Jump to content

Tüm Aktiviteler

Bu akış otomatik güncelleniyor     

  1. Yesterday
  2. HATEM

    İslam'da kafa kesme

    Kur'ândaki gerçek anlam, Senin domuz mantığının anladığı şekliyle paralel olsaydı,, Ya da müslümânlar bu âyet-i kerîmeyi Senin domuz mantığınla aynı paralelde anlamış olsalardı,, Tekrâr ediyorum, Müslümânlar, En güçlü zamânlarında, Meselâ Mekke'yi Fethettikten hemen sonra, Meselâ Yavuz ve Kânûnî zamânlarında, Âyeti,, Senin domuz mantığının anladığı gibi anlamış olsalardı, Şu ânda Hicaz da ve Anadolu coğrafyasında kökünüzün kazınmış olması gerekirdi. Mâdem âyet senin anladığın gibiyse, Müslümânlar en güçlü zamânlarında, Niye kökünüze kadar kazımamışlar? Sen bu mantık yürütmeyi de anlamassın, mes'eleyi kök kazımaya çekiştirip durursun, ilkel olduğun için... İlkel olduğun için bak açıklama yapıyorum; Mes'ele kök kazımak değil, Âyete verdiğin anlamın, Ne âyet-i indiren ile ne de âyet indirilenlerle bir alâkası olmadığını Mantığa açıklamak... Senin anladığn şekil doğru olsaydı, Gâvurlara soykırım yapmak îcâb ederdi... Bak, anlamıyorsun diye kaç kere tekrâr ediyorum.
  3. mirasyedi

    İlginç Fizik Soruları

    Herkesten özür diliyorum. Benim iletideki formül hatalı. Hızın karesini almayı unutmuşum. Benim iletiye kocaman çarpı işareti atmak isterdim. Forumlarda neden bu özellik yok? Hatayı kim bulduysa çarpı işareti atabilmeli.
  4. Hasan Akçay

    İslam'da kafa kesme

  5. hulas

    Müzikle Açalım

    2014 yılında kan kanserinden ölen Murat Göğebakan'dan "Yürektesin"
  6. kavak

    ÇİN'DEKİ OLAYLAR GRİP Mİ VEBA MI?

    Hah hah ha... Salla sallayabildiğin kadar, kim tutar seni?! Batılılar ve uzak doğulular hapı yutmuş da, haberimiz yok! Eehh, ne güzel işte gavurlardan nihayet kurtuluyorsunuz, ne mutlu sizin gibi safkan müslümanlara. Ancak korkarım, müslümanların baş belası olan musevilerden kurtulamayacaksınız, çünkü onlar da domuz eti yemezler. Zaten domuz eti teranesini onlardan araklayanlar müslümanlar.
  7. kavak

    İslam'da kafa kesme

    Gereken lüzum üzerine yeniden...
  8. EK

    ÇİN'DEKİ OLAYLAR GRİP Mİ VEBA MI?

    DİKKAT, "deplorable recollector" nikiyle yazan şahıs güncelleme yapmış (yine makine ile tercüme edilerek aktarılmıştır):
  9. Hasan Akçay

    İslam'da kafa kesme

    İlk 2 soruya kısa cervap. 1. Neden DÖRT ay? Çünkü haram aylar DÖRT aydır ve arka arkaya gelirler. 2. Haram aylar çıkınca ne olacak? Neden? Haram aylar çıkınca müşrikler müminleri bulduğu yerde öldürecek, müminler müşrikleri bulduğu yerde öldürecek. Çünkü savaş hali devamlıdır, haram aylar ÇIKINCA sıcak savaş yeniden başlayacak. Bir daha: Mescidil Harâm'daki anlaşma gereği barış vakti yalnızca HARAM aylardır, ateşkes öteki ayları kapsamıyor. Yani şu iddia kocaman bir yalandır: Tevbe 5 müminlere "müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün!" diyor. Hayır, haram aylarda müşrikler ve müminler birbirlerini sokakta bulsa da öldürmeyecek, dağ başında bulsa da öldürmeyecek. Çünkü haram aylar çıktı mı çıkmadı mı, önemli olan budur. Eğer haram aylar çıkmadıysa savaşmak yok.
  10. sağduyu

