Jump to content

Recommended Posts

İslam kelime anlamı: Sadece Allah’a teslim olmak ve barış anlamına gelir. İslam günlük ritüellerden ibaret değildir. Sadece Allah’a teslim olan ve barışçı olan her kişi İslam’a mensuptur. İslam ile iman arasında fark vardır. İslam; dini Allah’a halis kılmaktır. İslam din kaynağı olarak sadece Kur’an’ı kabul eder. Elçiler, postacıdır. Allah’ın 99’dan daha fazla ismi vardır. Allah’ın “Ed-Dâr” diye ismi yoktur. Rahman-Rahim-Kahhar gibi isimler, yalnız Allah’a aittir.

 Elçiler, günahsız değildir. Elçilerin “ismet” sıfatı yoktur. Elçilerde bizim gibi sorguya çekilecekler. Elçilerde bizim gibi insandır. Bizden iki farkı vardır: Allah’tan vahiy alırlar ve mucize gösterirler. Başka farkı yoktur.

İslam’da mürtedin cezası yoktur. Recm cezası yoktur. Namaz kılmayanı öldürme cezası yoktur. Alkol içene sopa cezası yoktur. İslam’da savaş açarak insanları zorla mümin yapmak yoktur. İslam’da eşcinsellerin öldürülmesi yoktur. İslam’da çocukların sünnet olması yoktur. Peygamberin Sünneti yoktur. Tek Sünnet Allah’ın sünnetidir. İslam’da kadınlara evi hapsetmek yoktur. İslam’da başörtü yoktur. İslam’da peçe yoktur. İslam’da tarikat/mezhep yoktur. İslam’da Mehdi ve Deccal inancı yoktur. İslam’da kader inancı yoktur. Ancak evrendeki yasalar kaderdir. Bundan başka kader inancı yoktur. 

•İslam, savaşı değil, barışı teşvik eder. (47:35-29:9-8:61)

•İslam, nakli değil, aklını kullanmayı emreder. (10:100-38:29-37:138-21:67)

•İslam, körü körüne inanmayı değil, sorgulamayı emreder. (17:36)

•İslam, soru sorulmasına teşvik eder. (93:10)

•İslam, bilimsel araştırma yapmayı emreder. (29:20-45:3-2:164-12:105-13:3-16:13)

•İslam, insanları kardeş olarak görür. İnsanların hepsi eşittir. (49:13-50:13-49:10)

•İslam, bütün dillerin Allah’ın ayeti olduğunu söyler. (30:22)

•İslam, kendi ve akrabalarımızın aleyhine olsa bile adil olmayı emreder. (5:8-5:42-6:152-7:29-16:90)

•İslam, iyi insan olmayı emreder. (2:83-2:148-16:90)

•İslam, Allah dışındakilere hizmet/kulluk/kölelik etmeyi yasaklar. Sadece Allah’a kulluk/kölelik etmek vardır. (3:64-10:105-16:114)

•İslam, gelir dağılımının düzeltilmesini emreder. (59:7)

•İslam, çevreyi korumamızı emreder. (55:7-55:8-30:41)

•İslam, mallarınızı fakirlerle paylaşmayı emreder. (2:271-57:18)

•İslam, affedici olmaya öğütler. (7:200-42:37-42:40-4:149)

•İslam, özgürlüğü emreder. (4:140-2:256-4:80-6:107-25:63)

•İslam, kadınlara değer verir. (3:195; 4:124; 16:97-49:13)

•İslam, insanları hidayete ulaştırır. (2:120-3:51-43:64)

•İslam, köleliği kaldırır. Allah’tan başka Rab(Kul sahibi/Köle sahibi) olmadığını söyler. (12:39-12:40-3:64)

•İslam, fıtrat dinidir. (30:30)

•İslam, insanlığa lütuf sözünü verir. İslam, insanlığı fakirliğe mahkum etmez. İnsanların fakirliği kendi durumları sebebiyle. (2:268-13:11-10:100)

•İslam, rüşveti/yolsuzluğu yasaklar. (2:188)

•İslam, işi ehline vermeyi emreder. (4:58)

•İslam, muhafazakarlığı değil, reformist olmayı emreder. Muhafazakarlığı yasaklar. (11:88-2:170)

•İslam, Allah ile aldatılma konusunda bizi uyarır. (31:33-35:5)

•İslam, insanlara lakap takılmasını ve alay edilmesini yasaklar. (49:11)

•İslam, herhangi bir bilgiyi körü körüne inanmayı değil, o bilgi hakkında araştırma yapmamızı emreder. Sorgulamadan inanmak yoktur. (49:6)

•İslam, saldırı savaşı değil, savunma savaşına izin verir. (22:39-22:40-60:8-60:9)

•İslam, sanata önem verir. (34:13)

•İslam, din adamlarının çoğunun kötü olduğunu söyler. (9:31-9:34-33:67)

•İslam, kölelerin özgürleştirilmesini emreder. (4:92-90:13-9:60-58:3)

•İslam, Allah’ın çok merhametli olduğunu söyler. (1:1-7:156-4:96-6:54-7:153-25:70-39:53)

•İslam, demokratik sistemin uygulanmasını emreder. (42:38)

•İslam, insanlara değer verir. (5:32)

•İslam’da şefaat inancı yoktur. (2:48-10:18-6:70)

12:108-De ki: "Benim yolum şudur: Açık bir delille ALLAH'a çağırırım, aynı şekilde beni izleyenler de... ALLAH Yücedir, ben ortak koşan birisi değilim."

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 weeks later...
  • İleti 135
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Top Posters In This Topic

Posted Images

İnsanlığın fakirliği kendi durumu sebebiyle deniyor.Ama Allah da dilediğine dilediği kadar verir diyor.Karun'a bizzat ona zenginlik verdim daha da artırmamı bekliyor diyor.İyi şeyler Allah'tan kötü şeyler hep insandan.Kötülüğün kaynağı insan mı yoksa şeytan mı yoksa bizzat Allah'ın kendisi mi? Güzel  ve korkutucu isimlerini Kuran da sıralarken diğer isimler niye yok?Levh-i Mahfuz da herşey yazılıysa sıçtığımız bok da yazılıdır.Bir de Levh-i Mahfuz a temizlerden başkası el süremez diyor.Sağolsun.Çoğu büyük melek ve çoğu peygamber Levh-i Mahfuzdakileri okuyup zaten cehennemlik deyip dünya hayatına müdahale edip kaderimizi değiştiriyor,hayatımızın ağzına sıçıyor.İblis ise sadece işin bahanesi ve Allah'ın bizzat ajanıdır.Pis işleri ona yaptırıyor sadece.Sinirlenip üstüne yemin edip cehennemi dolduracağım diyor.Biz sadece bu istatistiği tamamlamak için yaşıyoruz.İnsanların çoğu cehenneme gidecek.İnsanlık için mutlu son yok.Kahrolası insan! O Allah'ın istediğini yapmadı diyor.Bu da insanların çoğunun cehenneme gideceğinin kanıtı.Ha bir de tevbe suresi hariç her suresinin başında Bağışlayıcı ve esirgeyici isimlerini kullanmayı ihmal etmiyor.İblis'e niye Adem'e secde etmedin diyor.Kovuldun diyor.İblis de o zaman yeniden diriltilecekleri zamana kadar mühlet ver diyor.Daha Adem tek bir insan.Zürriyet meselesi falan yok.Belki insanların ruhları piyasada yok.Nereden biliyor İblis Adem'in zürriyetinin olacağını yeniden diriltileceklerini?Adem cennette değil,elmayı yememiş şeytan da cennete nasıl girebiliyor onu da anlamış değilim.Sonuç olarak Sen yazıyorsun sen yaşatıyorsun sen yargılıyorsun.Sonra insana kendin yaptın diyorsun.Sen adaletli bir tanrı değilsin.Sen tek tanrı da değilsin.Büyük ihtimalle Milkyway'in tanrıcığısın.Diğer yüz milyar galaksinin tanrıcıkları gibi.Gerçek Tanrı Big Bangi yapandır.Senin de ağababandır.Gözlemlenebilen evren 46 milyar ışık yılı.Cebrail ışık hızıyla gitse kaç bin yılda çıkabilecek bizim evrenden.Bunun da üstünde daha 6 gök daha var.Git babam git.İzafiyet teorisini bilmiyorum.Kanatları olan bir varlığın da ışık hızını geçebileceğine kesinlikle inanmıyorum.Allah yeri 2 günde yarattı diyor.4 milyar yaşında bu dünya.Burada yevm kelimesini evre olarak çevirecekmişiz.Zaten amk Arapça da 1 kelimenin 5- 10 anlamı oluyor.Hangisi desteklerse ona çevir.Kıvır babam kıvır.Amma da apaçık Kuran'mış doğrusu.Hem apaçık Kuran diyor,hem de müteşabih ayetler koyuyor.En hafif işkence fantezisi Zebanilerinin zorla kaynar su içirip bağırsaklarımızı götümüzden çıkaracak olan bu tanrıcığın varlığına inanmakla beraber ne sözüne,ne kitabına,ne adaletine inanmıyorum.Yarattıktan sonra bana sordun mu seni sınava tabi tutacağım,sonsuz ödül veya sonsuz azap var kabul ediyor musun diye.Ben hayır derdim.Yok et derdim.Günahları ve sevapları eşit olanlar Araftan sonra yine kesin bir yere girecekler.Yokluk yok yani.bir asırdan kısa süren dünya yaşamında kimse ne sonsuz cenneti ne de sonsuz cehennemi hakeder.Dünyadaki bütün insanları öldürsen yine cezası birgün biter.Sen adaletli değilsin.Kibir hakkın olabilir ama vebalini yarattıkların niye ödüyor?Sonuç olarak senin cennetini istemiyorum.Cehennemin den de korkmuyorum.Gerçi korktuğumda da zaten müjdeni belli ediyordun piskopatlığınla.Hurma ağaçlarıymış,dikensiz sedir ağaçlarıymış.Memeleri yeni tomurcuklaşmış kızlarmış.İri gözlü hurilermiş.Arap fantezilerini süslemek için koyduğun ayetlerin.Ben mesela hurmayı,sedir ağacını napayım.Küçük göğüslülerden nefret ederim genç bile olsa.İri gözlülerde bana hitap etmiyor.Diğer galaksilerden birine iltica hakkı isitiyorum.Bu yazı o çok iyi diye bildiğimiz meleklerinin ve işine geldiği gibi kullandığın şeytanlarının aşağılamalarına karşı yazılmış bir intikam yazısıdır.Olur ya birgün ölsem bile şuracıkta kalıverir.Belki de düşünce ve inançlarından dolayı 8'e çevirdiğin Stewhan Hawking insanlığa umut olan düşünceleriyle göçtü gitti.Hani diyorsun ya ey insan ve cin toplulukları göğün katlarından geçebilirseniz geçin diye.İnsanlar geçti.50 yıl içinde bu galaksiyi de geçecekler.Bir yanında Muhammed öbüründe Firavun ve saz ekibin melekler ve şeytanlar bi rakı sofrası kurup tüh be kaçırdık diyebilirsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...
On 02.06.2021 at 15:28, Teşup'unOğlu yazdı:

İslam Bir Arap Kültürü Ürünüdür. Arap Masalıdır. Hint-Babil-Sümer Paganizminin Arap Kültürüyle Karışmasıdır. Ciddiye Alınacak Bir Tarafı Yoktur. 

Slogan İlim Değildir Azizim. İslam'iyet Bir Arap Kültürü Değildir. Masal Hiç Değildir. 

