Jump to content

Türk Ateist

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    4.621
  • Katılım

  • Son ziyaret

Türk Ateist kullanıcısının paylaşımları

  1. Türk Ateist

    Porno özgürlük ile bağdaştırılabilir mi?

    İnsanların bağımlı olma eğilimlerinin nasıl giderilebilir bir sorun olduğunu bilmiyorum. Bu eğilim kişileri eğiterek, bilinçlendirerek vs vs köreltilebilir, yalnız o kadarını biliyorum. Ama konuya bağımlı olunan şey olarak bakılmıyor. Bağımlılığın mantığı, neye bağımlı olduğuna en ufak biçimde farketmeksizin aynı. "Oysa, bağımlı olunan şeyin insan fizyolojisinde yarattığı etkileri gerçekleştirecek yollar bulunabilir. Bu çokta zor değil." Buna katılıyorum, çok doğru. Üstelik beyne en ufak bir zarar vermeden mümkün. Ama sonuçta ortaya çıkan şey, bir madde vb kullanmadan da, ancak kullandığında yapabildiğine inandığın şeyleri yapabildiğin gerçeği. Madde bağımlılığı terapilerinde sıklıkla başvurduğumuz yöntemlerden biri bunu bizzat katılarak göstermektir mesela. Grup sohbeti/terapisinde hep birlikte soda limon için kafayı bulmak gibi... Aslında kimse sarhoş değil, soda limonla kafayı bulmak bir sembol, demek ki hoş ve neşeli hissetmek için bir şey içmeye ve o hali sarhoşluk olarak nitelemeye de gerek yok. Tabii ben alanım çerçevesinde yorum yapıyorum, beynim direkt öyle çalışıyor, n'apiyim... Bu süreçte bilimle değil ama dünyada bilimin yeri ve yeterlilikle ilgili bir dolu düş kırıklığımız oldu, çaresizce oturup şarlatanlık izledik. Hala da izliyoruz. O yüzden bu Sars-CoV 2'yi çok seviyorum ben. Virüsleri hep severdim ama buna ayrıca saygı besliyorum. Biz sıradan insanlar bile bu kadar sinirlenirken senin gibi işin içinde olan profesyoneller neler hissediyor, tahayyül bile edemiyorum. Türkiye'den söz etmeye gerek bile yok. Allah'a emanet gidiyoruz işte...
  2. Kadın zaten arkadaşınsa, ailece samimi sayılabilecek bir ilişki varsa hiç sorun yok elbette. Ama eşinin arkadaşı, pek öyle arkadaşlığın falan yoksa selam vermemek, o selam önceliğini kadına terketmek en doğrusu. Bunu açıklamak bir zor olabilir ama deneyeceğim. Kadının kafası çoğu zaman erkek gibi çalışmaz, bu konuda hemfikiriz sanırım. Kadın, anlık durumlara göre davranış geliştirir çok zaman. Siz, medeniyet ve iyi niyet öyle gerektirdiği için selam verirsiniz, ama kadın o anda sizi tanıdığını belli etmek istemeyebilir. Bir erkekle selamlaşmak bulunduğu çevre içinde kendisi için o an sakıncalı olabilir. Bir şekilde rahatsız olabilir. Veya ruhu o anda karışıktır, rahatsız olur... Çokça karşılaştığım, dinlediğim, bildiğim için söylüyorum. Ailemdeki erkekleri özellikle tembihlemişliğim vardır mesela, hepsi de çok medeni adamlar olduğu halde. Hatta şu sıra başka insanların sevimli bebek ve çocuklarına sevgiyle bakmayın, gülümsemeyin sakın da diyorum. Kadının erkekten farklı olmadığını önce kadının kendisi anlamalı. Bunu sağlamak için en önce istediği alanı tanımalı, rahatlamasını sağlamalı. Kadınlar uzunca bir süredir kendisine selam veren, hele de gülümseyen erkeğin, kendisine direkt asıldığını düşünecek kadar rahatsız. Bunun tek bir nedeni yok elbette ama, kısa vadede yapacak bir şey de yok. Erkekler yakın olmadıkları, arkadaşları sayılmayan kadınlara daha mesafeli olmalı, mümkünse görmezden gelmeli. İki tarafı da uzun vadede eğitebilir bir durum bu. Kadınların, erkeklerden öcü gibi kaçmasına gerek olmadığını, arkadaşının kocasının ona asılmadan da selam verebileceğini, erkeklerin her önüne gelene asılıp kesilen organizmalar olmadığını ve kadın olmasının her zaman seks istemek için yeter gerekçe sayılmayacağını da öğrenmesi lazım. En azından eleyebilme şansı olduğunu, bu şansın/inisiyatifin kendisinde olduğunu bilme rahatlığına erişmesi lazım. Nice erkekler tacizcilikle suçlanmaktan korkuyor medeni kadınlar tarafından, bir bilsen... Gelişmiş toplumlarda böyle sorunlar zaten pek yok. Türkiye'nin de büyük şehirlerinde, en azından bu şehirlere ait çoğu ortamda yok.
  3. Türk Ateist

