Jump to content

Bilgin

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    177
  • Katılım

  • Son ziyaret

Bilgin kullanıcısının paylaşımları

  1. Bilgin

    Erken İslam ve Muhammed yaşadı/yaşamadı linkleri.

    İlgili bir belgeseli (Islam: The Untold Story) Türkçe altyazılı olarak aşağıda paylaşıyorum. Sayın Hacı'nın uzunca bir süredir dikkat çektiği bu konu üzerinde durulmaya, sorgulanmaya değer.
  2. Bilgin

    Bilgisayar toplarken karşılaşılan sorunlar üzerine

    Parçaların hepsi sıfır. Uyumlu olduğunu biliyorum çünkü bilinçli olarak seçtim. 32 ya da 64bit "işlemci yönerge seti" işlemcinin özelliklerinde yazar. PSU nun da çıkış değil, giriş voltajını oynadım. Bu sorunla daha önce karşılaşmış ya da teorik bilgisi olan arkadaşlara parçaları yazabilirim. Ben ilk önce ekran kartından şüphelenmiştim. Onboarddan da bağlanamayınca Anakarttan şüphelendim. Sonra tüm fanların (ekran kartı+işlemci) çalıştığını görünce HDD dedim. Başka HDD taktım yine aynı oldu. RAM olabilir diye düşünüyorum. Sanırım uzman birisine götürmem gerekecek.
  3. Esenlikler. Arkadaşlar ben daha önce İntel i5 sistem toparlamıştım. Kasanın içine tüm parçaları özenle tek tek takıp, Win7 64bit sistemi rahatlıkla kurup işlemi tamamlamıştım. Şimdi AMD bir sistem toplama kararı almıştım. Yine, kasanın içine tüm parçaları özenle tek tek taktım; ancak Anakart üzerine tüm parçalar çalışmasına karşın (olağan pc çalışması) ekrana görüntü gelmiyordu. Denemediğim yol kalmadı. Anakart'ı uzay modunda çalıştırmayı bile denedim. Kabloları, ram yerini defalarca değiştirdim. Ekran kartını çıkarıp onboard üzerinden bağlanmayı denedim. Olmadı. Monitörde de sorun yoktu, test ettim. Sonra ne yapsam ne yapsam derken, 500 Waatlık Güç Kaynağı'nın arkasındaki 230-115 (sanırım) yazan "giriş voltu" ayarlarını kurcaladım. Ne olacağını adım gibi biliyordum; oldu da. PSU yandı (çat sesi) arkadaşlar. Bu davranışımın altında hayalkırıklığı/bilinçaltı nedenlerinin olduğuna bahse girerim. Neyse... Birincisi, sizce görüntü neden gelmemiştir? İkincisi, PSU garanti kapsamında mıdır? Ya da ucuza tamir edilebilir mi? Desteğinizi bekliyorum. NOT: PC'nin tüm parçaları birbirine uyumludur.
  4. Davranışın kökenini açıklarken genetik ve çevre etkenlerini göz önüne aldığımızda karşımıza sıklıkla çevreden çok genetiğin üstünlüğü çıkar. Eğer çevrenin, genetiğe oranla üstlüğünden söz etseydik, aynı çevre koşulları ayrı bireylerde aynı sonuçları oluştururdu; ancak durum böyle değil. Aynı eğitimi alan bir gruptan bazıları anlamaya daha yatkın olurken, diğeri olmayabiliyor. Birisi geçmişinde yaşadığı bir olayla yaşama olan bağlarını kaybediyorken, aynı olay, ayrı kişinin başına geldiğinde durum tam tersine dönüp bağlarını güçlendirebiliyor. İnançlı insanların çoğu bilinçli istençten bağımsız olarak, sözümona içinde bulundukları "boşluğu" yalnızca Tanrı'nın dolduracaklarını düşündükleri için değil; aileden edindikleri, toplumdan gördükleri ve soysal bir hayvan olduğu için çoğunluğa uyum sağlama eğilimleri gereği ulu, üstün bir gücü kabul ediyor. Derine inersek, küçük bir