Jump to content

Astral

Sadece Ateistler Grubu
  • İçerik sayısı

    386
  • Katılım

  • Son ziyaret

İletiler bölümüne Astral kullanıcısının eklediği dosyalar


  1. Beş farklı diyalog birleştirilmişse neyi savunduğunu anlayamadım açarmısın?

    Yani beş ayrı ses kaydı var ve bunlar arka arkaya birleştirilmiş. Anlaşılmayacak birşey yok. Grafiklerden de görebilirsin. İç içe geçirme, anlam bozma vs... gibi sahtekarlıklar yok. Muhtemelen kullandıkları editör ses düzeyini dengelemek için parçaların bütünü üzerinde bir "re-compression" yapmış olmalı. Bunlar normaldir. Zaten parçaları birbirine karıştırarak anlaşılması zor bir sahtekarlık yapacak teknoloji dünyada yok henüz. Dolayısıyla parçaların kendi içinde bir sahtekarlık tesbit edemedilerse bu anlamda bir montaj yok demektir.


  2. Özellikle şu kısım çarpıtılmış:

    "6. Local analysis

    The Power and DC analysis indicate inconsistencies in the intended speech signal, five regions with different Power and DC distributions, consistent with signals from five different recordings (see Figure 2). The Waveform and Energy analysis revealed four groups of consecutive zero quantization level samples: 9094170-9176692, 13162022-13202218, 15695778-15777603, and 23304074-23327632

    ...

    The four groups of consecutive zero quantization level samples are placed right between the five regions with different recordings."

    Bire bir tercüme yapmaya çalışmayacağım. Kafası karışanlar için anlatayım. Burada sözü edilenler tamamen beş ayrı parçayı birleştirmek için kullanılan programdan kaynaklanmaktadır. (artık ne kullanmışlarsa) Bunu kasıtlı olarak yapılan oynamaları gizlemek için gerçekleştirilen bir işlem gibi çarpıtmışlar. Buradan çıkacak tek sonuç bunun tek bir sürekli diyalog değil beş ayrı diyaloğun birleşimi olduğudur.


  3. ...

    Orjinal raporun sonuç bölümü ses kaydı ile ilgili olarak özetle şunu söylüyor:

    - Ses kaydı orjinal değil.

    - Veri kalitesinde düşmeye sebep olan iki ayrı "re-compression" algoritması izleri taşıyor. Sonuncusu muhtemelen YouTube kaynaklı olarak.

    - Beş ayrı diyalog izleri taşıyor.

    Yani bilmediğimiz herhangi bir şey söylemiyor. Bunun dışında bu raporu veren haberde çok ciddi kasıtlı çarpıtmalar var. Mesela:

    - Ses kaydı üzerindeki işlemlerin tespit edilememesi için kaydın ses kalitesinin en az 4 kez düşürülerek maskelendiği bu şekilde her türlü kesme, kopyalama ve ekleme izlerinin kaybedildiği ve maskelendiği belirlenmiştir.

    Raporun hiçbir yerinde bu anlama gelecek bir ifade yok. Bu bariz bir yalan.

    Yapılan bu ilk tespitler neticesinde; bu kayıt üzerinden, ses kaydının hangi dakikalarında kesme, yapıstırma, dublaj ve/veya montaj işlemlerinin yapıldığının teknik olarak belirlemenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    Bu da yalan. Böyle birşey söylemiyor.

    - Bu ses kaydının üzerinde yapılan maskeleme işleminden dolayı teknik olarak "bu görüşme gerçektir ya da montajdır" demek bilimselliğe aykırıdır.

    Bu da yalan. Ayrıca kastılı olarak bir "maskeleme işlemi" yapıldığı izlenimi verilmeye çalışılmış. Bu sebeple raporun orjinalinde geçen bir ifade çarpıtılmış. Raporda sadece veri yoğunluğunu düşüren sıkıştırma algoritmalarının bir takım işlemleri maskeleyebileceğinden bahsediyor ki bunu zaten bilmek için uzman olmaya gerek yok. Eğer bu laboratuvara bu söz konusu beş ayrı diyalogun içeriğinin montaj olup olmadığını sorsalardı alacakları cevap farklı olacaktı ve (tabi ki her zaman kesin konuşmaktan kaçınacakları için) böyle bir ize rastlamadıkları cevabını alacaklardı. Ve bunun tercümesi de montaj olmadığı olacaktır. Yani kasıtlı olarak asıl mesele sorulmayıp YouTube içerisinden kopyaladıkları ses kaydının teknik analizi çarpıtılmış. Ahlaksız herifler. Onlar da çok iyi biliyor ki böyle bir montaj teknik incelemeye yakalanmadan asla kurtulamaz.

    Raporda sözü edilen iki tane sıkıştırma algoritması var. Bunlar tabi ki beş diyaloğu birleştirmek için kullandıkları programdan ve YouTube dan kaynaklananlar. Yani yeni birşey yok. Diyaloglar gerçek!


  4. Siteyi ilk defa duydum eğer anladığım Wikipedia nın islami bir tarzı ise Kuran tek başına yetmiyor mu bilgilendirmek için. Hadis aynı şekilde

    Bu site İslam hakkında gerçekleri anlatmak için açılmış. Tabi ki gerçekler hiçbir zaman İslam'dan yana olamaz. Geniş bir kaynak olmakla birlikte güncel bilgiler ve haberler de veriyor. Anladığım kadarıyla Wikipedia'daki İslam maddelerinin müslümanlar tarafından sabote edilmesi sebebiyle gerek duyulmuş. İslam hakkında güncel ve ayrıntılı bilgi ve haber veren sitelerden birkaç tane daha ekleyeyim:

    http://www.barenakedislam.com/

    http://www.jihadwatch.org/

    http://www.answeringmuslims.com/

    http://www.thereligionofpeace.com/

    http://www.faithfreedom.org/


  5. Çok özür diliyorum arkadaşlar. Son yazım demiştim ama bu konuda asıl yazmak istediğimi yazmadan benim için tam bir kapanış olmayacağını farkettim. Daha önce de dediğim gibi başlıkta yazılanları okumadım ve okumayacağım. Hatta bu girişimde yazılanlara gözüm kaymaması için özel önlem aldım.

