Jump to content

sağduyu

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    17.173
  • Katılım

  • Son ziyaret

sağduyu kullanıcısının paylaşımları

  1. sağduyu

    Evrimci Dinci Kıyaslaması

    Kendi kendine karşımdaki insanlar şöyle düşünüyor şöyle istiyor diye kurup ona göre yorum yapıyorsun. Kim evrim bizim istediğimiz gibi olsun diyor? Kim insanın evrimin en tepesinde olduğunu iddia ediyor? Dünyanın öküzün üzerinde durduğu bir iddia ise, bilim böyle olduğunu iddia etmemişse sen bu iddiaya hangi mantıkla kuram(=teori) dedin o zaman? Ayrıca komünizmle evrim teorisinin ne alakası var? Bu da nereden çıktı şimdi? Bir bilimsel teori nasıl ideolojileştirilir bir anlatsana? Kendi kafanda kurup kurup sonra o kurduğun hayali argümana karşı bir şeyler söylüyorsun.
  2. sağduyu

    Tevbe 9:36-37, Muhammed biyografisi

    Bu kadar gereksiz bilgiden bize ne? Bu kadar zırvalık kimin ne işine yarayacak? Herifin takıldığı noktaya bak! Bu salak da Ne kadar gereksiz, boş şey varsa onun üzerine kafa yoruyor.
  3. sağduyu

    Evrimci Dinci Kıyaslaması

    Bu kadar saçma bir iddia mı olur? Sen sanıyor musun ki insanlar sırf evrim teorisi sayesinde dinsiz oluyor? Evrime kadar tonla neden var dinsiz olmak için. Mesela ben müslümanken de evrimciydim. Bir de evrim nasıl propaganda amacı ile kullanılıyor? Mesela birileri saldırın dincilere evrim size cennet vaad ediyor falan mı diyor? Birileri evrim sayesinde yandaş mı devşiriyor? Dinci bir rejime karşı olmak için evrimci olmaya mı gerek var? Böyle salakça bir mantık mı kurulur? Dünyanın öküzün üstünde durduğu zırvasının kuram(=teori) olduğunu ancak geri zekalılar söyler. Böyle geri zekalıca bir teori tanımı mı olur? Her kıçtan sallanan zırvaya teori mi denir? Bu kadar salakça bir teori tanımı mı olur? Birincisi ne yönden üstün? İkincisi neden kabul etmeliyiz? Sen öyle buyurduğun için mi? Bilim öyle "kabul etmelisiniz" gibi dayatmalarla çalışmıyor, ortaya kanıt koyarsın, o zaman kabul ederiz. Bu dinci ağızları bize işlemez. Sen bu kafayla bir yaratıcı olduğunu da kabul etmelisiniz demeye başlarsın yakında.
  4. sağduyu

    Evrimci Dinci Kıyaslaması

    Evrimcilikle uyutmak da nasıl oluyor acaba? Ortada evrimcilikle insanları uyutup çıkar sağlayan bir gurup falan mı var? İnsanları evrimle uyutup hem sömüren hem de kendinden olmayanlara saldırtan bir oluşum falan mı var? Bu bilim adamları neden insanları evrimle uyutsun? Dinci ile evrimciyi kıyaslayıp aynı şey olduğunu söylemek nasıl bir cahilliktir, nasıl bir aptallıktır? Birisinin kaynağı masallar, palavralar, zırvalar diğerinin kaynağı ise bilim. Ayrıca bilim taraf olmaz diye bir şey de yok, bilim bal gibi taraftır, bilim gerçeğin tarafındadır. Bir tarafta zırvalar, masallar diğer tarafta bilimsel yöntemler ulaşılmış gerçekler arasında bilim neden tarafsız kalsın? Böyle saçma sapan mantık mı olur?
  5. sağduyu

    Tengricilik nedir?

