Jump to content

İnsanlığa mâlolmuş terimlerin dincilere kaptırılması ile ilgili


Recommended Posts

2 saat önce, kavak yazdı:

 

Her hareketimizde, her davranışımızda öyle veya böyle, az veya çok evrimin izleri var.

 

Evrim iyi faydalı avantajlı bir yol izlemez.

Hayatta kalan her zaman iyi olmaz.

Adaptasyon iyiye kötüye bakmaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 84
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

3 saat önce, bayşapka yazdı:

 

Davranışları kontrol eden genler var. Bizi toplum yapan bu. Herşey kol bacak iğne falan değil. Ama bazıları her yerde önlerini açıp izin verdiği için birileri her zaman çıkıp kısa yoldan umut ticareti yapıyor.  Onlara da dinci deniyor. 

Genler davranışları belirleseydi

Farklı davranış kalıpları yapılamazdı

Şimdi sen bir devlet kurdun diyelim.

5 milyon nüfuslu.

2 milyon askerin ile Rusya'yı ele geçirdin.

Rusyadaki tüm erkekleri öldürdün.

Doğurabilen kadınların hepsine askerlerini erkeklerini tecavüz ettirdin.

40 milyon kadından, 40 milyon çocuğu olduğu ülkenin.

Annelerini de imha ettin veya köle diye sattın başkalarına diyelim.

Sana sadık, senin inancında, davanda tereddütsüz ilerleyecek 40 milyon vatandaşın oldu.

Onları da saldın, aynı şeyleri yaptılar.

İkiye üçe dörde katlanarak gitti.

Sonunda yaptığın katliam ve ahlaksızlığın adı sanı mı kalır?

Yoksa o nesil seni sevip kahraman mı yapar?

 

Al bak.

Ahlaksızlık, iğrençlik, korkunçluk nasıl da 180 derece dönüşüyor?

 

Boşuna konuşuyorsun.

 

Ahlak zayıfların güçlüleri durdurmak için icat ettiği bir saçmalık.

 

Hitler önüne geleni öldürüp işkence yapıp yok ederek ilerledi.

Sonra öldürüldü.

 

Almanlar şimdi onun kazanımlarıyla daha zengin, daha gelişmiş, daha güçlü değil mi?

Ahlak dediğin şey sübjektiftir.

Ve her zaman dincilerin değirmenine su taşıttırır.

 

Türkiye'yi ele alalım.

Ahlakmış, kanunlarmış, demokrasinin gerekleriymiş gibi masallarla Cumhuriyetçileri uyutuyor zayıf ilkeller.

Şimdiye Cumhuriyetçilerle dinciler arasında 10 savaş çıksaydı onunu da Cumhuriyetçiler kazanırdı.

Sonuçta donanımlı eğitimli insanların ordusu veya askeri hareketleri veya savaşları dincilerden üstün olur.

 

Ama ahlaklı olun ve kesinlikle kanunlara ahlak kurallarına uyun.

Kanunların tepesine de şeriatçılar geçti.

Artık kanunu namaza gidip imamdan öğrenirsin.

 

Sizler sorunlusunuz.

 

Sana böyle konuşuyorum diye ben mükemmel miyim?

Ben de sorunluyum.

Ama benim gibilerin sorunu yüksek seviyede otorite tanımazlık yüzünden bir araya gelemememiz.

Benim gibiler bir araya gelemiyor.

 

Senin gibiler de zayıfların türkülerinin tınısıyla hipnoz oluyor.

 

İşte sorun bu.

 

Ahlak ve inanç kavramı tanrıya inananlara aittir. Tescilli mallarıdır.

Bu malları bırakmadığın sürece onlara ait bir mal olacaksın.

 

Geyler Amerika'da Brezilyada Avrupa'da onur yürüyüşlerini boşuna erotik ve rahatsız edici hale getirmiyor.