çocuğun aile büyüklerinin yapma dediğini yapmayıp, yap dediğini yapan bir sistem tahmin edeceğimiz gibi avantaj sağlayacaktır; ancak iyi ya da kötü, doğru veya yanlış önemsizdir. Bu çocuk büyüse bile bu değişmez. Çok değer verdiği yakın bir dostu ile ailesini arasında seçim baskısı olsa, elbette ailesini seçecektir. Çocukluk zamanında edinen inanç, bireyi ileri dönemlerde peşini bırakmaz. Bunu yalnız dini inanç olarak düşünmek yanlış olur. Buna çoğu davranışları ekleyebilirz. Yaşı olanlar bilir, aile büyüklerimiz hep "biz öyle yapardık, biz babadan/anadan böyle gördük" gibi sözler sarfeder. Böyle bir aileden çıkmış yetişkin bir bireyi ortalama bir gelişmişlik düzeyinde düşürsek, en fazla "o zamanın şartları böyleymiş, saygı duymak lazım" der. Nesiller arasında fark elbette olacaktır, zaman ilerlemiştir, insanların değer yargıları değişmiştir; ancak bunların içinde düşünce/bilinç bir yerden bir yere kopyalanır durur. Olayın özü kopyalama işlemine özgün, kendine ait fikir eklemektir. Bir model ebette olmak zorundadır. Ancak modelin aynısı olmak zorunda değildir. Bu zaten bireyin varoluşunda yoktur, ebeveynlerinden genetik olarak zaten biraz değişmiştir, sıra kültürü, edindiği düşünce yapısını değiştirmektir. İşte bu çoğu zaman olmaz. Kişi dogmalara saplanır. Bunlardan biri Tanrı inancıdır. Saf insan aklı Tanrı'yı insan gibi düşler; çünkü nesnel düşünce yapısına iye değildir. Çevresinde gördüğü nesneler onun için yalnızca araçtır. Özne onun tek ilgi alanıdır. Adlar gelir, adlar gider. Nesnelliği insanlar anlamında kullansak, orada bile öznelcidir, empatiden yoksundur; başkasının acısı, kendisinin onun gibi olmadığı için şükür, olmaması için dua kaynağıdır. Öte yandan okuyan bilinçlenen için her zaman ayrı bir durum söz konusu değildir. Öznel düşünce biçimi biyoloji okuyan biri için olsun, şaşılacak biçimde fizik okuyan biri olsun, eğer içinde varsa öznel biçim, Tanrı düşüncesi, olmaya devam edecektir. Buradaki önemli nokta, önce de değindiğimiz gibi kopyalama işlemine özgün, kendine ait fikir eklemektir. Bu kırılma noktasıdır. İlk önce bu nokta oluşturulmalı, sonra yok edilmelidir. Gerçek, nesneyi anlamak için mutlak benliği bir kenara atmak, ben'in de bir madde olduğunu kabul etmektir. Davranış üzerinde genetiğin etkisinden söz etmiştik. Öze gelirsek, bir insanın inançsızlığa olan genetik yatkınlığı varsa ve bir biçimde bastırılmadan ortaya çıkabilirse, bu gelişecektir. Eğer yoksa, savunduğu bir konu başkaları tarafından karşı bir argüman aldığı zaman, taban tabana zıt düştüğü bir durum karşısında bağnazlığını koruyorsa, kısaca yatkınlığı yoksa gelişmeyecektir. Zaten bu forumda, dışarıdaki hayatta inançlı insanları biraz gözlemlerseniz tutucu tavırlarını, kalıplaşmış düşüncelerini, dogmalarını gözlersiniz. Dolayısıyla kişi, inançlı durumdan inançsız duruma geçmiş olsa bile-ki bu zordur, özellikle yetişkinlerde-, içinde bir yerlerde o "özne" var olacak, karanlık yolunu aydınlatacaktır. Demem şu ki, forumda inançlı insanlarla tartışmalar gereksiz bir hal almış..
  5. Bilgin

    Neden bu foruma giriyorsunuz?

