Jump to content

Mrs.Missing

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    532
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

Mrs.Missing Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

457 profil görüntüleme
  1. Mrs.Missing

    Psikolojik rahatsızlıklar

    Evet, kendini anlattığın ilk iletide beynine verdiğin değerin ciddi bir hassasiyete dönüştüğü çok belli. Açıkça ifade etmişsin ve bu hassasiyet giderek artıp bir tür takıntı halini almış. Ama o olmasa başka bir şey olurdu, bundan emin ol. Örneğin dış görünümünle ilgili hassasiyetin olsa, bu kez gazların veya kirli havanın cildine verdiği zararı araştırmaya koyulurdun.. Davranışçı-bilişsel psikoterapi, adından da anlaşıldığı gibi iki farklı yöntemin bir arada kullanılmasıdır ve birbirini tamamlar. Bir ucu bilişsel, diğer ucu davranışçı geleneğe uzanır ve hedeflenen, kişinin patoloji geliştirmesine neden olan davranışı ve düşünce biçimini değiştirmektir. Oldukça ekonomik, hedefe yönelik ve çoğunlukla kısa süreli bir tedavi yöntemidir. Davranışçı tedavi direkt uyumsuz/sorunlu davranış üzerine odaklanır ve kişinin kaygı verici durumla karşılaştığında kaçmak yerine onunla nasıl başedeceğine dair yöntemler geliştirir. Bilişsel terapide ise, bilişsel teori temel alınarak kişinin algısı değiştirilir veya düzenlenir veya şekillendirilir. Çünkü bu teoriye göre insanların çocukluk çağlarında edindikleri deneyimleri, öğrenme yoluyla bazı temel inanç ve düşünce sistemleri oluşmasına neden olur. Teori bütün bunlara "şema" der. Kişi, bu şemaları (yani katı düşünce kalıplarını) yaşamının ileri dönemlerine de taşır ve dünyaya ilişkin algılarını bu şemalarla biçimlendirir. Bu olumsuz kalıpların içeriğindeki temel düşünceleri destekleyen bir olayın ardından psikiyatrik bozukla karşılaşılabilir.. Daha doğrusu karşılaşılan hastalık böyle ortaya çıkmıştır. Tabii ki kişi, bu olumsuz dediğimiz kalıpların içeriğinin de bilinçli olarak farkında değildir.. Kısaca böyle açıklayabiliriz. EFT vb yöntemlerin hemen hepsini şarlatanlık, sahtekarlık olarak niteliyorum ben Sevgili Tasvir-i Efkar. Büyük para tuzakları. NLP dedikleri şeyin bir başka versiyonu.. Yeni bir din gibi hepsi... Ama yarar sağlayabilir, nasıl ki hacıya hocaya gitmeden iyileşemeyen, ona gidince her şeyin düzeleceğine inanan ve gittiğinde gerçekten düzelen insanlar varsa, EFT ve benzeri yöntemlerden yararlandığına inanan insanlar da vardır. Ancak çok kısa sürecektir iyi olma hali çünkü gerçek bir tedavi değildir. Daha doğrusu tedavi değildir. Eğer olsa idi bilimsel sayılır, psikiyatrlar da psikologlar da mutlaka kullanırdı. Bu meslek grupları içinde az sayıda da olsa kullanan sahtekarlar var, ben de şahsen tanıyorum bazılarını ancak uzak durmak gerek. Bilimsel metotlardan ve bilimsel kurumlardan şaşmamak gerek.
  2. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Manyak, istersen Cuvcuv'la sarmaş dolaş olun, birbirinizden ayrılmayın, bana ne? Tövbe tövbe.. Sana diyorum ki insanlar Cuvcuv'a kızıp eleştirince durumdan yararlanıp hem nalına hem de mıhına vurmuşsun, arada misler gibi İslam övüp dinsizleri pislik ahlaksız ilan etmişsin, kendi kendine bir de kanıtlamışsın. Sandın ki arada kaynayacak, sen de ezik ezik herkese mavi boncuk dağıtarak propagandanı yapacaksın. Ya da hakikaten delisin, ne dediğini bilmiyorsun, kişiliksiz zavallı ve pis birisin. Her durumda çöp işte.
  3. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Hiçbir özel/kişisel nedeni yok. Beni bir yaratıcıya inandıracak hiçbir şey de yok. Böyle bir ihtiyacım veya merakım da yok, hatta bunları söylemek açıklamak bile benim için epeyce absürd. İnancın hiçbir türlüsüyle ilgim alakam olmadı, hiçbir zaman da düşünmedim.
  4. Mrs.Missing