    Kadın erkek eşitliği için ille de hayali bir şeye neden inanmak gereksin ki? Onu geçtim, bir insan neden inanmak ihtiyacı duyar? Ne işe yarar hayali bir şeylere inanmak?
  6. sağduyu

    Evrimci Dinci Kıyaslaması

    1. Elinde evrim teorisini yanlışlayabilecek bir kanıt, veri, araştırma, gözlem vs var mı? Boş laf hiç bir işe yaramıyor. Hele ki evrim sadece bir teori demek hiç bir işe yaramıyor, elde çok sağlam kanıtlar olmasa zaten adına teori değil hipotez denirdi. Şimdiye kadar evrimi yanlışlayabilecek hangi veri, bilgi, gözlem, araştırma var ortada? 2. Evrim teorisine alternatif bir teorin var mı? Varsa hangi verilerle, kanıtlarla, araştırmalarla destekliyorsun teorini? 3. Bilim için mantıktan önce doğru veriler, doğrulanmış bilgiler, gerçekler gerekir, mantık ancak eldeki veriler ve bilgiler doğru olduğu zaman düzgün, doğru sonuçlar üretir, aksi halde hatalı ve yanlış çıkarımlara neden olur.
  7. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Ancak bir salak İslam'ın bir an için bile olsa doğru olduğunu düşünebilir. Bir arap bedevisine inanmazsa sonsuza kadar yakılacağını sanan, iki omzunda görünmez iki varlık olduğunu ve bunların devamlı kendisini gözlediğini sanan birisinde nasıl akıl olabilir ki? Bu deli saçmasının neresinde mantık var?
  8. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Bir de akıl makıl diyorsun. İslam'ı savunan birinde nasıl akıl olabilir ki? Hangi akıllı insan İslam'ı savunur?
  9. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Bir deist neden ateistleri bir tanrı olduğuna ikna etmeye çalışır?
  10. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Kalmadığı zaman gel, sizlerdeki bu akılsızlık oldukça bu din denen deli saçması fikirler hep olur.
  11. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Ayrıca sadece maddeler yok, bir de din denen saçmalıklar var, bu dinden bir fırt çekince ne akıl kalıyor ne mantık. Etkisi de bazılarında ömür boyu sürüyor, mesela sende.
  12. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Emin misin? Madem o kadar akıllı varlıklarsınız neden din gibi deli saçması bir şeye inanıyorsunuz? Bir dine inanmanın neresinde akıl var?
  13. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Sana ne? Kendimizi kandırmayalım mı istiyorsun, o zaman çağır tanrını, gelsin. Kendisi dert etmiyor da sana ne oluyor?
  14. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Madem deistsin, ateistlerin bir tanrıya inanmaması seni neden ırgalıyor? Neden bir tanrı olduğunu kabul ettirmeye çalışıyorsun?
  15. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Hadi diyelim ortada bir sanat var, sanatçı var, diyelim biz inkar ediyoruz bu sanatı da, sanatçıyı da, eee, bundan dincilere girip çıkan ne? Normalde sanatçıyla bizi ilgilendiren bir durum ama yok, bu dinci tayfası ille de aşağılık, rezil, kepaze dinlerini millete empoze edecekler ki, sömürü devam etsin, hiç bir şey üretmeden palavra ile ceplerini doldursunlar, itibar ve güç elde etsinler. Toplumun asalakları sizi!
  16. sağduyu

    Müthiş sanat ve Tanrı

    Bazı dinciler kitaplarındaki rezillikleri, saçmalıkları, çelişkileri, sapıklıkları açıklamak yerine doğadaki oluşumları putlarına kanıt olarak sunma çabasında. Neymiş, ortada bir sanat varmış, be salaklar, canlılar hayatta kalabilmek için birbirlerini yemek zorunda. Bu vahşetin neresi sanat? Sokayım sizin sanat anlayışınıza.
  17. Yahudi palavraları üzerine kurgulanmış arap palavraları.
  18. Herif ciddi ciddi bunların doğru olduğunu sanıyor, bu kadar aptal, cahil, körü körüne araba tapan bir kuklaya ne anlatılır ki? Tıpkı yahudilerin peygamberleri, Yunan tanrıları, Mısır tanrıları gibi bu soyağacı da kurgudan ibaret. Senin gibi malları, cahilleri, safları keklemek için uydurulmuş bir masal bu. Gerçekle alakası bile yok.
  19. sağduyu