    Porno özgürlük ile bağdaştırılabilir mi?

    Bu bir ütopya anibal. Teorik olarak elbette doğru ve belki mümkün ama pratik söz konusu olduğunda ütopya. İnsanın bağımlı olmaya, bağımlı olmasa bile kötüye kullanmaya ne kadar güçlü biçimde eğilimli olduğunu biliyor olmalısın. Bu dediklerin birkaç yüz yıl sonra belki mümkün olur. Belki...
  4. Çok özür dilerim, ben Nur 33'le karıştırdım ve onu referans aldım. Ancak... ...daha önceki tartışmalarımızdan bildiğiniz ve ifade ettiğiniz gibi ben bu ayetteki sözleşmeli kişilerin köleler, cariyeler olduğunu düşünüyorum, yine aynı şeyi tekrar edeceğim. Ancak bu, ayetin bahsini ettiğiniz anlamını çok da etkilemiyor. Ayet netice olarak ev hayatını, evdeki sosyal ilişkileri bir düzene bağlamaya çalışan bir ayet. Hizmetçi, cariye veya köle aynı anda efendi kişisinin seks kölesidir, ancak buna rağmen odasına vs girerken kapı çalmalıdır mesela, izin istemelidir vs. Merak ettiğim, efendi için de aynı kural geçerli mi? Bu karşılıklı bir saygı ve mesafe anlaşması mı acaba? Malum, Kur'an hemen hep efendi olan erkeği muhatap alır ve kadın hayatını da bu erkek üstünden düzenlemeye koyulur. Madem konuştukça düşünüyorsunuz, -ki sanıyorum hepimiz için zaman zaman öyle oluyor- hizmetçi (köle ve cariyeler oluyor bunlar) ile çocukların, önem derecesi bakımından duygusal anlamda pek farkı olmadığını da farkedebilirsiniz. Kur'an çocukları da pek düşünmez, önemsemez. Yeri yok denecek azdır. Çocuktan bahsedilen ayetler genelde aman da ana babana saygı duy, ne yaparlarsa yapsınlar of deme vs vs şeklindedir. Biz şimdi karşılıklı böyle bir şeyler yazıp duruyoruz ama ben hala sizin bu asansör meselesindeki kadın ve adamın ilişkisinin, baktığınız ayetle bir ilişkisi olmadığını düşünüyorum. Burada kadın adamın hizmetçisi, kölesi vb değil. Belli bir miktar ücretle çalışan, işini yapıp evine dönen özgür bir birey. Çalışma alanı, işi gereği bir ev olduğu için siz evin içinden bir birey gibi algılama eğilimindesiniz, ancak durum öyle değil. Hatta inanın bana sizin bu bakış açınız veya ayetle ilişkilendirme çabanızın vardığı yer çok kötü ve tehlikeli. Evimize yardıma gelen kadınları aileden biri gibi görebiliriz, duygusal bağ veya dostluk kurabiliriz. Bunlar gayet mümkün; ve muhtemelen, benim de dahil olduğum birçok insanın yaşadığı bir durum. Ama burada bile çizgi çok keskindir. O kadın bizim özel çalışanımız, kölemiz, evimizin hizmetçisi vb değil, dilediği zaman ilişkiyi kesip işi bırakabilecek bir profesyoneldir. Velhasıl, özel bir yakınlığımızın olmadığı her kadına mesafeli olmak, inisiyatifi kadına bırakmak zorundayız. Asansöre binerken kadına "Buyrun, siz de binin" demek bile gereksizdir, kadın binmek isteyip istemediğini kendisi bilir ve ona göre pozisyon alır zaten. Ben şahsen, erkeklerin, apartmandan tanıdığı karısının arkadaşına bile sokakta selam vermemesi taraftarıyımdır. Kadın selam verirse versin erkek. Çok ciddiyim.
