Jump to content

Magnesia

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    156
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

Magnesia Hakkında

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Magnesia

    RUM SURESİ MUCİZESİ VE KANITLAR

    Başlık yazısını "bu adam ne demek istemiş" diye okudum, bir çuval masal anlatmışsın, çocuğum ne dedin de biz dediğini okumadık? Şöyle kendi ifadelerinle, adam gibi, anlaşılır cümlelerle ne demek istediğini yaz, okumazsak namerdim.. Bak aha da yemin ediyom, cevap bile vercem...
  2. Magnesia

    GPS

    Bir kaç ay önce İstanbul Florya'daydım. Küçükçekmece'de bir adrese gitmem lazımdı ama yolu bilmiyordum. Telefonumda adresi yazıp yolu sorduğumda gayet kısa güzel bir güzargah çizdi. Baktım olur gibi, tamam hadi gidelim dedim. Yan koltuğa sesi açıp bıraktım. Abartmasız söylüyorum, 15 dakikalık yolu tam 1 saatte götürdü. İstanbul trafiğinde 1 saat sağa dön, sola dön komutlarıyla perişan bir vaziyette tamamladım. Tamam, gideceğim yere vardım, ama o kalabalık bölgede per-perişan oldum... Bundan sonra çok gerekmedikçe kullanmam..
  3. Magnesia

    10 yıl sonra tekrar merhaba

    Katılıyorum. Geçmişte forum için yaptığı çalışmalar, gelecekte yapacaklarını aynası olacaktır. Ayrıca ben bir buçuk'un şucu ya da bucu değil de, kafasının karışık olduğunu düşünüyorum...
  4. Magnesia

    10 yıl sonra tekrar merhaba

    Ne forumlar geldi geçti. Onlarca... İsimlerini bile unuttuk.. Sexy Huri bile forum açmıştı. Ateistforum'dan başka hiç biri kalmadı.. Zaten tamamına yakını Ateistforum'dan kopanlar tarafından açılmıştı. Dinci bir gurup Ateistforum'a kızdı, toptan forumdan ayrılıp kendilerine paralı bir forum açtılar. Fakat teknik admin olarak bir Ateist'i seçtiler, bir ay sonra foruma kendileri de giremediler. Hatırladığım en komik mevzuların başında gelir. Fikirsel'i de hatırlıyorum, CultureClub ha babam kendi yazar dururdu. Kemalistforum, cumhuriyet forum da Ateistforum küskünlerinin açtığı, bir süre sonra kapanan forumlardandı. Daha aklıma gelmeyen pek çok forum açıldı, yaşayamadı kapandı... Ama kapanmalarına da hak vermek lazım, çünkü forum işi ciddi özveri isteyen, yorucu ve oldukça kapsamlı bir iş. Herkesin yapabileceği bir iş değil...
  5. Magnesia

    Piri Reis

    4.Murat 1639'da Amsterdam'a bir adamını gönderip matbaa'ları inceleyip bir tanesini almasını ve İstanbul'a getirmesini emreder. Gönderilen eleman o dönem en iyisi kabul edilen ahşap bir matbaa'yı beğenir ve bin altın vererek satın alır. Gemiye yüklenen matbaa deniz yoluyla İstanbul'a getirilir. Fakat 4.Murat, matbaa İstanbul'a geldiğinde genç yaşta ölmüş, yerine kardeşi Deli İbrahim geçmiştir. Matbaa'ya karşı olanlar ve matbaa karşıtı guruplar hemen kulis yapmaya başlarlar ve İbrahim'i etkileyerek matbaa'yı imha etmeye ikna ederler. Baskılar sonunda İbrahim "tiz bu ucube eritile" diye emir verir. Matbaa'nın ahşap olduğunu bilmediklerinden matbaa demirciye gönderilir, ama ahşaptan yapıldığından demirci matbaayı eritemez. 3 altına bir Yahudi'ye satar. Osmanlı coğrafyasına adım atma cüreti gösteren matbaa'nın başına gelenler, Yahudi'ye satılma olayından sonra da devam ederek uzun bir makaleye konu olur. Makale bir İstanbul gazetesinde 1920'de yayınlanmıştır. Bu hikayenin doğruluğunu bilemeyiz, ama matbaa karşıtı gurupların var olduğunu gayet iyi biliyoruz. Çünkü matbaa icat edildikten tam 200 yıl sonra Osmanlı coğrafyasına girmiştir. Düşünün bir kere; matbaa'nın ancak 200 yılda (1720'ler) girebildiği bir ülkeyi konuşuyoruz. Kitap yok, yazar yok okuma yazma bilen yok, bunu değiştirmek için çaba gösteren yok. Matbaa Osmanlı coğrafyasına girmesin diye kulis yapanlar, matbaa karşıtı guruplar var. Devamlı engelliyorlar matbaa'nın ülkeye girmesini. Oysa ki matbaa'nın hayati önemi var; matbaa gelecek kitaplar çoğaltılacak, çoğalan kitapları daha çok insan okuyacak, insanlar okudukça aydınlanacak. Ama olmuyor, insanların aydınlanması 200 yıl öteleniyor. Bizim atalarımız matbaa'ya set koyarken batılı ülkelerde aydınlanma çağı çoktan başlamış durumda. Dünyanın çehresini değiştirecek kitaplar peş peşe patlıyor. Büyük düşünürler düşüncelerini insanlarla paylaşıyor. Bu nedenle kısa zamanda teknoloji ve sanayinin alt yapısını kuracaklar, 1800'lerin başından itibaren sanayi devrimini gerçekleştirmeye başlayacaklar. Almanya'da Daimler isimli şahıs otomobil yapmaya kafa patlatırken, Osmanlı hala Şeyhülislam fetvalarıyla yönetilmeye devam ediyor olacak. Zaten bu kafayla kısa zamanda yarı sömürge haline gelip, Avrupa'lı ülkelerin oyuncağı olacak. Hiç tartışmasız bunun temel sebebi dindir. Bu konular üzerine yaklaşık yirmi yıldır yazdığımdan, yeniden yorum getirmeye çalışmayacağım. Ama aynı temel sebebin ülkenin başına hala bela olmaya devam ediyor olması insanın canını acıtıyor...
  6. Magnesia

