Jump to content

Tüm Aktiviteler

Bu akış otomatik güncelleniyor     

  1. Past hour
  2. bilgivehis

    Fizik Kanunları Nedir?

    Madde ve enerjinin oluşumunda mutlak bir kanun yok, çünkü her ikisinin fiziki değişiminde kanun sayamayacağımız bir çok şey rol oynayabiliyor. Burada oluşum ile değişim farklı şeymiş gibi görünebilir ama bence oluşum diye bir şey yok, her şey değişimden ibaret.
  3. kavak

    Fizik Kanunları Nedir?

    Fizik kanunları nedir? Burada bir kanundan/kanunlardan bahsediyorlarsa, bu aynı zamanda doğadaki düzenliliğe vurgu yapmıyor mu?
  4. anibal

    Fizik Kanunları Nedir?

    Enteresan bir soru. Hacı sanırım gene uçup kaçıp, keh keh keh demek istemiş. Fizik kanunları, hiç bir şey var iken yok olamaz, yok iken de var olamaz mevzusunun, insan aklında matematik denen zımbırtı ile ifade edilmesidir. Matematik formüller, çarpım tablosu vs. den ibaret değildir, bunu akılda tutmakta büyük hikmetler vardır.
  5. Bugün
  6. Geta

    Bir sac ayağı daha çıktı: Muharrem İnce parti kuruyor

    şu an siyasette çok mutlu iki insan var: biri muharrem ince, diğeri meral akşener. bu iki ismin ortak tarafları; biri solun, diğeri sağın umudu idi. fakat ikisi de o patlamayı yapamadı. gözden düştükleri bir süreçte de iki gelişme oldu: m.ince'nin parti kuracağım salvosu chp'yi panikletti. d.bahçeli'nin daveti m.akşener'i kıymetlendirdi. evet an itibariyle bu iki isim çocuklar kadar mutlu şimdi. m.ince önce chp'nin, sonra ülkenin başına geçmeyi hayal etti. ikisini de başaramadı. m.akşener de iki hayalle yola çıkmıştı. o da önceki partisinde mücadele vermiş, olmayınca kendi yolunu çizmişti. m.ince de elindeki son kozu oynuyor. chp'yi endişelendiren şey, m.ince'nin kuracağı partiyle cumhurbaşkanı olma olasılığı değil elbette. m.ince parti kurarsa, m.akşener'in benzer kaderini yaşar. en fazla barajı zorlayarak meclise partisini sokar. m.ince biraz chp'den biraz da iyi parti'den oy alabilir. parti kurarsa.. fakat kurmayacak. şimdilik m.akşener gibi şu günlerin tadını çıkaracak.
  7. Neden bazı şeyleri anlamıyorsunuz, anlarsanız umudunuz yiteceğinden mi korkuyorsunuz? Bu ülkede Türk kalmadı diyoruz, halen eskisi gibi zan ediyorsunuz. Türkler araplaştı, araplaşmayanlar bile AKP zihniyetinde, bu yüzden Türkler zaten CHP'ye oy vermiyordu şimdi ise hiç vermiyorlar. Bu ülkede CHP'nin hiç iktidar olmaması iktidar olmanın yanından bile geçmemesi size bir şeyler söylemiyor mu?
  8. Googler