  5. Hasta ve bakıma muhtaç insanlar ve onların ahlaki durumunun konuyla ilgisi ne? Kafanız mı iyi nedir...
  6. Ben bekar bir adamım ve bekar bir kadınla ilişkim var diyelim. İkimiz de işi gücü olan yetişkinleriz. Veya işimiz gücümüz olmasın; öğrenci gençleriz. Bunun topluma ne gibi bir zararı vardır, açıklar mısınız lütfen?
  7. İstismarcının izin almak zorunda bırakılması ne demek Hasan Bey? Kimden, ne için izin alıyorlar? Bir kadını sıkıştırmanın, taciz etmenin, istemediği bir şeye zorlamanın kötü olduğunu bilmek için kalkıp da kitap incelemeye lüzum yok. Ayrıca sizinle tartışmak çok anlamlı değil ama, yeri geldiği için söylemek zorundayım ki Kur'an kadına küfür bir kitaptır. Kadının seks kölesi yapan bizzat bu kitaptır.
  8. Neyi? Valla ben başlığa yeni geldim ve ilk iki sayfayı okudum, Hasan Bey'in alıntıladığım ve yanıtladığım iletisini değerlendirdim. O iletide de kadınla adamın ilişkisi yokmuş, hatta kadın istemiyormuş gibi bir izlenim edindim ve ona göre yazdım.
  9. Hasan Bey, bu meselenin sizin değindiğiniz seks köleliği ayetiyle ne ilgisi var acaba? Sizin senaryoda kadın para karşılığı profesyonelce temizlik yapan bir kadın. Köle değil. İşine gelmediğinde çeker gider, temizleyecek başka iş bulur. Ya da adamın mesajlarını alıp kabul eder karşılıklı rızaya dayanan bir ilişki yaşanır. Bu ilişkinin ahlaki, etik boyutu başka mesele, eğer değerlendirmek isteyen olursa değelendirir. Sizin yapmaya çalıştığınız şey çok zorlama olmuş. Bir kadını birçok erkek isteyebilir. Zorlayabilir bile. Patronlar, amirler, müdürler arasında bunları yapanlar var. Emin olun çalışan birçok kadının başına gelmiştir. Ama burada inisiyatif daima kadındadır; erkekte değil. Yani ben bir kadınsam ve patronumun, amirimin vs tacizini püskürtmeyi aslında gayet iyi bilirim. Adam sapık falansa, katil ruhu her an kenarda hazır bekliyorsa zaten başka şeyler oluyor. Son yıllarda çokça oluyor güzel Müslüman ülkemde...
  10. Ben Hasan Bey!i okuyunca kadınla adam arasında bir ilişki olmadığını, kadının adamla asansöre binmek istemediğini, adamın kadını istismar ettiği, sıkıştırdığı izlenimi aldım, o yüzden bir ilişki varmış gibi düşünmedim. Eğer varsa da vardır, oturup analiz bile yapmaya gerek yok.
  11. İyi de bu iletinize bakınca işin içinde basbayağı istismar var. Kadın eve temizliğe gelmeye başlamadan önce neredeyse yarı aç yarı tok yaşayan bir gariban. İşini kaybetmemek için adamın tacizlerine göz yummuyorsa da pek ses çıkaramıyor. Karısı duyarsa işinden olacak falan... Buradaki asıl mesele bu Hasan Bey. Bunun dışında, hepimiz çeşitli adam ve kadınlarla asansörlere tek başımıza binip duruyoruz zaten, ama bazı durumlar oluyor ki binmeyi reddediyoruz bir bahaneyle. Adamın tipinden hoşlanmamak bile binmemeye yeter neden. Ama sizin bu senaryonuzda konu, bir adamla bir kadının asansöre yalnız binmesi değil.
  12. Türk Ateist

