Jump to content

Ezra(Uzeyr) Tanrının oğlu mu? Dinler arası değerlendirme


Recommended Posts

Ezra yani Uzeyr’in Allah’ın oğlu olması meselesi hakkında İslami ve Yahudi kaynaklar arasında bir değerlendirme yaptım. İslami tarihi kaynağa göre Tevbe suresi 30.ayet Muhammed’in Sellam bin Mişkem ve Numan bin Evfa gibi isimlerle tartışması üzerine inmiştir. Yahudiler Muhammed’e “sen kıblemizi terk ettiğine göre ve Uzeyr’i Allah’ın oğlu olarak görmediğine göre biz sana nasıl uyabiliriz?” (1)demişlerdir. Bunun üzerine Muhammed’e Tevbe suresi 30. Ayet nazil olmuştur “Yahudiler “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler, Hristiyanlar da “Mesîh (Îsâ) Allah’ın oğludur” dediler. Bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. Allah onları kahretsin! (Gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!”

 

Müslüman kelamcılara göre Arabistan’da Hz. Muhammed zamanında bu inanca sahip Yahudiler varmış dolayısıyla bu ayet bunun üzerine inmiştir. Burada yaptıkları savunma kesinlikle geçersizdir çünkü tevbe suresi 30. Ayet tüm Yahudileri genelleyici bir üslupta Uzeyr Allah’ın oğlu demektedir o ayette bazı Yahudiler Uzeyr Allah’ın oğludur gibi bir lafız söz konusu değil işte ayetin Arapçası” وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ﴿٣٠﴾”. Buna ek olarak ana akım Yahudilerce o dönemde Ezra’yı tanrının oğlu olarak gören(heretik bir anlamda) heretik bir mezhebin kaydı yoktur ama Müslümanlara göre böyle Yahudiler sözde vardı.

 

Yahudiler birinin dindarlığına atfen Tanrının oğlu lafzının nadiren kullanıldığını dile getirmektedirler. Jewishencyclopedia’ya göre söz konusu lafız Hristiyanlıktaki gibi teslis anlamına gelmekten ve Ezra için tanrısallık ifade etmekten yoksun olmakla birlikte dindarlık anlamında Tanrıya yakınlık ifade etmektedir(2). İsrail hükümdarlarına da Tanrın çocukları dendiği gibi İsrail oğullarına da Tanrının kavmi dendiği bilinmektedir bu lafız da gerçek anlamda olmamakla birlikte Yahudiler kendi seçilmişliklerini vurgulamaktadır. Bu verinin eşliğiyle birlikte Yahudilerle Hz. Muhammed’in tartışması değerlendirilirse Muhammed Tanrının oğlu lafzını yanlış anlaması üzerine tevbe suresi 30.ayeti vahiy almıştır. Mezmurlar(zebur:Davud’a verilen kitap) 2’ye 7’de antropomorfist bağlamda Tanrının oğlu lafızı bulunmakla birlikte söz konusu ayetin öncesi ve sonrasını da okuyarak burada da ihlas suresindeki anlamda Yahudiler için bir şirk kastedilmemiştir, hristiyanlıktaki anlamda bir oğullukta söz konusu değildir.

 

Alakalı olarak Nisa suresi 125.ayette Allah ibrahim’i dost edindi lafzını kullanmaktadır eğer şirk unsurlarını da zihnine karıştıran bir inanan gibi düşünülürse bu lafız dahi problemlidir, İsra 111.de Allah zilletten dolayı hiçbir dosta ihtiyacı olmadığını söylemektedir. Burada önemli olan ayetlerin birinde halil lafzı ile diğerinde veli lafzının kullanılmış olması değil kasıt ve mana olarak dost anlamının kast edilmiş olması önemlidir Allah’ın zilletten dolayı dosta ihtiyacı yoksa İbrahim’i neden dost edinmiştir. Belki de Allah’ın bir dost’u var ama dost kelimesiyle uyumsuz anlamda bir dostu oluyor(Allahın dostunun olmasının bile felsefi,itikadi ve allahın sıfatları açısından sonuçları olur), sırf İbrahim’in adı kullanılmak için gaf yapılmış çünkü o dönemde önemliydi. Kısaca Muhammed için Allah’ın bir dostunun olmasının bile ona eş birinin olması gibi görüldüğü bu iki zıt ayetle gözler önüne serilmektedir çünkü kuran okurken dikkat edilmesi gereken Muhammedin tanrı algısıdır.

 

Muhammedin Yahudilerle tartışmasından Tevbe suresi 30. Ayetin inmesine kadar ya Muhammed/Allah Yahudilerin ne kastettiğini anlamaktan cahil kalmış veyahut Sellam bin Mişkem Muhammedin aslında bir peygamber olmadığını ortaya koymak için ona yukarıda söz ettiğim kafa karıştırıcı soruyu sormuş(3) bunun üzerine Tevbe suresi 30. Ayet inmiştir. Bu ayette Yahudilerle Hristiyanları bir tutmak suretiyle bu iki dinin birbirinden hiç de farklı olmayan şirk içeren bir din olduğunu yüzeysel olarak ifade etmektedir. Oysaki Allah Yahudilerin Tevhid inancına sahip olduğunu ve Uzeyr’in gerçek anlamda tanrının oğlu olmadığını bilmek zorundadır çünkü Allah Âlimdir her şeyi en iyi şekilde bilendir yani Allah yanlış anlayan değildir demek gibi. Tevbe suresi 30. Ayet ise tam olarak Allah’ın her şeyi en iyi şekilde bilmesiyle çelişmektedir yine aynı Allah tüm Yahudileri genelleyici bir üslupla bir tutmakta hatta daha da ileri giderek Hristiyanları da Yahudilerle bir tutmaktadır.