    Bir sac ayağı daha çıktı: Muharrem İnce parti kuruyor

    Sen ve senin gibi düşünenlerin gözden kaçırdığı önemli bir nokta var. Canan K. hiçbir zaman CHP'nin ön planda, görünen bir yüzü olmadı. Sen bu kadının TV'de göründüğünü, herhangi bir tartışma programına katıldığını, ya da partisi adına açıklama yaptığını duydun mu? İl başkanlığı önemli bir mevki değil. Canan K. da hiçbir zaman parti adına politika yapıcı ya da partiyi temsil edici biri olmadı. Kılıöçdaroğlu onu şimdiye kadar çok iyi idare etti. Ve kurmaylarını partinin ana siyasi çizgisini yansıtan Atatürkçüler içinden seçmeye gayret etti. Parti içi dengeyi sağlamak adına da her görüşten birilerine şöyle ya da böyle bir görev verdi. Bunların hiç biri de Atatürk karşıtı ya da kürtçü bir tavır sergilemediler. Gerek K.K. gerekse de M. İnce belediye seçimlerinde önemli miktarda kürt oyu olduğunu değerlendiriyor ve politikalarını ona göre belirliyorlar. Bu politikaların dozu biraz dahi kaçacak olursa partinin Atatürkçü tabanının desteğini çekmesi işten bile olmaz. Yani tam bir kumar oynuyorlar. Ve elimde gerçek durumu ortaya koyacak güvenilir istatistik veriler olmasa da ben onların bu tespitine katılmıyorum. Bence bu konuda her ikisi de yanılıyor ve fena halde çuvallayabilirler. Kürtlerin, önümüzdeki C.B. seçimi 2. tura kaldığında CHP'nin çatı adayına destek vereceklerinin net göstergeleri mevcut değil. Kinleri hala o kadar derin ki, CHP'ye düşmanlıkları o kadar keskin ki CHP'nin adayına oy vermektense sandığa gitmemeyi tercih edeceklerdir. VE yine RTE kazanacaktır. Muharrem İnce'yi de bu yanılgının içinde görmek doğrusu beni hayal kırıklığına uğrattı. Hırsı aklının, mantığının önüne geçmiş görünüyor, saçmalıyor. 2018 seçimini kazanacağına gerçekten inanmıştı. Ecevit başardıysa ben de başarabilirim dedi. Ama o günün Türkiyesi kesinlikle bugününküyle aynı değil. Tamam, zeki adam, çok iyi bir hatip falan da derinlikli siyasal-toplumsal analiz yapacak çapta biri olmadığı da açık. Türkiye gayet belirgin bir biçimde sosyal dönüşüm geçirmiştir. Bunu görememeleri, kendi düşlerine körü körüne inanmaları onları hayal dünyasına sürüklüyor. Yarın yapacağı açıklamayı sabırsızlıkla bekliyorum. Saçmalama diyorum, ama korkarım öyle olacak.
  9. Geta

    Fizik Kanunları Nedir?

    doğadaki işleyişi açıklayan yasalardır.
  10. Bu halk AKP gibi olmayanı istemiyor, halk ne ise Y-CHP de odur, kendine layık olanı yapmış, zaten AKP ile eşitlendi, artık iktidara ortak olabilir.
  11. Geta

    İslamda gözün bilgi kaynağı olmaması 25.kare olayı

    türk tasavvuf edebiyatında "şathiye" türünde kaleme alınan şiir örneklerinden biridir aşık veysel'in yukarıdaki şiiri. şathiye türünde genellikle bektaşi şairleri şiirler yazmıştır. ancak yunus emre'nin de, niyazi mısrî'nin de bu tarzda şiirleri vardır. şathiye; alaylı, tanrı ile teklifsizce senli benli konuşmaların yapıldığı sıra dışı şiirlerdir. şairlerin kendilerinden geçtikleri anlarda bu şiirleri yazdıkları düşünülür. bu şairler ateist değildir. bu tarzın en güzel örneklerini ise kaygusuz abdal vermiştir. Yücelerden yüce tanrı Gündüzlerden gece tanrı İsmin vardır cismin yoktur Sen benzersin hiçe tanrı Yücelerden yüce gördüm Erbabsın sen koca tanrı Bu allahlığı sen nerden Satın aldın kaça tanrı Ali ile bir olmuşsun Bir mektepte okumuşsun Ali olmuş hafız kelam Sen okursun hece tanrı Kıldan bir köprü yapmışsın Gelsin kullar geçsin deyu Hele biz şöyle duralım Yiğit isen sen geç tanrı Yaratmışsın bağ-u cennet Kulların etsinler sohbet Cehennemi ne yarattın Be akılı koca tanrı Unuttuk diye namazı Bizi ateşe atarsın Kul yanması abes değil Gel bas kızgın saca tanrı Senin kulların anılır Atası anası ile Senin anan baban yoktur Benzersin bir tanrı Seni her yerde görürüm İçin dışını bilirim Sırrın halka faş edersem Halin nice olur tanrı Kaygusuzum der buradan Cümle mahluku yaradan Kaldır perdeyi aradan Gezelim beraber tanrı (Kaygusuz Abdal)
  12. https://aydinlik.com.tr/haber/bu-da-oldu-taraf-yazari-chp-nin-tepesinde-215638 Arkadaş AKP'yi "dinci Kemalist" olmakla suçlayan, Fetullah hayranı, liberal ve açılımcı birisiymiş. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
  13. Taraf gibi Fetullahçı-liboş bir gazetede yazmış birisinden bahsediyoruz sonuç olarak. Bütün bunlar sadece HDP'lilerden oy almak için mi yani? Peki ya Türkler bunlar yüzünden CHP'ye oy vermiyorsa?
  14. Googler