Bu bir savaş. Onlara düşman olanlara cesaretleriyle hem rahatsızlık hem kıskançlık salıyorlar.

Bu da onların kurumsallaşıp haklarını almasını sağlıyor.

 

O yürüyüşlere ahlaksızlık diyorlar.

Belki bilmek istersin diye dedim.

 

Zarar veriyorsunuz.

Sizin gibiler yüzünden islamcılar hristiyanlar vs Ateistlere olan korkularını kaybediyor.

 

Ahlak podyumunda defile sergileme zamanı değil.

Bu dincileri dört bir yandan rahatsız edip, birbirlerine yok ettirip devletlerimizi toplumlarımızı kurma zamanı.

 

Belki canlılığın da buna ihtiyacı vardır.

Belki bu yüzden milyarlarca yıldır çeşitli fonksiyonlar ekleyerek uzatıyordur bu DNA sarmalını.

Belki buradan defolup gitmek istiyordur.

Link to post
Sitelerde Paylaş
10 hours ago, AteistBakish said:

Genler davranışları belirleseydi

Farklı davranış kalıpları yapılamazdı

Şimdi sen bir devlet kurdun diyelim.

5 milyon nüfuslu.

2 milyon askerin ile Rusya'yı ele geçirdin.

Rusyadaki tüm erkekleri öldürdün.

Doğurabilen kadınların hepsine askerlerini erkeklerini tecavüz ettirdin.

40 milyon kadından, 40 milyon çocuğu olduğu ülkenin.

Annelerini de imha ettin veya köle diye sattın başkalarına diyelim.

Sana sadık, senin inancında, davanda tereddütsüz ilerleyecek 40 milyon vatandaşın oldu.

Onları da saldın, aynı şeyleri yaptılar.

İkiye üçe dörde katlanarak gitti.

Sonunda yaptığın katliam ve ahlaksızlığın adı sanı mı kalır?

Yoksa o nesil seni sevip kahraman mı yapar?

 

Al bak.

Ahlaksızlık, iğrençlik, korkunçluk nasıl da 180 derece dönüşüyor?

 

Boşuna konuşuyorsun.

 

Ahlak zayıfların güçlüleri durdurmak için icat ettiği bir saçmalık.

 

Hitler önüne geleni öldürüp işkence yapıp yok ederek ilerledi.

Sonra öldürüldü.

 

Almanlar şimdi onun kazanımlarıyla daha zengin, daha gelişmiş, daha güçlü değil mi?

Ahlak dediğin şey sübjektiftir.

Ve her zaman dincilerin değirmenine su taşıttırır.

 

Türkiye'yi ele alalım.

Ahlakmış, kanunlarmış, demokrasinin gerekleriymiş gibi masallarla Cumhuriyetçileri uyutuyor zayıf ilkeller.

Şimdiye Cumhuriyetçilerle dinciler arasında 10 savaş çıksaydı onunu da Cumhuriyetçiler kazanırdı.

Sonuçta donanımlı eğitimli insanların ordusu veya askeri hareketleri veya savaşları dincilerden üstün olur.

 

Ama ahlaklı olun ve kesinlikle kanunlara ahlak kurallarına uyun.

Kanunların tepesine de şeriatçılar geçti.

Artık kanunu namaza gidip imamdan öğrenirsin.

 

Sizler sorunlusunuz.

 

Sana böyle konuşuyorum diye ben mükemmel miyim?

Ben de sorunluyum.

Ama benim gibilerin sorunu yüksek seviyede otorite tanımazlık yüzünden bir araya gelemememiz.

Benim gibiler bir araya gelemiyor.

 

Senin gibiler de zayıfların türkülerinin tınısıyla hipnoz oluyor.

 

İşte sorun bu.

 

Ahlak ve inanç kavramı tanrıya inananlara aittir. Tescilli mallarıdır.

Bu malları bırakmadığın sürece onlara ait bir mal olacaksın.

