Jump to content

poiuz

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.792
  • Katılım

  • Son ziyaret

poiuz kullanıcısının paylaşımları

  1. poiuz

    Yaratılış Masalı

    Gercekten eglenceli bir masal Rivayetlere göre yeryüzünün ilk sakinleri cinler idi. Fakat onlar yeryüzünde fesat çıkarıp kan döktüler. Bunun üzerine Allah, Hâris ismiyle cennetin bekçiliğini yapan veya dünya semasındaki meleklerin lideri olan İblisi bir melek ordusuyla birlikte onların üzerine gönderdi. İblis ve melekler onların tümünü katletti. Daha sonra Âdem yaratıldı ve yeryüzünden silinen seleflerine halef kılındı.15 Allah Âdemi kokuşmuş ve zaman içinde kurumuş bir balçıktan yarattı. Âdem kırk gece veya kırk sene boyunca cansız bir beden (ceset) olarak kaldı. Bu zaman zarfında İblis onun yanına gelip ayağına vuruyor, Âdemin henüz cansız olan bedeni de tın, tın ses çıkarıyordu. Yine İblis Âdemin kâh ağzından girip makatından çıkıyor, kâh makatından girip ağzından çıkıyordu. Bunu yaparken de Âdeme, Sen aslında hiçbir şeysin! Zaten ne olduğun ortada! Eğer ben musallat olursam seni kesinlikle helâk ederim. Şayet sen bana musallat olursan hiç şüphesiz seni bir isyankâr yaparım. Diye meydan okuyordu. Derken, Allah Âdeme ruhundan üfürdü. İlâhî ruh Âdemin bedenine baş taraftan girip bütün vücuduna yayıldı. Böylece Âdemin çamurdan bedeni et ve kana dönüştü.16 Ne var ki, ruhun Âdeme girişi çok kolay olmadı. Zira, Allah ruha Âdemin ağzından içeri girmesini emretti. Ancak o, Orası çok kuytu ve karanlık bir yer, giremem! diyerek ilâhî emre karşı geldi. Allah mezkur emrini iki kez daha yineledi ama ruhtan yine aynı cevabı aldı. Allah dördüncü ve son kez ruha, Oraya zorla gireceksin ve zorla çıkacaksın. diye emretti. Bunun üzerine ruh Âdemin bedenine girdi.17 Ruh göbek hizasına ulaşınca Âdem bedenini fark etti ve -tabiri caizse- narsizm belasına müptela olup hemen ayağa kalkmaya yeltendi; fakat başaramadı. Bir başka rivayete göre de ilâhî ruh ense kökünden içeri girince Âdemin gözü açıldı ve cennetteki meyvelere baktı. Ruh karın bölgesine ulaşınca canı meyve çekti ve bir sıçrayışla üç beş meyve koparmak istedi; ama yine başaramadı. Çünkü, ruh henüz belden aşağısına ulaşmamıştı. Bu yüzden Allah, İnsan aceleci bir varlık olarak yaratıldı (Enbiyâ 21/37) demek suretiyle Âdemin başarısızlıkla sonuçlanan bu meyve devşirme teşebbüsüne atıfta bulundu.18 Ruh tüm bedene nüfuz edince Âdem hapşırdı ve Allahtan gelen bir ilhamla yahut meleklerin talimiyle, Hamd Âlemlerin rabbine mahsustur (elhamdülillâh) dedi. Allah da ona, Ey Âdem! Allah sana rahmet etsin (yerhamükellâh) diye karşılık verdi. Daha sonra, aralarında İblisin de bulunduğu meleklere, Âdeme secde edin! diye emretti. O âna kadar dünya semasındaki meleklerin lideri olan İblis hariç diğer bütün melekler bu emrin gereğini icra etti. İblis ise, Ben onun önünde eğilmem; çünkü ben ondan daha hayırlıyım. Hem sonra ben ondan yaşça daha büyüğüm ve yaratılış bakımından da daha güçlüyüm. diyerek emre karşı geldi. Böylece ilâhî huzurdan kovulmuş ve rahmetten ümidini kesmiş bir şeytan oluverdi. 19 Allah Âdeme yeryüzündeki canlı cansız her varlığın ismini öğretip meleklere Âdemi saygıyla selamlamalarını emrettikten ve nihayet İblisi emre itaatsizlik sebebiyle huzurdan kovduktan sonra, Ey Âdem! Sen ve eşin cennette ikamet edin. Orada dilediğiniz gibi bolca ve afiyetle yiyin. Ama sakın şu ağaca yaklaşmayın. Aksi hâlde kendinize yazık edenlerden olursunuz. buyurdu. Rivayete göre Allah Âdemi ve eşini cennete yerleştirince, onlara söz konusu ağacı (buğday filizi, üzüm asması veya incir ağacı) yasaklamıştı. Ancak melekler, adeta bir sarmaşık gibi dalları birbirine geçmiş olan bu ağacın ebedilik meyvesinden yerlerdi. Âdem ve eşine yasaklanan şey, işte bu ebedîlik meyvesi idi.20 İblis, Âdem ve eşini ayartmak suretiyle intikam almak isteyince cennete girme teşebbüsünde bulundu. Ancak cennetin bekçileri onu içeri sokmadılar. Derken, yılan çıkageldi. O zamanlar yılan dört bacaklı olup adeta Horasan devesi gibi bir görünüme sahipti Dahası, o, Allahın yarattığı en güzel hayvanlardan biri idi ve cennette bekçilik yapıyordu. Ama aynı zamanda İblisin de yakın arkadaşı idi. Bu yüzden İblis ona, Senin ağzının içinde cennete girebilir miyim? diye bir ricada bulundu. O da İblisin ricasına Hay hay! deyip onu cennete soktu.21 Başka bir rivayete göre ise İblis Âdemin cennette ağırlandığını duyunca kıskançlık krizine girdi ve kendi kendine, Yazıklar olsun! Ben kaç bin senedir Allaha kulluk ettiğim hâlde cennet yüzü görmedim; bu adam daha dün yaratıldığı hâlde Allah ona cennette keyif çattırıyor... diye söylendi. Ardından, yaman bir hile ile Âdemi cennetten çıkarmanın hesabını yapmaya başladı. Bu maksatla cennetin kapısının önüne kuruldu ve orada tam üç yüz sene ibadetle meşgul oldu. Sonunda herkes tarafından âbid ve zâhid bir kul olarak tanındı. İblis bu arada cennetten birinin çıkması için can atıyordu. Ama Allah tam üç yüz sene boyunca hiç kimseyi cennetten dışarı çıkarmadı.22 Gel zaman git zaman derken, cennetin cümle kapısından nihayet birisi çıktı. Kapıdan çıkıp gelen varlık Tavus kuşu idi. İblis, cennetteki kuşların efendisi olan Tavusu karşısında görünce, Ey saygıdeğer varlık! Sen kimsin? İsmini bağışlar mısın? Ben bugüne kadar senin kadar güzel bir varlık görmedim. dedi. Tavus, Ben cennet kuşlarından biriyim, adım Tavus. diye karşılık verdi. Bunun üzerine İblis ağlamaya başladı. Tavus, Ya sen kimsin ve niçin ağlıyorsun? diye sordu. İblis, Ben üst düzey meleklerden biriyim. Lakin beni ağlatan şey şu ki, sen bu mükemmel güzelliğini kaybedeceksin. dedi. Tavus, Yani ben bu güzelliğimi kaybedeceğim öyle mi? diye sorunca İblis, Evet, tüm varlıklar bir zaman sonra yok olup gidecekler. Ancak ebedilik ağacından yiyenler müstesna! diye cevap verdi. Bunun üzerine Tavus, Peki o ağaç nerede? diye sordu. İblis, Cennette! diye cevapladı. Tavus, Peki onun yerini bize kim gösterecek? diye sordu. İblis, Ben, tabii eğer beni içeri sokarsan diye cevapladı. Tavus, Bu imkansız! dedi; çünkü cennetin baş muhafızı Rıdvan hiç kimseyi içeri sokmadığı gibi dışarı da çıkarmaz. Ama yine de ben bu konuda sana yardımcı olacak birini biliyorum. dedi. İblis, O kim? diye sorunca Tavus, Allahın halifesi Âdemin hizmetçiliğini yapan Yılan diye cevap verdi. Bu konuşmanın ardından Tavus cennete geri döndü ve hemen yılana gidip İblisin söylediklerini ona aktardı. Yılan bir koşu cennetin kapısına geldi. İblis vakit kaybetmeden sordu: Beni içeri sokabilir misin?. Yılan, Peki sen havaya dönüşüp benim ağzıma girebilir misin? diye karşılık verdi. İblis, Evet! dedi ve sonunda yılanın ağzında cennete girdi.23 İblis, yılanın ağzında veya karnında cennete girdikten hemen sonra arz-ı endam etti. Ardından, Allahın Âdem ve eşine yasakladığı ağacın meyvesinden