Jump to content

Emre_1974tr

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    348
  • Katılım

  • Son ziyaret

Emre_1974tr kullanıcısının paylaşımları

  1. Büyük bir tuzak içeren uydurma hadis şöyle demektedir: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teala hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı." Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizi, Da'avat 105, (3533) Yani bu rivayete/dedikoduya göre bir toplum hiç günah işlemezse yok edilirmiş. Ama tabii ki bu yalan insanları saptırma, günaha yöneltme amaçlı uydurulmuştur. Gerçek ise bunun tam tersidir elbette. Rabbimiz bir toplumu hiç günah işlemezse değil, tam tersine, günaha batarsa helak etmektadir ve Kuran'da da bu bilgiyi bize iletmekte: Yunus Suresi 13 Yemin olsun ki biz sizden önceki kuşakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine açık kanıtlar getirdiği halde inanmadıkları için, helak ettik. Günaha batanlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız. İsra Suresi 17 Nûh'tan sonra da nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter. Araf Suresi 4 Nice yurtları ve medeniyetleri yere batırdık biz. Öyle ki, geceleyin yahut öğlen uykusu uyumakta oldukları bir sırada azabımız tepelerine iniverdi. 5 Azabımız onlara gelip çattığında, yaptıkları, şu çığlığı yükseltmekten başka bir şey olmamıştır: Biz gerçekten zalimlerdik. En'am Suresi 6 Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi? Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş, üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. Derken, onları kendi günahlarıyla helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk. Ayrıca Rabbimiz iyilikte yarışan ve günahtan/haramdan uzak duran toplumları yok etmek şöyle dursun daha bu dünyada nimetlerle buluşturuyor ve cennetimsi güzel bir yaşam sunuyor: Hud 117: Halkı erdemli davrandığı sürece, Rabbin kentleri yok edecek değildir. Enfal 53. Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir Cin Suresi 16. Eğer yolda, kıvamında yürüselerdi, onlara bol bir su ile suvarırdık, 17. Ki onları, onun içinde imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden/Kur'an'dan yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe yükselen bir azaba sokar. Araf 96 O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki üzerlerine gökten ve yerden bereketler saçardık. Ama yalanladılar, biz de onları, kazanır olduklarıyla yakalayıverdik. Görüldüğü üzere hadis öğretisi Kuran öğretisinin(İslam'ın) tam tersini insanlara benimsetmeye çalışarak felsefi temeli istediği hale getirmeyi amaçlıyor. Peki günahı insanlara masum göstermek isteyen ve bu uğurda din maskesini kullanan kimdi? Araf Suresi 11 Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o. A'raf Suresi 16 Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım." Fatır Suresi 5 Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın. Ayetlerde belirtildiği üzere bu cin(İblis) çeşitli yalanlarla insanları günaha yönlendirmeye çalışmaktadır. Araf Suresi 9. "Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz." 20. Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir." Tarih boyunca, yani ilk insandan beri hep aynı oyunu oynamaya çalışmaktadır şeytan. Eğer doğrudan insanları kötüleğe çağırsa birçok insan kaçabilir ondan, ama birçok hileyle, maskeyle ve de adım adım zihinleri pişirerek ele geçirmektedir. Bu tuzağa çok dikkat. Doğru yol üzerine kurularak insanların dünya ve ahirette ızdıraba sürüklenmesini hedefliyor... Ve bu cinin insanların ayaklarını kaydırmak için kullandığı ana öğretisi tarih boyunca Spiritualizm yani Ruhçuluk olmuştur. Konuyla ilgili videomuzu yine veriyorum: http://www.youtube.com/watch?v=va4L78ls6rc Ruhçu Öğreti insanların cehenneme yuvarlanmasını hedeflediğinden, bunu gerçekleştirme yöntemlerinden biri de günahı masum hatta zorunlu birşey gibi göstermek için çabalamasıdır. Tekamül ve mutlak dualite inançlarını insanlara benimseterek kötülüğü ve ızdırabı sanki kurtuluşa ulaşmak için gerekli şeylermiş gibi sunma hinliğini sergilemektedir. Bu amaçla İncil gibi koruma altında olmayan eski kutsal kitapları bile değiştirip dini dejenere etmeye kalktılar. Ama Kuran Allah tarafından koruma altındaydı ve bu yüzden ona dokunamıyordu insanlar ve cinler.O zaman da Kuran'ın yetersiz olduğu hurafesini topluma kabul ettirerek hadisleri(rivayetleri/dedikoduları), mezhep ve tasavvuf öğretilerini(dolayısıyla da ruhçuluğu) dine ortak etme zulmüne giriştiler. Aslında Rabbimizin söylediği üzere bize bırakılan ve korunan tek dini kaynak kutsal kitabımızdı ve din alanında yalnızca ona sarılmalıydık: Casiye Suresi 6 İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah'tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?! Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. 6-Enam Suresi 38 http://www.youtube.com/watch?v=GTBNUXNQhsA Ruhçuluktan korunmuş olan yeryüzündeki tek kaynak da yine Kuran'dır ve yine ona yönelerek Allah'ın dinini öğrenebilir, doğru yaşam/imtihan felsefesine ulaşabiliriz. Yazının konusu olan meşhur hadis/rivayet ise, dünyayı imtihan değil de tekamül yeri gibi gösterme bozgunculuğunu işlemenin yanı sıra, Allah'ın sanki kullarının hata yapıp sıkıntıya düşmelerini istediği gibi bir izlenim yaratmaya çalışmaktadır. İşin ilginci bu hadis o kadar benimsenmiştir ki birçok kimse tarafından ayet bile sanılmaktadır maalesef... Tekrar edelim; Rabbimiz günah işlemeyen toplumları değil, günahkar-kötü toplumları yok etmekte ve yerine hayırlı-iyi milleti getirmektedir. Ve günahdan uzak duran birey ve toplulukları ise daha bu dünyada bile mükafatlandırmaya başlamaktadır: Enfal Suresi 51. "İşte bu, ellerinizin önden gönderdiği şeyler yüzündendir. Allah, kullara asla zulmetmez." 52. Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi gibi. Allah'ın ayetlerini inkâr ettiler de Allah onları günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah Kavîdir, çok güçlüdür; azabı çok şiddetli yapandır O. 53. Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir Muhammed Suresi 38 İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysaki, cimrilik eden kendi aleyhine cimrileşmiş olur. Allah Ganî'dir; yoksul olan sizlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar. Ve Rabbimiz; helak ettiği ve edeceği toplumları ahirette de cehenneme atacağını söylüyor. Buradan da Allah'ın günah işlemeyen bir toplumu dünyada da yok etmeyeceğini rahatlıkla farkedebiliriz. Çünkü bilindiği üzere iyiler, ayetlere uyanlar cennete gidecekler... Zaten düşünsenize, işlenen tek bir günah bile bazen zincirleme başka