Jump to content

Dunyanin alayi agnostiktir


Recommended Posts

Allah'ın bizzat Kur'an da geçen kadir alim basîr rahim gibi isimleri var. Şafi isim olarak Kur'an da yoktur. Dahası 99 isim hadisinin zayıf olduğu ve gelen rivayetlerin muhtelif olduğu kaldı ki bu hadiste dahi Şafi ismi yoktur. Bu hz İbrahim putperestler ile tartışırken putların size cevap veremediği fayda vermediği taş parçası olduğunu söyledikten sonra Allahın sıfatlarını sayar. Zaten büyük putu kırıp baltayı asıp diğer putları büyük put kırdı demesi buna destek verir. Şuara:
" ﴾78﴿ O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.
﴾79﴿ Beni yediren ve içirendir.
﴾80﴿ Hastalandığım zaman bana şifa verendir.
﴾81﴿ Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır.
﴾82﴿ Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur."


Burada sayılan yaratma hidayet yedirme  içirme şifa can alma diriltme hesap günü bağışlama sayarken
baskın olarak şifa yedirme içirme yaratma bu dünyaya yönelik diriltme affetme ahirete yönelik duruyor.
dolayısı ile dünyaya ait bir sıfat olarak şifa gelmekte.


Kur'an da Allah'ın kelamı ancak sonsuz harf ve sayfadan oluşmuyor. Veya daha önceki 10 emir gibi kitap değil sahifeler boyutunda daha küçük boyutta inmiştir.


Dolayısı ile şifa bedene dünyaya ait olduğu için sonludur. Ancak ruhi olan şifalarda geçiyor yine dünyadaki  bedene bitişik ruh için geçiyor. Saf ruh için değil.


Ahiret ebedi olan ruhun mekanı olması nedeni ile orda merhamet rahmet  tecelli edecektir.
Tabii ahiretteki beden de ruha mutabık olacaktır. Dünya bedeni gibi hastalanan bir şey olmayacak.

Ha Rezzak ismi ahirette de devam edecek cennete ki nimetler gibi.


Sonsuz üç doğru belli noktada kesişip üçgeni oluştursa  üçgeni oluşturan sonlu doğru parçası sonsuz doğrunun bir parçası diye doğrunun sonsuzluğuna halel mi gelecek. Tam tersi bizim görme alanımız sonlu olduğu için biz doğru parçası gibi sonlu üç şeyin oluşturduğu üçgeni idrak ederiz.

 

Sonsuz uzunluğunda kenarlara sahip bir dikdörtgende tahayyül edemeyiz.
Allah'ın görmesi de duyması da ilmide kudreti de sonsuz olduğu için  o her şeyi kuşatır.
İnsan dünya evren bir nevi o sonsuz sıfatların isimlerin kesişim odak noktasıdır.
Aynalarda odaktaki cismin görüntüsü sonsuzda
sonsuzdaki cismin görüntüsü odakta oluşur der.


Maddi şeylerde bile sonsuzu kullanırken ve nurani ışık bunu yaparken
Kainatın nuru maddeden beri Allah için neden sonsuz kullanılmasın.


Uçakta bir yolcu kalp krizi geçirdiğinde her kes şaşkına dönerken aniden biri fırlar açılın ben doktorum deyip hastaya müdahale edip iyileştiriyor.


O acil ana kadar o kişi yine doktordu. Sessizce koltuğunda oturuyordu. Sadece onun doktorluğuna acil olay nedeni ile biz de öğrenmiş olduk.


Her şey bizim ilmimize tabi değil ki .Belki o olay olmasa idi yanında oturan kişi sohbet esnasında  tanışırken doktor olduğunu söylerdi o zaman yakında duyanlar bilecekti.


Veya hiç kimse bilmeden yolculuk bitip giderdi. Asla öğrenmeyecektik.
İnsanın bilgisi ve madde bilgisi bilim filan mükemmel tam ve kamil değildir. Bebek gibi sürünerek düşüp kalkarak tutunarak zamanla doğrulur ve düzgün adım atar.