    İnternet bağımlılığı adı altında toplanan bağımlılıklara baktığımızda İnternet olmadan önce var olan bağımlılıkların İnternet'e kayması (oyun, kumar gibi) ve bunun dışında İnternet ile birlikte çıkan yeniliklerle ilgili (sosyal ağlar gibi) bağımlılıkları görüyoruz. İnternet bağımlılığının teknik tanımı şudur: Kişiyi görünüşte İnternet'e bağımlı yapan, yani bağımlının İnternet'te ilgilendiği her şeyi, sosyal ağları, oyunları falan İnternet'ten çıkardığımızda bu kişi yine de İnternet olsunda ne olursa olsun anlamında (mesela hiç ilgisi olmasa bile P2P network proje grubuna katılacağım gibi birşey söylüyorsa) bir bağımlılık gösteriyorsa o kişi İnternet bağımlısıdır. Eğer değilse sorununun İnternet ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Teknik olarak böyledir. Dolayısıyla kişi mesela sosyal ağlar vasıtasıyla çarpık bir sosyalleşme (Sanal demiyorum, çünkü sanal başka birşey) alışkanlığı kazanmışsa bunun İnternet bağımlısı olarak anılmaması gerekir. Yalnız İnternet teknolojisiyle gelen bir takım yeniliklere bağlı olduğu için kolaylık açısından İnternet ile ilgili bağımlılıklar adı altında toplanabilir. İnternet ile ilgili bağımlılıklardan birine yakalanmış bir hastaya da İnternet bağımlısı değil, İnternet ile ilgili bağımlı ya da İnternet kaynaklı bağımlı denmesi gerekir. Eğer meselenin neyle ilgisi olduğu biliniyorsa, (mesela sosyal ağ) ilgili olduğu alanla ilgili adlandırılmalıdır. Meseleyi teknik olarak tartışma şansına sahip olmadığımız için konu buna gelmedi. Bunu da aradan çıkarmış olalım.

    Daha önce de dediğim gibi İnternet, haz ve tatmine ondan önce olmadığı kadar kolay erişim sağlamış, bağımlılığa yatkın olduğu halde erişim olanağı olmadığı için bağımlı olmayan insanların da ilgili alanlarda bağımlılık kazanmasını sağlamıştır. Dolayısıyla İnternet'in haz ve tatminle ilişkilendirilmesi kişilerde mümkündür. Yine de konu bağımlılık olunca sadece kendi ilgili olduğu alanlarda kalacaklar ve doğrudan İnternet'in teknolojisine bağımlı olmayacaklardır. Dolayısıyla İnternet'in bu özelliği İnternet bağımlılığının değil, İnternet ile ilgili bağımlılıkların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

    İstatistikler ise tamamen ayrı bir konu. "İnternet bağımlılığı" adı altındaki istatistiklere hiçbir zaman güvenmedim. Evlilikle ilgili olanına hiç güvenemem. Her ailenin bir danışmanı olsa ve bundan ayrıntılı geri dönüş alınmış olsa bile yine bir evliliğin gerçekte neden bozulduğunu anlamak hiç kolay değildir. Ayrıca daha önce de dediğim gibi mesela depresif birisi İnternet'i gülmek, eğlenmek için bir tedavi gibi kullanıyorsa bunu anlamayabilirsiniz. Ama o yine bağımlıdır. vs... Kısaca bunları da tekrar etmiş olayım.

    Tanımlama hataları yüzünden hasta olmayanların ve başka sorunları olanların hasta sınıfına sokulduğunu ve ilgisiz konuların İnternet'e mal edildiğini, daha önce de var olan konuların farklı bir paketle ortaya sunulduğunu ve bununla ilgili bir uydurma ekonomi yaratıldığını da kısaca tekrar edeyim. Bunda ya kasıt olduğunu ya da teknolojik cehaletin rol oynadığını da tekrar belirteyim.

    İnternet'te çok fazla zaman harcayan insanlara gelince. Benim ölçütüm iş ve belli bir amaç dışında İnternet'te günde iki saatten fazla zaman harcıyorsanız bu ciddi bir sorundur. Eğer durumunuz böyleyse derhal İnternet'ten uzaklaşıp kaçtığınız sorunlar neyse onlarla yüzleşin derim.

    Yapmak istediğim tartışmanın özetle başlıkları bunlardı. Kişisel olarak hedef alındığım izlenimine kapıldığım için aklım karmakarışık oldu ve konuya odaklanamadım. Bu da benim hatam. Sonuçta kişileri dikkate almamam gerekirdi. Forum ortamında kişilerle ilgilenmek rüyadaki karakterlerle çekişmek kadar anlamsızdır.


  6. Astral arkadaşım sen konuyla ilgili döküman, makale ne varsa yolla bana, ya da burdan paylaş; çünkü o bahsettiğin tarama olayı çok ilgimi çekti. İnsan hafızasının taranıp saklanacağı günler geliyor mu yoksa bu bir rüya mı? İnsan kopyalanması bence gayet normal bir olaydır, ben bunda etik olmayan bir taraf göremiyorum, "Zaten maddeysek etik mi kaldı, aman ya" gibi bir düşüncem de yok, ben sadece iyi niyetle bunları söylüyorum, eğer ölenlerin kopyalarının yapılması mümkünse insanlar dondurulmalılar, en azından aileler için bu bir teselli olur, kimsenin burda kötü bir amacı yok

    Tarama meselesi zaten kolay. Sonuç olarak maddeden bahsediyoruz. Sihirli birşey değil. Önemli olan verileri değerlendirecek beyini yapabilecek teknolojinin gelişmesi. Beyin dediğim de organik olmayacak. Zaten organik beyin zayıf kalır. Bunları sana çok çok uzun anlatmam lazım ki anlayasın. Ben de artık yazmak istemiyorum. Ama son olarak şunu söyleyeyim: Buradaki en önemli teknolojik gelişmelerden biri "insan beyni simulasyonu" olacak. Bu başarıldığında gerisi çok hızlı ilerler. Beyin simulasyonu konusunda çok ciddi çalışmalar var. Bir tanesi özellikle yanlış hatırlamıyorsam 1.3 milyar euroluk dev bir proje. "Brain simulation" diye ararsan bulursun. Tabi ki Avrupalı meselenin öneminin farkında. Düzgün bir beyin simulasyonu yapıldığında bu epey büyük bir olay olacak. 2020'den önce çok başarılı sonuçlar beklenebilir. O zaman zaten bütün bu merak ettiklerin dünyanın her yerinde konuşuluyor olacak.

    Bir beyin simulasyonu birçok büyük anlama gelir ki bunlardan biri özetle ölümsüzlük demektir. Tabi ki beyin ve beden ilgisinin de simule edilmesi gerekir. Ama buradaki en önemli aşama beyin simulasyonudur. Bu başarıldığı zaman gerisi kolay. Bir de organik yaşamdan söz etmiyoruz. Organik yaşam zayıftır, kusurludur, gereksizdir. Yani DNAydı kopyalamaydı falan değil; doğrudan bilincin daha kusursuz bir bedene aktarılmasından söz ediyoruz.