 

Sellam bin Mişkem bir rabbi(haham) olduğu için Allah’ın oğlu lafzıyla kendisinin ne dinini yanlış biliyor olması ne de karşıt olduğu Hristiyan itikadıyla şirk anlamına gelen aynı şeyi kastediyor olması mümkün değildir ama Tevbe 30 da bu iki zümre aynıymış gibi değerlendirilmiştir. Sellam Muhammedin başka dinleri bilmemesinden yararlanarak kullandığı lafızla yanlış anlaşılarak yahudiliği hristiyanlıkla birmiş gibi lanse etmiş ve Allahın vahyini manipüle etmiştir daha açık bir ifadeyle redditte söylendiği gibi Muhammedi trollemiştir(4).

 

Kaynakça

 

1:Ibn Ishaq's Sirat Rasul Allah - The Life of Muhammad Translated by A. Guillaume syf 269 (https://archive.org/search.php?query=subject%3A%22Sirat+Rasul+Allah%22)

 

2:https://jewishencyclopedia.com/articles/13912-son-of-god

 

3: https://en.wikipedia.org/wiki/Sallam_ibn_Mishkam

 

4: https://www.reddit.com/r/DebateReligion/comments/2wo7bk/ezra_the_son_of_god/

 

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Peygambere raina diyen yahudilerin böyle lafız oyunları yaparak soru sormalarına şaşan varsa takdirinize bırakıyorum. Hatırlanmalıdır ki Yahudiler İsa'yı da soru yağmuruna tutmuş bir millettir...

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Ezra yani Uzeyr kitab-ı mukaddes'in(eski anlaşma) Ezra bölümünün 7 ye 1. ayetinde Sereya'nın oğlu olarak tanıtılmaktadır, Uzeyr babasız bir çocuk olmamakla birlikte Hristiyanlıktaki İsa figüründen ayrışır. Davud'un babası da Yişay olduğu halde Mezmurlar 89 a 26.ayette Tanrı Davud için o bana babam diye seslenecek demektedir. Kurandaki Duha suresinde de 6.ayette Tanrı Muhammed için yetim lafzını kullanılmakta ve onu barındırdığından söz etmektedir bu ayet kesinlikle Tanrının Muhammede babalık yaptığını ima eder çünkü yetim lafzı babasını kaybeden çocuklar için kullanılır, çıkarımım Tanrı bir baba gibi Muhammed'i barındırmıştır ve aralarında bir babalık-oğulluk ilişkisi doğmuştur. Ezra konusuna dönersek yahudiler için onun Sereya'nın oğlu olduğu bilinmektedir çünkü Yahudilerin kutsal kitapları olan ahdi atikte yazar.

 

Eğer Sellam Muhammed'i aldatmak için bu lafzı(tanrının oğlu) kullandıysa ve onun bunu yanlış anlayacağını bildiyse tevbe suresi 30.ayet bir yanlış anlamanın ürünüdür. Eğer Muhammed bu lafzın kastettiği dindarlık anlamını bilmiyorsa ve yahudiliği hristiyanlığa yorduysa bu bilgisizcedir iyi niyetli düşünürsek belki de Sellam bu lafzı kullandığında ne dediğinin anlaşılacağını düşündü ama aldığı cevap ve inen ayet onun sorduğu soruyla uzaktan yakından alakası yoktu çünkü hristiyanlıkla yahudilik bir tutuluyordu. Bu dediğimi söz konusu ayette dilsel olarak da kanıtlamak istiyorum:

وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ

Hristiyanlar için isa tanrının oğlu dediler lafzıyla yahudiler uzayr tanrının oğlu dediler lafzı yeşil yaptığım bu anlamına gelen zalike(ذٰلِكَ) ismi işaretinde bir tutulmuştur bu zalike ismi işareti önceden söz edilen yahudiler ile hristiyanların dediklerine işaret eder. Bu ismi işaretin tesniye(iki şeyi işaret eden) olarak dahi gelmemiş olması yani ذَانِكَ şeklinde gelmemiş olması yahudilerle hristiyanların dediğinin bir tutulduğunun göstergesidir ve yine genelleme yapıldığının göstergesidir. Ayetin devamında da çoğul olarak "كَفَرُوا" lafzıyla da bu iki görüş "kafir" lafzında birleştirilmiş.

 

Tevbe 31.ayette yahudiler ve hristiyanların ruhbanlarını rab edindiği geçer. Bununla ilgili rivayette şöyle

Adî b. Hâtim ile Hz. Peygamber arasında bu âyet hakkında şöyle bir konuşma geçtiği rivayet olunmuştur:

– “Yâ Resûlellah! Biz onlara kulluk etmiyorduk ki!

– “Peki, onlar size istediklerini helâl, istediklerini haram kılıyorlar ve siz de onlara uyuyor değil miydiniz?”

– “Evet!”

– “İşte burada söylenen de odur” (Zemahşerî, II, 149; Râzî, XVI, 37).