alıp Havvâya getirdi ve Hele bir bak şu ağacın meyvesine! Kokusu, tadı ve rengi ne kadar güzel değil mi? dedi. Havvâ İblisin tahrikiyle meyveyi alıp yedi. Sonra Âdeme götürdü ve Hele bir bak şu meyveye! Kokusu, tadı ve rengi ne kadar güzel değil mi? dedi. Bu söz üzerine Âdem de onu yedi.24 İşte tam o esnada Âdem ve Havvâ edep yerlerinin açıkta olduğunu fark etti. Âdem hemen bir ağacın dalları arasına saklandı. O sırada Allah, Âdem neredesin? diye seslendi. Âdem, Buradayım ey rabbim! diye cevap verdi. Allah, Orta yere çıkmayacak mısın? Yoksa benden mi kaçıyorsun? dedi. Âdem, Bilakis ey rabbim, senden utanıyorum! diye karşılık verdi. Bunun üzerine Allah, Kendisinden yaratılmış olduğun toprak artık lanetlendi. Onun meyvesi dikene dönüştü. diye seslendi. Ardından Havvâya yönelip, Ey Havvâ! Sen benim kulumu ayarttın. Artık çok zor doğum yapacaksın. Karnındakini doğurmak istediğinde defalarca ölümün soğuk nefesini yanı başında hissedeceksin. dedi. Allah son olarak yılana da şöyle söyledi: O melun İblisi karnında cennete sokan sen var ya sen; işte sen benim kulumu ayarttın. Bu yüzden sen de lanetlendin. Bundan sonra karnının üzerinde sürünecek ve sadece toprakla besleneceksin. Ayrıca, sen Âdemoğlunun onlar da senin düşmanın olacak. Birbirinizle karşılaştığınızda sen onların topuklarını ısıracak, onlar da senin başını ezecekler.25 Allahın bu paylamasından sonra Havvâ ve ondan türeyen tüm kız çocukları kıyamete kadar şu on beş nâkısaya mahkum edildi: (1) Hayız görmek. Rivayete göre Havvâ cennetteki ağacın meyvesini koparınca ağaç kanadı. Bunun üzerine Allah, Şu ağacı kanattığın gibi sen de her ayın muayyen günlerinde kana! diye beddua etti. (2) Hamilelik meşakkati (3) Düşük ve sancılı doğum yapmak (4) Din noksanlığı (5) Akıl noksanlığı (6) Mirastan erkeğin aldığı payın yarısını almak (7) İddet beklemek (8) Erkeklere marabalık etmek (9) Boşanma hakkından yoksun olmak (10) Cihattan mahrum kalmak (11) Peygamber olamamak (12) Devlet başkanlığı ve yargıçlık görevine atanmamak (13) Tek başına yolculuk yapma iznine sahip olmamak (14) Cuma namazı kılmamak (15) Selam verilmeye değer bir varlık olarak görülmemek.26 Allah bu itabının (azarlama) ardından Âdem, Havvâ, İblis, yılan ve tavus kuşunu cennetten kovdu. Âdem cennette, müddeti beş bin yıl olan ahiret günlerinden yarım gün, yani 2500 yıl ikamet ettikten sonra saat dokuzda veya onda kovuldu. İbn Abbasa göre ise öğle ile ikindi namazı arasında kovuldu. Âdem gökyüzündeki cennetten Hindistana/Hindistandaki Nevd (Nevz) dağına veya Seylan (Serendib) adasına, Havva Ciddeye, İblis Basra civarında bir yere, yılan İsfahana, Tavus kuşu da Babile düştü.27 Âdeme cennetin kokusu sindiği için Hindistan dünyadaki en hoş kokulu yer oldu. Âdem cennetten kovulunca göz yaşı hiç dinmedi. O, akan gözyaşlarını cennetten kovulduğu sırada yanına aldığı Hacer-i Esvedle siliyordu. Âdem cennetten düşerken yanına örs, çekiç ve kerpeten almayı da unutmadı. Ayrıca hurma, turunç ve muz da onunla birlikte yeryüzüne düştü. Bütün bunların yanında Allah bir erkek bir dişi olmak üzere sığır, koyun, keçi gibi sekiz çift hayvanı da Âdemle birlikte yeryüzüne indirdi. Bu arada Allah Âdem ve eşinin yeryüzünde çıplak olduklarını gördü ve onlara cennetten indirdiği koyunlardan birini kesmelerini emretti. Onlar hemen koyunu kesip yününü kırktılar. Âdem bu yünden kendisine bir elbise yaptı; Havvâ ise aynı yünden bir entari ve bir başörtülük kumaş çıkardı.28 Âdem Hindistana düşünce kendisini çok yalnız hissetti. Bunun üzerine Allah Cebraili gönderdi. Cebrail Hindistana gelince ezan okumaya başladı. İki kez, eşhedü enne muhammeden rasûlullah deyince Âdem, Muhammed kim? diye sordu. Cebrail, O, senin peygamberlikle müşerref olan çocuklarının sonuncusudur. diye yanıtladı. Âdem Hindistana düştüğünde başı göklere değiyordu. Gökyüzü bu durumdan rahatsızlık duydu. Yeryüzü de Âdemin ağırlığından şikayetçi oldu. Bu şikayetleri dikkate alan Allah elini Âdemin başına bastırarak onun boyunu yetmiş arşın kadar kısalttı. Böylece kilosu da aynı oranda azalmış oldu.29 Âdem Hindistanda bir süre kaldıktan sonra hacca gitmeye karar verdi. Bu yolculuk onun için çok kolay oldu. Çünkü onun her adımı bir köy veya kasabanın yerleşim alanını kapsayan bir mesafeye tekabül ediyordu. Bu yüzden kısa bir sürede Mekkeye ulaştı. Safa kapısından Mekkeye girdi ve bir hafta boyunca Kabeyi tavaf etti. Orada iki rekat namaz da kıldı. Bu arada melekler ona, Ey Âdem! haccın kabul olsun. diye dua edip eklediler: Biz hac vecibesini sen yaratılmadan iki bin sene önce ifa etmiştik. dediler30 Âdem ile Havvâ Cuma günü Arafatta veya Müzdelifede buluştular. Ama cennetten kovuldukları için bu buluşmaya hiç sevinemediler. Bilakis, kaybettikleri mutluluk ve esenlikten dolayı tam yüz sene boyunca ağladılar. Yine kırk yıl boyunca tek lokma yemediler, bir damla su içmediler. Ayrıca, Âdem Havvâya tam yüz sene boyunca hiç yaklaşmadı.31 Cennette iken Arapça konuşan Âdem Allahın emrine isyan edince bu dil kendisine unutturuldu. O da zorunlu olarak Süryanca konuşmaya başladı. Tövbe edince tekrar Arapça konuşmaya başladı. Âdem aşağı yukarı bin yıla bâliğ olan dünyevî yaşamını Hindistanda veya Şamda yahut Mekkede noktaladı.32 Ölmeden önce vasiyetini yazıp oğlu Şîte teslim eden Âdemin cenazesindeki tekfin ve teçhiz işleri meleklerce görüldü. Bu arada Allah cennetten kefen bezi gönderdi. Melekler onu güzelce yıkayıp üç katlı bir kefene sardıktan sonra Mekke civarındaki Ebû Kubeys mağarasına veya Büyük Mağara denilen bir başka mağaraya defnettiler.33 15 Taberî, Câmiu’l-Beyân, I. 288; Celâluddîn es-Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr fi’t-Tefsîri’l-Me’sûr, Beyrut 1983, I. 111. 16 Taberî, Câmiu’l-Beyân, I. 291, 293; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, I. 111-112. 17 Ebû İshâk es-Salebî, Arâisül-Mecâlis, Kahire 1321, s. 16. 18 Taberî, Câmiul-Beyân, I. 291; Suyûtî, ed-Dürrül-Mensûr, I. 117. 19 Taberî, Câmiul-Beyân, I. 291; Suyûtî, ed-Dürrül-Mensûr, I. 112. 20 Taberî, Câmiul-Beyân, I. 337. 21 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 17. 22 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 18. 23 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 18. 24 Taberî, Câmiul-Beyân, I. 336. 25 Taberî, Câmiul-Beyân, I. 336. 26 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 20. 27 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 21. 28 Suyûtî, ed-Dürrül-Mensûr, I. 138-143. 29 Suyûtî, ed-Dürrül-Mensûr, I. 135. 30 Suyûtî, ed-Dürrül-Mensûr, I. 136-137. 31 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 20. 32 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 27. 33 Salebî, Arâisül-Mecâlis, s. 27.
  2. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Bildiğim kadar önce 10-20 yorum yazman gerekiyor
  3. poiuz