    Bundan sonra da özetle teknolojinin herkes için elde edilebilecek duruma gelmesi züreci var. Mesele beyni korumada bitiyor. Bedenin gerisi önemli değil. Benden bu kadar. Bir iki günden sonra foruma uzun bir süre (belki de artık hiç) girmeyeceğim.


  7. Son birkaç şey daha yazmak istiyorum. Çarpıtmalara ve kişisel saldırılara rastlamamak için benden önce yazılanları okumayacağım, sonra yazılacakları da okumayacağım. Bunları düzeltmekle zaman harcayamam. Değerli katkıda bulunan arkadaşlardan özür diliyorum.

    Neden bu konunun önemli olduğuna çok basit bir örnek vereceğim. Bu "İnternet bağımlılığı" fetişi ortaya çıkarıldıktan sonra mesela sosyoekonomik nedenlerle depresyona girmiş ya da girmek üzere olan, bu sebeple İnternet'i bir kaçış olarak kullanan kişilere artık doğru teşhiş konulmayacak. Yakınları diyecek ki "bunun İnternet bağımlılığı var". Peki doktor bu teşhisi düzeltecek mi? Hayır! Otoritelerce onaylı bulgular da tutuyor. Bağımlılık bulguları artı depresyon bulguları artı İnternet başında harcadığı zaman yüzünden sinirsel ve fiziksel olarak ek spesifik bulgular da var. İşte sana İnternet bağımlısı. Sorunu çözülebilir mi? Çok çeşitli olasılıklar var ama onlar ayrı mesele. Yanlış teşhise rağmen sorunun çözülebileceği de bu olasılıklar arasında. Dediğim gibi, doktorlar sosyoekonomik sorunları çözemez (Evet, çelişiyor gibi görünüyor ama çelişmiyor.) Ama burada geri dönüş önemlidir. Bildiğiniz gibi tüm dünyadaki yönetimler daha fazla kontrol ister. Kollektivist bir anlayış ister, bireyselci değil. Bu durumda siz devletin yerinde olsanız nasıl bir bilgiyi tercih edersiniz? "Şu kadar insan İnternet bağımlısı" gibi bir veriyi mi "Şu kadar insan sosyoekonomik sebeplerden depresyonda" bilgisini mi? İkincisini duymak ve duyurmak bile istemezsiniz. Komplo teorisi yazmıyorum. Sadece bir alanın yozlaşmaya açık yönlerini gösterek ufkunuzu açmak istiyorum. Hiçbir devlet İnternet'in daha fazla özgür olmasını istemez. Hele hele derin sorunlarla boğuşuyorsa.

    Sadece bir fetişin ortaya çıkmasıyla birdenbire sosyoekonomik sebeplerle depresyonda olan insanların çok büyük bir kısmı "İnternet bağımlısı" haline dönüşüvermiştir. İnternet'in bu denli yaygın olduğu bir zamanda, evden erişimin bu denli kolay olduğu bir zamanda depresyondaki bir insan nasıl "İnternet bağımlısı" olmasın. Dolayısıyla amanda güvenilir kurumdur masallarını geçiniz. Bu resmen düzenbazlıktır. Bu, açıkça bilinen bir hastalığın teşhisini çarpıtmaktır. Hatta bazı durumlarda hastalık olmayan sorunları hastalık sınıfına sokmaktır. (Tabi burada ne demek istediğimi anlamayacaksınız. Açıklaması uzun olduğu için geçiyorum.) İlgili kurum bunu ister bilerek yapsın ister bilmeyerek yapsın fark etmez. Eğer adamın depresyona girmesine sebep olan sorunlarını ortadan kaldırdığınızda "bağımlılığı" da bitiyorsa o zaman bu düzenbazlık değil de nedir? Bu basit bir isimlendirme ya da teknolojik cahillik değildir; bu bir uydurmadır.

    Dünyada ekonomiye bağımlı hiçbir kuruma gözü kapalı güvenilemez. Böyle olmayan bir kurum da yok! Mesele devletin birey, toplum ve toplumsal sorunlar algısını kökten etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Devletin sorumluluklarını örtpas edip, bireylerin hakları konusundaki yeni baskı araçları oluşmasını sağlıyor. Hayır, bunun amacı budur demiyorum. Komplo teorisi yazmıyorum. Tekrar edeyim, meselenin yozlaşmaya açık yanlarını gösteriyorum. Bunu yozlaşmaya açık hale getirmemek içinde böyle havada, sorunun içeriğini belli etmeyen, hatta gizleyen, belirsiz, yüzeysel kavramların bilime sokulmaması gerektiğini belirtiyorum. İnternet bağımlılığı diye bir hastalık olamaz. Sorunun derinlemesine incelenmesi mutlaka ya daha doğru bir teşhis ortaya çıkaracaktır ya da başka köklü sorunlar ortaya çıkaracaktır.

    Bir yazının değeri okuyuca yeni birşey öğretmesi, ufkunu açması ile ölçülür. Karşı tarafı nasıl mat ettiğiyle, küçük düşürdüğüyle vs. değil. Yazılarımdaki tüm amacım da her zaman bu olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır. Kimseyi mimlemem, geçmişi araya sokmam, hatırlatmam, hissettirmem. Benim için bilgi paylaşımında en önemli olan şey iletişim kanallarının açık olmasıdır ve bundan sonra da böyle olacaktır. Aşırı tepkilerin geldiği ve prensiplerimi unuttuğum yobazlarla olan tartışmalarım istisnadır ama onların bununla ilgisi yok. Buraya arkadaş edinmeye, sosyal çevre edinmeye ya da beğeni toplamaya gelmedim. Burada bulunmaktaki en önemli amacım iletişimime faydalı olması açısından sağlıklı geri dönüş almaktı. Buna katkısı olan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

    Özellikle düzgün bir tartışma yapılabilsin diye çaba harcadım. Hatta cevabını bildiğim sorular sordum. Cevap alamayınca yoruma dayalı bir kapanış yazısı yazdım. Yoruma dayalı yazılar kolaylıkla çarpıtılıp polemik konusu yapılabilir. Öyle de oldu. Düzgün bir tartışma davetinden kişisel saldırılarla özenle kaçınıldı, bunun için hazırladığım ortamdan kaçınılıp polemik konusu yapılabilecek yazım tercih edildi. Düzgünce tartışmak yerine polemik tercih edildi. Bunun sebebi malum. Sebebini göstermek için kendim sorduğum sorulardan birine kendim cevap verdim. "Biz de öyle dedik" dendi. Bu da doğru değildi tabi ki. Birazcık kafası çalışan biri aradaki farkı rahatlıkla görebilir. Tartışmanın özeti budur.


  8. ...

    İnternet klavyeden, modemden, ekrandan ibaret bir şey sanıyor, sanal dünyanın cazibesine kapılıp gerçek dünyadan kopan ve açıkça hastalanan insanları resmen reddediyorlar. Delilik bu. Cehaletin, bilimden uzaklığın tepe noktası.