günahlara ve sıkıntılara da yol açabilir. Yanlışın çoğu gibi azından da elden geldiğince uzak durulmalıdır. Maide Suresi 90 Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktik; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Ayrıca Ruhçu Öğreti başka bir "cinlik" yaparak hiç günah işlememeyi "tanrısallık" olarak göstermeye çalışmaktadır ve aklı sıra günahdan tamamen uzak duranın aşırıya kaçmış olduğunu telkin etmektedir. Ama, halbuki örneğin cennetteki insanlar da hiç günah işlemezler ve bunun tanrılaşmayla yakından uzaktan bir ilgisi yoktur ( aynı şekilde ahiret evreninde ölümsüz olmanın da...) : Vakıa Suresi 25. Ne boş bir laf işitirler orada ne de günaha sokacak bir şey. Belki eğer bir kişi veya topluluk hiç günah işlemeyecek olsaydı, Allah bunu daha onları yaratmadan bildiğinden, doğrudan cennette varedeceği düşünülebilir (zihin jimnastiği yapacak olursak). Yani bu dünyanın sıkıntılarını hiç yaşamayacakları.. Ama bu durumda bile dünyada(evrende) yaratıp sonra helak etmesi söz konusu olmayacaktı. Zaten doğrudan cennet yaşamına başlamış olurlardı... *** Rabbimiz bizlere günahdan uzak durun diye emrederken buna karşılık insanların düşmanı İblis ise günaha çağırmaktadır. Allah Adem'e ve eşine "şu ağaçtan uzak durun" derken, İblis ise "ağaca yaklaşın o sizi geliştirecek" yalanıyla harama yönlendirmektedir. İşte yazının başında verdiğim hadis de aynı şekilde günahı yüceltmeye ve hatta cazip göstermeye çalışmaktadır. Aynı tuzağı içermektedir... Sadece bu olay bile, insanların hadis denilen dedikodu ve rivayetlerden neden uzak durması gerektiğini çok etkili bir şekilde gözler önüne seriyor. İslam öğretisinin tam zıttı bir felsefe insanlara ustaca aşılanmaya çalışılıyor ne yazık ki... Koruma altında olmayan İncil ve daha eski kitaplarda da durum benzerdir ve onlar da din dışıdır artık. Kuran ise korunan tek kitap olarak gerçek İslam'ı sunmakta ve bizleri aydınlatmaktadır.Yüce Allah'ın emrettiği üzere başka hiçbir kitabı veya kaynağı ortak etmeden tek dini rehber olarak Kuran'ı yani O'nun sözlerini kabul etmeli insanlık... Selam ve sevgiler http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/12/meshur-uydurma-hadisteki-yonlendirmeye.html
  2. Emre_1974tr

    Gökler/Evrenler

    Peygamberin imtihanı kazandığı ayetlerden belli. Bunun dışında kimin kazandığı veya kazansa bile şimdiden yaratılıp yaratılmadığı dünyadakiler tarafından bilinemez. Selam
  3. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Namazın da tüm ayrıntısı var: http://www.kurandakidin.com/2012/03/kuranda-namaz-ibadeti-nasil-anlatilmaktadir/ Selam
  4. Kuran'ın yazarı Allah'tır. Allah'ın sözlerini içerir. Ve elimizdeki tek kutsal kitap şu an için Kuran'dır. Selam
  5. Gayet açık anlattım. O yüzlerce yıl önce yazılmış olanlar dediğin de insan yazımı olanlar. Bizlere şu an da sunulanlar onlar. Gerçek Tevrat değil, Kuran, Tevrat'ın gerçeğinin ellerinde olduğunu söyler. Selam
  6. Hayır, o kazılarda ortaya çıkan insan yazımı olanlar. Kuran gerçek Tevrat, Zebur ve İncil'den bahseder. Piyasadaki hadis kitaplarından değil. Aslında kitapların orjinalleri tahrif olmuyor(en azından son peygamberin döneminde varlar). Sadece insanlar Tevrat, Zebur ve İnciller adı altında başka kitapları piyasaya sürüyor. Yani hadis kitaplarını... Selam.