    Bir sac ayağı daha çıktı: Muharrem İnce parti kuruyor

    Ben diyeceğimi dedim. Hala anlamış görünmüyorsun. Kürt seçmenden oy alabilmek için yapılan şeyler bunlar. Sanki aynını Muharrem İnce yapmayacak mı? Daha şimdiden Kürt kartına oynamaya başladığını göremiyor musun?
  15. https://aydinlik.com.tr/haber/bu-da-oldu-taraf-yazari-chp-nin-tepesinde-215638 Bu habere ne diyorsun?
  16. bayşapka

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Beyaza doğru renk geçişi yapmak istiyorsan RGB ile olmaz, HSL'nin lightness parametresini arttırman gerekir. L değerini 50 üstü tercih edenler ırkçıdır.
  17. bayşapka

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Malesef hiçbir yazdığında kale alınacak bir içerik yok. Kendini islamiyetten üstün görme çabasındasın, İslamiyetin bütünü ise bu. Yani aslında yeldeğirmeniyle savaşan sensin. Onu bırak da şunu açıkla sayın don kişot: Kadir gecesi kaç yıldan daha hayırlıdır?
  18. kavak

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Gereken lüzum üzerine yeniden...
  19. Hasan Akçay

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Elbette haklı bir itirazdır bu. "365 gün mucizesi"ni uyduranlar, kanıt diye "Bak bak! Kuran'da 365 tane GÜN kelimesi var!" diyorlar. Tipik bir minareye kılıf dikiverme hinliği. Yetmedi, bir iddia daha uyduruyorlar: ay kelimesi 12 kez geçer şehr olarak. Demek ki neymiş, 1 sene 12 ŞEHR imiş (= 354 gün) Yine tipik bir minareye kılıf uydurma hinliği. O sözde 12 ŞEHR kelimesinin biri Mâide 97'dedir: ve el şehrel haram... ve bu ifade Hz Muhammed sağken harekesizdi, muhtemelen eşhurul hurum diye kıraat ediliyordu (öyle ki mevcut bazı meallerde ifademiz haram aylar diye tercüme edilmiş); mushafa harekeler eklenirken ise günümüzdeki kıraat tercih edilmiş, o kadar yani söz konusu olan şey harekelemeyi kotaran beşerin tercihidir, Allah'ın hükmü değil. Bu durumda sayı 1 (bir) eksildiğine göre ay kelimesi 11 kere geçer şehr olarak; demek ki neymiş, bir sene 11 ŞEHR imiş (= 324 gün). Uydurulan mucize hatırına 1 sene 324 gündür mü diycez?
  20. Emrh91

    Bu nasıl bir hastalıktır?