    Sızma zeytinyağı floresan özelliğiyle ışık yayar

    Hahaha Arabistanda zeytin yetişiyor mu? Araplar petrolün üzerinde oturuyorlar, elin ingilizi gelip petrolu bunların elinden alıyor.... Allah da en iyi ışığın zeytin yağı ışığı olduğunu söylüyormuş! Tam bir komedi, tam müslüman kafası! Ben merak ediyorum... Burda yazan Emre, Hasan, akılsızşuursuz... Siz kendi yazdıklarınıza gerçekten inanıyor musunuz?
  4. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Bizim Kuran kıvırıcalar, Muhammedin her pisliğini örtmeye çalışanlar, dini yalan bilgilerle süsleyip püslemeye çalışanlar: Muhammed ilerde örnek olsun diye evlatlığının karısıyla evlenmiş ve Muhammedin Allahı bunu (çok önemli bulduğundan) kutsal kitabına yazdırmış! Şimdi Muhammed örnek olduğu, yolu açtığı halde evlatlığının eski karısıyla evlenen kaç kişi biliyorsunuz/tanıyorsunuz? Burda yazan bir çok Kuran kıvırıcı Muhammedin/Allahın/Kuranın köleliği kaldırdığı yalanını söyler. Allahın hiç bir ayette (Kuranın belirttiği gibi) APAÇIK köleliği kaldırdığını yazmaz!!! Arap ülkelerinde kölelik 19. yya kadar sürdü.... Ama Allah/Muhammed her nedense asırlarca bir çok kişiyi ilgilendiren kölelik sorununu kaldırdığını açıkça yazmazken Muhammedin evlatlığının karısıyla evlenmesini "ilerde örnek olsun diye" (kime, kaç kişiye örnek olduysa) Kurana APAÇIK yazar!!!! @Getaf arkadaşın yazdıklarına katılmamak elde değil. Muhammedin, şeyhlerin, hacı hocaların ahlaksızlıklarını örte örte müslüman aleminin durumu ortada. Müslüman ülkelerin her bakımdan yerde sürünmeleri tesadüf değil! Pisliğe pislik, b*ka b*k demedikçe çıkamazsınız, daha içinde çok yüzersiniz!
  5. poiuz

    Dişi Sivrisineğin Üzerindeki Canlı

    Diğer sayfaya yazmıştım... Karıncalar vücutlarından ses çıkararak birbirleriyle iletişime geçiyorlarmış, müslümanlar bundan "Karıncalar Süloyla konuştu" çıkartıyorlar. Sülonun karıncaları duyması imkansız çünkü karıncaların çıkardığı sesler insanın duyamıyacağı kadar sessiz :-) Bir de karıncanın "Süleyman" diye hitap etmesi var ki... Hahaha Demekki Allah Ademde olduğu gibi karıncaya da "herşeyin" ismini öğretmiş. Sonra Sülo da karıncaya cevap veriyor. Artık karıncayla mı kimle konuşuyorsa... Ama karıncayla konuşuyorsa karıncaya en az 10cm yaklaşması gerek çünkü karınca 10 cmden daha uzak yerden gelen sesleri duyamaz. Benim şahsi görüşüm: Bu karıncalar "cennetin dili" Arapça konuşmuşlardır İyiki Kuranda "sivrisinek üzerine/üzerinde düşünün" yazmamış yoksa düşünmek için hep bir sivrisineğin üzerine çıkmak zorunda kalacaktık 😄
  6. poiuz

    Kuran'ın belirttiği üzere karıncaların konuştuğu kanıtlandı

    Karıncalar vücutlarından ses çıkararak birbirleriyle iletişime geçiyorlarmış, müslümanlar bundan "Karıncalar Süloyla konuştu" çıkartıyorlar. Sülonun karıncaları duyması imkansız çünkü karıncaların çıkardığı sesler insanın duyamıyacağı kadar sessiz :-) Bir de karıncanın "Süleyman" diye hitap etmesi var ki... Hahaha Demekki Allah Ademde olduğu gibi karıncaya da "herşeyin" ismini öğretmiş. Sonra Sülo da karıncaya cevap veriyor. Artık karıncayla mı kimle konuşuyorsa... Ama karıncayla konuşuyorsa karıncaya en az 10cm yaklaşması gerek çünkü karınca 10 cmden daha uzak yerden gelen sesleri duyamaz. Benim şahsi görüşüm: Bu karıncalar "cennetin dili" Arapça konuşmuşlardır 😄
  7. poiuz