    Psikolojik rahatsızlıklar

    Sevgili Tasvir-i Efkar, Sorunu yenmen için gerekeni zaten yapmış, bir psikiyatra gitmişsin. Yapılacak en doğru şeydir bu çünkü anlattıklarına bakılınca kaygılarının tolere edilebilir/normal düzeyin epeyce üstünde ve profesyonel yardım almadan başa çıkılmayacak biçimde olduğu görülüyor. Fakat eminim biliyorsundur, "Kaygı (Ankisiyete) Bozukluğu" diye tek bir hastalık yok. "Kaygı Bozuklukları", geniş ve oldukça kapsayıcı bir hastalık kategorisidir ve içinde, kendine özgü karakteristik özellik ve belirti taşıyan birçok tanı yer alır. Fobiler, panik bozukluk (ki bu da agorafobili olan ve olmayan diye ayrılabilir), agorafobi, OKB vb. Seninki hangisi, ne, onu belirtmemişsin. Aslında belirtmene gerek yok, çünkü doktorun var ve o mutlaka biliyordur. Burada anlatmadığın nöbetlerin ve benzeri ayrıntılar, tanı koymada kriter olur zaten. İlacını düzenlemişler. İlacın, ankisiyete bozukluklarında kullanılan temel ilaçlardan biridir, gayet de iyi bir ilaçtır ve ağır olmadığı için zorlanmazsın. Basit yan etkilerini onların da kısa süre sonra geçeceğini zaten biliyorsundur. Kaygı bozukluklarında mutlaka psikoterapi uygulanır, bunu öğrenmişsin hatta en çok kullanılan yöntemler bütünü olan davranışçı-bilişsel terapi kullanıldığını da öğrenmişsin ancak talep edeceğin yer doktorun.. O önerdi mi diye sormaya pek gerek yok, sen kendi kendine düşündüğüne ve burada sorduğuna göre önermemiş henüz. Belki de kaygılarının çok yüksek düzeyde olmayıp ilaçla sağaltılabileceğini düşündüğü için önermedi. Ancak kişisel fikrim, psikoterapi de alman yönünde. Kaygıların performansını tamamen bloke etmiş görünüyor, anlattıklarını dikkatle okudum. O nedenle profesyonel yardım almışsın zaten. Doktoruna hatırlatma veya açıkça pskoterapi talep etme hakkın var. O seni mutlaka bir terapiste yönlendirir. O kadar güzel anlatmışsın, o kadar doğru ve hedefine yönelik araştırmışsın ki, hayran kaldım. Yaşın da bu gibi problemlerin çeşitli şekillerde görülebildiği bir yaş, onu da aklında tut istersen. Yani kolay atlatır iyileşirsin. Doktoruna ve kendine güvenmeye devam eder, duruma böyle bilimsel bakmaktan vazgeçmezsen çok daha kolay atlatırsın. Çok geçmiş olsun.
  5. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Pitaya, Hiç debelenme, uğraşma. Senin gerçeğin aşağıdaki satırların işte. Bunları, bütün oklar Cuvcuv'un üzerindeyken, konu onun yazdıkları etrafında devam ederken ve ben ve birkaç kişinin dinlerin neden var olduğuyla ligili yaptığı o evrimsel açıklamalar üzerine rahatladın ve abarttın. Sandın ki biz dinlerden yanayız, dinlere övgü diziyoruz. Senin bu yaptığın, bilimsel bilgiyi alıp hemen dine yamayan, onun haklılığını ve doğruluğunu kanıtlamak için kullanan arsızların yaptığıyla aynı. Şu yazdıkların, gaza geldiğin bir anda yazdıklarındır, gerçek düşüncelerindir. Geri kalan hikayedir. Onun için kıvırma, kıvranma, debelenme, kes sesini otur. Dinsiz misin dili misin kimse umursamıyor seni. Sahtekar olduğunu biliyoruz, o kadarı yeter.
  6. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Bak bak bak... İslam peygamberi ve halifeler meğer ne ulu bir iş yapıyormuş, nasıl da düşünüyormuş toplumu biz bilmiyormuşuz. Demek çıkarcı insanların deliğine çomak soktukları için sürekli ölümle tehdit ediliyorlardı.. Daha bir dolu böyle akıl ve gerçek dışı ifaden var. İslam'a bu kadar güzelleme çekmen ve karşılığında dinsizler hakkındaki o sapık mı sapık düşüncelerin, ne tür bir pislik olduğunu iyice gösteriyor. Utanmaz, yalancı, sahtekar insanlar... Buradaki insanları aptal, saf, manipülasyona çok açık falan mı sandın da bu pis taktiği yedireceğini düşündün? Biz birbirimizi yeriz. Çok da sert tartışırız, yeri gelir kafamızı gözümüzü yararız. Ama olduğumuz gibiyizdir, amacımıza idealimize hizmet ederken birimizden biri hata yapıp zarar veriyorsa susmayız, hasır altı etmeyiz. Bu başlıkta Cuvcuv'a söylenenler samimicedir, içtendir. Bu bizi ilgilendirir, anlıyor musun? Senin gibi durumdan faydalanmaya kalkan sinsi porpagandacıları da tanır ve canına okuruz. İzin vermeyiz. Sakın insanları hafife alma, burayı aptallardan ibaret bir yer sanıp da ucuz oyunlar oynama. Daha da oynayamazsın zaten. Herkes anlamış seni, artık takip altındasın.