    En büyük sır henüz çözülmedi

    Ben Getaf nikli, beyni boş şahıs ile atılmadan önce bir muhabbet etmek istiyordum, kısmet değilmiş.. Artık başka bir bahara...
  7. Magnesia

    Piri Reis

    Sevgili Haci, Ben bu başlık altındaki yazılarımı Piri Reis ve Osmanlı'nın neden uzak denizlere açılamadığı konusuna odaklanarak yazdım. Osmanlı'nın geri kalması, geri kalmasının İslamla ilişkeleri başka bir başlık konusu olduğundan, o noktalara değinmedim. Ama çok tarih okuyan, tarihe çok meraklı biri olarak, tarih bağlamında o konulara da değiniriz... Seninle beraber...
  8. Magnesia

    Piri Reis

    Tamam doğru diyorsun, ama Fransa ve İngiltere yükselişe geçerken, Osmanlı da düşüşe geçiyor. Kanuni'den itibaren Osmanlı artık o güçlü Osmanlı olmaktan çıkmaya başlamıştır. Kanuni ile başlayan bu düşüş 350 yıl sonra Dünya savaşıyla noktalanmış. (Unutulmamalı ki Piri Reis'in kellesini isteyen de Kanuni'dir. Ona muhteşem derler, ama o kadar da muhteşem bir padişah değil, tam tersi çöküşün başlamasını tetikleyen padişahtır. Nedenleri başka bir tartışma konusudur.) Bu 350 yıllık süreç içinde Osmanlı tamamen çürümüş, her türlü ahlaksızlığın, soygunun, talanın yaşandığı bir periyoda girilmiş. Neredeyse senede bir ya da iki kere yaşanan isyanlar, saraydaki kepazelikler ve güç kavgaları, durmaksızın gerileyen ve artık savaşları birer birer kaybeden Osmanlı'nın kafasını kadırıp etrafına bakmasına engel olmuştur. O dönem en uzun yaşayan padişah 30-40 sene yaşamış, ölüm yaş ortalaması 20-25'lerdedir. Padişahlar gencecik ölüyor, çünkü sarayda güç kavgası var, zehirleyip duruyorlar padişahları. Mesela Fatih'in çocuklarının tümü genç yaşta ölüveriyor (2.Beyazıt hariç). Hatta Fatih bir sefere çıkmışken çadırında aniden fenalaşıp ölüyor. Neden öldüğü hala sır, bilinmiyor. Başa geçen padişah tüm erkek kardeşleri katlediyor, bazen erkek varis bile kalmıyor. Çocuk padişahlar başa geçiyor, onların vasileri canının istediği gibi ülkeyi yönetiyor. Bu şekilde on yıllar süren karanlık dönemler var... Bazı padişahlar uçkurunun peşinde, haremden dışarı çıkmıyor; bazısı oğlancı küçük erkek çocukların peşinde, halkın erkek çocuklarını zorla toplatıyor; bazıları pedofili, küçük kız çocuklarının peşinde; bazıları ise kadehlerin peşinde, ayık gezmiyor. Yeniçeriler isyan etmek için hazır kuvvet bekliyor. Her isyan ülkeyi daha da batırıyor, çünkü isyanlar padişahların değişmesiyle son buluyor ve tekrar toparlanmak zaman alıyor. Padişah değişince tüm yeniçerilere cülus bahşişi adı altında para dağıtmak zorunlu. Zaten isyanlar da çoğunlukla bunun için yapılıyor. Hazine tamtakır, parayı nereden bulup verecekler? Ya borç alınıyor, ya da eldeki değerli madenler eritilip (hatta saraydaki şamdan falan gibi değerli süs eşyaları bile) para basılıyor. Dağıtmaya yetsin diye basılan paraların gramajından, basılmış mevcut paraların köşelerinden kırparak paralar eksiltiliyor. (Sırf bu gramaj kırpılmasına bağlı olarak yapılmış bir isyan bile var) Ülkede düzenli bir yönetim yok. 30 yıl oda hapsinde kalmış, gök yüzünün rengini bile unutmuş yarı deli bir şehzade birden bire tahta oturtuluyor, bu herif ne halt yesin? Hatta bazen direk deli, kendi adını bile bilmeyen, altın sikkeleri balıklara yem diye atan zır deliler tahta oturtuluyor. Kendi keyfinde, boş vermiş padişahlar yönetimde. Mesela deli İbrahim'in oğlu Avcı Mehmet (4.Mehmet) 7 yaşında padişah olmuş, yetişkinliğe geçtiğinde avcılığa merak sarmış. Bu herif devlet işlerini bırakır, aylarca sürek avlarına çıkarmış. Memlekette isyanlar almış gitmiş. Tahttan indirmişler. Oğlu 2.Mustafa, babasından 8 yıl sonra tahta geçiriliyor, bu da avcılıkta meşhur, babası gibi sürek avlarına çıkıyor. Avcılık yapmamaya yemin ettirilerek tahtta kalmasına izin veriliyor. Bu şartlar altındaki Osmanlı'nın uzak denizlere açılıp yeni koloniler kurması, bırak koloni kurmasını, bunu düşünmesi mümkün mü?
  9. Magnesia