    Teşekkür ederim. Tanım hep BTA psikozdu. Zaten BTA ile Şizofreni birbirine çok yakın vakalar. Sizin de yazmış olduğunuz gibi BTA tanımlanamamış hali. Şizofren olabilme ihtimalim de yüksek ayrıca.
  21. Yesterday
  22. RadikalKemalist

    AKP ve MHP'den Meral Akşener'e çağrı

    Evet ama Meral Akşener neden çıkıp bu soruyu sormuyor? Sorsa çok fena rezil edecek ama yapmıyor.
  23. kavak

    AKP ve MHP'den Meral Akşener'e çağrı

    Bu tür davranışlar, siyaset dünyasında çok doğaldır. Türkiye gibi çağdaşlaşmayı bir türlü yakalayamamış ülkelerde daha da doğaldır, çünkü seçmenler siyasetçilerin bu tür davranışların hesabını ciddi bir şekilde sormuyorlar veya umursamıyorlar. Siyasetçiler de bunun farkındalar. Yani "dün dündür, bugün bugün" zihniyeti hălă geçerlidir. Batı ülkelerinde bu şekilde siyaset yapmak olanaksız, çünkü oradaki seçmenler bu tür ucuz siyaseti kolay kolay affetmez.
  24. Smile Buddha

    Ayrılıkçı Türkler hakkında

    https://www.yenicaggazetesi.com.tr/evrenin-kurt-devleti-projesi-raftan-indirildi-128445h.htm https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39599042 Valileri halk seçecekmiş. Kürtler çoğunluk olan yerlerde özerk durumuna dönüşür bu.
  25. haci

    Fizik Kanunları Nedir?

    Fizik kanunlarndan ne anlıyoruz?
  26. kavak

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Sence konu sahibinin bu iki anlamlı soruyu yanıtlama olasılığı ne kadardır?
  27. Smile Buddha

    Ayrılıkçı Türkler hakkında

    TRT deki konuşmasını kaydetmek için elimde imkan yoktu. Bu sonraki konuşması.
  28. haci