  7. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Aşağılık adam, madem dinler o kadar güzel, dinsiz kadınlar öyle pislik içinde geziyor ve etraf babasız çocuklarla dolu, defol git dine sarıl. Sahtekarlar. Böyle dinsiz veya kararsız insan kılığında gelip sinsice din propagandası yapan pislikleri çok gördü bu forum. Seni de tanıdık, mimlendin. Sen apaçık müslümansın, dinsiz takılıp ateistlere dinsizlere ve hatta Avrupalılara pislik atmak üzerinden sinsi propaganda yapıyorsun.
  8. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Böyle bir şey olmaz arkadaşım. Öncelikle acemi ne demektir? Ateistleri veya dinsizleri yeteri kadar tanımayan mı, İslam'ı ateistin algıladığı gibi algılayıp bilmeyen mi, evrimi hayatında duymamış olan mı? Hangisi? Kimsenin bilgisini ölçecek bir kantarımız cetvelimiz yok. Hiçbirimizin yok. Herkes eşit hak ve koşullarda gelir ve yazdıklarına göre yanıtlanır ya da yanıtlanmaz. Hangi konuda acemi olduğunu anlamak da her zaman çok kolay değildir ayrıca. Örneğin bu başlığı açan Cuvcuv, çok büyük iddia ve tekliflerle gelmiş ve büyük büyük laflar etmiş ama bana göre çok acemidir.. Çok... Yani insanları böyle ayıramazsınız. Acemi olduğu diyelim ki her biçimde çok belli, hayatında dinle ateizmle ilgilenmemiş de bir nedenle burayı bulup gelmiş birine "Acemiler üst/al kata lütfen" deyip oraya göndermezsiniz. Eğer bilgi eksikliği varsa birileri tamamlar ya da ilgili linkleri verip yönlendirir. Bu hep böyle olmuştur, herkes burada kendine bir şekilde yer bulmuştur. ---------------------------------------------------- İnsanlara zaman tanımak gerek. Herkes kötü niyetli değil. İnsanları, sırf müslüman oldukları için aşağılamak, dışlamak, küçük görmek, cahil deyip alay etmek ve en sonunda da forumdan atmayı talep edecek kadar ötekileştirmek doğru değil. Bunlar çok sağlıksız, gerçeklerden çok kopuk düşünceler. Bu forumun temel amacına kökten aykırı zaten. Ben anlamıyorum, hangi ülkede, nasıl bir toplumda yaşıyor insanlar.. Eşimiz dostumuz, arkadaşlarımız, çoğumuzun ailesi öyle veya böyle müslüman, hatta yine büyük çoğunluğumuz eski müslüman. Buraya gelince neden müslümanlar başka bir insan formuna dönüşüyor, neden gerçek dünyayla ilişkisiz düşünceler serdediyoruz, bunu anlayamıyorum.
  9. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Kimse senin gibilere muhtaç değil. Bir dost "Sizi pullu davetiyeyle mi çağırdık buraya?" der sifon çekerken. Şimdi o sifonun sana çekilmesi lazım bence, seni raporlayalım. Sifonu çekmezlerse de takip ederler hiç değilse. İslami forumlarda ateistlere pislik gözüyle bakılıyordur belki ama burada müslümanlara pislik gözüyle bakılmaz. Burada kimse müslüman olduğu için atılmaz. Müslümanların bu forumda ateistler kadar yazma hakkı vardır, kendi inanç ve düşüncelerini savunma hakkı vardır, hatta pis düşüncelerini bile ifade etme hakları vardır. İşte o kısımda limit koyar ateistler, bir terazileri vardır mutlaka. Sizlerin forumlarıyla bu forum arasındaki fark budur. Fakat ben kişisel olarak ateistlerin "Bizi İslam forumlarında konuşturmuyorlar bile, hemen atıyorlar, siz burada çok özgürsünüz" demelerini zayıf ve gereksiz bir savunma olarak görüyorum. O forumlarla burası arasındaki fark, zaten olması gerekendir.. Ama yine de sizlere zaman zaman hatırlatmak gerekiyor sanırım, ondan da çok emin olamıyorum.. Raporlandın.
  10. Mrs.Missing