    Allah neden merhamet ve şefkat sahibi olamaz

    Eleştirilen tanrı manrı değil, merhametli, sevgi dolu, adil bir tanrı olduğunu iddia eden zihniyet. Var olanla iddia edilen arasındaki tutarsızlıklar, çelişkiler.
  20. Bu kadar aptalca bir mantık karşısında nutkum tutulmuştur. Bir kadınla evleniyorsun, tam zifafa gireceksin, bir bakıyorsun kadının 9 yaşındaki kızı sana daha çekici geliyor, kadını postalayıp kızını yatağa atıyorsun. Bunun neresi doğru? Bir de zifaf gerdek değil derken zırcahilliğini göstermişsin. Evlatlığının karısını yatağa atarken gösterilmeyen hürmet süt kızkardeşe gösteriliyor demek ki.
  21. Konuyla ne alakası var bunun? İlle bir açıklama yapmak istiyorsan bir kadınla evlenip sonra da onunla zifafa girmeden kızıyla evlenebilme iznini, evlatlığın karısı ile evlenmeye izin varken süt kardeşlerle evlenme yasağını açıkla. Nerede önemsiz bir detay var, ona takılıp asıl üzerinde durulması gereken kısımlarla hiç değinmemek tipik dinci davranışı.
  22. Zaten ateist kalacağım, o kadar aptal mıyım ki deli saçmalarına inanayım? Üsluba takılacağına içeriğe odaklan, ancak verecek cevabı olmayanlar, argüman üretemeyenler üsluba odaklanır özellile de dinciler ama nedense kendi kitaplarındaki üsluba hiç takılmazlar. İkiyüzlüsünüz. Dinciler, inandıkları kitap inanmayanlara her türlü hakareti yaparlar, aynı şekilde karşılık görünce hemen üslup diye zırlayarak mağdur, mazlum rolüne bürünürler. Fikir demişken, ne fikrin var ha? Burada deli saçması yahudi, arap masallarını, palavralarını savunmaktan başka ne yapıyorsun, ne fikir üretiyorsun? Ne zamandan beri bu deli saçması yahudi ve arap masalları fikir sayılıyor? Hayatında bir kere bile olsun yahu ben neye neden inanıyorum diye düşündün mü, sorguladın mı?
  23. Böyle salakça bir benzetme ile akıl yürütmemi mi olur? Kel alaka benzetmeler. Bu dediklerin her şekilde doğrulanabilir ama arapların kıçlarından sallamaları hiç bir şekilde doğrulanamaz. Neymiş, putun biri kilden yapılmış taş atan kuşlar göndermiş. Bu palavraya ancak mallar, aptallar, cahiller ve saflar inanır yani senin gibiler. Bir mantık falan diyorsun, şu deli saçması zırvaların neresinde mantık var? Zaten mantık olsa bu zırvaların adına din denmezdi.
  24. NADİR BİN HARİS’İN ÖLDÜRÜLMESİ Nadir, Muhammed’in akrabalarındandı. Kureyşliler içinde zeki ve aydın bir insandı. Muhammed’in büyük bir iş peşinde olduğunu düşünüyor ve ona inanmıyordu. Hicretten önce Nadir, Kuran ve Muhammed’in peygamberliği ile ilgili olarak halkı uyarır ve onun sahte bir peygamber olduğunu söylerdi. Onun bir kahin, sihirbaz veya şair olmadığını ama “aileleri ve insanları birbirine düşman eden bir büyücü” olduğunu iddia ediyordu. İbn Hişam, cilt 1. sh. 399 Aynı eserin 320-321. sayfasında Nadir b. Haris’in şöyle konuştuğu yazılıdır : “Bu adama karşı çıkma yolunuz sizi bir yere götürmez. O sizin aranızda yaşamakta. Şimdiye dek ahlâken en iyi olanınızdı; aranızda yaşayan en doğru, en dürüst ve emin kişi oldu daima. Siz tutmuş, onun bir kahin, sihirbaz, şair ve mecnun olduğunu söylüyorsunuz. Kim inanır buna? Ahali, bir kahin nasıl konuşur bilmiyor mu? Bir şairin, bir mecnunun halini tefrik edemez mi halk? Bu ithamların hangisini Muhammed’e yamayabilirsiniz ki halkın dikkatini