    FATİHİN OĞLANLARA YAZDIĞI ŞİİRLER

    Aynı başlığı daha önce de hemen hemen aynı sözcüklerle açmışsınız Tolonbey. İkisini birleştiriyorum.
  13. Türk Ateist

    KÖTÜLÜK PROBLEMİ

    Bunların hepsi fukara tesellisi. Para, makam, servet gibi unsurlar gayet de mutluluk kaynaklarının en önemlilerindendir, yeter ki aptal bir cahil olma, o serveti doğru düzgün kullan. Bir sürü çok zengin insan da gayet mutlu bir hayat sürüyor, servetini misler gibi kullanıyor. Mesele, zengin olmadan/olamadan da mutlu mesut yaşayabileceğimizi kavramak ve bu yolları bilmek. "Aman da zenginler de mutsuz, paralarının keyfini bile süremiyorlar" diye kendini teselli etmek eziklikten başkası değildir. İnsan yoksulsa yoksuldur, kendini, zengine bakıp da onun aslında mutsuz olduğuna inanarak mutlu ediyorsa sorunludur. Kendini kabullenmek ve hayatını kendi olduğu yerden değerlendirmektir kişiyi rahatlığa götüren. Kötülük de tıpkı iyilik gibi insana ait. Sizin bakış açınıza, inancınıza göre kötülük insandan, iyilik Allah'tan... Allah birinin başına bir bela veriyorsa, nedeni saydığın bu maddelerde gizli derken bile ardında mutlaka insan için iyi niyet vardır diyor ve Allah'ın mutlak iyi olduğuna inanmaya devam etmek istiyorsunuz. İnanın, banan ne, ama deli saçması olduğunu da söylemek gerekiyor. İnsan hem iyidir hem kötü. Kimse mutlak iyi veya mutlak kötü değildir, her insanın iyi ve kötü yanları vardır, bu özellikler bazı insanlarda orantısızdır. Çok iyi veya çok kötü insan deriz kabaca... Ama hepsi bizden. İnsandan. İyilik, iyi insan olmak da bir üstünlük değildir ayrıca. Biz insanlar iyi davranışları takdir ederiz, bazen ödüllendiririz de. Bunun nedeni aslında hemen hepimizin iyiliğe eğilimli olması ve devamını sağlamak istemesidir. Allah'a ihtiyaç yok aslen. Hepsi doğamızda, kendimizde mevcut.
  14. Türk Ateist

    küçük çocuklar imtihansız cennete

    Onun yanıtı hiç yok. Bununla ilgili yıllar önce bir başlık açmış ve sormuştum, birçok insan gibi... Bütün bu işleri niye yapmış, motivasyonu ne, biz niye varız diye sorunca direkt Zariyat/56'ya ulaşılıyor ama o durumda da onu niye yaptığı sorusu açığa çıkıyor. Cevap yok... Allah adına düşünmek insanın haddine değil, aklımız yetmiyor deyip çıkıyorlar, malum.
  15. Türk Ateist