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Peki bu dinler neden hala var? Bilim; dünyanın altı bin yaşında olduğu, insanın bir erkek ve bir dişi olarak bugünkü haliyle gökten pat diye düştüğü, tüm canlıları hatta evreni ilahi bir gücün yarattığı vb açıklamaları net olarak geçersiz kılmışken, neden bu insanlar hala dini öğretilerin peşinden koşuyor, neden hala ibadethaneler doluyor? Dinleri anlamak ve açıklamak için elbette evrimden ve doğal seçilimden yararlanacağız. Ateistlerin duymaya tahammül edemediği şey, dini davranışların hayatta kalım savaşında geliştirdiği en önemli, en yararlı ve en etkin çözüm olduğu. Hiç hoşlanmasak da bu böyledir. İnsan sadece biçimsel olarak evrimleşmemiştir, davranışlardaki değişiklikler de çok keskin ve radikaldir, maymun atalar dönemimizde alfa erkeğin egemen olduğu katı bir hiyerarşi ile sağlanırken düzen, avcı-toplayıcı toplumlara dönüştüğünde eşitlikçi bir davranış göstermiştir. Yani maymun atalar koordine olurken çok daha basit davranmış ve alfa birey etrafında toplanarak sorunlarını çözmüş. Avcı toplayıcı toplumlar, geçmişten farklı olarak eşitlikçi ilkeyle hareket etmiş. Dinsel davranış, erkek egemen yaşamdan eşitlikçiliğe geçildiği sırada, tam da bu aşamada ortaya çıkmış. Çok ilginç, değil mi? Bugünkü din anlayışıyla tamamen tezat... Dinsel davranışlar, insanın entelektüel yanını geliştirmeye başlamasıyla ortaya çıkmış bir "çözüm"dür. Bir grubun üyeleri arasında iletişim kurmak ve etkileşimde bulunmak, bunlarla beraber ortaya çıkan yetenekleri (müzik, dans vb) kullanmak, sonraki aşamada ortaya çıkan dil ve onun yepyeni sistemler oluşturmaya neden olacak kadar önemli olduğunun farkedilmesi, aynı aşamada bir başka bireyin amacını veya bildiği şeyi anlama, yani "çıkarsama" yapma yeteneği vb pekçok beceri geliştirmiştir insan. Bu süreçte, ortaya çıkmış tüm bu yeteneklerin ihtiyaçlarla uyumlu hale getirilmesi ve doğru kullanılması gerekir ki gruplar arasında süren acımasız ve öfkeli yarışta hayatta kalınabilsin. İnsan bencildir, kendi ihtiyaçları önceliklidir ve kişisel çıkarlar çeşitli yöntemlerle törpülenmelidir. Daha da önemlisi, grubun savunmasında yalnızca özverili ve ahlaklı olmak yetmeyecek, erkek bireylerin grup için kendi yaşamlarından vazgeçebilecek kadar hırslı ve gözü kara olmaları gerekecektir. Gruba tam bir bağlılık... Hep söylediğimiz gibi, insan hem iyidir hem kötü; bütün bireyler toplumsal dayanışma içinde olmak istemeyebilir. Bu bireylerin sayısı çok az bile olsa risklidirler, oysa gurplar (sürüler de diyebiliriz) varlıklarını sürdürmede çok acımasız çatışmaların içinde olacakları için çeşitli kontrol mekanizmaları geliştirmelidirler. Gelişen çözüm, dinsel davranış olmuştur. Kendi toplumlarının kurallarına en sorunsuz biçimde uyanlar, toplumuyla duygusal bağ kuranlar, ahlaklı yaşayanlar, doğaüstü cezalandırma mekanizmasından en çok korkanlardı.. Bu gibi toplumların toplumsal dokusu diğerlerinden çok daha