    EVREN-İNSAN

    Evrenin en ilginç özelliği aklı, bilinci, hatta canlılığı değildir. Eşi bulunmaz bir entelektüaliteye sahip olmasıdır. Evren bunu insanı yaratarak başarmıştır. Bu başarıyı bir Tanrıya atfetmek, evrene yapılacak en büyük haksızlıktır. Evren yalnız kendi kaynaklarından yararlanarak önce canlıları, ardından üstün entelektüalitesi ile insanı yaratmıştır. İnsanın yaratılışına kadar evrenin bir amacı yoktur. Başka bir deyişle insan bilinçli bir evren tarafından bir amaca hizmet etmek üzere yaratılmamıştır. Evren bir arayış içinde değildir. Sadece rasgele denemeler yapmaktadır. Bu denemeler sırasında bütün canlılar gibi insan da, tesadüfen yaratılmıştır. Bu amaçsız bir yaratılıştır. Ama insanın ortaya çıkması herşeyi tümden değiştirmiş ve evrene ilginç bir sorumluluk ve amaç yüklemiştir. Bilinçli bir akla kavuşan evren artık yaratılış nedenini ve amacını araştırmaya başlamıştır. İnsanda bilince kavuşan evren onların olmayacağını kabul etmek istememektedir. Çünkü insan henüz evrensel bilinç ve entelektüaliteyi simgelediğinin ve kendisinin evren-insan olduğunun farkında değildir. Başını kaldırıp gökyüzüne bakan evren-insan, aslında kendisine baktığının bilincinde değildir. Gözlemlediği muhteşem manzaranın kendisi olduğunu henüz bilmemektedir. Evren-insanı yaratan evren, sonunda bir amaca sahip olmuştur. Bu amaç kendisini yakından tanımaktır. Bu sorumluluğu üstlenen evren-insan, bilimi oluşturarak kendini incelemeye ve bulduklarından yararlanarak, varlığına bir anlam kazandırmaya çalışmaktadır. Bu anlam evrenin canlı olmasından çok daha fazladır. Kendiliğinden ortaya çıkan bu muhteşem evren sonunda varlık nedenini açıklayacak bir entelektüaliteye sahip olmuştur. Canlılık evren için yeterli değildir. Evren aynı zamanda akıllı, bilinçli ve entelektüel bir varlıktır. Evrenin canlı olduğu iddiasını kabul etmek neden önemlidir? Genel bir görüşe göre canlılık evrenin içinde ortaya çıkmıştır. Canlılığın kökenini bu şekilde belirtmek aslında canlılık hakkında önemli bir beyanda bulunmaktır. Buna göre canlılığı evrenden soyutlamak mümkündür. Hatta yalnız mümkün değildir. Aynı zamanda gereklidir de. Bu ifade canlılıkla evren arasındaki ilişkilere atıfta bulunmamakata, öyle bir ilişkinin olabileceğine değinmemektedir. Bu yaklaşımla ne evren hakkında doğru bir yorum yapmak ne de canlılığın doğasını doğru olarak bilmek mümkündür. Canlılık evrenin içinde ortaya çıkmıştır ama, evrenden soyutlanamaz. Çünkü canlılık yalnız evrende mevcut ve evren tarafından sürekli olarak sentez edilmekte olan elementlerden oluşmuştur ve onların uyduğu bütün fizik yasalarına harfiyen uymaktadır. Canlılıkla ilgili özel fizik yasaları yoktur. Canlılığı evrenden soyutlayan her düşünce ve her açıklama ona bir tür ayrıcalık tanımaktadır. Bu ayrıcalık maddenin davranışları ile ilgilidir. Maddenin canlı bir varlık olarak davranması, nasıl bir ayrıcalıktır? Evrende mevcut fizik kanunlarının bazı elementlere olan etkisi diğerlerine olan etkilerinden daha mı farklıdır? Şimdiye kadar öyle bir etki gösterilememiştir. O halde cansız maddenin bazı koşullarda canlı gibi davranması canlıların sahip olduğu bir ayrıcalık değildir. Evrenin içinde ortaya çıkan canlılık, evrenin canlılık kazanması ile özdeşdir. Evrenin canlılık kazanması ise onun canlı olması demektir. Bu canlılığın temeli Big Bang'de atılmıştır. Bilim yaşamın evrenin yalnız bir köşesinde maddenin kendiliğinden örgütlenerek başladığını savunmaz. Her ne kadar yüzeyel olarak böyle bir başlangıç söz konusu ise de, bu yaklaşım evrenin diğer yerlerini dikkate almadığı için, yeterince bilimsel değildir ve bir inanç olmaktan öteye gidemez. Canlılık evrende madde ve enerjinin çeşitli niteliklerinden ve davranış örneklerinden biridir. Muhtemelen evrende yalnız dünya ile sınırlı olmayıp, yaygın bir fenomendir. Evren madde ise ve canlılık yalnız maddeden ibaretse, aynı zamanda canlıdır da. Ateizm de bu kavramı adapte etmek zorundadır. Ateizm de