 

Geyler Amerika'da Brezilyada Avrupa'da onur yürüyüşlerini boşuna erotik ve rahatsız edici hale getirmiyor.

Bu bir savaş. Onlara düşman olanlara cesaretleriyle hem rahatsızlık hem kıskançlık salıyorlar.

Bu da onların kurumsallaşıp haklarını almasını sağlıyor.

 

O yürüyüşlere ahlaksızlık diyorlar.

Belki bilmek istersin diye dedim.

 

Zarar veriyorsunuz.

Sizin gibiler yüzünden islamcılar hristiyanlar vs Ateistlere olan korkularını kaybediyor.

 

Ahlak podyumunda defile sergileme zamanı değil.

Bu dincileri dört bir yandan rahatsız edip, birbirlerine yok ettirip devletlerimizi toplumlarımızı kurma zamanı.

 

Belki canlılığın da buna ihtiyacı vardır.

Belki bu yüzden milyarlarca yıldır çeşitli fonksiyonlar ekleyerek uzatıyordur bu DNA sarmalını.

Belki buradan defolup gitmek istiyordur.

 

Dediğim hiçbir şey anlaşılmamış.

Sıfır.

 

Ne inancın tanımı, ne ahlakın tanımı, hiçbirşey.

Sözlük kitap açmak yerine kendi tanımların üzerinden ve bir tarafından uydurduğun moral nihilist yaklaşımını genelgeçer sanıp atıp tutuyorsun.

 

Bana "zarar veriyorsun" ve "sorunlu" diyenler genelde nurcular olurdu, şu an karşımda kim var ne var bilemiyorum. 

 

Yazılanı oku, sakinleş öyle yaz. 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kozmonot Yuri Gagarin miraca (dindarin arapca terimine el koyuyorum) ilk ciktiginda ilk sözü “ Tekrar tekrar baktim ama tanriyi göremedim„ olmustur.

 

Dinlerin ve dindarlarin belkide en ise yarar yanlari mizah icin bulunmaz nimet olmalaridir.

tarihinde deadanddark tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, bayşapka yazdı:

 

Dediğim hiçbir şey anlaşılmamış.

Sıfır.

 

Ne inancın tanımı, ne ahlakın tanımı, hiçbirşey.

Sözlük kitap açmak yerine kendi tanımların üzerinden ve bir tarafından uydurduğun moral nihilist yaklaşımını genelgeçer sanıp atıp tutuyorsun.

 

Bana "zarar veriyorsun" ve "sorunlu" diyenler genelde nurcular olurdu, şu an karşımda kim var ne var bilemiyorum. 

 

Yazılanı oku, sakinleş öyle yaz. 

 

 

Arkadaşım, sen davranış ilkelerinden bahsetmiyor musun?

Bu ilkelerin mekanik sınırları var mı? Yok

Yani kendi etrafında 260 derece dönmeni engelleyen biyomekanik bir engel var mı biyolojinde? Yok

Dönüşünü 270 derecede sınırlamaktan bahsediyorsun.

Neye göre?

Neye dayanarak?

 

Dincinin ve Allahçının cevabı belli.

Sen bana neye dayanarak dönüşümüzü (hareketlerimizi)360 derece yerine 270 derecede sınırlamamız gerektiğini anlatır mısın?

Biyolojiye girme.

Biyolojik yasalar belli.

Kolunu istediğin hızda etrafında çırp. Uçamazsın.

Bu dediğin şeyin biyolojik kısıtlaması yok.

İstediğini doğrayabiliyorsun. İstediğinden yemek yapabiliyorsun.

İstediğine de işkence edebiliyorsun.