güçlüydü, çok daha uzun süre dayandılar, dirençlilerdi. İnsanlık tarihine baktığımızda dinlerin çok önemli ve çok yararlı olduğunu zaten görüyoruz. Bunu tartışmak bile hata olur çünkü varlığını "dinsiz" olarak sürdürmüş tek bir toplum bile yoktur. En ilkel kabilelere bakın, mutlaka dinsel bir davranış, bir ritüel göreceksiniz. Dinler örgütlü/kurumsal yapılar haline geldikten sonra kötüye kullanılmıştır, en güçlü sömürü araçlarından biri olmuştur ve insanlığa çok büyük zararlar bağışlamıştır elbette. Ancak onun yararları ve insanlığı bugüne taşımadaki işlevi reddedilemez. Bugün gereksizdir, dini inanç ve davranış olmadan da insan pekala doyumlu yaşayabilir ve dinlerin siyasal iktidarlarca kullanılmasının önüne kendiliğinden geçilmiş olunur. Bunu hepimiz isteriz. Varoluşu sorgularken alınacak yanıtlar artık vardır, modern bilim yeteri kadar aydınlatır bizi. Fakat bu kadar basit değildir işte. Milyonlarca yıldır aktarılan bir eğilimdir dini inanç. İnsanın içgüdülerine öyle güzel hitabeder ki, dini davranışın genetik bir temele sahip olması bile muhtemeldir. Ya da daha ihtiyatlı olup mem diyelim. Bilindiği gibi tüm dinlerin ortak veya evrensel özellikleri vardır ve hepsi hala pratik edilir, yaşanır. Bu konu çok uzun ve çok yönlü bir konu. Önceki üyeliğimi sildirdiğim dönemde hep uzun uzun yazmak ve tartışmak istediğim konuydu. Ateistleri ve ateizmi "içeriden" eleştirmek istemiştim. Bizler dinlerin bütün kötü ve zararlı yanlarını yıllardır konuşuyor ve anlatıyoruz ama çok fazla yanlıyız. Bu anlamda eksiğiz ve bilimsel değiliz. Ben de dahil hepimiz. Dinlerle mücadele edilmeli, dinler siyasalların en güçlü oyuncağı olmaktan çıkmalı ki insanlık daha fazla rahat etsin, en azından din üzerinden sömürü ayağını bitirebilelim. Bizim sorunumuz bu. Ancak bunu yaparken insanların yaşamında dinin yeri ne, bu insan bunca net bilgiye rağmen neden hala bu kadar güçlü biçimde inanıyor, dinler toplumlara ne tür yararlar getiriyor ki ondan vazgeçmeyip bir solukta etrafında toplanıp grubunu kolluyor, bilmek gerek. Müslümanları susturalım, her gelen zıpçıktıya anlatmaktan usandık, hepsini atalım gitsin, biz zaten çözdük bitirdik diğerlerinden bize ne derseniz size en hafif tabirle "Cahil" derler. Bu tavırda züppelik var mı dır? Evet, elbette vardır. Faşizanlık? O da vardır.. Bu forum fikir özgürlüğü konusunda oldukça esnektir ve en katı yobazı da ağırlar en laik müslümanı da. Farklı inanç mensuplarını da.. Kurallara uyulduğu sürece her düşünce ve dinden insan yazacak, düşüncelerini savunacaktır. Sıkılan bıkan ilgilenmez, olur biter. Forumda başka alanlar da var, isteyen gider oralarda yazar. Kimse onlara engel değil. Bu başlıkta yazılanları istemek akıl işi değildir. Kişiselleşmemesi, öfkelendirmemesi imkansızdır çünkü zaten talep büsbütün kişiseldir, uçuktur, kötüdür, forumun amacına temelden aykırıdır. Diretmek yerine susmak ve yazılanları anlamaya çalışmak en iyisi olacaktır...
  11. Mrs.Missing