    Neden giriyorum? Ne gibi bir gelişme var diye giriyorum ama... Her zaman aynı tablo karşımda öylece duruyor! Açıkçası bu dindarlarla uğraşmak zaman ve enerji kaybından başka birşey değil.
  6. Bilgin

    The Wife of King Kandaules

    Şimdilerde bu düşünceyi ileri götürüp fantezi olarak bakanlar var. Karısı ile başka bir erkeğin cinsel birleşmesini izleyerek zevk alan kişiler..
  7. Bilgin

    Maddi dünyada özne arayışı ve Tanrı...

    Canlıdan kastımız biyolojik bir varlığı olması değildir umarım..Daha çok ruhani bir canlılıktan söz etmeniz gerek. Eğer biyolojik bir varlığı var diyorsanız kanıt istiyoruz; ruhani bir varlığı var diyorsanız bir "işaret" istiyoruz. Buyrun.
  8. Bilgin

    A-Teizm, A-Panteizm, A-Budizm, = Kısacası A-Dogmatizm...

    İşte diyalektik materyalizmin temeli: Bilinç dış dünyayı değil, dış dünya bilinci yaratır. Önemli bir noktaya değinmişsin Ateistbakış. (:
  9. Bilgin

    A-Teizm, A-Panteizm, A-Budizm, = Kısacası A-Dogmatizm...

    Algı zaten yorumlama değil mi? "Duyum ve algı" açısından bakarsak eğer?
  10. Bilgin

    A-Teizm, A-Panteizm, A-Budizm, = Kısacası A-Dogmatizm...

    Ateistbakış, uğraştığına değmez: zaman ve enerji kaybından başka birşey değil
  11. Bilgin

    Kurandan bilimsel Evren tanımları

    Bkz: http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=4322
  12. Bilgin

    Maddi dünyada özne arayışı ve Tanrı...

    Tartışacak başka müslüman yok mu? Canım sıkılıyor haydi tartışalım.
  13. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Tamam, sorun değil, yine de "evrim gibi" bilimsel düzeyde dememişim. Yalnızca "dolaylı olarak bilimsel düzeydedir" demişim. Ateizm bir kuram değil ki "evrim kuramı" gibi ele alalım.
  14. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Sanırım sen okuduğunu anlamıyorsun. Orada evrim kuramını "tercih olup olmama" konusunda örnek olarak kullandım. Ateizm bilimsel bir gerçek demedim. Bilimsel gerçek kavramının ne olduğunu biliyorum, ota boka bilimsel gerçek diyecek değilim. Sen "ateizm bilimsel düzeyde midir?" dedin, ben de doğrudan değil ama dolaylı olarak öyledir dedim ve şöyle açıkladım; "Doğrudan bilimsel düzeyde olduğu söylenemese de, dolaylı olarak bilimsel temellidir. Teistler "madde" üzerinden o saçma sapan düşünceleri için rant sağlamayı umarken, ateist (Pozitif ateist) bunun bilimsel açıklamasını yeğler. Olabilecek en tutarlı açıklamanın bilimsel olanı olduğu konusunda kanıya varır, çünkü gerçek budur. İşte bu yüzden dolaylı olarak bilimsel temellidir."
  15. Bilgin

    TANRI KESİNLİKLE YOKTUR!

    Tanrı kavramını toplumun bir ürünü olarak ele aldığınızda zaten kendiliğinden "doğaüstü/incelenemez" olma durumundan çıkarmış olmuyor musunuz?
  16. Bilgin

    TANRI KESİNLİKLE YOKTUR!