 

Sen bu dayanaklarını söylersen sevinirim.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, bayşapka yazdı:

Evet, yaratmak kökünden geliyor 100% katılıyorum, çünkü varoluş için, ya da "birşeyin doğası" için kullanılan kelime eskiden buydu. Başka kelimeleri yoktu. Kendilerini ifade etme yöntemleri kısıtlıydı. Ama bu semavi dinlerdeki yaratılış hikayesinden bahsedildiği anlamına gelmiyor. Bu sebeple hangi din diye sorup duruyorum. Yani bu kelimeyi tekeline alacak bir din yok diyorum. Varsa lütfen birisi adını koysun.

 

 

bu anlama gelmediğini sen nasıl ispat edeceksin ?

yukarıda yazdığın; başka kelimeleri yoktu, ifade yöntemleri kısıtlıydı filan...

bunlar senin öznel değerlendirmelerin.

en başta söylediğim de buydu:

çerçevenin doğru çizilmesi ve öznel yargılardan kaçınılması gerektiği.

devamında arkadaşların yaptığı yorumlarla zaten tam bir cümbüşe döndü!

 

bana ısrarla sorduğun soruya gelince...

Bu soruya yeryüzünde cevap verebilecek hiç kimse yoktur.

ne yazık ki kelimelerin bir doğum tarihi, üzerinde ana adı baba adı yazılı bir kimlikleri yok ?

tabii böyle söyleyerek sorudan kaçmıyorum, sözcüğün etimolojisini konuştuk.

daha ötesini soruyorsan yoruma girer diyorum.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, AteistBakish yazdı:

 

Arkadaşım, sen davranış ilkelerinden bahsetmiyor musun?

Bu ilkelerin mekanik sınırları var mı? Yok

Yani kendi etrafında 260 derece dönmeni engelleyen biyomekanik bir engel var mı biyolojinde? Yok

Dönüşünü 270 derecede sınırlamaktan bahsediyorsun.

Neye göre?

Neye dayanarak?

 

Dincinin ve Allahçının cevabı belli.

Sen bana neye dayanarak dönüşümüzü (hareketlerimizi)360 derece yerine 270 derecede sınırlamamız gerektiğini anlatır mısın?

Biyolojiye girme.

Biyolojik yasalar belli.

Kolunu istediğin hızda etrafında çırp. Uçamazsın.

Bu dediğin şeyin biyolojik kısıtlaması yok.

İstediğini doğrayabiliyorsun. İstediğinden yemek yapabiliyorsun.

İstediğine de işkence edebiliyorsun.

 

Sen bu dayanaklarını söylersen sevinirim.

 

Aferin len en azından dürüst şekilde yazmışsın kafandan geçenleri. Ben senin dediklerinin dolaylı yoldan anlatmaya çalışmıştım başka kullanıcı adımla ateistlerden yemediğim küfür kalmadı zamanında. İşte böyle dürüst olun en azından kendinize. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, rahip yazdı:

Aferin len en azından dürüst şekilde yazmışsın kafandan geçenleri. Ben senin dediklerinin dolaylı yoldan anlatmaya çalışmıştım başka kullanıcı adımla ateistlerden yemediğim küfür kalmadı zamanında. İşte böyle dürüst olun en azından kendinize. 

Burada dönen tartışma senin sandığın gibi değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmayı basitleştirelim

Neden iyi olmak gerekiyor?

Şimdi bunu dinciler Allahçılar saçma sapan da olsa açıklıyor.

Ödül almak ve cezaya uğramamak için.

 

Sübjektif konulara dalmadan açıklayalım bunu.

Hatta yardım ediyorum.

Mesela neden üreme aile veya yakın akrabalık içinden yapılmamasının açıklaması

Yakın akrabalar üreme amaçlı kullanılamaz.

Yine aynı şekilde çekirdek aile içinde üreme amaçlı ilişkiler geliştirirseniz ailenin lideri baba ile düşman olursunuz. 

Çocuksanız bu düşmanlıktan sağ çıkamazsınız.

Anne yavruları üreme amaçlı maniple etmişse o da kurtulamaz bu savaştan.