Yani bilimde bilgide insan gelişim aşamaları gibidir. O yüzden aşama aşama gelişen değişen şeyler  tam değildir. Eksiktir zamanla eksik ve gediklerini kapatmaya çalışır.


Allah'ın ilmi böyle değil. Dünyayı insanı yaratmadan önce de o bilgi vardı. Artmadı azalmadı.
Ancak o bilginin kudret ve hikmet ile fiiliyata geçmesi  o ilme bir şey katmadı .
Ancak bizim öyle değil. İlk başta ayı güneşten yıldızdan büyük sanırdık. Sonra ayın ışığının yansıma olduğu bırak güneşi dünyadan bile çok küçük olduğu anlaşıldı.


Bu da teleskoplar gibi şeyler ile oldu. Mikroplar virüsler mikroskoplarla ortaya çıktı.
Zira insanın görmesi sınırlı. Çok büyüğü uzağı da göremez çok yakın ve küçüğü de göremez.
 

Sonra zamanım olursa detaylı yazarım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 790
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

2 dakika önce, nogodbutAllah yazdı:

Allah'ın bizzat Kur'an da geçen kadir alim basîr rahim gibi isimleri var. Şafi isim olarak Kur'an da yoktur. Dahası 99 isim hadisinin zayıf olduğu ve gelen rivayetlerin muhtelif olduğu kaldı ki bu hadiste dahi Şafi ismi yoktur. Bu hz İbrahim putperestler ile tartışırken putların size cevap veremediği fayda vermediği taş parçası olduğunu söyledikten sonra Allahın sıfatlarını sayar. Zaten büyük putu kırıp baltayı asıp diğer putları büyük put kırdı demesi buna destek verir. Şuara:
" ﴾78﴿ O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.
﴾79﴿ Beni yediren ve içirendir.
﴾80﴿ Hastalandığım zaman bana şifa verendir.
﴾81﴿ Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır.
﴾82﴿ Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur."

Kendisine açlık, susuzluk yaşatan, bu sorunu dayatan, gereksinim gidermek durumunda bırakan, hastalık veren kimmiş peki? Bu arada peygamber eyüp de kendisine eziyet eden, acı çektiren allaha da, sen merhametlilerin merhametlisin diyor kuranda. Bir dakika ya, eziyet ediyor, farkında mısın bilmem ama.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir. Enfal 17

 

Savaşta karşı tarafı öldüren, atan allahmış. Ok atıyor herhalde. Peki karşı tarafın okunu atan, kılıcını sallayan ve müslümanları öldüren kim? Allah mı, şeytan mı? Allah ise, allah kendi ile bir savaş halinde diyebilir miyiz?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Eeee tabi bu mantığa göre, virüste allahtan, antikor da allahtan. Antikorla virüsün kapışması da, allahın kendiyle kapışmasıdır. Allah kendi kendini yenilgiye uğratıyor. Hem kazanan, hem kaybeden. Tuhaf.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.07.2021 at 00:03, AteistBakish yazdı:

Agnostikten Teiste, uzaylı inançlarına sahip olanlara kadar hepinizin bilincinde bir sorun var.

Bir plağı gramofona koyar gibi koyuyorsun başta, sonra o iğne belirli bir şablonu izlemiyor.

Zıplayıp duruyor plağın üstünde.

İnanmak teknik olarak elde yeterli veri olmadan veya hiç veri yokken bir sonuç üretip o sonucu doğru kabul etmeye denir.

Onaylayıcı kabule inanmak denir redci kabule de inanmamak.

İkisi de aynıdır.

Bir Ateist evrimi modellemiş ve anlamıştır.

Üç boyutlu simüle etmiştir.

O yüzden bilir onu.

 

İnanmak yok materyalizmde.

İnanmak demek senin deneyimlemediğin, hesabını, formülünü, simülasyonunu yapmadığın bir şeyleri körü körüne kabul etmektir. Veya reddetmektir (inanmamak).

Bunu küçümsemek için söylemiyorum ama bilinçleriniz ciddi kirlenmeye maruz kalmış.

Anostiğinden Teistine hepiniz.