ondan kaçırabilesiniz. Bakın! Ben size onunla nasıl baş edeceğinizi söyleyeyim.” Sonra Irak’a gitti ve oradan” İran kisraları”, “Rüstem ve İsfendiyar’la ilgili masallar” vb. hikayeleri topladı ve Muhammed’in getirdiği Kuran’ın bunlardan farkı olmadığını anlatmaya başladı. “Bunlar da Muhammed’in söylediği türden şeylerdir. Üstelik ben onun gibi peygamberlik iddiasında bulunup, Allah’dan vahiy aldığımı da ileri sürmüyorum. Kur’an, bunlar gibi eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. İslam Tarihi, Asım Köksal, cilt 1-258 Aşağıdaki ayetin Nuzül sebebinin bu olduğu söylenir: Lokman-6 – İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır. Bedir savaşında esir düştü. Nadir’ı esir alan Mikdad b. Esved’di. Muhammed, Nadir’ın öldürülmesini emredince Mikdat fidye alamayacağı için, “Ya Resulallah, o benim esirimdir” dedi. Muhammed, “O Allah’ın kitabı hakkında ileri geri konuşuyordu” dedi ve öldürülmesini emretti. Mikdat tekrar, “Ya Resulallah, o benim esirimdir” dedi. O zaman Muhammed, “Allah’ım Mikdat’ı lütfunla zengin kıl” diye dua etti. Miktad, “İstediğim buydu” dedi. Nadir’in başı Ali tarafından kesildi. Onunla birlikte birçok esir de öldürüldü. Kureyş’in ileri gelenlerinden Ukbe bin Muayt da fidyesi kabul edilmeyerek öldürülenler arasındaydı. Ukbe’nin Mekke döneminde birgün Muhammed’i boğmak istediği, bir başka gün namaz kılarken yüzüne hayvan işkembesi attığı, bu nedenle affedilmeyip öldürüldüğü rivayet edilir. EBU AFAK’IN ÖLDÜRÜLMESİ (624) Medine’deki şairlerden ve Muhammed’e inanmayanlardandı. Yahudi olduğu iddia edilir.Bedir Savaşının akabinde yazdığı söylenen şiirinde şöyle der:Uzun yıllar yaşadım ama Kayla Oğulları gibi bir araya geldiklerinde üstlendikleri şeyi yapma ve müttefikleri konusunda onlardan daha sadık olan, dağları deviren ve hiçbir zaman boyun eğmeyen, bir topluluk ya da halk görmedim. Onlara gelen bir atlı onları, Her konu hakkında “Haram” ve “Mübah”diyerek ikiye ayırmıştır. Yüceliğe ve krallığa inansaydınız Tubba’yı izlerdiniz.Tubba: Daha önce aynı toprakları işgal eden Yemenli bir yöneticiydi ve Kayla oğulları ona karşı direnmişlerdi. İbn Sad’în kitabı Tabakat el-Kebir’de (Cilt 2 Sayfa 32) Ebu Afak’ın öldürülmesi şöyle anlatılır: “…bundan sonra Allah’ın elçisi Hicretten sonraki 20. ayın başlangıcında Salim İbn Umeyr el Amr’ının Yahudi olan Ebu afak’a karşı seriyyesi gerçekleşti. Ebu Afâk, Beni-Amr ibn Avf’dandı ve 120 yaşına gelmiş olan ihtiyar bir adamdı. Yahudiydi ve insanları Allah’ın elçisine karşı kışkırtıyordu ve Muhammed hakkında alaycı şiirler yazıyordu. Muhammed bu şiirleri duyunca “Bu alçak adamı benim için kim öldürecek” diye sorar. Bedir savaşına katılmış olan Salim ibn Umeyr “Ya Ebu Afak’ı öldürmeye ya da onunla birlikte ölmeye yemin ediyorum” dedi. Bunun için fırsat kollamaya başladı ve bir gün hava çok sıcakken Ebu Afak dışarıda açıkta yattı. Bunu bilen Salim ibn. Umeyr kılıcını onun ciğerine sapladı ve kılıç yatağa değene kadar üzerine abandı. Allah’ın düşmanı bağırdı ve insanlar onun yanına koştular ve sonra evine götürüp onu gömdüler.” ASMA BİNT MERVAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ (624) Yezid b. Zeyd’in eşi ve 5 çocuk annesiydi. Beni Khatma kabilesindendi ve şairdi. Bu kabilede de Muhammed’e