    Kader ve Özgür İrade

    Senin işin papağan gibi arapların zırvalarını tekrarlamak zaten, aklını ve mantığını kullanabilen, kendine rehber olarak 1400 yıl önceki cahil arapları değil de bilimi rehber almış insanların bu zırvalarının nesine kafaları bassın? İnsanı bizzat kendi tasarlayan, her şeyi bilen, geleceği de bilen bir tanrı varsa insan nasıl özgür iradeye sahip oluyor, şunu teknik açıdan bir açıklasana... Diyeceğim de zaten bu kadar düşünebilsen bu saçmalığı ileri sürmezdin. Be geri zekalı, daha ortada insan yokken bu Allah denen zımbırtı her boku biliyorsa sonradan kendi yarattığı bir varlık nasıl özgür iradeye sahip olacak?
  11. hulas

    Halka umut bağlamak

    Halkın ciddi bir kesimi, zihnindeki din prangasından kurtulamıyor. Oy verirken bile dini perspektiften bakıyor. Yani siyasi konuları da dinsel bir mesele gibi algılayıp öyle tavır belirliyor. Bu yarı cahil kesim, insanları daha ilk bakışta dindar/kâfir diye etiketliyor. Mesela Yılmaz Özdil ne kadar doğruları yazsa bile, ne kadar akla, vicdana hitap etmeye çalışsa bile, muhafazakar kesim "bu adam dinsiz!" diyerek meseleyi kafadan kestirip atıyor, Özdil'in söylediklerini dinlemiyor bile... Tayyip'i de dindar zannedip sırf bu saikle kendisine oy veren bir kitle var. Din kozunu Tayyip'in elinden alın, göreceksiniz ki vasat eğitimli, kitap okumayan, üniversite diplomasına sahip olduğu bile kuşkulu olan, önünde prompter olmadan doğru dürüst konuşma yapamayan bu antipatik adamın elinde fazla bir avantaj kalmaz. Dinlerin eski insanlar tarafından çeşitli politik/askeri/sosyal amaçlar doğrultusunda uydurulmuş çağdışı kurumlar olduğunun, öyle ilahî/vahyî/kutsal/göksel bir yönünün de olmadığının mutlaka halk tarafından kesin olarak anlaşılması, bu gerçeğin kafalara dank etmesi gerekiyor. En önce, dinlerin "tabu" olduğu bir iklimden sıyrılmak gerekiyor tabii. Dinler sağlıklı düşünmeyi engelleyen, ilericiliğe kesinlikle engel teşkil eden parazitlerdir. Zaten Ateistforum'un kurumsal amaçlarından birisi de dinler konusunda halkın gözünü açmak, uyanmasını sağlamak ve dogmaları terkedip akıl/mantık/bilim ekseninde düşünüp karar verebilmesini sağlamak değil midir? Eğitim seviyesi yükselip de bilgilenme arttıkça, bir sorgulama kültürü tüm toplum katmanlarına hakim oldukça, temeli aslında çürük olan ve tonlarca defosu bulunan dinler halk nezdindeki itibarını, ağırlığını, belirleyiciliğini yitirecek ve halk gerçek anlamda modern ve ilerici bir toplum olma yoluna girecektir diye tahmin ediyorum ben. Tabii bu ne zaman (hangi tarihlerde) tam olarak gerçekleşecek, onu bilemiyorum.
  12. hulas