Aynısını baba yaparsa. Çocukları üremeye maniple ederse anne ile kavgadan ya baba ya aile sağ çıkamaz.

 

Rollerin çatışması aileyi parçalar. 

Yani verimli bireyler olmaz. 

Doğacak çocuklar da bozuk olur.

 

Yani eğer bu şekilde mantık üzerinden davranış kalıplarını açıklarsak iyi olur.

Dincilik, Allahçılık yapmayın. Bilinçli yapmıyorsunuz. Refleksle yapıyorsunuz.

Ama yan yana gelmeyin bu teistlerle.

Adamların ödül ceza sisteminin ucuz bir kopyasından bahsediyorsunuz.

Dolu olun biraz yahu.

 

Bilimle, bilgiyle açıklanacak şey yoktur.

 

AYrıca kimse iyi olmak zorunda değil.

 

Davranışlarda davrananın merhametine kalmış kalıplar olmaz.

Davranışlarda davranılacak kişinin yaptırım gücüne dayalı kalıplar olmalı.

 

Yani biz birbirimize iyi davranmak zorunda değiliz.

 

Ancak yanlış davranışımızın karşıdakinden bize getireceği beladan korkmak zorundayız.

Davranış kalıpları böyle şekillenmeli.

 

Doğada da böyle.

Aslan millete "lütfen benim bölgeme girmeyin ne olur" demiyor

Aslanın çizdiği alana girince başına geleceklerin riskini üstlenecek güçteysen gir.

Genç aslansan öldürebileceksen yaşlı aslanı gir bölgesine yaptırımlar karşılaşsın.

 

Bu dincilerin kurduğu dünya düzeninde hep davrananın merhametine kalmış.

 

Devletler tabi buna bir şey demez.

Çünkü kimsenin merhametine muhtaç değil devletler kendi toplumundan.

Link to post
Sitelerde Paylaş
19 saat önce, AteistBakish yazdı:

 

Evrim iyi faydalı avantajlı bir yol izlemez.

Hayatta kalan her zaman iyi olmaz.

Adaptasyon iyiye kötüye bakmaz.

 

Bunlarıa bir itirazım yok ki ve mevzu iyi/kötü değil. Eğer sen tek başına kimseye ilişmeden ve başkaları da sana ilişmeden, mesela ıssız bir adada yaşamak istiyorsan, ortada bir sorun olmaz. Ancak gel gör ki işin içine 2 kişi/canlı girdiği zaman, elmanın rengi değişir.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, AteistBakish yazdı:

Tartışmayı basitleştirelim

Neden iyi olmak gerekiyor?

Şimdi bunu dinciler Allahçılar saçma sapan da olsa açıklıyor.

Ödül almak ve cezaya uğramamak için.

 

Böyle acikliyorlar ama cogunun icinde olan ile agzinda olan bir degil.

Iyilik yapiyorlar bu iclerinden geliyor ama sorarsan sevap diyebiliyorlar. Dindar olmamis olsa yine yapacaklar.

Onlara bunu iclerinden geldigi icin yaptiklarini ögretmek gerekiyor.

Ödül ve ceza korkusundan iyilik yapanlarin tanriya karsi dürüst olmadigini bilmeleri gerekir. Ödül ve ceza dürüst olmaya engeldir.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 04.09.2021 at 17:15, AteistBakish yazdı:

Burada dönen tartışma senin sandığın gibi değil.

Hayır tamda sandığım gibi ama bu konu hakkında yazmak istemiyorum. 

İlk defa sana katıldığım yerler oldu bu konuda. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, rahip yazdı:

Hayır tamda sandığım gibi ama bu konu hakkında yazmak istemiyorum. 

İlk defa sana katıldığım yerler oldu bu konuda. 

 

Ahlak sizin gibi zayıfları ayakta tutan bir şey.

Siz inananların ürünü.

 

O yüzden zaten boş kalabalıklarsınız.