    Kudurmuş Mevlana'dan Sapıklık Destanı

    Tolonbey'in açmış olduğu "Kudurmuş Mevlana'dan Sapıklık Destanı" başlığıyla "Mevlana'dan Hikayaler. Okuyup da Siz de Onun Gibi Azmayın" başlıkları, içeriklerinin aynı olması nedeniyle birleştirildi.
  16. Türk Ateist

    küçük çocuklar imtihansız cennete

    Burada gerçekten bir çelişki var ama sizin tespit ettiğiniz gibi değil. Çelişki, Allah'ın bir bebeğe tecavüz ediliyorken müdahale edip engellemesinin mümkün olmamasında. Demek ki Allah sanıldığı gibi sonsuz güç ve özgürlüğe sahip değil. Onun gücü de kendisini kısıtlayan türden bir güç. Bir diğer mantıksızlık da, bebeğin tecavüze uğramasını seyretmesinin, anne babanın sınavı olduğu şeklinde açıklamak. Ben bir ebeveynim, Allah beni test etmek için bebeğimin tecavüze uğramasına izin veriyor. Bebeğin suçu neyse... Yani bunlar antik çağların inançları, antik insanın aklının ürünü fanteziler. Allah neden ölüm vermiş, neden ölüyoruz gibi bir sorum veya sorunum yok. Ölüm evrimin en önemli ilk enstrümanıdır, insanlar doğar ve ölür, diğer canlılar gibi. Bize bunca fanteziyi kurduran, düşündüren, ezip yoran şey de tam olarak budur zaten. Ölüm. Öleceğimizi bilerek yaşamak bize zor gelir, sorgular dururuz... Dinler de bundan epeyce beslenir. Ama dediğim gibi, benim kişisel olarak ölümle ilgili bir sorum veya sorunum yok, dolayısıyla o soruları soran ben değil. İnsan ölümle bu kadar uğraşınca yaratıcı güç dediği tanrısına bununla ilgili sorular sorup kendisi yanıtlayacak elbet. O yanıt ve çözümlerin saçma olması da bundan. Size nasıl inanıyorsunuz, hayret ediyorum deme nedenim de bu. Her şey çok açık halbuki. Doğuyor ve bir yerde bir nedenle ölüyoruz, aynı anda ölmekten alabildiğine korkuyor ve kaçınıyoruz ki olması beklenen de doğal olan da bu. Hal böyleyken dinlerin ölümü en önemli silah olarak kullanması son derece doğal oluyor. Ama doğal olması, kullanmasının ve kullanma biçiminin normal olduğu anlamına gelmiyor. Sınav falan yok, bizi izleyip test eden bir güç yok. Tamamen yalnızız, ne yaparsak kendimiz yapıyor ve bedelini de kendimiz ödüyoruz. Yani bize ahlakı veren de Allah, Tanrı, şu bu değil. Bütün o özelliklerimiz evrimin ürünü. Dinler ortaya çıkmadan yüz binlerce yıl evvel edinmiştik hepsini. Hatta dinleri ortaya çıkarmamızı sağlayan da o özelliklerimizdir diyeyim de eksik olmasın.
  17. Türk Ateist