    Hayır, hiçbir zaman hastaları, bağımlıları, sorunlu insanları ve bunların İnternet ile ilgilerini reddetmedim. Mesele bunların İnternet bağımlılığı adı altındaki bir fetişte toplanmasıdır. Ve hastalananların sanal dünyanın cazibesi yüzünden hastalanması da çok açıklanmaya muhtaç bir kavramdır.

    Öyle bir yazmışsınız ki İnternet bağımlısı diye adlandırılan hastaların aslında hasta ya da sorunlu olmadıklarını iddia ediyormuşum gibi gösteriyorsunuz.


  9. Senin züppece üslubun ve komplo teorilerini ciddiye almak değil benim işim. Konuyu bilmeyen ve kafasında yazdığı komplo teorileriyle gelen sensin, anlamayan da sensin.

    Sana verilen tüm bilgileri, en açık haliyle ve psikiyatrinin otoritesi kurumun açıklamalarını bile kabul etmiyorsan ve ben doktorlara güvenmem zaten diyorsan senin mantıktan bahsetmen talihsizlik olur zaten.

    Yok, ben sizden öncelikle tanım istedim ve İnternet'in neden bağımlılık yaptığını açıklamanızı istedim. Bunu yapmadınız. Muhtemelen yapacak birikiminiz yoktu. Benim yazdığım diğer uzun yazı ise genel bir sonuca bağlama, bilgilendirme yazısı idi. Sizin kafanız yine konuyu mantıksal çerçeveye çekmeyi amaçlayan ilk tanım isteklerime değilde gidip de bolca polemik malzemesi çıkaracağınız diğer yazıma gitti. Oraya yazdıklarınıza tabi ki gayet güzel cevap veririm ama konu iyice dağılırdı. Ondan sonra sizin söylemeniz gereken şeylere küçük bir örnek verince "biz onu zaten söylemiştik" gibi doğru olmayan bir ifade kullandınız. Tartışma etiği!


  10. Ben internetle sadece buraya bağlanıyorum, youtupta müzik arıyorum arada, uzun müddet buradayım, sizce ben bağımlı mıyım?

    Hayır değilsiniz. Çünkü böyle birşey yok. Ancak hayatınızın büyük bir bölümünü İnternet ortamına kısıtlamışsanız bu bazı sorunların göstergesi olabilir.


  11. Bunu da söyledik Astral. Bu insanlar sadece burada mutlu oluyor, tatmin oluyor, gerçeklik eşikleri yükseldiği için gerçek dünyayla ilişkileri bitiyor dedik. Hayat alanları internet oluyor, zorunlu olarak bilgisayardan uzaklaştıklarında yoksunluk belirtileri gösteriyorlar dedik.

    Bak ne diyorsun? "Ama yine de yeterli olmazdı tabii." O kadar kendine odaklısın ki, yazılanları bile okumuyorsun aslında. Okusan da anlamıyorsun, görmüyorsun.

    Ayrıca uzun uzun yazıp da "tartışmayacağım, niyetim yok, devam etmeyeceğim, yazsanız da kabul etmem zaten" deyip duruyorsun. Bu da bir sorun. Benim/bizim değil de, senin sorunun. Yazarak lütfetmiyorsun kısacası.

    Hayır. Tabi ki benim söylediğimi söylemedin. Aradaki fark çok açık. Tartışmayı bir mantıksal çerçeveye çekmeye çalışıyordum. Siz ise kişiliğimle ilgili anlamsız analizler yapıyorsunuz ve konuya odaklanmıyorsunuz. Umuyorum bir daha tartışırsak daha sağlıklı bir tartışma olmasına dikkat edersiniz.


  12. Hiç değilse:

    "İnternet haz ve tatmine şimdiye kadar olmayan çok kolay bir erişim imkanı sağlıyor. İşte bu özelliği sebebiyle bağımlılık yapıyor."

    Gibi birşey söyleseydin de buradan devam etseydik. Yine tabi ki yeterli olmazdı. Ancak hiç değilse tartışmak için bir başlangıç olurdu. Bunu bile söyleyemedikten sonra seninle ne tartışacağım. Aslında bekliyordum böyle birşey söylemeni ama... Neyse. Senin yerine de ben cevap verecek değilim.

    Yok. Seni çok iyi anladım. Tartışmanın devam etmesine gerek yok.


  13. Hiç değilse:

    "İnternet haz ve tatmine şimdiye kadar olmayan çok kolay bir erişim imkanı sağlıyor. İşte bu özelliği sebebiyle bağımlılık yapıyor."

    Gibi birşey söyleseydin de buradan devam etseydik. Yine tabi ki yeterli olmazdı. Ancak hiç değilse tartışmak için bir başlangıç olurdu. Bunu bile söyleyemedikten sonra seninle ne tartışacağım. Aslında bekliyordum böyle birşey söylemeni ama... Neyse. Senin yerine de ben cevap verecek değilim.


  14. Birşey daha ekleyeyim. Diyelim ki bir araştırma yapacaksınız. Araştırmanızın konusu "İnternet'te kumar ya da oyun bağımlılığı" olursa bu yeni birşey değildir. Yeni birşey araştırıyormuş gibi yapmak istiyorsanız atacağınız başlık "İnternet bağımlılığı" olacaktır. Aynı şekilde depresyondaki insanlar ve İnternet diye bir araştırma ilginç olmaz, İnternet bağımlılığı şimdi yeni moda. Kolayca meseleyi çarpıtabilirsiniz. Hemen en basit tanıma başvur: İnternetsiz edemiyor; demek ki İnternet bağımlısı. Ayrıntıları vermezseniz zaten bilinen şeyleri araştırdığınızı söylemek zorunda değilsiniz. Hepsi ekonomi.

    Ama burada asıl sorun şu ki karşınızdaki hastaya sorunlarının İnternet kaynaklı olduğunu, kurtulması gereken şeyin İnternet olduğunu, bundan kurtulursa sorundan kurtulacağını telkin etmiş oluyorsunuz. Bazen işe yarıyor. Ayrıntılara girmeyeceğim. Ama dediğim gibi aslında sorun hiçbir zaman İnternet değildi.


  15. Birşey daha ekleyeyim. Diyelim ki bir araştırma yapacaksınız. Araştırmanızın konusu "İnternet'te kumar ya da oyun bağımlılığı" olursa bu yeni birşey değildir. Yeni birşey araştırıyormuş gibi yapmak istiyorsanız atacağınız başlık "İnternet bağımlılığı" olacaktır. Aynı şekilde depresyondaki insanlar ve İnternet diye bir araştırma ilginç olmaz, İnternet bağımlılığı şimdi yeni moda. Kolayca meseleyi çarpıtabilirsiniz. Hemen en basit tanıma başvur: İnternetsiz edemiyor; demek ki İnternet bağımlısı. Ayrıntıları vermezseniz zaten bilinen şeyleri araştırdığınızı söylemek zorunda değilsiniz. Hepsi ekonomi.