Milyarlarca köle.

Sizleri hayatta tutan tek şey ahlak denilen inanç sentezi.

 

Şöyle kaynaklar tükenmeye başlasın ve inançlardan gelen zayıf kuralları tek tek kalksın da

O zaman görürüm sizleri.

Camilerden kiliselerden tapınaklardan hiyerarşi ha? :)

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 05.09.2021 at 06:39, AteistBakish yazdı:

Bilimle, bilgiyle açıklanacak şey yoktur.

Yazmışım

 

Bilimle, bilgiyle açıklanamayacak şey yoktur olacak

 

Buna da fazla bir itirazım yok ancak canlıların/insanların bir arada yaşamasına olanak sağlayan kurallar/kanunlar bütününe ne tür isim verelim o zaman?

Evet; madem ahlak kavramı dindarlar tarafından tecavüze uğramış, o zaman bu kuralları nasıl adlandıralım?

Var mı bir önerin?

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
13 dakika önce, kavak yazdı:

 

Buna da fazla bir itirazım yok ancak canlıların/insanların bir arada yaşamasına olanak sağlayan kurallar/kanunlar bütününe ne tür isim verelim o zaman?

Evet; madem ahlak kavramı dindarlar tarafından tecavüze uğramış, o zaman bu kuralları nasıl adlandıralım?

Var mı bir önerin?

 

Kurallar oluşturursan merkezinde bir otorite olur.

O otorite belirler iyiyi doğruyu güzeli.

Yani kendi kendini zincirlersin.

BU zincirlemeden de zayıflar karlı çıkar.

Çünkü insan türünün %80lik kısmı asalak.

 

Yani sen kurallar kabul ettiğinde ortaya çıkacak kurum, %80 zayıfı kullanarak %20 güçlü kısmı köleleştirir.

 

Ben diyorum ki bu kırıldığı yerden kırılmalı.

Devletler, sistemler insanlar birbirine girmeli.

Nükleer silahlar kullanılmalı.

Nükleer silahların kullanılacağı yerler sonuçta insan şehirleri

İnsan şehirlerinin hepsinde doğa %90 oranında katledilmiş zaten.

Beton çelik cam fabrikasyon dolu.

Yani nükleer savaştan doğa zarar görmez.

Kimse ormana vahşi doğaya nükleer füze atmaz.

İnsan kovanları doğadan hiç bir şey taşımıyor.

 

Bu tür bir kaostan şirketler ortaya çıkar.

Bu şirketlerin hepsi de birbirine karşı koza sahip olur.

Bu koz da eğitim bilgi mühendislik beceri olur.

 

Yani Marsa gidip koloni kurabilecek beceri ve bilgiye sahip insanlarla iyi geçinmek zorunda kalırsın.

İŞ gücünü de organize ederler, yemeği suyu da organize ederler.

Al sana bireysel öl ya da yaşa ahlak sistemi.

 

Marstaki bir kolonide bu adaletsizlik, suyu yemeği eşit paylaşmalıyız diyebilen tek kişi koloniden kovulduğunda bir çadır veya yapı içinde sistem geliştirebilen kişidir.

Öyle boş boş konuşamaz kimse.

 

Bu sistem bu şekilde 300 yılda çok güçlü ve her yere yayılmış medeniyetler doğurur.

Kimse de dünyaya mecbur kalmaz.

 

Ahlakın dolaylı zararları çok fazla.

Her ahlak ardında bir kurum oluşur.

 

Caydırma, çatışma, çekinmeye dayalı olursa herkes her an tetikte olur.

 

Aile sistemleri yeniden oluşur.

 

Yani uzay geminde ya da habitatında nasıl evlenebilirsin ki?

Öyle düğün yaptık haydi gir gemiye ya da katıl habitata olmaz.

 

Başka sigorta ve koz seçenekleri devreye girer.