Arap Kültürü Olduğunu  Dayanarak Söylüyorsunuz İddia Edebiliyorsunuz ? 

tarihinde Tikky tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bismilahirrahmanirrahim

 

Ehli Gafil Ve Ehl-İ Dalalet Birisi İftira Ve Tamamen Tarih Ve Coğrafya Ve İlim Ve Bilimden Uzak Bir İftira Makamında İddia İle Özetle Der Ki ;

 

İslam’ın Bir Arap Kültürü Olduğu İddiasından Öte, Temelsiz Bir İftira Atan, Ve Hatta Hatta İslam Peygamberi, Kainatın Yaratılma Sebebi, Ümmetinin Gözbebeği, Efendiler Efendisi Ümmi (Okuma Yazma Bilmeyen ) Nebiyullah Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimizin İslam’ı Ve Kur’an-I Kerimi Sümerlerden Alıntı Yaptığı Şeklinde Ki ( Sadece Ve Sadece 1930’Larda  İslam’ı Silip Türküğe Bir Kök Arayışı Sürecinde ki Sümer Safsatasının 2015 Yılına Uzanan Ve Muazzez İlmiye Çığ’ın  İftira Ve Yalan Ve Çarpıtmalarla Dolu Kur’an’dan Bir Haber ) Kitabıyla Yeniden Dinsizlik Propagandası Olarak Gündeme Gelen Bu İftira Ve Yalan Ve Çarpıtmaları İlim Telakki Eden “Teşup'unOğlu” Ve Avanelerinin Bu İddialarını İlim Bilim Tarih Ve Coğrafya İle İspat Edemedikleri İçin Gelelim Diğer Yoruma ;

 

Diğer Bir Ehli Gafil Ve Ehl-İ Dalalet Birisi Demiş Ki ;

 

Alıntı

İnsanlığın Fakirliği Kendi Durumu Sebebiyle Deniyor. Ama Allah Da Dilediğine Dilediği Kadar Verir Diyor. Karun'a Bizzat Ona Zenginlik Verdim Daha Da Artırmamı Bekliyor Diyor. İyi Şeyler Allah'tan Kötü Şeyler Hep İnsandan. Kötülüğün Kaynağı İnsan Mı Yoksa Şeytan Mı Yoksa Bizzat Allah'ın Kendisi Mi? Güzel  Ve Korkutucu İsimlerini Kuran Da Sıralarken Diğer İsimler Niye Yok?Levh-İ Mahfuz Da Herşey Yazılıysa Sıçtığımız Bok Da Yazılıdır.Bir De Levh-İ Mahfuz A Temizlerden Başkası El Süremez Diyor.Sağolsun.Çoğu Büyük Melek Ve Çoğu Peygamber Levh-İ Mahfuzdakileri Okuyup Zaten Cehennemlik Deyip Dünya Hayatına Müdahale Edip Kaderimizi Değiştiriyor,Hayatımızın Ağzına Sıçıyor.İblis İse Sadece İşin Bahanesi Ve Allah'ın Bizzat Ajanıdır.Pis İşleri Ona Yaptırıyor Sadece.Sinirlenip Üstüne Yemin Edip Cehennemi Dolduracağım Diyor.Biz Sadece Bu İstatistiği Tamamlamak İçin Yaşıyoruz.İnsanların Çoğu Cehenneme Gidecek.İnsanlık İçin Mutlu Son Yok.Kahrolası İnsan! O Allah'ın İstediğini Yapmadı Diyor.Bu Da İnsanların Çoğunun Cehenneme Gideceğinin Kanıtı.Ha Bir De Tevbe Suresi Hariç Her Suresinin Başında Bağışlayıcı Ve Esirgeyici İsimlerini Kullanmayı İhmal Etmiyor.İblis'e Niye Adem'e Secde Etmedin Diyor.Kovuldun Diyor.İblis De O Zaman Yeniden Diriltilecekleri Zamana Kadar Mühlet Ver Diyor.Daha Adem Tek Bir İnsan.Zürriyet Meselesi Falan Yok.Belki İnsanların Ruhları Piyasada Yok.Nereden Biliyor İblis Adem'in Zürriyetinin Olacağını Yeniden Diriltileceklerini?Adem Cennette Değil,Elmayı Yememiş Şeytan Da Cennete Nasıl Girebiliyor Onu Da Anlamış Değilim.Sonuç Olarak Sen Yazıyorsun Sen Yaşatıyorsun Sen Yargılıyorsun.Sonra İnsana Kendin Yaptın Diyorsun.Sen Adaletli Bir Tanrı Değilsin.Sen Tek Tanrı Da Değilsin.Büyük İhtimalle Milkyway'in Tanrıcığısın.Diğer Yüz Milyar Galaksinin Tanrıcıkları Gibi.Gerçek Tanrı Big Bangi Yapandır.Senin De Ağababandır.Gözlemlenebilen Evren 46 Milyar Işık Yılı.Cebrail Işık Hızıyla Gitse Kaç Bin Yılda Çıkabilecek Bizim Evrenden.Bunun Da Üstünde Daha 6 Gök Daha Var.Git Babam Git.İzafiyet Teorisini Bilmiyorum.Kanatları Olan Bir Varlığın Da Işık Hızını Geçebileceğine Kesinlikle İnanmıyorum.Allah Yeri 2 Günde Yarattı Diyor.4 Milyar Yaşında Bu Dünya.Burada Yevm Kelimesini Evre Olarak Çevirecekmişiz.Zaten Amk Arapça Da 1 Kelimenin 5- 10 Anlamı Oluyor.Hangisi Desteklerse Ona Çevir.Kıvır Babam Kıvır.Amma Da Apaçık Kuran'mış Doğrusu.Hem Apaçık Kuran Diyor,Hem De Müteşabih Ayetler Koyuyor.En Hafif İşkence Fantezisi Zebanilerinin Zorla Kaynar Su İçirip Bağırsaklarımızı Götümüzden Çıkaracak Olan Bu Tanrıcığın Varlığına İnanmakla Beraber Ne Sözüne, Ne Kitabına, Ne Adaletine İnanmıyorum. Yarattıktan Sonra Bana Sordun Mu Seni Sınava Tabi Tutacağım, Sonsuz Ödül Veya Sonsuz Azap Var Kabul Ediyor Musun Diye. Ben Hayır Derdim. Yok Et Derdim. Günahları Ve Sevapları Eşit Olanlar Araftan Sonra Yine Kesin Bir Yere Girecekler. Yokluk Yok Yani. Bir Asırdan Kısa Süren Dünya Yaşamında Kimse Ne Sonsuz Cenneti Ne De Sonsuz Cehennemi Hakkeder. Dünyadaki Bütün İnsanları Öldürsen Yine Cezası Birgün Biter. Sen Adaletli Değilsin. Kibir Hakkın Olabilir Ama Vebalini Yarattıkların Niye Ödüyor? Sonuç Olarak Senin Cennetini İstemiyorum. Cehennemin Den De Korkmuyorum. Gerçi Korktuğumda Da Zaten Müjdeni Belli Ediyordun Piskopatlığınla. Hurma Ağaçlarıymış,Dikensiz Sedir Ağaçlarıymış. Memeleri Yeni Tomurcuklaşmış Kızlarmış. İri Gözlü Hurilermiş. Arap Fantezilerini Süslemek İçin Koyduğun Ayetlerin. Ben Mesela Hurmayı, Sedir Ağacını Napayım. Küçük Göğüslülerden Nefret Ederim Genç Bile Olsa. İri Gözlülerde Bana Hitap Etmiyor. Diğer Galaksilerden Birine İltica Hakkı İstiyorum. Bu Yazı O Çok İyi Diye Bildiğimiz Meleklerinin Ve İşine Geldiği Gibi Kullandığın Şeytanlarının Aşağılamalarına Karşı Yazılmış Bir İntikam Yazısıdır. Olur Ya Birgün Ölsem Bile Şuracıkta Kalıverir. Belki De Düşünce Ve İnançlarından Dolayı 8'e Çevirdiğin Stewhan Hawking İnsanlığa Umut Olan Düşünceleriyle Göçtü Gitti. Hani Diyorsun Ya Ey İnsan Ve Cin Toplulukları Göğün Katlarından Geçebilirseniz Geçin Diye. İnsanlar Geçti.50 Yıl İçinde Bu Galaksiyi De Geçecekler.Bir Yanında Muhammed Öbüründe Firavun Ve Saz Ekibin Melekler Ve Şeytanlar Bi Rakı Sofrası Kurup Tüh Be Kaçırdık Diyebilirsiniz.

 

Malumunuz Yazınız Tamamen Kendi Habis Ruhunuzun Bir Yansıması Olan Yorumlarınız Olduğu İçin İlimden Çok Uzak Tamamen Cahilane Bir Yorum. Haliyle İlim Malumata Tabidir Kaidesince Tarafgirane Bir Yoruma İlmen Fikren Bir Cevap Vermek Manasız Olacağı İçin Neticede Alınamaz.

Ama Nasipse Belki Cahillikten Belki Bilgisizlikten Belki Dikkatsizlikten İleri Geldiğini Düşündüğüm Ve Masumane Gördüğüm Birkaç Yorumunuzu Acizane Ve Nacizane Ama Allah Nasip Ederse Pek Halisane Olarak Cevaplamaya Çalışacağım Biiznillah Ve İnşaallah …

 

Alıntı

“İnsanlığın Fakirliği Kendi Durumu Sebebiyle Deniyor. Ama Allah Da Dilediğine Dilediği Kadar Verir Diyor. Karun'a Bizzat Ona Zenginlik Verdim Daha Da Artırmamı Bekliyor Diyor”

 

El Cevap : Hayır Öyle Denmiyor !... Gerçekte Şöyle Deniliyor ;

Zhr alfsad Barr valbhr değil ksbt Eide Bazı insanlar lyzyqhm Kim llhm mlva yrjvn

 

İnsanların Kendi Ellerinin (İrade Ve İhtiyarlarıyla) Yaptıkları İşler (Günahlar) Yüzünden, Karada Ve Denizde Fesad Meydana Çıktı Ki, Allah, İşledikleri Günahlardan Bir Kısmının Cezasını (Dünyada) Onlara Taddırsın. Olur Ki (Küfürden Ve İşledikleri Günahlardan Tevbe Ederek) Dönerler. Rum Suresi 41. Ayeti Kerime Bu Şekildedir.  Yani : Kur’an-ı Kerim’in Nurlu Yolu Olan Ayetlerin Teleskopu İle Kainata Ve Dünya’ya Bakmayan , Rasulü Kibriya Hz. Muhammed S.a.v. Efendimizin de Sünnet-i Seniyesi Ve Hadis-i Şeriflerinin Mikroskopu İle İnce Meseleleri Derinlemesine Tahlil Etmeyen Yüz Çeviren İnsanlığın Kendi Eliyle (Külli Ve Cüzzi İrade Meselesi Buna Bakar ki) Yaptığı Kötülükler Yüzünden, Hem Kainat,  Hem Toplumsal, Hem Doğal Denge Bozularak,Hem Dünya Savaşları, Karada Ve Denizde Haksızlık, Adâletsizlik, Kan, Gözyaşı, Hem de, , Çevre Kirlenmesi, Uyuşturucu, Alkol, Cinsel Sapıklıklar, Terör Ve Anarşi Gibi Her Türden Fesat Ve Bozgunculuk Ortaya Çıktı. İşte Allah, Yaptıklarının Bir Kısmını Onlara Daha Bu Dünyada Böylece Tattırıyor Ki, Bu Gidişin Yanlış Olduğunu Anlayıp Yeniden Kur’an’a Dönsünler. Diye …

Allah Rızkı Dilediğine Bol Verir, Dilediğine Daraltır “Rabbin Rızkı Dilediğine Bol Verir, Dilediğine Daraltır. Şüphesiz Ki O, Kullarından Haberdardır, (Onları) Çok İyi Görür.”(İsra, 30) Kur’an-I Kerim’in Öğretisini Anlamak İçin RAB, İLAH Ve MELİK Terimlerinin Sahih Ve Mükemmel Anlamlarının Tam Manasıyla Kavranması Zorunludur. Eğer Herhangi Bir Kimse “Rab, İlah Ve Melik” Kavramlarının Manasının Ne Olduğunu Bilmezse, Onun İçin Kur’an’ı Anlamak Zorlaşır.