 

İslam dininde de din adamlarına helalden haramdan sorulduğu gibi önceki dinlerde de bu böyleydi. Bunu da yazıyorum çünkü Muhammed kurumsallaşmış yahudilik ve hristiyanlığa hayretle ve garipseyerek bakmıştır bu inen ayete de yansımıştır. Şu anda islamın kurumsallaşmış hali de helaller ve haramlar konusunda halkın din adamlarını bu konuda otorite kabul etmesiyle alakalıdır, yani islam dininde de din adamları rab edinilmektedir. Oysaki her dinin din adamları kendi dinine has sorgulanamaz naslara dayanarak helal ve haram kılma işlemini yapar müftü de böyle yapar rabbi de böyle yapar bu fetva kurumudur. Bunlara göre İslam kendi içinde yahudilik hakkında yahudilikle uzaktan yakından alakası olmayan izole görüşlere sahiptir ve bu verdiğim örneklerde ayan beyan ortadadır. Bu izole görüşlerle islam yahudiliği sansürlemekte ve buna dayanarak önceki kitapların tahrifi tezini ortaya atmaktadır ve bu resmen bir bilgi kirliliğidir.

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Jewish encyclopedia abbahu ve ta'anit maddelerine göre "Eğer bir insan Tanrı olduğunu iddia ediyorsa, yalancıdır" ifadesi geçmektedir bu ifadeyi Rabbi Abbahu Yeruşalayim Talmudunda kullanmıştır(5) .  Bu söz İsa’nın Tanrı olamayacağına yönelik olmakla birlikte Yahudiler Muhammed’den önce böyle bir şirki inkâr etmişlerdir. Bir Yahudi bilgini olan Musa İbni Meymun da tevbe 30’daki Ezranın Allah'ın oğlu olması ifadesini Yahudilere iftira olarak değerlendirmektedir(6). Muhammed ile Medine Yahudileri arasında geçen tartışmada Ezra’nın Yahudilikte değerli bir kişi olmasına ve dindarlığına atfen Tanrının Oğlu lafzının onun için kullanılması Muhammed tarafından yanlış anlaşılarak şirk olarak tevbe 30.ayette ifade edilmiştir. Buna ek olarak söylemek gerekir ki bu ayetin lanet eden ve küfürle itham eden üslubunu da hesaba katarsak Muhammed Yahudilerin kullandığı lafzı Yahudiliğe itikaden saldırmak için bir fırsat olarak görmüştür. Hristiyanlarla Yahudiler arasında benzerliğe vurgu yaparak küfrün aslında birbirinden hiç de farklı olmadığını ima etmiştir ama söylediği yanlış anlamaya dayalı olduğu için sonuçta cahillik etmiştir.Tarihsel olarak görmekteyiz ki neyin doğru neyin yanlış olduğu hiç önemli olmamış siyaseten Arap yarımadasında Müslümanlar üstünlük kurmuştur çünkü önemli olan o dönemde gerçeğin ne olduğu değil nasıl anlaşıldığıydı fakat siyaseten üstün olmak haklı olmak demek değildir.

 

 

5: https://www.jewishencyclopedia.com/articles/14183-ta-anit#anchor1

5: https://www.jewishencyclopedia.com/articles/164-abbahu

6: https://islamansiklopedisi.org.tr/uzeyir

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)
2 saat önce, filozof2 yazdı:

Bu konu çözülmüştü. Eski bir konu. Güncelleyin artık. Şuradan okuyabilirsiniz: 275# Üzeyir Allah'ın oğlu dediler ayeti yanlış mıdır?

Ben hala bu konuda araştırma yapmaktayım, bu konudaki farklı görüşleri islami olmayan bakış açısıyla, dinler arası ve ateist bakış açısıyla ele almaya çalışıyorum. Ben dahi bu konuda yazdıklarımla bu konu çözüldü diyerek kestirip atmam ancak islami olmayan bakış açısını temsil ettiğimi söyleyebilirim. Bu arada kaynağın 1.referansı kaybolmuş, ayrıca salom alıntı yapılacak akademik bir site değil.

 

Ben islami, yahudi kaynaklarını ansiklopedilerinden alıntılıyorum ayrıca ibni ishaktan da alıntı yaptım bu açıdan daha çok kaynakçalı, dilsel çözümlemeyi arapçaya dayanarak yaptım. Sellam'ın söylediği lafız üzerine tarihsel niyet okuyuculuğu yapsam da daha sonra bu lafzı ne için kullanırsa kullansın burada Allah'a bir cehl sıfatının isnat edilmesi söz konusu yani niyet okumaya gerek yok çünkü lafız ne amaçla söylenirse söylensin inen ayette Yahudiler yanlış anlaşılıyor daha açık olursam tarihsel niyet okuyuculuğu hariç bu lafız yahudilerce ne amaçla söylenirse söylensin yahudiliğin kasttettiği anlamda kullanılmıştır kuranda yahudiler üzerinden yahudiliği hristiyanlar üzerinden hristiyanlığı eleştirmiştir. Kuran yahudilerdeki bir yanlış anlamayı düzeltmiyor olup direk yahudileri yanlış anlamaktadır bu da Allah'ın Alim olmasına terstir Cehldir. Tevbe 31.ayette de Hristiyanların Matta 15e 10-16 ve koşer kuralları ilişiğinde diğer dinlerdeki din adamlarının istediklerini helal ve haram kıldığından söz ediliyor burada Muhammedin canının istediği gibi bir şeyleri anlaması var. Ben müsait oldukça daha da yazmaya devam edeceğim isterseniz siz de konumla alakalı kaynaklar bırakabilir, görüşlerinizi yazabilirsiniz, hatta eleştirebilirsiniz.