Ateizm inançları simule edip yokladığı için inançla alakalı kabul edilemez.

Bir seri katilin sapıklığını simule edip anlayıp tahmin eden profilci sapık değildir.

Tanrı var demekle var olduysa yok demekle yok olur.

İnanmak tutunmak istiyorsan o başka. Asla yok olmaz. Bir hastanın korkuları gibi.

 

Evet biri daha yargılayıcı bir şekilde konuşarak anlamaya çalışmadan kendince doğrularını söylüyor. Önce ne demek istediğimi anlamaya çalışsaydınız keşke. Neyse daha fazla tartışmanın anlamı yok. Yine de teşekkürler. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.07.2021 at 08:13, bayşapka yazdı:

 

Dine göre değil, tanrı iddialarına inanmıyorsan ateist oluyorsun. Ha ateistleri sevmiyorum onlar gibi düşünüyorum hiçbir tanrı yokmuş gibi davranıyorum ama onlar gibi isimlendirilmek istemiyorum bana başka isim bulun diyorsan sen bir Kaşpaşsın. Tanrı iddiası ortaya atıyorsan da ne olduğun belli. 

 

Dünya üzerinde bu kadar inanç/inançsızlık varken tanrı yok demek sağlam bir kanıt gerektirmeli. Yok demekle de var demekle de olmuyor maalesef. Bu sebeple Ateistlerin düşünce yapısını anlamaya çalışıyorum sadece. Tanrı iddiası ortaya attığımı ne düşündürdü bilmiyorum. Bir düşünceyi dile getirmek ortaya sağlam argümanlar sunmak demek. Bunu belirtiyorum. Yok diyorsanız bunun altındaki argümanları duymak da hakkım. Benim inanç/inançsızlık sistemime uyan belli bir düşünce yok şu an. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
38 dakika önce, nogodbutAllah yazdı:

Kur'an da Allah'ın kelamı ancak sonsuz harf ve sayfadan oluşmuyor. Veya daha önceki 10 emir gibi kitap değil sahifeler boyutunda daha küçük boyutta inmiştir.

Gerçekten de bunun böyle olduğunu ve yaşandığını nereden biliyorsun?

Eskilerin masallarından. Şu masal mevzusunu azıcık irdelemeye cesaretin olsa, en azından kitaplı dinlerin ne tür bir sahtekărlık olduğunu anlayabilme şansın olur. 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, pica pica yazdı:

Evet biri daha yargılayıcı bir şekilde konuşarak anlamaya çalışmadan kendince doğrularını söylüyor. Önce ne demek istediğimi anlamaya çalışsaydınız keşke. Neyse daha fazla tartışmanın anlamı yok. Yine de teşekkürler. 

Ne demek istediğinin bir önemi yok.

Tanrı kelimesi söz konusu olduğunda tek doğru cevap "Böyle bir şey yok" cevabıdır.

Kalan bütün cevaplar saçmalıktır. Geçersizdir.

Anlamaya çalışmak ne yahu? Anlamaya çalışmak sübjektif bir çabadır.

Gerçeklerin sübjektif çabalara ihtiyacı yok. Sübjektif çabalar gerçekleri belirlemez.

Güneş orada. 3 boyut ve bir tane de uzay zaman (mekan ve etkileşim) uzamsalıyla kendini ortaya koyuyor.

Laf laf laf laf

Tanrı hep lafta.

Lafta zora gelince kılıca geçiyorlardı (hala da öyledir)

Öyle bir şey yok.

Kendini aptal konumuna düşürme.

Link to post
Sitelerde Paylaş
26 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Ne demek istediğinin bir önemi yok.

Tanrı kelimesi söz konusu olduğunda tek doğru cevap "Böyle bir şey yok" cevabıdır.

Kalan bütün cevaplar saçmalıktır. Geçersizdir.

Anlamaya çalışmak ne yahu? Anlamaya çalışmak sübjektif bir çabadır.

Gerçeklerin sübjektif çabalara ihtiyacı yok. Sübjektif çabalar gerçekleri belirlemez.