Allah Rab’dir, Dolayısıyla Elimizdeki Şeylerin Asıl Sahibidir Ve Bunları O Vermiştir. Mülk O’nun Elindedir, Kiminin Rızkını Bollaştırır, Kiminkini Kısar. Ayetin Son Cümlesi Bunun Hikmetsiz Ve Anlamsız Olmadığına İşaret Etmektedir. Allah Her Kulunun Durumunu Görür Bilir. Genellikle Herkes Zengin Olmak İster, Fakirlikten Korkar. Allah İse Hikmeti Uyarınca Kimine Az Kimine Çok Verir Ama Ne Çok Vermesi Mutlak Anlamda Hayır Ne De Az Vermesi Mutlak Anlamda Şerdir.

 

Zenginlik Yüzünden Maddi Veya Manevi Birçok Şeyini Hatta İnancını, Sevdiklerini Veya Hayatını Kaybedenler Olduğu Gibi; Fakirlik Sebebiyle Birçok Kayıptan Kurtulanlar, Manevi Kazançlara Kavuşanlar Da Vardır. Zenginlik Kimini Kurtarır, Kimini De Mahveder. Makam Da Böyledir. Bununla Birlikte Varlık, Yokluğa Yeğlenir. Onun İçin Ayetlerde Allah’tan Fakirlik İsteyin Anlamına Gelecek Hiçbir İfadeye Yer Verilmemiş; Mal, Rızık, Servet İsteyin Denilmiş Fakat Bunun Hakkının Verilmesi Gerektiği Bildirilmiştir.(Bu Açıdan Bakınca da Zenginlik Nedir? Sabancı’nın Dediği Gibi Koca Otomobil Fabrikam Var Ama Oğlu Sakat Olduğu İçin Oğluma Bir Araba Alamadım demiştir. Şimdi Sabancı İçin Zenginlik Mal Mülk Değil Sağlıktır !..) Mesela: Cuma Suresi Ayet 10’da Şöyle Buyurulmuştur: “Namaz Kıldıktan Sonra Yeryüzüne Dağlın Allah’ın Lütfundan Nasibinizi Arayın. Allah’ı Çok Anın Ki Kurtuluşa Eresiniz.”

Ayette Geçen El-Basıt, Açan, Genişleten, Bollaştıran, Zaman Zaman Kulunu İmtihan Etmek Ya Da Bir Sıkıntıdan Kurtarmak, Rahmet Etmek İçin Hazinelerinin Kapılarını Açan, Kulunu Darlıktan Kurtarıp Huzura Erdiren, Kulunun Yaptığına Birebir Değil Fazlasıyla Artırarak Karşılık Veren Demektir. Bir Tohum Ekene Bir Ağaç Verir. Mülkün Sahibi Hazinesinden Mal Verdiğinin Şımarmamasını İster, Kibirlenmemesini İster, Emanet Olarak Görmesini Ve İnfak Etmesini İster. Dünyanın Üzerinde Karunlar Da Dolaştı İbrahim Edhemler De Geldi Geçti. Karun’un Malını, Hazinelerinin Anahtarlarını Yetmiş Deve Ancak Taşıyordu Ama O Varlığı İle Şımardı. Mülkün Gerçek Sahibini Tanıyamadı. Hayatını Ve Malını İsraf Etti, Helak Oldu.

 

Kasas 82’de “Daha Dün Onun Yerinde Olmayı İsteyenler De ‘Demek Ki Allah Dilediğine Rızkı Genişletir Ve Daraltır. Şayet Allah Bize Lütufta Bulunmuş Olmasaydı Bizi De Yerin Dibine Geçirildi. Demek Ki İnkârcılar İflah Olmazmış.’ Demeye Başladılar.” Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem “Allah Size Yardım Edip Rızık Veriyor İse Bu Aranızda Ki Zayıflar Sayesinde Değil Midir?”(Buhari, Cihad 76) Buyurur. Çünkü Rızık Acizlik Makamının Neticesinden Zuhur Eder ! Saldırmakla Zenginlik Elde Edilmez. Başka Bir Hadis-İ Şerifte De “Allah Bu Ümmete Aralarında Ki Zayıfların Duası, İbadeti Ve İhlası Sebebi İle Yardım Etmektedir.” Denilmektedir.

 

Allah’ın Esmasından Olan El-Kabız: “İmtihan İçin Sıkan, Rızkı Belli Bir Ölçüde Tutan Ve Belli Bir Ölçüde Veren.” Demektir. Kudret Elinde Olan Yüce Yaratan, Kulunu Kabız Ve Basıt İsimlerinin Tecellileri İle Yeri Gelecek Madden Ve Manen Daraltacak, Yeri Gelecek Madden Manen Bollaştıracak, Engin Rahmeti İle Huzura Erdireceklerdir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem “Mü’minin İşine Şaşarım Çünkü Onun İşleri Kendisi İçin Hayırdır. Bu Da Ancak Mü’mine Özgüdür. Çünkü O Sevindirici Bir Şeyle Karşılaşınca Şükreder Bu Kendisi İçin Hayır Olur. Zararlı Ve Üzücü Bir Şeyle Karşılaşınca Sabreder Bu Da Kendisi İçin Hayır Olur.” (Müslim, Zürd, 64) Buyurur.

 

Mü’min Denge İnsanıdır. Varlık Elinden Alınınca Mülkün Gerçek Sahibine Olan İnancından Dolayı Sarsılmayan, Zenginin Malına Haset Etmeyen, Aşağılık Kompleksine Düşmeyen, Sabırla Doğru Şeyler Yaparak Bulunduğu Durumdan Çıkmaya Çalışan İnsandır. Bilir Ki Fakirlik, Duygusunu Doğru Bir Şekilde Yönetemediği Zaman Kişiyi Küfre Bile Düşürebilir.  Şayet Allah İnsanların Tamamını Zengin Yapsa İdi Azgınlaşır Yoldan Çıkarlardı. Bütün İnsanları Fakir Ve Muhtaç Kılsaydı O Zaman Da Allah I Unutur Ve Helak Olurlardı. Bir Hadis-İ Şerifte De Şöyle Buyrulur: “Beş Şeyden Önce Ameller De Acele Edin: Azdıran Zenginlikten, Unutturan Fakirlikten, Aklı Götüren Yaşlılıktan, İfsad Eden Hastalıktan Ve Ani Ölümden.”

 

“Herkes Birbirine; Fakir Zengine, Zengin Fakire Muhtaçtır. Bütün İnsanlar Da Her An Allah A Muhtaçtır.” (Fatır,15) İnsan, İnsanlar Arasındaki Servet Bakımından Var Olan Eşitsizliğin Hikmetini Anlayamaz. Bu Nedenle Suni Araçlarla Doğal Servet Dağılımını Değiştirmeye Çalışır. Sınıfsız Bir Toplum Oluşturmaya Çalışmış Sosyalizmi, Sosyalist Düşünceyi Hâkim Kılmak İçin Milyonlarca İnsanın Ölümüne Sebep Olunmuş, Fakat Sonuç Hüsran Olmuştur. Kapitalizm İse Dünyadaki Birçok Ürünün Azınlık Tarafından İsraf Edilmesi İle Terör Ve Anarşinin Dünyaya Yapılmasına Sebep Olmuştur. İslam Da Ekonomik Farklılıklara Suni Araçlarla Müdahale Yerine, Ahlaki Ve Hukuki Düzenlemelerle; Adaletsizlik Yerine Birçok Ahlaki, Ruhi Ve Kültüler Fayda Ve Güzelliğin Doğmasında Rol Oynamıştır.

 

Birinci Bölümün Sonu. Saygılar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Risale-i Nur Tefsirine Göre Rızık Meselesi 

Amaç Anlamak Ve Öğrenmekse Buyurun Uzun Uzun Hem Kendi Yazımızda Hemde Risale-i Nurda Anlatıldığı Gibi Okuyup İstifade Edebilirsiniz. Böylece Anlamsız Evhamlarınıza Bir Son Vermiş Olursunuz Umarım. 

 

Ab. İnsanın Tanımı:

 

Said Nursî Eserlerinde İnsanı, "Tüm Mahlukat İçinde En Âciz Ve En Muhtaç" Olarak Tanımlamıştır.Bu Tespitinin Gerekçesi İse, Diğerleri Az Bir Rızıkla Yaşamlarını Sürdürebilirken, İnsanın Hadsiz Rızıklara Muhtaçolmasıdır. Çünkü İnsan, Diğerlerinin Aksine, Maddî Bir Bedenden İbaret Değildir. Akıl, Kalb, Ruh Gibi Donanımları,Onu Kâinattaki Her Bir Mevcutla İlgili Kılmakta Ve Hepsi De Doyurulmak İsteyen Sonsuz Duyguları, Arzuları, İstekleribulunmaktadır.29

 

Bu İnce Duyguları, Arzuları, İstekleri Sayesinde Tüm Yaratılmışlara Muhatap Olabilme İmkânı Veonlarla İlişkide Bulunma Zorunluluğu Bulunan İnsan, Muhatap Olduğu Bu Eşyayı Yorumlayarak Yaratıcısının Onlarda Görünenözelliklerini Tanımaktadır. Said Nursî’ye Göre, "Eşrefi Mahlukat" Sıfatına Lâyık Görülen İnsanı"Halife-İ Arz" Yapan Da Budur. Bu Noktada Şöyle Demektedir:

 

"Cenab-I Hak İnsanı Bütün Esmâsına Câmî Bir Âyine Ve Bütün Rahmetinin Hazinelerinin Müddeheratınıtartacak, Tanıyacak Cihazata Mâlik Bir Mucize-İ Kudret Ve Bütün Esmâsının Cilvelerinin Vaziyetlerinin İnceliklerini Mîzanaçekecek Âletleri Hâvi Bir Halife-İ Arz Sûretinde Halketmiştir."30

 

Said Nursî’ye Göre, İnsan, İnsaniyetine Lâyık Bir Hayat Sürmek İhtiyacı İle Halkedilmiştir. İnsaniyetindevarolan Duyguların Tam Anlamıyla Tatmin Bulduğu Bir Düzene İhtiyaç Duymaktadır. Öncelikle En Temel İhtiyaçları Olanbarınma, Beslenme Ve Giyimi Karşılamak İçin Çok Çeşitli Sanatları İşlemek Durumundadır. Bunda Sadece Kendi Gücüyeterli Olmayacağı İçin, Diğer İnsanlarla Birlikte Çalışmak, İşbirliğinde Bulunmak İhtiyacı Vardır. Bu İlişkininsonucunda Gelebilecek Maddî Düşkünlüklerin Getireceği Haksız Tecavüzler Sebebiyle Adalete İhtiyaç Duyulur. Ancak,Adaleti Mutlak Anlamda Kurmaya, Oluşturmaya İnsan Aklı Yetmeyeceğinden, Bunu Temin Edecek Kapsamlı Kanunlar Gerekir. Bukanunları Yürütecek Bir Kanun Koyucuya İhtiyaç Duyulur. Kanun Koyucunun Hâkimiyetini Sağlaması İçin İse, Farklı Veüstün Bir Konumda Olması Gerekmektedir. Bu Üstünlük İse Ancak Sâni-İ Âlem Tarafından Seçilmiş Ve Görevlendirilmişolmakla Sağlanır. Sâni-İ Âlemden Bağlantıyı Koparmamak İçin De, İbadete İhtiyaç Vardır. Böylece Sânie Bağlanmakla,O’nun Koyduğu Düzene Uyulur. Bu Da Mutlak Düzeni Sağlar.31 İnsan, Bir Düzene İhtiyaç Duymaktadır. Ancak Budüzeni Sağlamaya Kendi Gücü Yetmeyeceğinden, Kendi Üstünde Bir Düzen Koyucuya Gereksinmesiyle Rabbini Tanır Ve Kulluğununfarkına Varır.32