  7. Hayır, şu an insanlığa iletmediklerini söylüyorum kutsal kitaplarını. Zaten o zaman da bunu yapıyorlarmış: En'am Suresi 91 Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. De ki "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Siz o Kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
  8. En'am Suresi 91 Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. De ki "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Siz o Kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
  9. Şu an piyasadakiler hadis kitapları. Hele ki İnciller adı altındaki bir çok kitap yazarların gözlemlerini içeriyor. Sadece Kuran var şu an kutsal kitap olarak elimizde. Gerçek Tevrat, Zebur ve İncil tekrar piyasaya çıkar mı göreceğiz. Ellerinde şu anda da olabilir, önemli olan insanlığa sunup sunmamaları. Selam
  10. İşte bir de gerçek Tevrat'a ve Zebur'a ulaşabilselerdi, Kuran'daki namazla tamamen aynı olurdu Yahudilerin kıldığı anmaz da. Hatta tamamen Müslüman olurlardı. Gerçekte Hıristiyanlık veya Musevilik diye ayrı dinler yok. Hep İslam'ı gönderdi yüce Allah. Selam
  11. Yüzüstü yere kapanma ifadeleri de var, bu yüzden resimde gördüğün şekilde seccadeli, secdeli resmetmiş Hıristiyanlar. Diğer bahsettiğin ayrıntılar ise sadece Kuran'da var elbette. Kuran farkı. Yani kutsal kitap ile hadis kitapları arasındaki fark. Selam
  12. Secde içeren ve günde 3 kez yapılan dua namazdır. Namazın içinde hep dua vardır. Diğer açıdan bakarsak da; işte hadis kitaplarıyla Kuran farkı. Kuran namazla, namazın içindeki dua ile, sadece duayı ayırarak verir ve gerçeğini gösterir. Buna karşılık piyasadaki Zebur, Tevrat, İnciller adı verilen hadis kitapları ise eksik ve hatalı anlatımlar kullanır. Namazı anlatırken, sadece secde ederek günde 3 vakit dua etmek tarzında ayrıntı içermeyen tanımlamalar var. Bu yüzden hadis kitapları dinin kaynağı değildir, Sadece ve sadece Kuran dinin kaynağıdır. Selam
  13. Şu an elimizdeki tek kutsal kitap olan Kuran, bu namaz ibadetini tüm ayrıntısıyla ve gerçek haliyle anlatan tek kaynaktır elbette: http://www.kurandakidin.com/2012/03/kuranda-namaz-ibadeti-nasil-anlatilmaktadir/ Selam
  14. Piyasadaki Zebur, Tevrat ve İnciller adı altındaki hadis kitaplarında da namaz vardır ve 3 vakittir. Örnek vermek gerekirse: ZEBUR (MEZMUR) 55;16,17 16 Bense Tanrı'ya seslenirim, RAB kurtarır beni. 17 Sabah, öğlen, akşam kederimden feryat ederim, O işitir sesimi. DANIEL 6;10 10 Daniel yasanın imzalandığını öğrenince evine gitti. Üst odasının Yeruşalim yönüne bakan pencereleri açıktı. Daha önce yaptığı gibi her gün üç kez diz çöküp dua etti, Tanrısı'na övgüler sundu. Bir de Hıristiyan ve Yahudilerin bu anlatımı nasıl resmettiğine bakalım: Daniel 6;10 Daniel at Prayer http://deepwellswithglennmyers.blogspot.com.tr/2013/01/practices-of-prayer-in-early-church.html
  15. Emre_1974tr

    Allah sadist mi ?