    Müzikle Açalım

    Erol Evgin'den 2 nostaljik şarkı: "İşte Öyle Bir Şey" ve "Sevdan Olmasa" 2 şarkının da bestesi, Hababam Sınıfı'nın da müziğini bestelemiş olan Melih Kibar'a ait...
  13. https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/siddet-goren-kadina-diyanetten-tavsiye-tepki-verme-sabret-uzaklas-5644351/ Kadına şiddetle mücadeleye destek olması amacıyla Diyanet'e bağlı olarak kurulan aile ve dini rehberlik büroları tarafından şiddet gören kadınlara verilen tavsiyeler maalesef amacından çok uzak. Şiddeti kabullenmeyi, hatayı kendinde aramayı ve meseleleri aile içinde çözmeyi tavsiye eden bürolar, resmi kurumlara başvurmayı ise en son yapışacak iş olarak telkin ediyor. Kadın hakları savunucularına göre gelen tavsiyeler kimi zaman kadın hakları için veriler mücadeleyi zorlaştırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı son dönemde kadına şiddetle mücadele konusunda da faaliyetlerde bulunuyor. 2011’de kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesine yönelik Aile Bakanlığı ile imzalanan protokolden beri, benzer işbirlikleri yıllar içinde arttı. Diyanet, aile içi soruları çözme amacıyla kurduğu aile ve dinî rehberlik bürolarında şiddete uğrayan kadınlara tavsiyelerde bulunuyor. Ancak Diyanet’ten gelen yanıtlar, kadın hakları savunucularına göre kadın hakları için verilen mücadeleyi zorlaştırıyor. Deutsche Welle Türkçe servisinden Burcu Karakaş dini rehberlik bürosundan verilen tavsiyelerin neler olduğunu araştırıp haberleştirdi. Şiddet gören bir kadın olarak aranan ve tavsiyeleri istene Konya Müftülüğü’ne bağlı aile ve dini rehberlik bürosu 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM) yönlendirme girişiminde bulunuyor, ancak merkezin isminden emin değil. Telefondaki vaize “ŞÖNİM herhalde, yanlış olmasın, kadını anında şeyapma merkezi… Tam açılımını bilmiyorum ama” yanıtını veriyor. Vaizeye, şiddet nedeniyle boşanmayı düşündüğünü ileterek tavsiye isteyen kadına dinî bilgiler ışığında sabretmenin önemini anlatılıyor ve şu tavisiye veriliyor: “Dayanılmaz hale geldiyse büyüklerinizle istişare edin. Allahüteâlâ Nisa suresinde buyurur ki; kadın ve erkeğin birer büyükle sıkıntıyı gidermeye çalışsınlar. Gençler kestirip atabiliyor. Biz diyoruz ki aile büyükleriyle sıkıntıyı aşmaya çalışın.” “VURURSA SUÇLAYICI KONUŞMA, ORADAN UZAKLAŞ Bir sonraki telefon, Çorum Müftülüğü’ne. Bu kez kocasının sözlü hakaretlerine maruz kalan ve “Elini kaldırdı, daha vurmadı ama endişe ediyorum” diyen bir kadına vaize bize şu yanıtı veriyor: “Uygun dille sebebini sorun. Çok büyük bir sorun değil bu, konuşarak çözebilirsiniz. Akşam mesela sevdiği şeyleri yaptınız, çayın yanında sakince konuşun.” ‘Şiddet gördüğümde ne yapmam gerekir’ diye soran kadına ise “Vurursa tepki vermeyin, oradan uzaklaşın. Odanıza çekilin. ‘Nasıl istiyorsan öyle yapayım’ diye olayı örtmeye çalışın, ama uygun zamanda açın. Suçlayıcı dille konuşmayın. ‘Nasıl istiyorsun, bilemedim. Bilsem öyle yapardım’ gibi konuşun” deniliyor. ‘Peki, polisi aramak gerekir mi?’ diye sorulduğunda ise telefondaki kişi “Yok, bu tür şeyleri çözersiniz inşallah. Allah’a emanet olun…” yanıtını veriyor. 407 DİNİ BÜRO AKTİF Diyanet İşleri Başkanlığı da kurumun kadına şiddetle mücadele konusundaki rolü hakkında bilgi edinme çerçevesinde yapılan başvuruya, Diyanet’in kadına yönelik şiddetin çözümüne katkı sağlanmasında aktif rol üstlendiğini belirterek “Ailenin kurulması, korunması ve güçlendirilmesine yönelik 81 il müftülüğü ve 326 ilçe müftülüğü bünyesinde aile ve dinî rehberlik bürosu hizmet vermektedir” yanıtını verdi. Yani Türkiye genelinde kadınların sorunlarını çözmeye yönelik Diyanet’e bağlı 407 birim bulunuyor. Bu bürolarda görev alan kişilerin kim olduğu sorusuna ise “Dini yüksekokul mezunu Vaiz, Din Hizmetleri Uzmanı, Kur’an Kursu Öğreticisi ve İmam-Hatip unvanlarında görev yapan personel çalışmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi projelerinde gerekli alan eğtimlerinin uzman personel tarafından verildiği vaiz gibi unvanlarda görev yapan personel tercih edilmektedir” bilgisi verildi. SIĞINMA EVLERİNDE DE DİYANET GÖREVLİLERİ VAR Diyanet kadrosunda çalışan vaizelerin görevlendirildiği tek yer aile ve dini rehberlik büroları değil. Diyanet görevlileri kadın sığınma evlerinde de çalışıyor. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Gülsun Kanat Dinç, dini değerleri benimseyen çok sayıda insanın yaşadığı Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da kadına şiddetle mücadelede rol alması gerektiğini, ancak izlenen yöntemlerin eşitlikçi olmadığını düşünüyor. Kanat Dinç, “İmamların da şiddet karşıtı bilgileri paylaşması gerekir çünkü insanlar destek almaya gidiyor. Ancak maalesef Diyanet kadroları kadınları, idare etmeleri gereken, şiddet konusunda sorumluluğu kadına atfeden bir yaklaşımla yönlendiriyor” diyor. Türkiye’de resmi verilere göre 145 kadın sığınma evi bulunuyor. Kanat Dinç’e göre aile ve dinî rehberlik bürolarına ayrılan bütçe, sığınaklara ve sosyal hizmetlere ayrılabilir. Kanat Dinç sözlerini “Sığınağa vaize alınıyor. Vaize ya da psikoloğa ihtiyaç varsa karşılanmalı ama dışarıdan karşılanabilir. Sığınağın içinde psikolog olması gerekmediği gibi vaizeye de yok. Sosyal çalışmacılara ihtiyaç var” şeklinde sürdürüyor. “İSLAMİ HAYATIMIZI YOLUNA KOYARSAK DÜZELİR” Aranan yerlerden biri de Niğde Müftülüğü. Aile ve dini rehberlik bürosunda o esnada kadın görevli olmadığı için telefon bir erkek görevliye aktarılıyor. Vaiz arayan kadının, şiddet görme nedenini sorguluyor: “Şiddet göstermesinin sebebi ne? Erkeğin eşinden beklediği nedir? Akşam geldiğinde güler yüz, yemeğinin hazırlanması… Elinden geleni yapmana rağmen yaranamıyorsan farklı şeyler olabilir. Başka ilişkisi olabilir mi?” Telefondaki görevliye, “Bazen saçımdan çekiyor. Korkuyorum. Polis çağırsam mı?” diye sorulması üzerine görevli, polise başvurmadan önce iyi düşünülmesi gerektiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Dayanamayacak duruma geldiyse müracaat edebilirsiniz ama genellikle erkeğe üç beş ay evden uzaklaştırma veriyorlar. Onun için önce polise müracaat etmeden çözmenin yoluna başvuracağız. Siz acaba ters mi davranıyorsunuz?” Görevli, bu sözlerin ardından kocanın inanç açısından nasıl biri olduğunu anlamaya çalışıyor. “Siz namaz kılıyor musunuz? Ya eşiniz” diye sorduktan sonra, “Beş vakit namaz kılmaya gayret edelim. Kur’an-ı Kerim okuyalım. İslami hayatımızı yoluna koymaya gayret etsek inşallah düzelir” diye sözlerini sonlandırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı Sedide Akbulut, şiddetle mücadelede dinî referanslarla eğitim planladıklarını belirterek “Şiddetle Kur’an’ın ilkeleriyle baş edebiliriz” demişti. Diyanet’in 2018 faaliyet raporunda da aile ve dinî rehberlik bürolarının sayısı artırılması gerektiği önerisi yer alıyor. Aynı raporda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geçen sene “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi” konulu 3 bin kitap bastığı görülüyor. Öte yandan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve din görevlilerinin katkısının sağlanması amacıyla 476 personele hizmet içi eğitim semineri düzenlendiği de yer alıyor. “DİYANET’TEN ÜÇ TERİM: EMANET, İTAAT VE FITRAT” Türkiye’nin taraf olduğu, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi ise kadına şiddetin önlenmesinde açısından hayati önem taşıyor. Ancak sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini savunan bazı muhafazakâr çevreler nedeniyle kamuoyunda tartışmalar yaşanıyor. Kadın hakları alanında çalışan avukat Funda Ekin’e göre, kadına şiddetle mücadele karnesi zayıf olan Türkiye’de Diyanet’in verdiği mesajlar mücadeleyi zorlaştırmaktan öteye gitmiyor. Ekin, “Diyanet’in verdiği mesajlarda kadın için kullanılan terimler, ‘emanet’, ‘itaat’ ve ‘fıtrat’. Hutbe veriliyor, eşitlik denilmiyor. Eşitlik anlayışı olmadığında iş, tokatı, hakareti önemsiz görmeye dönüyor. Bütünlüklü mücadele şart” diyor. Şiddet mağduru kadınların kolluk kuvvetlerine başvurdukları zaman ya koruma tedbiri alınmadığını ya da kararların uygulanmadığına dikkat çeken Ekin, “2014’te imzalanan İstanbul Sözleşmesi’ne göre hiçbir şey yapılmadı, en basitinden halen bir tane tecavüz kriz merkezi yok. 2014’ten beri sığınaklar açılıyor mu? Hayır” diye sözlerini sürdürüyor. (DW Türkçe Burcu Karakaş)
  14. EK