  16. Hala saçmalıyorsun. Evet, tamamen komplo teorisi bunlar. İnternetin kötü bir şey olduğunu kimse söylemiyor. Doğru kullanılmadığında zarar verdiğini, kişileri asosyalleştirebildiğini, ileri düzeyde de gerçek dünyadan koparıp yaşam alanı haline getirebildiğini, internete girmeden yaşayamadığını ve diğer bağımlılıklarda olduğu gibi yoksunluk geliştirdiğini anlatıyoruz. İnsanlar sanal dünyada yaşar hale geliyor, gerçek ilişkiler yetmiyor hatta itici geliyor, böcek gibi sanal alemde yaşıyor.

    Kadının çocuğu gözünün önünde havuza düşüp boğulmaktayken o Twitter'da "Çocuğum şu anda havuza düştü, çırpınıyor" diye paylaşımda bulunuyor. Birileri gidip hemen kurtarması gerektiğini söyleyince robot gibi kalkıp gidiyor ve çocuğun cesedini çıkarıyor. Bunu da paylaşıyor. Kadını alıp hastaneye yatırıyorlar çünkü gerçeklik algısı ve dünyayla ilişkisi bitmiş.

    bakifani ilk iletisinde kriterleri koymuş. Senin amanın da küresel oyunlar bunlar, doktorlara ben zaten hiç güvenemem, cesareti olan varsa gelsin bana anlatsın da göstereyim günün demen kimsenin umurunda olmaz.

    Bir gidip bak bakalım yılda kaç tane insan hastanelerin psikiyatri servislerine başvuruyor internet bağımlılığı yüzünden. Sen internet kullanan herkesin okuyup gelişmek, bilgi edinmek, dünyada olan biteni öğrenmek için kullandığını sanıyorsun herhalde. Kaldı ki oyun oynamakta veya insanları asosyalleştiren o ismiyle ters orantılı olan sosyal paylaşım sitelerinde dolaşmanın bile zararı yok. Fakat sanal dünya çoğu insana çok cazip geliyor ve bir süre sonra oralarda paylaşımda bulunabilmek için yaşar hale geliyorlar..

    Gerçek yaşamları artık tat vermiyor.. İlişki kurmak, doğayı ve insanları yaşamak, gerçek paylaşımlarda bulunmak, sosyal olmak gibi gerekliliklerden uzaklaşıp internete kaçıyor. Zorunlu olarak dışarı çıktığında ya da birileriyle bir araya geldiğinde tek isteği hemen eve kaçıp internete girmek oluyor. Bütün o saatler boyu huzursuz ve mutsuz oluyor. Yoksunluk demiştik.

    Kimse internetten uzak durun demiyor. Hiçbirimiz uzak durmuyor, yararlanıyoruz. Gerçek dünyanız orası olmamalı, her günün önemli vaktini oraya harcamamalısınız, internetle aranıza mesafe koymalı ve önce gerçek yaşamlarınızı yaşamalı ve keyif almalısınız diyoruz.

    Bu züppeliğin kabak tadı verdi. APA herhangi bir kurum değildir, bilimle azıcık içli dışlı olan biri de bunu bilir.

    Bu bilgi ABD kaynaklı olduğu için reddetmek delilik. Bilim ayrı, diğer sorunlar ayrı. Ayrıca zaten doğru bir bilgi bu ve evrensel bir sorun artık. Çünkü insan her yerde aynı insan, bağımlılık her yerde aynı bağımlılık.

    Kadın ya da erkek kişi günün yarısından çoğunu internet başında geçirince o beraberlikte sorun olmaması kaçınılmazdır. İmkansızdır. Çünkü kişinin gerçek yaşam alanı evi ailesi değil, internet ortamı olmuştur. Gerçek dünyayla ilişkisi yüzeyeldir. Başka bir alemde yaşıyor deriz ya, işte aynen öyledir. Sorumluluklarını yerine getirmesinde sorunlar çıkmaya başlar, ilişki kopar dağılır ve bir süre sonra da biter elbette. Bu arada sanalda kurulan ilişkilerden kaynaklı sorunlar da başgösterir ki internette tanıştığı insanlar için evini barkını habersizce terkeden bir dolu kadın ve adam vardır dünyada... Hiç mi görmedin, duymadın, okumadın?

    Adam internette porno izlemekten başını kaldırmaz hale gelir, kendi seks yaşamı biter çünkü uyarıldığı şeyler değişmiştir. Seks onun için pratik edilerek değil, izlenerek zevk alınan bir şeye dönüşmüştür. Karısını başka erkeklerle izlemek istemek gibi düşünceler geliştirir. Sapık olduğundan mı? Değil.. Çünkü seks konun için, seks yapan birilerini izlerken zevk alınan bir şeydir artık. Bu evlilik yürür mü? Kadın ne olduğunu görmez mi?

    Çocuklar bile bağımlı, çocuklar. Parkta bahçede büyümesi gereken çocukların eline ana babalar artık tablet sıkıştıyor. Çocuklar ruhsuz, dünyadan kopuk zavallılar olarak sürdürüyor yaşamlarını. Ne kadar çok sayıda çocuk internet kafelerde oyun oynamak için evden okuldan kaçıyor, para çalıyor, var mı haberin?

    İnternet bağımlılığı çok ciddi, çok önemli bir sorundur ve tedavi edilir. Bilmediğin konularda ahkam kesme. Bu sorun günlük yaşamın içinde, capcanlı bir sorun ve aslında göründüğünden çok daha büyük. Yani senin o Genetik Algoritma dediğin şey, verdiğin o örnek bambaşka, konuyla zerre kadar örtüşmeyen bir örnek çünkü kimse anlamaz, bilmez. Fakat bu herkesin yaşamında. Öyle vakalar var ki, görsen, elini bir daha bilgisayar klavyesine sürmek istemez, korkarsın.

    Bunlar, internette vakit geçiren veya biraz fazla vakit geçiren herkes için geçerli değildir. Her internet kullanıcısı bağımlı değildir. Kullanıcıların bugün %8-10 arası bağımlıdır ve semptomlar zaten bellidir. Depresyon, kaygı, içe kapanma, stresli durumlardan kaçıp hemen internete, yani sanal alana sığınma gibi davranışları vardır. Şimdi bu akıllı telefon vb teknolojik ürünler var da hemen her an internete girip krizi atlatıyor insanlar. Eğer bir hinlik arayacaksan burada ara, çünkü bu cihazlar sosyal paylaşım siteleri vb alanlara anında ve ucuza bağlanabilmek için yaratılmıştır.