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Kuran şirk türlerinden hristiyanları da yahudileri de Şirk-i Teb'iz ile eleştirmiştir ancak bu şirk türü islami bakış açısıyla hristiyanlığa uysa da yahudiliğe uymamaktadır. Yahudiler İsa'nın ilahlığına birinci elden karşı çıkan bir millettir buna rağmen İslam dinince Yahudilere Hristiyanlardaki anlamda bir şirk isnat edilmekte İslamdan önce veya sonra Yahudilerde olmayan bir şirk türü Yahudiliğe yamanmaktadır. Yahudi kaynaklarınca yalancı peygamber özellikleri gösteren İsa İslam dinince peygamberliğe yakıştırılmaktadır, Hristiyanlarca da Tanrının oğlu olarak görülen ve bu konuda yahudilikle kavgalı olunan İsa figürü tarihsel olarak bu iki dinle de bağdaşmayan peygamberlik statüsüne getiriliyor.

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)
1 saat önce, Kaz yazdı:

Yahudi kaynaklarınca yalancı peygamber özellikleri gösteren İsa İslam dinince peygamberliğe yakıştırılmaktadır,

Altı çizili yazdığım için kaynak: https://www.jewishencyclopedia.com/articles/12388-prophet-false#anchor1

üsttekinde yalancı peygamberin kriterleri yazıyor İsa lafzen geçmiyor

https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/1188356/jewish/Melachim-uMilchamot-Chapter-11.htm

bu kaynakta İsa'dan bahsediliyor.

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Ezra’nın Metatron olmasıyla ilgili iddialara girmeyeceğin ayette böyle bir isim geçmez. Mustafa Öztürk’ün makalesinde Uzeyir Allah’ın oğludur diyen kişinin Finhas olduğundan söz edilirken Ali imran 181.ayetin nüzuluna da sebep olan Rabbi Finhas’ın Allah fakir biz zenginiz sözü de eklenmiştir(1). Burada yanıltıcı ve konu dışı bir durum söz konusu ve Uzeyr konusuyla alakasız ancak bunun yazılma amacı dönemin Yahudilerini itibarsızlaştırmaktan başka bir şey değil gibi gözükmektedir. Bu ayetin sebebi nüzuluyla ilgili rivayet şöyledir:

 

Abdullah b. Abbas, Süddi, Mücahid, Hasan-ı Basri, Katade ve İbn-i Zeyd bu âyet-i kerime’nin ve bundan sonra gelen bir kısım âyetlerin, Resûlüllah’ın döneminde bulunan Yahudiler hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Bu hususta Abdullah b. Abbas, diyor ki "Ebubekir es-Sıddiyk, Yahudilere ait olan ve "Beytül Makdis" diye adlandırılan, Yahudilerin, içinde kitap okuduktan Medreşeye girdi. Yahudilerden birçoğunun âlimleri ve Hahamları olan "Finhas" isimli birinin etrafında toplandıklarını gördü. Onun yanında yine, Hahamların ileri gelenlerinden biri olan Eşya' da bulunuyordu. Ebubekir, Finhasa "Vay haline ey Finhas, Allah’tan kork ve müslüman ol. Allah’a yemin olsun ki siz, Muhammedin, Allah'ın Peygamberi olduğunu ve Allah katından size, doğru olanı getirdiğini biliyorsunuz. Siz onun, yanınızda bulunan Tevrat ve İncilde de yazılı olduğunu görüyorsunuz." dedi. Finhas da Ebu bekire "Vallahi, ey Ebû bekir, bizim, Allah’a bir ihtiyacımız yoktur. Biz fakir değiliz. O bize muhtaçtır. Bize göre o fakirdir. Onun bize yalvardığı gibi biz ona yalvaramayız. Bizim ona ihtiyacımız yoktur. O ise bize karşı ihtiyaçsız değildir. Şâyet onun bize ihtiyacı olmasaydı, arkadaşınız Muhammedin zannettiği gibi biz ona mallarımızı ödünç olarak vermezdik. O, (Allah) size faizi yasaklarken bize faiz veriyor. Şâyet onun bize ihtiyacı olmasaydı bize faiz vermezdi." dedi. Bunun üzerine Ebubekir hiddetlendi ve Finhasın yüzüne dehşetli bir tokat indirdi ve şöyle dedi: "Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, eğer bizimle sizin aranızda anlaşma olmasaydı, ey Allah düşmanı elbette ki senin boynunun vururdum." Bunun üzerine Finhas, Resûlüllah’a gitti ve ona : "Ey Muhammed, bak arkadaşın bana ne yaptı?" dedi. Resûlüllah Ebubekire "Seni bunu yapmaya sevkeden sebep nedir?" diye sordu. Ebubekir de dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, bu Allah düşmanı aşırı bir söz söyledi. Bu zannediyor ki Allah fakir de kendileri zengin. İşte böyle söyleyince sözleriden dolayı kızdım ve yüzüne vurdum." Finhas bunu inkâr etti. "Ben böyle bir şey söylemedim." dedi. İşte bunun üzerine Allahü teâlâ Finhası yalanlayıp Ebubekiri tasdik ederek "Şüphesiz ki Allah fakirdir biz ise zenginiz." diyenlerin sözünü Allah elbette işitmiştir. Onların söylediklerini ve Peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz. "Tadın o yakıcı azabı." âyetini indirdi. Bakanız. Siret-i İbn-i Hişam, C.1 S. 558, 559(2)

 