 

Bu Şekilde, İnsan, İmanı Yaşamasıyla Sadece Bu Kısa Dünya Hayatında Değil, Ebedî Bir Hayatta Saadetielde Eder. Ebediyeti Kazanmakla, En Büyük Ve En Önemli İhtiyacı Tatmin Bulur. Onun İfadesiyle: "İman Nuru Lezâiz-İmeşrûanın Zevale Başladıkları Zaman Hâsıl Olan Elemleri, Emsâlinin Vücud Ve Gelmekte Olduklarını Göstermekleizale Eder. Ve Keza, Nimetlerin Devam Edip Tenâkus Etmemesini, Nimetlerin Menbaını Göstermekle Temin Eder."33

 

Risâle-İ Nur’da Şu Husus Israrla Vurgulanır: İnsan, "Saadet-İ Ebediyye," Yani "Sonsuzmutluluk" İstemektedir; Bu İse Ancak İman İle Kazanılabilir. Said Nursî, "İktisadî Faaliyet" Kapsamınagiren Üretim, Tüketim, Yeme-İçme, Barınma Gibi Beşerî Eylemlere Bu Temel Bakış Açısıyla Bakmakta; "İktisadîdavranış"I Da Bu Çerçevede Anlamlandırmaktadır. Sözgelimi, Birşey Yemekle Bitmiş, Yani "Tüketilmiş"İse, "İsraf" Edilmiş; Ama "Şükür" Sonucunu Getirmişse, Yani Mutlak Sıfatların Sahibi Birine Yöneltmiş,O’nun Varlığını Hatırlatmış Ve O’nu Tanıtmışsa, "İktisatlı" Kullanılmıştır.

 

Ac. Mal-Rızk Ayrımı:

 

Eserlerinde Kâinatı Gözönünden Eksik Etmediği, Onu Belli Bir İnancın Doğrultusunda Ama Dikkatle Gözlemlediğianlaşılan Said Nursî, Kâinatı İçiçe Dairelerden Müteşekkil Görür. En Dışta, Hayat Hakikati Görünür. Âlemin Tümmevcudatı Hayatın Devamı Adına Çalışırlar; Hayata Hizmet Ederler. Hayatın İçinde, İnsaniyet Âlemi Yer Alır. Ziratüm Canlılar İnsana Hizmet Etmekte, Onun Varlığının Devamına Çalışmaktadırlar. İnsaniyet Dairesinin İçinde De Rızkdairesi Yer Alır. Çünkü, Bütün İnsanlık Rızk Adına Çalışmakta, Hayatının Gayesini Rızk Edinmek Oluşturmaktadır.Hayatın Devamı Rızıkladır Ve Hayata Hükmeden Rızktır.34 O Kadar Ki, Risâle-İ Nur’da, İnsanın Âdeta"Rızka Âşık Olduğu"Ndan Söz Edilir.35

 

Bu Tespiti Takiben, Said Nursî, Bütün Dünya Üzerindeki Tüm Canlıların Ve Üstelik En Âciz Ve Zayıfolanlarının Dahi Maddî, Midevî Ve Manevî Rızklarının Karşılandığını Söylemektedir. Bu Rızıklar İse Kuru,Basit Ve Pis Bir Madde Olan Topraktan; Cansız, Kuru Bir Odun Parçası Olan Ağaçtan; Kan, Kemik Ve Etten İbaret Olan Göğüslerden;Veyahut Kuru, Küçük, Cansız Bir Tanecik Olan Tohumdan Gelmektedir. Hem De, "Tam Vaktinde, İhtiyaç Duyulduğu Andave Bir Düzen İçerisinde" Gelmektedir. Bu, Rızkın Gaybî Bir El Tarafından Gönderildiğine İşarettir. Bu Derece Şuurgerektiren İşler, Cansız Ve Şuursuz Sebeplere Havale Edilemez. Bu Bakışı, "Şüphesiz Ki Rızık Veren, Mutlakkudret Ve Kuvvet Sahibi Olan Allah’tır" Mealindeki Âyetin36 Bir Tefsiri Olarak Sunan Said Nursî, İâşe Venafakayı, Böylece Sebeplerin Elinden Alıp, Kudretli, Merhametli, İlim Sahibi Bir Rabbe Teslim Etmektedir. Ve, "Yeryüzündehareket Eden Hiçbir Canlı Yoktur Ki, Onun Rızkını Vermek Allah’a Ait Olmasın. Allah, Onların Karar Kıldıkları Yeride, Tevdi Edildiği Yeri De Bilir. Bunların Hepsi Apaçık Bir Kitapta Yazılmıştır"37 Âyetini Delil Göstererekinsanın Rızkının "Taahhüd Ve Tekeffül-Ü Rabbanî Altında" Olduğunu Söylemektedir.38

 

Gönderilmekte Olan Bu Rızk, "İktidar Ve İhtiyar İle Mütenasiben Değildir."39 Yani,Bir Kimse Daha Güçlü Ve Daha Akıllı Olduğu İçin Daha Zengin Oluyor Değildir. Tam Aksine, En Fazla Âciz Ve Zayıf Görünenmevcutlar En İyi, En Rahat Şekilde Rızıklandırılmaktadır. Bebekler, Ağaçlar, Balıklar.. Bunun Bir Örneğidir.

 

İktidar Ve İhtiyar Sarfedildikten Sonra Edinilen Rızk Da "Kazanılmış" Değildir. Edinilensonucun Meydana Gelmesini Sağlayacak, Daha Doğrusu O Sonucu Öncesindeki Sebeplerle Beraber Yaratacak Bir Merhamet Sahibitarafından "İhsan Edilmiş"Tir. Gösterilen Çaba İse, Farkına Varılsın Veya Varılmasın, O Sonuca Ulaşmak İçinyapılmış Bir "Fiilî Dua" Hükmüne Geçmektedir.40

Risâle-İ Nur’da Rızk İki Sınıfa Ayrılır:

 

"Biri, Yaşamak İçin Hakikî Ve Fıtrî Rızıktır Ki, Taahhüd-Ü Rabbanî Altındadır. Hatta Okadar Muntazamdır Ki, Bedende Yağ Vesaire Sûretinde İddihar Olunan Fıtrî Rızk Hiç Olmazsa Yirmi Günden Ziyade Birşeyyemeden Yaşatır. Hayatını İdame Eder… Yirmi-Otuz Günden Evvel Ve Bedende Müddehar Olan Fıtrî Rızk Bitmeden Açlıktanvefat Edenler Rızıksızlıktan Değil, Belki Sû-İ İtiyaddan Ve Terk-İ Âdetten Neş’et Eden Bir Hastalıktan Vefatederler.

 

"İkinci Kısım Rızık: İtiyad, İsraf Ve Sû-İ İstimalât İle Tiryaki Olup Zaruret Hükmüne Geçenmecazî Ve Sun’î Rızıktır. Bu Kısım İse, Taahhüd-Ü Rabbanî Altında Değildir, Belki İhsana Tâbidir. Kâh Verir, Kâhvermez."41

 

"Rızk-I Mecazî" Denilen Bu İkinci Kısım Rızk, "Hâcât-I Gayr-İ Zaruriye"Dir.Yani, Bunlar İnsanın Hayatının Devamı İçin Zorunlu İhtiyaçlar Değildir. Ne Var Ki, Bunlar "Hâcât-Izaruriye" Hükmüne Geçtiğinden, "Rızk-I Hakikî" Gibi Anlaşılmaya Başlanmıştır. Durum Bu Olunca,Herkesin Her İstediğine Ulaşamaması, İnsanı "Rızıklandırılmadığı" Düşüncesine İtebilmektedir.42

 

Said Nursî’de Mal Ve Rızk Birbirinden Ayrılmıştır.43 Mal Niceliksel Bir İfadedir, Rızk İseniteliksel Bir Değer Taşır. Maldaki Artış, Rızkta Da Bir Artışı İfade Etmez. Bu Yüzden Said Nursî, Malı Fazlaolanın Daha Fazla Rızıklandırıldığı, Dolayısıyla Adaletsiz Bir Dağıtım Olduğu Düşüncesini Reddeder. Bu Bâbda,"Marjinal Verim" Ve "Marjinal Fayda" Terimlerini Çağrıştıran Şu Yorumda Bulunur:

 

"Cenab-I Hak Kemâl-İ Kereminden, En Fakir Adama En Zengin Adam Gibi, Lezzet-İ Nimetini İhsasettiriyor. Bir Fakirin, Kuru Bir Parça Ekmekten Açlık Ve İktisat Vasıtasıyla Aldığı Lezzet, Bir Padişahın Vezenginin İsraftan Gelen Usanç Ve İştahsızlık İle Yediği En Âlâ Baklavadan Aldığı Lezzetten Daha Ziyadelezzetlidir."44

 

Oysa, Günümüzde, Kur’ân’ın Israrla Nazara Verdiği "Rızıklandırılma" Hakikati Görülmemekte;Buna Mukabil, Zarurî Olmayan Şeyler "Hâcât-I Zaruriye" Hükmüne Geçebilmektedir.45

 

Rabbimizin Herkesin Rızkını Taahhüd Ettiğini Ve Buna Kefil Olduğunu Vurgulamakla Birlikte, Risâle-İnur, Bu Rızkın Gelişinin Belirsiz Ve Zahiren Tesadüfî Bir Görünüm Arzettiği Tespitinde Bulunur. Bu İse, İnsana Aczive Fakrı Dolayısıyla Kulluğu Sürekli Hatırlatılmak İstendiğinden; İnsanın Vazifesi İse Ubudiyet-Eksenli, Rabbiyle Bağlantısınıkoparmadan Yaşamak Olduğundandır: "Tâ Her Vakit Rezzak-I Kerîm’in Dergâhına İltica Ve Rica Ve Yalvarmak Ve Hamdve Şükür Şefaatiyle Rızk İstemek Kapısı Kapanmasın."46

 

Ad. Şükür-Şirk İkilemi:

 

Risâle-İ Nur’da, Sık Sık Nazarlar Yeryüzüne Yöneltilir Ve Onun İnsanın Tüm İhtiyaçlarını Karşılayan;Yani, Onun İçin "Nimet" Olan Çeşit Çeşit Lezzetlerle Donatılmış Bir Sofra Hükmünde Olduğu Belirtilir. Busofradaki Her Bir Lezzet Unsuru, Görünürdeki Geliş Yeriyle Bağlantı Kurduramayacak Kadar Mükemmel Oluşu İle, Umulmadıkbir Tarzda Yapıldığını Anlatmaktadır. Bu Hal, "Sebepler"İn De, "Tesadüf"Ün De Elini Sonuçtankesmekte; Yeryüzünü Merhametli Bir Rabbin Kendini Tanımak, Merhametini Ve Rububiyetini Bildirmek Üzere Dizdiği Birsergi Olarak Göstermektedir. Bu Sergiden Tüm İhtiyaçlarını-En İncesine Ve En Küçüğüne Kadar-Karşılayan İnsanaise, Bu Kadar Karşılıksız İhsanın Fiyatı Olarak, Onları Gönderene Şükredip Teşekkürde Bulunmak Düşmektedir.47

 

İnsanın Kendisine Yapılan En Küçük Bir İyilik Karşısında Dahi, O İyiliği Yapana Minnetdarlık Göstermeşeklinde Bir Yaratılış Özelliği Vardır.48 Bu İse, İnsanın Bütün İhtiyaçlarını Karşılayan Rabbine Teşekküretmesi Gereğinin Delilidir. İnsanın Rabbine Teşekkür Etmesi İse, O Nimetleri Doğrudan Doğruya O’ndan Bilmek, Onimetlerin Kıymetini Takdir Etmek Ve O Nimetlere Kendi İhtiyacını Hissetmekle Olur.49 Bu Anlayışa Ulaşamamanınkarşılığında İse, Şirke Dayalı Bir Tavra Düşülmüş Olur. Çünkü, Nimetleri O’ndan Bilmemek, Nimetlerisebeplerden Veya Tesadüften Bilmeyi Tazammun Eder. Nimetlerin Kıymetini Takdir Etmemek, Kendisini Onlara Muhtaç Görmeyip,Mutlak Acz Ve Fakrının Farkında Olmamayı; Dolayısıyla Kendinde Şu Veya Bu Düzeyde Güç Ve İktidar Tevehhüm Etmeyitazammun Eder.