 

Bunlar da ölecekleri öldürür, güçlüleri mükemmelleştirir.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, AteistBakish yazdı:

Kurallar oluşturursan merkezinde bir otorite olur.

O otorite belirler iyiyi doğruyu güzeli.

Yani kendi kendini zincirlersin.

BU zincirlemeden de zayıflar karlı çıkar.

Çünkü insan türünün %80lik kısmı asalak.

 

Yani sen kurallar kabul ettiğinde ortaya çıkacak kurum, %80 zayıfı kullanarak %20 güçlü kısmı köleleştirir.

 

Ben diyorum ki bu kırıldığı yerden kırılmalı.

Devletler, sistemler insanlar birbirine girmeli.

Nükleer silahlar kullanılmalı.

Nükleer silahların kullanılacağı yerler sonuçta insan şehirleri

İnsan şehirlerinin hepsinde doğa %90 oranında katledilmiş zaten.

Beton çelik cam fabrikasyon dolu.

Yani nükleer savaştan doğa zarar görmez.

Kimse ormana vahşi doğaya nükleer füze atmaz.

İnsan kovanları doğadan hiç bir şey taşımıyor.

 

Bu tür bir kaostan şirketler ortaya çıkar.

Bu şirketlerin hepsi de birbirine karşı koza sahip olur.

Bu koz da eğitim bilgi mühendislik beceri olur.

 

Yani Marsa gidip koloni kurabilecek beceri ve bilgiye sahip insanlarla iyi geçinmek zorunda kalırsın.

İŞ gücünü de organize ederler, yemeği suyu da organize ederler.

Al sana bireysel öl ya da yaşa ahlak sistemi.

 

Marstaki bir kolonide bu adaletsizlik, suyu yemeği eşit paylaşmalıyız diyebilen tek kişi koloniden kovulduğunda bir çadır veya yapı içinde sistem geliştirebilen kişidir.

Öyle boş boş konuşamaz kimse.

 

Bu sistem bu şekilde 300 yılda çok güçlü ve her yere yayılmış medeniyetler doğurur.

Kimse de dünyaya mecbur kalmaz.

 

Ahlakın dolaylı zararları çok fazla.

Her ahlak ardında bir kurum oluşur.

 

Caydırma, çatışma, çekinmeye dayalı olursa herkes her an tetikte olur.

 

Aile sistemleri yeniden oluşur.

 

Yani uzay geminde ya da habitatında nasıl evlenebilirsin ki?

Öyle düğün yaptık haydi gir gemiye ya da katıl habitata olmaz.

 

Başka sigorta ve koz seçenekleri devreye girer.

 

Bunlar da ölecekleri öldürür, güçlüleri mükemmelleştirir.

 

 

 

Seninki "İnsan neslini sil baştan dizayn edelim" demeye benziyor, yani resmen kaosun oluşmasından yanasın. Farzet tüm ülkeler, insanlar birbirine girdi, dünya çapında nükleer bir savaş başladı ve bunun neticesinde şirketler ortaya çıktı. Keza böyle olacağını hiç zannetmiyorum.
Hadi diyelim ki oldu...
Bu şirketleri kimler yönetecek? Yine insanlar.

 

Peki, ilk yapacakları icraat ne olacak nersin? Tabii ki kuralları koyacaklar, hani senin şu hiç istemediğin/beğenmediğin kuralları koyacaklar, yoksa hayatta kalamazlar. Şirket dediğin zaten, kurallarla yönetilen bir oluşumdur/kurumdur.

 

Hasılı insanların sayısı önemli ölçüde azalsa da bir arada yasayabilmek için en azından asgari kuralları belirlemek zorundasın. Ha uzay gemisi olmuş ha Mars ha Venus olmuş...hiç farketmez. Daha önce de demiştim; iki canlı bir araya geldiği vakit kuralsız bir şey yürümez. Bunun adına ahlak mı dersin, etik mi dersin veya başka bir şey mi dersin. Bence pek önemli değil. Önemli olan; bu kavramların dindarların tekelinde olmadığını her ortamda dile getirmek, çünkü bunlar insan nesli ile ilk defa oluşmadı. İnsanlardan daha geriye gider bu ahlak mevzusu.