    Şu yazımı okursan konuyu öğrenebilirsin: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2013/11/kotuluk-problemine-cevap.html Selam
  16. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Sözde cevap veren nikli arkadaş, verdiğim yazıları okumuyorsun bile. Kibirinden sana yutturulan atalar öğretisini din diye sunmaya azgınca devam ediyorsun. Ayetlere/delillere bakmaya niyetin bile yok. Belki de malum güçlerin forumdaki yeni sahte karakterlerindensindir, kimbilir. Pagan öğretini ve sapkınlığını terk etmen için her zaman kapılar açık. Biraz çabala, bataklıktan kurtulabilirsin. İslam dininin kapısı her zaman açık insanlara. Yeter ki bir gün zincirlerini kırmaya ve gerçeğe yönelmeye gayret et. Başlangıç için: http://www.kurandakidin.com/ Selam
  17. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Yok kitap mükemmel bir şekilde açıklıyor, kendi kendini tefsir ediyor. Sorun dediğim gibi insanlarda, karakterlerindeki sorunda. Zaten bu yüzden yeryüzünde bir çok din var. Gerçekte ise tek din var. Selam
  18. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Merak etme, yüce Rabbim en güzel hükmü verir. Selam
  19. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Orada peygambere özgü evlilik kısıtlaması var. Bundan sonra evlenmek yasak sana deniliyor(boşansa bile). Bir de kadınların mehir alması gerekirken, eğer kadınlar isterse peygamberle mehirsiz evlenebileceği yazmakta. Yani orada sayılan kişiler aslında herkese helal. Herkes kuzeniyle evlenebilir. Orada peygambere özgü olan ise sadece mehir olayı... Bu arada Hıristiyan misyoner Desert Wind, sizin hadis kitaplarınızda da namaz 3 vakit, buna sonra geleceğiz inşallah. Selam
  20. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Kitaba bütünlük içinde bakınca tek ve gerçek yorum ortaya çıkıyor. Kalplerinde hastalık bulunanlar ise milyonlarca farklı anlam çıkarmaya kalkabilir, hatta ayetlere sembolik ve mecazi anlamlar yükleyerek bambaşka şeyler söyleyebilir. Kitabı bütünlük içinde okuyacaksın derken örneğin: Ey iman edenler! Yönetiminiz altındakilerle, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç vakitte izin istesinler. Fecir(Sabah) namazından önce, öğle vakti elbisenizi çıkardığınızda, işa(akşam) namazından sonra. çıplak olabileceğiniz üç vakittir bunlar. 24 Nur Suresi 58 Gibi , kitaptaki tüm ayetler, tüm ifadeler gözönüne alınmalıdır. Ve apaçık birinci açık anlamı kabul edilmelidir öncelikle. O zaman hemen herkes aynı açık anlam üzerinde anlayacaktır ayetleri, Kitabı. Selam
  21. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    VUSTA (ORTA, EN İYİ) NAMAZI Vusta namazına delil olarak 2Bakara Suresi 238. ayet gösterilir. Namazları koruyun. Ve vusta (orta, en iyi) namazı da. 2 Bakara Suresi 238 Sabah ve akşam namazının vakitlerini çıkardığımız ayetler ve bu ayet dışında namaz vakitlerinin çıkartılabileceği hiçbir ayet yoktur. Demek ki namaz vakitleri bu ayetlerden anlaşılacaktır. Günün bir ucundaki namaz sabah namazı, günün diğer ucundaki namaz da akşam namazı olunca orta namazını bu iki namazın ortasında aramak lazımdır. Tüm kültürlerde günün uyanmayla başladığını, gecenin dinlenmemiz için yaratıldığını, geceleyin kalkıp ibadetin bir tek Peygamberimiz’e has kılındığını (17İsra Suresi 79) düşünürsek orta namazı, sabah ile akşam namazının arasında gündüz kalan vakit olur. “Vusta” kelimesine “orta” manasının verilmesinden günün