    Tanrı bilimin konusu değildir diyenlere tokat gibi yanıt: Sosyal Bilimler. Böyle bir noktayı nasıl göz ardı ederler anlamıyorum.
  17. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Tanımlanmamış bir Tanrı'nın varolması gibi bir durum söz konusu olabilir mi? Tanrı nedir yahu! Tanrı'nın yokluğuna %100 "inanmak(!)" nedir yahu..
  18. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Kişinin benimsediği felsefi görüşü tam olarak bilmemesi onun sorunu, benim değil. Felsefe kitaplarını açıp okursanız agnostisizm kavramının ne olduğunu anlarsınız. Özellikle diyalektik materyalizmin eleştirilerini dikkatlice okumalısınız. Politzer bu konuda zekice örnekler sunmuştu, onun kitaplarına bir göz atın derim.
  19. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Senin agnostisizm hakkında en ufak bir bilgin yok birader. Agnostisizm var olup olmama ihtimalini öne sürmez, yalın bir şekilde "bilinemeyeceğini" söyler ve bu konuda pekâlâ kararlıdır. Agnostisizm bilgiye ulaşmayı değil, bilgisizliğin sabit kalmasını önerir ve idealizm türevli bir düşüncedir. Diyalektik materyalizm yıllar yıllar önce agnostisizm felsefesini ağır ağır eleştirdi, bilmem haberin var mı.. Söz teoriden pratiğe geçtiğinde agnostisizm patır patır dökülür... "Uzayda hayat" konusunda "henüz bilmiyoruz" demek başkadır, "bilinemez" demek başkadır. Sen ilk önce bunun ayırdına var...
  20. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    İlk olarak "öznel" düşündüğünü ve bunun sorunlara yol açacağını belirterek başlıyorum. --Uyarı: Birazdan yazacaklarım kişisel görüşlerime dayanmaktadır-- Eğer beni bebekken alsaydınız, ortaçağdaki bir arap kabilesine koysaydınız, "genetik ve çevre" faktöründeki "çevre" unsurunun etkileri kişiliğimde belirecek, sosyal bir hayvan olmamızdan ötürü ben de sosyal ortama ayak uydurup o toplumun kültürünü almış olacaktım. Öte yandan defolu kişilik, ateist bir toplumda yaşasaydı durum tersi olacaktı. Bu yalnızca kültürel değil elbette, şöyle bir durum da var: "Beyaz bir adamın, siyahlarla dolu bir adaya düştüğünü hayal edin. Şüphesiz kendini kral ilan edecektir. Birçok siyah kadınla evlenip, melez çocukların babası olacaktır; ama kahramanımız ne kadar başarılı ve ten rengi ne kadar üstün olursa olsun neslinin rengi gittikçe kararacak, onun görünüş özellikleri yavaş yavaş ortadan kaybolacaktır." Tam olarak bir kayboluştan söz edemesekte buradaki mantığı anlamışsınızdır umarım. --Uyarı sonu-- Şimdi, ilk söylediğim söze gelecek olursam, konu toplumların olaylara bakış açısı, inanışları değil. Siz nesnel (objektif) değil "öznel" düşünüyorsunuz. Yanlış yanlıştır. Bir toplum dünyanın yuvarlak değil de, düz olduğuna inanabilir, bu onların sorunudur. Gerçek olan gözlemlenip test edilebilir. İşte bu noktada nesnellik söz konusudur, diğerleri algı bozukluğudur. Şimdi, bizim buradaki derdimiz ne? Olay şu: memetik olarak bir evrim söz konusu. Yabani otlar örneğinde denildiği gibi, siz otlara ilaç veriyorsunuz ve onlar evrim geçiriyorlar. Ondan sonra "yok efendim aslında kur'an'da evrim vardı! Darwin bizden çaldı", "yok efendim kur'an'da bigbang vardı...." gibi söylemlerle karşınıza geliyorlar. İşte bunlara izin verilmeden yabani otlar kökünden sökülmelidir. Agnostizmi, panteizmi falan hepsi saçmalıktır. Her ne şekilde olursa olsun inanç yok edilmelidir. İnanç, kişiye, idrak kabiliyetini baltalamaktan başka bir etki yapmaz.
  21. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Doğrudan bilimsel düzeyde olduğu söylenemese de, dolaylı olarak bilimsel temellidir. Teistler "madde" üzerinden o saçma sapan düşünceleri için rant sağlamayı umarken, ateist (Pozitif ateist) bunun bilimsel açıklamasını yeğler. Olabilecek en tutarlı açıklamanın bilimsel olanı olduğu konusunda kanıya varır, çünkü gerçek budur. İşte bu yüzden dolaylı olarak bilimsel temellidir. İddia edilen Tanrı gözlemlenebiliyor mu? -Hayır. Varolduğuna dair somut bir "kanıt" var mı? -Hayır. Yok, yok, yok. Hiçbirşey yok.
  22. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Yahu nasıl ölçü olamaz? Tamam, eskilere gidiyorum. O halde teistlere boyun eyip dünya yuvarlak değil, düzdür diyelim. Hatta yuvarlak diyeni cezalandıralım ne dersiniz?
  23. Bilgin