    Afganistan'da kadın dövmek yasallaştı

    İnsan gibi yetiştirilmiş, yaşıyla uyumlu büyümüş sağlıklı, eğitim almakta olan, özgür alan tanınmış hiçbir çocuk kalkıp da "ben evleneceğim" demez. Bunun tek bir istisnası bile yoktur. Senin gibi ahlaksız cahillerin çocukları evliliği bir şey sanıyor da kabul ediyor. Çocuk bilmiyor ki neyin ne olduğunu, başına neyin geleceğini? Hangi devirde, nerede yaşıyorsunuz siz bilmiyorum ki? İnsanın tüyleri diken diken oluyor sizin gibileri gördükçe. Kendi beceriksizliğinize, kendi kirli düşüncelerinize, kendi kıt hayat anlayışınıza çocukları kurban ediyorsunuz. 12 yaşındaki kızına/oğluna hükmü geçmeyen, onu evlenmemesi gerektiğine ikna edemeyen ana babanın ana babalığına tüküreyim ben. O pislikleri alıp hapse atacaksın esas. Senin gibileri... O çocukların günahı mı var ki... Uykumu kaçırdın yobaz özgürlükçü. Herkesin asabını bozdun.
  12. Mrs.Missing

    Afganistan'da kadın dövmek yasallaştı

    Sana hakaret etmesin de ne yapsın? Sen ve senin gibiler en sinkaflı küfürü hakediyor. Allah'ın yobazı! 12-13 yaşındaki çocuğun ne bilgisi tecrübesi olur ki evlensin? Bu kadar mı cahilsin sen diyeceğim, cehaletle de bitmiyor. Bu yaştaki çocuklara hak tanıdığınız tek şey var, o da seks. Evlilik adı altında bu çocuklarla seks yapılabilmesi size hiç acayip görünmüyor. Bir anda anlayışlı, özgürlükçü, ileri görüşlü oluveriyorsunuz. O kadar pislik, o kadar aşağılık, o kadar hayvansınız siz. Al bak hakaret öyle olmaz, böyle olur. Senin gibi konuşan herkesi yakasından tutup hapse atmalı. Tehlikeli, pis zihniyet sizinki. Bunları söyleyebilen adam bu yaştaki çocuklarla yatmakta sorun görmüyor demektir. Ben böyle bakarım, böyledir de. Hepiniz tehlikesiniz kardeşim. Sapıksınız. Allah hepinizin belasını versin.
  13. Mrs.Missing