ortalarında kılınan bir namaz olduğunu düşünenler olabilse de bu kelimeyi sınırlayan hiçbir ifade olmadığı için sabah ile akşamın arasında kalan tüm zaman dilimini, bu namazın vakti olarak kabul etmek gerekir. Vusta namazı ifadesinden, orta namazı sonucuna varıldığında “vusta” kelimesi hem namazın ismini, hem zaman dilimini belirleyen kelime olur. Diğer bir görüşe göre “vusta” kelimesinin “en iyi” manasına sahip olduğu, bu kelimenin bir namazı belirtmediği, ayetten namazların korunması ve en iyi şekilde kılınmasının anlaşıldığı söylenir. “Vusta” kelimesi üzerinde bir inceleme bu konuya açıklık getirecektir. 2Bakara Suresi 143, 5Maide Suresi 89, 68Kalem Suresi 28, 100Adiyat Suresi 5 ayetlerinde de bu kelime geçer. Bu ayetleri inceleyerek “vusta” kelimesini anlamaya çalışabilirsiniz. Görüldüğü gibi Kuran’da namazın beş vakit olduğuna dair bir ifade yoktur. Namazın uzunluğu, rükuda, secdede ne söyleneceği de Kuran’da geçmez. Aslında hadislerde de namazın uzun mu, kısa mı olduğu, rükuda, secdede ne söylenmesi gerektiği bulunmaz. Bugünkü anlatılan namazın uydurma dolu hadislerle bile açıklanması mümkün değildir. Namazdaki birçok husus tamamen mezhep kurucularının şahsi görüşleriyle oluşmuştur. Peygamber’in hem çok uzun hem de çok kısa namaz kıldığına; uzun rüku, uzun secde ettiğine dair de birçok hadis vardır. Ama mezhepçiler, rükuları üç “Subhane rabbiyel azim”, secdeleri üç “Subhane rabbiyel ala” ifadeleriyle belirlemiş, taklitçilerini sadece bu ifadelere mahkum edip, Allah’ın serbest bıraktığını gereksiz yere sınırlamışlardır. Normalde rükuda ve secdede belirli ifadeleri söylememizin gerekip gerekmediği, namazın süresinin kişinin şahsi görüşüne bırakıldığı, Kuran’dan anlaşılacağı gibi hadisler doğru yorumlansaydı da anlaşılabilirdi. Mezhepler serbest bir alanı kendi belirlemeleriyle dondurmuşlardır. Hadislerin hepsinden namazın beş vakit olduğu da çıkmaz. Birçok hadisten Peygamberimiz’in üç vakit namaz kıldığı çıkar. özellikle Şiiler üç vakit namaz kılarken bunu kendi hadislerine dayandırırlar. Şiiler’in üç vakit kılıp, bu üç vakitte beş vakit namazı birleştirmelerinin, iki ekol arasında orta yol bulma gibi bir çabadan kaynaklandığını sanıyoruz. Kuran’ın hiçbir yerinde birleştirme(cem) diye bir konudan bahsedilmez. Kuran’a göre namaz belirttiğimiz vakitlerde farzdır. Eğer üç vakit namaz kılıp, bu üç vakitte beş veya yirmi vakit namaz kılıyorsanız yine de üç vakit kılmış olursunuz. Yatsı namazını kılacak kişi ben beş vakit namazı yatsı namazında birleştirdim dese de bir tek yatsı namazını kılmış olur. çünkü namazı, farz olan vakit namazı yapan, kılınan rekat sayısı değil, belli bir vakitte kılınır oluşudur. Şiiler gibi Ehli Sünnet’in Şafi, Maliki, Hanbeli mezhepleri de namazları birleştirme konusunda çok toleranslı olmuşlardır. Bir kısmı hiç sebepsiz, bir kısmı şiddetli yağmurda bile namazların birleştirilebileceğini düşünmüştür. Yani mezheplere göre; Peygamber beş vakit namazı üç vakitte cem etti (birleştirdi) diyenler, aslında namazın üç vakitten çok olamayacağını kabul etmiş olurlar. Namazın minimumu farz namazlar kadardır. Namazın fazladan kılınması gayet doğaldır. Farz namazların beş ilan edilmesi Sünni mezheplerin bir yorumudur. Eğer namaz beş vakit olsaydı, Kuran’dan bunların ismi, vakti belli olurdu. Kuran’da Peygamber’e özel, fazladan ibadet vakti bile belirtilmişken (17İsra Suresi 79), tüm Müslümanlara farz