    En büyük sır henüz çözülmedi

    Aynı dincilerin mantığı.. Onlar da sanki mal bulmuş mağribi gibi "allah yok, olsa görürdük diyon ama aklımız da görünmüyor, peki aklımız yok mu" şeklinde yaklaşımda bulunurlar. Bu da aynı yöntemle geliştirilmiş bir mantık... Zayıf Ateizm (negatif Ateizm) yaklaşımı bile değil bu yaklaşım, olsa olsa Deistik bir yaklaşım olur... Diğer deyişle tanrıcı bir yaklaşım... Belki kafası karışmış bir gencin görüşü...
  10. Magnesia

    Tüm güzel kadınlara açık mektup!

    Alman kadınları dengesizdir. Neye, ne şekilde tepki vereceklerini tahmin edilemez. Bir anda fırtınalı bir havaya döner, ya da aylarca sakin-sessiz olabilir. İşin ilginç tarafı Almanya'da doğmuş, ya da küçükken gidip o kültürü almış Türkiye'li kadınlar da aynı durumdadır. Net bir şekilde söylenecek söylenecek şey şudur; bizim Almancı kadınlar, ya da Alman kadınlar (yiyelim-içelim muhabbeti dışında) uzak durulması "er kişinin" yararınadır... Bunu yazan tosun değil, Almanya hakkında biligisi olan biridir...
  11. Magnesia

    Avukat var mı aramızda?

    HAGB kararı (Hükmün açıklanmasını geri bırakmak) yetişkinler için 5 yıl, 18 yaşından küçükler için 3 yıldır.
  12. Magnesia

    Mirac'a Gerçekten Çıkıldı mı?

    Muhammed mi uydurmuş, sonrakiler mi bilmem, ama tümden, akıllara zarar bir hikaye. Ayrıntıları çok daha uzun. Mesela Burak tarifi neredeyse bir sayfa sürer. Belli ki kısa bir hikaye asırlar boyu lastik gibi uzatılmış, çeşitli ilavelerle komik bir hale getirilmiş. Hadis kaynaklı bir aktarıma göre Muhammed gece yaşadığı bu olayı sabah Sahabe'ye anlatır. Sahabe Muhammed'e inanmaz ve gülüşmeler olur. O sırada Ebubekir gelir ve mevzunun ne olduğunu sorar, Muhammed bir kere de Ebubekir'e anlatır. Ebubekir "dinledim ben inandım, siz de inanacaksınız" der.
  13. Magnesia

    VİCDAN SAHİPLERİNE SESLENİYORUM!!

    Ossuruktan tayyare, selam söyle o yare...
  14. Magnesia

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Bu söylediklerinin hepsi hatalı... Batılı ülkelerde 20-30 sene yaşarsan o dile hakim olur, ciddi bir konuşucu olursun. Kırıklık kalmaz, seni kendilerinden farklı saymazlar. Türkçe'de bu mümkün değildir. Ben İngilizceyi değil, tüm batı dillerini, hatta uzak doğu dillerini baz aldım. Dil bilimi okumuş biri olarak bunları görerek konuşuyorum... Sert ünsüzlerin yumuşaması kuralını bir cahile öğretmek için zarf olarak attım, Türkçe'de çok daha karmaşık ve zor Gramer kuralları var... Sen de aynı tuzağa düşüp konuşma... Türkçe'deki suffix olayı, Türkçe öğrenemek isteyen yabancıların içinden çıkamadığı bir karmaşadır. Beceremezler...
  15. Magnesia

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Olmaz, İngilizce öğretmenlerine böyle laf konuşmak yanlış... Onların elinde bir kitap var, o kitaba göre öğretiyorlar... Ne öğrendilerse onu aktarıyorlar... Sen tavsiye istedin, ben de tavsiye verdim...
×