    ATATÜRK by M. Şükrü Hanioğlu

    Siz açık tarihinizi, üzerinden daha yüz yıl bile geçmemişken, her şey gün gibi ortadayken bilmiyor ve doğru ile yanlışı ayırmakta bu kadar zorlanıyorsanız, sorun sizde demektir. Atatürk'ün kim olduğu, ne yaptığı ve zihniyeti açıktır, Karabekir'in de öyle. Bu ikisinden biri padişahçıdır ama hangisi? Bakın bu cevabı çok zor bir sorudur, şimdi bilemedim ben de acaba hangisiydi... Onu bir anlasak hangisini seçip seveceğimizi anlayacağız ama çok zor çok..... Bilginiz yoksa araştırır öğrenirsiniz. Safınızı da ona göre belirlersiniz. Ya da eğer burada söylediğiniz gibi umursamıyor iseniz hislerinizi kendinize saklarsınız. Atatürk'ün savunulmaya sevilmeye ihtiyacı yok. Mesele, "kişi" olarak Atatürk değil, onu sevmek veya sevmemek değil. "Sen sevsen ne olur, sevmesen ne olur" der çıkarlar, çıkarız. Mesele gericilik-aydınlanmacılık meseledir. Herkes kendine saf belirlemek zorundadır, eğer umursuyorsa. Umursamıyorsa da gidip geyik yapmalı, boyunu aşan laflar etmemelidir.
  14. Mrs.Missing

    ATATÜRK by M. Şükrü Hanioğlu

    Çok güzel demişsiniz, iyi demişsiniz. Elinize sağlık. Örneğin bu sayfada bahsini ettiğiniz kitabı yazan adam (muhtemelen sipariş bir kitaptı bu) Princeton Uni. Orta Doğu Araştırmaları Bölümü Başkanı biri. Türkiye'de okumuş, sonra dışarı açılmış, birilerinin tavsiyesi üzerine Princeton'a kabul edilmiş vs. Bu adam Zaman ve Sabah gazetelerinde köşe yazıları yazardı. Hala yazıyor mu bilmem ama yakın zamana kadar yazmış. AKP tarafından üstün hizmetlerinden dolayı, tarihi farklı ve objektif(!) yorumlayarak ülkemize katkıda bulunan bir bilimci olduğu için ödüllendirildi. Abdullah Gül ona hayran, övgüyle sözetti ve onur ödülünü elleriyle verdi. Hizmetlerinin devamını bekliyorlardı, o da bu kitapla verdi belli ki. Bu işleri yapanlar ABD işbirlikçisi, ABD köpeği karşı devrimciler Hacı. ABD'nin onlarca yıldır bu topraklardan Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü bitirmek ve Türkiye'yi tipik bir Orta Doğu ülkesi yapmak için uğraşıp durdular. En son bu BOP projesiyle hızlandılar ve bugün geldiğimiz nokta bu. Hanioğlu gibi satılık ve işbirlikçi bilimcilerimizin de katkılarıya, ABD'de konuşlanan cemaatler ve buradaki kuklaları şimdi bulunduğumuz noktaya getirdi bizi. Bütün olanakları dibine dek kullandılar, kullanmaya da devam ediyorlar. Bilmedikleri şey, bu işi başaramayacakları. Amerika da, onların işbirlikçileri de yanılıyor ve bunu çok acı biçimde görecekler.
  15. Mrs.Missing

    Bahadir Baruter

    E günaydın... Yine TCK 216. madde.. http://www.ateistfor...showtopic=43912 Davadan sonra, "Ata Yok, Tayyip Yalan" adını verdiği bir başka karikatürle daha dikkat çekti. Atatürk'e Batman maskesi giydirmiş, Tayyip'i de Joker yapmış.
×
×
  • Yeni Oluştur...