    Kader ve Özgür İrade

    Kafası basmayanlar ve/veya dikkatli okumayanlar için tekrar alıntıladım yazdıklarımı. Selam
  15. sağduyu

    İslam'da kafa kesme

    Bu dincilerin nesi var, "bulduğunuz yerde öldürün" ifadesinin nesini anlamıyorlar? Muhammed'e inanmayanlar için avlanma sezonu açılmış işte, bu inanmayanları bulundukları yerde öldürülme izni çıkmış. Şu basit soruya hiç bir dinci doğru dürüst cevap veremiyor, kıvırdıkça kıvırıyor, yahu bir insana inanmamak nasıl suç oluyor, şunu bir anlatsanıza.
  16. bilgivehis

    Halka umut bağlamak

    Sayın Yılmaz Özdil bugünkü yazısında Bir kaç tane şehit başlığıyla iktidarın ikiyüzlülüğünü, şehitlerimize yapılan saygısızlığı ve bu ülkenin değerlerine vurulan darbeyi kanıtlarıyla anlatmış. https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/bi-kac-tane-sehit-5644084/ Ben okurken rahatsız olurken, bu ülkeye bunu yapanlar halayla kutlayabiliyorlar... Neyse, bildiğiniz gibi muhalif yayınlara yorum yapmak yasaklandı (bu ülkede iktidarın yasakları artık özgürlük sayılıyor), bu yüzden görüşümü buradan paylaşayım. Sayın Özdil yazısını şu cümleyle bitirmiş. Bilmiyorum ki, bu milletin artık silkinip kendine gelmesi için daha naapsınlar? Görüşümü soru içine gizlenen bu serzeniş ve umut taşıyan son cümle için belirtmeye çalışacağım, bu aynı zamanda hem sayın Özdil'e hem herkese soru niteliğinde olacaktır. Halka umut bağlamak doğru mudur? Halka umut bağlamak kendini tatminden öte pratikte bir yeri var mıdır? Halka umut bağlamak çaresizlikten başka bir anlam taşır mı? Bu sorulara bir çoğumuz muhtemelen "bu da soru mu, elbette her zaman halka umut bağlanacaktır" diye düşünüyordur. Lakin iddia ediyorum, dünya tarihinde ekonomi ve fiili işgal dışında hiç bir olayda halka bağlanan umutlar umuttan öteye gitmemiştir. Yani bu ülkede şehitlere yapılan saygısızlık, ülke değerlerinin yok edilmesi, ülkenin talan edilmesi, kendinden olmayan herkese baskı ve zulüm uygulanması, zoraki din dayatması gibi nedenler halka umut bağlamak için en önemli nedenler görülebilir ama bunlar bir kaç tane gerçek vatansever dışında halk için önem arzediyor mu? Bence bunlar halkın umrunda değil. Halk ne zaman aç-bilaç olursa, ne zaman hiç bir geliri olmazsa ve ne zaman düşmanın taşşağıyla yüzleşirse ancak o zaman kılını kıpırdatır. Bunu ben söylemiyorum, dünya tarihinde H.Sapiens türü hep böyle olmuştur. Zaten sömürü sisteminin ve diktatörlerin varlık nedenleri de bu yüzdendir, "halkın önüne bir parça ekmek at ve onları evire-çevire kölen yap" sistem budur. Bakın, halkın yüzde biri aşırı duyarlıdır ama güç sahibi değildir ve yüzde onu da sadece duyarlıdır, daha ötesi yok. Bu bir evrim süreci meselesidir, diktatörleri yıkmak için halkın evrim sürecini tamamlaması lazım, aynen Avrupa halkında olduğu gibi. Yani 1500 yıl öncesinin kafasını yaşayan bir halktan fiili işgal dışında umut beklemek nafile hayalden ibarettir. Zira her şeyden önce şunu görmemiz gerekir, bu ülkede halk yok, kalabalık vardır. O halde ne yapmalı? Suyun gediğini bulmasına dahil olmalı. Suyun gediğini bulmasına nasıl dahil olacağız? Bizlerin devrimci mücadelesi zaten suyun gediği bulmasının en önemli bir parçasıdır, bu parçadan kopmayacağız ama günlük umutlara da kapılmayacağız.
  17. hulas