sadık müminlerin sayısı artmıştı. Buna karşın inanmayanlar da çoktu. Asma b. Mervan da Muhammed’e inanmamakta ve onu yazdığı şiirlerle eleştirmekteydi. Muhammed, Asma’nın aleyhindeki şiirlerini ve konuşmalarını haber almaktaydı. Anlaşılan o ki, Muhammed aleyhine okuduğu şiirleri kendi kabilesinden Muhammed’e ileten ajanlar vardı. Ebu Afak’ın öldürüldüğünü duyunca üzüntüsünü şu dizelerle şiire döker: Malik, Nebit, Afvoğulları! Düşman üzerine atılarak birbirinizle yarışarak yürüyün Düşman üzerine atılarak yürüyün Hazrecoğulları! Sizler, sizden olmadığı halde yanınıza gelen yabancıya itaat ettiniz O’na boyun eğdiniz ki, o ne Mu’dar’dandır ne de Mezhic’dendir. Başları kestikten sonra hala ondan pişmiş çorba umar gibi umut içindesiniz Ondan birşey uman aldanır, umutlar boşunadır! Muhammed Asma’nın bu şiirlerine öfkelenir ve öldürülmesine karar verir. “Kim beni Mervan’ın kızından kurtaracak?” diye sorduğunda; Adiyy b. Hareşe isminde (gözleri görmeyen) bir müslüman bu göreve talip olur. Muhammed’in adamları Bedir’den döndükten sonra Adiyy ile birlikte Ramazan’ın yirmibeşinci gecesi o kadının evine giderler. Evdekiler uykudadır. Asma, çocukları ile birlikte yatmakta olup, hatta bir bebeği de onun üstüne uzanmış durumdadır. Adiyy eliyle yoklayarak bebeği kenara çeker ve gözleri görmemesine rağmen kılıcını Mervan’ın göğsüne dayayıp yüklenir ve kılıç Mervan’ın arkasından çıkar. Sabah olunca gelip Muhammed ile birlikte namaza durur. Muhammed onu tedirgin görünce “Ya Umeyr Mervan’ın kızını mı öldürdün ?” diye sorar. O da “Evet ya Rasulullah, acaba hata mı ettim?” diye cevap verir. Muhammed “Hayır onun için iki keçi bile birbiriyle toslaşmazdı” der. Başka kaynaklarda Muhammed’in söylediği son söz şöyledir : “Onun kanı hederdir, sorup karşı çıkacak kimse yoktur” . (Mahmud Esad- İslam Tarihi “Tarih-i Din-i İslam” Sayfa – 550-551) Ömer “Tebrikler doğrusu, böyle kör bir şahıs böyle mühim bir hizmette bulunsun” deyince Muhammed cevap olarak, “ Ya Ömer, kör deme, O gerçeği gören mert bir kişidir. Habersizce Cenab-ı Hakk’a ve Resulü’ne yardım etmiştir” der. Muhammed böyle başarılı bir işi “kör” olmasına rağmen yerine getirdiği için Adiyy b. Hareşe’ye Umeyr yani “gözleri gören” ismini takar. İbn İshak Allah’ın Resulü’nün Sireti (S.675-676) İbn Sad “Tabakat el-Kebir” (Cilt 2 Sayfa 31) Bu cinayetten bir gün sonra Khatma kabilesinin tamamı müslüman olur. ŞAİR KA’B İBN EL-EŞREF’İN ÖLDÜRÜLMESİ (624) Ka’b Yahudi Nadiroğullarına mensup bir şair idi. Bedir Savaşında öldürülenleri duyunca “Vallahi, eğer Muhammed bu ulu kişileri öldürtmüşse yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” Diyerek Mekke’ye gitti. Bedir’de öldürülenler için mersiyeler okudu, Mekkelilerle ağlaştı. Daha sonra tekrar Medine’ye döndü. Müslümanlar ve kendisi aleyhine okuduğu hicivli şiirlere Muhammed daha fazla dayanamadı ve onun öldürülmesi için suikast timi oluşturdu. Bu timin içinde Ka’b’ın süt kardeşi Ebu Naile Silkan da vardı. Muhammed’in olduğu yerde baba evladı, kardeş kardeşi, amca yeğeni tanımazdı ve tabii ki bir insanın süt kardeşinin de onu tanımaması normaldi.Suikast timi Evs kabilesindeki şu kişilerden oluşuyordu:Ebu Nail Silkan (Ka’b’ın süt kardeşi) Muhammed bin Mesleme Abbad bin Bişr Haris bin