    küçük çocuklar imtihansız cennete

    Bu kanunların oluşmasında dinlerin yeri çok çok büyük elbette. Modern yasalardan önce toplumlar inandıkları dinlerin kurallarıyla yönetiliyordu, kültür tamamen öyle şekillenmişti. İşte bu yeni yasalar, geçmişteki yazılı veya yazısız olan dini yasaların neden olduğu sonuçlar da göz önünde bulundurularak yapıldı. Mesela dendi ki herkes istediğine inanır, kimin neye inandığı kimseyi bağlamaz, devlet de laik olacak... Bu yalnız bir tane örnek. Ve evet, bu yasaları gerçekten de ateistler, dinsizler yaptı. Dedim ya, bizim ülkemizde bile bu yasaları adapta eden kurucu baba bir dinsiz. Amerika'nın kurucu babaları da öyledir. Avrupa malum, Fransız Devrimi sonrası genel olarak bu yasalara geçmiştir, o devrime önayak olanların kimler olduğu da bilinir. Monarşi bitmiştir orada. Ben bu kanunlar ateistlere özgüdür demedim ki. Müslüman ya da ateist, herkesin uyma zorunluğu olan, herkesi kapsayan yasalar. Dolaysıyla bir şeriatçının bebeği öldürülse o yasalar geçerli olacak. Ama o, ateistten farklı olarak, bebeğini öldüren katilin bir de öbür dünya dediğiniz yerde Allah tarafından cezalandırıldığına inanacak belki, o da bizi hiç ilgilendirmeyecek. Ama mesela kalkıp da "Ben Müslümanım ve İslam şeriatına inanıyorum, bu yüzden kısasa kısas uygulanmasını istiyorum" diyemez. Diğer arkadaşların Allah'ın kötülük yapıyor veya izin veriyor olmasıyla ilgili sorularını bilmiyorum, başlığın tümünü okumadım ama bu soru da doğru bir soru. Bence inanan ve buraya gelip de ateistlere Allah'ın varlığını kanıtlamaya çalışan, İslam dinini anlatmak için uğraşan insanlara bu soruyu sormaktan daha doğal bir şey yok. Madem Allah istemeden yaprak bile kımıldamıyor, her şeyin nedeni o, kötülüklerin nedeni de o. Bir bebeğe tecavüz edilmesine izin vermemesini beklemek kişilerin hakkı oluyor yani... Ama sizler buna da sınav diyor ve geçiyorsunuz, dünyanın merkezi o ana ve baba imiş gibi. Onları sınamak için bir bebeğin acı çekerek ölmesine göz yummak gerçekten büyük sadistlik. İşte biz de tam da bu ve benzeri nedenlerden dolayı bu inançları saçma buluyoruz. Benim şahsen inanmama nedenim bunlar değil, hiçbir zaman olmadı ama sağlam Müslümanken bu gibi çelişkileri görüp de dinden çıkan pekçok insan tanıdık. Haklılar. Saçma çünkü. Yazılı semavi dinlerin bütün mazisi 2000 yıl. Ondan önceki on binlerce yıl boyu insanlık kuralsız yaşadı, hep birbirini kesip biçti mi sanıyorsun pek? O kadar yıl boyunca ne yaptık, nasıl bugünlere geldik sence? Kurallar daima vardı. En önemli ilk büyük kural "Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma"dır mesela. Buna altın kural denir, ahlakın temel kuralıdır. İnsan on binlerce yıl önce küçük gruplar halinde yaşarken de kurallar vardı ve ona uymayan grupta dışlanırdı. Güçlü olan istediğini öldürebilir belki, ama bir başkasının da gelip onu öldürebileceğini hesap etmek zorundadır. Edemediğinde o da ölür. Ya da başkasının eşyasını, yiyeceğini çalan için de aynı şey geçerli. Bu sorunun yanıtı "ahlak" dediğimiz kavramın içinde. Hemen bütün ahlaki duyarlıklarımız da bize evrimsel olarak aktarıldığı için çoğunu sonradan öğrenmeye gerek bile duymayız. İnsan; özgecilik-karşılıklı özgecilik, bağlılık, paylaşma, yardımlaşma, empati ve sempati, aldatma ve aldatılmayı fark edip saptama, çatışma ve kavga çözümü, barış yapma, bulunduğu gruba veya topluluğa ilgi duyma ve o topluluğun kendisi hakkında düşüncelerini umursama, sosyal kuralların farkında olma ve yanıt verme gibi özellikler yalnız insanda değil, insansı maymunlarda, primatlarda, yunuslarda, balinalarda ve daha pekçok memelide görülür. Bu özelliklerin hepsi ortaktır ve insanın ahlakı, ahlak öncesi var olan bütün bu özelliklerden temel alır. Demek istiyorum ki dinler dünkü bebek... Evrim ise milyarlaca yıldır sürüyor. Ayrıca bir ateist olarak söylemek zorundayım ki dinler de bizim. Bizim atalarımızın, yaşamdakalım mücadelesinde başarılı olmak ve medeniyetlerini sürdürmek için ürettiği çözümlerden biridir din. Başarılı da olmuştur. Artık ihtiyaç olmadığı ve çağla uyumsuzluk yüzünden epeyce bir zarar verdiği için uğraşıyoruz... Ben inanıyorum ki dinler, daha doğrusu dinlere ait kutsal kitaplar, inanırlardan kurtarıldığı zaman saygın yerine kavuşacak.
  18. Türk Ateist