 

Üstelik, Kâinata Bakıldığında, Onun Tüm Bağlantılarının Şükür Ekseninde Kurulmuş Olduğu Görülecektir.Her Bir Mevcut Bir Diğer Mevcutla İlişkisinde-Bazı İhtiyaçlarını Onun Vasıtasıyla Giderme Noktasında Olsun, Onun Bazıihtiyaçlarını Giderme Noktasında Olsun-Bir Zorluk Ve İsteksizlik Belirtisi Göstermeden Görevini Şevkle Yerinegetirmekte; Nitekim, Her Bir Mahlukun "Tablacı"Sı Olduğu Nimet Ölçülü, Amaca Uygun Ve Güzel Bir Nimetniteliği Taşımaktadır. Bu Da Bir Nevi "Şükür" Mahiyeti Taşır. Ki, "Rızka İştiha Ve İştiyak Birnevi Şükr-Ü Fıtrîdir. Ve Telezzüz Ve Zevk Dahi Gayrişuurî Bir Şükürdür Ki, Bütün Hayvanatta Bu Şükür Vardır."50insan Da, Hayvanî Olan Yönüyle Bu Şükrü Yapar. Ama İnsaniyeti Açısından, Bu Şükür Yeterli Değildir. İnsanî Açıdan,Şuuruyla Bu Şükrü Ona Lâyık Alana Takdim Etmesi, Şükrünü Hakikî Sahibine İletmesi Gerekmektedir.51 Kâinatböylesi Küllî Bir Şükür Hali Sergilerken, İnsanın Bütün İnsanlığıyla Bundan Geri Kalması Düşünülemez. Gayrişuurîşükür, Şuurî Şükre Geçmek İçin Bir Basamaktır. Gayrişuurî Şükür, Yani Birşeyden Lezzet Alma Ve Memnuniyetduyma Hali, İnsanı, İhtiyacının Farkında Olarak Ve İhtiyacına Karşı Verilenin Kıymetini Takdir Ederek, Verene Şükretmeyegötürecektir. Bu Nedenle O Basamağı Atlamamak, Lezzetten Mahrum Kalmamak Gerekmektedir. Ancak, İhtiyacın Giderilmesineyetecek Orandaki Kullanımdan Saf Bir Lezzet Alınacağı Da Unutulmamalıdır.

 

Böylece İnsanın Kendisine Verilenlere Karşı Teşekkür Etmek İçin Herhangi Bir Zorlamaya Girmesine Gerekkalmaz. Bir Yandan, İnsanda Bulunan, Verilene Karşı Teşekkür Etme Duygusu, Bir Yandan Da Verilenlerdeki "Güzelsuretler, Güzel Kokular, Güzel Tatmaklar" Şükrün Davetçileridir.52 Bu Şekilde, İnsanın Nazarı,Verilen Nimet Üzerine Çekilmekte; İnsan Düşünmeye Sevkedilmektedir. Bu Tefekkür Sonunda, Kendisine Hiçbir Karşılıkbeklemeksizin İhtiyacını Gönderen Bir Merhamet Sahibini Tanımakta; O’nun İltifatına Mazhar Olduğunu Farketmekte Ve O’nateşekkür Etmektedir. Burada En Küçük İhtiyacına Dahi Kulak Tıkamayan Rabbi, İnsana Sonsuza Dek Bu Zevkleri Tattırabilir;Çünkü, İnsanın En Büyük İhtiyacı Varlığının Devam Ve Bekası, Yani Ebediyettir. Böylece Bakıldığında, Küçükbir Lezzet Unsuru Aslında Ebedî Bir Lezzeti İhsas Eder. Şükürsüzlük, Yani Hakikî Adresini Bulmamış, Hayvanî Birlezzetten Öteye Gidememiş Bir Zevk Hali, İnsanı Hem Ebedî Bir Hayatın Lezzetinden Mahrum Etmekte; Hem De Lezzetin Gideceğiendişesiyle, Verilenden Ânlık Bir Lezzet Alınmasını Dahi Engellemektedir. Şükrün Pratikte Yansıması İse,Verilenleri, En Küçüğünden En Büyüğüne, Kanaatle Ve İktisatla Kullanmak Ve Rıza Ve Memnuniyet Göstermektir.53

 

"Şükür," Risâle-İ Nur’a Göre, Bir Zorunluluktur. Rabbine Şükretmiyor Olmak Bir "Ortadaolma" Veya "Tarafsızlık" Hali Değil; "Şükürden Şirke Düşme"Nin Habercisidir. Şirki Şükrünzıddı Olarak Tanımlayan Said Nursî, Rabbine Şükretmeyen İnsanın Şirk Hali Yaşadığını; Yani Şükrünü Başkaadreslere İletiyor Olduğunu Belirtmektedir.54

 

Ae. Zekât Ve Faiz:

 

Risâle-İ Nur, Sosyal Tabakalar Arasındaki Dengenin Korunması Gereğini Israrla Vurgular. Risâle’nininsana Yönelik En Temel Prensibi Olan "Ubudiyet Üzere Yaşamak," Ancak Bu Şekilde Mümkün Olmakta; Öte Yandan,Ancak Ubudiyet Üzere Yaşandığı Sürece Bu Denge Muhafaza Edilebilmektedir.55

 

Said Nursî’ye Göre, Sosyal Dengeyi Bozan En Önemli İki Unsur, Faizin Varlığı Ve Zekâtın Uygulanmamasıdır.Bu İki Unsurdan Faizin Temelinde "Sen Çalış, Ben Yiyeyim," Zekât Emrine Uymamanın Temelinde İse "Ben Tokolayım, Başkası Açlıktan Ölse Bana Ne" Anlayışları Yatmaktadır. İnsanlık Tarihindeki Karışıklıkların Veahlâk Bozukluklarının Temelinde, Bu İki Anlayış Bulunmaktadır.56

Sözkonusu Anlayışlar, Yansımasını Öncelikle Birey Bazında Bulmaktadır. Bireyin Diğer Bireylerle İlişkilerinibelirlemekte; Ardından, Bu Anlayışta Olan Bireylerin Birliği İle Oluşan Makro Düzey Uygulamaların Da Belirleyicisiolmaktadır. Ekonomi De Bu Düzeylerden Biridir. Risâle-İ Nur’da Asıl Olan, Bir Başka Deyişle Öncelik Verilen Hususbireyin Anlayışının Düzenlenmesi Olduğundan, Makro Düzeyde Geniş Bir Tahlile Girişmez Said Nursî. Bireyin Anlayışıtemel Ölçüler Doğrultusunda Düzenlenirse, Makro Düzenleme Zaten Gerçekleşecektir. Ama, Makro Düzey Esas Alınırsa,Temelde Bir Düzenleme Sağlanamadığından, Yapılanlar Uzun Ömürlü Olamayacak, Hatta Hiç Başlayamayacaktır.

 

Risâle-İ Nur’a Göre, Toplumun Hayatını Koruyan Düzenin En Büyük Şartı, Sosyal Tabakalar Arasında Uçurumveya Gedik Oluşmamasıdır. Havas Tabakasının Avâmdan, Zenginlerin Fakirlerden "Hatt-I İttisal"İ Kesecek Kadaruzaklaşmamaları Gerekir. Tabakalar Arasında Bağlantıyı Temin Edecek Olan İse, Faizin Kaldırılması, Zekât Ve Yardımlaşmanıntesisidir. Kur’ân’ın Zekât Verme Ve Faizi Kaldırma Emrine Uyulmadığından, Tabakalar Arası Münasebetler Gittikçegerginleşir; Birbirlerine Ulaşma Yolu Ve İmkânı Kalmaz. Bu Nedenle, Aşağı Tabakadan Yukarı Tabakaya Hürmet, İtaat,Bağlılık Yerine İsyan, Kin Ve Hased; Yukarıdan Aşağıya İse Merhamet, İhsan, Lütuf Yerine Zulüm Ve Tahakküm Tavrıgelişir. Üst Tabakanın İmkânları, Tevazu Ve Merhamet Vesilesi Olmak Yerine Kibir Ve Gurur Konusu Olur. Alt Tabakanınacizliği Ve Fakirliği, İhsan Ve Merhamet Edilmesini İcab Ettirirken, Esaret Ve Sefalete Düşürülmelerini Netice Verir. Bütünihtilâllerin, İsyanların Ardında Yatan Bu Tabloyu Düzeltecek Olan, Zekât Emrine Uyulması Ve Faizin Kaldırılmasıdır.57

Burada Sözkonusu İki Unsuru Said Nursî’nin Neden Düğüm Noktası Olarak Gördüğü Sorusu Da Aklagelmektedir. Bu Soruyla Bakıldığında, Onun Gerek Zekâtı, Gerek Faizi Tek Başına Ele Almadığı; Bir"Zihniyet"İn Ve Bir "Davranış Kalıbı"Nın Dışa Vurması Olarak Gördüğü Anlaşılmaktadır.Faiz, Bencil Ve "Menfaat-I Şahsiyesine Hasr-I Nazar Eden," Bütün Derdi Kendi Çıkarı Olan, Başka İnsanlarıise Rakip Ve Hatta Düşman Olarak Gören Ve Elindekileri Kendinden Bilen Bir İnsana Yakışır. Böylesi Bir Dünya Görüşününaynasıdır. Zekât İse, Diğergâm, Başkasını Da Düşünen, Yardımlaşmayı Seven Bir İnsanın Davranışıdır. Budavranışın Ardındaki Zihniyet İse, Öncelikle Kendisinin Ve Herkesin Bir Yaratıcının Kulu Ve "Mahlûkiyet Noktasındabir" Olduğudur.58 Ve, Elinde Olanların, Kendisine O’nun Tarafından İhsan Edildiğidir. Burada, Eserlerindesıklıkla Gördüğümüz "Fıtrî Şeriat" İle "Bildiğimiz Şeriat" Denkleştirmesini Yineleyen Saidnursî, "İnsanın Medeni-İ Bittab" Olduğuna, Yaratılış İtibarıyla Başkalarını Da Düşünür Halde Bulunduğuna59işaret Etmekte; İşte Zekât Emri İle Faiz Yasağının İnsanın Bu Fıtrî Özelliğiyle Örtüştüğünü Vurgulamaktadır.Ona Göre, Faizin Varlığı Ve Zekâtın Yokluğu, Bir Yönüyle De, İlgili Kişi Veya Kişilerin Dünyasında İnsaniyet Açısındanbir Bozulmaya Delâlet Etmektedir.60