Bu rivayet İslami olmayan bir açıdan düşünüldüğünde Ebu Bekir’in Yahudi Rabbiye tebliğ yapacağım diye hadsiz bir sataşmasıdır. İslam daha önceki peygamberlere kadar Müslüman diyen bir dindir. Yahudi Rabbi Elohim’den korkmuyor muydu ki Allahtan korkması gerekiyordu oldukça muğlak bir durum acaba Ebu Bekir neden Rabbiye Vay haline Allahtan kork demiştir. Bu söz hadsiz bir şekilde Yahudiler Allahtan korkmaz demek gibidir. Ebu Bekir’e Yahudilerin meclisine girip onları hor görme yetkisini veren Allah mıdır? Yoksa Müslümanlar Mekkede de böyle mi davranmaktaydı. Medine sözleşmesini laikliğin üstüne koyanlar aynı toplumda başkalarıyla yaşayıp dini farklılıklarından dolayı aynı şeye inanmadıkları halde vay haline Allahtan kork Müslüman ol demesi ne kadar özgürlükçüdür? Burada Rabbi Fihnas’ın o anki ruh halini bilemeyiz ancak Allah’a fakir demiştir. Onun fakir dediği Allah 10 emirin 3.sü olan isminin boş yere dahi anılmaktan sakınıldığı Yehova olamaz. Finhas’ın daha sonra dediğini inkâr etmesi bu olayı referans olarak kabul etmeyi zorlaştırıyor. Bu taraflı İslami kaynaktan anlayabileceğimiz tek şey Allah üzerinden mağduriyet yaratılmıştır, Rabbiye tokat atılarak saygısızlık edilmiştir hiç yeri değilken Ebu Bekir olmaması gereken bir meclise girmiştir. Bakara 245 hesaba katılırsa cidden Allah ahireti vaat ederek para toplamaya çalışmaktadır herkes bu davaya hizmet etmek zorunda değildir. Maide 64’te bu bakış açısından değerlendirilebilir. Yahudiler İslami olan zekat’a iştirak etmek zorunda değillerdir çünkü onlar da İslam’daki gibi Tzedakah(sadaka) anlayışına sahiptirler. İki grubun kavgası üzerine ayet inmesi birinin doğrulanması ve bundan itikadi bir sonuç çıkarılması makul değildir.

 

Ezra meselesinde Allah’ın oğlu lafzının inkâr edilmemesi için Sükût onaydır argümanı üzerine denebilir ki Yahudilerin sükûtu siyasi endişelerden kaynaklı da olabileceğinden onay anlamı taşır denemez(tevbe besmelesiz bir suredir). O dönemdeki Yahudi kabileler(kaynuka-nadiroğulları-kurayza) Medine’den çıkarıldılar ve Yahudiler askeri olarak İslam’a yeterince karşı çıktılar bu da yeterli bir tepki olarak görülebilir illaki bilgisel bir itiraz olmak zorunda değil.

 

O dönemdeki Yahudilere mutlak dini otorite diye bakılacak diye bir şey de olamaz çünkü Abdullah bin Selamın veya Sad bin Muaz’ın Yahudilikten İslam’a geçmesi yine Hristiyanlıkta Pavlusun Yahudilikten Hristiyanlığa geçmesi mutlak bir doğruya işaret edecek diye bir şey denemez zira bu zatlar önemli şahıslardı.

 

Kaynaktaki(1) Abdullah ibni Zibaha’nın Uzeyr hususunda yazdığı şiiri de şairin kendisinin Yahudilikle ilgili bilgisiyle sınırlıdır ve o bu konuda konuşacak otorite değildir. Rivayet merkezli kaynaklar kanıt olarak yetersizdir Yahudilerin Ezra’yı ilah olarak gördüğü ve öne çıkardığı tarihi bir veriye ihtiyaç vardır mesela öyle bir havra günümüze ulaşmış olmalıdır ki herkes ona bakarak burada Ezra öyle bir öne çıkarılmış ki hatta ilah olarak görülmüş densin ve bundan ibret alınsın. Yahudilikte yasak olmasına rağmen onun bir idol’ü yani putu olmalıdır ki ona tapsınlar veya Hristiyanlıktaki gibi haç’a benzer bir sembol olmalıdır ki Ezranın ilahlığını temsil etsin zira Davud yıldızı bu konuda bir veri sağlamamaktadır.

 

1: http://isamveri.org/pdfdrg/D02036/2003_16/2003_16_OZTURKM.pdf

2: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/M%C3%A2ide-suresi/733/64-ayet-tefsiri

2: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/%C3%82l-i%20%C4%B0mr%C3%A2n-suresi/474/181-182-ayet-tefsiri

2:http://islamilimleri.com/Tefsir/Tefsir/003/Tefsir/Turkce/10/000.htm

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bazı cümle düşüklükleri var alıntıda onları düzelttim renklendirdim, üsttekinin 3. paragrafıyla oynadım.

4 saat önce, Kaz yazdı:

Bu rivayet İslami olmayan bir açıdan düşünüldüğünde Ebu Bekir’in Yahudi Rabbiye tebliğ yapacağım diye hadsiz bir sataşması görülür. İslam daha önceki peygamberlere kadar Müslüman diyen bir dindir. Yahudi Rabbi Elohim’den korkmuyor muydu ki Allahtan korkması gerekiyordu oldukça muğlak bir durum acaba Ebu Bekir neden Rabbiye Vay haline Allahtan kork demiştir(islami bir ilke olan sözün en güzelini söylemeye aykırı ve kışkırtıcı bir üslup) . Bu söz hadsiz bir şekilde Yahudiler Allahtan korkmaz demek gibidir. Ebu Bekir’e Yahudilerin meclisine girip onları hor görme yetkisini veren Allah mıdır? Yoksa Müslümanlar Mekkede de böyle mi davranmaktaydı. Medine sözleşmesini laikliğin üstüne koyanların aynı toplumda başkalarıyla yaşayıp dini farklılıkları kışkırtıcı olarak kullanması yanlıştır. Medine sözleşmesini temsil eden Ebu Bekir'in aynı şeye inanmadığını bildiği veya bilmediği Yahudilere vay haline Allahtan kork Müslüman ol demesi ne kadar özgürlükçüdür? Burada Rabbi Finhas’ın o anki ruh halini bilemeyiz ancak Allah’a fakir demiştir. Onun fakir dediği Allah 10 emirin 3.sü olan isminin boş yere dahi anılmaktan sakınıldığı Yehova olamaz. Finhas’ın daha sonra dediğini inkâr etmesi bu olayı referans olarak kabul etmeyi zorlaştırıyor. Bu taraflı İslami kaynaktan anlayabileceğimiz tek şey Allah üzerinden mağduriyet yaratılmıştır, Rabbiye tokat atılarak saygısızlık edilmiştir hiç yeri değilken Ebu Bekir olmaması gereken bir meclise girmiştir. Yahudiler açısından Bakara 245 hesaba katılırsa cidden Allah ahireti vaat ederek para toplamaya çalışmaktadır herkes bu davaya hizmet etmek zorunda değildir. Maide 64’te bu bakış açısından değerlendirilebilir. Yahudiler İslami olan zekat’a iştirak etmek zorunda değillerdir çünkü onlar da İslam’daki gibi Tzedakah(sadaka) anlayışına sahiptirler. İki grubun kavgası üzerine ayet inmesi birinin doğrulanması ve bundan itikadi bir sonuç çıkarılması makul değildir yani Allah fakirdir denmesi Allahı betimlemek olarak görülmesi yanlıştır, bir Yahudinin bizzat kendi ilahını fakir olarak tanımladığını iyi niyeti ve Yahudiliği referans alarak söyleyemeyiz.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)
1 saat önce, Kaz yazdı:

Allahın eli sıkı konusuyla ilgili aşağıdaki linkte Shari L. Lowin'in makalesini bırakıyorum genişce bilgi var, ben bu konuyu Ezra konusuyla ilgili bulmuyorum.

https://booksc.org/book/83469317/2f61a3

ilgili bir kaynak daha 30.sayfada

https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/2597/1/319556.pdf

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Arap Yahudiler “عزرا” (ezra) ismini “عزير”(uzeyr) olarak söyleyerek onu sevgili bir insan olarak anmaktadırlar çünkü Üzeyir ism-i tasğir babındadır. Tarihi kaynakta da Kuranda olduğu gibi bu babda geçmektedir. Kuranın nefret söylemi içeren üslubu dikkate alınırsa aynı ism-i tasgir babı Allah veya Muhammed tarafından aşağılayıcı olarak kullanılmış olabilir zira ism-i tasgir hor görmek ve aşağılamak için de kullanılır. Burada Hristiyanlara da Mesih Allah’ın oğlu değildir denmektedir(Allahın değil Meryem oğlu İsa Mesihtir diyor islam) bununla birlikte Allah onlarla savaşsın lafzına onlar da muhataptır. Bu demektir ki Kurana göre Mesih gerçek anlamında Allah’ın oğlu değildir(Meryemin oğludur). Yahudilere gelince ise Müslümanların anladığı şekilde(literal olarak yani gerçek anlamda) Allah’ın oğlu demek Müslümanların anladığından uzak bir anlamda anlaşılmaktadır(akla ilk gelen anlamlar farklı). Bunun için yukarıdaki postlarımdan birinde paylaştığım jewish encylopedia’nın son of god maddesine bakılabilir zira Aziz Ezra için bu anlamda kullanılmıştır. Allah’ın oğlu lafzını Hristiyanlar dışında ilahilik ifade eden bir anlamda kullananlar yoktur.

 

Keşşafın tefsirinde Yahudilerin Allah’ın oğlu ibaresine karşı çıkmaması hakkında ciddi ciddi tasdik etmelerinden kaynaklı olduğu ayet onlara okunduğunda yalanlamadıkları yazmaktadır. Bununla ilgili bir görüş olan siyasi endişe ihtimalini belirtmiştim. Ek olarak eğer Keşşafın söylediği doğruysa Muhammed ile Yahudiler arasında bir iletişim değil sadece bir etkileşim olmuş demektir çünkü görünüşe göre iki taraf da istediğini almış ancak birbirini anlamamışlardır. Bu da başka bir ihtimaldir. Kanaatimce Muhammed Yahudi ve Hristiyanları kendi dogmatik şemalarıyla(psikolojideki kavram olarak kullandım) anlamlandırmakta dolayısıyla lafızlardan kaynaklı olarak ihtilaflı yaklaşım ortaya koymaktadır. Bu insanların birbirlerini yeterince anlamıyor olması da ihtimal dâhilindedir.

 

Yararlandığım kaynak(keşşaf 3.cilt) :

 

http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/0efc6b76-267b-4c4e-8b0f-3a13b9a7efda.pdf

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Üzeyir için kullanılan ismi tasgir’in Yahudilerin söylediği gibi anlaşılmaması yani Muhammed tarafından Üzeyiri küçümsemek için kullanıldığı ayetten anlaşılabilecek bir anlamdır. Ayette ağızlarıyla geveledikleri bir sözdür denmektedir. Bu ayetin içeriğinden de Müslümanlardan bir kısmının Ezra Tevratı tahrif etmiştir sözlerinden de(1) ayetteki bu alaycı üslup anlaşılabilir, lütfen ayeti kıraat edin. Yani küçümseyici bir şekilde “Yahudiler Üzeyircik Allah’ın oğlu dediler” denmektedir. Yahudiler ise sevimlilik anlamında öyle söylediler çünkü onlar Musa gibi Aziz Ezrayı da değerli görmektedirler. Yani yazdıklarımı Müslümanlara ve ayetin içeriğine ve arap diline dayandırmaya çalışıyorum. Yazdıklarımın kötü niyet olarak anlaşılmasından objektifliğe çekinirim, gerekçelerimi ortaya koydum, farklı bir görüş olarak bunun da olabilirliğini zikretmek istedim.