Güneş orada. 3 boyut ve bir tane de uzay zaman (mekan ve etkileşim) uzamsalıyla kendini ortaya koyuyor.

Laf laf laf laf

Tanrı hep lafta.

Lafta zora gelince kılıca geçiyorlardı (hala da öyledir)

Öyle bir şey yok.

Kendini aptal konumuna düşürme.

Evet size göre sorgulamak aptallıksa aptalım ve bu aptallıktan vazgeçmeye hiç niyetim yok. Siz kendi bildiğiniz yoldan gidin bende kendi bildiğim yoldan. İyi günler. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
35 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Ne demek istediğinin bir önemi yok.

Tanrı kelimesi söz konusu olduğunda tek doğru cevap "Böyle bir şey yok" cevabıdır.

Kalan bütün cevaplar saçmalıktır. Geçersizdir.

Anlamaya çalışmak ne yahu? Anlamaya çalışmak sübjektif bir çabadır.

Gerçeklerin sübjektif çabalara ihtiyacı yok. Sübjektif çabalar gerçekleri belirlemez.

Güneş orada. 3 boyut ve bir tane de uzay zaman (mekan ve etkileşim) uzamsalıyla kendini ortaya koyuyor.

Laf laf laf laf

Tanrı hep lafta.

Lafta zora gelince kılıca geçiyorlardı (hala da öyledir)

Öyle bir şey yok.

Kendini aptal konumuna düşürme.

Tanrıya dair kurulan argümanların hiçbiri ikna etmedi demek ki sizi? Yani hiç mi bir parıltı olmadı zihninizde? O kadar kozmolojik ontolojik aksiyolojik argumanlar var. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
16 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Tanrıya dair kurulan argümanların hiçbiri ikna etmedi demek ki sizi? Yani hiç mi bir parıltı olmadı zihninizde? O kadar kozmolojik ontolojik aksiyolojik argumanlar var. 

Yani süslü süslü bir sürü yalan mı? :)

Ateizmi anlayamıyorsunuz hiç biriniz değil mi?

İşte bu empati eksikliği hepinizi gülünç yapan şey.

Bir Ateistin bilinci nettir.

Adının ne olduğunu bildiğindeki netlik gibi.

Agnostikler son 20-30 yıldır Ateist taklidi yapa yapa millet Ateizmin tanımını o delilerin bakış açısı sanıyor.

Bilimde açık uçlu ihtimaller, periler, tek boynuzlu atlar için bırakılmaz.

Nezaketen sonra gelen çalışmayı geliştirsin genişletsin diye bırakılır.

Yani yer çekimi, evrim kuramları hiç bir zaman 180 derece tersine dönmez.

Pasta gibi düşünülür.

Evrim kuramını savunan kişi kesin ifadelerden o pastanın altlığını büyük tutup, üstündeki pasta geliştirilsin diye kaçınır.

Geliştirilebilir olmak, çizgi film karakterleri girebilir olmak değildir. :) 

Her şeyi yozlaştırıyorsunuz.

Teistlerden betersiniz siz non-teistler.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
36 dakika önce, pica pica yazdı:

Evet size göre sorgulamak aptallıksa aptalım ve bu aptallıktan vazgeçmeye hiç niyetim yok. Siz kendi bildiğiniz yoldan gidin bende kendi bildiğim yoldan. İyi günler. 

Çizgi film karakterleri sorgulanmaz.

Bir buluş, bir tespit değildir o karakterler.

Birinin masalı, yalanı, uydurmasıdır.

Uydurmalara tez denmez.

Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Yani süslü süslü bir sürü yalan mı? :)

Ateizmi anlayamıyorsunuz hiç biriniz değil mi?

İşte bu empati eksikliği hepinizi gülünç yapan şey.

Bir Ateistin bilinci nettir.

Adının ne olduğunu bildiğindeki netlik gibi.

Agnostikler son 20-30 yıldır Ateist taklidi yapa yapa millet Ateizmin tanımını o delilerin bakış açısı sanıyor.

Bilimde açık uçlu ihtimaller, periler, tek boynuzlu atlar için bırakılmaz.