    Mekanin Sahibi Coronavirus

    Özgür irade falan yok. Zerre kadar yok hem de. İster günah işle ve cehennemde yan istersen benim dediğim gibi davranıp cennete git, şarap içip Huri diz sıraya diyor. Özgürlük falan tanımıyor. Cennetle cehennem arasında bir başka alan yok. Bir de çeşitli hastalıklara ya da farklılıklara sahip yığınla insan var ve bunlar genel olarak günah işleyip duruyor. Onların özgür iradesi nerede hem? Bu arada, kaderi yazan Allah değil zaten. O sadece izleyici. Önceden biliyor olması onun yazdığı anlamı taşımaz. Kişi kaderini kendisi belirliyor. Burada bir sorun yok teknik olarak. Sorun, daha doğrusu soru, sonucunu zaten bildiği halde sınav yapması neden? Onu motive eden neden ne? Biz diyoruz ki kurduğu depresif ve korkutucu organizasyon böyle olmasını gerektiriyor. Cennet cehennem diye iki ayrı uçta alan yaratıyor, sonra da insanları kendi kafasına göre oralara atıyor. Ve hatta, senin söylediğinin aksine, birilerini direkt olarak cehenneme odun olsun diye yaratıyor. Cinleri de tabii. Ateistler muhtemelen bu gruba ait. Tamam işte, ben de onu diyorum... Organizasyon kafadan saçma. Onun gerçekten var olduğuna nasıl inanabiliyorsunuz, çocukça masallar olduğunu nasıl göremiyorsunuz, hayret diyorum. Günahmış, sevapmış, ceza ve sevap biriktirmekmiş, sınavmış, sonunda cennete veya cehenneme gitmekmiş... ...gerçekten inanıyor olmanız bana çok tuhaf geliyor.
  19. Türk Ateist

    R.T.ERDOGAN DiYORKi

    Öyle saçma şey olmaz. Kurtulmak kolay olmayacak ama öyle ölene de kalacak falan demek epeyce bir hayalperestlik. Onu kendi taraftarları, oy verenleri gönderecek önce. Sonu hiç iyi değil, o yüzden gitmemek için ne gerekiyorsa yapacak. Yani Tayyip herhangi bir siyasetçi gibi kenara çekilip emeklilik falan yaşayamayacak. O da bunu gayet iyi bildiği ve tünelin sonu dipsiz karanlığa çıktığı için direnecek. Ne olur, nasıl gider bilmiyorum ama böyle devam edemeyeceği çok açık.
  20. Türk Ateist

    Mekanin Sahibi Coronavirus

    Sınavı yapan öğretmen, çocukların hepsi de dersine iyi çalışsın, öğrensin ve geçer not alsın diye motive eder. Bunların içine şeytan kaçırayım da yollarından şaşacaklar mı şaşmayacaklar mı bir bakayım demez. Bu gece tecavüze uğrasınlar göreyim bakayım, isyan edip çalışmayı bırakacaklar mı diye düşünmez. Saçma sapan örnekler vermeyin şurada. Çalışanla çalışmayan bir olur muymuş da bilmem ne... Sen sonucunu bildiğin bir sınavı niye yaparsın? Soru bu. "Ama sınava tâbi tutulan bilmiyor" demek yanıt değil. O zaten bilmiyor, onu biz de biliyoruz. Sınavı yapan ki tüm hayat boyu geçerli o sınav, sınava tâbi kişinin her saniyesini daha o doğmadan milyon sene önce biliyor. Sonucu da biliyor. O zaman anlamı ne bunun? Aslolan hayatının her saniyesi sınav olan kul değil. Allah. Organizasyonu kuran ve hakim olan o çünkü. İnsan onun için yalnızca kurduğu şenlikli organizasyonun oyuncağı. Bu ne kadar saçma bir şey, nasıl göremiyorsunuz hayret... Acayip başarısız bir organizasyon ayrıca. İlkel zamanının insanın fantezisi olduğu çok açık.
  21. Türk Ateist