 

1: https://islamansiklopedisi.org.tr/uzeyir

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Müslümanlardan Üzeyir Tevratı tahrif etti diyenler önemli bir problemle karşı karşıyadır. Bu problem neden Hristiyanlığın Tevratı kutsal bir kitap olarak gördükleriyle ilgilidir, çünkü müslümanların argümanlarının temeli kutsal kitapları dışında Ezra üzerinden temellendirilmektedir bu yüzden kronolojik olarak Hristiyanların sonra Tevratı kabul etmeleri soru işaretleri çıkarmakta ve İslami argümanı sorgulanabilir kılmaktadır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hristiyanlar (onlara göre)eski anlaşmaya iman ettikleri halde Rabbi Musa ibni Meymun’un dediği açısından düşünülürse Hristiyanlık (Yahudilere göre)Tevrat’ı tahrif etmiştir(1). Bu tahrif Yahudilere göre Shituf’a (Yahudilikte: Shituf şirktir yani monoteist olmayandır) İslam’a göre şirk-i teb’iz’e mahal verecek bir itikada sebep olmaktadır bu din felsefesinde Tanrının basitliğine aykırılık olarak geçer.

 

Tanah Nevi’im İşaya 7. bölümünde geçen İmmanuel(6) ismi Hristiyanlara göre Matta 1.bölüm 25.ayette geçen İsa’dır(Hristiyanlarda da tartışmalı), jewish encyclopedia buna Hristiyanların eklemesi diyor çünkü Hristiyanların yeni ahit dediği şeyi onlar kabul etmezler. Bunun dışında Yahudilerce İmmanuel kelimesinin Mesih için kullanılmadığı geçiyor(2). Dolayısıyla Yahudilere göre İmmanuel Mesih değildir. Söz konusu bölümde geçen “bakire” çevirisi de Yahudilerce “genç kadın” olarak okunmaktadır. İncil için(5) Tanah için(6) 14.ayete bakınız. Eski ahidi/Tanahı farklı okuyorlar.

 

Başka bir örnekte Tanah Nevi’im İşaya 63.bölüm 10.ayette geçen Kutsal Ruh ifadesi de Hristiyanlara göre teslistir bu Yahudiler açısından Tanahtaki (Hristiyanlara göre eski ahitteki) Monoteizme aykırıdır çünkü Kutsal Ruh Hristiyanlara göre Tanrıdır, bu durum Yahudiler için Shituf kategorisindedir. Bunlar dikkate alındığında Hristiyanlar ile Yahudiler bile aynı eski ahide(bible) inanmazlar. Hebrew Bibledaki Kutsal Ruh ifadelerine bakabilirsiniz Wikipediada yerlerini gösteriyor. (4)

 

Yahudilikse Hristiyanlığın getirdiği monoteizme aykırı şeyleri inkâr eder öyleyse bağlantılı olarak nasıl olur da İslami açıdan düşünülürse Ezra’nın Tevrat’ı tahrif ettiği düşünülebilir çünkü Hristiyanlık baştan Shituf olarak görülen şeyleri Yahudiliği karşısına alarak ihdas etmiştir(icat etmiştir/uydurmuştur). Hristiyanlık kronolojik olarak Yahudilikten sonra çıksa da Yahudilerin Hristiyanlıkta reddettiği unsurlar İslami ifadeyle şirk içeren unsurlardır. Yahudilikte Kutsal Ruh diye bir tanrı söz konusu değildir daha iyi anlamak için ansiklopedideki maddeye bakılabilir(3) .

 

Koşer kuralları da Tanahda geçmesine rağmen Hristiyanlar da eski anlaşmayı okumalarına rağmen onlar yeni anlaşmaya göre hareket ederler bu açıdan da bakılınca Yahudiler ile Hristiyanların ortak olarak kabul ettikleri kitaba ne kadar farklı baktıkları görülür. Bütün bunlar Mişneh Torah’da(1) Rabbi Musa ibni Meymun açısından Tevrat’ın Hristiyanlıkça tahrif edilmesi olarak görülmüştür(buna atıfta bulunduğu söylenebilir).

 

Sonuç olarak İslam’a göre Tevrat’ın tahrif edilmesiyle Pavlus’un İncili tahrif etmesi başka başka yorumlanmak ve birbirinden ayrı olarak kabul edilmek zorundadır bu da İslam için problem çıkarır. Demek ki Hristiyanlık başta Yahudiliğin kabul edemeyeceği inanç esasları getirmiştir. İslam’ın tahrif olduğunu iddia ettiği kitap gayet monoteisttir ama Hristiyanlık zıt olarak şirk(shituf) içermektedir. Hristiyanlıktaki İsa figürü buna rağmen İslam’da peygamber olarak görülmekte ve İsa Maide 116. ayete göre Hristiyanlığı itikaden reddetmektedir bu tarihsel olarak çelişkilidir. Yahudiler ile Hristiyanlar arasında vuku bulmuş olandan kopuk ve izole bir yorumdur. Eğer Yahudiler İsa’da bir Shituf görmeselerdi ilk başta ona karşı çıkmaları için bir sebep bulunmazdı ama tarihsel ona karşı çıkmışlardır Hristiyanlar da bunu doğrular.