 

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, kavak yazdı:

 

Seninki "İnsan neslini sil baştan dizayn edelim" demeye benziyor, yani resmen kaosun oluşmasından yanasın. Farzet tüm ülkeler, insanlar birbirine girdi, dünya çapında nükleer bir savaş başladı ve bu neticesinde şirketler ortaya çıktı. Keza böyle olacağını hiç zannetmiyorum.
Hadi diyelim ki oldu...
Bu şirketleri kimler yönetecek? Yine insanlar.

 

Peki, ilk yapacakları icraat ne olacak nersin? Tabii ki kuralları koyacaklar, hani senin şu hiç istemediğin/beğenmediğin kuralları koyacaklar, yoksa hayatta kalamazlar. Şirket dediğin zaten, kurallarla yönetilen bir oluşumdur/kurumdur.

 

Hasılı insanların sayısı önemli ölçüde azalsa da, bir arada yasayabilmek için en azından asgari kuralları belirlemek zorundasın. Ha uzay gemisi olmuş ha Mars ha Venus olmuş...hiç farketmez. Daha önce de demiştim; iki canlı bir araya geldiği vakit kuralsız bir şey yürümez. Bunun adına ahlak mı dersin, etik mi dersin veya başka bir şey mi dersin. Bence pek önemli değil. Önemli olan; bu kavramların dindarların tekelinde olmadığını her ortamda dile getirmek, çünkü bunlar insan nesli ile ikl defa oluşmadı. İnsanlardan daha geriye gider bu ahlak mevzusu.

 

 

 

Şu andaki kuralların içi boş diyorum.

Soyut.

İçi dolu kural ile içi boş kuralın farkına örnek.

Kutup ayısı.

Kutup ayısının yanına hiç bir şekilde yaklaşamazsın.

Bu kuralı nereden öğrendin?

Somut deneyimlerden aktarıldı.

 

Güler yüzlü molmalıyız gibi soyut saçmalıklarla aktarılmadı.

 

Kutup ayısının yanına ancak çelik kafesle, ya da elektrikli şok değneğiyle yaklaşırsın.

Bu iki etkileşim sonrasında hem o kutup ayısı hem de diğer ayılar öğrenir.

Bir ahlak oluşur.

Beyaz adamın çelik kafesli aracı veya değneği varsa yanına yaklaşma.

 

İçi dolu kural bu.

 

İçi boş saçmalıklardan oluşmuş bir sürü tabu.

 

Sen niye yaşlıya yer veresin ki?

Yaşlı ayakta niye kalıyor ki?

 

Hala tabudasın.

 

Yaşam kuralları başka.

Her 30 saniyede bir, saatte 500 km hızla süper tren geçen bir rayın yanında küçük çocuğunu başıboş bırakamazsın.

Ölür.

 

Bu kuraldır. 

 

Ama bu kuralın yerine çocuk ezmeyelim, dikkatli olalım vs tabular oluşturup trenlere makinist yerleştirmek hızları ve eylemleri sınırlandırıp gelişimi durdurmak ve zayıflara aptallara şans tanımak, bu saçmalıktır.

Tren rayının etrafında ancak bir aptal çocuğunu başıboş bırakır.

 

Bu aptalı korumak için niye 100 tane tabuya uyuyoruz ki?

Aptal yok olsun gitsin ve çocuk yapmasın.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Daha önce böyle ütopik hikayeler yazmıştım.

 

 

 

Zaten bana pek yabancı gibi gelmemiştin; seni şimdi hatırladım.

Hălă "hepsi bana, hepsi bana" kafasındasın. Hiç değişmemişsin.:D

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...