canlılığın çok özel, farklı kanunlarla denetlenen ve ayrıcalıklı bir nitelik olduğunu savunmaz, savunmamalıdır. Ateizme göre de canlılık evrende bir köşede kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Ateizme göre de evren canlı, akıllı, bilinçli ve entelektüel bir varlık olmak zorundadır. Buna varlığının çeşitli aşamalarında kavuşmuştur. Bilindiği kadarıyla evren 13,4 milyar yıllık yaşamının en az son 4 milyar yılını canlı olarak deneyimlemektedir. Evrenin canlılığının tohumları Big Bang ile atılmıştır. Evrende tesadüfen ortaya çıkan ve insanla özdeşleşen akıl, bilinç ve entelektüalite bir anlam içermeyebilir. Bir asteroid dünyaya 4 milyar yıldır hükmeden canlı yaşamı yok edebilir. Evren buna karşı kendini koruyamayacak ve insanlık sonuca boyun eğmek zorunda kalacaktır diyebilirsiniz. İnsanda ileri bir teknolojiye kavuşan evren, insan aracılığı ile kendi varlığını tehdit eden doğal felaketlere karşı önlem almaya çalışabilir. Yaşam dünyada 4 milyar yok önce ortaya çıkmıştır. Bu yaşam güneşin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Herhangi doğal bir süreç sonu güneş sönerse, dünyada da yaşamın sonu gelecektir. Ama insanda bilince kavuşan evren bu şekilde bir sonu kabul etmeyecektir. Bu bilinç evrende yaşamaya devam edeceği bir gezegen aramaya ve gerektiğinde oraya taşınmaya çalışacaktır. Daha şimdiden ilerde yaşamak için uygun olacağı düşünülen gezegenler araştırılmaktadır. Bilince kavuşan evren artık kendi geleceğine de hükmetmeye başlamıştır. Canlı, bilinçli, hatta entelektüel evren, kendisini her türlü tehlikeden, doğal felaketlerden, bu bağlamda kendisinden bile, savunmaya ve korumaya çalışacak, fizik kanunlarından yararlanıp doğal olguları manüple ederek varlığını sürdürmeye devam edecektir. Bu süreç başlamıştır. Evrenin insanda bilince kavuşması insana diğer canlıları ilgilendirmeyen bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır. Her insan toplumunun ortak sorumluluğudur. Her bireysel insanın sorumluluğudur. Bu sorumluluk yalnız eylem ve davranış bazında değildir. Aynı zamanda düşünce bazındadır, inanç bazındadır, entelektüel bazdadır. İslam'ın öngördüğü gibi insan evrenin halifesi veya efendisi değildir. İnsan evrenin kendisidir. Aslında bu ilginç gerçek insana evrenin sahibi olmaktan daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Evren bize ait değildir. Evren bizizdir. Onu istediğimiz gibi kullanmamalıyız. Onun doğasını öğrenmeli ve onu korumalıyız. Bunun için de önce kendi doğamızı öğrenmeli ve kendimizi yakından tanımalıyız. Dünyada insanın ve dünyanın geleceğini düşünürken çoğu kere birkaç yüzyılla, bilemedin birkaç bin yılla yetiniriz. Oysa insanın dünyada geleceğini onbinlerce, yüzbinlerce yılla da ifade edebiliriz. Bu da yetmez.. Bu geleceği milyonlarca yılla, ya da yüzmilyonlarca yıllla, hatta milyarlarca yılla da belirtebiliriz. Dört milyar yıldır var olan canlıların ve bu arada insanların da ilerde var olmaya devam etmesi artık biz insanların sorumluluğu olmuştur. Bilince ve akla kavuşan evren-insan bunu başaracak entelektüalite ve beceriye sahiptir. Tabii aslında bu başarıdan insan değil, evrenin kendisi sorumlu olacaktır. Yaşayan her canlıda canlı ve cansız kesim vardır. Tırnaklar cansızdır. Derinin keratin tabakası cansızdır. Canlı varlıklarda cansız dokular vardır. Ama bunlardan bile daha önemli olarak evren canlıdır. Çünkü evrende madde kendi kendine organize olarak canlılık ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle evrende canlı varlıklar evren dışı ve üstü bir mekanizma ile değil, cansızların uyduğu fizik kanunları ile kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Evrenin cansız olduğu iddiası, canlı varlıkların ilahi veya cansızların uymadığı çok farklı bir mekanizma ile ortaya çıktığını telkin etmektedir. Oysa cansız maddelerin uyduğu bütün fizik kanunlarına canlılar aynen uyarlar ve başka spesifik kanunlardan yararlanmadan canlılık kazanırlar. Evrende bilinç ve insanda