Nezaketen sonra gelen çalışmayı geliştirsin genişletsin diye bırakılır.

Yani yer çekimi, evrim kuramları hiç bir zaman 180 derece tersine dönmez.

Pasta gibi düşünülür.

Evrim kuramını savunan kişi kesin ifadelerden o pastanın altlığını büyük tutup, üstündeki pasta geliştirilsin diye kaçınır.

Geliştirilebilir olmak, çizgi film karakterleri girebilir olmak değildir. :) 

Her şeyi yozlaştırıyorsunuz.

Teistlerden betersiniz siz non-teistler.

 

Ulan 2 cümle yazdık diye kalıba mi koydun beni? Bende ateistim diyorum. Ateizmi anlat bakalım senden dinleyelim.

Link to post
Sitelerde Paylaş
28 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Buz devrinde de kocaman dişi mamut tüm hayatı boyunca kendini mirket sanıyordu

Olur böyle şeyler.

Bro ben ateistim ama sadece konuyu ciddiye alıyorum. Tanrı uydurma hayal diyerek karşı tarafla iletişim kuramayız. Tamam bize göre hayal uydurma gerçekliği olmayan bir şey ama herkes senin gibi mi bakıyor sanıyorsun. Fakat ilgilenmek istemiyorsan salla gitsin irtibat kurma olsun bitsin yoksa tanrı hayaldir diyerek kimseyle irtibat kuramaz karşı tarafında seni anlamasını isteyemezsin. Bu işi ciddiye alan felsefeciler var. Gerek ülkemizde gerek dünyada. Bu işler bu kadar boş ve gereksiz mi sana göre?

Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Bro ben ateistim ama sadece konuyu ciddiye alıyorum. Tanrı uydurma hayal diyerek karşı tarafla iletişim kuramayız. Tamam bize göre hayal uydurma gerçekliği olmayan bir şey ama herkes senin gibi mi bakıyor sanıyorsun. Fakat ilgilenmek istemiyorsan salla gitsin irtibat kurma olsun bitsin yoksa tanrı hayaldir diyerek kimseyle irtibat kuramaz karşı tarafında seni anlamasını isteyemezsin. Bu işi ciddiye alan felsefeciler var. Gerek ülkemizde gerek dünyada. Bu işler bu kadar boş ve gereksiz mi sana göre?

Eğer biz din fenomenolojisi yapacaksak teistlerin de ateist tecrübeyi anlamlandırması gerek. O zaman dindarların tebliği ve tanrı savunusunu ateistlerin de buna bağlı tanrı yoktur söylemlerini bırakması gerekir. Bu felsefenin değil fenomenolojinin alanı olabilir sonuçta ateizm bir şeyleri inanç yoluyla açıklamayı reddeder. Felsefi düzlemde tanrıyı tartışmanın doğası o vardır veya yoktur üzerinden gittiği sürece tanrının nasıllığını tartışmanın birincil bir önemi olmayacaktır. Tanrının nasıllığını tartışmak için o vardır demeye daha eğilimli olmak gerekir yoksa bu abes bir tanrı tefekkürü içine girmekle sonuçlanabilir. Böyle bir tanrı tefekkürü en kötü ihtimalle entelektüel olarak mümkün olmakla birlikte ikincildir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Bro ben ateistim ama sadece konuyu ciddiye alıyorum. Tanrı uydurma hayal diyerek karşı tarafla iletişim kuramayız. Tamam bize göre hayal uydurma gerçekliği olmayan bir şey ama herkes senin gibi mi bakıyor sanıyorsun. Fakat ilgilenmek istemiyorsan salla gitsin irtibat kurma olsun bitsin yoksa tanrı hayaldir diyerek kimseyle irtibat kuramaz karşı tarafında seni anlamasını isteyemezsin. Bu işi ciddiye alan felsefeciler var. Gerek ülkemizde gerek dünyada. Bu işler bu kadar boş ve gereksiz mi sana göre?

Bu işi ciddiye alan herkes idealistler. 

İdealizm zaten tanrı inancının kökü.

Materyalizmde bu saçmalıkların yeri de, gündemi de yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...