    Gökler/Evrenler

    Burda hristiyanlar da yazsa hristiyanları da eleştiririm 😉 Ama hristiyanların olmadığı yerde hristiyanları eleştirmek biraz saçma olur. Sen galiba çok yandaş TVlere takılıyorsun, hani karşı görüşten hiç kimsenin olmadığı ve 4-5 (sözde) profun karşı görüşü yerden yere vurduğu proğramlar var ya. Siz (sen ve senin gibi burda yazanlar) biraz islamı düşünüyor olsanız bu sitede değil islami sitelerde kendi "evrim geçirtmeye çalıştığınız" islam anlayışınızı yazardınız. "İslamda kadın dövülmez" diye bize değil karılarını döven müslümanlara anlatırdınız. Aynı islam demokrasidir, islam evrimi kabul eder vs gibi yumurtladıklarınızı Kuranı bilen bizlere değil Kuranı bilmeyen müslümanlara satın. Belki size inanırlar da küçük bir devrim geçirip biraz insancıl olurlar, biraz bilime, insan haklarına saygı duymaya başlarlar. Konuya dönecek olursak Kuranda "yaratmak" olarak ha "cart" yazmış ha "curt" Benim eleştirdiğim ayette açıkça dünyanın üzerinde dağların bitkilerin olduğu yazıyor. Müslümanlar neden buraları atlayarak evrenin var oluşunu anlatırken "duman olan göğe..." deyip önceki yazılanı gizlemekteler!!! Dünya için dört gün uğraşırken, milyarlarca yıldız için uğraşması kafanda soru işaretleri oluşmasına neden olmuyor mu? (Unutmayalım bir çok yıldız dünyadan daha yaşlı!) Beynini kullanabilen birkaç müslüman "burda bir bit yeniği mi var?" diye düşünmesin diye mi buraları gizliyor sunuz?
  8. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Zihar yaptığınız diyor Allah zihar yapmak istediğiniz demiyor." Şimdi bir şey bulamadın parentez içindeki kelimeye mi kafanı taktın? Googleden ilk çıkan meali aldım, parentez olup olmaması önemli değil ... "Zihar yaptığınız zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı Allah" "Zihar yaptığınız..." derken geçmiş zamanda yazılması ilerde yapılacak ziharların geçerli olacağı anlamına gelmez. "Biz Allaha ortak koşanları cehennemde yakacağız" demenin "ilerde Allaha ortak koşacakları yakmayacağız" anlamına gelmediği gibi. Yani senin işaret ettiğin yer önemsiz bir detay. Önemli olan yeri ıskalamışsın. "İşte bunlar sizin ağızlarınızdaki sözlerdir..." Allah, bunlar boş sözlerdir diyor. Senin dediğin gibi, Muhammedi savunmaya çalışırken çok önemli bir şeymiş gibi göstermeye çalıştığın "benim annemin sırtı gibisin" sözünü senin yazdığın/yorumladığın gibi önemsemiyor. Bunlar bla bladır, hiç bir geçerliliği yoktur, sadece boş sözlerden ibarettir diyor!!! Muhammedin ahlaksızlığına dönecek olursak... Kanun çıkaran bir devlet, kurum veya kral "ilerde örnek olsun diye" bir eylem yapmak zorunda değildir!!! "Kendini savunmak zorunda kalırsan karşındakini öldürebilirsin, bu yüzden ceza almazsın" diye bir kanun çıkaran devlet/kral "örnek olsun" diye birisini öldürmek zorunda değildir! Yani Muhammedin Kurana yazdırdığı "ilerde örnek olsun" sözü yalandan başka bir şey değildir, adam gelinine göz dikmiş ve almıştır. O zamanın Arapları bile bunu ayıplayınca Kurana yazdırmış. Olay bu kadar basit! İsteyen deneyebilir: "Bizim mahallede Mehmet diye biri var, evlatlığı karısıyla boşanınca, gitti bu Mehmet evlatlığının boşandığı karısıyla evlendi" deyin bakalım. İnsanlar buna ne diyor??? Allah kimseyi müslümanların düştüğü duruma düşürmesin. Amin 😄
  9. poiuz

    Gökler/Evrenler

    Mucize üstüne mucize bulan... Evrenin oluşumunu Kuranda yazdığını söyleyen müslümanlar... Şu Fussilet Suresini atlamadan sırayla (arka arkaya) yazan bir tek müslüman hayatımda görmedim!!! Çünkü hepsi "Sonra duman halinde..." diye yazmayı çok seviyorlar. Evrenin oluşumu konu oldumu bu ayeti her yere sokuyorlar sonrada Kuran ne güzel anlatmış diye birbirlerini pohpohlamaya bayılıyorlar. Fussilet Suresi 10 - O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu. 11 - Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler. 12 - Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir. Yukarda kendiniz de gördüğünüz/okuduğunuz gibi Konu hiç bilmeyen kişilerce yazılmış baştan sona yanlışlarla dolu, tek bir doğru söz yok! -ÖNCE yeryüzü var, üzerinde dağlar, bereketler/bitkiler vs var. -Ve ondan SONRA "duman" halindeki göğü çağırıyor. -Yeryüzü için dört gün uğraşırken sayısız milyarlarca yıldız için iki gün uğraşıyor. Ama bizim üçkağıtçı müslümanlar bu yanlış bilgilerin üstünü örtüp bir de mucize diye din kardeşlerine kakalıyorlar. Ne için? Böyle rezil olmaya değer mi?
  10. poiuz