 

1: https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/1188356/jewish/Melachim-uMilchamot-Chapter-11.htm

2: https://jewishencyclopedia.com/articles/8086-immanuel

3: https://www.jewishencyclopedia.com/articles/7833-holy-spirit

4: https://en.wikipedia.org/wiki/Holy_Spirit_in_Christianity

5: https://www.biblegateway.com/passage/?search=Isaiah%207&version=NIV

6: https://www.chabad.org/library/bible_cdo/aid/15938

Link to post
Sitelerde Paylaş

Fasl 1.cilt 107. Sayfa için(1) : Üzeyir’i Tevrat’ı tahrif etmekle suçlayan İbni Hazmın iddiasını tahrif edilmiş olduğunu iddia ettiği Tevrat neden doğrulamamaktadır? Tevrat’ın hiçbir yerinde Ezra kendi lehine ilahiliğini ima eden bir ayet koymamıştır Allah’ın oğluyum dememiştir. Tevbe 30 a göre Yahudiler üzerinden Yahudilik inancı eleştirildiğine göre ve yeni dinin sahihliği vurgulandığına göre genelleme yapılmaktadır yerine İslam pazarlanmaktadır. Bu ayetin bir kısım Yahudileri ima ettiğini umum-husus olarak değerlendiren tefsirciler kuranı aklamak uğrana Muhammedin ayette ne murat ettiğini ihmal etmektedir. Cüretkâr bir ifadeyle Muhammed Allah’a bu genellemeyi yaptırarak ne murad etmiş olabilir eğer Yahudiliği ima etmiyorsa neden İslam ve Müslümanlar Tevrat’ın tahrif olduğunu söylemekte ve onu okumamaktadır. Diğer dinler inkâr edilecek ki İslam kozalağından çıkana kadar gelişebilsin. Eğer Yahudiler diye umumi bir ifade varsa ayette ancak hususta Yahudilik kastedilmiş olabilir.

 

Fasl 1.cilt 424. Sayfa için(1): İbni Hazmın tahrif edildiğini iddia ettiği Tevrat’ta literal(yazılı) olarak bulunmayan hiçbir şeyi kabul etmeyen Sadukiler nasıl olur da Allah’ın bir oğlu olduğu inancını taşıyabilirler? Yemen Yahudileri olduğunu iddia ettiği Sadukiler 2. Tapınak döneminde Judea’da yaşamışlardır(2) . İbni Hazm’ın iddia ettiği bu Sadukilerin Tevbe suresi 30. Ayetin sebebi nüzuluyla nasıl bir ilişkisi olduğu da belirsizdir, onun yapmaya çalıştığı ayetin içeriğini haklı çıkarmak için sözde Sadukileri ayetin içeriğiyle bağdaştırmaya çalışmaktır ama İbni Hazm baştan Sadukileri yanlış bilmektedir. Yemen Yahudileri için de Jewish encyclopedia Yemen maddesinden çıkarılabilir ki onlar da Ezrayı sevmemektedir -lütfen maddeyi okuyun(3) – onlar için de Ezra’nın Allah’ın oğlu olması ayetin içeriğiyle bağdaştırılamaz. Bütün bunlardan sonra diyanetin Yemen Yahudileri iddiasını da ele almış bulunduk(4) .

 

1: http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/575f760e-2b18-4e3d-87f3-856734baa8ed.pdf

2: https://en.wikipedia.org/wiki/Sadducees

3: https://www.jewishencyclopedia.com/articles/15077-yemen

4: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tevbe-suresi/1265/30-ayet-tefsiri

Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Ezra’nın Enoch ve Metatron olmasının ismi tasgir babında Üzeyir’e nasıl uygulanabilir olduğu bence belirsizdir sadece kelimenin köküne bakmak onun ismi tasgirde geldiği gerçeğini değiştirmez. Kuranda bu lafzın özellikle ismi tasgirde gelmesi söz konusu anlamlara gidilmesine engelleyici boyutta olabilir bunu sadece bir ihtimal olarak kaydediyorum. Allah veya Muhammed de Metatron veya Enoch deseydi ve ne demek istediğini ifade etmekte daha açık olsaydı demeyi tercih ediyorum. Bu bakış açısında daraltıcı olmak İslam sınırında düşünmekte daha işlevsel olabilir.

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Tevbe 30.ayetten bir de Bakara 259.ayete gidenler var çünkü kuranı kuranla tefsir etmeye çalışıyorlar. Bakara 259’un siyak-sibağı ve ayetin kendi içeriği dikkate alındığında orada ne Üzeyirden bahsedilmektedir ne de Kudüsten(Yeruşalayim) . Bakara 259’da 258’e uygun darb-ı mesel verilmektedir bu İbrahimin dediği “Rabbim hayat veren ve öldürendir” sözüne atıfta bulunur. 259. Ayette yine bu ölümden sonra diriliş hakkındadır. Eski ahitte Ezranın 100 yıl uyuması hikâyesine de rastlanmaz keza ayetin içeriğinde de Üzeyir ve Kudüs geçmemektedir. Diyanet farklı ihtimallerden söz ederek hitap ettiği alanı genişletmeye çalışmaktadır ancak bunu yaparken kuranın açıklığını ve evrenselliğini önemsememektedir. Sözde bu kitap avama da hitap eden bir kitapdı.

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/266/259-ayet-tefsiri

tarihinde Kaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...