Evs Ebu Abs bin CebrSuikast planı bir tuzaktı. Ka’b Nadiroğullarıyla birlikte kalede yaşıyordu. Önce Ka’b’la görüştüler ve ona Muhammed’den yakınarak kendilerinden vergi istediğini söylediler. Ondan borç istediler. Silahlarını rehin bırakmak üzere anlaştılar. Belirlenen zamanda tekrar gelmek üzere ayrıldılar. Sözleştikleri zamanda tekrar gelip Ka’b’a seslendiler. Eşinin kuşkulanıp uyarmasına rağmen Ka’b “ Onlar benim kardeşlerim, dostlarım” diyerek yanlarına iner. Plana göre Mesleme, Ka’b’ın başını koklarken yakalayıp tuttuğunda diğerleri saldıracaktır. Süleyman Ateş öldürülüş anını şöyle anlatıyor: “Ka’b’ın üzerinde zırh olduğu için adama kılıç işlemiyordu. Muhammed İbn Mesleme, kılıcın ucunu Ka’b’ın göbeğinin altına koyup üstüne abandı. Adamın anüsüne kadar sapladı. Ka’b yıkıldı”.(S. Ateş- Kuran’a göre Hz.Muhammed’in hayatı. S.565) Medine’de, Muhammed’e bağlılık ve sadakat bakımından birbirleriyle rekâbet halinde iki müslüman kabile vardı. Evs’ler ve Hazreci’ler. Bunlardan biri Muhammed’e hizmette bulunsa, diğeri kıskanıp benzeri ya da daha iyi bir hizmette bulunma hevesindedir. Ka’b’ın öldürülmesi Muhammed’i çok sevindirmişti. Bu yüzden Evs kabilesini övmüş olması Hazreci kabilesini kıskandırmıştı. İBN SUNAYNA’NIN ÖLDÜRÜLMESİ (624) Süneyye olarak da tanınan İbn Sunayna Yahudi tacirlerindendi. Muhayise b. Mesud tarafından öldürüldü. Muhammed, Yahudi şairi Ka’b Eşref’in öldürülmesinden sonra “Yetkiniz altındaki her yahudiyi öldürün” emri vermişti ve bu emir üzerine Muhayissa, yakın ticari ve sosyal ilişki içinde bulunduğu Suneyna’nın aniden üzerine atlayarak onu öldürdü. Muhayyısa´nın henüz müslüman olmayan ağabeyi Huvayyısa b. Mes´ud ona vurmaya başladı ve: “Ey Allah düşmanı! Onu öldürdün ha?! Vallahi, senin kamında onun malından pek çok içyağı vardır!” dedi. Muhayyısa: “Vallahi, onun öldürülmesini bana öyle bir zât emretti ki, eğer o seni öldürmemi de bana emretseydi, muhakkak senin boynunu da vururdum!” dedi. Huvayyısa´nın İslâmiyete girmesine ilk sebep, bu cevap oldu. Huvayyısa: “Şaşılacak şey! Eğer Muhammed öldürülmemi sana emretse, gerçekten beni öldürür müsün?” dedi. Muhayyısa: “Evet! Vallahi, o senin boynunu vurmayı bana emretseydi, muhakkak, senin de boynunu vururdum!” dedi. Huvayyısa: “Vallahi, seni bu duruma getiren bir din, hayrete şayandır!” dedi ve o da Müslüman oldu. İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 3, s. 62, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 191-192, Taberî, Târih, c. 3, s. 5, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 3, s. 200, İbn Abdilberr, İstiâb, c. 4, s. 1464, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 144, İbn Seyyid, Uyûnu´l-eser, c. 1, s. 301, Zehebî, Megâzî, s. 1 31, E bu´l-Fidâ, el-Bidâye ve´n-nihâye, c. 4, s. 5. EBU RAFİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ (624) Ebu Rafi de Hayberli bir Yahudi tacirdir. Evs kabilesinin Şair Ka’b Eşref’i öldürmesini kıskanan Hazreci’ler, Ka’b kadar değerli birini öldürüp Muhammed’in gözüne girmek isterler. Akıllarına Ebu Rafi gelir. Gatafan kabilesini Muhammed’e karşı savaşa kışkırttığı ve tacir olduğu için faizle borç para verdiği vb. bir takım ithamlarla suçlayarak Muhammed’den öldürmek için izin isterler. Muhammed onu