    Dişi Sivrisineğin Üzerindeki Canlı

    Burda örnek verilen sivrisinek aşağıdaki ayetteki sivrisinektir. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de! Hacc-73 Kuranda mucizeler bulmak isteyen, en küçük ayrıntılara saplanan, kalpleriyle düşünen, akıllı müslümanlar aşağıdaki ayet hakkında ne düşünüyorlar? Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz! Süleyman (A.S) ve onun orduları, farkında olmadan sakın sizi ezmesin." Bunun üzerine (Süleyman A.S), onun sözüne gülerek tebessüm etti. Ve: "Rabbim, bana, anne ve babama en’am buyurduğun ni’metlere şükretmekte ve Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve beni, rahmetinle salih kullarının arasına dahil et." dedi. Neml 18-19 Kuranda yazanın aksine... Karıncalar k o n u ş a m a z l a r!!!!
  11. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hahaha Ben Kurandan örnekler veriyorum, yanlış anlaşılmasın diye önemli yerleri botluyorum, kabul etmiyor! Kendisi Muhammedin evlatlığının karısıyla evlendiğindiğinde (islam tarihinde yazanın aksine) 35 yaşında olabileceğini söylüyor. Ve bunu "Kuranda Muhammedin kaç yaşında olduğunu YAZMADIĞINA dayandırıyor! Ben düşüncelerimi Kurana dayandırarak, kelimesine dokunmadan yazarken, arkadaş düşüncelerini Kuranda yazmayışına dayandırıyor :-) Neyse yine konuya dönelim. ..... Ve Allah’ın, onu ni’metlendirdiği ve senin de kendisini ni’metlendirdiğin kişiye: “Zevceni (kendine) tut (boşama) ve Allah’a karşı takva sahibi ol.” demiştin. Allah’ın açıklayacağı şeyi nefsinde saklıyordun. Ve insanlardan korkuyordun (çekiniyordun). Allah, (Kendisinden) korkman (çekinmen) için daha çok hak sahibidir. Sonra Zeyd, ondan alâkasını kesince onu, seninle evlendirdik ki, evlâtlıklarının kendileriyle ilişkilerini kestikleri (boşadıkları) kadınların evlenmelerinde, mü’minlerin üzerinde bir zorluk olmasın diye. (Böylece) Allah’ın emri yerine getirilmiş oldu. Ahzap 37 Muhammed/Kuran kısaca " iki gözüm aksın, kendim için bir şey istiyorsam namertimdir, tek istediğim ilerde müslümanlar evlatlıklarının karısıyla evlenebileceklerini göstermek" demeye getiriyor. ..... Allah bir adama göğsünde iki kalp kılmadı (yaratmadı). Zihar yaptığınız (sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek boşamak istediğiniz) zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı. Ve evlâtlıklarınızı, sizin oğullarınız kılmadı. İşte bunlar sizin ağızlarınızdaki sözlerdir. Ve Allah hakkı söyler. Ve O, (Kendine ulaştıran) yola hidayet eder. Onları (evlâtlıklarınızı) babalarının namı ile çağırın. Bu, Allah’ın katında daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar, dînde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Ve hata ettiğiniz şeylerden dolayı sizin için günah yoktur. Fakat kalplerinizin taammüden (kasten) yaptırdığı şeylerden (günah vardır). Ve Allah Gafur’dur (günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden). Ahzap 3-4 Yukardaki ayetin, islamda evlatlık edinmeyi yasakladığı görüşünde tüm islam alemi hemfikir! Hem evlatlık edinmeyi yasakla, hem de ilerde müslümanlar seni örnek alıp (yasaklanan) evlatlıklarının gelinleriyle evlenebilsin. Yersen 😉 Ayrıca arkadaşında yazdığı gibi Anadoluda "Anam avradım olsun" diye bir söz vardır ve bu söz babamın yaşadığı köyde çok kullanılır. "Yarın şunu şunu yapmazsam anam avradım olsun" derler. Ama yarın dediklerini yapmasalar da hiç bir şey olmaz, bunlar sadece sözden ibarettir. Allah bile Kurana bunların boş sözlerden başka bir şey olmadığın yazıyor. Hasan bey, Muhammedin ahlaksızlığını aklamak için boş şeylere tutunduğun, Kuranda yazmayan şeylerden medet umduğun ortada. Allah işte, bak insanı nasıl da rezil ediyor!!!
  12. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Şirk, Müşrik ve Aşk Tanrısı Allah! Müşrik (Allah’a ortak koşan) kadınları, (onlar) mü’min oluncaya kadar nikâhlamayın. Mü’min bir cariye müşrik (hür) bir kadından elbette daha hayırlıdır, hoşunuza gitse bile. (Kadınlarınızı da) müşrik erkeklerle, (onlar) mü’min oluncaya kadar nikâhlamayın. Mü’min bir köle, müşrik (hür) birinden hoşlansanız bile elbette daha hayırlıdır. ışte onlar, (sizi) ateşe davet ederler. Allah ise kendi izni ile (sizi) cennete ve mağfirete davet ediyor ve insanlara âyetlerini açıklıyor. Umulur ki onlar böylece tezekkür ederler. Bakara 221 Aşk tanrısı Allah burda müşriklerle (Allaha ortak koşanlarla) evlenilmesini istemiyor. Deliler gibi aşık olsalar da! ...... Ey âmenû olanlar! Hicret etmiş olan mü’min kadınlar size geldikleri zaman onları imtihan edin (hicret sebeplerini sorun). Allah, onların îmânını çok iyi biliyor. Artık onların mü’min hanımlar olduğunu bilirseniz (mü’min olduklarından emin olursanız), bundan sonra onları kâfirlere geri döndürmeyiniz. Onlar (mü’min hanımlar), diğerlerine (kâfir erkeklere) helâl değildir. Diğerleri de (kâfir erkekler de), onlar için (mü’min hanımlar için) helâl değildir. Onlara (kâfir erkeklere), infâk etmiş oldukları şeyi (mü’min olarak size gelen kadınlara daha önce vermiş oldukları mehirlerini) geri verin. Ve kendilerine mehirlerini verdiğiniz taktirde, onlara nikâh yapmanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve kâfir kadınları nikâh ile tutmayın. Ve siz ne infâk ettiyseniz (mehir olarak ne verdiyseniz) geri isteyiniz. Ve onlar da infâk ettiklerini istesinler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda hüküm vermektedir. Ve Allah; Alîm’dir (en iyi bilendir), Hâkim’dir (hüküm sahibidir). Mumtehine 10 Bu ayette yine Mümin kadınların kafir erkeklere (deli gibi sevseler de) haram olduğunu yazıyor. Ve kafir kadınlarla evlenmeyin diyor, aşk tanrısı Allah. ...... Bugün size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Ve kendilerine kitap verilenlerin yemeği, size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir. Ve mü’minlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın namuslu bir biçimde mehirlerini verdiğiniz taktirde, sizlere helâldir. Ve kim îmânı inkâr ederse artık onun ameli boşa gitmiştir. Ve o âhirette hüsrana uğrayanlardandır. Maide 5 Bu ayette aşk tanrısı Allah fikir değiştiriyor, kendilerine kitap verilen (hristiyan ve yahudi) kadınlarla evlenilebileceğini söylüyor! ...... Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Müşrikler sadece bir necistir (pisliktir). Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Ve eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah şâyet dilerse (Kendi) fazlından sizi yakında zenginleştirecektir. Muhakkak ki Allah; Alîm’dir, Hakîm’dir. Kitap verilenlerden, Allah’a ve yevm’il âhire (Allah’a ulaşma gününe) inanmayan kimselerle ve Allah’ın ve O’nun Resûl’ünün haram ettiğini haram etmeyenlerle ve hak dîni, dîn edinmeyenlerle, onlar küçük düşüp, cizyeyi elleriyle verinceye kadar savaşın. Ve yahudiler: “Üzeyir Allah’ın oğludur.” dediler ve nasraniler: “Mesih Allah’ın oğludur.” dediler. Onların ağızlarıyla söylediği bu sözler, daha önce inkâr eden kimselerin sözlerine benziyor. Allah onları öldürsün (Bu da güzelmiş. Allah, Allaha yalvarıyor :-)). Nasıl da döndürülüyorlar. Onlar, ahbarları (dîn adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka Rab’ler edindiler. Tek bir ilâha kul olmalarından başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilâh yoktur. (Onların) şirk koştukları şeylerden O (Allah), münezzehtir. (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez. Resûl'ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak dîn ile (bu dîni) bütün dînler üzerine izhar etmesi (hak dîn olduğunu ispat etmesi) için gönderen O'dur. Tevbe 28-33 Ve bu ayette aşk tanrısı Allah kitap gönderdiği (evlenilebilecek yahudi ve hristiyan) kadınların dinlerini anlatıyor. Her iki dinin inanırlarının ŞİRKE battığını söylüyor! Şirk!!!! ..... İşte Kuran bu. Anlayana sivrisinek saz anlamayana....
  13. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hahahaha. Olur olur 😄 Yukarda yazmıştım, müslümanların beyninde bir duvar var, bu duvara çarpınca mantık felan yok olur. Kuranı/Allahı/Muhammedi savunmak için bilim, mantık, ahlak vs işlemek zorunda değildir. İlla işletmek istiyorsan kıvır, değiştir, yok say, bir şeyler ilave et vs. Önemli olan Kuranı savunmaya çalış 😄 Şöyle bir düşünüyorum da... Muhammed o kadınla evlenmese insanlık için ne değişirdi??? Muhtemelen hiç bir şey ama olsun Muhammedin zevki çok önemli, Allah Kurana bunu yazdırmasa olmazdı. Hahaha
  14. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Elim değmişken "serilen döşeği" "YUVARLAK deve yumurtası" yapan, ayetlerin anlamlarını değiştirmiye çalışan, hayatlarını Kuranı anlamak/tercüme etmek isteyen eski mealcileri beğenmeyip yeni yeni anlamlar vermeye çalışan üçkağıtçılara da bir kaç sözüm olacak. Yeni bir buluş yapılırsa, yeni bir şey icat edilirse buna bir isim verilir. Bu isim "büyük" bir kültürden alınabilinir. Örnek olarak Türkçede bisiklet, radyo gibi yabancı dillerden Türkçeye giren bir çok şey vadır. Kurana "saf Arapça" diyenler de nasiplerini almışlardır çünkü Kuranda da bir çok Arapça olmayan başka dillerden alınmış kelimeler vardır. "Kuran" kelimesi bile Arapça değildir! Bunun yanında isim başka dilden alınmaz ise eski bir kelimeye yeni anlam verilir. Mesela "yazmak". Eski Türkçede çizgi çekmek/çizmek demekti. Yazı ortaya çıkınca anlam kaydırılarak bildiğimiz yazmak oldu! Bu işleyiş her dilde aynıdır. Şimdi burda yazan diplomasız yeni Kuran kıvırıcılarının, pardon Kuran çeviricelerinin yaptığı hemen hemen şöyle bir şeydir: Günümüzde " bilgisayarın" ne olduğunu herkes bilir. Kitaplarda vs ne anlama geldiğini her Türkçe bilen kişi anlar. Herkes "bilgisayar" sözünü okudumu aynı şeyi anlar. Şimdi düşünün günümüzden 1000-1500 yıl sonra çok sivri zekalı insanlar çıkıyor ve diyorki "Bunların hepsi yanlış anlamış, bilgisayarın computerle bir alakası yok. O günün insanları/türkleri bilime çok önem veriyorlarmış ve bilgiyi sayıyorlarmış. Yani bu bilgisayar, bilgiye saygı göstermek, bilgiyi toplamak ve saymak demekmiş. Bakın kutsal dil nasılda saygı göstermek ve sayarak toplamayı bir kelimede ifade etmiş. İşte bu ulu Allah/Tallah/Yallahın mucizesi. Bu güne kadar bilgisyarı computer sanan bilim insanları vs halt etmişler. Gerçek dini, ah pardo Türkçeyi o zamanın cahil Türkleri anlamamış " 😄 Evet günümüzün Kuran kıvırıcılarının yaptıkları aynen budur! Ben bir de şu söze çok gülüyorum: Araplar Kuranı yanlış anlamışmış! Muhammeden bir kaç yüz yıl sonra yaşayan din adamları yanlış anlamışmış ama 1500 yıl sonra yaşayan Türk Araplara Kuranda ne yazdığını açıklamaya çalışıyor! (Anadili Arapça olan kişi de arkadaşın çevirisini destekliyormuş. Sanki Kuran yanlış yazıyor deme seçeneği varmış gibi. Hahaha) Bir Arap gelip bize "Siz Nutuku yanlış anlıyorsunuz" dese ne düşünürsünüz? 😄 Allah el müzilldir. Müslümanı işte böyle rezil eder....ama müslüman rezil olduğunu bile anlamaz!
  15. poiuz