 

Yukarı Tabakadan Aşağı Tabakaya Yapılacak İhsanların "Zekât" Adı Altında Olması, Birzorunluluktur. Çünkü, Zekât Olarak Verilmediği Zaman, "Allah Adına Verilmiş" Olmaz; Zengin, Kendi Malındanverdiğini Tevehhüm Ederek, Fakiri Minnet Altında Bırakır. Minnet Altında Kalan Fakir İse, Ya Minnet Duygusunun Getirdiğiezikliğin Kabarttığı Menfî Duygularla, Yahut Âdeta Rızkını Verenin Zengin Kişi Olduğu Şeklinde Bir Anlayışla,Bir Eksen Kayması Yaşar. Öte Yandan, Zekât İhsanında Bulunan Zengin, Kendisinin Sadece Bir "Dağıtım Memuru"Olduğunu Unutup Kendi Malından Verdiğini Düşünmekle, "Nimetlendirildiğini" Unutur Ve Kulluğundan Gaflete Düşer.61

Oysa, Dilediğine Rızkı Bol Veren Allah’tır. Ona Bu Rızkı Edinme Yolunda "Sa’y" Etmesi İçinakıl, Dimağ, Bilek Gücü Gibi Kabiliyetleri Veren De O’dur. İnsana Başkasına Verme, Başkalarına İhsan Ve İkramdabulunma Duygusunu Veren De O’dur. Zekât, Bunun Aşamalı Bir Şekilde Anlaşılmasını Veya Tescilini Sağlamaktadır.62

 

Böylece Kurulacak Sistem "Dünyevî" Olmadığından, Yapılan Her Bir İşte, Ebedî Bir Hayattarahmete Mazhar Olmak Düsturu Esas Tutulmaktadır. Bu Rahmete Mazhar Olmada, Karşılıklı Olarak Yapılan Duaların Yeri,Araya Riya Girmeyeceği İçin, Çok Önemlidir. Acz Ve Fakrının Farkına Varanlar, Birbirlerine Ebedî Rahmete Mazhariyetduası Edecek; Birbirleri Namına, Rahmet Sahibinden, Rahmetine Mazhar Olabilmeyi İsteyeceklerdir. Zenginin Zekâtı, Yanimalını Allah’tan Bilerek Bir Kısmını Muhtaçlara Vermesi, Fakirin Duasını Alarak Rıza-Yı İlahîye Mazhar Olabilmeyolunda Atılmış Önemli Bir Adım Mahiyetindedir. Çünkü, Elindekilerin İhsan Olduğunu Tekrar Hatırlamak Zorunluluğundakalarak, Acz Ve Fakrını Ve İlahî Rahmete Her Vakit Muhtaç Olduğunu, Buna Mazhar Olmanın Yolu Olarak Da Duaya Olanihtiyacını Hissettirir.

 

Risâle-İ Nur’da, Zekât, İmanî Bir Bakışın Yansıması Olarak Nazara Sunulur İken, Faiz De Tam Zıddıbir Anlayışın, Tam Tersi Bir Kâinat Ve Hayat Yorumunun Neticesi Olarak Görülür. Dolayısıyla, Farklı Düzlemlerdeyansımaları Olan Faizin, Gerek Mikro, Gerek Makro Alanlarda Uygulamadan Kaldırılması Gereği Vurgulanır.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Değerli Kardeşimiz;

 

"Şüphesiz Ki Rızık Veren, Mutlak Kudret Ve Kuvvet Sahibi Olan Allah'tır."(Zâriyat, 51/58)

"Yeryüzünde Hareket Eden Hiçbir Canlı Yoktur Ki, Onun Rızkını Vermek Allah'a Ait Olmasın."(Hûd, 11/6)

Risale-İ Nur'da Tasnif Edilen Hakiki Ve Mecazi Rızık Kavramları Bu İki Ayetten Mülhem Manalardır.

 

"Fakat, Rızık İkidir."

 

"Biri: Yaşamak İçin Hakikî Ve Fıtrî Rızıktır Ki, Taahhüd-Ü Rabbânî Altındadır. Hattâ O Kadar Muntazamdır Ki, Bedende, Yağ Ve Saire Suretinde İddihar Olunan Fıtrî Rızık, Hiç Olmazsa Yirmi Günden Ziyade Birşey Yemeden Yaşatır, Hayatını İdame Eder. Demek Yirmi Otuz Günden Evvel Ve Bedende Müddehar Olan Fıtrî Rızkı Bitmeden Zâhiren Açlıktan Vefat Edenler Rızıksızlıktan Değil, Belki Sû-İ İtiyattan Ve Terk-İ Âdetten Neş'et Eden Bir Hastalıktan Vefat Ederler."

 

"İkinci Kısım Rızık: İtiyat, İsraf Ve Sû-İ İstimâlat İle Tiryaki Olup Zaruret Hükmüne Geçen Mecazî Ve Sun'î Rızıktır. Bu Kısım İse Taahhüd-Ü Rabbânî Altında Değil, Belki İhsana Tâbidir. Kâh Verir, Kâh Vermez."

"Bu İkinci Rızıkta, Bahtiyar Odur Ki, Medar-I Saadet Ve Lezzet Olan İktisat Ve Kanaatle Sa'y-İ Helâli, Bir Nevi İbadet Ve Rızık İçin Bir Fiilî Dua Bilerek Müteşekkirâne Ve Minnettârâne O İhsanı Kabul Edip Hayatını Saadetkârâne Geçirir. Ve Bedbaht Odur Ki, Medar-I Şekavet Ve Hasâret Ve Elem Olan İsraf Ve Hırs İle Sa'y-İ Helâli Bırakarak, Her Kapıya Başvurup, Tembelkârâne Ve Zâlimâne Ve Müştekiyâne Hayatını Geçirir, Belki Öldürür."(1)

 

Tabiri Yerinde İse, Nasıl Elektronik Eşyaların Fabrika Ayarları Varsa, İnsan Fıtratının Da İlahi Ayarları Ve Programları Vardır. Nasıl Elektronik Cihazların En İdeal Ayarları Fabrika Ayarları İse, İnsan Fıtratının Da En İdeal Ayarları Ve Programları İlahi Ayarlardır. İnsan Kötü İradesi İle Bu İlahi Ayarları Ve Programları Bozup Değiştirse, Fıtratın Orijinalliği Gider, Bir Çok Özellik Çalışmaz Ve İşlemez Bir Hale Gelir. Ondan Sonra Da Kötü Ve Yanlış Neticelere Gider.

 

Mesela İnsan Midesinin İlahi Ayar Ve Programı Kırk Gün Aç Kalmaya Dayanaklı Ve Müsaittir. Ama İnsan Çok Yeme Alışkanlığı İle Bu Ayarı Bozup On Veya On Beş Güne Düşürse; Sonra Da Yirmi Gün Aç Kalsa, Ölmeye Mahkumdur. Bu Ölmede Sorumlu -Haşa- Allah Değil, Fabrika Ayarları Hükmünde Olan İlahi Ayar Ve Programları İle Oynayan İnsanın Kötü İradesidir.

 

Allah Ayetinde Bilmana Olarak Diyor Ki, Siz Fıtratınızın Ayarları Ve Programları İle Oynamaz Ve Bozmaz İseniz, Rızıksızlıktan Ölmezsiniz. Sizin Midenizi Öyle Bir Ayarladım Ki, Kırk Gün Aç Kalsa Da Ölüme Dayanır. Kırk Gün İçinde De İnsan Mutlaka Yiyecek Bir Şeyler Bulabilir. Öyle İse Allah’ın Rızık Noktasındaki Garantisi Fıtri Ayarlar Üstünedir; Yoksa İnsanın Sonradan Yapmış Olduğu Kötü Ayarlar Üstüne Değildir.

 

Midesini Abur Cubura Alıştıran Bir Adam Bu Garanti Kapsamının Dışında Kalıyor. Öyle İse Böyle Obezitelerin Garanti Kapsamından Önce Ölmesi Allah’ın Vaadi İle Çelişmez. Bu Şekilde Ölenler Açlıktan Ve Rızıksızlıktan Değil, Şişmanlık Ve Çok Yeme Adetinin Terkinden Ölüyor. Öyle İse İnsanlar İçinde Hakiki Anlamda Açlıktan Ve Rızıksızlıktan Ölen Yoktur, Hükmü Doğru Ve Sadık Bir Hükümdür Ki, Ayetin Hükmü De Bu Meyandadır.

Allah İster Zaruri Olsun İster Gayrizaruri Olsun, Rızkı Sebepler Eli İle Vermeyi Bir Âdet Olarak Tayin Etmiştir. İş Güç De Bu Sebeplerden Bir Tanesidir. Madem Zaruri Rızık Garanti Kapsamındadır, O Halde Çalışmama Gerek Yoktur Demek, Yukarıda İzah Edildiği Üzere İlahi Ayar Ve Programın Dışına Çıkmak Demektir. Yani İnsanın Çalışmaması Ve Bunun Neticesinde Aç Kalması Kasdi Bir İntihar Girişimidir.

 

“İnsan, Emek Ve Gayretinin Neticesinden Başka Şey Elde Edemez.”(Necm, 53/39)

 

Bu Ayet Açık Bir Şekilde Rızkın Çalışmaya Bağlı Olduğunu, Aksi Takdirde Rızkın Kesileceğini İfade Ediyor.

(1) Bk. Şualar, Yedinci Şua.

Selam Ve Dua İle...

 

Böylece Rızık Meselesi Tamam Oldu İnşaAllah 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.05.2021 at 19:02, Suspect86 yazdı:

Kötülüğün Kaynağı İnsan Mı Yoksa Şeytan Mı Yoksa Bizzat Allah'ın Kendisi Mi? Güzel  Ve Korkutucu İsimlerini Kuran Da Sıralarken Diğer İsimler Niye Yok?

Tıkla Burada Kötülük Problemi Hakkında Bilgi Edinebilirsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.05.2021 at 19:02, Suspect86 yazdı:

Güzel  Ve Korkutucu İsimlerini Kuran Da Sıralarken Diğer İsimler Niye Yok?

Allah'ın Bütün İsimleri Güzeldir. O Yüzden Bu Nasıl Cahil Bir Yorumdur Bakış Açısıdır !... 

Celal İsmi de Cemal İsmi de Güzeldir. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.05.2021 at 19:02, Suspect86 yazdı:

Levh-İ Mahfuz Da Herşey Yazılıysa Sıçtığımız Bok Da Yazılıdır.

Sen Bile Yazılısın. 

 

Alıntı

Levh-İ Mahfuz Da Herşey Yazılıysa Sıçtığımız Bok Da Yazılıdır. Bir De Levh-İ Mahfuz A Temizlerden Başkası El Süremez Diyor. Sağolsun.Çoğu Büyük Melek Ve Çoğu Peygamber Levh-İ Mahfuzdakileri Okuyup Zaten Cehennemlik Deyip Dünya Hayatına Müdahale Edip Kaderimizi Değiştiriyor, Hayatımızın Ağzına Sıçıyor.

 

Küfürde İleri Gideceğinize İlmi Noktada İleri Gitmiş Olsaydınız Bu Vartalara Düşmezdiniz.   Levh-İ Mahfuz A Temizlerden Başkası El Süremez Diyor. Demiyor ! Böyle Bir Ayet Yok ! İşkembe-i Kübradan Uydurmayın ! Kuranı Kerime Temizlenip El Sürüleceği İle İlgili Ayet Var Ama Levh-i Mahfuzla İlgili Yok. Bahsi Geçen Ayette Senin Yorumladığın Gibi Değil. Siz İSLAMİYET HAKKINDA HİÇ BİR ŞEY BİLMİYORSUNUZ !