    Yazınızdaki hataları ve çarpıtlmaları teker teker göstermeyeceğim. Madem ki bir cevap verdiniz polemiğe sebep olmadan asıl konuya dönelim. Önce en basit olarak düzgün bir tanım yapmanızı istiyorum.

    Bir kişi İnternet'e bağlanmadan edemiyor. Bu kişi İnternet bağımlısı mıdır?

    İnternet'e bağlanıyor çünkü İnternet'te kumar oynuyor. Asıl bağımlı olduğu şey kumar. Ama hala ilk ifademiz geçerli. O halde bu tanım doğru değil.

    İnternet'e herhangi bir bağımlılık için bağlanıyorsa İnternet bağımlısı değil, ilgili şey neyse onun bağımlısıdır.

    Verdiğiniz Twitter örneği birşey ispatlamıyor. Diğer örneklerden anladığım kadarıyla daha çok depresyondaki insanların bir haz almak adına gerçek dünyadan kaçış için İnternet'i kullanmasını tarif etmişsiniz. Söylediğim gibi, buna İnternet bağımlılığı diyemezsiniz. Depresyondaki adam kendini mutlu olabildiği bir alana kapatıyorsa ve millet ona İnternet bağımlılığı diye bir fetiş dayatıyorsa tabi ki "benim İnternet bağımlılığım var" diyecek siz de onu ona göre tedavi edeceksiniz. Başarılı olabilirler mi? Olabilir. Ama yine söylediğim gibi bu teşhisin doğruluğundan değil.

    "Kadın ya da erkek kişi günün yarısından çoğunu internet başında geçirince o beraberlikte sorun olmaması kaçınılmazdır. İmkansızdır." Demişsiniz. Ama hala asıl konudan uzaklaşıyorsunuz. İnternet bağımlılığını tanımlamadınız. Ayrıca neden tersini düşünmüyorsunuz: Bir evlilikte sorun varsa, bir aile yapısında çarpıklık varsa bu kendini hiçbir şekilde belli etmeyebilir. Ama bir zaman gelir İnternet, sorunun ortaya çıktığı tek kaynak oluverir. Onun için söyledim tanımı düzgün yapalım diye. Bir sorun kendisini sadece İnternet vasıtasıyla gösterebilmişse, yani İnternet ortaya çıkana kadar bu sorun ortaya çıkmamışsa buna pat diye "İnternet bağımlılığı" etiketini vuramazsınız.

    İnternet ile ilgili bağımlılık sorunlarını İnternet bağımlılığı adı altında kategorize etmek kolay gelebilir. Ancak İnternet bundan ibaret değildir. Ve İnternet yeni bağımlılıklar ortaya çıkarmış olabilir, İnternet olmadan önce olmayan bağımlılıklar, İnternet'te oyun, sosyal yönü de olduğu için çok bağımlılık yapıcıdır ve yaygın şikayet edilir. Ama hala buna İnternet bağımlılığı diyemezsiniz.

    Doğrudan İnternet'in İnternet olması vasfıyla ilgili bir tanım yapamazsanız, tanım yapamıyorsunuz demektir. Böyle bir tanım yapın o zaman. Zaten onun için konuya somuya çekmeye çalışıyorum.

    Ne yapar bu İnternet bağımlıları. Veri alışverişi sırasında modem ışıklarını mı seyrediyorlar da bunlara İnternet bağımlısı diyoruz? Hangi nedenle İnternet, sadece İnternet olma vasfı dolayısıyla bağımlılık yapıyor? İnternet bağımlılığı yüzünden eşler boşanıyormuş. Aslında çok mutluyduk da birgün gözü modem ışıklarına takıldı mutluluğumuz sona erdi gibisinden bir hikayemi bu? Nedir bu adamların derdi? Bunları açıklayın. Böyle bir tanım yapamayacağınızı, yapsanız da çok uçuk kalacağını iyi biliyorum. İşte benim derdim odur. İnternet'in ne olduğunu bilmeyen insanlar İnternet ile ilgili tüm bağımlılıklara toptan İnternet bağımlılığı diyerek bir fetiş uydurmuşlar. Adam da benim İnternet bağımlılığım var diyor. Ya da benim çocuğumun İnternet bağımlılığı var diyor.

    Bu arada tanım yapmayıp yine meseleyi özünde ne olduğu belli olmayan havada örneklere çekeceğinizi adım gibi bildiğim için ve sürekli kışkırtıcı sataşmalarla polemiğe zorladığınız için tartışma devam etme niyetinde değilim.


  17. Peki neden kimse bu cahilce yazıdaki saçmalıkları, zırvaları teker teker yanıtlamıyor.

    Karşılıklı sidik yarışı ile ne başarmak istiyorsunuz?

    Ateistlere göre canlı ile cansız arasında fark yoktur tümcesini kabul mu ediyorsunuz ateistler?

    Bu iddiayı neden cevaplamıyorsunuz? Bu cahil Müslümanın sizler için kurduğu tuzağa nasıl oluyor da bu kadara kolay düşebiliyorsunz?

    Etik değerlerin ateistler için önemli olmaması ne demek? Öyle bir durum söz konusu mu? Değilse neden..

    Klonlamadan bahsediliyor bu cahil. Kopyalamak diyor ona.. Bu cahili bu konuda eğitmek istemez misiniz?

    Ona uyup ortalığa işemekten başka ne yapıyorsunuz?

    Yo, ben cahillerin hatalarını teker teker çıkarıp yüzlerine vurmuyorum. Bir insanın iyi niyetli olduğunu düşünürsem ana fikri alıp onun üzerinden devam ederim. Bu yazınız bu konuları konuşmak için çok erken olduğunu ispatlıyor. Bu başlıktaki son yazımdır bu. Artık kabak tadı verdi demek ki.


  18. Kusura bakma ama acayip saçmalamışsın.

    ...

    Sabah aklıma ilk bu konu geldi. Kurye ile cevabı gönderecektim ama ne yaparsın... İnternet bağımlılığı...

    Her ne kadar senden alıntıladıysam da yazının çoğu sana değildir.

    "Acaip saçmalamışsın" diye bir iddia ortaya atan kişi hiç değilse bir tane cümle seçer de "bak bu doğru değil, doğrusu şöyledir diyebilmelidir. Diyemiyorsa en azından konuyu somutlaştırma girişimine karşı bir iki cümle ile cevap verip de ezbere konuşmadığını, birşey bildiğini gösterir. Bunu yapamayıp da "bak makale yazmışlar oku" deyip sıvışmaz. Ben de biliyorum bağımlılığın ne olduğunu. Ve her kim İnternet bağımlılığı kavramını ortaya atıp bir yazı yazmışsa, bu nerede yayınlanırsa yayınlansın o yazıyı ağızına tıkacak kadar konuyu biliyorum.