olan bir namazın vaktinin belirtilmemesi hiç mümkün müdür? Evvelki ayetlerden görüldüğü gibi, Kuran’da belli olan namazlar vardır. Neden vakti belli olmayan ikindi gibi, yatsı gibi namazların farz olduğunu düşünelim? Tahminimiz bazı kişiler Allah’ı zikretme (hatırlama), Allah’ı tespih etme (yüceltme, yönelme) ile ilgili ayetlerdeki tespih, zikretme faaliyetlerini düzene koymak için fazladan namazlar farzlaştırmışlardır. Zikretme ve tespih faaliyetlerini namaz kılarak yapmak güzel bir yöntem olabilir ama Allah’ın farzlaştırmadığı şekilde bu vakitleri namaz vakti olarak farzlaştırma kabul edilemez. 17 öyleyse akşama erdiğinizde de, sabaha erdiğinizde de tespih (yüceltme, yönelme) Allah’adır. 18 övgü O’nundur. Göklerde ve yerde, günün sonunda, öğleye erdiğinizde. 30 Rum Suresi 17,18 http://www.kurandakidin.com/2012/03/kuranda-namaz-ibadeti-nasil-anlatilmaktadir/
  22. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Orda soru sormadım cevapladım sizi, sözde cevap veren arkadaş. Cübbeli nikli arkadaşa gerçeği gösterdim. Daha bunu algılayacaksın önce, sayfalar dolusu mezhep öğretilerini robot gibi buraya aktarmayacaksın. Akledeceksin, sorgulayacaksın, önce karşındaki ne diyor onu anlayacaksın. Ayetlere yönelip araştıracaksın ve aklını kullanacaksın. Şimdi tekrar oku yazdığımı. Baştan alıyoruz. Selam
  23. Emre_1974tr

    Gökler/Evrenler

    Bak Desert Wind siz Hıristiyanlar da İsa peygamberin yaşadığına inanıyorsunuz. Kuran tüm elçi ve peygamberlerin cennette yaşadığını söyleyerek , İsa peygamberin de diğerleri gibi bedenen hayatta olduğunu belirtmiş oluyor. Şehitler ve elçiler vefatlarından hemen sonra yaratılıyorlar Ahiret Evreni'nde, yani Rabbin Katı'nda. Selam
  24. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    2. soru bir Hıristiyan olan sana da yönelik Desert Wind, cevaplayabilirsin dilersen. Selam
  25. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Bir mezhep inanırına forumdaki 5 sorum 1- Allah namazın 3 vakit olduğunu ve nasıl kılınacağını söylüyor ayetlerinde. Bu bağlamda, senin din adamların mı daha iyi biliyordur, yoksa Allah mı? Ve neden? 2- Piyasadaki Tevrat ve İncil`de üçleme geçmediği halde, kendini dine adamış, uzman, binlerce yılın birikimi olan Hıristiyan uleması insanlara "üçlemeye tapacaksınız" diyor. Buna karşılık bazı din adamı olmayan Hıristiyanlar "hayır üçlemeye tapmak yanlışa sapmaktır" diyor. Sence ömrünü ilahiyata adamış Hıristiyan din adamları mı daha iyi biliyor, yoksa üçlemeyi kabul etmeyen ama din adamı olmayan Hıristiyanlar mı? Ve neden? 3- Yine ömrünü dine adamış, bütün kutsal kitapları bilen, bilgili-entellektüel Hindu din adamları "ana tanrının yansıması olarak sayısız alt tanrı var" diyor. Şimdi bu uzmanlaşmış, bilgili Hindu din adamları mı doğruyu biliyor? Yoksa sen mi doğruyu biliyorsun(çok tanrıyı redederek)? Ve neden? 4- Ömrünü İslam`a adamış bir alevi ilahiyat profesörü, Ali`yi kutsallaştırırken, Allah`a ortaklar koşarken, o mu daha iyi biliyor? Yoksa bir İslam profesörü olmadığın halde sen "hayır olmaz öyle şey" diyerek, daha mı iyi biliyorsun? Ve neden? 5- Allah Kuran`dan başka bir kaynağı yasaklamışken, bunu defalarca ayetlerinde söylerken... Allah mı daha iyi biliyor "yalnız Kuran" derken? Yoksa sen mi daha iyi biliyorsun "hayır, hadislere, icma, kıyas ve diğer yardımcıları da ihtiyacımız var" derken? Ve neden? Selam ve sevgiler.
×
×
  • Yeni Oluştur...