öldürtmek için Abdullah bin Atik’ komutasında bir tim oluşturur. Tim üyeleri :Abdullah bin Atik Mesud bin Sinan Abdullah bin Üneys Ebu Katede Haris bin Ribiy Hüzai bin Esved den oluşlan 5 kişilik bir fedai timiydi.Ebu Rafi Hayber’de bir kalede yaşıyordu. Abdullah bin Atik’in süt annesi Hayberli olduğu için bu yöreyi çok iyi biliyordu.Abdullah İbn Atik kalenin içine sızmayı başarır ve bir ahıra saklanır. Herkes çekildikten sonra Atîk, Ebu Rafi’nin yatak odasına sızar.Ebu Râfi, karanlık bir oda içinde, ailesinin arasında uykuya yatmış bulunuyordu. Abdullah b. Atîk; Ebu Râfi’in odanın neresinde olduğunu kestiremediğinden, anlamak için: “Ebu Râfi !” diyerek seslendi. Ebu Râfi: “Kim o?” dedi. Abdullah b. Atîk, ses gelen tarafa yaklaşıp ona kılıçla ilk darbeyi indirdi. Fakat, bir iş görememiş olmanın heyecanı ve dehşeti içinde kaldı. Ebu Râfi çığlık koparınca, Abdullah b. Atîk, hemen dışarı çıktı. Kısa bir müddet sonra, tekrar içeri girip sesini değiştirerek: “Nedir bu feryad ey Ebu Râfi?” dedi. Ebu Râfi: “Anan Cehenneme! Sen seslenmeden önce, birisi bana oda içinde kılıçla vurdu!” dedi. Abdullah b. Atîk, ona kılıçla bir darbe daha indirip iyice yaraladı. Fakat, yine öldüremedi. Sonra, kılıcın keskin ucunu kamına basınca, Ebu Râfi arkasına devrildi. Buhârî, Sahîh, c. 5, s. 26-28, Taberî, Târîh, c. 3, s. 6-7, Beyhakî, Sünenü´l-kübrâ, c. 9, s. 80, Delâilü´n-nübüvve, c. 4, s. 37-38, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 147-148, Zehebî, Megâzî, s. 285-286. Suikast timindeki herkes Ebu Rafi’yi kendisinin öldürdüğünü iddia eder. Bunun üzerine Muhammed, herkesin tek tek kılıcını kontrol eder. Öldürenin Abdullah b. Uneys olduğunu söyler, çünkü kılıcında kemik izleri görmüştür. Taberi’de olay şöyle anlatılır: “Biz, yataginda bulunan (kocasina) kiliçlarimizla vurmaga basladik; gecenin karanliginda onu ancak ince ve beyaz Kipti bezine benziyen beyazindan dolayi seçebildik… Biz ona kiliçlarimizla vurduktan sonra Abdullah bin Üneys kilicini onun karnina sapliyarak öbür tarafina geçirdi. Yahudi bu sirada: -‘Yeter, yeter’- diye bagiriyordu. Bundan sonra biz onun yanindan çiktik. Abdullah bin Atik’in gözleri iyi görmüyordu, bu yüzden inerken basamaktan düserek ayagini siddetli bir surette incitti; onu yükliyerek çesmeden akan su çukuruna kadar götürdük. Biz o çukurda saklanacaktik. kalede atesler yakildi, bizi her taraftan arastirmaga koyuldular. Ancak bizi bulmaktan ümidi kestikten sonra yaralinin (Ebû Râfi’in) yanina dönerek onu her taraftan sardilar. O, onlar arasinda can cekisiyordu. Biz, Tanri düsmaninin ölüp ölmedigini bilmek istedik. Aramizdan biri: -‘Ben gidip anlar, ve bekliyerek onun haberini getiririm’- dedi; ve Yahudi’ler arasina karisti. Yahudi’ler arasina karisan adam söyle diyor: -Ben yanlarina geldigim vakit, yahudilerin ileri gelenleri onun yaninda toplanmislar(di); karisinin elinde kandil vardi. O, kandilin isiginda kocasinin yüzüne bakiyor, ayni zamanda toplanmis olan adamlarla konusarak: -Tanri adina and içerek teyid eylerim ki, Ibn-i Atik’in sesini isitmis gibi oldum, fakat sonradan kendi kendimi -Ibn-i Atik Medine’dedir, bu memlekete nasil girebilir?