    araf 179 'da ve secde 13' de yanlış anlaşılan bir kısmı düzeltelim!

    Ve her zaman olduğu gibi bir müslümanın kıvırarak ayeti yumşatma ve/veya başka bir anlam verme uğraşına tanık oluyoruz! Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar. Ayete bakıp sorulara cevap verelim: Allah bir çok insan ve cini neden yaratmış? Bu yaratılan cin ve insanların özellikleri nelermiş? Kalpleri anlamaz, gözleri görmez, kulakları işitmez şekilde bu insan ve cinleri kim yaratmış? Allah bu insan ve cinleri kulakları duyar, gözleri görür, kalpleri anlar bir şekilde yaratabilirmiydi? Kurandan bir ayetle sonlandıralım. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. 
  16. poiuz

    araf 179 'da ve secde 13' de yanlış anlaşılan bir kısmı düzeltelim!

    Hahaha. Bu yazdıkların hakkında Kuran ne diyor? Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O! Ayeti okuyup soruları cevaplayalım: Allah her resulu kimin diliyle gönderirmiş? Ayete göre Arapça değil Türkçe konuşan Türkler Arapça konuşan Muhammedin "toplumu" mudur? Ya Japonlar? Veya Aztekler? Kim dilediğini saptırır dilediğini de iyiye kılavuzlandırırmış? Ayete göre sadece senin istemen (ama Allahın istememesi) iyiye yönelmene yeter mi? Yine yukardaki ayete göre teorik olarak senin istememen ama Allahın istemesi senin iyiye yönelmene yeter mi? Burda cevap olarak sadece bir tek ayeti baz aldık, Kuranda yazan diğer ayetleri ve islam tarihini de dikkate alsak "baskı ve zorlama" olmadan dinin yayılamayacağını, bunun sadece bir efsane olduğunu, baskı ve zorlamasız müslümanların Muhammedin topladığı üç beş çapulcudan/hayduttan ibaret kalacağını hepimiz biliriz. "Haram ayları çıkınca kafirleri gördüğün yerde boğazla...."!!!! Yine sorular: Baskı ve zorlama yoksa cizre nedir? Savunma savaşları yapan müslümanlar nasıl olurda cariyeleri ganimet olarak elde etmişlerdir? İslam düşmanları karı ve kızlarını da mı savaş alanına getirmişlerdir? İslam sadece savunma savaşları yaptıysa İspanyollar ne zaman Mekkeye saldırmıştır ki müslümanlar İspanyada savunma savaşları yapmıştır? Vs. Fazla yazasım yok, sanırım bu kadar yeter.
  17. poiuz