 

Bundan Sonrasının Hiç Bir İlmi Alt Yapısı Olmadığı Gibi Slogan, Küfür Hakaret !... 

 

Varsa İlmen Bir Fikriniz. Arkadaşımızın Yazmış Olduğuna Cevap yazın. Kendi Vehimlerinizi Lağım Ağızınızı Buraya Kusmayın.

 

Saygılar

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 18.05.2021 at 12:49, KuranMumini2698 yazdı:

İslam; dini Allah’a halis kılmaktır. İslam din kaynağı olarak sadece Kur’an’ı kabul eder.

Gerçek müslümanlar 40 yıl önce çıkan kitap yeter akımını takip edenler öyle mi?

Hadisler uydurulurken gerçek müslümanlar neredeydi?

Link to post
Sitelerde Paylaş
45 dakika önce, sieg im krieg yazdı:

Gerçek Müslümanlar 40 Yıl Önce Çıkan Kitap Yeter Akımını Takip Edenler Öyle Mi?

Hadisler Uydurulurken Gerçek Müslümanlar Neredeydi?

Müslümanların İlk Kaynağı Daima 

Kuran

Sonra Sünneti Seniye Ve Hadis-i Şerifler

Sonra Kıyas

Sonra Ulemanın Mesele Hakkındaki İçtihadı Olmuştur. Uydurma Hadis Dediğin Ya Gerçekse? Senin Bir Usul-u Hadis İlmin Veya Tedrisatın Var mı ki Böyle Konuşuyorsun?

 

Usul-ü Tefsir Ve Usul-ü Kelam Ve Usül-ü Siyer Ve Usül-ü E Hadis Ve Usül-ü Fıkıh Okumadan İslami Meselelerde Bir Tedrisat ve Eğitim Almadan Bir İcazet Ve Ehliyet Sahibi “ Olmadan” Değil Sadece İslami Meselelerde Hiç Bir İlim Ve Bilim Dalında Yorum Yapamazsınız.  Yaparsanız Vebale Girersiniz Veya Çok Aldanır Çok Aldatır Çok Cahil Olduğunuzu Gösterirsiniz Güzel Kardeşlerim Benim.

 

Misal: Benim Muhteşem Son Model Bir Arabam Olsun. Ama “Ehliyetim Olsun”. Sizin de Muhteşem Bir Araba Bilginiz Olsun Hatta Arabaları Söküp Birleştire Bilecek Kadar Üstadı Azam Olun , Sıfırdan Bir Araba Yapma Kabiliyetine Sahip Olsanız Ama “Ehliyetiniz O l m a s a” Farz Edelim. Şimdi Trafikte Biz Yol Alırken Tamamen Benim Haksız Olduğum Bir Şekilde Size “BEN” Çarpsam Ve Kaza Yapsak. %1000 Hatalı Benim. Ve Polis Gelse Kime Ceza Verir? %1000 Ben Hatalı Olsam Bile Size Cezayı Keser ! Neden? Çünkü Ehliyetiniz Yok!.. DOĞRU BİLE HAKLI BİLE OLSA EHLİYETİNİZ YOK! GENE SUÇLU SİZ OLURSUNUZ ! Aynen Öylede İslami Meselelerde Google’dan Ayet Aratıp Veya Kendi Kafanıza Göre Meseleleri  Yorumlamak Ne Haddimizdir Ne de Hakkımızdır. Sen Hangi İlme Hangi Tedrisata Ve Hangi “Ehliyete” Göre Çıkıp Ayetleri Hadisleri Veya İslam Tarihini Yorumluyorsun  Muhterem Kardeşim ? 

 

 

tarihinde Tikky tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, Tikky yazdı:

Sen Hangi İlme Hangi Tedrisata Ve Hangi “Ehliyete” Göre Çıkıp Ayetleri Hadisleri Veya İslam Tarihini Yorumluyorsun  Muhterem Kardeşim ? 

Öncelikle okuduğunu anlaman lazım.

Kurancıların iddiası tüm hadislerin uydurma olduğu, kuranın islamda tek kaynak olduğu yönünde.

Hadisler uydurulmadan önce müslümanlar var mıydı? Vardı.

Kurancılara göre bu adamlar kurancıydı.

Elleri armut mu topluyordu onu soruyorum.

 

Dünya üzerinde kaç tane hadis var? Tikky.

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Tikky yazdı:

Misal: Benim Muhteşem Son Model Bir Arabam Olsun. Ama “Ehliyetim Olsun”. Sizin de Muhteşem Bir Araba Bilginiz Olsun Hatta Arabaları Söküp Birleştire Bilecek Kadar Üstadı Azam Olun , Sıfırdan Bir Araba Yapma Kabiliyetine Sahip Olsanız Ama “Ehliyetiniz O l m a s a” Farz Edelim. Şimdi Trafikte Biz Yol Alırken Tamamen Benim Haksız Olduğum Bir Şekilde Size “BEN” Çarpsam Ve Kaza Yapsak. %1000 Hatalı Benim. Ve Polis Gelse Kime Ceza Verir? %1000 Ben Hatalı Olsam Bile Size Cezayı Keser ! Neden? Çünkü Ehliyetiniz Yok!.. DOĞRU BİLE HAKLI BİLE OLSA EHLİYETİNİZ YOK! GENE SUÇLU SİZ OLURSUNUZ !

Hangi ülkede oluyor bu. Habesistanda mi?

Pusta bak!

Sictigi boku tekrar tekra yerse ( bakiniz Human Centipede) olacagi bu. Bok beyinli yobaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, sieg im krieg yazdı:

Öncelikle Okuduğunu Anlaman Lazım. Kurancıların İddiası Tüm Hadislerin Uydurma Olduğu, Kuranın İslamda Tek Kaynak Olduğu Yönünde. Hadisler Uydurulmadan Önce Müslümanlar Var Mıydı? Vardı. Kurancılara Göre Bu Adamlar Kurancıydı. Elleri Armut Mu Topluyordu Onu Soruyorum. Dünya Üzerinde Kaç Tane Hadis Var? Tikky.

 

Azizim Bana Kuran Yeter Fikri Batıldır.  Ben Bir Kaideyi Belirttim. Bir İlmi Usülü Belirttim.

Bunun Dışında Farklı Bir Sualiniz Varsa Buyurunuz İstirham ederim 

Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, deadanddark yazdı:

 Hangi Ülkede Oluyor Bu. Habesistanda Mi?Pusta Bak! Sictigi Boku Tekrar Tekrar Yerse ( Bakiniz Human Centipede) Olacagi Bu. Bok Beyinli Yobaz. 

 

Aziz Kardeşim. Muhterem Kardeşim. Neden Böyle Bir Yaklaşım Sergiliyorsunuz?

 

Bak Aziz Kardeşim ; Slogan İlim Değildir. Ekser Manada Ne Zaman Bir Mesele Üzerinde Hususen Bir Solcu Ve Komünistle İle Bahusus Bir Ateist Ve Deist İle Konuşsam Veya Münazara Etsem/Sek Ya Slogan (Klişe Ve Ezberletilmiş Sözleri Papağan Gibi Tetebbu Ve Tetebbuat  Etmeden Tekrarladıklarını ) Bunu Da İlim Telakki Ettiklerini, Görüyorum. Sloganın Bitip İlmin Fikrin Başladığı Noktada Çaresizlikle “Küfür Hakaret ve Alay” Devreye Giriyor. İstirham Ediyorum Meselelere Daha Camii Daha Bedi Daha Hikmetli Ve Hakikat Perest Bakınız Veya Yaklaşınız...

 

Siyaseten Sol Ve Komünizm, Fikren Ateizm Ve Deizm Asla Slogandan Öteye Geçememişlerdir!... Cemil Meriç’in Dediği Gibi Slogan İlim Değildir; “Karanlık Kinlerin Birbirine Saldırttığı Çılgın Sürülerin Savaş Çığlığıdır, Slogan. İlkelin, Budalanın, Papağanın İdeolojisidir.” (Cemil Meriç) 

  

Yukarıda Hem Akla Hem Kalbe Hem de Ruha Mutabık Gelecek Bir Şekilde İzah Ettim. Anlamamanıza İdrak Etmemenize Sebep Olan Mesele Türkçe İse Bir Şey Diyemeyeceğim. Sorun Ya Edebiyat Hocanızda Yada Dilde. Mesele İdrak Meselesi İse Salağa Anlatır Gibi Anlatıyorum Lütfen İyi Dinleyiniz ;

Benim Muhteşem Son Model Bir Arabam Olsun. Tamam ?

 

Fakat Araba Kullanmak Dışında Hiçbir Şey Bilmiyorum Arabalar Hakkında Lakin “Ehliyetim Var”.  Tamam ?

 

Sizin de Muhteşem Bir Araba Bilginiz Olsun Hatta Arabaları Söküp Birleştire Bilecek Kadar Üstadı Azam Olun , Sıfırdan Bir Araba Yapma Kabiliyetine Dahi Haiz Olsanız Ama “Ehliyetiniz O l m a s a”  Tamam ?

 

Şimdi Trafikte Biz İkimiz Yol Alırken Tamamen Benim Haksız Olduğum Bir Şekilde Size “BEN” Çarpsam Ve Kaza Yapsak. %1000 Hatalı Benim Olduğum Bu Durumda Polis Gelse Kime Ceza Verir? %1000 Ben Hatalı Olsam Bile Size Cezayı Keser ! Neden? Çünkü Ehliyetiniz Yok!.. Tamam  ?

 

Aynen Öyle de: Söylediğiniz Doğru Ve Hak Olsa Bile  İslam’i Bir Meselede Konuşmak Hususunda , Hele Hele Hüküm Vermek Hususunda Ehliyetiniz, Liyakatiniz, Diplomanız Ve İslam Istılahı Hususunda Bir  Tetebbu Ve Tetebbuatınız Yoksa!  Gene Suçlu Siz Olursunuz !...   Tamam ?

 

Doktor Olmayan Birisi İnsanları Ameliyat Etse Hatta Onların Hayatını Belki Kurtarsa Gene de Yaptığı Suçtur !... Tamam ? Ve Bu İstisnasız Her Ülke de Suçtur !..

 

Şimdi ; Bu Fakirin Ve Diğer Ehl-i İslam’ın Acizane Ve Nacizane Ama Pek İhlaslı Bir Şekilde Anlatmaya Çalıştığı “İslam Nedir?” Sorusunun Yanıtını Ve Buna Gelen Ufacık Bir Takım İtirazı Pek Büyük Bir Küfür Ve Hakareti Görmezden Gelip Hem Hakimane Hem de Hikmetkerane Bir Şekilde Anlattık Ve İzah Ettik !...

 

Verebileceğiniz Cevap İslam’ın Nuru Ve Hakikati Karşısında ki Acizliğinizi Gösteriyor… Aslında Bütün Mesele : Ehl-i Küfür Ve Ehl-i Dalalet Müslümanlara Karşı Yapmış Oldukları Yorumlarında Kendilerini Görürler. Bizim Tek Yaptığımız İse İçinde Bulunduğunuz Batıl Fikriyat Küpünü Hakikat-ı Nur’u Muhammedi İle Sallamak Olur. Haliyle  Küp İçindekini Dışına Sızdırmış, Ahlak-ı Reziliye Ve Habis Ruhun Lağım Ağzından Kelam-ı Küfür Sadır Olmuştur.  Olan Budur !..