- dedim. Bu arada ben de yaralinin yuzüne bakmak üzere yanina yanastigim vakit karisi: – Yahudi ilâhina and içerek ölmüs oldugunu temine derim- dedi. Haber almaya giden arkadasimiz: -Bu söz benim için her seyden daha hostu- diyor. O, bize Ibn-i el-Hukayk’in (Ebû Râfi’i’n) ölüm haberini getirdi. Bundan sonra biz, arkadasimizi (Ibn-i Atik’i) yükliyerek kaleden ayrildik. Tanri elçisinin katina gelerek Tanri düsmanini öldürdügümüzü haber verdik. Fakat onu hangimizin öldürdügü hakkinda aramizda ihtilâf basgösterdi. Her birimiz onu kendisi öldürmüs oldugunu iddiâ ediyordu. Bunun üzerine Tanri elçisi: -Haydi kiliçlarinizi gösteriniz- dedi. kiliçlarimizi getirdik; o, kiliçlara bakti ve Abdullah bin Üneys’in kilicini gözden geçirdikten sonra: -Bu kilicin sahibi onu öldürmüstür, ben bu kiliçta kemik izleri görüyorum- dedi” (Bkz. Milli Egitim Bakanligi yayinlari: Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, Istanbul, 1966, cilt II. sh. 365-6) USEYR BİN ZARİM’İN ÖLDÜRÜLMESİ (627) Useyr, Hayber Yahudilerindendi.Hicretin 6. yılında Muhammed, 3 kişilik bir heyeti Abdullah İbn Rehava başkanlığında Hayber’e göndermişti. Rahava, Hayber’de 3 gün kaldı. Yahudilere başkanlık eden Useyr bin Zarim’le görüştü. Döndüğünde Useyr’in Gatafan kabilesini Müslümanlara karşı kışkırttığını Muhammed’e anlattı. Muhammed, Useyr için planını yaptı ve Rahava’yı bu defa 30 kişiyle Hayber’e gönderdi.Muhammed’in kendisini Hayber’e vali olarak atadığını, kendisini görmek için Medine’ye beklediğini iletti. Teklife kanan Useyr’le birlikte yola çıktılar. Yahudiler de 30 kişiydi. Hayber’e 6 mil mesafede bulunan Karkara’ya geldiklerinde Useyr kuşkulandı, pişman olup gitmekten vazgeçti ve geri dönmek istedi. Bunu anlayan Abdullah İbn Uneys kılıcına davranıp onun ayağını kesti, Useyr de elindeki değnek ile Abdullah b. Uneys’in başına vurdu. Useyr’le birlikte 29 Yahudi kılıçtan geçirilerek öldürüldü. Bir kişi kaçtı. Uneys, Muhammed’e geldi ve Muhammed onun yarasını tükürerek iyileştirdi. (Taberi–Tarih 3/155) HALİD BİN SÜFYAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ (625) Hüzeli Kabilesi Lıhyanoğulları kolundandı. Muhammed, Halid b.Süfyan’ın kendisine karşı çarpışmak için adam topladığı istihbaratını alır ve Abdullah b.Üneys’e onu öldürmesi için talimat verir. Abdullah, Muhammed’den Halid’i aldatmak için kendisini kötüleme konusunda izin ister. Muhammed de “istediğini söyleyebilirsin” der. Halid’in eşgalini tarif eder ve ekler:- O’nu gördüğünde şeytanı hatırlarsın. Onunla senin arandaki alamet; onu görünce kendinde bir ürperme ve korku hali bulursun.”Abdullah, aldığı talimat doğrultusunda Halid’in kabilesine doğru yola çıkar ve Urana vadisine ulaşır. Orada bir kadın çobanı görür ve Halid.b. Süfyan’ı sorar, o da “İşte buraya doğru gelen o” der. Halid Süfyan ona kim olduğunu sorar ve o da Muhammed’e karşı savaşmak istediğini ve kendisinin bu amaçla bir ordu oluşturduğunu duyduğu için onun yanına geldiğini söyler. Bunun üzerine Halid. Süfyan onu alır, götürür misafir eder. Yedirir, içirir. Herkes uykuya çekilince Abdullah bir punduna getirip Halid’i öldürür.Bu işe karşılık Muhammed ona bir asa hediye eder ve “Cennette kullanırsın” der. Abdullah’ın vasiyeti üzerine bu asa kefenine sarılıp öyle gömülmüş.
  25. Elinin altında internet var, bir sürü hadis ve islam tarih kitabı var, araştır, öğren.
×