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Bu Kuran gerçekten müslümanların saçmalamasına neden oluyor. "Sevgi" dini islam "deli gibi sevenlerin" birleşmesini istiyormuş. Muhammedin karılarından birisi başka bir adamı sevse evlenebilir mi? Tabii ki hayır. Muhammed öldükten sonra bile evlenmesi yasak. Bir müslüman kadın bir gayrimüslümle evlenebilir mi? Tabii ki yine hayır. Burda "senin dinin sana, benimki bana" geçerli değildir. Herhangi bir kadının bir erkeği sevmesi evlenebilmesi için bir neden değildir. Burda önemli olan Muhammedin bir kadını sevmesidir! Bu olayı hatta bir çok müslüman şöyle savunmaya çalışır: Allah/Muhammed bu evliliği ilerisi için bir misal/örnek olsun diye yaptı. Evlatlığın kan bağı olmadığını göstermek için "geliniyle" evlendi derler. Muhammed/Allah hem evlatlık almayı sonlandırır, hem de ilerde evlatlıkların karılarının evlenilebileceğini göstermek için evlenir!!! Nerden baksan tutarsız. Hem rakı içmeyi yasakla hem de rakıyı peynir ve kavunla içki ilerisi için bir örnek olsun. Biraz ironi 😉 Olaya tarafsız bakabilen her kişi, Muhammedin kendi gelinine göz diktiğini, almak istediğini ve bunun o zamanlar Araplarda bile ayıplanan bir durum olduğunu ve Muhammedin yardımına Allahın/dinin yetiştiğini ve insanlara bu evliliği kabul ettirebilmek için Kurana bile yazdırdığını rahatça görebilir. Tabii ki tarafsız bakabilen biri. Aslında Muhammed zamanını anlayabilmek için günümüzün Türkiyesine bakmak çok yararlı. Nasıl Tayyip hükümeti kişiye göre özel kanunlar çıkarıyorsa, Muhammedde kendine özel ayetler yazdırmış. Hatta bu günün iktidar yanlıları nasıl bu gün Tayyip "ak" diyince alkışlıyorsa ve aynı olaya Tayyip iki saat sonra "kara" diyince yine alkışlıyorsa bu aynı mentaliteyi müslümanlar Kuranı savunurken de gösteriyorlar. Müslüman bir camide "senin dinin sana , benim dinim bana" sözünü çok beğenir ve arkasından bol bol amin çeker. Öbürsü gün başka bir camide "din Allahın oluncaya kadar savaşın" sözüne çok duygulanır ve ona da bol bol amin çeker. İkisinin bir arada yürüyemiyeceğini anlayamaz. Kafası o kadara basmaz! Yine en basit örnek Alkol! Kuranda hem iyi olduğunu ve hem de kötü olduğunu yazar. (Ayrıca alkolun yasak olup olmadığını bir "sadece Kuran" diyen müslümana sorsan sana cevap veremez! Bu soruyu görmezden gelir. :-D) Müslüman, "İslam barış dinidir" der ama dininin savaşlarla yayıldığını bir çelişki olarak göremez. Dünyada evlatlığının karısıyla evlenen her erkeği ayıpladığı halde Muhammedin evliliğini savunmaya çalışır. Bence bir çok müslüman beyinlerinin bazı kısımlarını kullanmaya kullanmaya o bölümlerin köreldiğine inanıyorum. Mesela EMPATİ! Müslümanlarda yoktur veya yok denecek kadar azdır. Bu sitede bir kaç gün yazan herkes müslümanların empati yapamadığını rahatlıkla görebilir. Burada yazan müslümanların tek dertleri Muhammedi/Allahı/Kuranı savunmak olduğundan mantık, vicdan ve ahlak gibi bazı beyinsel funksiyonların işlemediğini çok rahat gözlemleyebiliriz. Mesela bir kadının kocasını dört erkekle paylaşmasını normal bulurken kendisinin karısını dört erkekle paylaşmanın nasıl bir duygu olabileceği hakkında fikir üretemez. Kuranda böyle yazdığı için beynine bir sınır çekilmiştir, bir duvar örülmüştür. Ve müslümanın bu duvarı geçebilmesi imkansızdır. Müslümana Kuranda yazanı (ne kadar ahlaksız ve mantıksız da olsa) savunmaktan başka bir seçenek kalmamaktadır. Muhammedin evlatlığının karısıyla evlenme olayı da savunmak zorunda kalınana bu ahlaksız ve mantıksız olaylardan biridir!
  18. poiuz

    Cevaplarınızı bekliyorum .

    Dünyada susuz yaşam olmaz ama başka bir gezegende suyun yerini başka bir sıvı alabilir. Mesela soğuk bir gezegende Metan suyun işlevini görebilir ve metana "bağımlı" canlılar oluşabilir.
  19. poiuz

    GENÇLER DİKKAT! Ateist nedir? Tanrı nedir?

    Ateist, din yalanını ortaya çıkaran, tanrının bir batmandan, bir periden, bir uçan spagetti canavarından farkı olmayan bir hayal ürünü olduğunu din satanların gözüne sokan insandır. Bu gerçekleri kabul edemeyen veya bu gerçekler çıkarlarına zarar verdiği için ateistleri yalan yanlış anlatmaya çalışan bir çok kişi bu siteye girmiş ve ağzının payını alıp geldigi gibi gitmiştir. Hele sahtekar müslümanlar Allahlarını savunamadığı için teistlerin tanrısına bel bağlamak zorunda kalmışlardır. Düşünme yeteneği olmayan müslümanlar (zaten kendileri düşünce üretebilselerdi müslüman kalmazlardı) yıllarca burda yazmalarına rağmen ateistler hakkında bir fikir edinemezler ve kutsal kitaplarında ne yazıyorsa onu bir papağan gibi tekrar etmekten ileri gidemezler. Kutsal kitaplarındaki bir çok saçmalıkları savunacak g*tleri yoktur, o başlıklara giremezler, o konular hakkında bir tek yazı yazamazlar. Ama "ol dedi oldu" sözünün tamda Büyük Patlamayı anlattığını yumurtlarlar. Beyinleri din/Kuran duvarıyla sınırlı cahil müslümanları kandırabildikleri gibi gelip burda bir b*k yapabileceklerini sanırlar. Devenin b*ku, eşegin s*ki tanrının ispatı diye gezerler ama 50 yıldır milyonlarca insanın dua ettigi Filistin için tanrılarının kılını bile kıpırdatmadığı hakkında düşünemezler. Bir kere de "Bu edilen milyonlarca duanın içinde TEK BİR TANESİ bile kabul olmaz mı?" diyemezler. Bu örnek bile tanrılarının hiç bir b*ka yaramayan içi boş bir hayal ürünü olduğunu göstermeye yeter ama... Bunlara yüz kere açıkladağımız şeyleri yine beşyüz kere açıklamamızı beklerler. Hiç bir müslümanın aklına merak ettiği için bir başlığı okumak gelmez mi? Hayır, ne yazık okumak öğrenmek gibi bir dertleri yoktur ve öyle bir kapasiteleri de yoktur. Kutsal kitaplarını da bir şeyler öğrenmek, sorgulayabilmek, fikir edinmek için okumazlar. Sevap kazanmak icin okurlar. Anlamadıkları Arabın lisanıyla okurlar. Amaç öğrenmek değil, cennette verilecek hurilerdir. İyilik diye yaptıkları herşeyin karşılığını beklerler ve bu yüzden genelde gerçek ahlaktan yoksundurlar. Karşılıksız bir şey yapmazlar. Kitaplaeına göre tanrıları bunları satın almıştır. Tanrılarının vaadettiği ödülü alabilmek için iyilik yaparlar, yalan söylerler, insanları öldürürler. Tek amaçları tanrılarına yaranabilmektir. Kuran yazarları, cahil insanların açıklayamadığı sorulara bir (doğru veya yanlış) cevap vererek bunları birer kukla gibi oynatmayı başarmışlardır. Ve bu taktik günümüzde hala işlemektedir. Türkiyedeki depremi dans eden subaylara bağlayan beyin(veya beyinsizlik) tanrılarının neden (yukardaki örnekteki) müslümanları katleden İsrailde bir deprem yapmadığı hakkında kafa yoramaz! Sonra da cahil deyince kızarlar. Çirkin insan kendi çirkinliğini bilir, şişko insan kendi şişmanlığını bilir ama cahil insan ne yazık cahilliğini bilmez!!! Ateist, yalancıların tanrı veya dinlerini pazarlamasını zorlaştırdığı için sevilmez. Ve ateistler ile fikir ve düşünce bazında baş edemedikleri için onları karalama yöntemini seçerler. Burdaki başlık da ateistlere değil genc müslanlara hitap etmektedir. Gençler bizden korksun istenmektedir. Gerçeklere karşı gelemeyenice, gerçeklerin dinlenmemesi, kulakların tıkanması istenmektedir. "Ateist tanrının varlığını biliyor ama inkar ediyor" muş!!! Bir şey bilmiyorsan sus diyecegim ama amacın belli. Ayrıca müslümanlar bir tanrı olmadığına sevinin çünkü bir tanrı olsa cezalandırmaya ilk önce cahil, yalancı, ahlaksız, karısını dövmeyi bir hak sanan, insanları din/tanrı adına öldürebilecek kadar ileri giden, canlılara saygısı olmayan müslümanlardan başlardı! İyi günler
  20. poiuz

    Hayvanlardaki davranışlar Tanrının delillerindendir.

    Bunu siz iddia ediyorsunuz ama içini dolduramıyorsunuz!!!
  21. poiuz

    Hayvanlardaki davranışlar Tanrının delillerindendir.