    Son bir kaç şey daha yazayım ki ciddi olarak ilgilenenlere bir yardımı olur.

    Muhtemelen hiçbiriniz bilimcilerle fazla içli dışlı olmadığınız için bilmezsiniz; bilim dünyasının da bir ekonomisi vardır. Bu ekonomide en önemli kurallardan biri "publish or perish" dir. İşte literatürü içinden değerli birşey bulmanın çok zorlaştığı bir yığına çeviren de bu kuraldır. Maalesef bunun yüzünden literatüre bir yığın çöp de birikmektedir. Ekonomi dedik. Eğer ekonomi durgunlaşırsa bunu hareketlendirmek zorundasınızdır. Yoksa ödeneğiniz azalır. İşte bu yüzden üretmek zorundasınızdır. Ayrıca kendi alanınızın ilgisiz kalmasını istemiyorsanız üretkenliğin gerçekten değerli olup olmadığı konusundaki ölçütlerinizden taviz vermeniz de gerekir. Kendi alanlarımdaki çöpleri fazla sayamayacağım çünkü kişisel bilgi vermek olur.

    "İnternet bağımlılığı" da bu amaçla, sadece ekonomiyi hareketlendirmek için üretilmiş çöplerden bir tanesidir. İlgili ekonomiyi hareketlendirdiği kesin. Bu alanda yapılan çalışmalar, makalelerle literatüre epey bir "katkı" yapıldı. Bu kavramı üretenler İnternet'in "chat" yapmak, sörf yapmak, haber almak, oyun oynamak, kumar oynamak gibi basit işlere yarayan teknolojik bir oyuncak olduğunu zanneden teknoloji cahilleridir. İnternet, insanın sosyolojik varlığının bir parçasıdır, sanal değildir, insan yaşamının gelecekte olduğu gibi şimdi de önemli bir parçasıdır. Tabi ki bunun yüzünden insansı sorunların bir kısmı İnternet ile ilgili olacaktır. Mesela sosyal yönden tatminsiz ve güvensiz insanlar için güvenli alan olarak kullanılacaktır. Peki bu bağımlılık yapar mı? Şöyle soralım: İnsanın sosyal ihtiyaçlarını tatmin etmek istemesi sonucu bunun için kullandığı nesne bir bağımlılık aracı mıdır? Tabi ki hayır. Bu bir bağımlılığa dönüşebilir mi? Son derece istisnai bir durum olarak evet. Bunun bağımlılığa dönüşmesi yaygın mıdır? Hayır. Bu durumda asıl sorun nedir? Sorun toplumsal bir sorundur. İletişimin zayıflığı, ekonomik zaaflar, aile kavramının çarpıklığı gibi sebeplerden ortaya çıkan toplumsal sorunlar bireylere hareket alanı açan İnternet'te kendini göstermeye başlıyor. Bu durumda asıl sorunun kökenine inmek yerine "senin internet bağımlılığın var" demek çok kolay. Çünkü bunun sözde tedavisi de kolay. Zaten böyle fetişlerin ortaya atılmasından sonra bireyler de kendilerini bu belirtilerle kıyaslayıp "hakikaten benim İnternet bağımlılığım var" deyip bunu zaten baştan kabul ediyorlar. Çünkü doktorlar sosyoekonomik sorunları çözemezler. Ama "hastaya" bir tedavi uygulamak zorundalar. İşte o yüzden bu fetişi kabul etmek zorundalar. Zaten büyük bir çoğu da bunun hikaye olduğunu bilmez. Standart olarak kabul eder. Tabi ki bu arada bu teşhisi koymasına rağmen soruna köklüce inen ve gerçekten "hastaya" faydası dokunan doktorlar yok değildir. Ancak bunun sebebi teşhisteki isabetli tanım değildir. Bunun sebebi sorunun ayrıntılarına inebilen kişisel beceridir.

    Yani "İnternet bağımlılığı" diye bir fetiş ortaya atılıp sorunu olan insanın bu etiketi peşinen üzerine alması sağlanıyor. Böylece önce fetiş üretiliyor, ardından "hasta" üretiliyor. Ama bunlar İnternet bağımlılığı hastası falan değil tabi ki. Bildiğimiz çeşitli sorunları olan insanlar ya da kumar gibi başka bağımlılıkları olan hastalar. Ama "hasta" sorunun tanısını bu fetiş üzerinden algıladığı için üçkağıdı farkedemiyor. Aslında doktor da fark edemiyor. Asıl sorun çözülüyor mu derseniz bazen çözülüyor. E öyleyse sorun ne diyecek olursanız, sorun şu ki İnternet bağımlılığı diye birşey yok! (Çok istisnai bir durum hariç.)

    Bu fetişin icadı ekonomiktir. Özellikle tıp alanında "otoritelerce" onaylı ne kadar üçkağıtçılık yapıldığını iyi bilen birisi olarak bu alanda üretilen her yeniliğe şüphe ile bakarım. İnternet'in ne olduğunu bilmeyenler internet üzerinde fazla konuşmasalar iyi olur. Bugün gerçek bir demokrasinin, gerçek bir halk hareketinin tek umudu İnternettir. Dünyanın kollektivist bir cehenneme dönmesinin önündeki tek engel İnternettir. Gerçek ve etkin bir kollektif bilinç oluşmasının tek yoludur İnternet. "Aman birkaç yayın yapayım" derdindeki teknoloji cahillerinin bu kavramı olumsuz bir fetişe çevirmesine izin veremem. Ve burada konuştuğum konunun kişisel olarak bana yansıtılması da hoş olmamıştır. Burada yazdıklarıma bakarak benim hakkımda tahminler yapmayın. Çok yanılırsınız.

    Soğuk bir üslubum vardır. Ancak gereksiz yere kişisel saldırı yapmam, bilek güreşine de girmem. Yok rezil oldun du rezil ettin di gibi çocukça işlere de istisnai hatalar dışında tenezzül etmem. Hem haksız çıksanız ya da çıksam ne olur? Dakikasında unuturum. Buradaki amacım sosyal çevre edinmek değil, bilgi paylaşımı, yoklaması ve kişilerden zaman zaman geri dönüş almaktır. Bu sebeple geçmişte her ne söylemiş olursanız olun sağlıklı bir tartışma yapmak istediğiniz sürece benimle sağlıklı bir tartışma yapacağınızdan emin olabilirsiniz.