    Müzikle Açalım

    1982 Eurovision Şarkı Yarışması'nda birinciliği kazanmış şarkı: Nicole'den "Ein Bisschen Frieden" (ALMANYA)
  18. mirasyedi

    Kader ve Özgür İrade

    yapay zeka çalışmalarının satranc go oyunlarından ibaret olduğunu zannetmiyorum. Onu @EK adlı arkadaşına söyle. Hem dışardan gelen anlık veriye bağımlıdır diyorsunuz hemde özgürüm diyorsun. Gerzek adamlar sizi şekillendiren çevre şartları. Herşeye hakim değilsiniz.Sizin kontrolunuzde yönetiminizde değil. @anibal de sizin okumuş sürümü. ortaya bir iddia atıp kaçıp gidiyorsunuz.
  19. Hasan Akçay

    İslam'da kafa kesme

    Tevbe 5: Ortak koşanları HARAM AYLAR çıkınca bulduğunuz yerde öldürün! fe iza nselehal EŞHURUL HURUM u faktulul müşrikîne haysu vecedtumûhum Bu ayetteki "ortak koşanları bulduğunuz yerde öldürün" konusunda fikir sahibi olmak için önce bilgi sahibi olmak gerekir. Örneğin şu soruları cevaplayabilmeniz için gereken "bilgi"ye SiZ sahip misiniz? Sövüp saymakla geçiştirmeyin, CEVAP verin; sövüp saymanız cahil olduğunuz kanıtlar, o kadar. 1. Tevbe 2'de belirtiliyor ki ortak koşanlara dört ay süre tanınmıştır; neden DÖRT ay? 2. Tevbe 5'te "Haram aylar çıkınca..." deniyor; ne olacak haram aylar çıkınca, NEDEN? 3. Tevbe 3'te belirtiliyor ki o dört ayın bir tanesi Zilhicce yani hac vakti idi ve Zilhicce haram ay olduğuna göre o dört ay HARAM idi; HARAM AYLAR yılın hangi mevsimindedir? 4. Mâide 94-95'te belirtiliyor ki haram aylara girildiğinde AVLANMAK haramdır; neden? 5. Tevbe 7'de belirtiliyor ki müminler, ortak koşanlarla Mescidil Haram'da bir AHiD yani ateşkes anlaşması yapmıştır, NEDEN? Cübbeli olsun fötürlü olsun alaylı olsun okullu olsun, ateist olsun mümin olsun... bu konuda fikir öne sürenlerin, fetva verenlerin hiç birinde o bilgi yok. İslam bütün bu bilgisiz zevatın katkısıyla şu anda "cahiliye"yi yaşıyor.
  20. kavak

    İslam'da kafa kesme

    Arap tanrısının yalakalığını yapanlar yine sahnede... Dinleri imanları, şu menem insan ürünü kitaptaki kelimelere dokuz doğurtmak! Öldürmek, öldürtmek, tehdit etmek, korkutmak...başka işi gücü olmayan bir uydurma tanrı! İşin özü, tam olarak da bu!
  21. Hasan Akçay