doruğa ulaşan akıl ve entelektüalite de maddenin davranış biçimlerinden biridir ve kendi kendine ortaya çıkmıştır. Evrende akıllı, mantıklı, entelektüel canlılar var mıdır? Onlar evrende kendi kendilerine ortaya çıkmışlar mıdır? O halde evren canlıdır ve Big Bang'de canlı olma potansiyeli ile ortaya çıkmıştır. Yani Big Bang'le ortaya çıkan evren canlılık potansiyeli içermektedir. Evrenin yaşı 13,7 milyar yıldır. Canlılığın dünyadaki yaşı 4 milyar yıldır. Evrenin sınırlı da olsa yalnız bir kısmının canlı olması, tümünün canlı potansiyeli olması demektir. Bu potansiyel dünyada olduğu gibi, henüz bilmediğimiz başka gezegenlerde de kendini manifest etmiş olabilir. Evrenin canlı olup olmadığı yeni olmayıp, yıllardır tartışılan bir konudur. Ama şimdiye kadar bu sorunun cevabı kesin olarak verilmiş değildir. Biz bu sorunun kesin cevabını veriyoruz. Evrenin canlı olmasından başka olasılık yoktur. Evren kesin olarak, en ufak bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde canlıdır. Nedenlerine bakalım: Evrende var olan canlılar yine evrende var olan elementlerden oluşmuşlardır. Canlılar cansız dediğimiz maddenin bütün davranışlarını sergilerler. Canlılar cansız maddenin uyduğu fizik yasalarna aynen uyarlar. Canlılar için ayrı ve özgün fizik yasaları yoktur. Canlı ve cansız arasında elementer ve moleküler düzeyde fark yoktur. Fark onların davranışlarındadır. Evrende enerji sürekli bir dönüşüm içindedir. Canlılık enerji dönüşümünden başka birşey değildir. Evrende enerji yok olmaz. Zamanla enerjinin kullanılabilirliği azalır. Buna entropi denir ki canlıların yaşamına da hükmeder ve yaşlılıktan sorumludur. Evrende enerji sürekli olarak bir yerden diğer yerlere taşınır. Canlının vücudunda da aynı mekanizma mevcuttur. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için dışardan sürekli olarak enerji sağlamaları gerekir. Yıldızlar varlıklarını sürdürmek için madde olarak depolanan enerjiyi, maddeyi kuantum mekanik süreçlerle birleştirerek veya parçalayarak açığa çıkarırlar ve etrafa yayarlar. Canlılarda ve cansız evrende sürekli bir enerji devinimi ve dönüşümü vardır. Canlılığı oluşturan maddeler ve onların cansız karşılığı kendi kendilerine örgütlenme paradigmasına uyarlar. Kasırgalar ve tayfunlar ve canlılar iki ekstremde yer alan ve kendi kendilerine örgütlenen otokatokinetik sistemlerdir. Maddenin davranış biçimlerinden biri de canlılıktır. Canlılık maddenin olağanüstü bir davranış örneği değildir. Bilim insanları arasında canlılığın maddenin olağan davranışları sonucu ortaya çıktığı konusunda genel bir konsensus vardır. Canlılarda maddenin davranışı karmaşıktır ama, bu karmaşıklık yüzmilyonlarca yıl içinde ilk canlıda organize olmuş, milyarlarca yıl içinde canlılarda günümüzdeki şeklini almıştır. Canlı olmak için maddenin olağanüstü davranışlarda bulunmaması, bize canlılığın evrenin diğer gezegenlerinde de ortaya çıkmaması için bir neden olmadığını göstermektedir. Canlı madde cansız maddenin devamı olduğuna göre ve evrenin her yerinde canlılık kendiliğinden ortaya çıkabileceği için bütün evreni cansız yerine canlı kabul etmek zorunluğu vardır. Şu anda cansız olan gezegenlerde de ilerde canlılığın ortaya çıkmayacağının kesinliği yoktur. Evren hem bir gezegende canlılık kazanmıştır, hem de bütün gezegenler söz konusu olunca, potansiyel olarak canlıdır. Evrenin canlı olmayıp, yalnız bir köşesinin veya bazı köşelerinin canlı olduğunu iddia etmek, canlılığa cansızlıktan farklı birtakım nitelikler atfetmektir. Davranışları dışında, yalnız canlı varlıkların sahip olduğu özgün nitelikler yoktur. Canlılık evrende madde ve enerjinin davranış biçimlerinden biridir. Canlılık ve cansızlık birbirleri ile iç içedir. Canlılık ve cansızlık birbirlerinin devamıdır. Canlılık ve cansızlık fiziksel olarak aynı şeylerdir. Ama ben bunları yazabiliyor, siz bunları okuyabiliyorsanız.... HEPİMİZ EVRENİZ. HEPİMİZ CANLIYIZ.
  1. Daha fazla aktivite göster
×
×
  • Yeni Oluştur...