    Bu arada fazla ipucu vermeyen küçük bir örnek de vereyim: Eğer programcılıkla ilgiliyseniz "Genetik algoritmalar" diye birşey duymuş olabilirsiniz. Araştırırsanız öyle bir bahsedilir ki "neymiş be!" dersiniz. Halbuki hiçbirşey değil. Vakit kaybı bir zırva. Kendisinden önceki tekniklerin yapamadığı hiçbirşeyi yapamayan, yaptıklarını da daha etkin yapamayan uyduruk bir programlama tekniği. Ama adı fiyakalı: GENETİİİİİİİİK ALGORİTMALAAAARRRRRR. Artık hiç kimseyi bunun bir halt olmadığına ikna edemezsiniz. Ama öyle bir yaygındır ki bir sürü zavallının zamanını harcamasına sebep olur. Kim bilir kaç kişi bununla ödenek aldı, literatüre "katkı" yaptı. Şimdi ben size genetik algoritmalarla ilgili "güvenilir" link versem bunun değerini ispatlamış mı olacağım? Bu yüzden bilimin verdiği bir bilgiyi önemli bir şekilde kullanacaksanız mutlaka araştırın. Ve bu ne işe yaramış somut örnek isteyin. Bilime güvenmeyin diyecek son insan benim. Ama bilimin ekonomisinin çok önemli olduğu bir devirde çok dikkatli olun derim.

    Bir de basit şeyleri zor gibi gösterme alışkanlığı vardır: Mesela "neural networks". Bir çocuğa bile birkaç saatte öğretebilirim. Yanlış anlamayın, ilgilisi mutlaka öğrensin derim. Ama bir çok yerde öğrenmeye kalkarsanız hemen yüksek matematiği gözünüze dayarlar. "Vay be! Bunlar aşmış!" dersiniz. Halbuki ne kadar işe yaramaz, boş adam olduklarını, geri zekalılıklarını yüksek matematikle gizlemekten başka bir iş yapmazlar. Bu işler böyledir. Herkesin anlayacağı şeyler yazarsanız yaranamazsınız. Öyle çok saçmalık gördüm ki saçmalıkla işe yarar bilgiyi rahatlıkla ayırt ederim.

    Komplo teorisi gibi gelecek ama bir ekleme daha yapacağım: Son yıllarda ABD hükümetinde İnternet üzerinde yoğun bir propaganda ve İnternet özgürlüğüne saldırı söz konusu. Küresel egemenleri İnternet fena halde korkutuyor! İnternet üzerinden terör saldırılarından vs. bahsedilerek ABD başbakanına İnternet için "kill switch" yetkisi tanıma peşindeler. Neden böyle yaptıklarını ben iyi biliyorum ama burada kesinlikle bu konuya girmeyeceğim. Dolayısıyla boşanmaların üçte biri "İnternet bağımlılığı" yüzünden oluyormuş gibi ABD kaynaklı bir gerçek dışı haber duyduğu zaman insan şüphelenmeden edemiyor. Dolayısıyla uyanık olun! Dünyayı hazır size verildiği şekilde değil de kendi birikiminizle algılayacak bir birikiminiz olsun hiç değilse.

    Ancak çok çok istisnai bir durum olarak, teknik olarak İnternet bağımlılığı söz konusu olabilir ki burada sözünü bile etmeye değmez. Hatta bu öyle uçuk istisnai bir durumdur ki yeryüzünde bir tane bile olduğundan şüpheliyim. Ancak burada iddia edilen İnternet bağımlılığı adındaki yaygın sosyal olgusal hastalık iddiası tamamen zırvadır, üçkağıttır. Bilimde böyle üçkağıtçılığa asla tahammül edemem.

    Zaten onun için özellikle kavramların tanımını istedim. Tanımlandığı zaman ortaya çıkmaya başlıyor zaten. Eksik yapılırsa ben düzeltirdim. Ama tartışmadan kaçıldığına göre ben burada kendi kendime daha fazla uzatacak değilim. Sanırım bunların aklında "adam İnternet'e bağlanmadan yapamıyorsa İnternet bağımlısıdır" gibi bir "tanım" var (ki tabi ki kesinlikle geçerli bir tanım olamaz). Hiç değilse bir tanımlasalardı da görseydik. Her neyse...


  19. Hayır. Tabi ki canlı vaka istemedim. Ne istediğim belliydi; somut bir tanımlama ve varsayımsal bir örnek. O halde başka şekilde anlatayım:

    - İnternet nedir?

    - Bağımlılık nedir?

    - Hangi özelliğinden dolayı İnternet bağımlılık yapar?

    - Bunu herhangi bir nesnenin bağımlılık yapabilme özelliğinden ayıran bir özelliği var mıdır?

    Olgun bir insan gibi tartışmak isteyen buradan başlasın.


  20. Kusura bakma ama biz bilimi dünyanın gelişmiş ve medeni Avrupa, Amerika gibi ülkelerinden ithal ediyoruz zaten. Missing'in verdiği linkte ingilizce bir link.

    Freud'u Jung'u Ericson'u falan herkes bilir. Literatür hep aynı yani.Biz tutup sana' Ericson sallamış, aslında bizim Necmi abinin daha cix tezleri var. Büyük adam kendisi' dersek o zaman kork ve inanma.

    Özrün çok komik.

    İtiraf etmeye korkan tutup bilimsel konuları inkar etme yoluna gidiyor. Sen desene şuna 'ben bir bilgisayar bağımlısıyım ve bunu kendime yediremedim. Bu yüzden itiraf edemem. Red etme yoluna giderim' Ama işte bu biraz cahil cesareti gerektirir.. Sadece ateist zekasına güvenip bilim beğenmeyenler kendi hataları ve hastalıklarıyla yüzleşemezler. Bu da beraberinde sağlıksızlık ve mutsuzluk getirir.

    Neyse.

    Demek sen bir bilgisayar bağımlısısın.

    Geçmiş olsun .

    Bak orada sorduğum sorular var. Tartışma başlatmak istiyorsan buyur oradan başla. Ben ne dediğimi çok iyi biliyorum. Polemikten ve kişisel sataşmadan başka birşey mi yaptın? Ben net bir tartışma ortaya koyarken ne dediğimi bilmiyorum, sayfalar dolusu ingilizce dökümanı araya sokarak birkaç basit açıklama yapmaktan sıvışanlar haklı öyle mi? Kendi sorularıma kendim cevap verirdim ama amacım kişilerin ne dediğini bilmediği ortaya koymaktı. Nitekim bunu anlamış olmalılar ki tartışmadan kaçtılar. Kimseyi küçük düşürmeye çalışmıyorum. Sadece somut konuşulmasını istiyorum. Ama belli ki sizler işi bir maça dönüştürme niyetindeki çoluk çocuklarsınız.

×
×
  • Yeni Oluştur...