    Kur'an neden Bismillahirrahmanirrahim ile başlar?

    Bu kur'an kadar saçmalık abidesi başka bir kutsal kitap bulamazsın. Neresinden tutarsan elinde kalır. Senin söz ettiğin konu üzerine -yanılmıyorsam- Pante'nin bir çalışması vardı. Bütün ayetleri toparlamıştı.
  24. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Çok önemli bir nokta...Kesinlikle tercihler mevzu bahis değil, gerçekler söz konusu. Siz evrim kuramının nesnel bir gerçek olduğunu söylüyorsunuz, diğer taraf ise "Hımm, bu bir görüş tabii, ben Allah yarattı diyorum" diyor.. Bu nasıl bir saçmalıktır! Evrim bilimsel bir gerçek, olgudur. Gerçeğin ötesinde bir gerçektir(!), kabul edip etmeme seçiminden dâhi söz edilemez...
  25. Bilgin

    Defolu bilinçlere neden ayrıcalık tanımamalıyız...

    Bu arkadaşın dedikleri kısmen doğru. Bu şartlar altında ateizm kavramını dar kalıplara sokmamak gerekiyor; ancak şu da var ki hem materyalist hem de teist olunmaz, olunur diyen kişi materyalizm hakkında en ufak bir bilgiye iye değildir. Öte yandan idealist birisi de teist olmaya yatkındır. Aslında idealizm kavramını ateist bir bakış açısı ile yorumlanabilir ama aksak olur, topallayarak yürür. Ben ateistbakış'ın düşüncelerine katılıyorum. Ateizm, yan düşünce ürününleri ile birlikte size üst düzey bir algı seviyesi sunar. Günlük yaşam da dahil bütün konulara "açık bir bilinç" ile yaklaşmanızı sağlar. Konulara nesnel, eleştirel, şüpheci, deneyci, gözlemci ve kişisel gelişime bağlı olarak "diyalektik" yan düşünce ürünleri ile birlikte bakmanızı, yorumlamanızı, uslamlamanızı gerektirir; zira açık bilinç hâlidir. Bu söylediklerim gerçekten ateist sınıfına girebilecek kişilerden çıkar: Yoksa "...efendim teistleri aşığılamakla, kötülemekle bir yere varamazsınız, stratejinizi biraz olumlu geliştirmelisiniz..." diyenlerden değil. Siz yabani otlara ilaç verme taraftarısınız diyordu ateistbakış, "...fakat onlar ilaçla etkileşime geçip evrim geçiriyorlar." Bilgin.
×
×
  • Yeni Oluştur...