    küçük çocuklar imtihansız cennete

    Evet. Modern hukuk, modern yasalar genellikle ateistlerin, dinsizlerin elinden çıkmıştır, onlar sayesinde o yasalara kavuşmuşuzdur. Türkiye'de de bu böyledir, Amerika'da da Avrupa'da da.
  22. Türk Ateist

    küçük çocuklar imtihansız cennete

    Yaptırımı sağlayacak ve uygulayacak olan hukuktur. Cinayet işlemenin cezası bellidir kabaca. Ama bebeğin babası "Ben hukuk falan beklemem, kendi cezamı kendim keseceğim" deyip bebeğinin katilini kendisi de cezalandırabilir. Bu pek tasvip edilen ya da önerilen bir yöntem olmadığı gibi hukuka da aykırıdır. Ama gerçekçidir. Öbür taraf ne ola ki? Orada ceza ne? Bunlar gerçek dışı, sadece inanca dayalı teselliler. Böyle düşünmek kişiye iyi geliyor olabilir, ona da bir yere kadar sözümüz yok zaten. Çünkü evet, bebek öylece öldüğüyle kalacak. Hukukun verdiği ceza belki bir parça teselli edecek veya etmeyecek. Başka yol yok. Ama dediğim gibi, bu adam bir de öteki taraf dediğiniz yerde cezalandırılacak diye inanmak iyi geliyorsa inansın insanlar. Çünkü o bebek her durumda, kişi neye inanırsa inansın öldüğüyle kalacak. Benim inançsızlığım da senin inançlı olman da bu gerçeği etkilemeyecek, değiştirmeyecek.
  23. Türk Ateist

    Allahın varlığı ve mahiyeti farklı şeylerdir.

    Bu argümanı minikler kurar ve kullanır diyeceğim ama artık onlar bile daha gerçekçi ve somut yanıtlar istiyor. Hani onları bile ikna etmen artık epeyce zorken bize karşı bu argümanlarla gelmen biraz talihsizlik olmuş. Akıl, rüya, hayal kurma, hafıza vb aktivite ve özellikleri gayet net açıklayabiliyoruz, denin deyiminle mahiyetini de biliyoruz ama tut ki bilmiyoruz... Onları bilmiyoruz diye niye bir başka mahiyeti bilinmeyenle kendimizi avutuyoruz? O da bilinmiyor madem, var olduğu konusunda nasıl emin olacağız? Üstelik tarifleri hep olumsuzluk üzerine. Yenmez içilmez, ne yerde ne gökte, zamansız mekansız, başlangısız sonsuz vs... Hiç yanıt yok. Hep ne olmadığı anlatılıyor çünkü ne olduğunu bilen yok. Çünkü yok. Evet. Bugün de Allah'ın var olduğu iddiasını çürüttük şükür.
  24. Türk Ateist

    R.T.ERDOGAN DiYORKi

    Muhalefetin, CHP'nin savunulabilecek hiçbir yanı kalmadı çoktandır. Al birini vur ötekine... Tayyip hala politika dersi veriyor bunlara da anlayan yok. Kılıçdar gitmeden bir şey düzelmez, onun da gideceği yok. Silik, sönük, aptal adam işte. İyi niyetli de değil ayrıca. Hiç düşünmüyorum artık...
  25. Türk Ateist

    Saklı Seçilmişler Ve Wahls Protokolü kitapları

    Aynen öyle, ya yalan ya çapıtma ya da dinciler doktorumsular tarafında yazılmış saçma sapan şeyler onlar. Oruç tutmanın yararı öte yanda dursun, zararı olduğu kesin. Böbrekleri mahvediyor öncelikle. Onca saat, hele de sıcak mevsimlere denk gelmişse susuz kalmak korkunç zararlı. Delilik.
×
×
  • Yeni Oluştur...