    İslam'da kafa kesme

    Tevbe 5: Ortak koşanları HARAM AYLAR çıkınca bulduğunuz yerde öldürün! fe iza nselehal EŞHURUL HURUM u faktulul müşrikîne haysu vecedtumûhum Bu ayetteki "ortak koşanları bulduğunuz yerde öldürün" konusunda fikir sahibi olmak için önce bilgi sahibi olmak gerekir. Örneğin şu soruları cevaplayabilmeniz için gereken "bilgi"ye SiZ sahip misiniz: 1. Tevbe 2'de belirtiliyor ki ortak koşanlara dört ay süre tanınmıştır; neden DÖRT ay? 2. Tevbe 5'te "Haram aylar çıkınca..." deniyor; ne olacak haram aylar çıkınca, NEDEN? 3. Tevbe 3'te belirtiliyor ki o dört ayın bir tanesi Zilhicce yani hac vakti idi ve Zilhicce haram ay olduğuna göre o dört ay HARAM idi; HARAM AYLAR yılın hangi mevsimindedir? 4. Mâide 94-95'te belirtiliyor ki haram aylara girildiğinde AVLANMAK haramdır; neden? 5. Tevbe 7'de belirtiliyor ki müminler, ortak koşanlarla Mescidil Haram'da bir AHiD yani ateşkes anlaşması yapmıştır, NEDEN? Cübbeli olsun fötürlü olsun alaylı olsun okullu olsun, ateist olsun mümin olsun... bu konuda fikir öne sürenlerin, fetva verenlerin hiç birinde o bilgi yok. İslam bütün bu bilgisiz zevatın katkısıyla şu anda "cahiliye"yi yaşıyor.
  22. John_Ahmet

    Kader ve Özgür İrade

    Sen yapay zeka çalışmalarını ve bu konudaki eşsiz ürünleri sadece satranç ve go programlarından ibaret olduğunu mu sanıyorsun? Canlılar bile her zaman aynı koşullarda aynı şekilde davranmazlar. Dolayısıyla sınır bilimin ürettiği yapay zekalı sistemlerde klasik otomasyon makinelerinden çok farklıdır ve yapay nöral ağlara sahiptir bu da pek çok konudaki biriktirdiği veriler değişime uğrarken öyle random için saate falan bağımlı değildir. Random yerine amaca uygun doğru eylemi gerçekleştirmek için şartlar aynı bile olsa biriktirdiği veri kümesini ve anlık verileri baz alır ve dolayısıyla aynı sonuçları üretmez. Üretirse bu sadece tesadüf olarak görülebilir. Veri kümesi böyle olmasına yol açmıştır. Bu konuda bir deney yapılırsa bu rahatlıkla fark edilir. Aynı şartlarda sandığınız gibi bir kolerasyon oluşmayabilir. Zaten aynı sonuçları üretiyorsa bu yapay zekalı bir sistem değil, basit otomasyondur.
  23. EK

    Kader ve Özgür İrade

    Yazımın kimilerince dikkatli okunmadığını görüyorum. Tekrar verelim: http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/kader-ve-ozgur-irade.html Görüldüğü üzere Allah geleceği biliyor ve bizim de özgür irademiz var. Bu arada yeni nesil satranç ve Go programları örneği de mükemmel örnek bu konuda. Selam
  24. Son hafta
  25. haci

    Sizce nasıl özgür olunur?

    İnsanlarla ilgili her özelliği açıklamaya çalışırken insanın sosyal bir hayvan olduğu gerçeğini ihmal etmemeliyiz. Sosyal olmak ne demek? Toplumun insana hemen her olguyu dikte etmesi demek. Özgürlüğü ve diğer insansal olguları insanın bu özelliğini dikkate alarak tanımlamak zorundayız.
  26. TanrıBeniNiyeKorudu

    Sizce nasıl özgür olunur?

    ben bir freud takipçisi ,savunanı değilim onun düşünceleriyle ilgilenmiyorum,konu özgürlüktü özgürlük bana göre bilinç altıdır yani bilinç altından kastım'' inançlar'' inançlarda bir kişiye toplumdan geçer bu da bireyi ancak toplum nekadar özgürse okadar özgür kılar ,fakat birey inançlarını gözden geçirirse(ki o birey bunu çoktan yapmıştır belkide ) toplumun köleliğinden sıyrılır(yani inançlarından) ve toplumuda kendi özgür düşüncelerini açıklayan birey haline gelir.. özgürlüğün en basit tanımı bana göre budur..
  27. haci

    Sizce nasıl özgür olunur?

    Aslında link vermesem de farketmez. Çünkü Freud'un bütün teorileri, görüşleri, düşünceleri günümüzde reddedilmişlerdir. Cinsellikle ilgili olanları ayrıca çok, ama çok, saçmadır. Freud kendi teorilerine inananarak ölmüştür. Hemen her konuda yanlış olduğunu öğrenememiştir. Freud fiktif romanlar yazmıştır. İyi bir yazardır.
  1. Daha fazla aktivite göster
×
×
  • Yeni Oluştur...