı varsa bile bu bizi ilgilendirmeyecektir bundan dolayı da tanrıyı tam olarak tanımlayamayız, tanımlayamadığımız bir şeyde zihnimizde karşılık bulmaz.

Olan kısacası şudur ki Allahı öven, tenzih eden, abartan mübalağa babındaki sıfatları felsefi tutarlılık açısından incelendiğinde müslümanların elinde patlıyor bu kelamcıların problemi...

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

"Musa nin asasinin ejderhaya donusmesi, hz isa nin oluleri diriltmeside yine fiziksel olarak gerceklesmemis ama insanlarin gozlerine oyle gosterilmistir."
Kur'anı az çok orjinalinden okuyan biri olarak katılamayacağım
daha sonra detaylı yazarım ancak bu konuda daha önce  yazdığım için aklımda kalanı özetleyeyim
"
aslında animasyon hareket canlı resimler demek.esasında hareket yok durgun resimler ancak peşpeşe hızla gösterildiğinde hareket algısı verir.animal yani hayvan kelimesi ile animation aynı köktür 
arapçada da hayat ile hayvan aynı köktür hayvan çokça hayat sahibi hayat taşıyan hareket eden demektir zaten hayatın esası hareket ,ölümün esası durgunluktur 
nitekim kalbi duranların reanimasyon ile kalbleri hareket ettirilir yeniden hayata döndü denir
kalb hareketi adeta hayatın esası devamı, durması da ölüm demektir ki zaten nabız atmıyorsa öldü denir
bir canlı yılan gerçekten hareket ediyor zira hayat sahibi gerçek yılan adeta musanın yılan olan asası gibi
ancak animasyon yılan ise gerçek hareket değil vehmi zanni hayali harekettir adeta sihirbazların ipleri gibi
gerçi şimdi motion capture ile gerçek yılanın hareketleri animasyon yılan karakterine aktarılabiliyor ancak yılan kabuğu yine vehmi ve hayalidir
**
orjinal ifade de  sihirbazların ipleri gözlere hayali olarak haraket eden yılan gibi göründü
20:66: " قَالَ بَلْ اَلْقُواۚ فَاِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ اِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ اَنَّهَا تَسْعٰى
Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi.

burdaki sanki hayal kelimesi ile anlatılıyor يُخَيَّلُ  etimolojik olarak  hayal kelimesi sanki adeta zann ve tevehüm manasındadır yani
arapça sözlükte hayal kelimesi açıklanırken 20:66 ayeti de misal olarak verilmiş:
"خُيِّلَ
المعنى: إليه: أو له أنّه كذا: تَوَهَّمَ، تَصَوَّرَ، ظَنَّ أنّه. قال تعالى: {فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى} [ط?ه:66]."
manasıda tevvehüm tasavvur zann veya tahayyül manasında zaten hayal kelimesi arapçadır zihinde canlanan şey demektir veya görsel yanılsam serabı su zannetme gibi yani görüntüde  su ancak hakikate bir varlığı yoktur adeta göz aldanmasıdır ki sihir ve illüzyonların kaynağıda zaten budur
dolayısı ile sihirbazların ipleri hayali zanni vehmi şeylerdir ancak hz musa as asası için hakikat gerçek mubin apaçık yılan sıfatları kullanılır ve sihirbazların ifk yani uydurdukları sanal şeyleri ipleri yuttu denir 
arapçada gök gürledi bulutlar toplandı ancak yağmur yağmadn bulutlar dağılıp gittiğinde خيّلت السَّمَآءُ sema gök hayalet gibi manasınd hayal ifadesi kullanılır yani görüntüde esti gürledi bir damla yağmadı manasındadır
خَيَال hayal kelimesi   güneşli günde gökte  uçan kuşun yerdeki gölgesini av sanıp alçalıp onu avlamaya çalışması  ve sonrasında av olmadığını kendi gölgesi olduğunu anlaması anlamında kuş içinde kullanılır gölgesini avladı denir ki hayali ve vehmidir gölgesi ile kavga etmek tabiri de var sanırım 
**
7:116: " قَالَ اَلْقُواۚ فَلَمَّٓا اَلْقَوْا سَحَرُٓوا اَعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَٓاؤُ۫ بِسِحْرٍ عَظ۪يمٍ
(Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.
"

سَحَرُٓوا اَعْيُنَ  gözleri sihirli yapma büyüleme hakikati olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi realize etme gösterme demektir.
adeta kurdun kuzu postuna bürünmesi dışta kuzu içte kurt gibi olma ki aldatma ve yanıltma demektir sihir
yine serab  aldatıcı su demektir ki serab görülen yerler için: " أَرْضٌ سَاحِرَةُ السَّرَابِ" sihirli aldatıcı serab yeri arzı denir
bu yüzden tamamen sihir büyü sonucu olan sihirbazların ip hareketleri vehmi zanni hayali şeyler iken
hz. musa asası ise gerçek hakiki bir yılan ejderha olarak verilir bu ikisini karıştırmak hayal ile hakikati su ile serabı asıl ile gölgeyi rüya ile yakazayı karıştırmak birlemek aynı saymak demektir ki
nerde eşek arısı nerde bal arısı
ikisi de vızıldar ve isimde arıdır ancak bal arısı hakiki tatlı bal yapar diğeri adeta hem yüksek sesi ve iğnesi ile ancak kafa şişirir.
**


 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...