 

TÜM GÜÇLERİYLE ALLAH ADINA İNKARCILARA, Özellikle İnkarcıların Önde Gelenlerine Karşı Büyük Bir FİKRİ MÜCADELE VERİRLER. Hiç Yılmadan Ve Gevşemeden Mücadelelerini Sürdürürler. (Enfal, 8/39; Hac, 22/78; Hucurat, 49/15; Tevbe, 9/12) 

 

• HAKKI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEZLER.İNSANLARDAN ÇEKİNDİKLERİNDEN DOLAYI GERÇEĞİ AÇIKLAMAKTAN GERİ KALMAZLAR. İnkar Edenlerin Haklarında Söylediklerine, ALAY VE SALDIRILARINA ALDIRMAZLAR, KINAYICILARIN KINAMASINDAN KORKMAZLAR(Maide, 5/54, 67; A'raf, 7/2)  

 

• ALLAH'IN DİNİNİ TEBLİĞ ETMEK. Çeşitli Biçimlerde İnsanları Allah'ın Dinine Davet Ederler. (Nuh, 71/5-9)

 

Ayeti Kerimeleri Gösteriyor ki Batıl Ve İslam Akidesine Uymayan Meselelerde Müslüman O Ne Der, Bu Ne Der, Faşist Kamalist Laik Yobazın Hoşuna Gider mi Gitmez mi ? Biri Bana/Benim İşime Karışmamı Der, Diye Düşünmez Asla ! Aynı Dünya Gemisinde Olduğunu Bilir, Karşısındakini Veya Kendi Gibi Düşünen Muhtelif Mümin Ve Mümine Ve Muvahhide Bay, Bayan Kardeşlerini Uyarır ki Onların  İnsanların Farkına Varmadan Yaptıkları Veya İslam Ahkamına Yanlış Olan Hususlarda Cenab-ı Hakkın Ölçüsü Ve Sınırlarının Dışına Çıkmamak İçin İhtar Eder ki Hem Kendini Hem Neslimizi Hem de Ümmeti Korusun.  Müslüman Kendi Şahsi Fikirlerine Davet Etmez !!!  

 

Daha İyi Müslüman Olmak İçin Sizin Daha Az Gavur Olmanızı (İslam Dışı Hallerinizin Normale Dönmesini) Beklemeyeceğiz. Biz Olacağız, (Gayret Edeceğiz) Siz İnşaAllah Ya  Göreceksiniz Yada Aklınız Varsa Bizimle Birlikte Olacaksınız.  İslam Ya Hak Ya Batıldır ! Arası Gri Nokta Yoktur!.. Bilesiniz ki; Müslüman Ayna Gibidir Ona Bakan Onda Kendini Görür. (Hz. Muhammed Sav)

 

 

 

 

 

 

tarihinde Tikky tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, testigo yazdı:

İslamiyet Bir Antlaşma Dinidir. Rab İle Köle Arasında Yapılan Bir Antlaşmaya Dayanan Bir Site Yönetimidir.

Deistler, Kainattaki  Yaratma Sanatını Görüp Allah'a İtaati Kabul Edip Meseleyi Yaratıcıya Vermekte İken Ateistler Hiç Sorgulamadıkları İlim Ve Bilim Kılıfına Sarılı Naturalizm Dinini İlim Telakki Edip Onun Ötesini de Mana Gözü İle Göremeyip , İsmi Harfin Arkasında ki Mana Harfini Okuyamadıkları İçin Hakikati Ve Hikmeti Görememişlerdir  , Ama Ateist Ve Deistler Bunun İnsana Bakan Yönünü Kabul Etmemektedirler.  Özünde Ateizm Ve Deizm Aslında Bir Kulluktan Kaçış Dinidir. Haramların Ve İbadetlerin Nefislerine Ağır Geldiği İnsanların Bu Vazifelerinden Kaçarak Nefse İtaat Etmesi, Fakat Kendini Avutmak İçin Deist Allah’a İnanıyorum, Ateist ise Ahiret Mevzularından Uzak Durup Devekuşu Gibi Kafasını Toprağa Gömmesinden Başka Bir Şey Değildir.

 

Gençler Asrımızın Tanımış Olduğu Geniş Özgürlüğün Bir Zehirlenmesini Yaşıyorlar. Onlara Özgürlük Sorusa Bulanmış Zehri İçmemeleri İçin İşte Biz Müslümanlarda Hakkı Ve Hakikati Göstermeye Anlatmaya Çalışıyoruz. Sizin Köle Diye Üstünü örtmeye çalıştığınız Yalancı Cennetiniz Dünyanızda Gerçek Manada Özgürlük , Huzur Ve Saadeti Ebediye Bulamazsınız, Bulamamışsınız, Bulamayacaksınız !.  Umarım Geç Olmadan Bunun Farkına Varırsınız

 

Yoksa Bu Kaplumbağa’dan Daha Özgür Olamazsınız  ☝️ 

 

 

 

 

 

0.jpg

tarihinde Tikky tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, testigo yazdı:

İslamiyet Bir Antlaşma Dinidir. Rab İle Köle Arasında Yapılan Bir Antlaşmaya 

Haşiye

 

Biz Bir Allaha İman Etmekle Köle Olduysak O Halde Siz O Bir Allah'ı İnkar Etmek Bütün Umum Kainattaki Her Bir Zerreyi Kendinize İlah Edinip Kulu Kölesi Olmuş Olursunuz ..

 

Bu Mesele Önemli Olduğu İçin Atlamak İstemedim. Amacınız Hep İddia Ettiğiniz Gibi Gerçek Bilgiye Ulaşmak Ve Bir Şeyler Öğrenmekse Buyurun :

 

 

Evet, Hâlık-I Vahid Kabul Edilmediği Takdirde, Kâinatın Zerrat Ve Mürekkebatı Adedince Sonsuz İlahların Kabulüne Mecburiyet Hasıl Olur. (Mesnevi-İ Nuriye, Lâsiyyemalar)

(Hâlık-I Vahid: Tek Bir Yaratıcı)

 

Bu Hakikati Şu Misalle Anlamaya Çalışalım:

 

 

Bir Kağıda A Harfi Yazıldığını Farz Edelim. Bu A Harfi Birçok İsim Ve Sıfatı Kendisinde Göstermekte, Kâtibinin Bu İsim Ve Sıfatlara Sahip Olduğunu İspat Etmektedir.

 

– Mesela Bu A Harfi Yoktu, Var Oldu. Varlığı Yokluğuna Tercih Edildi. Varlığının Yokluğuna Tercihi Ancak İrade Sahibi Bir Kâtibin Tercihiyle Olabilir. İradesi Olmayan, A Harfinin Varlığını Yokluğuna Tercih Edemez. İşte Bu Durum, Kâtibinin İrade Sahibi Olduğunu Göstermektedir. İrade Sahibi Olabilmek İçin İlk Önce Hayat Sahibi Olmak Gerekir. Hayatı Olmayanın İradesi Olmaz. İşte A Harfi Varlığıyla Kâtibinin Hayat Sahibi Olduğunu Göstermektedir.

 

– Yine Bu A Harfi Manalı Bir Harftir, Alelade Bir Çizgi Değildir. Demek, Onu Yazan Harfleri Tanıyor, Biliyor. Bu Da İspat Eder Ki A Harfinin Kâtibinin Bir İlmi Vardır. Sadece İlim Sahibi Olmak Da Yetmez. Kudret Sahibi De Olmalıdır. Eğer Kâtibinin Hayatı Olsa, İradesi Olsa, İlmi Olup A Harfini Yazmayı Da Bilse Ama Kâtibi Felçli Olsa, Elini Oynatamasa Yani Kudreti Olmasa A Harfini Yazamazdı. İşte A Harfi Varlığıyla Kâtibinin Kudret Sahibi Olduğunu Göstermektedir.

 

– Yine A Harfi O Kadar Düzgün Yazılmış Ki Bunu Yazanın Görmesi Gerekir. Eğer Kör Olsaydı Bu Kadar Düzgün Yazamaz; A Harfinin Bir Yeri Uzun, Diğer Yeri Kısa Olurdu. Ama Olmamış, Tam Bir İntizam Var. Demek, A Harfinin Kâtibi Görme Sahibidir.  A Harfi Manalı Bir Harftir, Gelişigüzel Çizilmiş Bir Şey Değildir. Demek, A Harfinin Kâtibi Hikmet Sahibidir. Bu Harfi Bir Gayeye Matuf Yazmış. Bir Gayeyi Takip Etmek Ancak Hikmet Sahibi Olmakla Mümkündür.

 

İşte Bunlar Gibi Daha Bir Çok Sıfatla A Harfi Kâtibini Gösterir, Onu Tarif Eder Ve Lisan-I Hâliyle Der Ki:

 

— Bu Sıfatlara Sahip Olamayan Bana Kâtip Olamaz.

 

Şimdi Biri Çıksa Ve: “Bu A Harfinin Kâtibi Yoktur. A Harfi Kendi Kendine Oldu.” Dese, Bu Durumda, A Harfinde Gözüken İsim Ve Sıfatları Harfin Kendisine Vermek Zorundadır. Çünkü Ortada İsim Ve Sıfatlar Vardır Ve Bu İsim Ve Sıfatlara Sahip Olunmadan A Harfine Sahip Olunamaz. Bu İsim Ve Sıfatlar Muhakkak Birisine Verilmelidir. Eğer A Harfinin Kendi Kendini Yazdığı Kabul Edilirse, Bu Harfin İrade Sahibi, Hayat Sahibi; İlim, Kudret Ve Hikmet Sahibi Olduğu Ve Diğer İsim Ve Sıfatları Taşıdığı Kabul Edilmek Zorunda Kalınır. Yani Kâtibinde Olan Bütün Sıfatlar A Harfinin Kendisine Verilir.

 

Eğer “A Harfini Kalemin Kendisi Yazmış.” Denilirse, Bu Durumda Da Mezkûr Sıfatlar Kaleme Verilmek Zorundadır. Gördünüz Mü Kâtibi Kabul Etmeyen Neyi Kabul Etmek Zorunda Kalıyor?

 

Aynen Bunun Gibi, Şu Âlemdeki Her Bir Varlık A Harfi Gibi Bir Harf Hükmündedir Ve Kudret Kalemiyle Yazılmış İlahî Bir Kelimedir. Üzerinde Allah’ın Binbir İsmi Ve Sıfatları Yazılmıştır. Eğer Allah İnkâr Edilirse, Bu İsim Ve Sıfatlar Varlıklara, Tabiata Veya Sebeplere Verilmek Zorundadır. Bu Durumda Da Nihayetsiz İlahları Kabul Etme Mecburiyeti Ortaya Çıkar. Çünkü Bu Sıfatları Taşıyana İlah Denir. Kim Taşıyorsa İlah Odur. Biz, “Allah Taşıyor, Bizim İlahımız Odur.” Diyoruz. Birisi “Allah Yok.” Derse, Bu İsim Ve Sıfatları Varlıklara Vermeli Ve Varlıkları İlah Kabul Etmelidir YANİ HER BİR ZERREYE İLAH DERECESİNDE KABUL ETMEK MEC BU Rİ YE TİN DE KALIRSINIZ !... BÖYLE BİR SAFSATA BÖYLE BİR AKILSIZLIK İNSANA YAKIŞMIYOR !. Bu Durumda Da Kâinatın Zerratı Ve Mürekkebatı Adedince Sonsuz İlahların Kabulüne Mecburiyet Hasıl Olur.

 

tarihinde Tikky tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


Kitap

Yazar Ateistforum'un kurucularındandır. Kitabı edinme seçenekleri için: Kitabı edinme seçenekleri

Ateizmi Anlamak
Aydın Türk
Propaganda Yayınları; / Araştırma
ISBN: 978-0-9879366-7-7


×
×
  • Yeni Oluştur...