    Kişisel düşüncem: Teorik olarak baştan mükemmel bir şey (tanrı) olamaz. Canlıların gelişerek evrene yayıldığın/yayılacağını var sayarsak, sonunda "mükemmel"(!) veya en gelişmiş bir canlı var olabilir. Bu "en gelişmiş canlı" ne kadar insanların zihnindeki tanrıya benzer orası tabiiki meçhul 😉 Yani "tanrı" bir başlangıç değil bir sonuç olabilir. "Evrenin dışında şöyle şöyle oldu/oluyor" demek spekülasyondan başka bir şey olmaz... Gezegenimizin "en gelişmiş canlısı" olsakta, bütün evren bizim etrafımızda dönüyor gibi düşünsekte, koca evrende toplu iğne ucu kadar bir yeri dolduruyoruz ve evrende varlığımız bir saman alevi kadar kısa. Bence evrenimiz de gezegenimiz gibi, insanlar gibi çok önemli ve özel bir şey değil. Bir çok evrenlerden sadece biri. Evet, ben de böyle olabileceğini düşünüyorum ama bu da senin tanrın gibi bir hayalden/fantaziden ileri gitmez. Senin "heykeli kim yaptı"," masayı kim yaptı" sorusuna gelirsek. Yaprakları kim yeşile boyadı, güneşi kim ısıtıyor, dünyayı kim döndürüyor .... Gördüğün gibi ilk soru saçma olursa devamıda saçma olabiliyor. Ayrıca burda "yaratma" gibi yoktan var etme eylemi olduğu için ateistlerin de tanrının nasıl var olduğunu (yaratlıldığını) sorma hakkı var diye düşünüyorum. İyi günler.
  22. poiuz

    Tanrıya İnanmak Ne İşe Yarar?

    Evet, merak ettim. Bu siteye müslümanmar geliyor ve Allahlarını savunmaya ve var olduğunu bize göstermeye, açıklamaya çalışıyorlar. Tabii İbrani dinlerin tanrıları, gönderdikleri (sözde) kitaplarda kendilerini anlatmış, insanı ve evreni nasıl yarattıklarını açıklamış oldukları için müslümanlar bu saçmalıklarla kendi tanrıları adına fazla bir şey elde edemiyceklerini çabuk anlıyorlar. Ve bir çok müslüman burda kendi tanrılarını değil de, genel bir tanrının varlığını bize göstermeye çalışıyorlar! Ben de bu kişilere soruyorum: Bir tanrıya inanmanın bize ne faydası olacak???
  23. poiuz

    Hayvanlardaki davranışlar Tanrının delillerindendir.

    Yani el işi, birisinin yaprtığı bir şey ki "Kim" sorusunu sorabilelim! Amaç bu!!! Yine bilimsel takılalım. Bu heykeli kim yaptı sorusundan sonra Bu heykeli nasıl yaptı Ne amaçla yaptı Bundan başka heykeller yaptı mı Neden heykeller yapıyor gibi bir çok soruyu da arkasından getirir. Ve bu sotuların da mantıklı ve bilimsel bir açıklaması olmalı. "Bu heykeli birisi yaptı ama biz onu anlayamayız" demek bir option değildir.
  24. poiuz

    Hayvanlardaki davranışlar Tanrının delillerindendir.

    Bunun bir „heykel“ oldugunda hemfikir degiliz. Bircok kisi bunun heykel olmadigini söylüyor, mesela bir cok kisi „evet su kismi buruna benziyor ama bacaklari hic bacaga benzemiyor“ vs diyor. Size göre bir heykel ama baskalarina göre bir kaya parcasi, doganin sekillendirdigi bir kaya parcasi. Soru da "kim yapti?" degil "nasil/neden böyle bir sekil aldi?" Kac kere yazdik ama bir daha yazayim. Bunu k im yapti/yaratti sorusu binlerce yil önce soruldu ve hic bir ise yaramadi, hic bir soruya doyurucu yanit veremedi! Yagmuru, doluyu, rüzgari, depremi, kurakligi vs tanri yapiyor dediler. Ve yanlis cikti!! Bilim bunlarin hepsini acikladi. Bilim muhtemelen her soruya yanit veremeyecek ama bir cok seyi anlamamiza ve aciklamamiza yardimci oldugu kesindir. Bilimden ayrilip, bilimin cevaplayamadigi yerleri bir tanriyla doldurmaktan sacmaca bir sey olamaz!!! Ve bilimin tanriyi ciddiye almasi icin bu tanrinizi bilimsel bir sekilde aciklayabilmeniz gerek. Siz bunu yüz yillardir yapamiyorsunuz ve ilerde de yapamayacaksiniz!!! Perilerin/tanrilarin varligi kanitlanmadikca biz perilere inanmayacagiz. Siz inanabilirsiniz!
  25. poiuz

    Hayvanlardaki davranışlar Tanrının delillerindendir.

    Aslında ben konunun etrafında dolaşmayı sevmem. Sen ve senin gibi birkaç kişi şu an forumda "Allah var" demeye korkuyorlar çünkü Allahın kitabında yazan saçmalıkları savunamayacaklarını biliyorlar ve bu yüzden deistlerin tanrısına sarılıp kendilerince bir "zafer" elde etmeye çalışıyorlar!!! İnsanlar binlerce yıl önce yıldırımı, deprem, yanardağ ve sel gibi doğa afetlerini bir tanrıyla açıklamaya çalıştılar. Bilim ilerledikçe bu tanrının/tanrıların "etki alanları" daraldı. (Teistler, saçma sapan masallara inanan cahil insanlar görünümünü verdiği için şu ara deistlik moda) Etki alanı daralan (deistlerin) tanrı(sı) en sonunda, evrende bulunamadığı için, evrenin dışına çıkmak zorunda kaldı. Ve yağmuru yağdırmak; insanları, mini etek giydikleri için cezalandırmak gibi işleri bırakıp sadece "yaratıp" kenarda oturmak zorunda bırakıldı. -Ateistler, ben evreni yaratıp sonra hiç bir şeye karışmayan, gözlemleyenemez, ölçülemez, mantıkla açıklanamaz bir tanrının varlığını, duyu organlarımızla algılayamadığımız metafizik varlıklarla kanıtlıyorum. Var mı bunun yanlış olduğunu ispat edebilen?" diyen bir kişiye ateistler ne diyebilir? -"Tanrın hiç bir işe yaramıyor ama seni mutlu ediyorsa tanrın hayırlı olsun" Konuya gelecek olursak. "Her canlının değişik değişik özelliği var" diyerek yine bir tanrı çıkarma girişimi yapmışsın Ama sanırım bütün hayvanların aynı özelliği olsa, bu da sana göre tanrının kanıtı olurdu (saat, düzen vs) Tabiiki kara-, hava-, deniz hayvanlarının değişik değişik özellikleri olacak! Bundan normal ne var!?! Yarasanın radar sistemi tanrının kanıtıdır. Yılanın zehiri tanrının kanıtıdır. Cevizin kabuğu tanrının kanıtıdır. Peki ne, tanrının var olmadığının kanıtı olabilir? Radarsız hayvanlar? Zehirsiz yılanlar? Kabuksuz yiyecekler? Yeşil renkli, mor benekleri olan bir maymun türünün olmaması tanrının var olmadığının kanıtı olamaz mi? En basitinden: Tasarladığı canlıların yüzde 95inin yok olması bu tasarım masalını direk çöpe atmaz mı? Hayır, fillerin hortumu var ve bu tanrının ispatıdır 😉
×